Püskürtme ilaçları: Su, genel olarak püskürtülen ilaçlarda başlıca yayıcı olduğundan insektisidin suda eriyebilme durumu onun etkisi üzerinde önemli şekilde rol oynar. Eğer ilaç nicotine veya sodyum fluoride'de olduğu gibi suda eriyebilecek durumda ise istenildiği miktarda eritilebilir. Buna karşılık suda erimeyen insektisidlerde ise ya süspansiyon veya yağda emülsiyon haline getirilebilir.
Süspansiyonlar, tozlarda olduğu gibi insektisidin 0,5-5 mikron büyüklüğünde küçük parçacıklar halinde öğütülmesi ile elde edilir. Bundan sonra da ıslatıcı veya tespit edici maddeler ilave edilir. Böylece yayılabilir bir macun veya yayılabilir yoğun bir toz (ıslanabilen toz=±wettable pow-der=W.P.) haline gelir. Bu gibi ilaçların genel görünüşü toz ilaçlara çok benzer. Ancak bu şekilde elde edilen macun veya tozlar su ile karıştırıldıklarında küçük toz parçacıkları uzun müddet su içinde yüzecek şekilde kalırlar (süspansiyon). Süspansiyon elde etmek için diğer bir metot da insektisidin bir eritici içinde eritilmesi ve sonra su ile karıştııılmasıdır ki böylece püskürtülecek hale getirilir. Islanabilen tozlar, aktif madde olarak tozlardan daha yoğun halde bulunurlar. Bunlarda % 75'e kadar aktif madde bulunabilir, tnsektisid kolloid halde çökebilir.
■
Emülsiyonlar yağ damlacıklarının su içindeki süspansiyon halidir. Bir emülsiyon yapabilmek için insektisid, yağımsı organik bir eritici içinde eritilir, sonra içine onu emülsiyon yapabilecek bir madde ilave ederek şiddetlice çalkalanır veya ince deliklerden tazyikle geçirilir.
■
Teepol, lissopol, manoxol gibi emülsiyon için kullanılan maddelere ait moleküllerin yağda ve suda eriyebilen kısımları vardır. Bu moleküller su ve yağ arasındaki yüzeye göre hareket ederler. Küçük yağ damla- akları emülsiyon sağlayan maddenin etrafını ince bir filim halinde sarar ve birlikte bulunarak bir daha ayrılmaz.
Emülsiyonlar tarla ve bahçeler için hazırlanmışlardır. Bunlar eriyik hali en az bir duruma indirilmiş ana emülsiyonlar, yayılabilir eriyikler veya karışabilir yağlar halinde kullanılırlar. Kalın macun şeklinde olan emülsiyonlar, ince ve eriyik tipinde olanlardan daha güç kullanılır ve muhafaza edilirler. Ana emülsiyonlar veya karışabilir eriyikler, püskürtülmek üzere bir bidon veya tank içine dökülür. Gerekli miktarda su konduktan sonra burada kürekler veya karıştırıcılar, yahutta püskürtme aletinin verdiği hava sirkülasyonu ile karıştırılırlar.
Püskürtme maddelerinin ıslatılma, yayılma ve yapıştırılma özelliklerini artırmak için birçok maddeler kullanılır. Islatma ve yayma maddeleri, emülsiyon yapma maddelerine çok benzer. Molekülün bir [tarafı mu-mumsu veya kaygan yüzeye sahip bitkilerde yaprak veya diğer organla-larına değme özelliğine sahip iken diğer kısmı da suyu tutma özelliğinemaliktir. Püskürtme ilaçlarının ıslatma özelliklerinin iyiliği veya geçerliliği, değme açısının büyüklük veya küçüklüğü ile (damla ile bitki yüzeyi arasındaki açı) orantılıdır. Bir damlanın değme açısı 180°'ye yaklaşırsa yuvarlanmaya başlar. 80°'ye yakın veya daha az ise durma imkanına sahip olur ve 0°'ye doğru yaklaştığında yüzeye yapışma olur ve en iyi özelliği kazanmış olur. Ancak bu durumlarda bitki yüzeyinin bizzat kendi eğriliği de bu işte önemli rol oynar. Kazein veya amine stearate'ler, ar-senikli veya diğer erime özelliği çok az olan ilaçlar için yapıştırıcı olarak kullanılırlar.
