SÜSEN (Kılıçzambağı) (İris sp.) HASTALIKLARI (Park-Bahçe Çiçeği)
Çiçek Yanıklığı: Glomerella cinğulata ve Botrytis cinerea mantarları yağmurlu mevsimlerde süsen çiçeklerinde "lekelenme" ve "yanıklık" husule getirirler.
Mücadele: Farkedilir edilmez lekeli çiçekler ve yapraklar hemen toplanıp yok edilir. Seralarda denetimli ısıtma ve havalandırma ile rutubet azaltılır, suç sıçratmaktan kaçınılır. Eğer bu tedbirler hastalığı denetim altına alamazsa, "benlat" püskürtmesi yapılır.
Pas : Puccinia iridis mantarının etkisi ile süsen yapraklarının her iki yüzünde pasımsı kırmızı ve toz gibi "kabarcıklar patlayarak çıkar, çeşitli süsen varyetelerinde bilhassa yabancıl süsen'de dikkate değer hasar yaratır. Kırmızı-pas renkli spor'lar hastalığı yapraktan yaprağa yayılır. Daha sonra siyah veya koyu esmer spor'lar, parazit mantarı ara konukçu'lara bulaştırmak üzere kış döneminden geçirir, ara konukçu'lar henüz bilinmemektedir. Kırmızı spor'lar, kötü surette donmayan yaprak'lar üzerinde kışı geçirebilir. Bu pas mantan'nın dört özel formu vardır: california, australis, septentrionalis ve floridanum.
Süsen bitkisi'ndeki diğer pas mantarı Puccinia sess/7/s'dir.
Mücadele : Güz veya kış mevsimlerinde tüm dökülmüş yaprak'lar yok edilir; veya bu işlem baharda büyüme başlamadan evvel yapılır. Pas hastalıkları süs ekim-dikim alanlarındaki önemli olduğu için, "ferbam" püskürtülmesi bunları denetim altına almada yardımcı olur.
Mavi Küf : Penicillium sp. mantarı tarafından tüm soğansı gövde'lere (bulb) sahip süsen tür'lerinde "çürüklük" meydana getirilmektedir. Lale (Tulipa sp.) soğansı gövde'leri de aynı küf mantarının benzer bir saldırısına maruzdur. Depo
halindeki soğansı gövde'ler bu mantarın hücumuna en fazla uğramaktadır. Mantar soğansı gövdeye rutubet şartları sonucunda ve yaralardan giriş kazanır. Mücadele için, soğansı gövde'ler "dip çürük!üğü"ndeki gibi çözeltiye batırılır.
Mürekkep Lekelenmesi: Mystrosporium adustum mantarınca soğansı gövdeye .(bulb) sahip süsen türlerinde yaratılan bu hastalık'da; soğansı gövde pullarının dış derisinde mürekkep-siyah renkli boyanma ortaya çıkar. Bunlar önce çok küçük daha sonra genişleyen "leke"lerdir, pulların tüm yüzünü kaplarlar. Mantar daha sonra içeriye girer ve soğansı gövdeye saldırır. Başlangıçta sadece merkezinde siyah gözüken küçük ve çürümüş "leke" kenarlara yayılır. Bütün soğansı gövde yüzeyinde siyahlaşabilir, büzülür ve iç kısmında sertleşir. Mücadele için, hastalıklı soğansı gövdeler toplanır ve yok edilir.
