DAVRANIŞLAR
Gündüz Hareketleri :
Türüme — Çekirgeler, özellikle toprak üzerinde yaşayan türler, ömürlerinin büyük bir kısmını yürüyerek geçirirler. Bu sebeple yürüme hareketi onların hayatında çok önemli bir yer tutar. Hele epidemi yapan türlerin nimfleri ömürlerini yürümekle geçirir dense abartılmış olmaz. Çekirgeler yürürken 3 çift bacağını da kullanır. Ancak arka bacakları koparılan çekirgelerin ilk iki çift bacağım kullanarak da yürüdükleri görülür. Normal olarak çekirgeler yürürken arada sırada da sıçrarlar. Gregar fazda bulunan çekirgeler , solitar fazda bulunanlara oranla daha hızlı yürürler. Ayrıca çekirgelerin yürüme hızlan türlere göre değiştiği gibi, çeşitli nimf dönemlerindeki hızları da farklıdır. Genellikle nimfler yaşlandıkça yürüme hızları da artar. Bundan Daşka toprakta yaşayan türler, bitkilere beslenmek veya tünemek için kolaylıkla tırmanırlar.
Sıçrama — Çekirgelerde sıçrama çok karakteristik bir davranış olup atasözlerine girmiş ve çeşitli yazılara konu olmuştur. Sıçrama genellikle kurtulmak için yapılan bir hareket olduğu gibi uçmak üzere ilk hızı temin etmek için de yapılan bir harekettir. Sıçrama hızı, mesafesi ve yüksekliği türlere göre değiştiği gibi ayni türün çeşitli nimf dönemlerine göre de değişir. Ancak bazı gruplarda bu davranış azalmış veya tamamen kaybolmuştur. Sıçrayacak olan bir çekirge istrahat eder gibi bir durum alır. Bu durumdaki böcek 1. ve 2. çift bacaklarını bulunduğu yüzeye sıkıca basar, arka bacakları katlı olduğu halde vücuttan ayrı, fakat ti-bia'lar sternum'un altına doğru birbirine yakın duruma getirilir. Bu şekli alan çekirge tibia'larıru çok sert ve ani bir biçimde açmasıyla ileriye veya yukarıya doğru sıçrar. Bu sıçrama bacaklardaki kas kuvvetine göre hafif bir hoplama, veya süratli bir fırlama şeklinde gerçekleşir. Çeşitli çekirge türlerinin sıçrama hızlan, mesafeleri ve yükseklikleri denemelerle ölçülmüştür. Çekirgelerin itme gücünün, vücut ağırlığının takriben 10, hatta bazan 17 kat daha fazla olduğu hesaplanmıştır (Hughes, 1965). Yine bu itme gücünün Chortkippus brunneus türünde vücut ağırlığının 40 katı olacağı hesap edilmiştir. Gregar fazdaki nimfler solitar fazdakilere oranla daha iyi sıçrarlar. Çekirgelerin birbiri arkasına sıçramaları da ayrı bir davranış şeklidir, örneğin yapılan gözlemlerde L. migratoria'mn 1. dönem nimfleri arka arkaya durmadan 115 defa sıçradığı halde, bu sayı 5. dönemdeki nimflerde 200'e kadar çıkmaktadır. Bu gibi sıçramalarda, herbir sıçrama hareketi takriben ayni düzen içinde, adeta otomatik biçimde olur. Bu sıçrama serisi sonunda çekirge bitap hale gelir ve bu dönemde kolaylıkla yakalanır. Uçmak için hız alma, veya kurtulma çabasından başka, ani ışık, keskin ses, kendilerine herhangi bir cismin ani yaklaşması gibi uyanlarda da çekirgeler sıçrarlar.
