SÜSBİBERİ (Caryota sp.); ALTINMEYVE PALMİYESİ
(Chrysalidocarpus sp.); KENTİYA PALMİYESİ (Hovvea sp.);
YELPAZE PALMİYESİ (Livistona sp.); HURMA PALMİYESİ
(Phoenîxsp.); HANIM PALMİYESİ (Rhapis sp.); HASTALIKLARI
(Salon Bitkisi)
Yaprak Lekelenmesi : Palmiye bitkilerinde "yaprak lekelenmesi" hastalıklarını Cylindrocladium pteridis (C. macrosporum), C. floridanum ve Calonectria colhounii, C. theae, C. crotalahae mantarları yaratmaktadır. Hastalık ile meydana gelen "yaprak lekeleri ayırt edici olarak bozumsu esmer, koyu esmer veya hemen hemen siyah renktedir; yuvarlaktan düzensize kadar biçimdedir; bazan koyu bir sınıra sahiptir. Genç "leke"ler esmer, yuvarlak ve sık sık sarı bir şerit ile çevrili olur; bozumsu esmer merkezleri olan koyu esmerden siyaha değişken hale dönüşür. Hastalığın ilerlemiş safhası; "lekelerin birleşmesi", "sararması", yaprakçık kenarlarının ve uçlarının "ölü doku"lu duruma gelmesi ile ayırt edici özellik kazanır. Mücadele ; bitkiler arasındaki mesafelerin artırılması, örtülü seralar ve damlatmalı sulama gibi yapraklar üzerindeki serbest rutubeti azaltan yetiştirme uygulamaları, hastalık olgularını ve yayılmasını azaltmaktadır; hastalıklı, özellikle "yanıklık"a uğramış yaprakların ivedilikle uzaklaştırılması ve yok edilmesi çok önemlidir.
Palmiye'lerin başka bir "yaprak lekelenmesi" hastalığına Exserohilum rostratum, Phaeotrichoconis sp. ve Bipolaris sp. mantarları sebep olmaktadır. Hastalık ile ortaya
çıkan "ölü" kısımlar 2-5 mm uzunluktadır, kırmızımsı esmerden siyaha değişkenlik gösterir, yaprak yüzünde bulunur. Her "ölü" dokuyu sık sık sarı bir hale yani kenar çevreler. Uygun ve iyi şartlar altında, "ölü" kısımlar birleşir; yaprak uçlarında ve kenarlarında geniş ve düzensiz biçimli "ölü" kısımlar oluşur. Bazan, tam açılmamış ve en yeni yaprak bütünü ile "ölü" olabilir. Mücadele ; üstten sulamaya ve yağışa maruz olmayan bitkilerde çok hafif bir hastalık gelişir; zayıf gübrelenmiş bitkilerin bu "yaprak lekelenmesi" hastalığına iyi gübrelenmişlerden daha duyarlı olduğunu birçok üretici ileri sürmesine rağmen, araştırmalar bu ilişkinin doğru olduğunu doğrulamamaktadır; tam güneşte yetiştirilen bitkiler, bu hastalık ile, azaltılmış ışık (% 50 gölge) altında yetiştirilenlerden daha şiddetle etkilenmektedir; hastalığın denetlenmesi, "mankozeb", "iprodion" veya "khlorothalonil" ilaçlarından birinin haftalık olarak uygulanması ile başarılabilmektedir; yine de özel palmiye bitkileri için ilaçların etiketi dikkate alınır.
Başka bir "yaprak lekelenmesi" hastalığı Pseudocercospora rhapisicola (Cercospora rhapisicola) mantarınca husule getirilmektedir. "Yaprak lekelenmesi" çok küçük, soluk sarı veya yeşil benekler olarak başlar. Bu "leke"ler yaprak dam boyunca paralel olarak elips veya daire biçimli leke'ler halinde genişler. İğne ucu gibi benekler ile kuşatılmış daha geniş leke'ler, hastalığın daha sonraki devresinin belirtisidir. Bu kısımlar, yükselmiş, koyu esmerden kırmızımsı kahverengiye değişen, azar azar esmerleşen sararmış doku ile kuşatılmış "beneklerden ve "lekelerden ibarettir. Mücadele ; hastalıklı yaprakların yok edilmesi bu hastalığın denetlenmesi için esastır; düzenli denetlemeler ile bulunan hastalıklı yaprakların tümden uzaklaştırılması ve yeni hastalanmış yaprakların uzaklaştırılması, bulaşma kaynağmı azaltır; sağlık korumanın sıkı tutulması ve bitkilerin iyi örtülmüş seralarda tutulması, kimyasal işlemleri lüzumsuz kılmaktadır.
Devrilme : Palmiye bitkilerinde Rhizoctonia sp., Fusarium sp., Phytophthora sp. ve Pythium sp. mantarları "devrilme" hastalığı yaratırlar. Bu hastalık sonucunda, bitki ve fidecik "kaybı", "sararması", "solması" ile takip edilen "kötü çimlenme", "köklerin siyahlaşması" veya "pelteleşme" belirtileri ortaya çıkar. Ekim-dikimlerde kötü hastalık sonuçları ortaya çıktığında, yeniden saksılama veya atma işlemleri gerekmektedir.
Mücadele : Bu mantarlar çoğunlukla geniş bir konukçu bitki çeşitliliğine sahiptir ve aynı fidanlık içinde sık sık birçok bitki türünü etkilemektedirler. Daima temiz palmiye tohumu, yeni saksılama ortamı ve temiz saksılar kullanılır. Herne zaman mümkün olursa, saksı altındaki toprak içinde bulunan tabii hastalık etmenlerine maruz durumu sınırlamak üzere bitkiler yükseltilmiş tezgahlarda yetiştirilir. Bitki büyümesinin azaltmaksızın hastalık etmenlerini azaltmak üzere toprak rutubeti mümkün olduğu kadar düşük tutulur. Pahalı tohumların "devrilme" hastalığına karşı aşırı garanti olarak üreticiler tarafından, çeşitli ilaçlar ile koruyucu ıslatma maddeleri seçilmektedir. Rhizoctonia sp. ve Fusarium sp. mantar'larını denetim altına almak üzere Phytophthora sp. ve Pythium sp. için kullanılandan farklı ilaçlar uygulanılmak mecburiyeti bulunduğu için,"kök çürüklüğü"ne sebep olan etmenlerin doğru teşhis edilmesi çok önemlidir.
