ÇEVRE ŞARTLARINA VE YETİŞTİRME UYGULAMALARINA
GÖRE HASTALIKLAR
Mekanik Hasar
Dolu taneleri; ağaç'ları ve çalı'ları tamamen yapraksız bırakabilir veya büyümeyi belirgin ve keskin olarak etkileyecek şekilde yaprak'ları parçalayabilir.
Yayvan Yapraklılar'da; dolu tanelerinin vurması ile yaprak'lar deliklenir, yırtılır veya yaralanır. İğne Yapraklılar'da zarar sürgün uç'larının kırılması şeklindedir.
Ağaç'ların kalın dal'ları ve gövde'leri motorlu araçlar, çocuklar ve hatta düşüncesiz yetişkinler tarafından hasara uğratılabilir.
Dikkatsiz kullanıldığı takdirde çimen biçme makinesi ağaç gövdesi'nin dip kısmındaki "iç kabuk"a ve "kambiyum"a şiddetle zarar verir. Bu gibi hasarlar olduktan sonra mümkün olduğu kadar çabuk onarılmalıdır.
Yeni dikilmiş ağaç'ları desteklemek üzere kullanılan tel'ler eski bir hortum parçasının veya telin ağacı boğma yapmasını önlemek için uygun bir nesnenin içinde tutulmalıdır.
Toprak içinde ve gövde'nin dip kısmında; ana gövde'ye yatık olarak yakın gelişen boğucu kök'lerin, ağacın zayıflamasına ve olgunlaşmadan ölümüne sebep olduğu dikkate alınmalıdır. Böyle kök'ler, ağaç gövdesi'ni boğmakta olduğu noktada kesilmelidir.
Yaşlı ağaç'lar, kök'lerinin etrafında yapılan değişikliklere aşırı derecede hassastır. Dahası, eğim bakımından olan değişme, bilhassa 30-100 cm toprak ilavesi, ağacın 1-4 yıl içinde ölmesine sebep olabilir. Toprakta humus tabakasının, üst toprağın ve dolayısı ile çok sayıda besleyici kök'lerin yok olması, elbette bitki'lere çok büyük tehlike yaratır.
Ev inşaatı sırasında traktör ve buldozer ile meydana gelecek mekanik hasarın da ağaç'larda hızlı bir "sağlık düşüşü "ne ve "ölüm"e yol açacağı akılda tutulmalıdır. Ağır makineler ile yapılacak çalışmalar toprağın "sıkışması"na yol açar, böylece olağan kök gelişmesi için uygunsuz durum ve şart getirilmiş olur.
Büyük ağaç'ların yakınına mağara kazılması; sadece birçok değerli kök'ün kesilerek uzaklaşmasına sebep olmaz, aynı zamanda kalan toprak içinde kalan
kök'ler için de "su tablası"nın değişikliğe uğraması sonucunu doğurur. Her iki etki beraberce ağacın "ölümüT'ne sebep olur. Ağaç yakınına hendek kazılması da kök'leri yaralayacağından benzer kötü sonuçlara sebep olur.
Yıldırım Hasarı
Çok sayıdaki gölgelik bitki ve süs ağacı, yıldırım çarpmasına uğrar. Hasarın çeşidi ve miktarı, az hasardan veya hasarsızlıktan daimi hasar sebebiyle ağacın parçalanmasına kadar değişkenlik gösterir.
Açık alanda bulunan ve boyu uzun ağaç'lar, daha sık ve fazla yıldırım çarpmasına maruz kalır.
Karaağaç (Ulmus sp.), ladin (P/cea sp.), laleağacı (Liriodendron sp.), akçaağaç (Acer sp.), çam (Pinus sp.) ve kavak (P'opulus sp.) gibi ağaç'lar en yaygın olarak yıldırım çarpmasına uğramaktadır. Buna karşılık, atkestanesi (Aesculus sp.), huş (Betula sp.) ve kayın ( Fağus sp.) gibi ağaç'lar ender olarak yıldırım hasarına maruz olur.
Yıldırım'ın vurmuş bulunduğu süs bitkisi'nin değerine göre hareket edilir. Çok kıymetli ağaç'lara yıldırım koruyucu aletler takılabilir. »
Binaiçi Şartlardan Dolayı Hasar
Sık sık ev bitki'lerinden begonya (Begonia sp.), kauçuk (Ficus elastica), çuhaçiçeği (Primula sp.) gibi bazılarının yapraklarının lekelenip, esmerleşip öldüklerinden şikayet edilir ve bu rahatsızlıktan bir mantarın sorumlu olduğu sanılır. Halbuki, yaprak'lar belki hastalık yaratan bir çevre şartından dolayı dökülmüştür, fakat hastalık etmeni bir parazit değildir, bitki faal bir biçimde gelişmekteyken ışık şiddetinde ani bir değişme olmuştur yahut da mineral besin maddesi eksikliği vardır.
