SÜRÜLERDE GREGAR DAVRANIŞLAR
Tiineme: Oturmuş olan çekirge sürüleri normal olarak çok yoğun bitki örtüsü olan yerlerde ağaç, çalı ve bitkiler üzerine çıkarak geceyi geçirirler. Eğer arazi çıplak, yani vejetasyon yok ise bu taktirde erginler geceyi toprak üzerinde geçirir. Her iki halde tünemekte olan sürülerde yoğunluk çok fazla olur.
Genç sürülerde davranış. Her ne kadar bir kuşakta bulunan nimf-lerin gömlek değiştirmesi, çoğunlukla az çok birbirini takip edecek şekilde meydana gelirse de başlangıçta bir sürü içinde ergin ve nimfler bir kaç gün karışık halde bulunurlar. Yeni ergin hale gelmiş olan bireylerin deri ve kanatları sertleşinceye, ve de kanat kasları kuvvetleninceye kadar davranış bakımından nimflerden pek fazla farklılık göstermezler. Bunlar kuşaklarda nimflerle birlikte yürümelerine devam ederler. Bu durum L. migratoria ile S. gregaria'da. belirgin şekilde görülür. Yeni erginler nimflerle birlikte yüzlerce metre yürürler ve onlardan ayrılmazlar. Ancak bu yürüyüş sırasında genç erginler arada sırada kısa mesafeler dahilinde uçarak sürüden ayrıhrsalar bile tekrar geriye uçarak kuşağa katılırlar. Bu dönemde yeni erginler kuşağın etkisi altında, ya da kuşak onlar için halâ daha çekiciliğini sürdürmektedir. Eğer kuşak içinde gömlek değiştirme birbiri arkasından devam ediyorsa bu durumda olan bireyler yürüyen kuşağın gerisinde kalır ve yoğunluk da azalır. Yeni erginlerin daha sonraki kısa mesafe uçuşları sonucunda kuşaktan ayrılmaları sebebiyle kuşaktaki populasyon geniş bir alana yayılır. Ellis and Ashall (1957), bu hususta yaptıkları gözlemlerde S. gregaria'rnn karışık bir kuşağı üç gün içinde 513.600 m2'den 1.344.500 m2'lik bir alana yayıldığım görmüşlerdir. Ayni durum daha az gregar türlerde de görülmektedir. Örneğin C. italicus'ta başlangıçta 46 ha'lık bir alanda bulunan karışık bir kuşak, yeni erginlerin etrafa yayılmasıyla 10 gün içinde 700 ha'lık bir alanı kapr ladığı gözlenmiştir (Vasil'ev, 1962). Bu hususta ilk araştırıcıların yapmış oldukları kroki Şekil 25'de verilmiştir.
Derisi ve kanatları tamamıyla sertleşmiş, kanat kasları kuvvetlenmiş olan, fakat henüz daha cinsel olgunluğa erişmemiş olan genç erginlerde artık gregar davranışlar belirgin bir şekilde görülmeye başlar. Bireysel olarak bunların kendi kendilerine, ya da rahatsız edildiklerindeki uçuşlarına artık diğer bireyler de katılmaya başlarlar. Böylece akınlara diğer çekirgeler gittikçe fazla katılmaya başlar. Bu gibi uçuşlar alçaktan olur ve kısa mesafeler dahilinde vukua gelir. Eğer rüzgar yoksa, sakin bir

havada bu uçuşların doğrultulan belirsiz olur. Ancak yeteri kadar rüzgâr etkili esiyorsa bu uçuş rüzgâr yardımıyla yapılır ve onun doğrultusunda olur. Genç erginlerin, yaşlılara oranla uçuş hızlarının daha az olduğu bilidirilmekte ise de bu hususta kesin bilgi yoktur. Genç erginlerin geçici olarak oraya buraya dağılma!arından sonra bunların bir araya gelerek nasıl yoğun sürüler oluşturdukları kesin olarak bilinmemektedir.
