fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Böceklerin Sınıflandırılması ve Taksonomisi

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Böceklerin Sınıflandırılması ve Taksonomisi

    Böceklerin Sınıfîsmdbrılması ve Taksonomisi
    Genel anlamda sınıflandırma çeşitli eşya ve cisimleri gruplar haline getirerek bir düzen içinde göstermek demektir. Bunun için eşyaları veya diğer benzeri maddeleri sınıflandırmak için belirli bir amaca göre bunlar gruplandınlıp, sıraya konarak belirli bir düzene sokulur. Bunun gibi ya­şayan organizmalar da tabii akrabalıklarını gösteren karakterlerine göre sınıflandırılarak onları kolaylıkla tanımamıza hizmet eder. Böylece canlı­ları sınıflandırma bilimi, taksonomi olarak bilinmektedir.
    Hayvanların tabii sınıflandırılmasında onların akrabalıkları dikkate alınır ve yakın olanlar birbirlerine yakın şekilde yerleştirilerek bir sistem meydana getirilir. Bu sistemde birbirlerine en yakın olan formlar akraba­lıkları en ileri, en yakın olanlardır. Bunu yapabilmek için hayvanların tüm olarak benzerlik ve ayrılıkları dikkate alınır. Tek bir karakter üzerine dayanılarak yapılan sınıflandırma çok defa emin olmaz. Mesela böcekle­rin yalnızca başkalaşmalarına göre yapılacak sınıflandırmada birbirleri ile uzaktan ilgili olan birçok önemli karakterleri haiz olan böcekler bir araya getirilmiş olur ki böylece zayıf bir sınıflandırma yapılmış olur.
    Gerek fosil böcekler, gerekse filogenetik çalışmalar göstermiştir ki bö­ceklerin ilk cedleri şimdikilere oranla küçük, kanatsız ve hemen hemen başkalaşmaya malik değildiler. Zamanla bunlardan gelen nesillerde ya­vaş yavaş kanatlı böcekler meydana geldi ki bunlar bugün Pterygota dediğimiz kanatlı böcekler altsınıfım teşkil etmiştir. Fakat bir kısım kanat­sız böcekler ilksel formlarını devam ettirdiler ki bunlar da Apterygota diye isimlendirilen diğer bir altsınıfı oluşturdular. Kanatlı Böcekler sayı itibariyle çok kalabalık bir grup olup bunlar daha sonra parçalanarak takım, familya, trihu, cins ve türler oluştu. Bugün sınıflandırmada bu kategoriler arasına alttakım (suborder), üstfamilya (superfamily), altfamilya (subfamily), aşiret (tribus) vs. gibi ara kategoriler de sokul­muş ve bunlar kullanılmaktadır.
    Takımlar tekamüli ilişkilerine göre üsttakımlar halinde birleştirile­bilir. Ancak bu türlü sınıflandırma teknik bir sorun olduğu için bu gibi bilgiler pratik kitapların dışında kalmaktadır. Böylece burada sınıftan sonra takım en büyük kategori olarak ele alınmıştır. Takım, kendisi genel­likle çok büyük bit topluluktur. Bütün olarak onu inceleyebilmek için o kadar fazla değişikliklere sahiptir ki kendisini de çoğunlukla büyük, küçük bir takım gruplara ayırmak mecburiyeti doğar. Ayrı birer takım olarak incelenebilecek nitelikteki karakterlere sahip olmadıklarından bunları iki veya daha fazla alttakıma ayırarak incelemek en iyi yoldur. îşte bir takımı birbirlerineden belirgin şekilde ayrılabilen bu ilk alt kategoriye alttakım ismi verilir. Ancak bir sistematikçinin alttakım olarak değer­lendirdiği bir kategoriyi diğer birisi takım veya başka bir kategori olarak değerlendirebilir. Bu bakımdan üst düzey kategorilerinin sistematiğinde çoğunlukla taksonomistler arasında uyuşmazlıklar görülür.