Püskürtmeden amaç, genellikle ilaçlanacak yüzeyin iyi şekilde örtülmesini sağlamaktır. Buna rağmen yüzey hiçbir zaman fazla ilaçla doldurularak ilacın fazlasının akması şeklinde olmamalıdır. Ayrıca yapıştırıcılar ve diğer benzeri maddeler, hava vs. sebepler dolayısı ile püskürtülen ilaçların bitki yüzeyinden kolayca ayrılmasına mani olacak özelliklere sahip olmalıdır.
Yağlar ve diğer organik eriticiler, özellikle organochlorine'li insektisidler için elverişlidirler. Birçok yağlar bizzat kendileri insektisid etkisine sahiptir. Bunlar böceklerin stigma'larından kolaylıkla girmelerine
ve kutikula yağ tabakasını (lipoid kısmını) hafifleterek oradan vücut içine
nüfuz edilmesini sağlar. Yağlar aynı zamanda hem bitki, hem de böcek
kutikulasına etkili olduğundan ilacın yapışma ve ve ıslatma özelliklerini
büyük ölçüde artırır. Birçok organik eriticiler ve yağlar oldukça yüksek
fitotoksik etkiye sahip oldukları için ilaçların hazırlanmasında yağın tip ve
derecesi dikkatle seçilmelidir. Bu, özellikle low-volume (alçak hacim)
püskürtmelerde çok fazla önem taşır. Çünkü bu gibi püskürtmelerde yağ miktarı % 5'e kadar çıkar. Bu gibi solüsyonlar ender olarak bitkilerde kullanılırlar. Fakat boş alanlarda, bataklık ve çalılık arazide, ahırda, ev böceklerine karşı binalarda, sulara atılmak suretiyle Sivrisinek ve sularda yaşayan, hastalık taşıyan diğer böceklerin savaşında kullanılır (DDT'-nin petrolle olan karışımında olduğu gibi).High-volume (yüksek hacim) püskürtmeler oran itibariyle daha fazla sulandırılmışlardır. Bu gibi püskürtmelerde çok defa dönüme 150 litre veya daha fazla olmak üzere eriyik kullanılır. Medium-volume (orta hacim) püskürtmelerde ise yoğunluk biraz daha fazla olup bunlarda dönüme sarfedilen püskürtme 70-150 litre arasında değişir. Alçak hacimli püskürtmelerde, ilk zamanlarda görülen aletlerdeki memelerin tıkanması, bitkilerdeki fitotoksisite, ilaçların uzaklara taşınması gibi sorunlar artık oldukça giderilmiş bulunmakta ve bugün alçak hacim ilaçlamaları birçok memleketlerde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.
Toz ve püskürtmelerde dikkat edilecek bazı hususlar: Bazanyoğun toz ve püskül tmeler kuvvetli hava akımına verilerek ürün üzerine uygun bir memeden savrulur. Bu gibi aletlerde yayıcı ve itici kuvvet havadır. Bu gibi ilaçlamalarda özel olarak hazırlanmış toz veya püskürtme ilaçlan, özel aletlerle atılır.
Toz ve püskürtmelerde başarı sağlamak daha çok uygulamada kullanılacak alete bağlıdır. Amaç, ilacm uygun şekilde bitki yüzeyini örtecek şekilde atılmasıdır. Bununla beraber bu, sistemik veya devamı uzun olan ilaçlarda o kadar önemli değildir. ?lacın, ilaçlama alanım homojen bir şekilde örtmesi de çok önemlidir, ilaçlamada ekseriya görülen bir hata da, ilacın orta kısımlarda fazla, kenarlarda az olmasıdır. Bazı hallerde, mesela bitkilerin uç kısımları böcek saldırısına uğradığı hallerde, bitkilerin yalnızca bu kısımlarını örtecek bir ilaçlama yapmak uygun olabilir. Aynı şekilde, bazan yine ilaçlamada ekonomik prensiplere uygun olarak, böcek saldırısı tarla kenarlarında olmuşsa toz veya püskürtmeyi buralara yöneltecek şekilde yapmak uygun olur.