Yaprak Lekelenmesi: Didymellina macrospora mantarı ayırt edici ve düzensiz "göz lekelenmesi"ne sebep olmaktadır. Bu-lekeler boyut bakımından değişkendir ve biraraya gelirler, koyu esmer sınırları olan bozumsu merkezlidirler. Hastalık azçok yaprağın yarısını kaplar. Suya sokulmuş gibi gözüken kenarları olan küçük esmer "leke" ilk belirtileridir, bakterilerin sebep olduğu leke'leş ile karıştırılabilmektedirler. Hastalık çiçeklenme'den sonra daha da ciddidir. Yaprakların olgunlaşamadan ölümü yeraltı gövdelerinin (rhizom) zayıf düşmesine sebep olur, öyle ki bitki birkaç yıl sonra ölür. Mantar yeraltı gövdelerine ve köklerine bulaşmaz. Bu hastalık soğansı gövdeli (bulb) süsen türlerini etkilemektedir. Etmen mantarın eşeysiz devresi Heterosporium iridis mantarıdır. Birkaç başka mantar da süsen'de "yaprak lekelenmesi"ne sebep olur. Bunlar arasında; Mycosphaerella sp., Alternaria iridicola, Phyllosticta iridis ve -Ascochyta iridis bulunmaktadır. Mücadele ; dönem dönem taze hazırlanmış 4-6-50 oranlı "bordobulamacı" püskürtmesi yapılır, bu ilaca ıslatma ve yapışma maddesi katılır; veya "zineb"in 500 litre kadar su içindeki çözeltisi püskürtülür; "faltan", "fore" ve "maneb" de iyi bir denetim sağlar; sonbaharda veya ilkbahar başlarında eski süsen yapraklarını tırmıklayarak toplamak ve yok etmek hastalığı önlemek bakımından faydalıdır.
Xanthomonas tardicrescens bakterisinin sebep olduğu bu hastalık'da, yansıyan ışıkta koyu yeşil renkte gözüken, düzensiz biçimli ve yarı saydam "leke'ler başlangıç belirtileridir. Uzun zaman yağmurlu şartlar devam ettiği zaman leke'ler birleşerek tüm yaprakta gözükürler. Bu hastalık sık sık Didymellina macrospora mantarının sebep olduğu "yaprak lekelenmesi" ile karıştırılmaktadır. Mücadele için, büyüme mevsimi içinde erken zamanda leke'li yapraklar uzaklaştırılır ve yok edilir.
Çürüklük : Süsen'de çeşitli kısımlarda çürük oluşumları ortaya çıkmaktadır.
"Yatay yeraltı gövdesi (rhizom) çürüklüğü" hastalığı yaratan Botryotinia convoluta mantarının etkisi ile, çürümekte olan yeraltı gövdeleri üzerinde birkaç parlayan ve siyah sklerotium gelişir ve bu durum hastalık için ayırt edicidir. Mantar serin ve ıslak havalarda gelişir ve bahar başında kuruyan bitki'lerde bulunur. Mücadele ; yeraltı gövde'lerine uygulanacak etkili bir muamele yoktur; uzun yıllar boyunca "civa bileşikleri tavsiye edilmiştir, ancak bunların kullanımı şimdilerde yasaklanmıştır.
"Siyah çürüklük" husule getiren Sclerotinia sclerotiorum mantarının etkisi ile ortaya çıkan hastalık'da, bitkiler ya çimlenme yapamaz, toprak içinde kalır veya toprak üstüne çıkar, sararır, solar ve ölürler. Toprak altındaki soğansı gövdeler (bulb) ve sürgünler, bozumsu "küf" ile kaplanır. Siyah ve küre biçimli sklerotium'lar, yaşlı ve çürümeye uğramış kısımlarda gelişir. Mücadele ; tüm hastalanmış soğansı
gövdeler atılır; 3 veya 4 yıllık dönüşü yetiştirme uygulanır; istila edilmiş toprak, üretici tarafından tavsiye edilen oranda "PCNB" ile muamele edilir.
"Dip çürüklüğü" hastalığına sebep olan ve toprakta yaşayan Fusarium oxysporum mantarı soğansı gövdeye sahip süsen türlerinin köklerine girer, daha sonra bitkinin dip kısmı ve soğansı gövde pullarının dokularına işler. Mücadele ; hastalıklı ve ekim-dikimde kullanılacak bitki kısımları hemen yaklaşık 30 oC sıcaklıktaki 5 litre suya 2 kaşık dolusu oranında "benlat" çözeltisi içine 15-30 dakika süre ile sokulur, daha sonra acele olarak kurutulur.
