însektisidlerin etkililiğine tesir eden faktörler:
Kimyasal bir bileşiğin böcek vücudu içine girme yolu onun zehirliliğine etki eder. Böceklerdeki kutikula tabakası birçok insektisidlerin girmelerine ciddi bir engel teşkil eder. Fakat yağımsı (lipophilie) maddeleri insektisidlere katmak suretiyle insektisidin kutikuladan vücut içine nüfuzu sağlanmış, dolayısı ile zehirlilik etkisi artırılmış olur. Ağız yolu ile alınan insektisidler orta barsakta absorbe edilir. Bazı bileşikler böcekleri def edici özelliğe maliktir. Bunları, böcek ya yemekten sakınır veya yediği zaman da geriye çıkaıtır. Bazı zehirler ya bağırsakta absorbe edilmezler, ya da orada inaktif halde kalırlar. Su, böceklerde trakeler içine giremez, çünkü yüzey gerilimi fazladır. Ancak bunu azaltan bir madde ilave edildiğinde suyun trakelere nüfuzu sağlanır. Çabuk tesir eden insektisidler çoğu defa, ya trakeler yolu veya kutikuladan nüfuz etme özelliğine sahiptir.
Böceklerde larva veya nimf devreleri insektisidlere daha hassastır. Genel olarak larva ve nimfler, ergin ve pupalardan insektisidlere karşı daha hassastır. Aynı şekilde nimf ve larvaların da genç devreleri yaşlılarına oranla daha hassastır. Böceklerde en hassas devre yumurtadan hemen çıkan veya yeni gömlek değiştiren larva veya nimf devreleridir (özellikle kontakt etkili ilaçlara karşı).
Çevre şartları da insektisidlerin etkilerini değiştirebilir. İlaçların böcek vücuduna absorbe edilme oranı ile vücut içine alman zehirli maddenin bozulma oranı ısı ile orantılıdır. Böylece böcek vücudu içine onun en başarılı şekilde öldürecek zehir miktarı yüksek ısı derecelerinde alınmış olur. Fakat sonradan alçak ısının devam etmesi böcek içindeki zehirin bozulma oranını azaltabilir. DDT, methoxychlor, TDE gibi bazı insektisidler bu kaide dışındadır. Bunlarda en etkili ısı, devamlı olan nisbeten alçak derecelerdir. Genellikle çabuk tesirli ilaçlar yüksek ısılarda, yavaş tesirli olanlar da düşük ısılarda daha etkilidir.
Düşük orantılı nemler, yoğun insektisidler sis halinde atıldığında, ince parçacıkların kuru hale gelmesine kötü etkide bulunur. Yağmurlar suda eriyen insektisidlerin çabuk yıkanmasına sebep olur. Fakat insektisidlerin çoğu suda erimeyenlerdir. Rüzgar ve yağmur daha az yapışmış olan püskürtme kalıntılarının hava tesiri ile bozulma veya yok olmalarına sebep olur. Güneş ışınları yavaş etkide de olsa kalıntıların bozulma veya dağılmalarını sağlar. Hava cereyanları, yani rüzgarlar da insektisidlerin etkisinde önemli rol oynar. Özellikle rüzgarın hızı saatte 10 km'den fazla olduğunda püskürtme veya toz parçacıklarını ilaçlama sahalarından dışarıya taşıdığı gibi bunların gayri muntazam olarak yayılmasına da sebep olur. Bu durum özellikle havadan yapılan ilaçlamada daha da önem kazanır.
Bitkinin durumu da bir insektisidin etkisine tesir edebilir. Mumumsu yüzeye sahip olan Karnabahar, Lahana v.s. gibi bitkilerde püskürtme maddeleri yaprak üzerinden kolaylıkla kayar ve yere dökülür. Bu gibi hallerde ıslatıcı veya yaptıştınci maddeler ilave etmek suretiyle insektisid etkili bir hale geçirilebilir. Sık yaprakları bulunan ağaç veya bitkiler de insektisidin iç kısımlara iyi şekilde nüfuz etmesini engeller. Bu gibi hallerde yine insektisid içine ıslatıcı maddeler koymak suretiyle basmcı artırmak, dolayısı ile ilacın nüfuzunu sağlamak kolaylaşır. Unutmamak gerekir ki, insektisid atıldıktan sonra çabuk gelişen bitkilerin yeni yapraklarında ilaç kalıntıları bulunmaz. Buna göre ilaçlama zaman veya aralarını ayarlamak gerekir. Mesela Elma ağaçları yapraklarını 15 gün içinde iki misli artırabildiği gibi bazı Cucurbitaceae bitkilerinde yapraklar bir gün içinde 10—12 cm kadar büyüyebilir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS
Kimyasal bir bileşiğin böcek vücudu içine girme yolu onun zehirliliğine etki eder. Böceklerdeki kutikula tabakası birçok insektisidlerin girmelerine ciddi bir engel teşkil eder. Fakat yağımsı (lipophilie) maddeleri insektisidlere katmak suretiyle insektisidin kutikuladan vücut içine nüfuzu sağlanmış, dolayısı ile zehirlilik etkisi artırılmış olur. Ağız yolu ile alınan insektisidler orta barsakta absorbe edilir. Bazı bileşikler böcekleri def edici özelliğe maliktir. Bunları, böcek ya yemekten sakınır veya yediği zaman da geriye çıkaıtır. Bazı zehirler ya bağırsakta absorbe edilmezler, ya da orada inaktif halde kalırlar. Su, böceklerde trakeler içine giremez, çünkü yüzey gerilimi fazladır. Ancak bunu azaltan bir madde ilave edildiğinde suyun trakelere nüfuzu sağlanır. Çabuk tesir eden insektisidler çoğu defa, ya trakeler yolu veya kutikuladan nüfuz etme özelliğine sahiptir.
