fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Orthopteraların davranışları

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Orthopteraların davranışları

    DAVRANIŞLAR

    Gündüz Hareketleri :
    Türüme — Çekirgeler, özellikle toprak üzerinde yaşayan türler, ömür­lerinin büyük bir kısmını yürüyerek geçirirler. Bu sebeple yürüme hareke­ti onların hayatında çok önemli bir yer tutar. Hele epidemi yapan tür­lerin nimfleri ömürlerini yürümekle geçirir dense abartılmış olmaz. Çe­kirgeler yürürken 3 çift bacağını da kullanır. Ancak arka bacakları kopa­rılan çekirgelerin ilk iki çift bacağım kullanarak da yürüdükleri görülür. Normal olarak çekirgeler yürürken arada sırada da sıçrarlar. Gregar faz­da bulunan çekirgeler , solitar fazda bulunanlara oranla daha hızlı yü­rürler. Ayrıca çekirgelerin yürüme hızlan türlere göre değiştiği gibi, çe­şitli nimf dönemlerindeki hızları da farklıdır. Genellikle nimfler yaşlan­dıkça yürüme hızları da artar. Bundan Daşka toprakta yaşayan türler, bitkilere beslenmek veya tünemek için kolaylıkla tırmanırlar.
    Sıçrama — Çekirgelerde sıçrama çok karakteristik bir davranış olup atasözlerine girmiş ve çeşitli yazılara konu olmuştur. Sıçrama genellikle kurtulmak için yapılan bir hareket olduğu gibi uçmak üzere ilk hızı te­min etmek için de yapılan bir harekettir. Sıçrama hızı, mesafesi ve yük­sekliği türlere göre değiştiği gibi ayni türün çeşitli nimf dönemlerine göre de değişir. Ancak bazı gruplarda bu davranış azalmış veya tamamen kaybolmuştur. Sıçrayacak olan bir çekirge istrahat eder gibi bir durum alır. Bu durumdaki böcek 1. ve 2. çift bacaklarını bulunduğu yüzeye sıkıca basar, arka bacakları katlı olduğu halde vücuttan ayrı, fakat ti-bia'lar sternum'un altına doğru birbirine yakın duruma getirilir. Bu şekli alan çekirge tibia'larıru çok sert ve ani bir biçimde açmasıyla ileriye veya yukarıya doğru sıçrar. Bu sıçrama bacaklardaki kas kuvvetine göre hafif bir hoplama, veya süratli bir fırlama şeklinde gerçekleşir. Çeşitli çekirge türlerinin sıçrama hızlan, mesafeleri ve yükseklikleri denemeler­le ölçülmüştür. Çekirgelerin itme gücünün, vücut ağırlığının takriben 10, hatta bazan 17 kat daha fazla olduğu hesaplanmıştır (Hughes, 1965). Yine bu itme gücünün Chortkippus brunneus türünde vücut ağırlığının 40 katı olacağı hesap edilmiştir. Gregar fazdaki nimfler solitar fazdakilere oranla daha iyi sıçrarlar. Çekirgelerin birbiri arkasına sıçramaları da ayrı bir davranış şeklidir, örneğin yapılan gözlemlerde L. migratoria'mn 1. dönem nimfleri arka arkaya durmadan 115 defa sıçradığı halde, bu sayı 5. dönemdeki nimflerde 200'e kadar çıkmaktadır. Bu gibi sıçramalarda, herbir sıçrama hareketi takriben ayni düzen içinde, adeta otomatik bi­çimde olur. Bu sıçrama serisi sonunda çekirge bitap hale gelir ve bu dö­nemde kolaylıkla yakalanır. Uçmak için hız alma, veya kurtulma çabasın­dan başka, ani ışık, keskin ses, kendilerine herhangi bir cismin ani yak­laşması gibi uyanlarda da çekirgeler sıçrarlar.