"Tepe çürüklüğü"ne sebep olan Pellicularia rolfsii mantarı, sıkışık bitkilerin yaprakları ve çiçek sapı diplerini istila eder, daha sonra yeraltı gövdelerine girer ve azçok bir "kuru çürüklük" yaratır. Yaprakların tepelerinin esmerleşmesine rağmen, mantarın kendisi toprağa yakın kısımlarda sınırlanmıştır. "Çürüklük" oldukça hızlı gelişir. Mantarın miseli hemen bitki tepe kısımları dışına yayılır, yeraltı gövdelerinde önce beyazımsı daha sonra esmer renk ortaya çıkar, sonunda hardal tohum büyüklüğünde kahve veya siyah sklerotium'lar oluşur. Mücadele ; hem bitkiler ve hem de toprak, hastalıklı bölgeden 10 santimetre kadar öteye uzaklaştırılır; bunlar uzaklaştırılmaktayken, hastalıklı bölgeden öteye herhangi bir toprak saçmamaya dikkat edilir; ilaç üreticisinin talimatları yönünde, istila edilmiş toprağa "PCNB (terraklor)" uygulanması, hastalığın artmasını azaltacaktır.
"Yumuşak çürüklük" etmeni En/vinia carotovora bakterisinin etkisi ile, almansüseni'nde yatay yeraltı gövdelerinin (rhızom) en tehlikeli ve pis kokulu bu hastalığı ortaya çıkmaktadır Bakteri'ler, genç yapraklarda süsen oyucu böceği (Macronoctua onusta) larvalarının-açtığı yaralardan giriş yapar. Yaprağın yumuşak dokusu içinde bir kere giriş yaptıktan sonra bakteriler hızla çoğalır, bu dokularda hasar oluşturur, oyucu böcek tarafından açılan delik etrafında suya sokulmuş gibi bir görünüş yaratır. Bakteri'ler yeraltı gövdesine doğru yönelirken yapraklara da hasar verirler. Yaprak'larda yayılan suya sokulmuş gibi çizgiler, hastalığın belirtisi olarak biraz dikkat çeker. Hastalıklı yaprak'ların kesilmesi tedbiri ile önlenmedikçe, hastalık yer altı gövde'lerine ulaşmak yönündedir. İlk belirti, diplerindeki "çürüklenme"den ve "çökme"den dolayı sağlıklı yaprakların düşmesidir. Böyle yapraklar, "çürüklük"e uğramış yeraltı gövdesinden kolaylıkla ayrılır. Kötü koku da hastalığı teşhisin iyi bir ipucudur. Bu hastalık hemen veya nakledilerek dikimden sonra hemen yahut yeni süsen'lerin kaldırılıp temizlenmesinden sonra gözükebilir. Yahut da süsen kümeleri meydana geldikten sonra gözükebilir. Hastalığın gelişmesi bitkilerin sıkışık olması ile hiç bağlantılı değildir. Mücadele ; süsen oyucu böceği'nin ortadan kaldırılması, "yumuşak çürüklük"ün denetim altına alınmasında ilk ve başlıca tedbirdir; böcekler Ağustos ve Eylül aylarında olgunlaşır; yumurtalarını yaşlı süsen yapraklarına ve ekim-dikim yastıklarındaki kalıntılara bırakırlar; donma hasarını önlemek için kış örtmesinin yapıldığı yerlerde, böyle kalıntı ve atıkları tümden yok etmekzorunda olunduğu zaman, bahar başlarına kadar yaprak'ların tırmıklanmasının geciktirilmesi gerekli olabilir; eğer eski yaprakların ve diğer kalıntıların yok edilmesi genç süsen yaprakları 15 cm kadar bir boya ulaşıncaya kadar geciktirilirse, genç bitkilere "malathion" veya "sigon" püskürtmesi yapılır ve iki haftalık aralıklarla bu uygulama tekrarlanır; halen kabul edilebilir olan ve genç böcekleri de denetim altına alabilen mücadele ilaçlarından "pirethrum" ve "rotenon" da vardır; bu ilaçlar etkili denetim için da yakın aralıklarla uygulanmalıdır; çürüklük yapraklarda görüldüğü zaman bakterilerin çoğalması, suya
