Böceklerin Morfoloji ve Anatomileri
Böcekler, Arthropoda'nm diğer üyelerinden altı bacaklı olmaları ve vücutlarının baş, thorax ve abdomen olmak üzere üç kısma ayrılması ile kolaylıkla ayrılırlar. Vücudun temel birimi segmentler ve etraflardır. Segment kitini bir halka olup bitişiğindeki bir diğeri ile mafsal yaprak bağlanmıştır. Erginlerde baş, birbiriyle bağlanmış halde altı veya daha fazla segmentten teşekkül etmiştir. Thorax genellikle kolayca farkedilebilir. Böceklerde genel vücut parçaları Şekil l'de gösterilmiştir.
Ergin böceklerde 7—15 bariz segmentten teşekkül eden vücut yapılışları aşağı hayvanların (mesela Solucanlarda olduğu gibi) bir çoğunda da görülür. Bununla beraber Arthropoda türlerinde kitinden teşekkül eden segmentler, onlarda dış iskeleti meydana getirir ki içinde bulunan kitin maddesinin oranına göre ona kuvvet kazandırır. îşte bu kuvvetli dış iskelet yapısı, böceklerin gelişimlerinde gösterdiği başarının sırrını verir.
Bir böceğin dış iskeleti veya derisi (kabuğu), kitin ismi verilen poli-merize olmuş amide ile arthropodin adı verilen iki maddeden oluşmuştur. Deride bu kitin maddesinin bulunuş oranları, derinin, sertlik, katılık veya

yumuşaklığını tayin eder. Deride genellikle melanin gibi renk maddeleri de bulunur. Deri, epidermal hücrelerin salgılan ile meydana gelir ve epi-kutikula, eksokutikula, endokutikula, asal zar olmak üzere bir takım tabakalara ayrılır (Şekil 2). Epikutikula'da microtrichia ismi verilen küçük çıkıntılar bulunur. Buna karşılık kıllar ve pullar, daha içte olmak üzere endokutikula'nm içine kadar gider. Bundan başka bütün deride (kuti-kula) onu kateden, fakat ödevleri henüz daha kesin olarak bilinmeyen pek çok küçük gözenek kanalları da bulunur.
Hareketlerin kolayca yapılabilmesi için böcek vücudunun eklem olan yerlerinde kutikula'nm yumuşak olması lazım gelir ve vücut da böylece bir takım parçalara ayrılmış olur. Bu sebeple her segment kutikulası tipik olarak 4 temel parçaya ayrılır. Bunlar üstte tergum, alt kısımda sternum ve iki yanda da pleuron'lardır. Başta olduğu gibi vücudun belirli şekilde segmentlere ayrılmayan kısımlarında, kutikula kalınlaşmış levhacıklar halindedir ki bunlara da sclerite adı verilir. Sclerite'Ier birbirlerine dikişler vasıtası ile bağlanmışlardır. Vücuttaki tergum, sternum ve pleuron'-lara ait sclerite'lere tergite, sternite ve pleurite adı verilir. Her segmentin pleurön'undan çıkan bacak gibi ilavelerin esası eklemli tüplerdir.

Levhacıklar, yani sclerite'lerin arasında dikiş veya ayrıntıların bulunduğu yerlerde de kutikula bulunur, fakat bu zarımsı haldedir. Buna karşılık eğer levhacıklar arasında, baş kapsülünde olduğu gibi oynaklığa lüzum yoksa, o takdirde birçok dikişler birbirlerine tamamen bitişirler ve adeta ortadan kalkarlar.
Muhtelif böceklerde başın şekli çok değişir. Ağız parçalarının duruş şekline göte başlıca iki tip baş vardır. Bunlar hypognathous ve prognat-hous baş tipleridir. Birinci tipte ağız parçalan aşağı doğru yönelmiş durumda ve ağızm, başın alt kısmında bulunduğu şekildir ki- buna misal alarak çekirgeler gösterilebilir. İkinci tipteki ağız parçaları başın önüne doğru yerleşmiş olup yatay bir durum gösterir. Isoptera'nın asker formu ile birçok Coleoptera türleri bu ikinci tipteki ağız duruşuna sahiptirler. Ağız parçalarına ait genel terimler Şekil 3'de gösterilmiştir.