    Tüneme Çekirgelerde sık görülen davranışlardan birisi de tüne-mektif. Ergin ve nimfler geceleri bitkiler, veya etrafta bulunan çeşitli objelerin üzerlerine çıkarak hareketsiz bir halde sabaha kadar istirahat ederler. Ayni davranış gündüzün, özellikle sıcaklığın en yüksek olduğu zamanlarda da görülür. Çekirgelerin tünemelerinde, daha sonra bu tü­neklerinden inmelerinde bazı faktörler rol oynar. Sıcaklık, ışık şiddeti, rüzgar ve diğer uyarıcı faktörleri bu arada saymak mümkündür. Işık bu arada önemli rol oynayabilir. Örneğin S. gregaria'da. sıcak gece koşul­larında bireyler tüneklerinde istirahat ederken, sabahleyin güneş çıkma­dan önce, sıcaklık ayni kaldığı halde bunların tüneklerinden indikleri görülür. Çünkü bu durumda onları harekete geçiren faktör ışık olmakta­dır. Ilıman iklime sahip bölgelerde çekirgeler normal olarak öğleden sonra geç saatlerde tüneklerine çıkarlar ve bunlar, sıcaklık hareket etme düze­yinin altına düştüğü bütün bir gece boyunca tüneklerinde istirahat eder­ler. Çekirgelerin bu hareketi pozitif thermotaxy ile açıklanmaktadır. Yapılan deneme ve gözlemler, gregar fazdaki S. gregaria nimflerinde top­rak sıcaklığının akşam üstü düşmeye başlaması, bunları tüneme ma­hallerine çıkmaya sevkeden uyarıcı bir etkide bulunduğunu göstermiştir. Ayni durum L. migratoria ve diğer çekirge türleri için de söz konusudur. Tünemede ışık yoğunluğu da aynı etkiye sahip olmaktadır. Çünkü ak­şama doğru ışık yoğunluğu da gittikçe azalmaktadır. Bu hususta yapılan denemelerde, ışığın tüneme hareketinin başlangıcında etkili olduğunu, bu hususta algılamanın da ocelli yolu ile olduğunu göstermektedir. Tünemeye başlamada olduğu gibi tünemeden inmede de birçok faktör­ler etkide bulunur. Bu hususta özellikle geotaxy, sıcaklığın yükselmesi, ışık yoğunluğunun artması, gıdalanma isteği gibi faktörlerm rol oynadığı zan­nedilmektedir.
    Uçma — Çekirgelerde uçma çok önemli hareketlerden birisi olup uçu­şa başlama genellikle sıçrama ile olur. Böylece sıçramayı başlatan faktör uçmayı da teşvik eder. Ancak bazan uçuş sıçramadan da başlayabilr. Örneğin çekirge yüksek bir yerden herhangi bir sebeple düşerken uçabi­lir. Kanatları tam olarak gelişmiş çekirge türlerinin çoğu rahatsız edil­diklerinde hemen sıçrayarak uçuşa geçme meylindedir. Richards and Waloff (1954), ?ngiltere'de bulunan bazı çekirge türleri üzerinde yaptık­ları araştırmalarda, rahatsız edildikleri zaman uçmaya hazır olan çekir­ge türlerinde kanat yüzeyinin vücut ağırlığına oranının daha yüksek olduğu sonucuna varmışlardır. Ancak bu durum dikkate alındığında, bâzı türlerde kanatlar çok iyi gelişmiş olduğu halde rahatsız edildiklerin­de, sıçradıkları, fakat bu esnada uçmayanların da olduğu görülür. Bu­nun sebebi çeşitli olabilir. En önemli sebep, yapılan uyarılara karşı türe göre değişen tepki gösterilebilir. Uçuş için çekirge sıçradığında, bu sıçra­yış her zaman uçma ile son bulmaz. Çekirge birkaç metre öteye sıçradık­tan sonra yere düşer, fakat bazan da bu sıçrama sonucunda uzunca bir uçuşa geçebilir. Bazı hallerde bu uçuşta rüzgarlar da rol oynayabilir. Kısa uçuşlar genellikle rahatsız edildikleri zaman yapılır. Örneğin yerde du­ran bir çekirgeye otlayan, veya vahşi bir hayvan, ya da insan yaklaştı­ğında sıçrar ve uçar.
    Araştırıcıların büyük bir kısmı, uçuşu teşvik eden veya onu durduran faktörlerin başında ışığın önemli bir etken olduğunu ve bunda da ocel-li'nin rol oynadığını kabul etmektedir. Buna karşılık uçuşun devamlılı­ğında ise bileşik gözler rol oynamaktadır.
    Gregar faza sahip olmayan çekirgeler gündüzün uzak mesafelere uç­mazlar. Hatta soîitar fazda bulunan S. gregaria'da. bile çoğalma merkez­lerinde bulunan bireyler göndüzün uçmazlar. Buna karşılık L. migratoria'-da soliter fazda olan çekirgelerde bazan gece uçuşları görülebilir. S. gregaria'da. soliter erginler cinsel olgunluğa eriştiklerinde gündüz uçuş­ları yapabilir. Buna karşılık gregar fazdaki çekirgelerde gündüz uçuşları çok karakteristik bir olaydır. Gregar faza sahip olmayan türlerde gündü­zün kendiliğinden kısa mesafelerde uçuşlar olabilir. Ancak bu uçuşlar bazı çevre koşullarının etkisi ile meydana gelir.