Az ışığa alıştırılmamış olan bitki, seradan veya bina dışından eve veya çiçekçi dükkanına getirildiği zaman, birçok yaprağını kaybetmek eğilimi gösterir. Kauçuk (Ficus benjamina) eğer bina dışında yetiştiril m işse yaprak dökmeye özellikle hassas durumdadır.
Kuvvetli güneşte gür gelişme yapmayan Afrika menekşesi {Saintpaulia ionantha) ve kauçuk gibi bitki'ler dışında, ev bitki'lerine mümkün olduğu kadar fazla ışık sağlanmalıdır. Fazla sulama istemeyen bu bitki'ler, sadece hızlı büyüme yaptıkları sırada beslenmelidir. İçinde bulundukları kabın dibinde daima bir su boşaltma deliği mevcut olmalıdır. Ortalama ev şartları, bitki'de bir mantar hastalığı gelişmesi fazla kurudur, fakat belli böcek'lerin gelişmesi için en uygundur.
Elektrik Hasarı
Elektrik ileten tel'ler de ağaç'larda hasar yaratır.
Bunu önlemek için ağaç darlarının ve gövde'lerinin civarından geçen tellerin üzerine uygun yalıtkanlar yerleştirilebilir. Elektrik nakil hatlarına temas edebilecek ağaç dal'ları budanır.
Ağaçlara ampul asmak da hasara sebep olmaktadır.
Güneş Kavurması Hasarı
Süs bitkisi olarak yeni gelişmekte olan tsuga {Tsuğa sp.), ortanca (Hydranğea sp.) ve morsalkım (Wisteria sp.) gibi bitki'ler, sıcaklık gölgede 35 oC'yi aştığı zaman güneş ışınları ile kötü şekilde kavrulabilmektedir.
Bilhassa bazı akçaağaç (Acer) tür'leri ve atkestanesi (Aesculus sp.) olmak üzere
yayvan yapraklı ağaç'ların yaprak'ları, ılık ve rüzgarlı günlerde, kök'leri vasıtası ile alınabilenden daha fazla "su kaybı" gerçekleştiği zaman kavrulabilmektedir.
Değerli süs bitki'lerinde, özellikle ağaç'larında "güneş kavurması"; bilinen "kavurma dönemi" gelmeden evvel yaprak'lara sıvı plastik bir madde olan "wilt-pruf-NCF" püskürtülerek önlenebilir veya en azından azaltılabilir.
Kış Hasarı
Kışın uyuşuk durumda olmalarına rağmen, yayvan yapraklı süs bitkileri sık sık şiddetli hasara uğramaktadır.
"Kış hasar"ları; bilhassa, fazla suyu akıtılmayan toprak'da veya rüzgar alan ve hava akımı'na açık alanlarda yaşamakta olan ağaç'larda ortaya çıkmaktadır.
Odun dokusu'nun olgunlaşmamış devrede bulunması, düşük sıcaklığa bir bitkinin direnç gösterme kabiliyetini olumsuz etkileyen bir başka etkendir. Yüksek azotlu gübrelerin aşırı kullanılması ile beslenen ağaç'lar veya önemli orandaki büyümesini güz sonunda yapmış dolayısı ile odun dokusu olgunlaşmamış olan ağaç'lar, en yaygın olarak hasar görmektedir.
Kabuk'un ve odun'un uzunluğuna yönde ^rılması ile oluşan "donma çatlak"ları kış hasan'nın başka bir safhasıdır. Böyle çatlaklar esas olarak ağaç gövdesi'nin güney ve batı taraflarında oluşur. Don çatlak'ları; çınar yapraklı akçaağaç (Acer platanoides), karaağaç (Ulmus), ıhlamur (Tılia), çınar (Platanus), meşe (Çuercus) ve çiçekkirazı (Prunus) türlerinde en yaygın olarak görülmektedir.
Ormangülü (Rhododendron sp.), açelya (Azalea sp.), defne (Laurus nobilis), çobanpüskülü (//ex aquifolium), çam (Pinus sp.), ladin (Picea sp.) ve göknar (Ab/es sp.) gibi süs bitki'leri ise, kış sırasında aşırı soğuk'dan ender olarak hasara uğrar. Bu çeşit hastalıklara, sıcaklık bakımından aşırı ve hızlı dalgalanmalar ile veya bitki'ler baharın faaliyete başladıktan sonra bahar sonu'nda gerçekleşen donma olgu'ları ile sebep olunmaktadır.