Doku Ölümü : Colletotrichum gloeosporioides mantarı "doku ölümü" hastalığın) yaratır. Hastalık ile ortaya çıkan "leke"ler küçük ve suya sokulmuş "benek"ler veya geniş, ölü ve sararmış "hasar"lar halinde olabilirler, biçim bakımından da
yuvarlaktan düzensize kadar değişken olur. Bunlar çoğunlukla parlak sarı bir hale'si olan esmerden siyaha değişkendiler ve belirtiler ilerledikçe çöküntüye uğrarlar. Bazı palmiye'lerde, "ölü doku"lar köşelidir, çünkü bunlar yaprak damarları arasındaki kısımlarda kalmışlardır.
Mücadele: Yaprak'ları kuru tutan her usul ve yol, hastalık etmeni'nin bulaşma ve yayılma gücünü azaltır. Üstten sulama yapılmaz ve eğer mümkünse bitkiler yağışa açık tutulmaz. Bitkiler uygun aralıklarla ekilip dikilerek yaprakların hızlı kurumasına uğraşılır, şiddetle hastalanmış parseller gözden çıkarılır. Birçok koruyucu özellikli mantar ilacı kullanılarak hastalık olguları büyük ölçüde azaltılabilir.
Çürüklük : GHocladium vermoeseni mantarı "pembe çürüklük (gövde yanıklığı)" hastalığı yaratmaktadır. Bu mantar tomurcuk dokusuna, yaprak sapma, yaprak ayası'na ve gövdeye saldırmaktadır. "Leke'ler ile beraber zamkımsı sızıntı da ortaya çıkar. Yaşlı yaprakçıklar olgunlaşamadan ölür, ana yaprak ekseninin dibinde ölü çizgiler görülür ve yaprakçıklar sararır. Hastalık etmeni mantar portakal renginden pembeye değişen renk gösteren tozumsu konidi kitlelerini kolayca oluşturur. Şiddetli hastalıklarda, birçok gövde kuşaklanır ve ölür, böylece saksılanmış bitkiler pazara çıkanlamaz hale gelir. Hastalık belirtisi gösteren yaprakçıkların uzaklaştırılması sonucunda gövdedeki bulaşmalar görülür hale gelir, buradaki hastalık belirtileri koyu esmer, düzensiz biçimli, bazan sararmış kenarlardır. Mücadele ; hastalığın kış aylarında en şiddetli olduğu görülmektedir; yaralanmalar bulaşmayı kolaylaştırdığı için, sadece büsbütün ölmüş yapraklar palmiyelerden uzaklaştırılmalıdır; bulaşma ihtimalini azaltmak üzere, sadece sıcaklık en azından 30 oC, tercihli olarak 32 oC olduğu zaman, sarı yapraklar uzaklaştırılmalıdır; 7 veya 14 günlük aralıklarla "mancozeb" uygulanması yaz ayları sırasında iyi bir denetleme imkanı vermektedir.
Yanıklık: Palmiye bitkilerinde "yanıklık" hastalığı çeşitlerinden biri Phytophthora palmivora ve P. nicotianae (P. parasitica) mantarlarınca yaratılmaktadır. Bu mantarlar bitkinin ölümü ile takip edilen "fidecik yanıklığı" ve "devrilme"; "gövde çürüklüğü", "tepe çürüklüğü" ve "kök çürüklüğü"; "yaprak lekelenmesi", yaprak çürüklüğü"; "uç çürüklüğü", "tomurcuk çürüklüğü" veya "öz çürüklüğü" hastalıklarını yaratırlar. "Kök ve gövde çürüklüğü" çoğunlukla yaz aylarında ortaya çıkar, köklerin şiddetle "kaybı" ve tepenin "solması" olguları gerçekleşir. Kökler siyahlaşır ve kabukları (korteks) merkezdeki dokulardan kolaylıkla ayrılır. Yukarı bitki kısımlarındaki belirtiler, toprak seviyesine yakın ölü dokular ile başlayarak "gövdelerin kaybı"na ve bu gövdelerdeki "yaprakların sararmasına yol açar, yahut da gövdelerde farklı "ölü" kısımlar bulunabilir. "Ölü doku"lar siyahtır ve gömülüdür, toprağın yukarısında 30 santimetreye kadar olan kısımlar üzerinde gözükebilir. Mücadele ; hastalıktan kaçınmak üzere temiz bitki veya tohum kaynakları esastır; hastalanmış bitki'lerin erkenden uzaklaştırılması ve yok edilmesi bulaşmayı azaltır ve yeni bulaşma olgularını azaltır; su bu mantarın gelişmesini teşvik eder; hastalık bir kere ortaya çıktıktan sonra, şiddetle etkilenmiş palmiye'ler fidanlıktan ve süsleme alanından uzaklaştırılmalı ve yakılmalıdır; "metalaksil" ve "fosetilalüminum" gibi yaprak ilaçları ile yapılan tedavi edici çabalar, hastalığın yayılmasını sınırlama bakımından etkili olmaktadır.