    Kanatları iyi gelişmiş olan çekirge türlerinde çeşitli uçuş şekilleri görülür. Bunlar başlıca normal uçuş, süzülme, olduğu yerde uçarak dur­ma, dairesel uçuş, roket şeklinde dikine yükselme ve konmaya geçme olarak ayrılabilir. Bunlardan normal uçuş, çekirgelerin uzun mesafeler için yaptığı uçuşlarda uyguladığı yöntemdir. Söz konusu olan diğer uçuş şekilleri ise çekirgelerin kısa mesafeler dahilinde uyguladıkları yöntemlerdir. Örneğin süzülme, çekirgelerin yüksek yerlerde, ağaç ve yüksek bitkilerdeki tünek yerlerinden toprak üzerine inmek için kullandıkları bir uçuş şeklidir. Olduğu yerde uçarak durma, çekirgenin bir yerden.bir yere konmak üzere olduğu zaman uyguladığı bir uçuş yöntemidir ve bu­ nu adeta bir helikopter gibi fakat çok kısa bir süre için ayni yerde uçarak konacağı yeri belirlemek için kullanır. Roket şeklindeki uçuş, bazan
    çekirgenin bulunduğu yerden havaya birden fırladığı, ve çoğu zaman uzun mesafe için kullandığı bir yöntemdir. Çekirge kısa zamanda belli bir yüksekliğe varıncaya kadar bu uçuşu kullanır, daha sonra yatay uçuşa geçer. Bir yere konmak üzere olan çekirgeler aynen kuşların konar­ken uyguladığı yöntemi kullanarak konmayı gerçekleştirir. Dairesel
    uçuş ise çekirgelerde ender olarak görülen uçuş şekillerinden Dirisidir
    ve bu sebeple de iyi bilinmemektedir. , .
    Dinlenme, güneşlenme ve faaliyetin azalması — Çekirgelerde hareketin azalması ve dinlenmeye geçmede ekstrem sıcaklıklar hariç diğer bazı faktörler de etkide bulunur. Gregar faza sahip olmayan türlerde ergin ve nimflerin açık arazide bazan adeta uyuşuk gruplar halinde bulunduk­ları görülür. Dociostaurus maroccanus nimflerinin sabahları erken saatler­de arazinin güneşe karşı olan ve güzel ısınan kısımlarında, ya da taşların üzerinde istirahat ettikleri görülür. Laboratuvarda tel kafeslerde kültüre alman nimflerin, eğer kafesin tabanının orta kısmı diğer yerlerine oran­la daha sıcak ise, yoğun nimf gruplarının burada toplandıkları görülür. Bu durum, çekirgelerin dinlenme haline geçtiklerini gösterir. Çünkü bura­larda bulunan çekirgelerde beslenme ve diğer hareketler görülmez, bun­lar adeta uyuşuk bir haldedirler. Çekirgelerin tabandaki sıcaklığı tarsus'ları ile algıladıkları zannedilmektedir. Yapılan denemeler Chorthippus al-bomarginatus'un taban sıcaklığının 37°G'ye ulaştığında dinlenmeye geç­tiğini göstermektedir. Tarlada bu durum sıcaklığın en fazla olduğu yer­lerde olmaktadır. Örneğin sabahleyin çekirgeler serin rüzgarlardan ko­runan, tarlaların kuytu yerlerinde toplanırlar. Hatta rüzgar şiddetli es­tiği zaman, bunların günün güneşli olan saaatlerinde dahi bu gibi yer­lerde dinlendikleri ve rahatlarını hiç bozmadıkları görülür. Bazı araştırı­cılara göre çekirgeler arazide en iyi biçimde ısınan yerleri bulmada pho-totaxy'nin rolü bulunmaktadır. Çünkü bunlara göre en iyi şekilde ısınan yerler güneş ışınlarının en bol alındığı yerlerdir. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda çekirgelerin bu gibi yerleri tamamıyla karanlık zamanlarda da bulabildiklerini ortaya konmuştuı. Gassiet (1965)'in Z. migratoria üzerinde yaptığı denemelerde, bunların tarlada bir arada grup halinde toplandıkları yerlerin en iyi ışık alan yerler olduğu; daha yüksek sıcaklık derecelerinde ise, daha çok sıcak ışınların alındığı yerler olduğu şeklinde bir sonuca varmıştır.