Büsbütün mekanik olan başka bir hasar çeşidi ise, bitki'lerin "buz" veya "kar" ile aşırı biçimde yüklenmiş durumda olmasıdır. Buz ile kaplı sürgün'ün ağırlığının, buz eridikten sonra sürgün'ün tek başına olan ağırlığına oran ile yaklaşık 40 defa daha fazla olduğu düşünülmektedir.
Kış hasarı bakımından uygun olmayan yerlerde yetişmekte olan yayvan yapraklı ve dar yapraklı herdemyeşil bitki'lerde bu hasar, "wild-pruf-NCF" gibi terlemeyi önleyici madde püskürtme ile veya bir çeşit rüzgar perdesi sağlama ile azaltılabilir.
Kimyasal Hasar
"Nitratlı", "potasyum'lu", "asit'li" ve "alkali'li" gübrelerin uygulanması sık sık, parazit organizmalar tarafından sebep olunan hastalık'lara benzer belirtiler ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.
"Sodyumnitrat" kuru havada aşırı bir biçimde uygulanırsa, bitki'nin tepesindeki yapraklarda "esmerleşme" ve "kavrulmuş gibi gözükme" ortaya çıkar.
"Tuzlu su"ya sahip olan geniş su birikme mekanlarının civarında gelişmekte olan ağaç'lar ve çalı'lar, rüzgarın savurduğu tuzlu su ile sık sık hasar görürler. Kasırga gibi kuvvetli hava hareketi sırasında, tuzlu su mekanından savrulan püskürük madde 100 kilometre kadar mesafedeki bitki'lere gerçek hasar vermektedir. .
Tozu yatıştırmak için köy yollarında uygulanan "kalsiyumklorür", toprak içine yıkanıp işlediği zaman, ağaç kök'lerine hasar meydana getirir. Buz çözmek ve suyun
donmasını önlemek üzere yürüyüş yollarına ve caddelere tuz saçılması, yakın çevrede bulunan bitki'lerde şiddetli hasar yaratır. Tuzlu su, bitki kök'lerinin yakınındaki açık toprağın içine ya süpürülür yahut sıçratılır.
Fabrikalardan, apartman bacalarından, otomobil de dahil olmak üzere başka yakma aygıtlarından yayılan çıktı'lar, bitki örtüsü'ne hasar verecek özellikte olan maddeler içerir.
"Yabancıl ot öldürücüsü" ilaçların dikkatsiz ve aşırı kullanımı, ağaç'laraveçah'lara şiddetli hasar ve hatta ölüm sonucu doğurur. "2,4-D ve 2,4,5-T hormon"larını içeren yabancıl ot öldürücüsü ilaç'lar, pek çok dikkat ile kullanılmalıdır. Püskürtücü tanklarını hormon bulaşığından temizlemek de çok zordur. Dahası, böyle maddeler için özel püskürtücüler kullanılması^ gerekmektedir.
Fabrikalardan serbest bırakılan üç ana hava kirleticisi; "kükürtdioksit", "flor bileşik'leri" ve şehirlik alanlarda "dumanlı sis"dir.
Yeterli derecede yüksek yoğunluklarda "kükürtdioksif'e maruz bulunan akçaağaç'da (Acer sp.) ve diğer yayvan yapraklı ağaç'larda, çoğunlukla yaprak ana damar'ları arasında fildişi beyaz leke'ler ortaya çıkar. Buna karşılık, duglaz'da (Pseodotsuga menziesii) ve bazı çam (Pinus spî) tür'lerinde, etkilenmiş doku'larının pörsümesinden sonra iğne yaprak'lar kırmızı bir "renk bozulması" sergiler.
"Flor bileşikleri, bitki örtüsü'ne "kükürtdioksif'den daha da zehirlidir. Şeftali {Prunus persica), kılıççiçeği (Gladiolus sp.), erik (Prunus sp.) ve Kozalaklı Bitki'ler (Conifereae), bu bileşiklere aşırı derecede hassastır. "Kükürtdioksit" ve "flor" ile ortaya çıkan hasar, zararlı gaz'ları tutan aygıtlar takılması ile veya hassas bitkilere ulaşmadan evvel dumanın dağılması için çok yüksek baca tesisi ile azaltılabilir.
"Azotdioksit", belli "hidrokarbon'lar" ve başka hava kimyasal maddelerinin fotokimyasal tepkimelere girmesi ile oluşmuş bulunan yüksek "ozon" yoğunluk'ları; dumanlı sis denilen hasara yol açar. Böyle hasar'lar; hassas bitkilere "ozoban" ticari ismi altında satılan "askorbikasit (C vitamini)" püskürtme ile önlenebilir; bu işlem dumanlı sis etkilenmesi sırasında veya esnasında yahut da duman hasarı'nın oluşma eğilimi olduğu mevsimler sırasında dönem dönem yürürlüğe konulur.