Böceklerin ağız parçalarında sarkık şekilde duran fakat kolayca hareket edebilen üst dudağa labrum, onun altında çeşitli biçimlerde olan bir çift sert kitini çıkıntıya da mandibula (ön veya üst çene) ismi verilir. Bu parçalar ısırıcı ve çiğneyici ağız parçalarına sahip böceklerde kuvvetli kitini yapıda olup iç kısmında ekseriya dişler bulunur. Diğer ikinci çift olan çeneler, yani 1. çift maxillae (arka veya alt çene) mandibula'larm hemen altında bulunur. Bunun ödevi gıda maddelerini tutmak ve tatmaktır. Hemiptera'da (Yarım Kanatlılar) bu parçaların yapılışı çok değişmiş-
tir. 2. çift maxillae (İabium veya alt dudak) tek olarak alt dudak halindedir. Bunlar bir çift eklemli palp'lere maliktir. Bu parçanın şekli muhtelif böcek takımlarına göre çok değişir. Ağzın en altında ve arka kısmında dil şeklinde olan hypopharynx bulunur. Buna ağzın tabanı da denir. Bu parça ilave değildir ve deriden yapılmıştır. Epipharyruc ağzın esas parçalarından birisidir ve ağzın tavanını teşkil eder.
Yukarıda izah edilen 6 parça müşterek olarak ağız parçaları adı altında tanınırlar. Bunlar muhtelif böceklerde son derece değişik şekiller gösterirler. Ergin böceklerin ağız parçalarındaki değişikliklerin en önemlisi, bitki özsuyunu emen sokucu-emici böceklerde görülür. Thripsler (Thysanoptera) bitki özsuyunu emerler. Bunlarda sol mandibula ve maxil-la'lar değişikliğe uyarak her ikisi birlikte stylet'leri meydana getirir. Özellikle Terebrantia'da her iki taraftaki mandibula'lar değişiktir. Sol taraftakiler kuvvetli olarak sertleşmiş stylet halinde olduğu halde sağ mandibula bütün gelişme devrelerinde (postembriyonik devrelerde) tamamiyle ortadan kalkmış haldedir. Stylet'ler ağız konisi içinde toplanmış olup bitkilerin hücre veya dokularını çizme veya yırtma işine yarar. Stylet'ler içinde kanal bulunmaz. Yırtılan bitki doku veya hücrelerinden çıkan özsu, ağız konisi içine girer ve labrum ile hypopharynx arasından geçerek mideye ulaşır. Bu tip ağız parçalarına kazıyıcı-emici ismi de verilebilir

Diğer emici böceklerin çoğunda ağız parçaları kazımaktan çok, sokucudur. Mesela Hemiptera'da sokucu kısımlarda elastiki oıan stylet'ler mandibula ve maxilla'lardan teşekkül eder. Bunlar oluklarla birbirine iyice ve sıkıca bağlanmıştır. Her bir mandibula'da birbirine karşı iki oluk vardır ki bunlar iki kanal meydana getirir. Bunlardan bir tanesi bitki veya hayvan dokuları içine salya salgılamaya yarar. Diğer kanaldan ise emilen bitki özsuyu veya hayvan, ya da insan kanı böceğin midesine gider. Labrum hafifçe öne doğru uzayarak stylet'leri içine alan bir kılıf veya benzeri bir yapı haline dönüşmüştür. Labium hemen hemen stylet'ler kadar uzun olup, içinde onların yattığı bir oluk halindedir. Kan emen Diptera türlerinde sokucu-emici ağız parçaları daha değişik bir yapı gösterir. Mesela Sivrisineklerdeki stylet'ler labrum, epipharynx, hypopharynx, mandibula ve maxilla'lardan meydana gelmiştir. Ahır sineklerinde ise bunlar yalnızca epipharynx, hypopharynx ve labrum'dan teşekkül edei. Ev sinekleri gibi yüksek Diptera'da ise ağız parçaları daha değişik olup sulu gıdaları alacak biçime dönüşmüştür. Bunlarda labium etimsi bir sünger yapısında labella ismi verilen hortum halindedir ve mandibula'lar yoktur. Maxilla-' lar ise bir çift palp haline dönüşmüştür. Bazı Diptera larvalarında da ağız parçaları oldukça fazla bir değişikliğe uğramıştır. Bunların bir çoğunda ağız, ağız çengeli adı verilen kuvvetli kitini bir yapı halindedir. Bazı parazitlerin larvaları ile bitki dokuları içinde yaşayan bazı larvalarda fonksiyonel ağız parçalan yoktur. Bunlarda, gıda vücut derisi tarafından ab-sorbsiyon yolu ile alınır.
