GENEL BİYOLOJİLERİ VE DAVRANIŞLARI
Yusufçuklar sahil kesimlerinde, veya göl, gölet, akarsu kenarları ile yakın çevrelerinde hemen herkes tarafından görülen veya rastlanılan böceklerdir. Ancak bazı kuvvetli uçucu türlerin, su bulunan yerlerin çok uzaklarında da uçtukları görülür. Bunların' süratli uçuşları, havada olduğu yerde bir süre kalmaları, uçarken aniden dalışa geçmeleri veya yön değiştirmeleri, uçuşa başlamak üzere bulundukları yerden havalanmaları ve yine bir yere konmak üzere inişe geçmeleri gibi yaptıkları hareketler, bugün dünyamızda en modern uçakların bile kolaylıkla yapamayacağı kadar mükemmellikte ve güzelliktedir. Bazı türlerin hızı saatte 90 km'yi aşar ki bu yüzden böcekler aleminde en hızlı uçanlardan sayılırlar. Yusufçukların gösterdikleri bu uçuş hünerleri ve özellikleri bu yüzden birçok araştırmalara konu olmuştur. Denebilir ki bunlar belki de örneğin, Kelebekler kadar iyi şekilde incelenmişlerdir.
Erginler genellikle güneşli ve açık olan hava koşullarını sever, ve bu gibi havalarda hemen hemen bütün gün boyunca uçarlar. Karanlık veya bulutlu havalarda gizlenirler. Ancak bazı türleri güneş batmaya yakın zamanlarda veya biraz sonra çıkarak, da uçar. Dişiler çiftleştikten sonra yumurtalarını su içinde yaşayan bitkiler üzerine bırakır. Bir dişi hayatı boyunca 800 veya daha fazla yumurta bırakır. Fakat dişilerin yumurta bırakma güçleri türlere ve çeşitli koşullara göre çok değişir. Bazıları bu sayıdan çok daha az da yumurta bırakabilir. Bazı türlerin dişileri yumurtalarını su içinde veya kenarında bulunan bitkilerin çeşitli dokuları içine ovipozitörlan yardımıyla açtıkları yarıklar içine bırakır. Bunların yumurtaları uzunca olup bu gibi türlere endophytic ismi verilir. Böyle türler Zygoptera alttakımı ile Anisoptera'nın Aeshnidae familyasında bulunur. Buna karşılık diğer bazı türlerin dişileri yuvarlakımsı şekilde olan yumurtalarını havada uçarken su içine bırakır, veya bazıları da yumurtalarını çeşitli yöntemler uygulayarak su içindeki bitkilere veya diğer cisimler üzerine yüzeysel olarak iliştirirler. Bu gibi türlere de exo-phytic ismi verilir. Bazı Anisoptera türleri de bu grup içine girer. Diğer birçok böcek gruplarında olduğu gibi Odonata'nm bazı türlerinde de özellikle erkeklerde, bölgesel hakimiyet tesis etme davranışı görülür. Bunlar su kenarlarında çiftleşme ve yumurta bırakılan alanlarda belirli yerleri hakimiyeti altına alarak buralara yabancı erkek bireyleri sokmama çabası gösterirler. Gerek erginler, gerekse nimfler istisnasız olarak predatördürler. Erginler kendilerinden küçük olan böcekleri avlayarak yerler. Çoğu zaman avlarını havada uçarken yakalarlar. Bu sebeple bunların havada uçarken aniden yön değiştirmeleri, aniden dalışa geçme

leri veya yükselmeleri, genellikle avlarım yakalamak üzere yaptıkları çabalardır. Evsinekleri, Sivrisinekler ile insanlara hastalık taşıyan diğer Diptera türleri avladıkları başlıca böcek gruplarını oluşturur. Bu gibi zararlı böcek türlerinin doğadaki populasyonlarmı önemli şekilde azalttıkları için çok faydalıdırlar. Yurdumuzda olmamakla beraber bazı türleri Balarılarmı da avladıklarından arıcılık bakımından tehlike teşkil eder. Buna karşılık kendileri de bazı kuş türleriyle kurbağalara da yem olmak- tan kurtulamazlar. Fernald and Shepard (1955), bir Yusufçuk ergininin iki saatten az bir süre içinde 40 kadar Evsineği erginini yakalayıp yediğini bildirmektediî. Bazı türlerde erginlerin uzun mesafelere, hatta bazan sürüler halinde göç ettikleri bilinmektedir.