    Locusta, Anacridium ve Schistocerca cinsleriyle diğer bazı cinslere bağlı türlerde sabahleyin bunlarm geceyi geçirdikleri yerleri terkederek güneş çıktıktan bir süre sonra kendilerini güneş ışınlarına dik gelecek şekilde tuttuklarını, böylece vücut sıcaklıklarını artırdıkları bilinmektedir ki bu-durum diğer böcek gruplarında da görülen davranışlardandır. Bu şekilde çekirgeler vücut sıcaklıklarını çevre sıcaklığı ile eşit oluncaya kadar kendi­lerini yere dik gelecek şekilde tutarlar. Bazı araştırıcılara göre bu hususta ışık şiddeti ve sıcaklığın her ikisinin de birlikte rolü bulunmaktadır. Grup halinde bulunan çekirgelerde bu durumda tam bir hareketsizlik yoktur. Çünkü bu dönemde bireyler tepme, yürüme hatta grubu bir an için terk etme gibi hareketlerde bulunurlar. Ayrıca bu dönemde dış uyarılara kar­şı da duyarlıdırlar. Bu güneşlenme hali vücut sıcaklığının belirli bir düze­ye ulaşmasından sonra sona erer. S. gregaria'da bu sıcaklık 43-45 °G olarak gösterilmiştir (Uvarov, 1977).
    Çekirgelerde görülen davranışlardan, birisi de, sıcak yerlerde yaşayan türlerde çevre sıcaklığının arttığı ve tehlikeli bir düzeye çıktığı zamanlar­da bu fazla sıcaklıktan kaçarak gölgelik yerlere sığınmalarıdır. Bu durum­da çekirgeler topraktaki yarıkların içlerine, ağaç, çalı vs'nin altlarına gi­derek gizlenirler. Bitki saplarında bulunan çekirgeler, kendilerinin pozis-yonlarinı dikey veya yatay tutmak suretiyle fazla sıcaklıktan korumaya çalışırlar. Buna karşılık, soğuk bölgelerde yaşayan çekirge türleri de faz­la soğuktan kendilerini koruyabilmek için, soğuk olan gecelerde bitki­lerin köklerine yakın yerlere giderler. Yoğun bitki örtüsü olan yerlerde ise toprağa yakın yerlerine geçerek istirahat ederler. Genellikle düşük sı­caklıklarda, özellikle Anacridium ve Locusta türlerinde bireyler bitki kökleri arası, toprak yarıklarının içleri, duvar yarıkları arası, kemiricilere,ait yu­vaların içleri ve benzeri yerlere giderek gizlenirler. Diğer bazı türler, düşük sıcaklıklarda toprak içine çekilir, sıcaklık belirli düzeye yükse­lince de tekrar toprak üzerine çıkarlar.

  • #2
    Cevap: Orthopteraların davranışları

    Savunma Çekirgelerde çoğu kimselerin gözlediği davranışların ba­şında bunlara yaklaşıldığında aldatma veya gizlenme hareketine başvur­maları gelir. Örneğin bir bitkide bulunan bir çekirgeye yavaş şekilde yaklaşıp onu yakalamak istenirse, çekirge kendisini bitkide bulunan yerin arka tarafına geçerek gizlemeye çalıştığı görülür. Bu türlü davranışa diğer birçok böcek gruplarında da rastlanır. Bunun sebebi, böceğin kendi­sine yaklaşan bir objeyi gördükten sonra kendisini ondan gizlemeye, daha doğrusu kendisini korumaya çalışmasından başka bir şey değildir. S. gregartâ-d.3. görülen diğer bir davranış şekli de bunların çok kuvvetli esen rüzgarlarda erginlerin bulundukları yere sıkı sıkıya tutunmaları ve ken­dilerine yaklaşıldığı zaman bu durumlarını hiç değiştirmemeleridir. Hatta öyle ki bunlar bulundukları yerden elle alınıp havaya atıldığında kanatlarım açmadan taş gibi yere düştükleri, ancak şiddetli rüzgar geçtikten sonra bulundukları yerleri terkettikleri görülür. Bu da yine çekir­genin iç güdüsü ile kendisini şiddetli esen rüzgardan korumak üzere baş­vurduğu bir davranış şeklidir.

