fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

GÜLLEKAMIŞ (Dîefenbahya) (Dieffenbachia sp.) HASTALIKLARI

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • GÜLLEKAMIŞ (Dîefenbahya) (Dieffenbachia sp.) HASTALIKLARI

    GÜLLEKAMIŞ (Dîefenbahya) (Dieffenbachia sp.) HASTALIKLARI
    (Salon Çiçeği)
    Doku Ölümü : Glomerella cincta mantarının etkisi ile güllekamış konukçusunda "antraknoz" da denilen başka bir "yaprak lekelenmesi" ortaya çıkmaktadır. Mücadelesi, "yaprak lekelenmesi"ndeki gibi yapılır.
    Colletotrichum gloeosporioides ve Glomerella cinğulata mantarlarının yarattığı "doku ölümü" hastalığı'nda, belirtiler başlıca serin kış ayları esnasında ortaya çıkar. Yaprak "leke"leri başlangıçta esmer ve suya sokulmuş gibidir, parlak sarı bir hale'si bulunabilir. Etmen mantarların üreme organları yaprak leke'si içerisinde küçücük siyah benek'lerden ibaret aynı merkezli halkalar halinde görünürler. Diğer "doku ölümü" hastalıklarında olduğu gibi, etmen mantarın eşeyli devresi olan Glomerella veya eşeysiz devresi olan Colletotrichum, hastalıklı yapraklardan ayrıklanabümektedir. Mücadele ; yapraklar kuru tutulur, yukarıdaki yapılar üzerinde yoğuşma ile sebep olunan soğuk su damlacıklarından korunur; bitkiler düzenli olarak gözden geçirilir, "doku ölümü" belirtileri gösterenler (veya hiç olmazsa tek tek yapraklar) uzaklaştırılır; "iprodion", "thiofanatmelil" ve "mankozeb" gibi birçok mantar ilacı bu hastalığa karşı denetim sağlamaktadır.
    Yaprak Lekelenmesi ve Gövde Çürüklüğü: Fusarium solani mantarının husule getirdiği "gövde çürüklüğü" hastalığı, çeliklerin dibinde ve köklenmiş bitkilerde yumuşak ve şapkalı mantar kıvamında "çürüklük" olarak ortaya çıkar. Çürümüş kısım sık sık morumsu veya kırmızımsı kenarlı olur. Çok ıslak şartlar altındaki yaprakların hastalanması, açık ve koyu dokuları olan aynı merkezli esmer ve kağıt gibi "yaprak lekeleri" sonucunu doğurur. Şiddetle hastalanmış bitkilerin gövde diplerinde Fusarium so/an/'nin küçücük, parlak kırmızı ve yuvarlak yapılar (yani etmen mantarın eşeyli devresindeki üreme organları olan peritesyum'lar) oluşur. Mücadele ; "gövde çürüklüğü" veya "çelik çürüklüğü" bir sıkıntı olduğu zaman, çeliklerin "thiofanatmetil" ilacına batırılması veya yapışan ıslatma işlemleri kayıpları azaltır; keşfedilir edilmez hemen hastalanmış bitkiler gömüden uzaklaştırılır; bu mantarca yaratılan "gövde çürüklüğü", Erwinia bakterisinin sebep olduğuna benzediği için, doğru hastalık teşhisi ilacın seçimi ve kullanımı öncesi çok önemlidir.
    Phytophthora palmivora ve P. parasitica mantarları güllekamış bitkisinde "gövde çürüklüğü" ve "yaprak lekelenmesi" hastalığı yaratırlar. Bu hastalık esas olarak toprak üzerinde ve içinde yetiştirilen bitkilerde ortaya çıkar. "Yaprak leke"leri başlangıçta düzensiz kenarları olan küçük ve suya sokulmuş gibidir. Eğer şartlar kuru ise esmer ve kağıtsı olurlar, şartlar ıslaksa bunların merkezleri dökülür. "Gövde çürüklüğü" çoğunlukla, gövdenin yumuşak ve sulu olduğu bitkinin toprak seviyesindeki kısmında başlar, alt yapraklar sararır. Sonunda, bitki kısmı gömülür ve bir yarık oluşur, hastalık gövdeye yerleşir. Mücadele ; bitkileri tabii bulaşma kaynağından (toprak) uzakta ve yükseltilmiş tezgahlarda yetiştirme, bu hastalıktan kaçınmanın en iyi yoludur; yeni ve steril edilmiş saksılar ve saksılama harcı kullanılır; kötü sızma yapan saksılama

    harçları hastalığın şiddetini artırabilir; Bu ve birkaç başka hastalık arasındaki benzerliklerden dolayı, mücadele yolu seçilmeden evvel teşhis tam yapılmış olmalıdır; "thiofanatmetil ve etdiazol karışımı", tek başına "etridiazol", "fosetilalüminum" ve "metalaksil" ilaçları, yetiştirme önlemleri de uygulanarak, "gövde çürüklüğü"ne , karşı en iyi denetlemeyi sağlamaktadır; "fosetilalüminum", "yaprak lekeienmesi"nin denetimi için yaprak püskürtme ilacı olarak da uygulanabilir.