Nimf dönemleri su içinde geçer. Nimfler erginlerle ilgisi olmayan, çirkin görünüşlüdürler. Yumurtadan yeni çıkan nimflere pro-nimf ismi verilir, ancak bu dönem çok kısa sürer, ikinci dönemden itibaren gerçek nimf dönemi başlar. Odonata nimf leri campodeiform tiptedir. Genel olarak 10-15 nimf dönemi geçirdikten sonra ergin meydana gelir. Nimf dönemi süresi türlere ve çevre koşullarına göre değişir ve bu süre genellikle 1-5 yıldır. Erginlerde olduğu gibi nimfler de istisnasız predatör olarak yaşarlar. Başlıca besinleri Bir Günlükler'in nimfleri ile Sivrisinek larvaları, su içinde yaşayan diğer böceklerdir. Büyük boyda türlerin nimfleri kurbağa yavruları ve hatta küçük balıkları dahi avlayarak yerler. Ancak Ephemer nimfleri ile Sivrisinek larvaları başlıca besinlerini teşkil eder. Bazı araştırıcılara göre aç olan bir Odonata nimfi bir dakika içinde 60'dan fazla sivrisinek larvası yiyebilmektedir. Bunlar diğer taraftan suda yaşayan kuşlar ile balık ve kurbağalara da yem teşkil ederlei. Özellikle tatlı su balık yetiştiriciliği için vazgeçilmez öneme sahiptir.
Yusufçuklar'ın göç etmeleri çok ilgi çekicidir. Bu davranışları bu bakımdan entomologlann uzun yıllardan beri ilgisini çekmiş ve üzerinde birçok gözlemler yapılmıştır. Örneğin bunlardan Libellula guadrimaculata L., L. depressa L. ve Sympetrum striolatum Charp. gibi yurdumuzda da bulunan türlerin göç ettikleri çok iyi bilinmektedir. Bazı gözlemcilere göre Yusufçukların göçlerinde o kadar yoğun sürüler oluşur ki bunlar çekirge sürüleriyle karıştırılabilir. Ancak bu böceklerin sürüler halindeki göçleri bazan Hindi ve Tavuk yetiştiricilerinin başlarına dert olabilmektedir. Bunun sebebi şöyle anlaşılmıştı : Kuzey Amerika ile çeşitli Avrupa ülkeleri ve Uzak Doğu ülkelerinde kümes hayvanları zaman zaman hastalanıp yumurtlamaktan kesilmekte, daha sonra da ölmekteydi. Ölen bireylerin daha sonra yapılan dissection'larında Prosthogonimus cinsine bağlı (Platy-helminthes— Trematoda: Prostomata: Lepodermatidae), bazı Yassı Kurtlar, özellikle P. macrorchis Linst., P. intercalandus gibi türlei bulunmuştur. Bu parazit Yassı Kurların çok ilginç bir yaşama şekilleri bulunmaktadır. Zira bunların hayatlarının bir kısmı bir Salyangoz veya bir böcek vücudu içinde, geçer. Ancak Yusufçuklar'm bu gibi parazitlere ara ko-nukçu olmasının anlaşılması uzun çalışmalar sonucunda olmuştur. Bu ve benzeri parazitler bazı yabani kuşlarda, özellikle su kuşlarında da bulunmuştu. Amerika ve Almanya'da Hindi ve Tavuklar, bu parazitlerden çok zarai görmüşle!di. Önceleri ara konukçu olarak Salyangozlardan şüphe edildi. Daha sonra Amerika'da Yusufçuk nimfleriyle tavukları beslemek suretiyle yapılan denemelerde hastalığın oluşması kesinlikle öğrenildi. 1927 yılında yapılan bu denemelerden sonra 1929 yılında da Rusya'da yapılan başka gözlemlerde Yusufçuk uçkunlarının (özellikleZ. guadrimacu-lata'ran) gelmesiyle tavukların yüksek oranda hastalanması arasında bir ilişki olduğu kesinlikle saptandı. Yine bu ülkede Cordulia aenea L.'nın nimf-lerinde de büyük oranda Trematod cyst'leri bulundu. Halen bazı Yusufçuk türlerinin kümes hayvancılığı, özellikle Hindi ve Tavuklar için büyük tehlike teşkil ettiği böylece anlaşılmış bulunmaktadır.