sokulmuş gibi belirti gösteren kısımların aşağısına kadar yaprakların kesilmesi ile önlenebilir, bu işlem, kesintileri dezenfekte etmek üzere % 7O'lik "alkol"e daldırmak suretiyle yapılmalıdır; eğer yeraltı gövdeleri çürüklüğe uğrarsa, bitkiler dikkatle kazılıp çıkarılır ve yok edilir; kazmakta kullanılan kürek ve bel gibi aletler daima dezefekte edilir; son zamanlarda antibiyotiklerin birçok bakteri hastalığını denetim altına aldığı keşfedilmiştir; bunlardan "streptomisin" çözeltisi, içine batırılarak bu hastalığı denetim altına alan bir ilaçtır; yeraltı gövdeleri çok derine ekilmez; sadece kısmen gömüldükleri zaman yeraltı gövdelerinin yüzeyine yakın veya üzerindeki bakteriler güneş ışınları ile öldürülür.
Virüs : Hem almansüseni hem de soğansı gövdeli süsen bitkileri, süsen'deki mozayik virüsü tarafından sebep olunan "mozayik" hastalığa maruzdurlar. Yapraklarda ve çiçeklerde sarı "çizgilenme"ye ve "alacalanma"ya sebep olur. Patates (Solanum tuberosum) ve şeftali (Prunus persica) bit'leri (aphid) bu virüsü nakletmektedir. Bu hastalık; almansüseni türünde özellikle ciddi hasar vermez, buna karşılık bitkiler bodurlaşmış ve çiçekler çok daha küçüktür; soğansı gövdelere sahip süsen türlerinde çok daha fazla hasar yaratır. Soğansı gövdeye sahip süsen^türlerinde tomurcuk kın'ı, soluk yeşil zemin üzerinde mavimsi yeşil "çil"li, daha az yaygın olarak sarımsı "çizgi'li görünümlüdür. Mücadele ; bu virüs soğansı gövdeler ve yeraltı gövde'leri içinde taşındığından, çoğu denetim uygulamalarında tüm hastalıklı bitkiler atılmaktadır, "malathion" kullanılarak virüs taşıyıcısı bit'lerin denetim altına alınması, ticari üreticilikte hastalığın yayılmasının önlenmesine yardımcı olur.
Tütün'deki halka lekelilik virüsü ile tabii olarak hastalandırılmış almansüseni türleri de iyileşmektedir.
Nematod : "Gövde ve soğansı gövde" nematodu Ditylenchus dipsaci, önce gövdeye ve kın'a saldırır, daha sonra soğansı gövde'ye girer. Toprak seviyesinin yukarısındaki kısımlara girmez. Gövde'nin dibindeki "renk bozulması" ve "çizgilenme" olguları, dış örtünün kazınması ile görünür duruma getirilebilir. Mücadele için; formalin'in 37-38 oC sıcaklıkta hazırlanan ikiyüzdebir'lik çözeltisine 3 saat süre ile sokma usulü, denetim sağlar.
"Çayır" nematodu Pratylenchus pratensis, kök hasarına sebep olur. Hastalanmış bitkiler bodurlaşır ve ölür biter. Mücadele ; istila edilmiş toprak "buhar" ile pastörize edilir; yahut bir nematod ilacı ile muamele edilir.