Başka bir "yanıklık" hastalığına Sclerotinia homeocarpa mantarı sebep olmaktadır. Hastalık, 80 santimetreye kadar boylu olan küçük fideciklerde ortaya çıkar. Yaprakların yanıklığa uğraması ile bozdan beyaza değişkenlik gösteren misel
de gelişir, bu oluşum sık sık etkilenmiş yaprakların birbiri üzerine gelen yaprakçıklarını kaplamaktadır. Tek tek hastalıklı kısımlar biçim bakımından düzensizdir ve suya sokulmuş gibi bir doku şeridi ile kuşatılır. Hasta-ölü kısımlar sonunda esmerden boz renge döner ve koyu esmer bir sınıra sahip olur. Mücadele ; 80 santimetreden daha az bir boya sahip bitkilerde hastalık en şiddetli geçmektedir, çünkü 20 santimetrelik bir saksıya 100 adede kadar sık tohum ekilerek bulaşma ve hastalık gelişmesi için çok elverişli şart yaratılmış olmaktadır; bu hastalığı denetim altına almak üzere bitkiler arasındaki aralıklar artırılır, günün erken bir zamanında sulama yapılır ve tüm hastalık belirtisi gösteren bitkiler uzaklaştırılır.
Diğer bir "yanıklık" hastalığını Pseudomonasalbo-precipitans (P. avenae) bakterisi yaratmaktadır. Hastalığın ilk belirtisi yaprak damarları boyunca yer alan küçük, suya sokulmuş gibi ve yarı saydam kısımlardır. Olgunlaşmış "ölü" kısımlar kahverengiden siyaha değişkendir, sararmış bir hale ile çevrilidir, 1 milimetre genişlikten 5 santimetre uzunluğa kadar boyuttadır. Birçok hallerde, başlangıç bulaşmasının yaprak kenarında ortaya çıktığı görülmektedir. Mücadele ; hastalığın gelişmesi bakımından uygun sıcaklıklar 18-32 oC arasındadır; bu hastalık için kimyasal denetleme usulleri araştırılmamıştır, buna rağmen "bakır'h" ve "antibiyotik'li" ilaç ürünler bir derece etkili olabilmektedir; üstten sulamanın terkedilmesi ve hastalık belirtisi gösteren yaprakların hatta bitkinin bütün olarak uzaklaştırılması, tavsiye edilen yetiştirme usulüdür.
Demir Zehirlemesi : Hastalığın sebebi "demir" bileşiklerinin yapraklara uygulanmasıdır. Hastalık ile, yaprakçıklarda esmer ve elips biçimli "leke"ler oluşur, bular bazan mantar etkisinden doğan leke'ler ile karıştırılmaktadır. Yaprakçıklar uzunlukları boyunca çok sayıda "ölü dokulu leke"lere sahip olurlar.
Mücadele: Mikroelementlerin veya demir içeren ilaçların yapraklara uygulanması sonucu palmiye'lerde bazan leke'ler belirir. Hem "ferbam (demirli bir karbamat ilaç)" ve hem de "demir chelate" palmiye'lerde zehirlilik yaratırlar ve küçük hurma palmiye'lerde kullanılmazlar. Harmanlanmış mikroelementli gübreler içinde kullanılan demir miktarı, eğer tavsiye edilen oranda kullanılırsa, bir zorluk yaratmaz.
Boron Eksikliği: Hastalığın sebebi topraktaki "boron" yetersizliğidir. Bu hastalığın ilk belirtileri sararmış yeni yapraklardır, bu yaprakların çoğunlukla biçimi bozulur ve olağan genişlemeden kalırlar. Yaprak kenarları sık sık "ölü doku'lu olur ve daha şiddetli hallerde tüm yaprakçıklar "ölü doku" haline dönüşür. En şiddetli hallerde, sadece ölmüş yaprak sapı dipleri çıkar ve bunu meristem dokusunun ölümü takip eder.
Mücadele : Boron, çoğu topraklardan kolayca akıtılır. "Borikasit" veya "sodyumborat" ilaçlarının toprağa veya yapraklara uygulanması, "boron eksikliği" çeken palmiye bitkileri tedavi etmektedir. "Boron", gelişigüzel uygulanmamalıdır; çünkü orta derecede düşük miktarlarda zehirlilik ortaya çıkabilir.
Bakır Zehirlemesi: Hastalık, "bakır'h" ilaçların yapraklara uygulanması sonucu ortaya çıkar. Bileşik yaprağın yaprakçıkları üzerinde esmer ve elips biçimli "leke"ler oluşur ve bu leke'ler bazan mantardan gelişen "yaprak lekelenmesi" hastalığına benzer. Yaprakçıklar uzunlukları boyunca çok sayıda "ölü dokulu leke"lere sahip olurlar.
Mücadele : Leke'ler bazan "mikroelemenf'lerin veya "bakır" içeren ilaçların yapraklara uygulanması ile ortaya çıkar. İlaçlardan hem "bakırhidroksit" ve "bakır
çelat", küçük bölgelerdeki palmiye bitkilerine zehirli etkide bulunabilir. Karıştırılmış mikroelementli gübrelerde kullanılan "bakır" yoğunlukları, eğer tavsiye edilen oranlarda kullanılırsa, bir zorluk ortaya çıkmaz.
Flor Zehirlenmesi: Hastalığın sebebi aşırı "flor"dur. Hastalık ile, yaprakta "ölü doku"lar küçük "leke'ler olarak başlar ve daha sonra tüm yaprakçıklar "ölü doku"lu oluncaya kadar ilerleme yapar. Sıkça, palmiye bitkileri koyu ve esmer bir "uç ölümü" belirtisi gösterirler.
Mücadele : "Flor" içeren "su"dan, ayrıca "flor" içeren saksı ortamı unsurlarından (perlite) ve gübrelerden (superfosfat) kaçımlır. Flor'u uzaklaştırmak için toprak baştanbaşa yıkanır. Harç eriyiğinde en az miktarlarda "flor" mevcut olduğu zaman, bitkiye hasar harç ortamını 6.0-7.0 pH değerleri arasında tutma ile çoğunlukla önlenebiimektedir.