Gelişmesini tamamlayan nimf sudan çıkar, etrafta bulunan herhangi bir objeye bacakları yardımıyla tutunur. Bir süre sonra nimf gömleği thorax'tan yırtılarak ergin dışarıya çıkar. Teneral dönemi birkaç saatte tamamlanılr.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS
Yusufçuklar sahil kesimlerinde, veya göl, gölet, akarsu kenarları ile yakın çevrelerinde hemen herkes tarafından görülen veya rastlanılan böceklerdir. Ancak bazı kuvvetli uçucu türlerin, su bulunan yerlerin çok uzaklarında da uçtukları görülür. Bunların' süratli uçuşları, havada olduğu yerde bir süre kalmaları, uçarken aniden dalışa geçmeleri veya yön değiştirmeleri, uçuşa başlamak üzere bulundukları yerden havalanmaları ve yine bir yere konmak üzere inişe geçmeleri gibi yaptıkları hareketler, bugün dünyamızda en modern uçakların bile kolaylıkla yapamayacağı kadar mükemmellikte ve güzelliktedir. Bazı türlerin hızı saatte 90 km'yi aşar ki bu yüzden böcekler aleminde en hızlı uçanlardan sayılırlar. Yusufçukların gösterdikleri bu uçuş hünerleri ve özellikleri bu yüzden birçok araştırmalara konu olmuştur. Denebilir ki bunlar belki de örneğin, Kelebekler kadar iyi şekilde incelenmişlerdir.
Erginler genellikle güneşli ve açık olan hava koşullarını sever, ve bu gibi havalarda hemen hemen bütün gün boyunca uçarlar. Karanlık veya bulutlu havalarda gizlenirler. Ancak bazı türleri güneş batmaya yakın zamanlarda veya biraz sonra çıkarak, da uçar. Dişiler çiftleştikten sonra yumurtalarını su içinde yaşayan bitkiler üzerine bırakır. Bir dişi hayatı boyunca 800 veya daha fazla yumurta bırakır. Fakat dişilerin yumurta bırakma güçleri türlere ve çeşitli koşullara göre çok değişir. Bazıları bu sayıdan çok daha az da yumurta bırakabilir. Bazı türlerin dişileri yumurtalarını su içinde veya kenarında bulunan bitkilerin çeşitli dokuları içine ovipozitörlan yardımıyla açtıkları yarıklar içine bırakır. Bunların yumurtaları uzunca olup bu gibi türlere endophytic ismi verilir. Böyle türler Zygoptera alttakımı ile Anisoptera'nın Aeshnidae familyasında bulunur. Buna karşılık diğer bazı türlerin dişileri yuvarlakımsı şekilde olan yumurtalarını havada uçarken su içine bırakır, veya bazıları da yumurtalarını çeşitli yöntemler uygulayarak su içindeki bitkilere veya diğer cisimler üzerine yüzeysel olarak iliştirirler. Bu gibi türlere de exo-phytic ismi verilir. Bazı Anisoptera türleri de bu grup içine girer. Diğer birçok böcek gruplarında olduğu gibi Odonata'nm bazı türlerinde de özellikle erkeklerde, bölgesel hakimiyet tesis etme davranışı görülür. Bunlar su kenarlarında çiftleşme ve yumurta bırakılan alanlarda belirli yerleri hakimiyeti altına alarak buralara yabancı erkek bireyleri sokmama çabası gösterirler. Gerek erginler, gerekse nimfler istisnasız olarak predatördürler. Erginler kendilerinden küçük olan böcekleri avlayarak yerler. Çoğu zaman avlarını havada uçarken yakalarlar. Bu sebeple bunların havada uçarken aniden yön değiştirmeleri, aniden dalışa geçme

leri veya yükselmeleri, genellikle avlarım yakalamak üzere yaptıkları çabalardır. Evsinekleri, Sivrisinekler ile insanlara hastalık taşıyan diğer Diptera türleri avladıkları başlıca böcek gruplarını oluşturur. Bu gibi zararlı böcek türlerinin doğadaki populasyonlarmı önemli şekilde azalttıkları için çok faydalıdırlar. Yurdumuzda olmamakla beraber bazı türleri Balarılarmı da avladıklarından arıcılık bakımından tehlike teşkil eder. Buna karşılık kendileri de bazı kuş türleriyle kurbağalara da yem olmak- tan kurtulamazlar. Fernald and Shepard (1955), bir Yusufçuk ergininin iki saatten az bir süre içinde 40 kadar Evsineği erginini yakalayıp yediğini bildirmektediî. Bazı türlerde erginlerin uzun mesafelere, hatta bazan sürüler halinde göç ettikleri bilinmektedir.