"Kök yumrusu" nematodu olan Meloidogyne incoğnita, yeraltı gövdeli süsen türlerinin köklerinde hasar meydana getirmektedir.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008
Çiçek Yanıklığı: Glomerella cinğulata ve Botrytis cinerea mantarları yağmurlu mevsimlerde süsen çiçeklerinde "lekelenme" ve "yanıklık" husule getirirler.
Mücadele: Farkedilir edilmez lekeli çiçekler ve yapraklar hemen toplanıp yok edilir. Seralarda denetimli ısıtma ve havalandırma ile rutubet azaltılır, suç sıçratmaktan kaçınılır. Eğer bu tedbirler hastalığı denetim altına alamazsa, "benlat" püskürtmesi yapılır.
Pas : Puccinia iridis mantarının etkisi ile süsen yapraklarının her iki yüzünde pasımsı kırmızı ve toz gibi "kabarcıklar patlayarak çıkar, çeşitli süsen varyetelerinde bilhassa yabancıl süsen'de dikkate değer hasar yaratır. Kırmızı-pas renkli spor'lar hastalığı yapraktan yaprağa yayılır. Daha sonra siyah veya koyu esmer spor'lar, parazit mantarı ara konukçu'lara bulaştırmak üzere kış döneminden geçirir, ara konukçu'lar henüz bilinmemektedir. Kırmızı spor'lar, kötü surette donmayan yaprak'lar üzerinde kışı geçirebilir. Bu pas mantan'nın dört özel formu vardır: california, australis, septentrionalis ve floridanum.
Süsen bitkisi'ndeki diğer pas mantarı Puccinia sess/7/s'dir.
Mücadele : Güz veya kış mevsimlerinde tüm dökülmüş yaprak'lar yok edilir; veya bu işlem baharda büyüme başlamadan evvel yapılır. Pas hastalıkları süs ekim-dikim alanlarındaki önemli olduğu için, "ferbam" püskürtülmesi bunları denetim altına almada yardımcı olur.
Mavi Küf : Penicillium sp. mantarı tarafından tüm soğansı gövde'lere (bulb) sahip süsen tür'lerinde "çürüklük" meydana getirilmektedir. Lale (Tulipa sp.) soğansı gövde'leri de aynı küf mantarının benzer bir saldırısına maruzdur. Depo
halindeki soğansı gövde'ler bu mantarın hücumuna en fazla uğramaktadır. Mantar soğansı gövdeye rutubet şartları sonucunda ve yaralardan giriş kazanır. Mücadele için, soğansı gövde'ler "dip çürük!üğü"ndeki gibi çözeltiye batırılır.
Mürekkep Lekelenmesi: Mystrosporium adustum mantarınca soğansı gövdeye .(bulb) sahip süsen türlerinde yaratılan bu hastalık'da; soğansı gövde pullarının dış derisinde mürekkep-siyah renkli boyanma ortaya çıkar. Bunlar önce çok küçük daha sonra genişleyen "leke"lerdir, pulların tüm yüzünü kaplarlar. Mantar daha sonra içeriye girer ve soğansı gövdeye saldırır. Başlangıçta sadece merkezinde siyah gözüken küçük ve çürümüş "leke" kenarlara yayılır. Bütün soğansı gövde yüzeyinde siyahlaşabilir, büzülür ve iç kısmında sertleşir. Mücadele için, hastalıklı soğansı gövdeler toplanır ve yok edilir.