Potasyum Eksikliği : Topraktaki "yetersiz potasyum" sebebi ile bu hastalık ortaya çıkmaktadır. Hastalık ile, palmiye yaprakçıkları sarımsı "leke"ler ile alacalanır, bu lekeler alttan bakıldığında yarı saydam görünür. Bazı hallerde, yaşlı yapraklardaki belirtiler yaprakçıkların kenarında veya ucunda ölü kısımlar olarak görünür, böyle kısımlar az sarımsı "lekelenme" gösterir veya hiç göstermez. Bazı palmiye'lerde başlangıç belirtileri, yaprakçıklar içerisinde "ölü çizgi"ler olarak gözükür. Daha şiddetli "potasyum eksikliği" çeken palmiye'lerde kenar ve uç "ölü doku"ları gelişir. En şiddetle etkilenmiş olan yapraklar ve yaprakçıklar ise büsbütün "ölü" ve "solmuş" görünüş sergiler.
Mücadele : "Potasyum"lu gübrelerin düzenli uygulanması "potasyum eksikliğini önlemekte ve "potasyum" bakımından daha önce eksiklik çeken palmiye bitkilerini tedavi etmektedir. Kumlu topraklarda veya düşük katyon değiştokuşu gücüne sahip olanlarda, "potasyum"lu gübreler, örtülü ve denetimli serbest kalma halinde uygulanır, aksi takdirde yıkanma ile hızlı bir kayıp ortaya çıkar. Palmiye bitkileri için 3N-lP-3K-lMg oranındaki gübreler en iyi gibi gözükmektedir.
Magnezyum Eksikliği : Topraktaki yetersiz "magnezyum" bu hastalığa sebep olur. Hastalık ile, en yaşlı yapraklarda kenarlar boyunca çoğunlukla geniş ve sararmış şeritler ortaya çıkar; "sararma" yaprakçık uçlarından başlar ve eksiklik ilerledikçe ana yaprak eksenine doğru yayılır. Şiddetli hastalık hallerinde, en yaşlı yaprakların yaprakçıklarında sadece orta damar ve buna komşu kısımlar yeşil kalır, ancak daha genç yapraklar merkezleri boyunca gittikçe genişleyen yeşil şeritler gösterir.
Mücadele : Magnezyum, az katyon değiştokuş kapasitesine sahip kumlu topraklardan ve diğer topraklardan kolaylıkla yıkanır. Topraktaki yüksek "potasyum" veya "kalsiyum" miktarları da "magnezyum eksikliğini" ortaya çıkarır. Bir kere hastalık belirtileri mevcut olduktan sonra "magnezyum eksikliği"ni düzeltmek zordur. Tüm saksılama ortamlarını "dolomite"li hale getirmek en iyi koruma saklamaktadır. "Magnezyum'lu" yaprak püskürtme ilaçları, "magnezyum eksikliği"ne karşı uygulanacak işlemler bakımından genelde etkisizdir, çünkü bunlar palmiye'ler tarafından talep edilene göre küçük magnezyum miktarları sağlamaktadır.
Çinko Eksikliği : Toprakta yetersiz miktardaki "çinko"dan dolayı bu hastalık ortaya çıkmaktadır. "Çinko eksikliği" çeken çoğu palmiye bitkilerinde hastalık ile, yeni yapraklar damarları arasında "sararma" gösterir. Daha şiddetle eksikliğe maruz palmiye'lerde, yaprakçık uçları "ölü-hasta" dokulu olur ve bu gibi dokular sadece "ölü" yaprak sapı dipleri kalıncaya kadar artmaya devam eder. Eğer "çinko
eksikliği" durumunu düzeltecek işlem yapılmazsa meristem dokusunun ölümü gerçekleşmektedir.
Mücadele : Bu hastalık "çinko" içeren gübreler kullanma ile önlenebilir. Bu eksikliğe uğramış palmiye'ler için toprağa veya yapraklara "çinkosülfat" uygulanması çoğunlukla etkili olmaktadır. Yüksek toprak pH'si çinko'yıı çökeltir ve palmiye'lere uygunsuz hale getirir.
Gübre Zehirlemesi : Hastalığın sebebi, aşırı gübreleme ile sebep olunan topraktaki yüksek çözünebilir tuzlar, yüksek tuzlu gübreler veya tuzlu sulama suyu kullanılmasıdır. Hastalık ile, yaşlı yapraklarda ölü yaprakçık uçları, yeni ve sarı yapraklar ve bodurlaşma yaygın olarak görülür. Köklerde sık sık "ölü uçlar" ve daha yaygın "ölü doku"lar husule gelir. Eğer gübreler gövdeye yakın olarak birikirse, bitki bu noktada çöküntüye uğrar.
Mücadele : Düşük tuzlu gübreler ve hatta sadece tavsiye edilen oranlarda kullanılmalıdır. Her sulamada biraz toprak yıkanması olur. Eğer bu zorluk tuzlu sulama suyu ile ortaya çıkıyorsa ve temiz bir su kaynağı bulunamıyorsa, toprağın kurumasına müsaade edilmez ve sadece tuza müsamahalı bjtki türleri ..yetiştirilmelidir. Eğer şartlar mevcutsa, aşırı tuzun uzaklaştırılması için'toprak birkaç defa baştanbaşa yıkanmalıdır.
Güneş Yakması : Hastalığın sebebi gölgede yetiştirilmiş palmiye yapraklarının yüksek "ışık şiddeti"ne maruz kalmasıdır: Hastalık sonucu oluşan "ölü-hasta" kısımlar yaprakların üst yüzünde gözükür, belirtiler çoğunlukla yaprakların ucundan ve kenarından çok yaprak ve yaprakçıkların merkezinde yer alır.