Duman'ın "katı kalıntısı" ve "is'i" de, bilhassa büyük şehirlerdeki herdemyeşil bitki'lerde hasar yaratmaktadır. Bu maddeler; yaprak'ları örter ve ışığın geçmesini engeller, böylece yaprak'ların besin imali gücü azalır.
Mineral Madde Eksikliği Hasarı
Tüm bitki'ler dengeli bir mineral madde ihtiyacındadır. "Azot", "fosfor" ve "potasyum" gibi asıl elementlerden birinin, yahut "demir", "manganez", "bakır", "çinko", "molibden", "boron" ve "magnezyum" gibi ikincil elementlerden birinin veya daha fazlasının eksik olduğu toprak'da yetişmiş bulunan bitki'ler, olağan gelişmeyi gösteremez.
Ormangülü (Rhododendron sp.) ve defne (Laurus nobilis) gibi bitkilerin yaprak'ları, toprak'da aşırı kireç mevcut olmasından dolayı "yeterli demir" alınamaması sebebi ile sarı renge döner. Bu olay, bu gibi asit seven bitki'lerin çimento bir duvara yakın dikilmesi sonucu gerçekleşir. Meşe (Çuercus sp.), kavak (Populus sp.), akçaağaç (Acer sp.) ve sığlaağacı (Liquidambar sp.) gibi birçok ağaç, toprağın "demir" bakımından uygunsuzluğundan dolayı "sararma"ya uğrar. "Demir'li" bileşik'lerin toprağa katılması veya yaprak'lara püskürtülmesi, böyle eksiklikleri giderir.
"Bororfun tüm küçük miktarlarından yoksun olan toprak'da yetişmiş olan bitkiler, sanki bir "virüs" ile etkilenmiş gibi "bodurlaşma"ya uğrar, bu olayda biraz "solma" da ortaya çıkar.
"Mineral madde dengesizliğimden dolayı bitki'lerde ortaya çıkan rahatsızlıklar arasında "demir eksikliği", "bakır zehirlemesi", "boron zehirlemesi" ve "manganez eksikliği" gibi hastalık'lar bulunmaktadır.
Püskürtme İlacı Hasarı
Belli şartlar altında bazı bitki'ler, böcek (insektisid) ve mantar (fungisid) mücadele püskürtme ilaç'larından şiddetle zarar görebilmektedirler. Bitki'ler, kendileri körpe-nazik ve etli-sulu halde iken; veya toprak, kuru ve solma şartları altında olduğu zaman, bitki'ler hasara en eğilimli ölür ve hastalık ortaya çıkar.
Suda ıslanabilir özellikli toz madde'ler; sıvıda çözünebilir yoğun madde ile imal edilmiş püskürtme maddelerinden, çoğunlukla daha emniyetlidir. Bununla beraber, ıslanabilir toz madde'ler daha belirgin kalıntı bırakırlar. Serin ve rutubetli havalar sırasında uygulanan "bordobulamacı" ve başka "bakır'h" fungisid'ler, yapraklarda bir çeşit "lekelenme" veya "yanma" yaratabilir, lyieşe (Çuercus sp.), gül (Rosa sp.) ve elma (Malus sp.) ağaç'larının yaprakları en hassas olanlar arasındadır.
Hava sıcaklığı 30-35 oC'nin yukarısında iken, "dinitro bileşik'leri" adı verilen ilaç'ların ve "kükürt"ün uygulanması, birçok bitki yaprak'larına ve çiçeklerine şiddetli hasar sonucunu doğurur.
Damkoruğu (Sedum sp.) gibi etli-sulu bitki'ler, serada "malathion" ve "parathion" gibi "organik fosfat'lı" püskürtme maddelerinden dolayı hasar görebilir. Zambak (Lilium sp.) yaprakları, yanlış "nikotin'li" püskürtme maddeleri kullanılmasından dolayı boz renkte bir "lekelenme"ye uğrar.
Duglaz (Pseudotsuğa douglasii), kriptomeriya (Cryptomeria sp.), porsuk (Taxus sp.) ve tsuga (Tsuğa sp.) gibi herdemyeşil bitki yaprakları, tomurcuk patlaması'ndan evvel kullanılan "petrol yağlarından hasar görebilir.
Tütsüleme'de Kullanılan Gaz Hasarı
Seralardaki birçok süs bitkisi, "hidrojensiyanür" ve "tütüngazı" gibi zehirli olan gaz ve sıvı haldeki gazlama madde'lerinin (tütsüleyici, fumigant) yanlış uygulanması ile "yanma"ya uğrar.