Yaprak Lekelenmesi: Didymellina macrospora mantarı ayırt edici ve düzensiz "göz lekelenmesi"ne sebep olmaktadır. Bu-lekeler boyut bakımından değişkendir ve biraraya gelirler, koyu esmer sınırları olan bozumsu merkezlidirler. Hastalık azçok yaprağın yarısını kaplar. Suya sokulmuş gibi gözüken kenarları olan küçük esmer "leke" ilk belirtileridir, bakterilerin sebep olduğu leke'leş ile karıştırılabilmektedirler. Hastalık çiçeklenme'den sonra daha da ciddidir. Yaprakların olgunlaşamadan ölümü yeraltı gövdelerinin (rhizom) zayıf düşmesine sebep olur, öyle ki bitki birkaç yıl sonra ölür. Mantar yeraltı gövdelerine ve köklerine bulaşmaz. Bu hastalık soğansı gövdeli (bulb) süsen türlerini etkilemektedir. Etmen mantarın eşeysiz devresi Heterosporium iridis mantarıdır. Birkaç başka mantar da süsen'de "yaprak lekelenmesi"ne sebep olur. Bunlar arasında; Mycosphaerella sp., Alternaria iridicola, Phyllosticta iridis ve -Ascochyta iridis bulunmaktadır. Mücadele ; dönem dönem taze hazırlanmış 4-6-50 oranlı "bordobulamacı" püskürtmesi yapılır, bu ilaca ıslatma ve yapışma maddesi katılır; veya "zineb"in 500 litre kadar su içindeki çözeltisi püskürtülür; "faltan", "fore" ve "maneb" de iyi bir denetim sağlar; sonbaharda veya ilkbahar başlarında eski süsen yapraklarını tırmıklayarak toplamak ve yok etmek hastalığı önlemek bakımından faydalıdır.
Xanthomonas tardicrescens bakterisinin sebep olduğu bu hastalık'da, yansıyan ışıkta koyu yeşil renkte gözüken, düzensiz biçimli ve yarı saydam "leke'ler başlangıç belirtileridir. Uzun zaman yağmurlu şartlar devam ettiği zaman leke'ler birleşerek tüm yaprakta gözükürler. Bu hastalık sık sık Didymellina macrospora mantarının sebep olduğu "yaprak lekelenmesi" ile karıştırılmaktadır. Mücadele için, büyüme mevsimi içinde erken zamanda leke'li yapraklar uzaklaştırılır ve yok edilir.
Çürüklük : Süsen'de çeşitli kısımlarda çürük oluşumları ortaya çıkmaktadır.
"Yatay yeraltı gövdesi (rhizom) çürüklüğü" hastalığı yaratan Botryotinia convoluta mantarının etkisi ile, çürümekte olan yeraltı gövdeleri üzerinde birkaç parlayan ve siyah sklerotium gelişir ve bu durum hastalık için ayırt edicidir. Mantar serin ve ıslak havalarda gelişir ve bahar başında kuruyan bitki'lerde bulunur. Mücadele ; yeraltı gövde'lerine uygulanacak etkili bir muamele yoktur; uzun yıllar boyunca "civa bileşikleri tavsiye edilmiştir, ancak bunların kullanımı şimdilerde yasaklanmıştır.
"Siyah çürüklük" husule getiren Sclerotinia sclerotiorum mantarının etkisi ile ortaya çıkan hastalık'da, bitkiler ya çimlenme yapamaz, toprak içinde kalır veya toprak üstüne çıkar, sararır, solar ve ölürler. Toprak altındaki soğansı gövdeler (bulb) ve sürgünler, bozumsu "küf" ile kaplanır. Siyah ve küre biçimli sklerotium'lar, yaşlı ve çürümeye uğramış kısımlarda gelişir. Mücadele ; tüm hastalanmış soğansı
gövdeler atılır; 3 veya 4 yıllık dönüşü yetiştirme uygulanır; istila edilmiş toprak, üretici tarafından tavsiye edilen oranda "PCNB" ile muamele edilir.
"Dip çürüklüğü" hastalığına sebep olan ve toprakta yaşayan Fusarium oxysporum mantarı soğansı gövdeye sahip süsen türlerinin köklerine girer, daha sonra bitkinin dip kısmı ve soğansı gövde pullarının dokularına işler. Mücadele ; hastalıklı ve ekim-dikimde kullanılacak bitki kısımları hemen yaklaşık 30 oC sıcaklıktaki 5 litre suya 2 kaşık dolusu oranında "benlat" çözeltisi içine 15-30 dakika süre ile sokulur, daha sonra acele olarak kurutulur.