Başta duygu hissini almaya yarayan bir çift ilave bulunur. Bunlara anten adı verilir. Antenlerin şekilleri böcek türlerine göre çok değişir. Genel olarak bir anten: scape, pedicel ve flagellum gibi parçalardan teşekkül eder. Böceklerde görülen bazı anten formları Şekil 4'te gösterilmiştir. Böceklerin çoğunda koklama ve dokunma duygu organları antenlerde toplanmıştır.
Başta iki türlü görme organı bulunur. Bunlar ocelli ve petek gözlerdir. Ocelli, ışık yoğunluğu değişmesini farkettiği sanılan, fakat hayal teşekkülü mümkün olmayan basit gözlerdir. Petek gözler, bunun benzeri olan fakat pek çok küçük gözlerden (ommatidium) meydana gelmiştir. Her bir ommatidium belirli bir görüş alanının küçük bir parçasını görür. Böylece bütün bir görüntü, muhtelif yoğunlukta birçok noktacıklardan meydana gelmiş olur ki görüntü mozaik manzarasmdadır. Böceklerin petek gözlerindeki görme kudreti Memelilerde olduğu kadar kuvvetli değildir. Bununla beraber çevrelerindeki hareketleri yeteri kadar görebilme yeteneğindedir.
Thorax'ta, yani göğüste belirli olarak üç segment bulunur. Şekilleri böcek gruplarına göre çok değişmekle beraber bunlar pro—, meso— ve me-tathorax'tır. Bu thorax segmentlerinden herbiri, bir çift bacağa maliktir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi-1- Prof.Dr.Niyazi LODOS
Böcekler, Arthropoda'nm diğer üyelerinden altı bacaklı olmaları ve vücutlarının baş, thorax ve abdomen olmak üzere üç kısma ayrılması ile kolaylıkla ayrılırlar. Vücudun temel birimi segmentler ve etraflardır. Segment kitini bir halka olup bitişiğindeki bir diğeri ile mafsal yaprak bağlanmıştır. Erginlerde baş, birbiriyle bağlanmış halde altı veya daha fazla segmentten teşekkül etmiştir. Thorax genellikle kolayca farkedilebilir. Böceklerde genel vücut parçaları Şekil l'de gösterilmiştir.
Ergin böceklerde 7—15 bariz segmentten teşekkül eden vücut yapılışları aşağı hayvanların (mesela Solucanlarda olduğu gibi) bir çoğunda da görülür. Bununla beraber Arthropoda türlerinde kitinden teşekkül eden segmentler, onlarda dış iskeleti meydana getirir ki içinde bulunan kitin maddesinin oranına göre ona kuvvet kazandırır. îşte bu kuvvetli dış iskelet yapısı, böceklerin gelişimlerinde gösterdiği başarının sırrını verir.
Bir böceğin dış iskeleti veya derisi (kabuğu), kitin ismi verilen poli-merize olmuş amide ile arthropodin adı verilen iki maddeden oluşmuştur. Deride bu kitin maddesinin bulunuş oranları, derinin, sertlik, katılık veya

yumuşaklığını tayin eder. Deride genellikle melanin gibi renk maddeleri de bulunur. Deri, epidermal hücrelerin salgılan ile meydana gelir ve epi-kutikula, eksokutikula, endokutikula, asal zar olmak üzere bir takım tabakalara ayrılır (Şekil 2). Epikutikula'da microtrichia ismi verilen küçük çıkıntılar bulunur. Buna karşılık kıllar ve pullar, daha içte olmak üzere endokutikula'nm içine kadar gider. Bundan başka bütün deride (kuti-kula) onu kateden, fakat ödevleri henüz daha kesin olarak bilinmeyen pek çok küçük gözenek kanalları da bulunur.