Yersel ve amaçsız uçuşlar. Sürülerin her hangi bir tarafa yönelik olmayan uçuşları, çekirgelerin günlük normal hareketlerinden sayılır. Kısa mesafelerin alçaktan uçularak geçilmesi, doğrultusunun her an değişebilmesi, beslenmek veya çoğalmak üzere uçuşun bölünmesi gibi diğer faaliyetlerin bu arada yapılması, bu gibi uçuşların amaçsız uçuş kategorisine dahil olduğunu gösterir. Yersel uçuşlar genellikle çok hafif ve belirsiz, götürme gücü olmayan rüzgâr koşullarında meydana gelir. Bu uçuşlar daha çok tam gregar olmayan populasyonlar veya türlere özgüdür. Bu bakımdan bu gibi uçuşlar, gerçek gregar sürülerin göç uçuşuna başlamadan önceki toplanma uçuşunu andırır*. Yersel uçuşlarda daha çok dairesel hareketlere benzer davranışlar görülür ki bu daha çok göç eden sürülerde görülür. Yere yakın uçuşta çekirgelerin görme etkisinin rolü olduğu söylenmektedir. Ancak bu hususta kesin bilgiler yoktur. Yersel ve amaçsız uçuşlarda önemli yer değiştirmeler pek görülmez. Bu gibi uçuşlar zayıf gregar meyil gösteren populasyonların faaliyetlerinden sayılmaktadır.
Göç uçuşuna başlama. Sürü oluşturan çekirgeler, özellikle S. gre-garia, geceyi ağaçlar, çalılıklar ve bitkiler üzerinde yoğun gruplar halinde tüneyerek geçirir. Sabahleyin çekirgelerin ilk hareketi tüneklerinde ısınma pozisyonu almalarıyla başlar. Bu arada, rahatsız olan diğer bazıları da da yere düşer. Ancak bunlar yere düşerken kanatlarını açarak süzülmek suretiyle yere inerler. Bu arada hazan hafif kanat da çırpabilirler. Yerde veya tüneklerde ısınma, çekirgelerin iç sıcaklığının takriben 20°C'ye ulaşmasına kadar devam eder^Uvarov, 1977). Yeteri kadar vücut sıcaklığını yükselten veya ısınan çekirgeler bulundukları yerlerden bireysel olarak olarak uçmaya başlarlar. Ancak bunlar çeşitli yönlere doğru uçarlar ve çoğunlukla tekrar eski yerlerine dönerek konarlar. Gittikçe daha çok çekirgenin uçuşu diğer çekirgeleri de uçmaya zorlar. Böylece neticede sürünün bütün bireyleri havalanmış olur ki bu döneme kabarma dönemi ismi verilir. Bu dönemde her grup içindeki bireyler ayni doğrultuya yönelirler. Ancak çeşitli gruplardaki doğrultular farklı olup bu doğrultular da sık sık değişir. Kabaran gruplar gittikçe büyür, yoğunlaşır ve belirgin akıncı grupları oluşturur. Her bir akıncı grup içindeki bireyler paralel bir seyir takip eder. Fakat akıncı gruplar bu dönemde genel bir yöne sahip olmayıp aksi yöne de uçabilirler. Bunlar çoğunlukla yay şeklinde, ya da dairesel bir yol takip eder. Akıncı grupların oluştuğu dönemde çekirgeler gittikçe yükselirler ve bunlar gittikçe de daha az olarak eski tüneklerine dönerler. ?şte bundan sonra da sürü halinde göçe başlama dönemi başlar. Bu dönemdeki çekirgeler çoğunlukla birden havalanır ve gittikçe yükselerek gözden kaybolur. Geride, yerde veya tüneklerde çoğunlukla bir tek birey bile kalmaz. Yukarıda anlatılan ve sıra ile izlenen, sürü halinde göçe başlamadaki etaplar bazan birbirini takip etmeyebilir. Bunda daha çok hava koşulları etkide bulunur ve bu hususta en önemli bir etken de güneş ışığıdır. D, maroccanus'ta. göç uçuşuna başlama aşağı yukarı, yukarıda anlatılan bir şekilde meydana gelir. Fakat bu türde bir tek bireyin veya bir grubun diğerleri üzerinde uçması, onları da uçmaya sevkedebi-lir. C. italicüs'ta ise yersel uçuşlardan sonra hemen esas göç uçuşu başlayabilir.