    Bazı çekirgeler elle tutulduklarında thorax'a ait bezlerden sıvı salgıla­dıkları görülür. Derideki gözenek ve stigmalardan salgılanan bu sıvı­nın, çekirgelerin kendilerini savunmak amacıyla yapıldığı bilinmektedir. Vücutları bu gibi bir sıvı ile bulaşmış olan bir çekirgeyi Kuş, Kertenke­le, Peygamber Devesi ve benzeri predatörler yemezler. Rothschild (1966), Poekilocerus bufonius'un salgıladığı bu sıvıyı bir Fareye enjekte ederek yap­tığı bir denemede, Farenin kısa zamanda öldüğünü görmüştür. Yine çe­kirgeler yakalandıktan sonra bazı türler diğer bir yolla da, örneğin ağız yolu ile de sıvı salgıladıkları görülür. Ancak bu sıvı böceğin aldığı be­sini kusmak suretiyle dışarıya çıkarmasından başka bir şey değildir. Çekirgeler genellikle thorax'larmın iki yanlarından hafifçe sıkıldıkların­da, veya ilk iki çift bacaklarından tutulduklarında ağızlarından kus­muk çıkartırlar. Fakat bu hususta vücudun duyarlı olan noktaları grup­lara göre değişir. Bazılarında bu hassas noktalar tibia'larda, diğer bazı­larında sternum'da olabilmektedir. Örneğin Chorthippus ve Oedipoda cins­lerinde kusmayı teşvik eden noktalar thorax'ın yanlarında olduğu hal­de, Psophus cinsinde sternum'da bulunmaktadır.
    Gece Hareketleri :
    Ilıman iklime sahip veya serin olan yerlerde yaşayan çekirge türlerin­de gece faaliyeti p.ek görülmez. Çünkü bu gibi yerlerde geceleri mevcut olan sıcaklık genellikle bunların hareket etmelerine elverişli olmayan bir düzeyde bulunur. Bu sebeple bu gibi yerlerde bulunan çekirgeler gündüz hareket eden böcekler olarak kabul edilirler. Buna rağmen az da olsa bazı çekirge türleri bu gibi yerlerde gece de hareket edebilmektedir. Bu­na karşılık sıcak ve Tropik bölgelerde yaşayan türlerde gece faaliyetine sık sık rastlanır. Örneğin S. gregaria'da. soliter fazda bulunan bireylerin gece hareket ettikleri, bunların gündüzün bulundukları yerlerde ertesi sabah arandıklarında görülmedikleri, daha uzak yerlere gitmiş olduk­ları görülür. Tropik bölgelerde yaşayan diğer birçok çekirge türleri de sıcak olan gecelerde ayni şekilde geceleyin hareket ederler., Gece faaliyet­leri arasında yer değiştirme, beslenme, çiftleşme gibi davranışlar yer alır. S.- gregaria'da. soliter fazda bulunan bireyler alaca karanlıkta da uçabil­mekte ve böylece yer değiştirmektedir. Gregar faza sahip olmayan tür­lerde de gece 20 °C üzerindeki sıcaklıklarda gece uçuşu yapılabilmekte ve sıcaklık düşmedikçe de bu uçuşun devam ettiğini bazı araştırıcılar göz­lemişlerdir. Rutubetin bu husustaki etkisi iyi bilinmemektedir. S. gre­garia'da. % 8-80 arasındaki orantılı nemde gece uçuşlarının yapılabildiği kayıtlıdır. Gece uçuşları daha çok ışık tuzakları ile saptanabilmektedir.
    Gece uçuşlarında uçuş mesafesi çok önemlidir. Ancak bu hususta kesin
    bilgiler yoktur.
    Beslenme Özellikleri:. •



    Beslenme, çekirgelerin yaşamlarında çok önemli yer tutar. Bu neden­le onların bu davranışlarının iyi bilinmesi gerekir.
    Karışık ve zengin bitki örtüsüne sahip bir arazide bulunan çekirge­lerin beslendikleri bitki türlerini nasıl buldukları veya seçtikleri önemli bir konudur. Toprak üzerinde yaşayan türlerin beslenebildikleri bitkileri bulmaları çok defa tesadüfen olmaktadır. Bazı çekirge türleri gece tünedi-dikleri yüksek boylu bitkilerde beslendikleri halde gündüzün kısa boylu bitkilerde beslenirler. Çekirgeler üzerinde yapılan, denemelerde, bunların besinlerini seçmede görmelerinin önemli rol oynadığını ortaya koymak­tadır. Örneğin, L. migratoria ile kafeste yap'ılan denemelerde, bu türün sarı , koyu portakal, sarımsı yeşil ve yeşil gibi renklerin bulunduğu besin­leri veya bitkileri seçtiği anlaşılmıştır. Bitkilerde bulunan mevcut koku­ların, çekirgelerin besinlerini bulmadaki rolü üzerinde çok az deneme ya­pıldığı için bu hususta kesin bilgiler yoktur. Ancak S. gregaria'nm. 24 saat aç bırakıldıktan sonra yapılan bir denemede 60 cm uzaklıktan kokuya cevap verdiği, 4. dönemdeki nimflerin erginlere oranla kokulara daha iyi cevap verdiği bildirilmektedir. Buna rağmen çekirgelerin doğada koku­ları nasıl aldıkları, bunu etkili bir şekilde nasıl uyguladıkları kesinlikle bilinmemektedir.