"Külleme" hastalıklarını önlemek için "fenilmerküri bileşikleri içeren sera boyaları kullanılması, bitki'lere aynı zehirli etkiyi yaratmaktadır.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI 2008
GÖRE HASTALIKLAR
Mekanik Hasar
Dolu taneleri; ağaç'ları ve çalı'ları tamamen yapraksız bırakabilir veya büyümeyi belirgin ve keskin olarak etkileyecek şekilde yaprak'ları parçalayabilir.
Yayvan Yapraklılar'da; dolu tanelerinin vurması ile yaprak'lar deliklenir, yırtılır veya yaralanır. İğne Yapraklılar'da zarar sürgün uç'larının kırılması şeklindedir.
Ağaç'ların kalın dal'ları ve gövde'leri motorlu araçlar, çocuklar ve hatta düşüncesiz yetişkinler tarafından hasara uğratılabilir.
Dikkatsiz kullanıldığı takdirde çimen biçme makinesi ağaç gövdesi'nin dip kısmındaki "iç kabuk"a ve "kambiyum"a şiddetle zarar verir. Bu gibi hasarlar olduktan sonra mümkün olduğu kadar çabuk onarılmalıdır.
Yeni dikilmiş ağaç'ları desteklemek üzere kullanılan tel'ler eski bir hortum parçasının veya telin ağacı boğma yapmasını önlemek için uygun bir nesnenin içinde tutulmalıdır.
Toprak içinde ve gövde'nin dip kısmında; ana gövde'ye yatık olarak yakın gelişen boğucu kök'lerin, ağacın zayıflamasına ve olgunlaşmadan ölümüne sebep olduğu dikkate alınmalıdır. Böyle kök'ler, ağaç gövdesi'ni boğmakta olduğu noktada kesilmelidir.
Yaşlı ağaç'lar, kök'lerinin etrafında yapılan değişikliklere aşırı derecede hassastır. Dahası, eğim bakımından olan değişme, bilhassa 30-100 cm toprak ilavesi, ağacın 1-4 yıl içinde ölmesine sebep olabilir. Toprakta humus tabakasının, üst toprağın ve dolayısı ile çok sayıda besleyici kök'lerin yok olması, elbette bitki'lere çok büyük tehlike yaratır.
Ev inşaatı sırasında traktör ve buldozer ile meydana gelecek mekanik hasarın da ağaç'larda hızlı bir "sağlık düşüşü "ne ve "ölüm"e yol açacağı akılda tutulmalıdır. Ağır makineler ile yapılacak çalışmalar toprağın "sıkışması"na yol açar, böylece olağan kök gelişmesi için uygunsuz durum ve şart getirilmiş olur.
Büyük ağaç'ların yakınına mağara kazılması; sadece birçok değerli kök'ün kesilerek uzaklaşmasına sebep olmaz, aynı zamanda kalan toprak içinde kalan
kök'ler için de "su tablası"nın değişikliğe uğraması sonucunu doğurur. Her iki etki beraberce ağacın "ölümüT'ne sebep olur. Ağaç yakınına hendek kazılması da kök'leri yaralayacağından benzer kötü sonuçlara sebep olur.
Yıldırım Hasarı
Çok sayıdaki gölgelik bitki ve süs ağacı, yıldırım çarpmasına uğrar. Hasarın çeşidi ve miktarı, az hasardan veya hasarsızlıktan daimi hasar sebebiyle ağacın parçalanmasına kadar değişkenlik gösterir.
Açık alanda bulunan ve boyu uzun ağaç'lar, daha sık ve fazla yıldırım çarpmasına maruz kalır.
Karaağaç (Ulmus sp.), ladin (P/cea sp.), laleağacı (Liriodendron sp.), akçaağaç (Acer sp.), çam (Pinus sp.) ve kavak (P'opulus sp.) gibi ağaç'lar en yaygın olarak yıldırım çarpmasına uğramaktadır. Buna karşılık, atkestanesi (Aesculus sp.), huş (Betula sp.) ve kayın ( Fağus sp.) gibi ağaç'lar ender olarak yıldırım hasarına maruz olur.
Yıldırım'ın vurmuş bulunduğu süs bitkisi'nin değerine göre hareket edilir. Çok kıymetli ağaç'lara yıldırım koruyucu aletler takılabilir. »
Binaiçi Şartlardan Dolayı Hasar
Sık sık ev bitki'lerinden begonya (Begonia sp.), kauçuk (Ficus elastica), çuhaçiçeği (Primula sp.) gibi bazılarının yapraklarının lekelenip, esmerleşip öldüklerinden şikayet edilir ve bu rahatsızlıktan bir mantarın sorumlu olduğu sanılır. Halbuki, yaprak'lar belki hastalık yaratan bir çevre şartından dolayı dökülmüştür, fakat hastalık etmeni bir parazit değildir, bitki faal bir biçimde gelişmekteyken ışık şiddetinde ani bir değişme olmuştur yahut da mineral besin maddesi eksikliği vardır.