Hareketlerin kolayca yapılabilmesi için böcek vücudunun eklem olan yerlerinde kutikula'nm yumuşak olması lazım gelir ve vücut da böylece bir takım parçalara ayrılmış olur. Bu sebeple her segment kutikulası tipik olarak 4 temel parçaya ayrılır. Bunlar üstte tergum, alt kısımda sternum ve iki yanda da pleuron'lardır. Başta olduğu gibi vücudun belirli şekilde segmentlere ayrılmayan kısımlarında, kutikula kalınlaşmış levhacıklar halindedir ki bunlara da sclerite adı verilir. Sclerite'Ier birbirlerine dikişler vasıtası ile bağlanmışlardır. Vücuttaki tergum, sternum ve pleuron'-lara ait sclerite'lere tergite, sternite ve pleurite adı verilir. Her segmentin pleurön'undan çıkan bacak gibi ilavelerin esası eklemli tüplerdir.

Levhacıklar, yani sclerite'lerin arasında dikiş veya ayrıntıların bulunduğu yerlerde de kutikula bulunur, fakat bu zarımsı haldedir. Buna karşılık eğer levhacıklar arasında, baş kapsülünde olduğu gibi oynaklığa lüzum yoksa, o takdirde birçok dikişler birbirlerine tamamen bitişirler ve adeta ortadan kalkarlar.
Muhtelif böceklerde başın şekli çok değişir. Ağız parçalarının duruş şekline göte başlıca iki tip baş vardır. Bunlar hypognathous ve prognat-hous baş tipleridir. Birinci tipte ağız parçalan aşağı doğru yönelmiş durumda ve ağızm, başın alt kısmında bulunduğu şekildir ki- buna misal alarak çekirgeler gösterilebilir. İkinci tipteki ağız parçaları başın önüne doğru yerleşmiş olup yatay bir durum gösterir. Isoptera'nın asker formu ile birçok Coleoptera türleri bu ikinci tipteki ağız duruşuna sahiptirler. Ağız parçalarına ait genel terimler Şekil 3'de gösterilmiştir.
Böceklerin ağız parçalarında sarkık şekilde duran fakat kolayca hareket edebilen üst dudağa labrum, onun altında çeşitli biçimlerde olan bir çift sert kitini çıkıntıya da mandibula (ön veya üst çene) ismi verilir. Bu parçalar ısırıcı ve çiğneyici ağız parçalarına sahip böceklerde kuvvetli kitini yapıda olup iç kısmında ekseriya dişler bulunur. Diğer ikinci çift olan çeneler, yani 1. çift maxillae (arka veya alt çene) mandibula'larm hemen altında bulunur. Bunun ödevi gıda maddelerini tutmak ve tatmaktır. Hemiptera'da (Yarım Kanatlılar) bu parçaların yapılışı çok değişmiş-
tir. 2. çift maxillae (İabium veya alt dudak) tek olarak alt dudak halindedir. Bunlar bir çift eklemli palp'lere maliktir. Bu parçanın şekli muhtelif böcek takımlarına göre çok değişir. Ağzın en altında ve arka kısmında dil şeklinde olan hypopharynx bulunur. Buna ağzın tabanı da denir. Bu parça ilave değildir ve deriden yapılmıştır. Epipharyruc ağzın esas parçalarından birisidir ve ağzın tavanını teşkil eder.