    Herhangi bir çekirge bir bitkiye geldiği zaman antenleri ile onu defa­larca yoklar ve ancak ondan sonra o bitkide beslenip beslenmeyeceği­ne, beslenecekse bitkinin hangi tarafından yenmesi gerektiğine karar ve­rir. Böylece çekirgelerin besinlerini antenleriyle seçtikleri anlaşılmak­tadır. Bir Chorthippus türünde palpus'lar koparüdığmda kendisine verilen herhangi bir bitkiyi seçim yapmadan hemen ısırdığı görülür. Buna göre palpus'larm da besini seçmede, ya da tat almada önemli rolü olduğu görülmektedir. Schistocerca türlerinde yapılan araştırmalarda bunların ağız parçalarının koku veya tat alma görevini yaptıkları tespit edilmiştir. Hatta öyle ki S. gregaria ile L. migratoria üzerinde yapılan denemelerde bunların hiç sevmediği bir bitkinin ekstraktımn sevdiği bir bitkiye püs-kürtüldüğü zaman o bitkiyi de yemediği ve açlıktan öldüğü görülmüş­tür.
    Beslenme metodu Bir çekirge beslenebileceği bir bitkiyi bulduktan veya seçtikten sonra, çeşitli metotlar uygulayarak onu yemeye koyulur. Bu hususta çekirge türünün ağız parçalarının yapılışı, biyolojik dönemi ile bitkinin türü, hatta çeşidi önemli rol oynar. Toprak üzerinde yaşayan


    türler çoğunlukla önce bitkilerin toprağa yakın yapraklarında, Grami-neae gibi bitkilerde ise yine alt yapraklarda beslendikleri görülür. Çekir­geler beslenirken ilk çift bacakları ile yaprağı sıkıca tutar ve sonra yeme­ye başlar. Bazan yaprağın büyük bir kısmını bu şekilde yiyebilir. Çoğun­lukla kenarından ısırarak yer. A. aegyptium'da. genç nimfler yaprağın epidermisini yemesine karşılık nimfler yaşlandıkça yaprağı kenardan ye­meye başlar. Erginler ise yaprağın orta tarafında da büyük delikler açar (?ekil 24). Geniş yapraklı bitkilerde beslenme sonucu genellikle kenar


    Comment


    • #3
      Cevap: Orthopteraların davranışları

      dan içeriye doğru büyük çentikler meydana getirilir. Bazan yaprağın ayasında büyük boşluklar oluşur. Yoğun populasyonlarm bulunduğu yerlerde damarlar hariç yaprağın ber tarafının yendiği görülür. Bazı tür­lere ait bireyler yaprağın kendisini yemediği halde sapında beslenir. Bu gibi türler az populasyona dahi sahip olsalar büyük oranda yaprak dökü­müne sebep olabilirler, bu sebeple de tehlikelidirler. - Özellikle bu tür beslenme L. migratoria''da görülür.
      Çekirgelerin iştahı ve oburluğu çok meşhurdur. Eski kitaplarda bu hususta birçok abartılmış hikayelerin yer aldığı görülür. Gerçekte çekirgeler durmadan devamlı olarak beslenmezler. Bunun aksine bunlar ara­lıklarla beslenirler. Bu beslenme çekirgenin fizyolojik durumuna göre değişirse de çevre koşulları da bu hususta önemli rol oynar. Çevre koşul­larından en çok sıcaklık önemlidir. Beslenmeye kuvvetli rüzgarlar ve yağ­murlar da etkide bulunur. Bu gibi olumsuz koşullarda beslenmezler. Serin havalara oranla, sıcak zamanlarda çekirgeler daha çok beslenirler.
