Takım : 6. ODONATA
Ortadan büyük boya kadar değişen büyüklükte, uzun, ince vücutlu, genellikle güzel ve zengin renklere sahip böceklerdir. Kuvvetli, uçucu, büyük ve kolay hareket edebilen bir baş ile çok kısa ve kıl şeklindeki antenler, büyük ve değişik biçimlerdeki thorax, ağ şeklinde ve takriben ayni büyüklükte iki çift kanat, bu böceklerin en göze batan ve önemli özelliklerini teşkil eder. Takım isminin kökü Yunanca'dır ve diş anlamına gelen kelimeden oluşturulmuştur. Zira bunlarda maxilla'lar belirgin ve kuvvetli dişlere sahiptir. İngilizce Damselflies, Snakedoctors vs.-, Fransızca Libellulides, Demoiselles; Almanca Gleichflügler, Wasserjungfern,Libellen; Türkçe ise Yusufçuklar, Su Bakireleri, Su Böcekleri gibi isimler verilir. Ancak Türkçe isimler arasında en çok birinci olanı (yani, Yusufçuklar) kullanılır,
GENEL VÜCUT GÖRÜNÜMLERİ VE YAPISI
Yusufçuklar büyüklük bakımından oldukça fazla değişiklikler göstermesine (takriben 20-180 mm arasında) rağmen vücut şekilleri oldukça sabittir. Vücutları genel olarak uzun, ince ve silindir şeklindedir. Yapısal veya pigmentsel olarak meydana gelen renkleri, hayvanlar aleminde belki de en göze çarpıcı olanlardan birisidir. Canlı olan örneklerdeki renk ve desenler birçok türlerin tanınmalarında önemli rol oynarsa da bu yolla her zaman onları kesin olarak teşhis etmek mümkün olmaz. Zira bunlar özel bir işleme tabi tutulmadan iğnelenip etiketlenerek kolleksi-yon dolaplarına yerleştirilirlerse kısa bir süre sonra renklet i solar ve kaybolur. Yine dişiler, renk ve desen bakımından erkeklerden farklılık gösterir. Bundan başka erginler yaşlandıkça renkleri de değişir. Örneğin, yeni meydana gelen teneral örneklerde renk, yaşlı olanlara oranla daha açıktır. Yine birçok türlerde özellikle ergin ve erkek bireylerde vücut üzeri beyazımsı veya mavimsi bir toz tabakası ile örtülü gibi görünür. Ancak bu tabaka birkaç gün içinde kaybolur. Bunun, gonad'larm olgunlaşması yla ilgisi olduğu söylenmektedir. Bu tabaka parlak rengin canlılığını kaybettirir. Tropik ve Subtropik bölgelerde yaşayan türler çoğunlukla madensel parlak renklere sahiptir.
Baş yuvarlakça, büyük ve thorax'tan daha geniş olup kolay hareket edebilecek şekilde thorax'a bir boyunla bağlanmıştır. Başın büyük bir kısmını bileşik gözler kaplar. «Böceklerde kısa, küçük antenlere sahip türlerde çoğunlukla kuvvetli ve büyük gözler bulunur» kuralına bu böcekler çok güzel bir örnek teşkil eder. Birçok türlerde bileşik gözler 30.000 kadar facet'ten oluşur ve bunlarda bileşik gözler üstte birbirlerine değecek kadar yaklaşır. Diğer bazı türlerde ise bileşik gözler daha küçük olup birbirlerinden belirgin olarak ayrı şekilde olmak üzere başın yanlarına yerleşmiştir. Baş, silindir şeklinde bir boyun etrafında kolaylıkla döndüğü için ona her tarafı görme olanağı sağlar. Büyük sayıdaki facet'-lere sahip bu bileşik gözler sayesinde Yusufçuklar çevrelerinde hareket eden cisimleri kolaylıkla görürler. Özellikle bu şekilde havada uçarlarken küçük boyda olan avlarını rahatlıkla görerek avlarlar. Başta ayrıca, ver-tex'te üçgen şeklinde yerleşmiş halde 3 ocelli bulunur. Antenler her zaman çok kısa ve belirsiz olup kıl şeklindedir. Bunlar 3-7 segmentten oluşursa da daha çok 7 segmentten ibarettir. Antenlerde koku veya tat algılayan özel organlar bulunur (chemoreceptor). Ağız parçaları iyi gelişmiş ve ısırıcı-çiğneyici tiptedir. Clypeus üst ve alt olmak üzere 2 kısma ayıılmıştır. Mandibula'lar kısa ve kalın olup çok kuvvetli dişlerle donanmıştır. Maxilla'larm her birisi lob'a benzer segmentsiz ve pâlpus'a ve çok , defa da kuvvetli dikenli olan mala'ya sahiptir. Prothorax her ne kadar diğer segmentlere oranla daha küçükse de yine de belirgin ve mesothorax' tan ayrıdır. Meso- ve metathorax iyi gelişmiş, fakat birbirlerine kaynaşmıştır. Sterna küçülmüş ve terga genişlemiştir. Kanatlar