    Sınıflandırmada en önemli grup şüphesiz familyadır. Çoğu zaman buna «tabii familya» ismi de verilir. Çünkü daha yüksek kategorilerdeki-lere oranla bu kategori daha tabii bir gruplandırm a sonucu meydana getirilir. Familya, birbirlerine pek çok yönlerden benzerlikler gösteren ve açık olarak birbirleriyle akrabalığı bulunan birçok farklı türlerden oluşur. Kolaylık olmak üzere familya isimleri- idae eki ile son bulur. Bir takım veya alttakım içinde birçok familyalar bulunduğunda, bunlar da bir­birleriyle yakın olanları üstfamilyalar halinde bir araya getirilirler. Üst­familya ismi her zaman —oidea eki ile son bulur. Aynı şekilde takımlar bazan nasıl alttakımlara ayrılıyorlarsa, familyalar da bazan altfamilya-lara ayrılırlar. Altfamilya isimleri de kural olarak —inae eki ile son bu­lur. Bütün altfamilyalar, familyanın temel karakterlerine sahip olup kendi aralarında bazı küçük farklarla ayrılan topluluklardır. Bu kitapta geçme­mekle beraber altfamilya ile cins arasındaki bulunan diğer bir kategori de tribu'dur. Tribu ismi her zaman —ini eki ile son bulur. Cins, altfamil­ya içinde bulunan ve birbirleriyle yakın ve her bakımdan benzer türlerin oluşturduğu bir kategori veya topluluktur. Tür ise kendisi, hayvanın ne olduğu, kimlik kartındaki ismi, kısacası canlı dünyanın birimidir. «Birbirleriyle çiftleşip nesil veren, birbirlerine yapı ve görünüm itibariyle çok benzeyen bireyler topluluğu» olarak tarif edilen tür de alttürlere
    (subspecies), onlar da varyete, ırk vs. gibi daha küçük topluluklara ayrılır. Ancak taksonomide geçerli en küçük kategori alttürdür. Nasıl ki türün -ölçüsü «birbirleriyle çiftleşip nesil vermekVtir, alttürün ölçüsü de «coğ­rafî izolasyon»'dur. Bu hususlarda ve taksonomi'nin diğer konulan hak­kında daha fazla bilgi almak istiyenler Lodos (1979)'a müracaat edebi­lirler.
    Böcek ve hayvan isimleri kene" ilerine ait bir takım kurallar içinde ve belirli bir dille verilir. Bu bakımdan bu dilin bütün zoolog ve entomolog-larca iyi şekilde bilinmesi geiekir. Bundan amaç, kullanılan bu dilin dûn­daki bütün bilim adamlarınca aynı anlamda anlaşılmasıdır.
    Eğer hayvanların bilimsel isimleri olmasa idi ve yalnızca her devlet kendi sınırları içinde bulunan alandaki muhtelif hayvan ve böcek türleri­ne mahalli isimler vererek bunları kullansaydı, bugün ilmin bu alanında pek az bir ilerleme olurdu. Çünkü her millet, her canlı için kendi mahalli olan isimleri kullanacağından birçok kimsenin bu isimlerden neyi kast­ettiği iyi anlaşılamıyacaktı. Hatta bir memlekette dahi aynı böceğe çeşitli mahalli kimler verildiği düşünülürse, işin daha da karışık olacağı anlaşılır. Hiç olmazsa, her önemli türün herkes tarafından bir tek isim altında bi­linmesi veya tanınması bu nedenle bir zorunluluk halindedir. Böylece türlerin bilimsel isimlere sahip olmaları zorunluluğu doğmaktadır.
    Bilimsel isimler, sistematik üzerinde çalışanların çoğu tarafından kabul edilen kurallar ve esaslar içinde konan basit isimlerdir. Bu isimler Latince yazılır. Çünkü Latince hemen hemen üniversal bir dildir ve halen ölü bir dil olduğu için şekli sabittir ve bu sebeple bilimsel isimler bütün memle­ketlerde ve bütün dillerde aynı şekilde yazılır, aynı şekilde okunur, aynı şekilde anlaşılır. Ancak bilimsel isimlerin bütün memleketlerde aynı şekil­de kullanılması uzun süren bir gelişmeden sonra olmuştur. Linnaeus'ten önceki araştırıcılar yeni buldukları canlıların isimlerini kendi lisanların­daki kelimelerle belirtiyorlardı. Linnaeus, Systema Naturae isimli 1758 tarihinde yayınladığı kitapta, binominal (yani canlıların iki kelimeden teşekkül eden isimleri) metodu, ilk defa olmak üzere hayvanların isimlendi-rilrnelerinde kullandı. Linnaeus 1751 yılında kendisinin koymuş olduğu nomenclature kurallarını bizzat kendisi uyguladı. Onun talebesi olan Fabricius 1778 