Sürülerin oturması. Her ne kadar göç eden sürüler bazan güneş battıktan sonra uçuşlarına devam edebilmekte ise de, çoğunlukla bunlar akşam üstü araziye iner ve konarlar, yani otururlar. Uzun bir süre uç-
tuktan sonra, çekirge sürülerinin araziye dinlenme veya başka ihtiyaçları için inerek toplu halde bulunmalarına oturma ismi verilir. Yuvarlanma uçuşu yapan, sıcak ve kuru havalarda uçan sürülerde, esas sürünün gövdesi gittikçe alçalmaya başlar. Bunlar daha çok arazinin engebelerini takip ederekten, ağaçlar bulunan, kuru dere yatakları boyunca uçarlar. Bazan bu uçuş güneş battıktan sonra da devam edebilir. Bu arada sürü içinde büyük oranda düzensiz konmalar ve tekrar kalkışlar görülür. Bu şekildeki hareketler sürünün katettiği mesafe ile hava koşullarına bağlı olarak bir süre devam eder. Fakat bunların kısa sürede ağaçlar ve çalılıklar üzerine kondukları veya oturduklan görülür. Çekirgeler bu dönemde o kadar yorgun ve bitap halde olurlarki elle bunlar kolayca yakalanırlar. Akşam sürünün oturması, sıcaklığın 23°C'nin altına düşmesiyle ilgili olduğu , ve yine hava sıcaklığının bu sınırın üstünde olduğu hallerde, S. gregaria'ıan gece de uçabildiği bildirilmektedir (Waloff and Rainey, 1. c). Ancak bu işte ışık yoğunluğunun da rol oynadığı söylenebilir.
Rüzgârlar vasıtasıyla sürüklenen çekirge sürüleri eğer vücut sıcaklıkları yeterli ısıya sahipse dağların karla kaplı tepeleri üzerinden rahatlıkla uçuşlarına devam ederler. Aksi halde elverişsiz hava koşullarında, özellikle bulutlu havalarda bunlar karla kaplı alanlara da inmek mecburiyetinde kalırlar. Uvarov (1. c.)'a göre, kar üzerine inen çekirgelerin vücut sıcaklığı karı eriterek çekirgenin vücudu kısa zamanda kar içine gömülür. Eğer güneş çıkarsa, koyu renkli olan çekirge çabucak ısınacağı için tekrar uçabilir. Fas'ta bulunan Atlas Dağlarını aşarken karla kaplı alanlar ile, Kenya dağlarında 5.000 m yükseklikteki buzullar üzerinde pek çok S. gregaria erginlerine rastlandığını yine ayni yazar bazı kaynaklara dayanarak bildirmektedir. Ancak burada kar içine gömülen çekirgelerin bu gömülüşü vücut sıcaklığının kan eritmesi ile mı olduğu hususunda kesin deliller verilmemiştir. Dağlarda böceklerin kara gömülme durumu diğer birçok böcek gruplannda da görülmektedir. Kanımca uçma takati olmayan bir çekirgenin, belirli bir yükseklikten kar üzerine düştüğünde kendi vücut ağırlığının vermiş olduğu kinetik enerji sonucu kara saplanması uzak bir ihtimal değildir. Nitekim Süne {Eurygaster integriceps Put.), dağlardan ovaya göç için, kışlak mahallerinden çıkıp da uçuşa başladıktan bir süre sonra dağlarda esen soğuk rüzgarlar sebebiyle kar üzerine adeta çarparcasına düştükleri anda 1-2 cm derinliğe gömülmektedir. Yaptığım gözlemlerde Süne erginlerinin bu durumda konma diye bir uçuş, veya inişe sahip olmadıkları için bunların oraya, buraya rast-gele taş parçacıkları şeklinde düştükleri görülmüştür. Bu şekilde kar üzerine düşen bir Süne derhal kar içine bir miktar gömülmektedir. Halbuki Süne'nin kar üzerine konduğu bir an düşünülse dahi böceğin vücudunun kar içinde delik açabilmesi için en azından belirli bir sürenin geçmesi gerekir. Ayni durumun S. gregaria için de söz konusu olması doğaldır.