Toz veya püskürtmelere ait kalıntıların bitkilerin üzerindeki devamlılığı da çok önemlidir. ?laçların kuvvetli rüzgarlar veya yağmurla kolayca yıkanmaması istendiği gibi, bitki üzerinde veya içindeki fazla ilaç kalıntıları da insan veya hayvanlar için tehlike teşkil eder. Önemli olan bir problem de püskürtme veya toz şeklinde uzağa giderek oralarda bulunan hayvan ve bitkileri bulaştırmalarıdır ki, ilaçlama yapılırken hava hareketlerine göre uygulamaya karar vermeyi gerektir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS
Süspansiyonlar, tozlarda olduğu gibi insektisidin 0,5-5 mikron büyüklüğünde küçük parçacıklar halinde öğütülmesi ile elde edilir. Bundan sonra da ıslatıcı veya tespit edici maddeler ilave edilir. Böylece yayılabilir bir macun veya yayılabilir yoğun bir toz (ıslanabilen toz=±wettable pow-der=W.P.) haline gelir. Bu gibi ilaçların genel görünüşü toz ilaçlara çok benzer. Ancak bu şekilde elde edilen macun veya tozlar su ile karıştırıldıklarında küçük toz parçacıkları uzun müddet su içinde yüzecek şekilde kalırlar (süspansiyon). Süspansiyon elde etmek için diğer bir metot da insektisidin bir eritici içinde eritilmesi ve sonra su ile karıştııılmasıdır ki böylece püskürtülecek hale getirilir. Islanabilen tozlar, aktif madde olarak tozlardan daha yoğun halde bulunurlar. Bunlarda % 75'e kadar aktif madde bulunabilir, tnsektisid kolloid halde çökebilir.
■
Emülsiyonlar yağ damlacıklarının su içindeki süspansiyon halidir. Bir emülsiyon yapabilmek için insektisid, yağımsı organik bir eritici içinde eritilir, sonra içine onu emülsiyon yapabilecek bir madde ilave ederek şiddetlice çalkalanır veya ince deliklerden tazyikle geçirilir.
■
Teepol, lissopol, manoxol gibi emülsiyon için kullanılan maddelere ait moleküllerin yağda ve suda eriyebilen kısımları vardır. Bu moleküller su ve yağ arasındaki yüzeye göre hareket ederler. Küçük yağ damla- akları emülsiyon sağlayan maddenin etrafını ince bir filim halinde sarar ve birlikte bulunarak bir daha ayrılmaz.
Emülsiyonlar tarla ve bahçeler için hazırlanmışlardır. Bunlar eriyik hali en az bir duruma indirilmiş ana emülsiyonlar, yayılabilir eriyikler veya karışabilir yağlar halinde kullanılırlar. Kalın macun şeklinde olan emülsiyonlar, ince ve eriyik tipinde olanlardan daha güç kullanılır ve muhafaza edilirler. Ana emülsiyonlar veya karışabilir eriyikler, püskürtülmek üzere bir bidon veya tank içine dökülür. Gerekli miktarda su konduktan sonra burada kürekler veya karıştırıcılar, yahutta püskürtme aletinin verdiği hava sirkülasyonu ile karıştırılırlar.
Püskürtme maddelerinin ıslatılma, yayılma ve yapıştırılma özelliklerini artırmak için birçok maddeler kullanılır. Islatma ve yayma maddeleri, emülsiyon yapma maddelerine çok benzer. Molekülün bir [tarafı mu-mumsu veya kaygan yüzeye sahip bitkilerde yaprak veya diğer organla-larına değme özelliğine sahip iken diğer kısmı da suyu tutma özelliğinemaliktir. Püskürtme ilaçlarının ıslatma özelliklerinin iyiliği veya geçerliliği, değme açısının büyüklük veya küçüklüğü ile (damla ile bitki yüzeyi arasındaki açı) orantılıdır. Bir damlanın değme açısı 180°'ye yaklaşırsa yuvarlanmaya başlar. 80°'ye yakın veya daha az ise durma imkanına sahip olur ve 0°'ye doğru yaklaştığında yüzeye yapışma olur ve en iyi özelliği kazanmış olur. Ancak bu durumlarda bitki yüzeyinin bizzat kendi eğriliği de bu işte önemli rol oynar. Kazein veya amine stearate'ler, ar-senikli veya diğer erime özelliği çok az olan ilaçlar için yapıştırıcı olarak kullanılırlar.
Püskürtmeden amaç, genellikle ilaçlanacak yüzeyin iyi şekilde örtülmesini sağlamaktır. Buna rağmen yüzey hiçbir zaman fazla ilaçla doldurularak ilacın fazlasının akması şeklinde olmamalıdır. Ayrıca yapıştırıcılar ve diğer benzeri maddeler, hava vs. sebepler dolayısı ile püskürtülen ilaçların bitki yüzeyinden kolayca ayrılmasına mani olacak özelliklere sahip olmalıdır.