büyük, birbirine benzer (özellikle Zygoptera alttakımı türlerinde), genellikle hemen hemen saydam, fakat pek çok damarlarla donanmıştır. Odonata türleri çok iyi uçucudurlar, bu sebeple de thorax iskeletine ait kas sistemi bunların süratli ve kolay manevra ile uçmalarını sağlayacak şekilde değişikliğe uğramıştır. Kanatlarda başlıca 6 adet uzunluğuna damar ile birçok enine damar bulunur. Kanatlar dinlenme esnasında böceğin bulunduğu yüzeye paralel şekilde açık olarak durur. Bacaklar küçük ve yürü- . meye elverişli yapıda değildir. Buna karşı tutma, tutunma ve tırmanmaya elverişli yapıya sahiptirler. Ön bacaklar çoğunlukla avlarını yakalamaya yarar. Tarsus'lar 3 segmentli ve ucu bir çift tırnaklıdır. Abdomen uzun, silindir şeklinde ve 11 segmentten oluşur. Son segment yani anal seg-ment (ki buna telson da denir), önceki segmente oranla daha küçüktür. Diğer böcek gruplarından farklı olarak Odonata erkeklerinde gono-pore her ne kadar IX. sternit'te bulunursa da penis ile diğer tali cinsel organlar II. stemit'te bulunur. II. sternit'te bulunan bu organ
özellikle türlerin teşhisinde önemli rol oynar. Dişiler, türlere göre değişen büyüklükte ovipozitora sahiptir. Zygoptera'nm bütün dişileri ile Anisop-tera'nra bazı türlerinin dişilerinde ovipozitor iyi gelişmiş olara.k buhı-nur. Buna karşılık Anisoptera'nın bazı türlerinin dişilerinde ovipozitor küçülmüş veya dumura uğramıştır. Bazı gruplarda sexual dimorphism görülür. Örneğin erkeklerde abdomen ucunda 3-4 uzantı bulunduğu halde dişilerde yalnızca iki uzantı bulunur. Ayrıca renk bakımından da erkekler dişilerden farklıdır. Odonata ergini ile ilgili genel vücut parçaları ?ekil 15'de gösterilmiştir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS
Ortadan büyük boya kadar değişen büyüklükte, uzun, ince vücutlu, genellikle güzel ve zengin renklere sahip böceklerdir. Kuvvetli, uçucu, büyük ve kolay hareket edebilen bir baş ile çok kısa ve kıl şeklindeki antenler, büyük ve değişik biçimlerdeki thorax, ağ şeklinde ve takriben ayni büyüklükte iki çift kanat, bu böceklerin en göze batan ve önemli özelliklerini teşkil eder. Takım isminin kökü Yunanca'dır ve diş anlamına gelen kelimeden oluşturulmuştur. Zira bunlarda maxilla'lar belirgin ve kuvvetli dişlere sahiptir. İngilizce Damselflies, Snakedoctors vs.-, Fransızca Libellulides, Demoiselles; Almanca Gleichflügler, Wasserjungfern,Libellen; Türkçe ise Yusufçuklar, Su Bakireleri, Su Böcekleri gibi isimler verilir. Ancak Türkçe isimler arasında en çok birinci olanı (yani, Yusufçuklar) kullanılır,
GENEL VÜCUT GÖRÜNÜMLERİ VE YAPISI
Yusufçuklar büyüklük bakımından oldukça fazla değişiklikler göstermesine (takriben 20-180 mm arasında) rağmen vücut şekilleri oldukça sabittir. Vücutları genel olarak uzun, ince ve silindir şeklindedir. Yapısal veya pigmentsel olarak meydana gelen renkleri, hayvanlar aleminde belki de en göze çarpıcı olanlardan birisidir. Canlı olan örneklerdeki renk ve desenler birçok türlerin tanınmalarında önemli rol oynarsa da bu yolla her zaman onları kesin olarak teşhis etmek mümkün olmaz. Zira bunlar özel bir işleme tabi tutulmadan iğnelenip etiketlenerek kolleksi-yon dolaplarına yerleştirilirlerse kısa bir süre sonra renklet i solar ve kaybolur. Yine dişiler, renk ve desen bakımından erkeklerden farklılık gösterir. Bundan başka erginler yaşlandıkça renkleri de değişir. Örneğin, yeni meydana gelen teneral örneklerde renk, yaşlı olanlara oranla daha açıktır. Yine birçok türlerde özellikle ergin ve erkek bireylerde vücut üzeri beyazımsı veya mavimsi bir toz tabakası ile örtülü gibi görünür. Ancak bu tabaka birkaç gün içinde kaybolur. Bunun, gonad'larm olgunlaşması yla ilgisi olduğu söylenmektedir. Bu tabaka parlak rengin canlılığını kaybettirir. Tropik ve Subtropik bölgelerde yaşayan türler çoğunlukla madensel parlak renklere sahiptir.