Göç uçuşları. Göç eden sürüler çoğunlukla bulut olarak isimlendirilir. Örneğin Çekirge bulutu geliyor şeklinde ifade edilir. .Gerçekten uçan çekirgelerin oluşturduğu havadaki, yoğun görüntüler ile gerçek bulutlar arasında görünüm bakımından bazı ilişkiler mevcuttur. Bu durumu dikkate alan Waloff and Rainey (1951), çekirge sürülerini stratiform ve cumuliform olarak iki tipe ayırmaktadır. Bunlardan birincisinde yerden fazla yükseklikte olmayan çekirge bulutu kara bir perde gibidir. Uçaktan bakıldığında ön cephesi belirgin olan bir sis veya duman tabakası halinde görülür. Güneşin durumuna göre sürü, gümüşi beyaz bir tabaka veya koyu dumana benzer. S. gregaria'da bu tipteki sürünün yoğunluğu çok fazla olabilir. Ancak bunun kalınlığı en yoğun sürülerde bile aşağıdaki vejetasyonu görünmez yapmaz, hatta açık bir havada araziye gölge düşüremez. Bu sebeple bazan çekirge sürülerinin uçarken güneşi örtmesi şeklindeki bir anlatım, çok fazla abartılmış bir tasvirden öteye geçmez. Bu tip stratiform sürü L. migratoria türünde de görülmektedir. 2. tip sürü, yani cumuliform da ufukta kilometrelerce uzaktan yavaş hareket eden koyu bulutlar şeklindedir. Bunlar bazan bir km veya daha fazla yukarıya çıkan sütunlar halindedir. Sütunlar esas kümenin yoğunluğundan daha azdır. Esas küme içinde daha karanlık bölgeler görülür. Bu gibi sürülerin genel görünümü cumulus bulutunu andırdığı için bu isim verilmiştir. Bu tip sürü S. gregaria'da görülür. C. italicus ile L. migratoria ve diğer bazı çekirge türleri de oldukça yüksekten uçarlar. Bunların genel görünümleri tam olmasa da cumuliform tipe yakındır.
Waloff (1953)'a göre, göç esnasında sürü içindeki bireyler dağınık halde ve farklı yönlerde uçarlar. Çünkü kilometrelerce uzunlukta büyük bir sürü içindeki bireylerin tek bir doğrultuda uçmaları bunların uçuş sistemlerine uygun değildir. Bu sebeple gerçekte havada az bir hacim kaplaması gereken bir sürü, göç esnasında olması gerektiğinden 10 kat veya daha fazla bir hacme yayılarak uçar. Bununla beraber sürü içindeki çeşitli doğrultulara bireysel yönelmeler, sürünün genel doğrultusunu etkilemez. Çekirgelerin sürü içinde çeşitli yönlere doğru uçuşlarında ayrıca hava çalkantılarının da önemi vardır. Bazan sürünün kenarında bulunan bireyler veya bireylerin oluşturdukları küçük grupların bir an için sürüden ayrılarak başka doğrultuda uçtukları, fakat bunların az sonra çabucak sürü içine dönerek tekrar ona katıldıkları görülür. Buna karşılık sürünün en önünde giden grup da bazan daha da ileri gidebilir. Ancak bunlar da tekrar geriye dönerek sürü ile birleşirler. Çekirgelerin havada bu şekildeki sürü içindeki uçuş davranışları, nimflerin toprak üzerinde oluşturdukları kuşaklardaki yürüyüş davranışlarına çok benzer. Göç uçuşlarında görülen enteresan bir durum da çekirgelerin bu uçuşlarında çoğu zaman yuvarlanarak, ya da dairesel bir uçuş izlemeleridir. Öyle ki çekirgeler belirli bir doğrultuda gider--ken yükseklerde uçanlar aşağıya doğru süzülerek iner ve sürünün gittiği doğrultunun aksine ve rüzgarı da karşılarına alarak bir süre ters doğrultuda uçarak tekrar yükselir ve bu defa rüzgârı arkasına alarak sürünün esas doğrultusuna yönelir (Şekil 26). Bu türlü uçuş D. maroccanus, L. rnigra-toria ile diğer bazı gregar türlerde, özellikle S. gregafia'da görülür (Uvarov, 1977). Bu gibi uçuşlar daha çok sıcak ve kuru havalarda yüksekten uçan sürülerde vukua gelmektedir. Fakat, az rüzgârlı ve özellikle rutubetli havalarda S. gregaria bazan bu yuvarlanarak uçuşa itibar etmeden de uçar (Waloff, l.c). Sürülerin uçuşunda rüzgârın etkisi çok önemlidir. Diğer birçok göç eden böcek gruplarında olduğu gibi çekirgelerin göç uçuşlarında da rüzgâr önemli rol oynar. Bununla beraber bazı koşullarda hafif esen rüzgâra karşı da çekirge sürülerinin uçtuğu görülebilir

Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS
Tiineme: Oturmuş olan çekirge sürüleri normal olarak çok yoğun bitki örtüsü olan yerlerde ağaç, çalı ve bitkiler üzerine çıkarak geceyi geçirirler. Eğer arazi çıplak, yani vejetasyon yok ise bu taktirde erginler geceyi toprak üzerinde geçirir. Her iki halde tünemekte olan sürülerde yoğunluk çok fazla olur.