    Yaprak Lekelenmesi ve Yaprak Sapı Çürüklüğü : Myrothecium roridum
    mantarı diefenbahya'da bu hastalıkları yaratmaktadır. "Yaprak lekelenmesi" hastalığı
    en sık olarak, uç'lar ve elleme sırasında ortaya çıkan ana damardaki "kırılma"lar
    gibi, yaprakların yaralı kısımlarında görülür. "Yaprak lekesi" suludur ve yaprak alt
    yüzünde dış kenara yakın aynı merkezli halkalar içinde hemen daima siyah ve beyaz
    mantar üreme organları bulunur. Üreme organlarının varlığı, sebebin bu mantar
    olduğuna dair iyi bir delildir. Doku kültüründen elde edilmiş ve yeni dikilmiş bitkiler
    bu hastalığa karşı özellikle hassastır. Bu bitkilerdeki birincil belirti, en eski yapraktan
    başlayarak "yaprak sapı çürüklüğü"dür, bunun yanında "yaprak lekelenmesi" de
    ortaya çıkabilir. f
    Mücadele : Yaprakların yaralanmasından kaçınılır ve yapraklar mümkün olduğunca kuru tutulur. Hastalığın konukçusu olan diğer bitkiler arasında aglaonema {Aglaonema sp.), zebraçiçeği (Aphelandra sp.), begonya (Begonia sp.), kalatba {Calathea sp.), barışzambağı {Spathiphyllum sp.) ve filkulağı (Syngonium sp.) bulunmaktadır, bunlar da denetleme bakımından dikkate alınmalıdır. Hastalık 21-27 oC arasındaki sıcaklıklarda ve aşırı gübrelenmiş diefenbahya'larda en şiddetli geçmektedir. Yeni şaşırtılmış ve doku kültürü ile elde edilmiş bitkilere koruyucu ilaç uygulaması, hastalık baskısı yüksek olduğu zaman lüzumlu olabilir. Hastalığın "yaprak lekelenmesi" safhasının denetlenmesinde "iprodione" iyidir, "yaprak sapı çürüklüğü" ile etkilenmiş doku kültüründen elde edilmiş olan bitkiciklerde çok etkilidir. "Khlorothalonil" de iyi denetleme sağlar, fakat "yaprak sapı çürüklüğü"nün denetlenmesinde fazla etkili değildir. İlave olarak, "mankozeb" de bazı konukçu bitkilerdeki "yaprak lekelenmesi"ne kullanılır.
    Yaprak Lekelenmesi : Cephalosporium dieffenbachiae mantarınca yaratılan "yaprak lekelenmesi" farklı bir hastalıktır. Genç yapraklarda çok küçük ve kırmızımsı esmer hasarlar görülür. Yapraklar açıldığı zaman lekeler çap bakımından yarım santimetre veya daha fazla olabilirler, koyu bir sınıra sahiptirler. Hasarlı kısımlar birleşirken, bazan tüm yaprağın sararması ve ölmesi olayı gerçekleşir. Bulaşma genelde yaprak kını altında beslenen böceklerin açtığı yaralardan olmaktadır. Mücadele: yüzey ıslatılmasından kaçınılır; bitkiler arasında boşluklar bırakılır; sıcaklık ve rutubet olabildiğince düşük tutulur; karıncaları öldürmek ile ve zamanında "malathion" püskürtmek ile bitkide yara açılmasına sebep olan böcekler denetim altında tutulur.