Yukarıda izah edilen 6 parça müşterek olarak ağız parçaları adı altında tanınırlar. Bunlar muhtelif böceklerde son derece değişik şekiller gösterirler. Ergin böceklerin ağız parçalarındaki değişikliklerin en önemlisi, bitki özsuyunu emen sokucu-emici böceklerde görülür. Thripsler (Thysanoptera) bitki özsuyunu emerler. Bunlarda sol mandibula ve maxil-la'lar değişikliğe uyarak her ikisi birlikte stylet'leri meydana getirir. Özellikle Terebrantia'da her iki taraftaki mandibula'lar değişiktir. Sol taraftakiler kuvvetli olarak sertleşmiş stylet halinde olduğu halde sağ mandibula bütün gelişme devrelerinde (postembriyonik devrelerde) tamamiyle ortadan kalkmış haldedir. Stylet'ler ağız konisi içinde toplanmış olup bitkilerin hücre veya dokularını çizme veya yırtma işine yarar. Stylet'ler içinde kanal bulunmaz. Yırtılan bitki doku veya hücrelerinden çıkan özsu, ağız konisi içine girer ve labrum ile hypopharynx arasından geçerek mideye ulaşır. Bu tip ağız parçalarına kazıyıcı-emici ismi de verilebilir

Diğer emici böceklerin çoğunda ağız parçaları kazımaktan çok, sokucudur. Mesela Hemiptera'da sokucu kısımlarda elastiki oıan stylet'ler mandibula ve maxilla'lardan teşekkül eder. Bunlar oluklarla birbirine iyice ve sıkıca bağlanmıştır. Her bir mandibula'da birbirine karşı iki oluk vardır ki bunlar iki kanal meydana getirir. Bunlardan bir tanesi bitki veya hayvan dokuları içine salya salgılamaya yarar. Diğer kanaldan ise emilen bitki özsuyu veya hayvan, ya da insan kanı böceğin midesine gider. Labrum hafifçe öne doğru uzayarak stylet'leri içine alan bir kılıf veya benzeri bir yapı haline dönüşmüştür. Labium hemen hemen stylet'ler kadar uzun olup, içinde onların yattığı bir oluk halindedir. Kan emen Diptera türlerinde sokucu-emici ağız parçaları daha değişik bir yapı gösterir. Mesela Sivrisineklerdeki stylet'ler labrum, epipharynx, hypopharynx, mandibula ve maxilla'lardan meydana gelmiştir. Ahır sineklerinde ise bunlar yalnızca epipharynx, hypopharynx ve labrum'dan teşekkül edei. Ev sinekleri gibi yüksek Diptera'da ise ağız parçaları daha değişik olup sulu gıdaları alacak biçime dönüşmüştür. Bunlarda labium etimsi bir sünger yapısında labella ismi verilen hortum halindedir ve mandibula'lar yoktur. Maxilla-' lar ise bir çift palp haline dönüşmüştür. Bazı Diptera larvalarında da ağız parçaları oldukça fazla bir değişikliğe uğramıştır. Bunların bir çoğunda ağız, ağız çengeli adı verilen kuvvetli kitini bir yapı halindedir. Bazı parazitlerin larvaları ile bitki dokuları içinde yaşayan bazı larvalarda fonksiyonel ağız parçalan yoktur. Bunlarda, gıda vücut derisi tarafından ab-sorbsiyon yolu ile alınır.
Başta duygu hissini almaya yarayan bir çift ilave bulunur. Bunlara anten adı verilir. Antenlerin şekilleri böcek türlerine göre çok değişir. Genel olarak bir anten: scape, pedicel ve flagellum gibi parçalardan teşekkül eder. Böceklerde görülen bazı anten formları Şekil 4'te gösterilmiştir. Böceklerin çoğunda koklama ve dokunma duygu organları antenlerde toplanmıştır.
Başta iki türlü görme organı bulunur. Bunlar ocelli ve petek gözlerdir. Ocelli, ışık yoğunluğu değişmesini farkettiği sanılan, fakat hayal teşekkülü mümkün olmayan basit gözlerdir. Petek gözler, bunun benzeri olan fakat pek çok küçük gözlerden (ommatidium) meydana gelmiştir. Her bir ommatidium belirli bir görüş alanının küçük bir parçasını görür. Böylece bütün bir görüntü, muhtelif yoğunlukta birçok noktacıklardan meydana gelmiş olur ki görüntü mozaik manzarasmdadır. Böceklerin petek gözlerindeki görme kudreti Memelilerde olduğu kadar kuvvetli değildir. Bununla beraber çevrelerindeki hareketleri yeteri kadar görebilme yeteneğindedir.
Thorax'ta, yani göğüste belirli olarak üç segment bulunur. Şekilleri böcek gruplarına göre çok değişmekle beraber bunlar pro—, meso— ve me-tathorax'tır. Bu thorax segmentlerinden herbiri, bir çift bacağa maliktir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi-1- Prof.Dr.Niyazi LODOS





Comment