Genç sürülerde davranış. Her ne kadar bir kuşakta bulunan nimf-lerin gömlek değiştirmesi, çoğunlukla az çok birbirini takip edecek şekilde meydana gelirse de başlangıçta bir sürü içinde ergin ve nimfler bir kaç gün karışık halde bulunurlar. Yeni ergin hale gelmiş olan bireylerin deri ve kanatları sertleşinceye, ve de kanat kasları kuvvetleninceye kadar davranış bakımından nimflerden pek fazla farklılık göstermezler. Bunlar kuşaklarda nimflerle birlikte yürümelerine devam ederler. Bu durum L. migratoria ile S. gregaria'da. belirgin şekilde görülür. Yeni erginler nimflerle birlikte yüzlerce metre yürürler ve onlardan ayrılmazlar. Ancak bu yürüyüş sırasında genç erginler arada sırada kısa mesafeler dahilinde uçarak sürüden ayrıhrsalar bile tekrar geriye uçarak kuşağa katılırlar. Bu dönemde yeni erginler kuşağın etkisi altında, ya da kuşak onlar için halâ daha çekiciliğini sürdürmektedir. Eğer kuşak içinde gömlek değiştirme birbiri arkasından devam ediyorsa bu durumda olan bireyler yürüyen kuşağın gerisinde kalır ve yoğunluk da azalır. Yeni erginlerin daha sonraki kısa mesafe uçuşları sonucunda kuşaktan ayrılmaları sebebiyle kuşaktaki populasyon geniş bir alana yayılır. Ellis and Ashall (1957), bu hususta yaptıkları gözlemlerde S. gregaria'rnn karışık bir kuşağı üç gün içinde 513.600 m2'den 1.344.500 m2'lik bir alana yayıldığım görmüşlerdir. Ayni durum daha az gregar türlerde de görülmektedir. Örneğin C. italicus'ta başlangıçta 46 ha'lık bir alanda bulunan karışık bir kuşak, yeni erginlerin etrafa yayılmasıyla 10 gün içinde 700 ha'lık bir alanı kapr ladığı gözlenmiştir (Vasil'ev, 1962). Bu hususta ilk araştırıcıların yapmış oldukları kroki Şekil 25'de verilmiştir.
Derisi ve kanatları tamamıyla sertleşmiş, kanat kasları kuvvetlenmiş olan, fakat henüz daha cinsel olgunluğa erişmemiş olan genç erginlerde artık gregar davranışlar belirgin bir şekilde görülmeye başlar. Bireysel olarak bunların kendi kendilerine, ya da rahatsız edildiklerindeki uçuşlarına artık diğer bireyler de katılmaya başlarlar. Böylece akınlara diğer çekirgeler gittikçe fazla katılmaya başlar. Bu gibi uçuşlar alçaktan olur ve kısa mesafeler dahilinde vukua gelir. Eğer rüzgar yoksa, sakin bir

havada bu uçuşların doğrultulan belirsiz olur. Ancak yeteri kadar rüzgâr etkili esiyorsa bu uçuş rüzgâr yardımıyla yapılır ve onun doğrultusunda olur. Genç erginlerin, yaşlılara oranla uçuş hızlarının daha az olduğu bilidirilmekte ise de bu hususta kesin bilgi yoktur. Genç erginlerin geçici olarak oraya buraya dağılma!arından sonra bunların bir araya gelerek nasıl yoğun sürüler oluşturdukları kesin olarak bilinmemektedir.