    "Esmer yaprak lekelenmesi" hastalığı'nda; Leptosphaeria sp. mantarının etkisi ile Dieffenbachia türlerinde aşırı hasar oluşur. Hasta-ölü kısımlar küçücük ve suya sokulmuş gibi yaprak yüzeyinde çapraz olarak dağılmıştır. Hastalanmış yapraklar üzerinde çapı 1 milimetreden daha küçük veya birkaç adedi daha büyük yuvarlak lekeleri bulunan 50 veya daha fazla sayıda ölü doku bulunur. Hasta-ölü kısmılar , yaprak damarları ile sınırlanmaz; zaman zaman orta damar, yaprak sapı ve çiçek yaprakları üzerinde ortaya çıkar. Olgun leke'ler kabaca dairemsidir ve esmer

    renktedir, bunların merkezi sarımsı esmerdir ve dışarısında koyu turuncu-sarı renkli bir hale'si bulunur. Etmen mantarın Ascomycetes safhasına ait üreme yapıları sık sık hasta-ölü dokular içinde oluşur, küçücük ve siyah "benek"ler olarak gözükür. Bazı kültivarlarda "leke"ler suya sokulmuş gibi bir kenar ile kuşatılır. Etkilenmiş yapraklar "sararmış" ve "gevşek" olur, fakat çoğunlukla ayrılmaz. Mücadele ; şu diefenbahya kültivarlarının seralarda bu mantar hastalığına hassas olduğu görülmektedir, Dieffenbachia amoena, D.maculata, D.maculata 'Exotica', D.maculata 'Rudolph Roehrs.' ve D.memoria-corsii; bu konukçuların hiçbirinde yaralanma olmaksızın bulaşma olmaz; olgun yaprak'lar olgun olmayanlara göre önemli ölçüde daha hassastır, yaprak alt yüzleri üst yüzlerinden daha hassastır; devamlı % lOO'lük nispi rutubetin, % 78-92 arasındaki değişken nispi rutubetlere kıyasla hastalığın şiddetini azalttığı görülmektedir; dönem dönem "maneb" püskürtmesi yapılması faydalıdır.
    Xanthomonas campestris pv. dieffenbachiae bakterisinin yarattığı "yaprak lekelenmesi" hastalığı'nda, yaprakların lekeli duruma gelmesi küçücük, topluiğne başı boyutunda ve suya sokulmuş gibi gözüken kısımlar olarak başlar, bunlar çabucak 3 milimetre veya daha büyük boyuta genişler. "Lekenler, bakterinin hidatod'lardan girebildiği bir yaprak kenarı oluşturma eğilimi gösterirler. Yapraktaki ana damar istila edildiği zaman hastalık hızla ve baştanbaşa yaprağa yayılır. Bu "ölü" kısımlar sık sık çok siyahtır ve parlak sarı bir hale ile çevrilidirler. Bazı kültivarların hastalığa dirençli olduğu bilinmektedir. Aglaonema (Aglaonema sp.), anturyum (Anhurium sp.) ve filkulağı (Syngonium sp.) gibi çoğu bitki de bu hastalığa uğramaktadır. Mücadele ; bu "yaprak lekelenmesi" hastahğına maruz tüm mevcut bitkiler ortadan kaldırılır; bitkiler yukarıdan sulama yapılmaksızın veya yağmura maruz bırakılmaksızm yetiştirilmedikçe bu hastalığın denetim altına alınması çok zordur; hastalık 30-35 oC arasındaki sıcaklıklarda en şiddetli geçmektedir; "bakır" içeren bileşikler gibi ilaçlar, eğer koruyucu ve düzenli olarak kullanılırsa bir derece etkili olmaktadır; tavsiye edilenden daha büyük oranda gübre uygulamasının, bitkiye görünüş bakımından göze çarpan bir hasar vermeden, bu bakteriye karşı azalmış hassasiyet yarattığı bilinmektedir.
    Çürüklük : Pythium türü (özellikle P. splendens) mantarlar ile yaratılan "kök çürüklüğü" hastalığı ilk olarak, çeliklerin veya bitkinin alt yaprakları sarardığı ve öldüğü zaman farkedilir. Köklerin incelenmesi ile, şapkalı mantar kıvamında, esmer ve çoğunlukla seyrek oldukları görülür. Mücadele ; Phytophthora sp.'nin yarattığı "gövde ve kök çürüklüğü" hastalığındaki denetim önlemleri uygulanır.