Mücadele : Eğer manzara içinde kullanılırsa palmiye bitkileri tam güneş altında yetiştirilerek "güneş yakması" hastalığına karşı korunabilir. Palmiye yapraklarının iklim şartlarına alıştırılması bakımından, yaprakların yeni ve yüksek ışık şiddetine uyum sağlaması için tüm bitkiye yer değiştirilir. Tek tek gölgede büyümüş yapraklar yüksek ışık şiddetine uyum sağlayamaz.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008
(Chrysalidocarpus sp.); KENTİYA PALMİYESİ (Hovvea sp.);
YELPAZE PALMİYESİ (Livistona sp.); HURMA PALMİYESİ
(Phoenîxsp.); HANIM PALMİYESİ (Rhapis sp.); HASTALIKLARI
(Salon Bitkisi)
Yaprak Lekelenmesi : Palmiye bitkilerinde "yaprak lekelenmesi" hastalıklarını Cylindrocladium pteridis (C. macrosporum), C. floridanum ve Calonectria colhounii, C. theae, C. crotalahae mantarları yaratmaktadır. Hastalık ile meydana gelen "yaprak lekeleri ayırt edici olarak bozumsu esmer, koyu esmer veya hemen hemen siyah renktedir; yuvarlaktan düzensize kadar biçimdedir; bazan koyu bir sınıra sahiptir. Genç "leke"ler esmer, yuvarlak ve sık sık sarı bir şerit ile çevrili olur; bozumsu esmer merkezleri olan koyu esmerden siyaha değişken hale dönüşür. Hastalığın ilerlemiş safhası; "lekelerin birleşmesi", "sararması", yaprakçık kenarlarının ve uçlarının "ölü doku"lu duruma gelmesi ile ayırt edici özellik kazanır. Mücadele ; bitkiler arasındaki mesafelerin artırılması, örtülü seralar ve damlatmalı sulama gibi yapraklar üzerindeki serbest rutubeti azaltan yetiştirme uygulamaları, hastalık olgularını ve yayılmasını azaltmaktadır; hastalıklı, özellikle "yanıklık"a uğramış yaprakların ivedilikle uzaklaştırılması ve yok edilmesi çok önemlidir.
Palmiye'lerin başka bir "yaprak lekelenmesi" hastalığına Exserohilum rostratum, Phaeotrichoconis sp. ve Bipolaris sp. mantarları sebep olmaktadır. Hastalık ile ortaya
çıkan "ölü" kısımlar 2-5 mm uzunluktadır, kırmızımsı esmerden siyaha değişkenlik gösterir, yaprak yüzünde bulunur. Her "ölü" dokuyu sık sık sarı bir hale yani kenar çevreler. Uygun ve iyi şartlar altında, "ölü" kısımlar birleşir; yaprak uçlarında ve kenarlarında geniş ve düzensiz biçimli "ölü" kısımlar oluşur. Bazan, tam açılmamış ve en yeni yaprak bütünü ile "ölü" olabilir. Mücadele ; üstten sulamaya ve yağışa maruz olmayan bitkilerde çok hafif bir hastalık gelişir; zayıf gübrelenmiş bitkilerin bu "yaprak lekelenmesi" hastalığına iyi gübrelenmişlerden daha duyarlı olduğunu birçok üretici ileri sürmesine rağmen, araştırmalar bu ilişkinin doğru olduğunu doğrulamamaktadır; tam güneşte yetiştirilen bitkiler, bu hastalık ile, azaltılmış ışık (% 50 gölge) altında yetiştirilenlerden daha şiddetle etkilenmektedir; hastalığın denetlenmesi, "mankozeb", "iprodion" veya "khlorothalonil" ilaçlarından birinin haftalık olarak uygulanması ile başarılabilmektedir; yine de özel palmiye bitkileri için ilaçların etiketi dikkate alınır.
Başka bir "yaprak lekelenmesi" hastalığı Pseudocercospora rhapisicola (Cercospora rhapisicola) mantarınca husule getirilmektedir. "Yaprak lekelenmesi" çok küçük, soluk sarı veya yeşil benekler olarak başlar. Bu "leke"ler yaprak dam boyunca paralel olarak elips veya daire biçimli leke'ler halinde genişler. İğne ucu gibi benekler ile kuşatılmış daha geniş leke'ler, hastalığın daha sonraki devresinin belirtisidir. Bu kısımlar, yükselmiş, koyu esmerden kırmızımsı kahverengiye değişen, azar azar esmerleşen sararmış doku ile kuşatılmış "beneklerden ve "lekelerden ibarettir. Mücadele ; hastalıklı yaprakların yok edilmesi bu hastalığın denetlenmesi için esastır; düzenli denetlemeler ile bulunan hastalıklı yaprakların tümden uzaklaştırılması ve yeni hastalanmış yaprakların uzaklaştırılması, bulaşma kaynağmı azaltır; sağlık korumanın sıkı tutulması ve bitkilerin iyi örtülmüş seralarda tutulması, kimyasal işlemleri lüzumsuz kılmaktadır.
Devrilme : Palmiye bitkilerinde Rhizoctonia sp., Fusarium sp., Phytophthora sp. ve Pythium sp. mantarları "devrilme" hastalığı yaratırlar. Bu hastalık sonucunda, bitki ve fidecik "kaybı", "sararması", "solması" ile takip edilen "kötü çimlenme", "köklerin siyahlaşması" veya "pelteleşme" belirtileri ortaya çıkar. Ekim-dikimlerde kötü hastalık sonuçları ortaya çıktığında, yeniden saksılama veya atma işlemleri gerekmektedir.
Mücadele : Bu mantarlar çoğunlukla geniş bir konukçu bitki çeşitliliğine sahiptir ve aynı fidanlık içinde sık sık birçok bitki türünü etkilemektedirler. Daima temiz palmiye tohumu, yeni saksılama ortamı ve temiz saksılar kullanılır. Herne zaman mümkün olursa, saksı altındaki toprak içinde bulunan tabii hastalık etmenlerine maruz durumu sınırlamak üzere bitkiler yükseltilmiş tezgahlarda yetiştirilir. Bitki büyümesinin azaltmaksızın hastalık etmenlerini azaltmak üzere toprak rutubeti mümkün olduğu kadar düşük tutulur. Pahalı tohumların "devrilme" hastalığına karşı aşırı garanti olarak üreticiler tarafından, çeşitli ilaçlar ile koruyucu ıslatma maddeleri seçilmektedir. Rhizoctonia sp. ve Fusarium sp. mantar'larını denetim altına almak üzere Phytophthora sp. ve Pythium sp. için kullanılandan farklı ilaçlar uygulanılmak mecburiyeti bulunduğu için,"kök çürüklüğü"ne sebep olan etmenlerin doğru teşhis edilmesi çok önemlidir.