Yağlar ve diğer organik eriticiler, özellikle organochlorine'li insektisidler için elverişlidirler. Birçok yağlar bizzat kendileri insektisid etkisine sahiptir. Bunlar böceklerin stigma'larından kolaylıkla girmelerine
ve kutikula yağ tabakasını (lipoid kısmını) hafifleterek oradan vücut içine
nüfuz edilmesini sağlar. Yağlar aynı zamanda hem bitki, hem de böcek
kutikulasına etkili olduğundan ilacın yapışma ve ve ıslatma özelliklerini
büyük ölçüde artırır. Birçok organik eriticiler ve yağlar oldukça yüksek
fitotoksik etkiye sahip oldukları için ilaçların hazırlanmasında yağın tip ve
derecesi dikkatle seçilmelidir. Bu, özellikle low-volume (alçak hacim)
püskürtmelerde çok fazla önem taşır. Çünkü bu gibi püskürtmelerde yağ miktarı % 5'e kadar çıkar. Bu gibi solüsyonlar ender olarak bitkilerde kullanılırlar. Fakat boş alanlarda, bataklık ve çalılık arazide, ahırda, ev böceklerine karşı binalarda, sulara atılmak suretiyle Sivrisinek ve sularda yaşayan, hastalık taşıyan diğer böceklerin savaşında kullanılır (DDT'-nin petrolle olan karışımında olduğu gibi).High-volume (yüksek hacim) püskürtmeler oran itibariyle daha fazla sulandırılmışlardır. Bu gibi püskürtmelerde çok defa dönüme 150 litre veya daha fazla olmak üzere eriyik kullanılır. Medium-volume (orta hacim) püskürtmelerde ise yoğunluk biraz daha fazla olup bunlarda dönüme sarfedilen püskürtme 70-150 litre arasında değişir. Alçak hacimli püskürtmelerde, ilk zamanlarda görülen aletlerdeki memelerin tıkanması, bitkilerdeki fitotoksisite, ilaçların uzaklara taşınması gibi sorunlar artık oldukça giderilmiş bulunmakta ve bugün alçak hacim ilaçlamaları birçok memleketlerde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır.
Toz ve püskürtmelerde dikkat edilecek bazı hususlar: Bazanyoğun toz ve püskül tmeler kuvvetli hava akımına verilerek ürün üzerine uygun bir memeden savrulur. Bu gibi aletlerde yayıcı ve itici kuvvet havadır. Bu gibi ilaçlamalarda özel olarak hazırlanmış toz veya püskürtme ilaçlan, özel aletlerle atılır.
Toz ve püskürtmelerde başarı sağlamak daha çok uygulamada kullanılacak alete bağlıdır. Amaç, ilacm uygun şekilde bitki yüzeyini örtecek şekilde atılmasıdır. Bununla beraber bu, sistemik veya devamı uzun olan ilaçlarda o kadar önemli değildir. ?lacın, ilaçlama alanım homojen bir şekilde örtmesi de çok önemlidir, ilaçlamada ekseriya görülen bir hata da, ilacın orta kısımlarda fazla, kenarlarda az olmasıdır. Bazı hallerde, mesela bitkilerin uç kısımları böcek saldırısına uğradığı hallerde, bitkilerin yalnızca bu kısımlarını örtecek bir ilaçlama yapmak uygun olabilir. Aynı şekilde, bazan yine ilaçlamada ekonomik prensiplere uygun olarak, böcek saldırısı tarla kenarlarında olmuşsa toz veya püskürtmeyi buralara yöneltecek şekilde yapmak uygun olur.
Toz veya püskürtmelere ait kalıntıların bitkilerin üzerindeki devamlılığı da çok önemlidir. ?laçların kuvvetli rüzgarlar veya yağmurla kolayca yıkanmaması istendiği gibi, bitki üzerinde veya içindeki fazla ilaç kalıntıları da insan veya hayvanlar için tehlike teşkil eder. Önemli olan bir problem de püskürtme veya toz şeklinde uzağa giderek oralarda bulunan hayvan ve bitkileri bulaştırmalarıdır ki, ilaçlama yapılırken hava hareketlerine göre uygulamaya karar vermeyi gerektir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