Nimf dönemleri su içinde geçer. Nimfler erginlerle ilgisi olmayan, çirkin görünüşlüdürler. Yumurtadan yeni çıkan nimflere pro-nimf ismi verilir, ancak bu dönem çok kısa sürer, ikinci dönemden itibaren gerçek nimf dönemi başlar. Odonata nimf leri campodeiform tiptedir. Genel olarak 10-15 nimf dönemi geçirdikten sonra ergin meydana gelir. Nimf dönemi süresi türlere ve çevre koşullarına göre değişir ve bu süre genellikle 1-5 yıldır. Erginlerde olduğu gibi nimfler de istisnasız predatör olarak yaşarlar. Başlıca besinleri Bir Günlükler'in nimfleri ile Sivrisinek larvaları, su içinde yaşayan diğer böceklerdir. Büyük boyda türlerin nimfleri kurbağa yavruları ve hatta küçük balıkları dahi avlayarak yerler. Ancak Ephemer nimfleri ile Sivrisinek larvaları başlıca besinlerini teşkil eder. Bazı araştırıcılara göre aç olan bir Odonata nimfi bir dakika içinde 60'dan fazla sivrisinek larvası yiyebilmektedir. Bunlar diğer taraftan suda yaşayan kuşlar ile balık ve kurbağalara da yem teşkil ederlei. Özellikle tatlı su balık yetiştiriciliği için vazgeçilmez öneme sahiptir.
Yusufçuklar'ın göç etmeleri çok ilgi çekicidir. Bu davranışları bu bakımdan entomologlann uzun yıllardan beri ilgisini çekmiş ve üzerinde birçok gözlemler yapılmıştır. Örneğin bunlardan Libellula guadrimaculata L., L. depressa L. ve Sympetrum striolatum Charp. gibi yurdumuzda da bulunan türlerin göç ettikleri çok iyi bilinmektedir. Bazı gözlemcilere göre Yusufçukların göçlerinde o kadar yoğun sürüler oluşur ki bunlar çekirge sürüleriyle karıştırılabilir. Ancak bu böceklerin sürüler halindeki göçleri bazan Hindi ve Tavuk yetiştiricilerinin başlarına dert olabilmektedir. Bunun sebebi şöyle anlaşılmıştı : Kuzey Amerika ile çeşitli Avrupa ülkeleri ve Uzak Doğu ülkelerinde kümes hayvanları zaman zaman hastalanıp yumurtlamaktan kesilmekte, daha sonra da ölmekteydi. Ölen bireylerin daha sonra yapılan dissection'larında Prosthogonimus cinsine bağlı (Platy-helminthes— Trematoda: Prostomata: Lepodermatidae), bazı Yassı Kurtlar, özellikle P. macrorchis Linst., P. intercalandus gibi türlei bulunmuştur. Bu parazit Yassı Kurların çok ilginç bir yaşama şekilleri bulunmaktadır. Zira bunların hayatlarının bir kısmı bir Salyangoz veya bir böcek vücudu içinde, geçer. Ancak Yusufçuklar'm bu gibi parazitlere ara ko-nukçu olmasının anlaşılması uzun çalışmalar sonucunda olmuştur. Bu ve benzeri parazitler bazı yabani kuşlarda, özellikle su kuşlarında da bulunmuştu. Amerika ve Almanya'da Hindi ve Tavuklar, bu parazitlerden çok zarai görmüşle!di. Önceleri ara konukçu olarak Salyangozlardan şüphe edildi. Daha sonra Amerika'da Yusufçuk nimfleriyle tavukları beslemek suretiyle yapılan denemelerde hastalığın oluşması kesinlikle öğrenildi. 1927 yılında yapılan bu denemelerden sonra 1929 yılında da Rusya'da yapılan başka gözlemlerde Yusufçuk uçkunlarının (özellikleZ. guadrimacu-lata'ran) gelmesiyle tavukların yüksek oranda hastalanması arasında bir ilişki olduğu kesinlikle saptandı. Yine bu ülkede Cordulia aenea L.'nın nimf-lerinde de büyük oranda Trematod cyst'leri bulundu. Halen bazı Yusufçuk türlerinin kümes hayvancılığı, özellikle Hindi ve Tavuklar için büyük tehlike teşkil ettiği böylece anlaşılmış bulunmaktadır.
Gelişmesini tamamlayan nimf sudan çıkar, etrafta bulunan herhangi bir objeye bacakları yardımıyla tutunur. Bir süre sonra nimf gömleği thorax'tan yırtılarak ergin dışarıya çıkar. Teneral dönemi birkaç saatte tamamlanılr.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