Yersel ve amaçsız uçuşlar. Sürülerin her hangi bir tarafa yönelik olmayan uçuşları, çekirgelerin günlük normal hareketlerinden sayılır. Kısa mesafelerin alçaktan uçularak geçilmesi, doğrultusunun her an değişebilmesi, beslenmek veya çoğalmak üzere uçuşun bölünmesi gibi diğer faaliyetlerin bu arada yapılması, bu gibi uçuşların amaçsız uçuş kategorisine dahil olduğunu gösterir. Yersel uçuşlar genellikle çok hafif ve belirsiz, götürme gücü olmayan rüzgâr koşullarında meydana gelir. Bu uçuşlar daha çok tam gregar olmayan populasyonlar veya türlere özgüdür. Bu bakımdan bu gibi uçuşlar, gerçek gregar sürülerin göç uçuşuna başlamadan önceki toplanma uçuşunu andırır*. Yersel uçuşlarda daha çok dairesel hareketlere benzer davranışlar görülür ki bu daha çok göç eden sürülerde görülür. Yere yakın uçuşta çekirgelerin görme etkisinin rolü olduğu söylenmektedir. Ancak bu hususta kesin bilgiler yoktur. Yersel ve amaçsız uçuşlarda önemli yer değiştirmeler pek görülmez. Bu gibi uçuşlar zayıf gregar meyil gösteren populasyonların faaliyetlerinden sayılmaktadır.
Göç uçuşuna başlama. Sürü oluşturan çekirgeler, özellikle S. gre-garia, geceyi ağaçlar, çalılıklar ve bitkiler üzerinde yoğun gruplar halinde tüneyerek geçirir. Sabahleyin çekirgelerin ilk hareketi tüneklerinde ısınma pozisyonu almalarıyla başlar. Bu arada, rahatsız olan diğer bazıları da da yere düşer. Ancak bunlar yere düşerken kanatlarını açarak süzülmek suretiyle yere inerler. Bu arada hazan hafif kanat da çırpabilirler. Yerde veya tüneklerde ısınma, çekirgelerin iç sıcaklığının takriben 20°C'ye ulaşmasına kadar devam eder^Uvarov, 1977). Yeteri kadar vücut sıcaklığını yükselten veya ısınan çekirgeler bulundukları yerlerden bireysel olarak olarak uçmaya başlarlar. Ancak bunlar çeşitli yönlere doğru uçarlar ve çoğunlukla tekrar eski yerlerine dönerek konarlar. Gittikçe daha çok çekirgenin uçuşu diğer çekirgeleri de uçmaya zorlar. Böylece neticede sürünün bütün bireyleri havalanmış olur ki bu döneme kabarma dönemi ismi verilir. Bu dönemde her grup içindeki bireyler ayni doğrultuya yönelirler. Ancak çeşitli gruplardaki doğrultular farklı olup bu doğrultular da sık sık değişir. Kabaran gruplar gittikçe büyür, yoğunlaşır ve belirgin akıncı grupları oluşturur. Her bir akıncı grup içindeki bireyler paralel bir seyir takip eder. Fakat akıncı gruplar bu dönemde genel bir yöne sahip olmayıp aksi yöne de uçabilirler. Bunlar çoğunlukla yay şeklinde, ya da dairesel bir yol takip eder. Akıncı grupların oluştuğu dönemde çekirgeler gittikçe yükselirler ve bunlar gittikçe de daha az olarak eski tüneklerine dönerler. ?şte bundan sonra da sürü halinde göçe başlama dönemi başlar. Bu dönemdeki çekirgeler çoğunlukla birden havalanır ve gittikçe yükselerek gözden kaybolur. Geride, yerde veya tüneklerde çoğunlukla bir tek birey bile kalmaz. Yukarıda anlatılan ve sıra ile izlenen, sürü halinde göçe başlamadaki etaplar bazan birbirini takip etmeyebilir. Bunda daha çok hava koşulları etkide bulunur ve bu hususta en önemli bir etken de güneş ışığıdır. D, maroccanus'ta. göç uçuşuna başlama aşağı yukarı, yukarıda anlatılan bir şekilde meydana gelir. Fakat bu türde bir tek bireyin veya bir grubun diğerleri üzerinde uçması, onları da uçmaya sevkedebi-lir. C. italicüs'ta ise yersel uçuşlardan sonra hemen esas göç uçuşu başlayabilir.