Az ışığa alıştırılmamış olan bitki, seradan veya bina dışından eve veya çiçekçi dükkanına getirildiği zaman, birçok yaprağını kaybetmek eğilimi gösterir. Kauçuk (Ficus benjamina) eğer bina dışında yetiştiril m işse yaprak dökmeye özellikle hassas durumdadır.
Kuvvetli güneşte gür gelişme yapmayan Afrika menekşesi {Saintpaulia ionantha) ve kauçuk gibi bitki'ler dışında, ev bitki'lerine mümkün olduğu kadar fazla ışık sağlanmalıdır. Fazla sulama istemeyen bu bitki'ler, sadece hızlı büyüme yaptıkları sırada beslenmelidir. İçinde bulundukları kabın dibinde daima bir su boşaltma deliği mevcut olmalıdır. Ortalama ev şartları, bitki'de bir mantar hastalığı gelişmesi fazla kurudur, fakat belli böcek'lerin gelişmesi için en uygundur.
Elektrik Hasarı
Elektrik ileten tel'ler de ağaç'larda hasar yaratır.
Bunu önlemek için ağaç darlarının ve gövde'lerinin civarından geçen tellerin üzerine uygun yalıtkanlar yerleştirilebilir. Elektrik nakil hatlarına temas edebilecek ağaç dal'ları budanır.
Ağaçlara ampul asmak da hasara sebep olmaktadır.
Güneş Kavurması Hasarı
Süs bitkisi olarak yeni gelişmekte olan tsuga {Tsuğa sp.), ortanca (Hydranğea sp.) ve morsalkım (Wisteria sp.) gibi bitki'ler, sıcaklık gölgede 35 oC'yi aştığı zaman güneş ışınları ile kötü şekilde kavrulabilmektedir.
Bilhassa bazı akçaağaç (Acer) tür'leri ve atkestanesi (Aesculus sp.) olmak üzere
yayvan yapraklı ağaç'ların yaprak'ları, ılık ve rüzgarlı günlerde, kök'leri vasıtası ile alınabilenden daha fazla "su kaybı" gerçekleştiği zaman kavrulabilmektedir.
Değerli süs bitki'lerinde, özellikle ağaç'larında "güneş kavurması"; bilinen "kavurma dönemi" gelmeden evvel yaprak'lara sıvı plastik bir madde olan "wilt-pruf-NCF" püskürtülerek önlenebilir veya en azından azaltılabilir.
Kış Hasarı
Kışın uyuşuk durumda olmalarına rağmen, yayvan yapraklı süs bitkileri sık sık şiddetli hasara uğramaktadır.
"Kış hasar"ları; bilhassa, fazla suyu akıtılmayan toprak'da veya rüzgar alan ve hava akımı'na açık alanlarda yaşamakta olan ağaç'larda ortaya çıkmaktadır.
Odun dokusu'nun olgunlaşmamış devrede bulunması, düşük sıcaklığa bir bitkinin direnç gösterme kabiliyetini olumsuz etkileyen bir başka etkendir. Yüksek azotlu gübrelerin aşırı kullanılması ile beslenen ağaç'lar veya önemli orandaki büyümesini güz sonunda yapmış dolayısı ile odun dokusu olgunlaşmamış olan ağaç'lar, en yaygın olarak hasar görmektedir.
Kabuk'un ve odun'un uzunluğuna yönde ^rılması ile oluşan "donma çatlak"ları kış hasan'nın başka bir safhasıdır. Böyle çatlaklar esas olarak ağaç gövdesi'nin güney ve batı taraflarında oluşur. Don çatlak'ları; çınar yapraklı akçaağaç (Acer platanoides), karaağaç (Ulmus), ıhlamur (Tılia), çınar (Platanus), meşe (Çuercus) ve çiçekkirazı (Prunus) türlerinde en yaygın olarak görülmektedir.
Ormangülü (Rhododendron sp.), açelya (Azalea sp.), defne (Laurus nobilis), çobanpüskülü (//ex aquifolium), çam (Pinus sp.), ladin (Picea sp.) ve göknar (Ab/es sp.) gibi süs bitki'leri ise, kış sırasında aşırı soğuk'dan ender olarak hasara uğrar. Bu çeşit hastalıklara, sıcaklık bakımından aşırı ve hızlı dalgalanmalar ile veya bitki'ler baharın faaliyete başladıktan sonra bahar sonu'nda gerçekleşen donma olgu'ları ile sebep olunmaktadır.