      Yukarıda da işaret edildiği gibi çekirgeler durmaksızın beslenmezler. Bunlar her beslenmeden sonra bir dinlenme dönemi geçirir. Bu dinlenme dönemi çoğunlukla 10-40 dakika kadar sürer. Ancak bu süre sıcaklık ve bitki türü değiştiğinde farklılıklar gösterir. Genellikle iki azami beslenme arasında geçen dinlenme süresi 1-2 saat kabul edilebilir. Beslenmeksizin dinlenilen dönem, gömlek değiştirme sırasında da görülür. Yeni gömlek değiştiren bir nimf uzun süre beslenmez. Bu süre L. migratoria'Aa. 12-18 saat kadar devam eder. Diğer türlerde bu süre çok değişiklikler göste­rir. Beslenmeksizin ve dinlenme halinde geçen bu dönem, gömlek değiş­tirmeden bir süre önce başlar ve gömlek değiştirdikten bir süre sonra da devam eder. Genellikle ilk nimf dönemlerinde bu beslenme dönemi kı­sa, yaşb nimflerde ise uzundur.
      Konukçu-besin ilişkileri. Diğer böcek gruplarında olduğu gibi çekir­gelerin de üzerlerinden toplanan bitkiler çok defa onların gerçek konuk-çuları değildir. Özellikle tünedikleri bitkiler onların konukçusu sayılmaz. Tarlalarda çekirgelerin beslenirken görüldüğü bitkiler dahi bazan onla­rın gerçek konukçusu olmayabilir. Bu hususta kesin karar verebilmek için uzun ve dikkatli deneme ve müşahedeler yapılması gerekir. Çünkü bunların tarlada beslenirken görülen bitkiler o zamanda, o yerde bu­lunan, fakat çekirgenin sevdiği gerçek konukçu bitki türleri olmadığı için mecburen yenmekte olabilir. Bu sebeple kazara çekirgenin yerken gö­rüldüğü bitkileri hemen konukçu olarak gösterirlerse bizi şaşırtıcı sonuç­lara götürebilir. Özellikle vejetasyonu sınırlı bitki türlerine dayanan alanlarda bu gibi gözlemler gerçeği tam olarak yansıtmaz. Zira bitki ör­tüsü zengin türlerden oluşan başka yerlerde bu çekirge türü belki de sev­diği, gerçek başka bir bitki türü veya türlerini bulabilecektir. Bunun için laboratuvarda ayrıca kafesler içinde birkaç saat aç bırakılan çekirgelere çeşitli bitkiler vermek suretiyle denemeler yapmak gerekir. Örneğin Scherbinowskii (1952), S. gregaria'mn 400 konukçu bitki türüne sahip olduğunu bildirmektedir. Halbuki bu bitkilerin çoğu yazarın tarla göz­lemlerine çekirgelerin yeniklerine bakarak, tarlada kuraklığın hüküm sürdüğü, besinin az olduğu bir zamanda ve yerde yapıldığı belirtilmek­tedir. Halbuki Shpan-Gabrieleth (1965), yoğun kafes denemeleri yap­tıktan sonra Çöl Çekirgesi'nin 127 bitki türünü iştahla yediğini, 32 bitki türünde kısmen beslendiğini, ve 41 bitki türünde de hiç beslenmediğini görmüşlerdir. Bununla beraber bu sonuncu araştırıcılar Gramineae bitki türlerini yaptıkları denemelerde kullanmamışlardır. Yine Tutkun (197*, laboratuvarda • değişik familyalara bağlı 17 bitki türü ile bes­lemeye çalıştığı Aiolopus thalassinus'un gerek nimf, gerekse ergin dönem­lerinde bu türün en çok Ayrık ile beslendiğini, erginlerin nimflere oranla Buğday'ı daha çok tercih ettiğini, nimflerin Yonca ve Fiğ'de beslendiği halde erginlerin bu bitkilere pek iltifat etmediğini; buna karşılık A. strepens'te ergin ve nimflerin en çok Buğday'ı, Ayrık'ı 2. derecede seç­tiğini, erginlerin Yonca'yı nimflere oranla daha fazla- sevdiğini sapta­mıştır.