yılında, aynı şekilde isimlendirmede koymuş olduğu özel kuralları yine kendisi uyguladı. Ondan sonra gelen diğer araştırıcılar aynı şekildeki uygulamaları 19. asım ortalarına kadar sürdürdüler. Bu tarih­ten sonra kişilere mahsus olan kurallar, her memlekete göre değişmek üzere ulusal bir durum aldı ve bu şekil ilk uluslararası zooloji kongresinin yapıldığı 1889 yılma kadar devam etti. Bu tarih, aşağı yukarı bugün kul­lanılan uluslararası nomenclature kurallarının başlangıcıdır. Bundan sonra toplanan uluslararası zooloji kongresinde her zaman bir evvelkinin kurallarına ufak tefek değişiklikler yapılarak 1948 yılma kadar gelindi.
    1948 yılında Paris'te toplanan Zooloji Kongresinde, nomenclature kural­larında genel bir revizyon yapılarak maddeler daha sağlam temellere dayandırılarak kabul edildi ve Nomenclature Komitesi'nin görevleri kesinlikle belirtildi.
    Uluslararası Zoological Nomenclature'ün koymuş olduğu kurallara rağmen yüksek kategorilerin miktarı, teşkilleri ve böcek takımlarının isimleri hakkında entomologiar arasında tam bir fikir birliği bulunma­maktadır. Bu ayrılıkların böcekler hakkındaki bilgilerimizin tam olma­dığı müddetçe devam etmesi çok normaldir. Bu itibarla muhtelif uluslar böceklere kendi dillerine göre isimler vermede devam edegelmektediıler. Hatta yurdumuzda bile birçok böceklerin Türkçe isimleri hakkında tam bir fikir birliği maalesef yoktur. Amerikalılar ve ?ngilizler böceklerin isimlerini çok defa ingilizce olarak vermektedirler. Bu kitapta böceklerin mümkün olduğu kadar en yaygın olarak kullanılan Türkçe isimleri veril­miştir. Aynca birçok yabancı literatürde olduğu gibi yüksek kategorilerin bilimsel isimlerinin sonuna pratik olduğu için id ilave etmek suretiyle bazı deyimlerde de bulunulmuştur. Örneğin Hemipter, Grillid, Silphid, Aplıid, Thrips, Garabid vs., olduğu gibi.
    Halen kullanılan binominal sistemde her türe verilen bilimsel isim, iki kelimeden oluşur. Birinci kelime her zaman cins (genus) ismidir. ?kin­ci kelime ise tür (species) ismi olup hiçbir zaman aynı cins içinde aynı kelime birden fazla olamaz. Eğer böyle olduğu taktirde sonraki tarihe sahip olan kelime synonym olur. Bunun aksi olan homonym ise aynı veya benzer isimlerin iki veya daha fazla canlıya verilmesi halidir. Özel­likle cins isimlerinde homonym hiçbir zaman arzu ediJmez. Çünkü bu durum birçok karışıklıklara sebep olur. Nomenclature'deki öncelik kuralı burada da uygulanır ve sonraki tarihe sahip isim iptal edilir.
    Bilimsel isimde 3. bir parça daha vardır. Bu da o canlının orijinal description'unu bulmada kolaylık olsun diye ilave edilmiştir. Bu keli­me şahıs ismi olup o canlının ilk description'ununu yapan kişinin adıdır. Buna yazar (auîhor) denir. Author adı, bazan parantez içinde gösteri­lir. Bunun manası o türün sonradan orijinal cinsten başka bir cinse akta­rıldığına işaret eder.
    Cins ve tür isimleri her zaman kitapta italik harflerle yazılır. El veya daktilo ile yazılmış notlarda her zaman altı çizilir. Author isminin altı çizilmediği gibi italik olarak da yazılmaz. Cins ismi her zaman başta bu­lunur ve her zaman da büyük harfle başlar. Tür ismi ikinci olarak yazılır ve her zaman da küçük harfle başlar. Buna misal vermek icapederse: Eurygaster integriceps Puton, Türkçe Süne adı verilen zararlı bir böceğin bilimsel ismidir. Burada Sünenin Eurygaster cinsine ait ve tür isminin de integriceps olduğu görülür. Puton ise bu böceğin ilk description'unu yapan bir Fransız yazardır.
    Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