Tüneme — Çekirgelerde sık görülen davranışlardan birisi de tüne-mektif. Ergin ve nimfler geceleri bitkiler, veya etrafta bulunan çeşitli objelerin üzerlerine çıkarak hareketsiz bir halde sabaha kadar istirahat ederler. Ayni davranış gündüzün, özellikle sıcaklığın en yüksek olduğu zamanlarda da görülür. Çekirgelerin tünemelerinde, daha sonra bu tüneklerinden inmelerinde bazı faktörler rol oynar. Sıcaklık, ışık şiddeti, rüzgar ve diğer uyarıcı faktörleri bu arada saymak mümkündür. Işık bu arada önemli rol oynayabilir. Örneğin S. gregaria'da. sıcak gece koşullarında bireyler tüneklerinde istirahat ederken, sabahleyin güneş çıkmadan önce, sıcaklık ayni kaldığı halde bunların tüneklerinden indikleri görülür. Çünkü bu durumda onları harekete geçiren faktör ışık olmaktadır. Ilıman iklime sahip bölgelerde çekirgeler normal olarak öğleden sonra geç saatlerde tüneklerine çıkarlar ve bunlar, sıcaklık hareket etme düzeyinin altına düştüğü bütün bir gece boyunca tüneklerinde istirahat ederler. Çekirgelerin bu hareketi pozitif thermotaxy ile açıklanmaktadır. Yapılan deneme ve gözlemler, gregar fazdaki S. gregaria nimflerinde toprak sıcaklığının akşam üstü düşmeye başlaması, bunları tüneme mahallerine çıkmaya sevkeden uyarıcı bir etkide bulunduğunu göstermiştir. Ayni durum L. migratoria ve diğer çekirge türleri için de söz konusudur. Tünemede ışık yoğunluğu da aynı etkiye sahip olmaktadır. Çünkü akşama doğru ışık yoğunluğu da gittikçe azalmaktadır. Bu hususta yapılan denemelerde, ışığın tüneme hareketinin başlangıcında etkili olduğunu, bu hususta algılamanın da ocelli yolu ile olduğunu göstermektedir. Tünemeye başlamada olduğu gibi tünemeden inmede de birçok faktörler etkide bulunur. Bu hususta özellikle geotaxy, sıcaklığın yükselmesi, ışık yoğunluğunun artması, gıdalanma isteği gibi faktörlerm rol oynadığı zannedilmektedir.
Uçma — Çekirgelerde uçma çok önemli hareketlerden birisi olup uçuşa başlama genellikle sıçrama ile olur. Böylece sıçramayı başlatan faktör uçmayı da teşvik eder. Ancak bazan uçuş sıçramadan da başlayabilr. Örneğin çekirge yüksek bir yerden herhangi bir sebeple düşerken uçabilir. Kanatları tam olarak gelişmiş çekirge türlerinin çoğu rahatsız edildiklerinde hemen sıçrayarak uçuşa geçme meylindedir. Richards and Waloff (1954), ?ngiltere'de bulunan bazı çekirge türleri üzerinde yaptıkları araştırmalarda, rahatsız edildikleri zaman uçmaya hazır olan çekirge türlerinde kanat yüzeyinin vücut ağırlığına oranının daha yüksek olduğu sonucuna varmışlardır. Ancak bu durum dikkate alındığında, bâzı türlerde kanatlar çok iyi gelişmiş olduğu halde rahatsız edildiklerinde, sıçradıkları, fakat bu esnada uçmayanların da olduğu görülür. Bunun sebebi çeşitli olabilir. En önemli sebep, yapılan uyarılara karşı türe göre değişen tepki gösterilebilir. Uçuş için çekirge sıçradığında, bu sıçrayış her zaman uçma ile son bulmaz. Çekirge birkaç metre öteye sıçradıktan sonra yere düşer, fakat bazan da bu sıçrama sonucunda uzunca bir uçuşa geçebilir. Bazı hallerde bu uçuşta rüzgarlar da rol oynayabilir. Kısa uçuşlar genellikle rahatsız edildikleri zaman yapılır. Örneğin yerde duran bir çekirgeye otlayan, veya vahşi bir hayvan, ya da insan yaklaştığında sıçrar ve uçar.