      Çekirgeleri yedikleri bitkilere göre herbivor ve graminivor olmak üzere genellikle iki gruba ayırmak mümkündür. Bvınlardan birincisi geniş yap-lı, ikincisi ise dar yapraklı özellikte çayır bitkileriyle beslenirler. Bundan başka bazı çekirge türleri bu iki grup bitkide de ayırım yapmadan da bes­lenebilir. Bu gibi çekirge türlerine de ambivor ismi verilir. Herbivor tür­lerden en önemlisi C. italicus'tar. Lepeshkjn (1934), yaptığı araştırma­larda bu türün Türkmenistan'da bir vahada mevcut 281 bitki türünden her ne kadar 64'ünde ara sıra beslendiğini görmüşse de bunlardan sadece 14'ünde zararlı olduğunu, bu arada çayır bitkilerini özellikle yemediğini tesbit etmiştir. Yine diğer birçok araştırıcılar da bu türün çayır bitkilerin­de beslenmediğine işaret etmektedir. Oedipoda coerulescens, yine herbivor bir türdür. Geniş yapraklı ağaç ve ağaççıklarda bulunan ve beslenen çekirge türleri arasında arbivor olarak gösterilmekte ise de bunların da gerçekte herbivor kategorisinde bulunmaları gerekir. Ağaç ve ağaççıklar üzerinde beslenen türlerin en önemlisi A. aegyptium'&uî. Bu tür Gramineae bitki türlerinde beslenmez. Multivor türler birçok bitki türünde bes­lenen böcekler olup bazı çekirge türleri bir gruba girer. Bunlar yeşil olan hemen hemen her bitkide beslenebilir. Bu grupta bulunan türlerden en önemlileri S. gregaria ve L. migratoria''dır. Ancak gerçekte bu türlerin de beslendiği bitki sayısı zannedildiği kadar fazla değildir.. Grarainivor tür­ler olarak bazı Chorthippus ile Arcyptera türleri gösterilebilir. Ancak bunların da her Gramineae bitki türünde beslendiğini zannetmek yanlış olur. Mul-tivor'un aksine bazı türleri de univor'durlar. Bunlar daha çok bir bitki türü veya en çok bit cinse bağlı birkaç bitki türünde beslenen seçici tür­lerdir. Bu kategoride bulunan türlerin sayısı çok azdır.
      Bazı çekirge türleri özellikle ibreli yapraklı ağaçlara adapte olmuştur. Örneğin Çam ve Ardıç ağaçlarında yaşayan Kuzey Amerika'ya mahsus bazı Melanopus türleri bu arada sayılabilir. Yine bazı çekirge türleri yal­nızca Yosunlar üzerinde bulunur ve onlarla beslenir. Bütün bunlardan Tutkun, E. (197, Orta Anadoluda Aiolopus Fieb. (Orthoptera - Acrididae) türleri, tanın­ maları, yayılışları, biyolojileri ve ekonomik önemleri üzerinde araştırmalar (Basılmamış Dok­tora Tezi).

      başka çekirgelerin besinleri arasında yere dökülmüş kuru yapraklar da
      bulunur. Örneğin C. italieus'nn kurak yerlerde gecenin çiğini emmiş yere
      dökülü kuru yapraklarla beslendiği, hatta yeşil besinin yanında çoğu defa
      ıslak olmayan tamamıyla kuru yapraklar veya diğer bitki artıklarıyla da
      beslendiği birçok kişiler tarafından gözlenmiştir. Aynı beslenme özelliği
      Z>. maroccanus'ta. da görülmektedir. Bu durumun diğer bazı çekirge türleri
      için de söz konusu olması mümkündür. Toprak üstünde yaşayan türlerin
      yaşama koşullarının onları bu gibi davranışlara itmesi doğaldır. Yine
      çekirgelerin besinleri arasında Keten, yün, ipek, ıslak kağıt ve benzeri
      birçok maddeler de bulunmaktadır. Hatta S. ğregaria'nın canlı koyun­
      ların yünlerini bile yedikleri kayıtlıdır. Ancak bu gibi maddeler çekirge-
      rin normal besinleri değildir. Ne var ki kurak yerlerde çekirgeler su ihti­
      yaçlarını karşılayabilmek için bu gibi maddeleri de bazan yiyebilmekte­
      dir.
      Çekirgelerde beslenme ile ilgili olarak görülen diğer bir davranış da kannibalizmdir. Her ne kadar toprak üzerinde yaşayan türler, toprak üstünde rastladıkları ölü böcek artıklarını ender olarak yerlerse de, bazı türlerde sık sık kannibalizme de rastlanır. Bu türlü davranış, daha çok yoğun populasyonların bulunduğu ve besinin az olduğu yerlerde görülür. Örneğin S. gregaria erginleri henüz daha etrafta yeşil vejetasyonun yeterli olmadığı bir dönemde bu gibi davranışlarda rahatlıkla bulunarak yumurtadan yeni çıkmakta olan nimflerini yedikleri görülmektedir
      Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

      Comment

      Working...
      X