Büsbütün mekanik olan başka bir hasar çeşidi ise, bitki'lerin "buz" veya "kar" ile aşırı biçimde yüklenmiş durumda olmasıdır. Buz ile kaplı sürgün'ün ağırlığının, buz eridikten sonra sürgün'ün tek başına olan ağırlığına oran ile yaklaşık 40 defa daha fazla olduğu düşünülmektedir.
Kış hasarı bakımından uygun olmayan yerlerde yetişmekte olan yayvan yapraklı ve dar yapraklı herdemyeşil bitki'lerde bu hasar, "wild-pruf-NCF" gibi terlemeyi önleyici madde püskürtme ile veya bir çeşit rüzgar perdesi sağlama ile azaltılabilir.
Kimyasal Hasar
"Nitratlı", "potasyum'lu", "asit'li" ve "alkali'li" gübrelerin uygulanması sık sık, parazit organizmalar tarafından sebep olunan hastalık'lara benzer belirtiler ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.
"Sodyumnitrat" kuru havada aşırı bir biçimde uygulanırsa, bitki'nin tepesindeki yapraklarda "esmerleşme" ve "kavrulmuş gibi gözükme" ortaya çıkar.
"Tuzlu su"ya sahip olan geniş su birikme mekanlarının civarında gelişmekte olan ağaç'lar ve çalı'lar, rüzgarın savurduğu tuzlu su ile sık sık hasar görürler. Kasırga gibi kuvvetli hava hareketi sırasında, tuzlu su mekanından savrulan püskürük madde 100 kilometre kadar mesafedeki bitki'lere gerçek hasar vermektedir. .
Tozu yatıştırmak için köy yollarında uygulanan "kalsiyumklorür", toprak içine yıkanıp işlediği zaman, ağaç kök'lerine hasar meydana getirir. Buz çözmek ve suyun
donmasını önlemek üzere yürüyüş yollarına ve caddelere tuz saçılması, yakın çevrede bulunan bitki'lerde şiddetli hasar yaratır. Tuzlu su, bitki kök'lerinin yakınındaki açık toprağın içine ya süpürülür yahut sıçratılır.
Fabrikalardan, apartman bacalarından, otomobil de dahil olmak üzere başka yakma aygıtlarından yayılan çıktı'lar, bitki örtüsü'ne hasar verecek özellikte olan maddeler içerir.
"Yabancıl ot öldürücüsü" ilaçların dikkatsiz ve aşırı kullanımı, ağaç'laraveçah'lara şiddetli hasar ve hatta ölüm sonucu doğurur. "2,4-D ve 2,4,5-T hormon"larını içeren yabancıl ot öldürücüsü ilaç'lar, pek çok dikkat ile kullanılmalıdır. Püskürtücü tanklarını hormon bulaşığından temizlemek de çok zordur. Dahası, böyle maddeler için özel püskürtücüler kullanılması^ gerekmektedir.
Fabrikalardan serbest bırakılan üç ana hava kirleticisi; "kükürtdioksit", "flor bileşik'leri" ve şehirlik alanlarda "dumanlı sis"dir.
Yeterli derecede yüksek yoğunluklarda "kükürtdioksif'e maruz bulunan akçaağaç'da (Acer sp.) ve diğer yayvan yapraklı ağaç'larda, çoğunlukla yaprak ana damar'ları arasında fildişi beyaz leke'ler ortaya çıkar. Buna karşılık, duglaz'da (Pseodotsuga menziesii) ve bazı çam (Pinus spî) tür'lerinde, etkilenmiş doku'larının pörsümesinden sonra iğne yaprak'lar kırmızı bir "renk bozulması" sergiler.
"Flor bileşikleri, bitki örtüsü'ne "kükürtdioksif'den daha da zehirlidir. Şeftali {Prunus persica), kılıççiçeği (Gladiolus sp.), erik (Prunus sp.) ve Kozalaklı Bitki'ler (Conifereae), bu bileşiklere aşırı derecede hassastır. "Kükürtdioksit" ve "flor" ile ortaya çıkan hasar, zararlı gaz'ları tutan aygıtlar takılması ile veya hassas bitkilere ulaşmadan evvel dumanın dağılması için çok yüksek baca tesisi ile azaltılabilir.
"Azotdioksit", belli "hidrokarbon'lar" ve başka hava kimyasal maddelerinin fotokimyasal tepkimelere girmesi ile oluşmuş bulunan yüksek "ozon" yoğunluk'ları; dumanlı sis denilen hasara yol açar. Böyle hasar'lar; hassas bitkilere "ozoban" ticari ismi altında satılan "askorbikasit (C vitamini)" püskürtme ile önlenebilir; bu işlem dumanlı sis etkilenmesi sırasında veya esnasında yahut da duman hasarı'nın oluşma eğilimi olduğu mevsimler sırasında dönem dönem yürürlüğe konulur.