Çekirge sürülerinin uçarken göl, deniz, akarsulara da inmesi veya düşmesi mümkündür. Nitekim S. gregaria, L. migmtoria ve C. italicus'un bu şekilde göl ve hatta denizlere düştüğü pek çok kimseler tarafından gözlenmiş ve bu gibi yerlere düşen çekirgelerin büyük bir kısmının öldüklerine değinilmiştir.
Sürünün büyüklüğü, yoğunluğu ve sayısı. Çekirge sürülerinin büyüklüğü ve yoğunluğu hakkında eski literatürde oldukça fazla abartılmış ifadeler bulunmaktadır. Ancak bu ifade ve rakkamların gerçekle ilgili olmadığı söylenebilir. Çünkü uçan bir çekirge sürüsünün büyüklüğünü, yoğunluğunu, ve özellikle sayısını ölçmek hemen hemen olanak dışıdır. Bunları tahmini olarak da vermek doğru değildir. Ancak öte yandan bu hususlar hakkında bilgi sahibi olmanın da pratik savaş yönünden faydası büyüktür.
Otuımuş bir çekirge sürüsüne ait bu bilgileri elde etmek için onları çeşitli metotlar kullanarak ölçümler yapmak zor* bir iş değildir, örneğin sürünün oturduğu yerin çevresini adımlamak suretiyle ölçmek mümkündür. Ancak bu adımlamada oturulan çevrenin şekli daha önce bir kroki ile belirlenmelidir. Böylece uzun dik dörtgen, dörtgen, yamuk ve benzeri şekil ortaya çıkarıldıktan sonra sayılar adıma göre oturan çekirge sürüsünün alanı m2 veya km.2 üzerinden kolayca hesaplanır. Bu iş kuşaktaki nimf-ler için de aynen uygulanır. Bir alan içinde çeşitli yerlerde m2'deki yoğunluk dikkate alınarak oturan sürünün takribi yoğunluğu ve içerdiği sayı da da hesaplanır. Buna karşılık uçan bir sürünün büyüklüğünü yerden tahmin etmek, hele ölçmek mümkün değildir. Ancak bu, uçaklarla özel bir yöntem uygulanarak tahmin edilebilmektedir. Uvarov (1977')urı bildirdiğine göre Doğu Afrika'da bu yöntem uygulanarak yapılan tahminlerde en büyük uçan bir S. gregaria sürüsünün 600 km2, diğer bir sürünün ise 260 km2'lik bir alam kaplayacak biçimde uçtuğu saptanmıştır. Uçan çekirge sürüsünün yoğunluğu yine sürünün uçaktan çekilen fotoğraflarının analizi ile de hesap edilebilmektedir. Tüneyen çekirge sürülerin-deki yogunl.uk gözle tahmin veya çekilen fotoğrafların analizi ile yapılabilmektedir. Bu hususta yapılan tahmini yoğunluk hesaplamalarında S. gregaria'nm. diğer türlere oranla daha fazla yoğunluğa sahip olduğu görülmektedir. Yurdumuzda bu hususta hesaplamalar henüz yapılmamıştır. Balamir (1973)'in verdiği bilgilerde bu hususlara hiç değinilmemiş olup daha önceki diğer yerli literatürde geçen rakam veya verilerin ise bilimsel değerleri hemen hemen yoktur.