Doku Ölümü : Colletotrichum gloeosporioides mantarı "doku ölümü" hastalığın) yaratır. Hastalık ile ortaya çıkan "leke"ler küçük ve suya sokulmuş "benek"ler veya geniş, ölü ve sararmış "hasar"lar halinde olabilirler, biçim bakımından da
yuvarlaktan düzensize kadar değişken olur. Bunlar çoğunlukla parlak sarı bir hale'si olan esmerden siyaha değişkendiler ve belirtiler ilerledikçe çöküntüye uğrarlar. Bazı palmiye'lerde, "ölü doku"lar köşelidir, çünkü bunlar yaprak damarları arasındaki kısımlarda kalmışlardır.
Mücadele: Yaprak'ları kuru tutan her usul ve yol, hastalık etmeni'nin bulaşma ve yayılma gücünü azaltır. Üstten sulama yapılmaz ve eğer mümkünse bitkiler yağışa açık tutulmaz. Bitkiler uygun aralıklarla ekilip dikilerek yaprakların hızlı kurumasına uğraşılır, şiddetle hastalanmış parseller gözden çıkarılır. Birçok koruyucu özellikli mantar ilacı kullanılarak hastalık olguları büyük ölçüde azaltılabilir.
Çürüklük : GHocladium vermoeseni mantarı "pembe çürüklük (gövde yanıklığı)" hastalığı yaratmaktadır. Bu mantar tomurcuk dokusuna, yaprak sapma, yaprak ayası'na ve gövdeye saldırmaktadır. "Leke'ler ile beraber zamkımsı sızıntı da ortaya çıkar. Yaşlı yaprakçıklar olgunlaşamadan ölür, ana yaprak ekseninin dibinde ölü çizgiler görülür ve yaprakçıklar sararır. Hastalık etmeni mantar portakal renginden pembeye değişen renk gösteren tozumsu konidi kitlelerini kolayca oluşturur. Şiddetli hastalıklarda, birçok gövde kuşaklanır ve ölür, böylece saksılanmış bitkiler pazara çıkanlamaz hale gelir. Hastalık belirtisi gösteren yaprakçıkların uzaklaştırılması sonucunda gövdedeki bulaşmalar görülür hale gelir, buradaki hastalık belirtileri koyu esmer, düzensiz biçimli, bazan sararmış kenarlardır. Mücadele ; hastalığın kış aylarında en şiddetli olduğu görülmektedir; yaralanmalar bulaşmayı kolaylaştırdığı için, sadece büsbütün ölmüş yapraklar palmiyelerden uzaklaştırılmalıdır; bulaşma ihtimalini azaltmak üzere, sadece sıcaklık en azından 30 oC, tercihli olarak 32 oC olduğu zaman, sarı yapraklar uzaklaştırılmalıdır; 7 veya 14 günlük aralıklarla "mancozeb" uygulanması yaz ayları sırasında iyi bir denetleme imkanı vermektedir.
Yanıklık: Palmiye bitkilerinde "yanıklık" hastalığı çeşitlerinden biri Phytophthora palmivora ve P. nicotianae (P. parasitica) mantarlarınca yaratılmaktadır. Bu mantarlar bitkinin ölümü ile takip edilen "fidecik yanıklığı" ve "devrilme"; "gövde çürüklüğü", "tepe çürüklüğü" ve "kök çürüklüğü"; "yaprak lekelenmesi", yaprak çürüklüğü"; "uç çürüklüğü", "tomurcuk çürüklüğü" veya "öz çürüklüğü" hastalıklarını yaratırlar. "Kök ve gövde çürüklüğü" çoğunlukla yaz aylarında ortaya çıkar, köklerin şiddetle "kaybı" ve tepenin "solması" olguları gerçekleşir. Kökler siyahlaşır ve kabukları (korteks) merkezdeki dokulardan kolaylıkla ayrılır. Yukarı bitki kısımlarındaki belirtiler, toprak seviyesine yakın ölü dokular ile başlayarak "gövdelerin kaybı"na ve bu gövdelerdeki "yaprakların sararmasına yol açar, yahut da gövdelerde farklı "ölü" kısımlar bulunabilir. "Ölü doku"lar siyahtır ve gömülüdür, toprağın yukarısında 30 santimetreye kadar olan kısımlar üzerinde gözükebilir. Mücadele ; hastalıktan kaçınmak üzere temiz bitki veya tohum kaynakları esastır; hastalanmış bitki'lerin erkenden uzaklaştırılması ve yok edilmesi bulaşmayı azaltır ve yeni bulaşma olgularını azaltır; su bu mantarın gelişmesini teşvik eder; hastalık bir kere ortaya çıktıktan sonra, şiddetle etkilenmiş palmiye'ler fidanlıktan ve süsleme alanından uzaklaştırılmalı ve yakılmalıdır; "metalaksil" ve "fosetilalüminum" gibi yaprak ilaçları ile yapılan tedavi edici çabalar, hastalığın yayılmasını sınırlama bakımından etkili olmaktadır.