    Kök ve gövde çürüklükleri", su küflerinden Pythium sp. ve Phytophthora palmivora mantarlarının istilası sonucu bu konukçunun köklerinde ve gövdesinin alt tarafında çürüklük yaratması ile ortaya çıkmaktadır. Mücadele ; bu mantarların denetim altına alınması konukçu bitkinin sertleşmiş kamışlarından alman 5 santimetre kadar uzunluktaki parçaların 30 dakika 50 oC'Iıksıcaksu içine sokulması ile başarılmaktadır; kamışlar daha sonra soğutulur, kökler ve tomurcuklar gelişmeye başlayıncaya kadar buharlaşmış sphagnum yosunu içine yerleştirilirler; yumuşak kamışlar veya yumuşak yapraksı sürgünler sıcak su muamelesinden çıkarılmazlar.
    Erwinia chrysanthemi bakterisinin sebep olduğu "gövde ve yaprak çürüklüğü" hastalığı'nda; gövdeler üzerinde esmerimsi, suya sokulmuş gibi, gömülü ve yumuşak bölgeler; yapraklar üzerinde düzensiz, esmerimsi ve yumuşak lekeler; meydana

    gelmektedir. Mücadele ; çoğaltma için kullanılacak olan hastalıklı sürgünler "agrimisin" veya "sıcak su" içerisine batırılmalıdır.
    Bakteri'den Yaprak Lekelenmesi: "Bakteri yaprak lekelenmesi" hastalığında; Xanthomonas dieffenbachiae bakterisi tarafından sebep olunan lekeler önce küçük ve sarıdır, veya yarısaydam merkezli sarımsı turuncu renklidir. Nemli şartlar altında lekelerin alt yüzlerinde geniş bakteri sızma kitleleri görülür. Kurudukça bu yapı mumsu ve gümüş beyazı bir tabaka haline gelir, lekeleri örter. Daha sonra sızıntı üst yüzeyler üzerinde görülebilir. Lekeler bir santimetre çapa kadar genişler ve birleşebilir. Kuru şartlar altında leke'ler genişlemez, yapraklara benekli görünüş vererek kırmızımsı esmerleşir, geniş damarlar ile sınırlanarak biraz belli boyutta kalırlar. Eğer yeterli olarak çok sayıda olurlarsa, sararma ve solma, yaprakların hastalıklı kısımlarının ölümü sonucu doğar. Böyle yapraklar esmerleşir, kalın ve katı olurlar. Mücadele ; bitkiler arasında oldukça fazla boşluk bırakılır; rutubetli şartlar altında ve düşük sıcaklıkta yüzey ıslatmadan kaçınılır.
    Yanıklık ve Gövde Çürüklüğü : En/vinia chıysanthemi ve E. carotovora pv. carotovora bakterileri "gövde çürüklüğü" ve "yanıklık" hastalıkları yaratmaktadır. Erv/inia spp. ile sebep olunan "gövde çürüklüğü" hastalığı görünüş bakımından Phytophthora sp. ve Fusarium sp. tarafından yaratılanlara çok benzer. Çürüklüğe uğramış kısımlar çoğunlukla sulu ve şapkalı mantar kıvamındadır, çoğu hallerde çürük ve balıksı bir koku yayar. Bakteriler bazan hastalanmış çeliklerin dibinde yapışkan ve jelatinimsi bir kitle oluşturur, hastalıklı bitkilerin alt yaprakları genelde sarıdır. Ervvinia spp. ile yaratılan "yaprak lekeleri" hızla genişler ve çok sulu olabilen bunların merkezi dökülür.
    Mücadele : Bu hastalığı denetleme bakımından başarılı vasıta sadece, hastalık belirtisi gösteren bitkilerin yok edilmesidir. Bu uygulama "yanıklık" hastalığının gözüktüğü en muhtemel olan sıcak aylar sırasında yapılır. Hastalık belirtilerini göstermeyen (yani asimptomatik olan) hastalıklı bitkilerin kullanılması genelde çeliklerin kaybedilmesi sonucunu doğurur, çünkü bakteri bitkinin gövdesi içinde bulunur ve köklenme sırasında faal olur. "Antibiyotikler ve "bakır'lı" bileşikler, "yaprak lekelenmesi" belirtilerinin denetim altına alınmasını sınırlı gerçekleştirir. Yeni bulaşmaları azaltmak için yapraklar kuru tutulur. Çoğu başka yaprak bitkileri bu bakteriye hassastır ve bunlar güllekamış bitkisinin bulaşmaya uğramasında kaynak olarak düşünülmektedirler.