  • #2
    Cevap: Böceklerin Sınıfîsmdbrılması ve Taksonomisi

    Bilimsel isimler yazılırken aralarında hiçbir noktalama yapılmam. Ancak author adları bazan belirli standarda göre fosa olarak yazılabi­lir ki bu taktirde sonuna nokta konabilir. Örneğin Eurygaster integriceps Put.'ta olduğu gibi.
    Mademki böceklerin bilimsel isimleri Latince olarak yazılmaktadır, şu halde onları bu dile özgü biçimde telaffuz ederek okumak gerekir. An­cak bu sayededir ki muhtelif milletlere mensup bilim adamları birbirle­rinin ne demek istediklerini bilimsel münakaşalarda anlayabilirler. Yur­dumuzda Almanca bilen bir bilim adamının bilimsel isimleri Almanca olarak telaffuz etmesi ne kadar yanlışsa, bunların İngilizce, Fransızca, Türkçe veya başka dillerde telaffuz edilmesi de o kadar yanlıştır.
    Her ne kadar entomolojide kullanılan teknik terim ve bilimsel isimler bazı yabancı dildeki büyük ■ lügat kitaplarında bulunursa da özellikle böcek ve hayvanlara ait cins ve tür isimlerinin nasıl telaffuz edileceğini gösteren kitaplara pek az olarak rastlanır. Entomoloji ile yakından veya uzaktan uğraşanlar için çok önemli olan bu konuya kısa da olsa burada değinmek, genel kurallardan birkaçı hakkında açıklamalarda bulunmak faydalı olacaktır.
    Sesii harfler: Bilimsel isimlerdeki bütün sesli harfler okunur. Ancak bunlar kısa-ince veya uzun-kalm biçimde telaffuz edilirler. Kalın telaffuz etmek için sesli harfin üzerine Fransızca'da olduğu gibi (') işareti ve ince telaffuz etmek için de (■*) işareti koyalım. Örneğin:
    Kalın telaffuz için : Odonâta, Câlosoma, Podûridae, Sminthâridae înce telaffuz için : Trichöptera, Epheme'ridae, Agrionidae gibi.
    İki sesli harfin bir arada bulunuşu: Bunlar bir tek sesli harf gibi telaffuz edilir. Bilimsel isimlerde en çok ae ve oe gibi harflerin yan yana geldiği görülür. Ae, yukardaki seslendirme dikkate alınacak olursa kalın e, yani e şeklinde telaffuz edilir. Bütün familya ve altfamilya isimleri bu harflerle son bulur. Oe harfleri çok zaman e, nadir hallerde de 6 şeklinde telaffuz edilir. Ai=â; au= Türkçedeki oj eu= Türkçedeki ö; ei=t uzun i şeklinde telaffuz edilirler.
    C sessiz harfinin önüne e, i, y (bu sonuncusu Türkçedeki i gibi telaffuz edilir) gibi yumuşak sesli harfler veya ae, oe gibi iki sesli harf geldiğinde, Türkçedeki s harfi gibi telaffuz edilir. Aynı şekilde e, i, y, ae ve oe gibi harfler g harfinin önüne geldiğinde, g harfi, Türkçede c harfi gibi telaf­fuz edilir.
    C sessiz harfinin önüne kaim olan a, o, u, gibi kalın sesli harfler gel­diğinde veya oi gibi iki sesli harf bulunduğunda Türkçedeki ka, ko, ku şeklinde telaffuz edilir. Aynı şekilde g haifinin önünde a, o, u ve oi gibi kalın sesli harfler geldiğinde bu harf Galip'teki gibi kalın şekilde okunur.
    Cfa her zaman k şeklinde okunur. Bunun için daha fazla bilgi almak isteyenler Brues et al. (1954)'e müracaat edebilirler.
    Muhtelif araştırıcılara göre böcek takımlarını belirten sayılar çok de­ğişiklikler göstermektedir. Mesela böcekleri Metcalf and Flint (1951) 23> Essig (1954) 32, Imms (1964) 29 ve Borror and Delong (1963) 26 takım halinde göstermişlerdir.
    Böcek takimlaiınm teşhis anahtarına girmeden önce entomolojide kullanılan özel bazı işaret ve terimler hakkında da burada kısa bilgiler vermek faydalı olacaktır:
    Özel işaret ve terimler: — erkek Ş — dişi
    I------ 1 — böcek vücudunun abdomen son uzantıları ile antenler hariç
    uzunluğuna işaret eder veya gerçek kanat açıklığını gösterir.
    x — bunu takip eden rakam bir resim veya şekilde büyüklük veya küçüklüğün durumunu açıklar, örneğin xl tabii büyüklüğü, x 1/2 tabii büyüklüğünün yarısını, x 5 ise tabii büyüklüğün 5 katını gösterir.
    Böcek takımlarına ve bunlara ait yurdumuzda bilinen önemli zararlı türlere geçmeden önce bu takımları kolaylıkla tanımak üzere bir teşhis anahtarı vermek faydalı olacaktır.
    Böcekler her ne kadar kanatlı ve kanatsız olarak kolayca ayrılmakta iseler de ileride görüleceği gibi kanatlı böcek takımlarmin birçoklarında kanatsız olan formlara da tesadüf edilmektedir. Bu itibarla aşağıda böcek takımları kanatlı ve kanatsız olarak ayrılmış da olsalar kanatsız böceklerin alt sınıfında gösterilen birçok kanatlı böcek takımlarının bulunuşu yadır­ganmamalıdır.