"Tepe çürüklüğü"ne sebep olan Pellicularia rolfsii mantarı, sıkışık bitkilerin yaprakları ve çiçek sapı diplerini istila eder, daha sonra yeraltı gövdelerine girer ve azçok bir "kuru çürüklük" yaratır. Yaprakların tepelerinin esmerleşmesine rağmen, mantarın kendisi toprağa yakın kısımlarda sınırlanmıştır. "Çürüklük" oldukça hızlı gelişir. Mantarın miseli hemen bitki tepe kısımları dışına yayılır, yeraltı gövdelerinde önce beyazımsı daha sonra esmer renk ortaya çıkar, sonunda hardal tohum büyüklüğünde kahve veya siyah sklerotium'lar oluşur. Mücadele ; hem bitkiler ve hem de toprak, hastalıklı bölgeden 10 santimetre kadar öteye uzaklaştırılır; bunlar uzaklaştırılmaktayken, hastalıklı bölgeden öteye herhangi bir toprak saçmamaya dikkat edilir; ilaç üreticisinin talimatları yönünde, istila edilmiş toprağa "PCNB (terraklor)" uygulanması, hastalığın artmasını azaltacaktır.
"Yumuşak çürüklük" etmeni En/vinia carotovora bakterisinin etkisi ile, almansüseni'nde yatay yeraltı gövdelerinin (rhızom) en tehlikeli ve pis kokulu bu hastalığı ortaya çıkmaktadır Bakteri'ler, genç yapraklarda süsen oyucu böceği (Macronoctua onusta) larvalarının-açtığı yaralardan giriş yapar. Yaprağın yumuşak dokusu içinde bir kere giriş yaptıktan sonra bakteriler hızla çoğalır, bu dokularda hasar oluşturur, oyucu böcek tarafından açılan delik etrafında suya sokulmuş gibi bir görünüş yaratır. Bakteri'ler yeraltı gövdesine doğru yönelirken yapraklara da hasar verirler. Yaprak'larda yayılan suya sokulmuş gibi çizgiler, hastalığın belirtisi olarak biraz dikkat çeker. Hastalıklı yaprak'ların kesilmesi tedbiri ile önlenmedikçe, hastalık yer altı gövde'lerine ulaşmak yönündedir. İlk belirti, diplerindeki "çürüklenme"den ve "çökme"den dolayı sağlıklı yaprakların düşmesidir. Böyle yapraklar, "çürüklük"e uğramış yeraltı gövdesinden kolaylıkla ayrılır. Kötü koku da hastalığı teşhisin iyi bir ipucudur. Bu hastalık hemen veya nakledilerek dikimden sonra hemen yahut yeni süsen'lerin kaldırılıp temizlenmesinden sonra gözükebilir. Yahut da süsen kümeleri meydana geldikten sonra gözükebilir. Hastalığın gelişmesi bitkilerin sıkışık olması ile hiç bağlantılı değildir. Mücadele ; süsen oyucu böceği'nin ortadan kaldırılması, "yumuşak çürüklük"ün denetim altına alınmasında ilk ve başlıca tedbirdir; böcekler Ağustos ve Eylül aylarında olgunlaşır; yumurtalarını yaşlı süsen yapraklarına ve ekim-dikim yastıklarındaki kalıntılara bırakırlar; donma hasarını önlemek için kış örtmesinin yapıldığı yerlerde, böyle kalıntı ve atıkları tümden yok etmekzorunda olunduğu zaman, bahar başlarına kadar yaprak'ların tırmıklanmasının geciktirilmesi gerekli olabilir; eğer eski yaprakların ve diğer kalıntıların yok edilmesi genç süsen yaprakları 15 cm kadar bir boya ulaşıncaya kadar geciktirilirse, genç bitkilere "malathion" veya "sigon" püskürtmesi yapılır ve iki haftalık aralıklarla bu uygulama tekrarlanır; halen kabul edilebilir olan ve genç böcekleri de denetim altına alabilen mücadele ilaçlarından "pirethrum" ve "rotenon" da vardır; bu ilaçlar etkili denetim için da yakın aralıklarla uygulanmalıdır; çürüklük yapraklarda görüldüğü zaman bakterilerin çoğalması, suya