Başka bir "yanıklık" hastalığına Sclerotinia homeocarpa mantarı sebep olmaktadır. Hastalık, 80 santimetreye kadar boylu olan küçük fideciklerde ortaya çıkar. Yaprakların yanıklığa uğraması ile bozdan beyaza değişkenlik gösteren misel
de gelişir, bu oluşum sık sık etkilenmiş yaprakların birbiri üzerine gelen yaprakçıklarını kaplamaktadır. Tek tek hastalıklı kısımlar biçim bakımından düzensizdir ve suya sokulmuş gibi bir doku şeridi ile kuşatılır. Hasta-ölü kısımlar sonunda esmerden boz renge döner ve koyu esmer bir sınıra sahip olur. Mücadele ; 80 santimetreden daha az bir boya sahip bitkilerde hastalık en şiddetli geçmektedir, çünkü 20 santimetrelik bir saksıya 100 adede kadar sık tohum ekilerek bulaşma ve hastalık gelişmesi için çok elverişli şart yaratılmış olmaktadır; bu hastalığı denetim altına almak üzere bitkiler arasındaki aralıklar artırılır, günün erken bir zamanında sulama yapılır ve tüm hastalık belirtisi gösteren bitkiler uzaklaştırılır.
Diğer bir "yanıklık" hastalığını Pseudomonasalbo-precipitans (P. avenae) bakterisi yaratmaktadır. Hastalığın ilk belirtisi yaprak damarları boyunca yer alan küçük, suya sokulmuş gibi ve yarı saydam kısımlardır. Olgunlaşmış "ölü" kısımlar kahverengiden siyaha değişkendir, sararmış bir hale ile çevrilidir, 1 milimetre genişlikten 5 santimetre uzunluğa kadar boyuttadır. Birçok hallerde, başlangıç bulaşmasının yaprak kenarında ortaya çıktığı görülmektedir. Mücadele ; hastalığın gelişmesi bakımından uygun sıcaklıklar 18-32 oC arasındadır; bu hastalık için kimyasal denetleme usulleri araştırılmamıştır, buna rağmen "bakır'h" ve "antibiyotik'li" ilaç ürünler bir derece etkili olabilmektedir; üstten sulamanın terkedilmesi ve hastalık belirtisi gösteren yaprakların hatta bitkinin bütün olarak uzaklaştırılması, tavsiye edilen yetiştirme usulüdür.
Demir Zehirlemesi : Hastalığın sebebi "demir" bileşiklerinin yapraklara uygulanmasıdır. Hastalık ile, yaprakçıklarda esmer ve elips biçimli "leke"ler oluşur, bular bazan mantar etkisinden doğan leke'ler ile karıştırılmaktadır. Yaprakçıklar uzunlukları boyunca çok sayıda "ölü dokulu leke"lere sahip olurlar.
Mücadele: Mikroelementlerin veya demir içeren ilaçların yapraklara uygulanması sonucu palmiye'lerde bazan leke'ler belirir. Hem "ferbam (demirli bir karbamat ilaç)" ve hem de "demir chelate" palmiye'lerde zehirlilik yaratırlar ve küçük hurma palmiye'lerde kullanılmazlar. Harmanlanmış mikroelementli gübreler içinde kullanılan demir miktarı, eğer tavsiye edilen oranda kullanılırsa, bir zorluk yaratmaz.
Boron Eksikliği: Hastalığın sebebi topraktaki "boron" yetersizliğidir. Bu hastalığın ilk belirtileri sararmış yeni yapraklardır, bu yaprakların çoğunlukla biçimi bozulur ve olağan genişlemeden kalırlar. Yaprak kenarları sık sık "ölü doku'lu olur ve daha şiddetli hallerde tüm yaprakçıklar "ölü doku" haline dönüşür. En şiddetli hallerde, sadece ölmüş yaprak sapı dipleri çıkar ve bunu meristem dokusunun ölümü takip eder.
Mücadele : Boron, çoğu topraklardan kolayca akıtılır. "Borikasit" veya "sodyumborat" ilaçlarının toprağa veya yapraklara uygulanması, "boron eksikliği" çeken palmiye bitkileri tedavi etmektedir. "Boron", gelişigüzel uygulanmamalıdır; çünkü orta derecede düşük miktarlarda zehirlilik ortaya çıkabilir.
Bakır Zehirlemesi: Hastalık, "bakır'h" ilaçların yapraklara uygulanması sonucu ortaya çıkar. Bileşik yaprağın yaprakçıkları üzerinde esmer ve elips biçimli "leke"ler oluşur ve bu leke'ler bazan mantardan gelişen "yaprak lekelenmesi" hastalığına benzer. Yaprakçıklar uzunlukları boyunca çok sayıda "ölü dokulu leke"lere sahip olurlar.
Mücadele : Leke'ler bazan "mikroelemenf'lerin veya "bakır" içeren ilaçların yapraklara uygulanması ile ortaya çıkar. İlaçlardan hem "bakırhidroksit" ve "bakır
çelat", küçük bölgelerdeki palmiye bitkilerine zehirli etkide bulunabilir. Karıştırılmış mikroelementli gübrelerde kullanılan "bakır" yoğunlukları, eğer tavsiye edilen oranlarda kullanılırsa, bir zorluk ortaya çıkmaz.
Flor Zehirlenmesi: Hastalığın sebebi aşırı "flor"dur. Hastalık ile, yaprakta "ölü doku"lar küçük "leke'ler olarak başlar ve daha sonra tüm yaprakçıklar "ölü doku"lu oluncaya kadar ilerleme yapar. Sıkça, palmiye bitkileri koyu ve esmer bir "uç ölümü" belirtisi gösterirler.
Mücadele : "Flor" içeren "su"dan, ayrıca "flor" içeren saksı ortamı unsurlarından (perlite) ve gübrelerden (superfosfat) kaçımlır. Flor'u uzaklaştırmak için toprak baştanbaşa yıkanır. Harç eriyiğinde en az miktarlarda "flor" mevcut olduğu zaman, bitkiye hasar harç ortamını 6.0-7.0 pH değerleri arasında tutma ile çoğunlukla önlenebiimektedir.