    Mozayik : Diefenbahya bitkisinde "mozayik" hastalığı dasheen mosaic virüsü (DMV), "perfection" kültivarında ve akraba kültivarlarda en şiddetlidir. "Halka lekelik", "mozayik", "yaprak çarpıklığı" ve "bodurlaşma" gibi belirtiler yıl içinde dönem dönem ortaya çıkar.
    Mücadele : Bu virüs hem bit'ler ve hem de insan ellemesi ile yayılmaktadır, buna rağmen insan daha yaygın taşıyıcıdır. Hastalık etkeninden yoksun-temiz bitkiler kullanılması çok önemlidir, çünkü DMV'nin belirtileri daima farkedilebilir değildir. Halihazırda mevcut olan kimyasal maddeler virüslere karşı etkili değildir. Dudakboyasısarmaşığı (Aglaonema sp.), devetabanı (Philodendron sp.) ve barışzambağı (Spathiphyllum sp.) gibi bu virüsün diğer konukçuları hastalık belirtileri gösterip göstermediği bakımından takip edilmelidir, çünkü bunlar bu virüs'ün biriktiricileri olarak görev yapabilirler.
    Bakır Zehirlemesi : Hastalığın sebebi asit bir çözelti halindeki "bakır'lı"

    bileşiklerin uygulanmasıdır. Hastalık ile, yaprak yüzeylerinde çapraz dağılmış küçücük ve suya sokulmuş gibi kısımlar gelişir. "Leke"ler düzensiz biçimlidir ve bakteri'lerin yarattıklarına benzerler, görünüş bakımından şişe mantarı kıvamındadır ve "bakır'h" ilaçların uygulanmasından sonra 2-3 hafta içerisinde esmerden kahverengiye değişen renk alır.
    Mücadele : "Bakirli" bileşikler, tavsiye edilen oranda ve zaman aralığında uygulandığı zaman emniyetle kullanılır. Sadece, "bakirli" bir bileşik, "sirke" ve mantar ilacı olan "fosetilalüminum" gibi bir asit bileşik ile karıştırıldığı zaman, "bakır" zehirlenmeye yol açar. Zaman aralığı bir haftayı aşmadıkça "bakır" ve "asitli" bileşiklerin uygulanmasından kaçınılır. Eğer suyun pH'si asit tarafta ise, "bakır"lı bileşikleri uygulamak üzere, kullanmadan evvel su, 6 pH değerine ayarlanır.
    Soğuk Hasarı : Hastalığın sebebi gemi nakliyatı sırasındaki "soğuk hava"dır. Düşük sıcaklığın sonucu olarak, ana damarların arasındaki kısımda "sararma" ve "açık esmerleşme" olur.
    Mücadele : Düşük sıcaklığa maruz kalma önlenir. Sıcaklıktaki aşırı veya ani değişmelerden kaçınılır. Bazı güllekamış bitkilerinin yaprak hasan göstermeksizin 7 oC'ye maruz kalabilmesine rağmen, 21-35 oC gibi yüksek sıcaklıklarda büyütülen bitkiler eğer sıcaklık 13 oC'ye veya altına düşerse hasar görebilirler.
    Güneş Yakması : Hastalığın sebebi yüksek "ışık"dır. Hastalık ile, yapraklarda hızla esmerden beyaza değişkenlik gösteren renkli ve düzensiz biçimli kısımlar gelişir. "Leke"ler, bitkilerin alışmış bulunduklarından çok daha parlak ışığa maruz bırakılmalarından sonra gece boyunca görülür.
    Mücadele : Bitkiler, düşük ışıklı veya gölgelik bir durum ve şarttan çok parlak ışıklı veya doğrudan güneş ışıklı yere asla nakledilmez. Eğer bitkinin yüksek ışıklı bir yere nakledilmek mecburiyeti varsa, yaprakların yüksek ışık şartlarına alışmalarını sağlamak üzere haftalık dönemler içinde bitkiyi düşük ışıktan ortaya ve yükseğe artırarak taşıma yapılır.

    Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008
Working...
X