sokulmuş gibi belirti gösteren kısımların aşağısına kadar yaprakların kesilmesi ile önlenebilir, bu işlem, kesintileri dezenfekte etmek üzere % 7O'lik "alkol"e daldırmak suretiyle yapılmalıdır; eğer yeraltı gövdeleri çürüklüğe uğrarsa, bitkiler dikkatle kazılıp çıkarılır ve yok edilir; kazmakta kullanılan kürek ve bel gibi aletler daima dezefekte edilir; son zamanlarda antibiyotiklerin birçok bakteri hastalığını denetim altına aldığı keşfedilmiştir; bunlardan "streptomisin" çözeltisi, içine batırılarak bu hastalığı denetim altına alan bir ilaçtır; yeraltı gövdeleri çok derine ekilmez; sadece kısmen gömüldükleri zaman yeraltı gövdelerinin yüzeyine yakın veya üzerindeki bakteriler güneş ışınları ile öldürülür.
Virüs : Hem almansüseni hem de soğansı gövdeli süsen bitkileri, süsen'deki mozayik virüsü tarafından sebep olunan "mozayik" hastalığa maruzdurlar. Yapraklarda ve çiçeklerde sarı "çizgilenme"ye ve "alacalanma"ya sebep olur. Patates (Solanum tuberosum) ve şeftali (Prunus persica) bit'leri (aphid) bu virüsü nakletmektedir. Bu hastalık; almansüseni türünde özellikle ciddi hasar vermez, buna karşılık bitkiler bodurlaşmış ve çiçekler çok daha küçüktür; soğansı gövdelere sahip süsen türlerinde çok daha fazla hasar yaratır. Soğansı gövdeye sahip süsen^türlerinde tomurcuk kın'ı, soluk yeşil zemin üzerinde mavimsi yeşil "çil"li, daha az yaygın olarak sarımsı "çizgi'li görünümlüdür. Mücadele ; bu virüs soğansı gövdeler ve yeraltı gövde'leri içinde taşındığından, çoğu denetim uygulamalarında tüm hastalıklı bitkiler atılmaktadır, "malathion" kullanılarak virüs taşıyıcısı bit'lerin denetim altına alınması, ticari üreticilikte hastalığın yayılmasının önlenmesine yardımcı olur.
Tütün'deki halka lekelilik virüsü ile tabii olarak hastalandırılmış almansüseni türleri de iyileşmektedir.
Nematod : "Gövde ve soğansı gövde" nematodu Ditylenchus dipsaci, önce gövdeye ve kın'a saldırır, daha sonra soğansı gövde'ye girer. Toprak seviyesinin yukarısındaki kısımlara girmez. Gövde'nin dibindeki "renk bozulması" ve "çizgilenme" olguları, dış örtünün kazınması ile görünür duruma getirilebilir. Mücadele için; formalin'in 37-38 oC sıcaklıkta hazırlanan ikiyüzdebir'lik çözeltisine 3 saat süre ile sokma usulü, denetim sağlar.
"Çayır" nematodu Pratylenchus pratensis, kök hasarına sebep olur. Hastalanmış bitkiler bodurlaşır ve ölür biter. Mücadele ; istila edilmiş toprak "buhar" ile pastörize edilir; yahut bir nematod ilacı ile muamele edilir.
"Kök yumrusu" nematodu olan Meloidogyne incoğnita, yeraltı gövdeli süsen türlerinin köklerinde hasar meydana getirmektedir.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008