Potasyum Eksikliği : Topraktaki "yetersiz potasyum" sebebi ile bu hastalık ortaya çıkmaktadır. Hastalık ile, palmiye yaprakçıkları sarımsı "leke"ler ile alacalanır, bu lekeler alttan bakıldığında yarı saydam görünür. Bazı hallerde, yaşlı yapraklardaki belirtiler yaprakçıkların kenarında veya ucunda ölü kısımlar olarak görünür, böyle kısımlar az sarımsı "lekelenme" gösterir veya hiç göstermez. Bazı palmiye'lerde başlangıç belirtileri, yaprakçıklar içerisinde "ölü çizgi"ler olarak gözükür. Daha şiddetli "potasyum eksikliği" çeken palmiye'lerde kenar ve uç "ölü doku"ları gelişir. En şiddetle etkilenmiş olan yapraklar ve yaprakçıklar ise büsbütün "ölü" ve "solmuş" görünüş sergiler.
Mücadele : "Potasyum"lu gübrelerin düzenli uygulanması "potasyum eksikliğini önlemekte ve "potasyum" bakımından daha önce eksiklik çeken palmiye bitkilerini tedavi etmektedir. Kumlu topraklarda veya düşük katyon değiştokuşu gücüne sahip olanlarda, "potasyum"lu gübreler, örtülü ve denetimli serbest kalma halinde uygulanır, aksi takdirde yıkanma ile hızlı bir kayıp ortaya çıkar. Palmiye bitkileri için 3N-lP-3K-lMg oranındaki gübreler en iyi gibi gözükmektedir.
Magnezyum Eksikliği : Topraktaki yetersiz "magnezyum" bu hastalığa sebep olur. Hastalık ile, en yaşlı yapraklarda kenarlar boyunca çoğunlukla geniş ve sararmış şeritler ortaya çıkar; "sararma" yaprakçık uçlarından başlar ve eksiklik ilerledikçe ana yaprak eksenine doğru yayılır. Şiddetli hastalık hallerinde, en yaşlı yaprakların yaprakçıklarında sadece orta damar ve buna komşu kısımlar yeşil kalır, ancak daha genç yapraklar merkezleri boyunca gittikçe genişleyen yeşil şeritler gösterir.
Mücadele : Magnezyum, az katyon değiştokuş kapasitesine sahip kumlu topraklardan ve diğer topraklardan kolaylıkla yıkanır. Topraktaki yüksek "potasyum" veya "kalsiyum" miktarları da "magnezyum eksikliğini" ortaya çıkarır. Bir kere hastalık belirtileri mevcut olduktan sonra "magnezyum eksikliği"ni düzeltmek zordur. Tüm saksılama ortamlarını "dolomite"li hale getirmek en iyi koruma saklamaktadır. "Magnezyum'lu" yaprak püskürtme ilaçları, "magnezyum eksikliği"ne karşı uygulanacak işlemler bakımından genelde etkisizdir, çünkü bunlar palmiye'ler tarafından talep edilene göre küçük magnezyum miktarları sağlamaktadır.
Çinko Eksikliği : Toprakta yetersiz miktardaki "çinko"dan dolayı bu hastalık ortaya çıkmaktadır. "Çinko eksikliği" çeken çoğu palmiye bitkilerinde hastalık ile, yeni yapraklar damarları arasında "sararma" gösterir. Daha şiddetle eksikliğe maruz palmiye'lerde, yaprakçık uçları "ölü-hasta" dokulu olur ve bu gibi dokular sadece "ölü" yaprak sapı dipleri kalıncaya kadar artmaya devam eder. Eğer "çinko
eksikliği" durumunu düzeltecek işlem yapılmazsa meristem dokusunun ölümü gerçekleşmektedir.
Mücadele : Bu hastalık "çinko" içeren gübreler kullanma ile önlenebilir. Bu eksikliğe uğramış palmiye'ler için toprağa veya yapraklara "çinkosülfat" uygulanması çoğunlukla etkili olmaktadır. Yüksek toprak pH'si çinko'yıı çökeltir ve palmiye'lere uygunsuz hale getirir.
Gübre Zehirlemesi : Hastalığın sebebi, aşırı gübreleme ile sebep olunan topraktaki yüksek çözünebilir tuzlar, yüksek tuzlu gübreler veya tuzlu sulama suyu kullanılmasıdır. Hastalık ile, yaşlı yapraklarda ölü yaprakçık uçları, yeni ve sarı yapraklar ve bodurlaşma yaygın olarak görülür. Köklerde sık sık "ölü uçlar" ve daha yaygın "ölü doku"lar husule gelir. Eğer gübreler gövdeye yakın olarak birikirse, bitki bu noktada çöküntüye uğrar.
Mücadele : Düşük tuzlu gübreler ve hatta sadece tavsiye edilen oranlarda kullanılmalıdır. Her sulamada biraz toprak yıkanması olur. Eğer bu zorluk tuzlu sulama suyu ile ortaya çıkıyorsa ve temiz bir su kaynağı bulunamıyorsa, toprağın kurumasına müsaade edilmez ve sadece tuza müsamahalı bjtki türleri ..yetiştirilmelidir. Eğer şartlar mevcutsa, aşırı tuzun uzaklaştırılması için'toprak birkaç defa baştanbaşa yıkanmalıdır.
Güneş Yakması : Hastalığın sebebi gölgede yetiştirilmiş palmiye yapraklarının yüksek "ışık şiddeti"ne maruz kalmasıdır: Hastalık sonucu oluşan "ölü-hasta" kısımlar yaprakların üst yüzünde gözükür, belirtiler çoğunlukla yaprakların ucundan ve kenarından çok yaprak ve yaprakçıkların merkezinde yer alır.
Mücadele : Eğer manzara içinde kullanılırsa palmiye bitkileri tam güneş altında yetiştirilerek "güneş yakması" hastalığına karşı korunabilir. Palmiye yapraklarının iklim şartlarına alıştırılması bakımından, yaprakların yeni ve yüksek ışık şiddetine uyum sağlaması için tüm bitkiye yer değiştirilir. Tek tek gölgede büyümüş yapraklar yüksek ışık şiddetine uyum sağlayamaz.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008