Baş yuvarlakça, büyük ve thorax'tan daha geniş olup kolay hareket edebilecek şekilde thorax'a bir boyunla bağlanmıştır. Başın büyük bir kısmını bileşik gözler kaplar. «Böceklerde kısa, küçük antenlere sahip türlerde çoğunlukla kuvvetli ve büyük gözler bulunur» kuralına bu böcekler çok güzel bir örnek teşkil eder. Birçok türlerde bileşik gözler 30.000 kadar facet'ten oluşur ve bunlarda bileşik gözler üstte birbirlerine değecek kadar yaklaşır. Diğer bazı türlerde ise bileşik gözler daha küçük olup birbirlerinden belirgin olarak ayrı şekilde olmak üzere başın yanlarına yerleşmiştir. Baş, silindir şeklinde bir boyun etrafında kolaylıkla döndüğü için ona her tarafı görme olanağı sağlar. Büyük sayıdaki facet'-lere sahip bu bileşik gözler sayesinde Yusufçuklar çevrelerinde hareket eden cisimleri kolaylıkla görürler. Özellikle bu şekilde havada uçarlarken küçük boyda olan avlarını rahatlıkla görerek avlarlar. Başta ayrıca, ver-tex'te üçgen şeklinde yerleşmiş halde 3 ocelli bulunur. Antenler her zaman çok kısa ve belirsiz olup kıl şeklindedir. Bunlar 3-7 segmentten oluşursa da daha çok 7 segmentten ibarettir. Antenlerde koku veya tat algılayan özel organlar bulunur (chemoreceptor). Ağız parçaları iyi gelişmiş ve ısırıcı-çiğneyici tiptedir. Clypeus üst ve alt olmak üzere 2 kısma ayıılmıştır. Mandibula'lar kısa ve kalın olup çok kuvvetli dişlerle donanmıştır. Maxilla'larm her birisi lob'a benzer segmentsiz ve pâlpus'a ve çok , defa da kuvvetli dikenli olan mala'ya sahiptir. Prothorax her ne kadar diğer segmentlere oranla daha küçükse de yine de belirgin ve mesothorax' tan ayrıdır. Meso- ve metathorax iyi gelişmiş, fakat birbirlerine kaynaşmıştır. Sterna küçülmüş ve terga genişlemiştir. Kanatlar büyük, birbirine benzer (özellikle Zygoptera alttakımı türlerinde), genellikle hemen hemen saydam, fakat pek çok damarlarla donanmıştır. Odonata türleri çok iyi uçucudurlar, bu sebeple de thorax iskeletine ait kas sistemi bunların süratli ve kolay manevra ile uçmalarını sağlayacak şekilde değişikliğe uğramıştır. Kanatlarda başlıca 6 adet uzunluğuna damar ile birçok enine damar bulunur. Kanatlar dinlenme esnasında böceğin bulunduğu yüzeye paralel şekilde açık olarak durur. Bacaklar küçük ve yürü- . meye elverişli yapıda değildir. Buna karşı tutma, tutunma ve tırmanmaya elverişli yapıya sahiptirler. Ön bacaklar çoğunlukla avlarını yakalamaya yarar. Tarsus'lar 3 segmentli ve ucu bir çift tırnaklıdır. Abdomen uzun, silindir şeklinde ve 11 segmentten oluşur. Son segment yani anal seg-ment (ki buna telson da denir), önceki segmente oranla daha küçüktür. Diğer böcek gruplarından farklı olarak Odonata erkeklerinde gono-pore her ne kadar IX. sternit'te bulunursa da penis ile diğer tali cinsel organlar II. stemit'te bulunur. II. sternit'te bulunan bu organ

özellikle türlerin teşhisinde önemli rol oynar. Dişiler, türlere göre değişen büyüklükte ovipozitora sahiptir. Zygoptera'nm bütün dişileri ile Anisop-tera'nra bazı türlerinin dişilerinde ovipozitor iyi gelişmiş olara.k buhı-nur. Buna karşılık Anisoptera'nın bazı türlerinin dişilerinde ovipozitor küçülmüş veya dumura uğramıştır. Bazı gruplarda sexual dimorphism görülür. Örneğin erkeklerde abdomen ucunda 3-4 uzantı bulunduğu halde dişilerde yalnızca iki uzantı bulunur. Ayrıca renk bakımından da erkekler dişilerden farklıdır. Odonata ergini ile ilgili genel vücut parçaları ?ekil 15'de gösterilmiştir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