Böceklerde larva veya nimf devreleri insektisidlere daha hassastır. Genel olarak larva ve nimfler, ergin ve pupalardan insektisidlere karşı daha hassastır. Aynı şekilde nimf ve larvaların da genç devreleri yaşlılarına oranla daha hassastır. Böceklerde en hassas devre yumurtadan hemen çıkan veya yeni gömlek değiştiren larva veya nimf devreleridir (özellikle kontakt etkili ilaçlara karşı).
Çevre şartları da insektisidlerin etkilerini değiştirebilir. İlaçların böcek vücuduna absorbe edilme oranı ile vücut içine alman zehirli maddenin bozulma oranı ısı ile orantılıdır. Böylece böcek vücudu içine onun en başarılı şekilde öldürecek zehir miktarı yüksek ısı derecelerinde alınmış olur. Fakat sonradan alçak ısının devam etmesi böcek içindeki zehirin bozulma oranını azaltabilir. DDT, methoxychlor, TDE gibi bazı insektisidler bu kaide dışındadır. Bunlarda en etkili ısı, devamlı olan nisbeten alçak derecelerdir. Genellikle çabuk tesirli ilaçlar yüksek ısılarda, yavaş tesirli olanlar da düşük ısılarda daha etkilidir.
Düşük orantılı nemler, yoğun insektisidler sis halinde atıldığında, ince parçacıkların kuru hale gelmesine kötü etkide bulunur. Yağmurlar suda eriyen insektisidlerin çabuk yıkanmasına sebep olur. Fakat insektisidlerin çoğu suda erimeyenlerdir. Rüzgar ve yağmur daha az yapışmış olan püskürtme kalıntılarının hava tesiri ile bozulma veya yok olmalarına sebep olur. Güneş ışınları yavaş etkide de olsa kalıntıların bozulma veya dağılmalarını sağlar. Hava cereyanları, yani rüzgarlar da insektisidlerin etkisinde önemli rol oynar. Özellikle rüzgarın hızı saatte 10 km'den fazla olduğunda püskürtme veya toz parçacıklarını ilaçlama sahalarından dışarıya taşıdığı gibi bunların gayri muntazam olarak yayılmasına da sebep olur. Bu durum özellikle havadan yapılan ilaçlamada daha da önem kazanır.
Bitkinin durumu da bir insektisidin etkisine tesir edebilir. Mumumsu yüzeye sahip olan Karnabahar, Lahana v.s. gibi bitkilerde püskürtme maddeleri yaprak üzerinden kolaylıkla kayar ve yere dökülür. Bu gibi hallerde ıslatıcı veya yaptıştınci maddeler ilave etmek suretiyle insektisid etkili bir hale geçirilebilir. Sık yaprakları bulunan ağaç veya bitkiler de insektisidin iç kısımlara iyi şekilde nüfuz etmesini engeller. Bu gibi hallerde yine insektisid içine ıslatıcı maddeler koymak suretiyle basmcı artırmak, dolayısı ile ilacın nüfuzunu sağlamak kolaylaşır. Unutmamak gerekir ki, insektisid atıldıktan sonra çabuk gelişen bitkilerin yeni yapraklarında ilaç kalıntıları bulunmaz. Buna göre ilaçlama zaman veya aralarını ayarlamak gerekir. Mesela Elma ağaçları yapraklarını 15 gün içinde iki misli artırabildiği gibi bazı Cucurbitaceae bitkilerinde yapraklar bir gün içinde 10—12 cm kadar büyüyebilir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