    1. Başlıca böcek takımlarının erginlerine ait teşhis anahtarı (Essig, 1954'ten yararlanarak hazırlanmıştır):
    1. Kanatlar yok veya kanat izleri belirsiz.................................. 2
    — Kanatlar var ve- tam, veya kanatlar az gelişik .. *.......................... 25
    2. Ağızda mandıbula'lar mevcut veya ısırıcı, ya da çiğneyici . .. 3
    — Ağız parçalan sokucu, veya sokucu-emici tipte.................... 21
    3. Ağız parçaları baş içine çekilik ve yalnızca uç kısımları görü­
    lebilir ..___________________________________________ 4

    — Ağız parçalan baş içine çekilik değil, serbest ............................... 7
    4. Abdomen 6 veya daha az segmentten oluşuk; altta bir tüp
    ile abdomen'in ucunda sıçrama organı mevcut ... COLLEMBOLA
    — Abdomen 10'dan 12'ye kadar segmentli; altta tüp ile abdo­
    men'in ucunda sıçrama organı yok......................................... 5
    5. îlk üç abdomen segmentinin her birisi altta bir çift küçük
    styli'ye sahip; antenler ve cerci yok; küçük ve az bulunan
    türler............................................ ................................ PROTURA
    — 2-7. abdomen segmentlerinin her birinde altta bir çift styli
    mevcut; antenler ve cerci, veya kıskaçlar mevcut................ 6
    6. Vücut çok defa pulcuklarla kaplı; cerci uzun ve abdomen'in
    ucunda ortada uzun bir filament mevcut ....... THYSANURA
    — Vücut üzerinde pullar yok; cerci veya bir çift kıskaç mevcut;
    abdomen'in ucunda filament yok ......... ^............... DIPLURA
    7. Baş gaga şeklinde uzanık.................................... . MECOPTERA
    — Baş normal, gaga şeklinde uzanık değil.................................. 8
    8. Prothorax küçük ve belirsiz; yumuşak veya sert, sürünen ya
    da koşan böcekler.......................................... ............................. 9
    — Prothorax normal; küçük veya büyük, yumuşak ya da sert
    vücutlu böcekler.......................................... .............................. 10
    9. Antenler 5 veya daha az segmentli; memeliler veya kuşlarda
    ektoparazit böcekler ............................................. MALLOPHAGA
    — Antenler 5 segmentten fazla; daha çok bitki yiyici türler ...
    v................................................. ......................... PSOCOPTERA
    10. Abdomen kaidede boğumlu; cerci yok.......... HYMENOPTERA
    — Abdomen kaidede boğumsuz; cerci var .............................. 11
    11. Tarsus'lar 2 segmentli; cerci segmentsiz............ ZORAPTERA
    — Tarsus segmentleri 2-5 arasında ......................................... 12
    12. Arka bacaklar sıçramak üzere gelişik............. ORTHOPTERA
    — Arka bacaklar sıçramak üzere gelişik değil, normal ........ 13
    13. Prothorax belirli biçimde uzun; ön bacaklar tutucu . • •...................
    .................................................. ................................................ DICTYOPTERA

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

    Comment


    • #3
      Cevap: Böceklerin Sınıfîsmdbrılması ve Taksonomisi

      (Mantodea)
      — Prothorax belirli biçimde uzun değil; ön bacaklaı normal ... 14
      14. Gerçi yok; vücut sert kabukla zırh gibi örtülü; antenler çok
      defa 11 segmentli......................................... ........... GOLEOPTERA
      — Gerçi var; vücut zırh gibi örtülü değil..................................... 15
      15. Gerçi çoğunlukla segmentsiz........................................ ................... 16