Araştırıcıların büyük bir kısmı, uçuşu teşvik eden veya onu durduran faktörlerin başında ışığın önemli bir etken olduğunu ve bunda da ocel-li'nin rol oynadığını kabul etmektedir. Buna karşılık uçuşun devamlılığında ise bileşik gözler rol oynamaktadır.
Gregar faza sahip olmayan çekirgeler gündüzün uzak mesafelere uçmazlar. Hatta soîitar fazda bulunan S. gregaria'da. bile çoğalma merkezlerinde bulunan bireyler göndüzün uçmazlar. Buna karşılık L. migratoria'-da soliter fazda olan çekirgelerde bazan gece uçuşları görülebilir. S. gregaria'da. soliter erginler cinsel olgunluğa eriştiklerinde gündüz uçuşları yapabilir. Buna karşılık gregar fazdaki çekirgelerde gündüz uçuşları çok karakteristik bir olaydır. Gregar faza sahip olmayan türlerde gündüzün kendiliğinden kısa mesafelerde uçuşlar olabilir. Ancak bu uçuşlar bazı çevre koşullarının etkisi ile meydana gelir.
Kanatları iyi gelişmiş olan çekirge türlerinde çeşitli uçuş şekilleri görülür. Bunlar başlıca normal uçuş, süzülme, olduğu yerde uçarak durma, dairesel uçuş, roket şeklinde dikine yükselme ve konmaya geçme olarak ayrılabilir. Bunlardan normal uçuş, çekirgelerin uzun mesafeler için yaptığı uçuşlarda uyguladığı yöntemdir. Söz konusu olan diğer uçuş şekilleri ise çekirgelerin kısa mesafeler dahilinde uyguladıkları yöntemlerdir. Örneğin süzülme, çekirgelerin yüksek yerlerde, ağaç ve yüksek bitkilerdeki tünek yerlerinden toprak üzerine inmek için kullandıkları bir uçuş şeklidir. Olduğu yerde uçarak durma, çekirgenin bir yerden.bir yere konmak üzere olduğu zaman uyguladığı bir uçuş yöntemidir ve bu nu adeta bir helikopter gibi fakat çok kısa bir süre için ayni yerde uçarak konacağı yeri belirlemek için kullanır. Roket şeklindeki uçuş, bazan
çekirgenin bulunduğu yerden havaya birden fırladığı, ve çoğu zaman uzun mesafe için kullandığı bir yöntemdir. Çekirge kısa zamanda belli bir yüksekliğe varıncaya kadar bu uçuşu kullanır, daha sonra yatay uçuşa geçer. Bir yere konmak üzere olan çekirgeler aynen kuşların konarken uyguladığı yöntemi kullanarak konmayı gerçekleştirir. Dairesel
uçuş ise çekirgelerde ender olarak görülen uçuş şekillerinden Dirisidir
ve bu sebeple de iyi bilinmemektedir. , .
Dinlenme, güneşlenme ve faaliyetin azalması — Çekirgelerde hareketin azalması ve dinlenmeye geçmede ekstrem sıcaklıklar hariç diğer bazı faktörler de etkide bulunur. Gregar faza sahip olmayan türlerde ergin ve nimflerin açık arazide bazan adeta uyuşuk gruplar halinde bulundukları görülür. Dociostaurus maroccanus nimflerinin sabahları erken saatlerde arazinin güneşe karşı olan ve güzel ısınan kısımlarında, ya da taşların üzerinde istirahat ettikleri görülür. Laboratuvarda tel kafeslerde kültüre alman nimflerin, eğer kafesin tabanının orta kısmı diğer yerlerine oranla daha sıcak ise, yoğun nimf gruplarının burada toplandıkları görülür. Bu durum, çekirgelerin dinlenme haline geçtiklerini gösterir. Çünkü buralarda bulunan çekirgelerde beslenme ve diğer hareketler görülmez, bunlar adeta uyuşuk bir haldedirler. Çekirgelerin tabandaki sıcaklığı tarsus'ları ile algıladıkları zannedilmektedir. Yapılan denemeler Chorthippus al-bomarginatus'un