Göç uçuşları. Göç eden sürüler çoğunlukla bulut olarak isimlendirilir. Örneğin Çekirge bulutu geliyor şeklinde ifade edilir. .Gerçekten uçan çekirgelerin oluşturduğu havadaki, yoğun görüntüler ile gerçek bulutlar arasında görünüm bakımından bazı ilişkiler mevcuttur. Bu durumu dikkate alan Waloff and Rainey (1951), çekirge sürülerini stratiform ve cumuliform olarak iki tipe ayırmaktadır. Bunlardan birincisinde yerden fazla yükseklikte olmayan çekirge bulutu kara bir perde gibidir. Uçaktan bakıldığında ön cephesi belirgin olan bir sis veya duman tabakası halinde görülür. Güneşin durumuna göre sürü, gümüşi beyaz bir tabaka veya koyu dumana benzer. S. gregaria'da bu tipteki sürünün yoğunluğu çok fazla olabilir. Ancak bunun kalınlığı en yoğun sürülerde bile aşağıdaki vejetasyonu görünmez yapmaz, hatta açık bir havada araziye gölge düşüremez. Bu sebeple bazan çekirge sürülerinin uçarken güneşi örtmesi şeklindeki bir anlatım, çok fazla abartılmış bir tasvirden öteye geçmez. Bu tip stratiform sürü L. migratoria türünde de görülmektedir. 2. tip sürü, yani cumuliform da ufukta kilometrelerce uzaktan yavaş hareket eden koyu bulutlar şeklindedir. Bunlar bazan bir km veya daha fazla yukarıya çıkan sütunlar halindedir. Sütunlar esas kümenin yoğunluğundan daha azdır. Esas küme içinde daha karanlık bölgeler görülür. Bu gibi sürülerin genel görünümü cumulus bulutunu andırdığı için bu isim verilmiştir. Bu tip sürü S. gregaria'da görülür. C. italicus ile L. migratoria ve diğer bazı çekirge türleri de oldukça yüksekten uçarlar. Bunların genel görünümleri tam olmasa da cumuliform tipe yakındır.
Waloff (1953)'a göre, göç esnasında sürü içindeki bireyler dağınık halde ve farklı yönlerde uçarlar. Çünkü kilometrelerce uzunlukta büyük bir sürü içindeki bireylerin tek bir doğrultuda uçmaları bunların uçuş sistemlerine uygun değildir. Bu sebeple gerçekte havada az bir hacim kaplaması gereken bir sürü, göç esnasında olması gerektiğinden 10 kat veya daha fazla bir hacme yayılarak uçar. Bununla beraber sürü içindeki çeşitli doğrultulara bireysel yönelmeler, sürünün genel doğrultusunu etkilemez. Çekirgelerin sürü içinde çeşitli yönlere doğru uçuşlarında ayrıca hava çalkantılarının da önemi vardır. Bazan sürünün kenarında bulunan bireyler veya bireylerin oluşturdukları küçük grupların bir an için sürüden ayrılarak başka doğrultuda uçtukları, fakat bunların az sonra çabucak sürü içine dönerek tekrar ona katıldıkları görülür. Buna karşılık sürünün en önünde giden grup da bazan daha da ileri gidebilir. Ancak bunlar da tekrar geriye dönerek sürü ile birleşirler. Çekirgelerin havada bu şekildeki sürü içindeki uçuş davranışları, nimflerin toprak üzerinde oluşturdukları kuşaklardaki yürüyüş davranışlarına çok benzer. Göç uçuşlarında görülen enteresan bir durum da çekirgelerin bu uçuşlarında çoğu zaman yuvarlanarak, ya da dairesel bir uçuş izlemeleridir. Öyle ki çekirgeler belirli bir doğrultuda gider--ken yükseklerde uçanlar aşağıya doğru süzülerek iner ve sürünün gittiği doğrultunun aksine ve rüzgarı da karşılarına alarak bir süre ters doğrultuda uçarak tekrar yükselir ve bu defa rüzgârı arkasına alarak sürünün esas doğrultusuna yönelir (Şekil 26). Bu türlü uçuş D. maroccanus, L. rnigra-toria ile diğer bazı gregar türlerde, özellikle S. gregafia'da görülür (Uvarov, 1977). Bu gibi uçuşlar daha çok sıcak ve kuru havalarda yüksekten uçan sürülerde vukua gelmektedir. Fakat, az rüzgârlı ve özellikle rutubetli havalarda S. gregaria bazan bu yuvarlanarak uçuşa itibar etmeden de uçar (Waloff, l.c). Sürülerin uçuşunda rüzgârın etkisi çok önemlidir. Diğer birçok göç eden böcek gruplarında olduğu gibi çekirgelerin göç uçuşlarında da rüzgâr önemli rol oynar. Bununla beraber bazı koşullarda hafif esen rüzgâra karşı da çekirge sürülerinin uçtuğu görülebilir

Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