      — Oerci çoğunlukla segmentli......................................... .............. 17
      16. Gerçi kısa, sert ve kıskaç şeklinde; memelilerde ektoparazit
      değil............................................. ........................ DERMAPTERA
      — derci nispeten uzun, ve kıskaç şeklinde; kemiricilerde ekto­
      parazit........................................... ....................... DERMAPTERA
      (Hemimerina)
      17. Gerçi 3 veya daha fazla segmentli ..................................... 18
      — Gerçi 1-3, veya bazan daha fazla segmentli ...................... 19
      18. Vücut yassı ve oval; ağız parçaları aşağı doğru yönelik; prot-
      horax normal .................................................. . DICTYOPTERA
      (Blattaria)
      — .Vücut oldukça silindirik; baş yatay, ağız parçalan ileri doğ­
      ru yönelik; prothorax dörtgen şeklinde ... GRYLLOBLATTODEA
      19. Tarsus'lar 5 segmentli; vücut uzun ve değnek şeklinde, ya
      da yassı ve geniş, veya yaprak şeklinde............... PHASMIDA
      — Tarsus'lar 2-4 segmentli; vücut ne değnek, ne de yaprak şek­
      linde............................................. ................................................ 20
      20. Tarsus'lar belirli olarak 4 segmentli; cerci 2-6 segmentli; an­
      tenler çoğunlukla 9'dan daha fazla segmentli ....... ISOPTERA
      — Tarsus'lar 2 segmentli; cerci segmentsiz; antenler 9'dan az
      segmentli......................................... ......... GRYLLOBLATTODEA
      21. Kuşlar ve memelilerde ektoparazit ............................................ 22
      — Kuşlar ve memelilerde ektoparazit değil; daha çokfitofag türler . 24
      22. Vücut yandan kuvvetli şekilde basık; ender olarak kanat çıkıntı­
      ları mevcut; küçük, sıçrayıcı veya kazıcı böcekler SIPHONAPTERA
      — Vücut yandan basık değil; yürüyücü böcekler....................... 23
      23. Antenler çukur içine yerleşik, üstten bakıldığında görül­
      mez............................................... ................................. DIPTERA
      — Antenler dışarı çıkık, üstten bakıldığında kolaylıkla gö­
      rülür ......... ,................................................. ... SIPHUNGULATA
      24. Tarsus'ların ucu kese biçiminde bir organla son bulur; tırnak­
      lar iyi gelişik değil .................................... THYSANOPTERA
      — Tarsus'ların ucunda kese biçiminde organ yok; tırnaklar iyi
      gelişmiş.......................................... .................... HETEROPTERA
      25. Bir çift kanat mevcut............................................ .................. 26
      — iki çift kanat mevcut .................................................. ............. 28
      26. Abdomen'in ucunda flament'ler mevcut................................. 27
      —:Abdomen'in ucunda flament'ler yok.......................... DIPTERA
      27. Arka kanatlan temsil eden halteres veya küçük topuz şeklin-

      ~ Prothorax kısa; bacaklar birbirine benzer yapıda; değnek veya
      yaprak biçiminde böcekler..................................... PHASMIDA
      35. Son tarsus segmenti kese biçiminde bir organla son bulur, iyi
      gelişik tırnaklar yok; kanatlar genellikle kenarlarda kir­
      pikli............................................. ..................... THYSANOPTERA
      Son tarsus segmentinde kese biçiminde oigan yok; iyi gelişik
      tırnaklar mevcut............................................ ............................... 36
      36. Kanatlar kısmen, veya genellikle tamamen pullarla örtülü;
      ağız parçalan emici tipte .............................. LEPIDOPTERA
      — Kanatlar saydam veya ancak seyrek kıllarla kaplı ......... 37
      37. Ağız parçaları, altta, başın kaidesine ve ön coxa'lara yakm
      yerleşik.......................................... ........................ HOMOPTERA
      — Ağız parçaları normal olarak başın ön kısmına yerleşik .... 38
      38. Kanatlar ağ şeklinde damarlı; birçok enine ve boyuna damar­
      lar mevcut............................................ ..................................... 39
      — Kanatlar ağ şeklinde damarlı değil; ancak çatallı ve az sayıda
      enine damarlı........................................... .................................... 40
      39. Tarsus'lar 5'ten daha az segmentli......................................... 40
      — Tarsus'lar 5 segmentli, nadiren daha az segmentli ............. 44
      40. Antenler belirsiz; küçük kısa ve kıl şeklinde......................... 41
      — Antenlei belirgin ve biıçok şekillerde........................................ ...... 42
      41. ön ve arka kanatlar takıiben ayni büyüklükte; tarsus'lar 3
      segmentli __________________________________ ODONATA
      — Ön kanatlar arka kanatlaıdan çok daha büyük; tarsus'lar 4
      segmentli ................................................. EPHEMEROPTERA
      42. Tarsus'lar 2 veya 3 segmentli......................................... ..... 43
      — Tarsus'lar 4 segmentli; kanatlar hemen hemen birbirlerine
      eşit.............................................. ................................ ISOPTERA
      43. Ön kanatlar arka kanatlar kadar büyüklükte veya onlardan
      daha darca............................................. .............. PLECOPTERA
      — Ön kanatlar arka kanatlardan daha büyük __ PSOCOPTERA
      44. Abdomen'in ucu uzun, iplik şeklinde ve birçok segmentler-
      den oluşan flamentlere sahip ............... EPHEMEROPTERA
      — Abdomen'in ucunda flament yok............................................ 45
      45. Baş öne doğru gaga şeklinde uzanık .............. MEGOPTERA
      — Baş öne doğru gaga şeklinde uzanık değil....................................... 46

      Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

      Comment


      • #4
        Cevap: Böceklerin Sınıfîsmdbrılması ve Taksonomisi




        46. Prothorax dörtgen veya ona benzer biçimde; istirahat halinde
        arka kanatlar yelpaze şeklinde katlanır, veya hiç olmazsa kai­
        de kısmı plika şeklinde katlanır; sularda yaşayan böcekler .. 47
        — Prothorax silindir veya ona benzer biçimde; arka kanatlar is­
        tirahat halinde ender olarak plika şeklinde katlı durabilir;
        çoğu karada yaşayan böcekler (Trichoptera türlerinde arka
        kanatlar katlı durur ve suda yaşarlar) ,.................. ___ .. 48
        47. Gerçi uzun ve silindirik, birçok segmentli; kanatlar istirahat
        halinde vücut üzerine düz şekilde katlanır ..... PLEGOPTERA
        — Cerci yok; kanatlar istirahat halinde vücut üzerine çatı yapa­
        cak şekilde katlanır.......................................... ...... NEUROPTERA
        (Sialoidea)
        48. Prothorax çok uzun ve silindirik; kanatlar birbirlerine yakın
        büyüklükte........................................ ........... ......... NEUROPTERA
        (Raphidiodea)
        — Prothorax uzun ve silindirik değil; kanatlar birbirlerinden
        farklı büyüklükte........................................ ................................. 49
        49. Tarsus'lar 2 veya 3 segmentli ............................. 50
        — Tarsus'lar 4 veya 5 segmentli..................... ;................ 51
        50. Gerçi var; vücut uzunluğu 3 mm'den daha az .. ZORAPTERA
        — Gerçi yok; vücut uzunluğu 3 mm'den daha uzun . PSOCOPTERA
        51. Abdomen'in ucunda uzun, birçok segmentli flamentler
        var............................................... ................ EPHEMEROPTERA
        — Abdomen'in ucunda uzun flamentler yok...............................
        52. Prothorax kuvvetli kitini, ön kanatlar arka kanatlardan daha
        büyük, arka kanatlarda damarlar az; mandibula'lar iyi geli-
        şik, palpi kısa.............................................. .... HYMENOPTERA
        — Prothorax ince ve zanmsı, ya da parşömene benzer görünüm­
        de; arka kanatlar ön kanatlar kadar veya onlardan daha bü- yük; her iki kanatta da pek çok damar mevcut; mandibu­
        la'lar küçük, palpi uzun ve belirgin........................................ 53
        53. Arka ve ön kanatlar ayni büyüklükte, bunlar istirahat halinde . .
        vücut üzerine çatı yapacak şekilde katlı durur ... NEUROPTERA
        (Planipennia)
        — Arka kanatlar ön kanatlar kadar büyüklükte, veya çoğunlukla
        onlardan daha büyük; istirahat halinde vücut üzerinde düz ve­
        ya yanlara eğik şekilde durur .............. TRİCHOPTERA
        Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

        Comment


        • #5
          Cevap: Böceklerin Sınıflandırılması ve Taksonomisi

          Yazının ilk satırlarında böceklerin bir evrim geçirerek şimdiki hallerini aldığından bahsedilmiş ve buna örnek olarak ağaçların nasıl oluştuğu anlatılmaya çalışılmış.
          Buna ek olarak da yeryüzünde hala yaşayan değişik formlarda hayvanlar olduğu da yazıya eklenmiş.
          Yazan arkadaşın emeğine saygı duyuyorum fakat bu değişik formlardan birkaç örnek gösterebilirmi?
          Çünkü ben böyle bir form olmadığını çok iyi biliyorum..

          Böceklerle ilgili bende şöyle bir bilgi vereyim.