Duman'ın "katı kalıntısı" ve "is'i" de, bilhassa büyük şehirlerdeki herdemyeşil bitki'lerde hasar yaratmaktadır. Bu maddeler; yaprak'ları örter ve ışığın geçmesini engeller, böylece yaprak'ların besin imali gücü azalır.
Mineral Madde Eksikliği Hasarı
Tüm bitki'ler dengeli bir mineral madde ihtiyacındadır. "Azot", "fosfor" ve "potasyum" gibi asıl elementlerden birinin, yahut "demir", "manganez", "bakır", "çinko", "molibden", "boron" ve "magnezyum" gibi ikincil elementlerden birinin veya daha fazlasının eksik olduğu toprak'da yetişmiş bulunan bitki'ler, olağan gelişmeyi gösteremez.
Ormangülü (Rhododendron sp.) ve defne (Laurus nobilis) gibi bitkilerin yaprak'ları, toprak'da aşırı kireç mevcut olmasından dolayı "yeterli demir" alınamaması sebebi ile sarı renge döner. Bu olay, bu gibi asit seven bitki'lerin çimento bir duvara yakın dikilmesi sonucu gerçekleşir. Meşe (Çuercus sp.), kavak (Populus sp.), akçaağaç (Acer sp.) ve sığlaağacı (Liquidambar sp.) gibi birçok ağaç, toprağın "demir" bakımından uygunsuzluğundan dolayı "sararma"ya uğrar. "Demir'li" bileşik'lerin toprağa katılması veya yaprak'lara püskürtülmesi, böyle eksiklikleri giderir.
"Bororfun tüm küçük miktarlarından yoksun olan toprak'da yetişmiş olan bitkiler, sanki bir "virüs" ile etkilenmiş gibi "bodurlaşma"ya uğrar, bu olayda biraz "solma" da ortaya çıkar.
"Mineral madde dengesizliğimden dolayı bitki'lerde ortaya çıkan rahatsızlıklar arasında "demir eksikliği", "bakır zehirlemesi", "boron zehirlemesi" ve "manganez eksikliği" gibi hastalık'lar bulunmaktadır.
Püskürtme İlacı Hasarı
Belli şartlar altında bazı bitki'ler, böcek (insektisid) ve mantar (fungisid) mücadele püskürtme ilaç'larından şiddetle zarar görebilmektedirler. Bitki'ler, kendileri körpe-nazik ve etli-sulu halde iken; veya toprak, kuru ve solma şartları altında olduğu zaman, bitki'ler hasara en eğilimli ölür ve hastalık ortaya çıkar.
Suda ıslanabilir özellikli toz madde'ler; sıvıda çözünebilir yoğun madde ile imal edilmiş püskürtme maddelerinden, çoğunlukla daha emniyetlidir. Bununla beraber, ıslanabilir toz madde'ler daha belirgin kalıntı bırakırlar. Serin ve rutubetli havalar sırasında uygulanan "bordobulamacı" ve başka "bakır'h" fungisid'ler, yapraklarda bir çeşit "lekelenme" veya "yanma" yaratabilir, lyieşe (Çuercus sp.), gül (Rosa sp.) ve elma (Malus sp.) ağaç'larının yaprakları en hassas olanlar arasındadır.
Hava sıcaklığı 30-35 oC'nin yukarısında iken, "dinitro bileşik'leri" adı verilen ilaç'ların ve "kükürt"ün uygulanması, birçok bitki yaprak'larına ve çiçeklerine şiddetli hasar sonucunu doğurur.
Damkoruğu (Sedum sp.) gibi etli-sulu bitki'ler, serada "malathion" ve "parathion" gibi "organik fosfat'lı" püskürtme maddelerinden dolayı hasar görebilir. Zambak (Lilium sp.) yaprakları, yanlış "nikotin'li" püskürtme maddeleri kullanılmasından dolayı boz renkte bir "lekelenme"ye uğrar.
Duglaz (Pseudotsuğa douglasii), kriptomeriya (Cryptomeria sp.), porsuk (Taxus sp.) ve tsuga (Tsuğa sp.) gibi herdemyeşil bitki yaprakları, tomurcuk patlaması'ndan evvel kullanılan "petrol yağlarından hasar görebilir.
Tütsüleme'de Kullanılan Gaz Hasarı
Seralardaki birçok süs bitkisi, "hidrojensiyanür" ve "tütüngazı" gibi zehirli olan gaz ve sıvı haldeki gazlama madde'lerinin (tütsüleyici, fumigant) yanlış uygulanması ile "yanma"ya uğrar.
"Külleme" hastalıklarını önlemek için "fenilmerküri bileşikleri içeren sera boyaları kullanılması, bitki'lere aynı zehirli etkiyi yaratmaktadır.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI 2008