taban sıcaklığının 37°G'ye ulaştığında dinlenmeye geçtiğini göstermektedir. Tarlada bu durum sıcaklığın en fazla olduğu yerlerde olmaktadır. Örneğin sabahleyin çekirgeler serin rüzgarlardan korunan, tarlaların kuytu yerlerinde toplanırlar. Hatta rüzgar şiddetli estiği zaman, bunların günün güneşli olan saaatlerinde dahi bu gibi yerlerde dinlendikleri ve rahatlarını hiç bozmadıkları görülür. Bazı araştırıcılara göre çekirgeler arazide en iyi biçimde ısınan yerleri bulmada pho-totaxy'nin rolü bulunmaktadır. Çünkü bunlara göre en iyi şekilde ısınan yerler güneş ışınlarının en bol alındığı yerlerdir. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda çekirgelerin bu gibi yerleri tamamıyla karanlık zamanlarda da bulabildiklerini ortaya konmuştuı. Gassiet (1965)'in Z. migratoria üzerinde yaptığı denemelerde, bunların tarlada bir arada grup halinde toplandıkları yerlerin en iyi ışık alan yerler olduğu; daha yüksek sıcaklık derecelerinde ise, daha çok sıcak ışınların alındığı yerler olduğu şeklinde bir sonuca varmıştır.
Locusta, Anacridium ve Schistocerca cinsleriyle diğer bazı cinslere bağlı türlerde sabahleyin bunlarm geceyi geçirdikleri yerleri terkederek güneş çıktıktan bir süre sonra kendilerini güneş ışınlarına dik gelecek şekilde tuttuklarını, böylece vücut sıcaklıklarını artırdıkları bilinmektedir ki bu-durum diğer böcek gruplarında da görülen davranışlardandır. Bu şekilde çekirgeler vücut sıcaklıklarını çevre sıcaklığı ile eşit oluncaya kadar kendilerini yere dik gelecek şekilde tutarlar. Bazı araştırıcılara göre bu hususta ışık şiddeti ve sıcaklığın her ikisinin de birlikte rolü bulunmaktadır. Grup halinde bulunan çekirgelerde bu durumda tam bir hareketsizlik yoktur. Çünkü bu dönemde bireyler tepme, yürüme hatta grubu bir an için terk etme gibi hareketlerde bulunurlar. Ayrıca bu dönemde dış uyarılara karşı da duyarlıdırlar. Bu güneşlenme hali vücut sıcaklığının belirli bir düzeye ulaşmasından sonra sona erer. S. gregaria'da bu sıcaklık 43-45 °G olarak gösterilmiştir (Uvarov, 1977).
Çekirgelerde görülen davranışlardan, birisi de, sıcak yerlerde yaşayan türlerde çevre sıcaklığının arttığı ve tehlikeli bir düzeye çıktığı zamanlarda bu fazla sıcaklıktan kaçarak gölgelik yerlere sığınmalarıdır. Bu durumda çekirgeler topraktaki yarıkların içlerine, ağaç, çalı vs'nin altlarına giderek gizlenirler. Bitki saplarında bulunan çekirgeler, kendilerinin pozis-yonlarinı dikey veya yatay tutmak suretiyle fazla sıcaklıktan korumaya çalışırlar. Buna karşılık, soğuk bölgelerde yaşayan çekirge türleri de fazla soğuktan kendilerini koruyabilmek için, soğuk olan gecelerde bitkilerin köklerine yakın yerlere giderler. Yoğun bitki örtüsü olan yerlerde ise toprağa yakın yerlerine geçerek istirahat ederler. Genellikle düşük sıcaklıklarda, özellikle Anacridium ve Locusta türlerinde bireyler bitki kökleri arası, toprak yarıklarının içleri, duvar yarıkları arası, kemiricilere,ait yuvaların içleri ve benzeri yerlere giderek gizlenirler. Diğer bazı türler, düşük sıcaklıklarda toprak içine çekilir, sıcaklık belirli düzeye yükselince de tekrar toprak üzerine çıkarlar.



Comment