          Böcekler, canlı sınıflamasında, artropodlar (eklem bacaklılar) filumunun içinde yer alan Insecta alt-filumunu oluştururlar. En eski böcek fosilleri, Devonian devrine aittir. Daha sonraki Pennsylavanian devrinde ise çok sayıda farklı böcek türü bir anda ortaya çıkar. Örneğin hamamböcekleri aniden ve bugünkü yapılarıyla belirir. Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nden Betty Faber, "350 milyon yıl öncesine ait hamamböceği fosillerinin bugünkülerle aynı olduğunu" bildirmektedir. (M. Kusinitz, Science World, 4 Şubat 1983, s. 19)

          Uçan böcekler, yani sinekler de fosil kayıtlarında bir anda ve kendilerine özgü yapılarıyla ortaya çıkar. Örneğin Pennsylvanian devrine ait çok sayıda yusufçuk fosili bulunmuştur. Ve bu yusufçuklar günümüzdekilerle tamamen aynı yapıya sahiptir.
          Burada ilginç olan bir nokta, yusufçuklar gibi sineklerin, kanatsız böcek türleriyle bir anda ortaya çıkmalarıdır. Bu da, kanatsız böceklerin zamanla kanatlanarak sineklere evrimleştikleri yönündeki varsayımı geçersiz kılar. R. Wootton ve C. Ellington, Biomechanics in Evolution adlı kitapta yer alan bir makalelerinde bu konuda şöyle yazarlar:

          Böcekler, Orta ve Üst Carboniferous devirlerinde ilk kez ortaya çıktıklarında birbirlerinden çok farklıdır ve büyük bir bölümü de kanatlıdır. Bir kaç tane kanatsız ve daha ilkel böcek vardır, ama hiçbir ara form bilinmemektedir. (R. J. Wootton, C. P. Ellington, "Biomechanics and the Origin of Insect Flight", Biomechanics in Evolution, ed. J. M. V. Rayner ve R. J. Wootton, Cambridge, Cambridge University Press, 1991, s. 99)

          Buradaki bilgilerden de anlaşıldığı gibi böcekler bir aşama geçirmeden birden meydana gelmiştirler. Hatta dünyadaki hiçbir varlık aşama geçirmemiştir yüzyıllar önce neyse şimdide öyledir.Yani bir yaratıcıları vardır. Bu üstün yaratıcıda Rahman ve Rahim olan ALLAH'tır..

          Comment


          • #6
            Cevap: Böceklerin Sınıflandırılması ve Taksonomisi

            BÖCEK FOSİLLERİ
            Evrim teorisinin iddialarını yerle bir eden belki de en büyük gerçek, fosil kayıtlarıdır. Çünkü fosil kayıtları, dünya üzerindeki canlı türlerinin en küçük bir değişim dahi geçirmediklerini ve birbirlerine dönüşmediklerini bize gösteren somut kanıtlardır. Fosil kayıtlarına baktığımızda, canlıların bugün nasıllarsa yüz milyonlarca yıl önce de aynı olduklarını, yani hiçbir evrim geçirmediklerini görürüz. En eski çağlarda bile canlılar bugünkü benzerleriyle aynı mükemmel ve üstün özelliklere sahip olarak, kompleks yapılarıyla bir anda yeryüzünde belirmişlerdir.

            Bu durum ise şu kesin gerçeği göstermektedir: Canlılar, evrim teorisinin hayali süreçleriyle oluşmamışlardır, yeryüzünde yaşayan gelmiş geçmiş tüm canlılar Allah tarafından yaratılmışlardır. Yaratılış gerçeği, canlıların geçmişten kalan kusursuz izleri ile bir kez daha sergilenmektedir.






            Evrim teorisinin geçersizliğini ispatlayan bulguların başında fosil kayıtları gelmektedir. Fosil kayıtlarında canlıların on milyonlarca yıl değişmeden yapılarını korudukları görülür. Resimde, günümüzde yaşayan bir böcek türü ve bu böceğin 50 milyon yıllık fosili görülmektedir. 50 milyon yıldır aynı olan bu böcek, evrimi yalanlamaktadır.

            Comment


            • #7
              Cevap: Böceklerin Sınıflandırılması ve Taksonomisi

              Daha pek çok fosil var ve hepsi yüzyıllar önce neyse şimdide aynı şekliyle durmaktadır.

              Comment


              • #8
                Cevap: Böceklerin Sınıflandırılması ve Taksonomisi

                Sayın eser2014
                İlginiz ve dikkatiniz için teşekkürler.

                Comment

                Working...
                X