Çiftleşme ve çiftleşme öncesi davranışlar. Çekirgelerdeki çiftleşme öncesi ve çiftleşme davranışları üzerinde pek çok araştırma ve gözlemler yapılmış olup bunları Uvarov, (l.c.)'çok güzel bir şekilde özetlemiştir. Çiftleşme öncesinde ergin çekirgeler grup ve türlere göre değişen şekilde özel davranışlarda bulunurlar. Cinsel olgunluğa erişmiş olan erkek ve dişilerin birbirlerini bulmaları, çiftleşmeden önce erkeklerin dişilere yaptığı kurlar çok enteresandır. Gregar türlerde erkekle dişilerin doğada birbirlerini bulmaları problem değildir. Ancak solitar türlerde çiftlerin birbirlerini o kadar kolay bulamadıkları görülmektedir. Çekirgelerde erkeklerin çiftleşebilecek potansiyel dişileri bulması, gözle ve özel sesler çıkartmasıyla olur. Bu saptandıktan sonra çiftleşme kurları başlar. Bu çiftleşme kurları birlikte uçma, yaklaşma, özel ses çıkarma ve benzeri diğer davranışları içerir. Bunun sonucunda erkek dişi birbirlerini çıkardıkları sesler, koku ve gözle potansiyel eşler olarak seçtikten sonra çiftleşme girişiminde bulunurlar. Bu girişimde dahi gruplar ve türler arasında önemli farklar bulunur. Çiftleşme esnasında özellikle erkeklerin çıkardıkları değişik sesler bazı araştırıcılar tarafından iyi şekilde incelenmiş olup bunları Uvarov (1. c.) kısa şekilde ve açık olarak özetlemiştir.
Çekirgelerdeki çiftleşme süreleri de çok değişiktir. Hatta bu, aynı çekirge türünde dahi büyük değişiklikler gösterir. Bu hususta yapılan çalışmaları Uvarov yine bir cetvel halinde vermiştir. Buna göre örneğin A. aegyptium'da bu süre 18-24 sa.; S. gregaria'da. 8 da. — 26 sa., 52 da. ile 2 sa., 45 da.—14 sa.; C. italicus'ta 30 da. — 5 sa.; L. rnigratoria'da 6-18 sa.; Acrida pellucidd'da 50 da. — 1 sa. 10 da. ve Chorthippus paralellus" ta ise 13 da.—1 sa . 8 da. olarak gösterilmiştir.
S. gregaria''da laboratuvar koşullarında bu süreyi Balamir (1973), en az 35 da. ve en çok 6 sa. olarak vermektedir.
Preovipozisyon davranışlar-. Uçan çekirge sürüsü belirli bir yere indiğinde veya oturduğunda, yeniden uçmazsa nimflerin sahip oldukları davranışları gösterirler. Bunlar tüneme, ısınma, gölgeye sığınma, beslenme ve yürüme gibi hareketleri yaparlar. Geceyi geçirmek için ağaç ve ağaççıklar üzerinde tüneyen çekirgeler cinsel olgunlukları ne durumda olursa olsun ısınmak için sabahleyin toprağa inerler. A. aegyptium gibi normal olarak yaşantılarını ağaç ve çalılıklar üzerinde geçiren türlerde bile cinsel olgunluğa eriştiklerinde dişiler zamanlarının büyük bir kısmını toprak üzerinde geçirir. Bunun gibi S. gregaria'da da cinsel olgunluğa ulaşmış olan erginler, zamanlarının çoğunu toprak üzerinde geçirirek tıpkı nimflerde olduğu gibi erkek ve dişiler gruplar halinde birlikte yürürler.
Göç edenler ile etmeyen türler arasında davranış bakımından önemli olan bir fark da, çoğalma esnasında göç etmeyen türler çoğalabilecekleri yerlere yakın olmalarına karşılık göç edenler bu gibi yerleri şans eseri bulabilmeleridir. Her iki kategoride de bu dönemde dişilerin bireysel olarak yürüme ve uçma gibi davranışlarında artma görülür. Bunun sonucunda ziyaret edilen yerde geçici olarak durma ve oturma hareketleri de artar. Populasyon sabit veya göç edici olsun, dişilerin toprak üzerinde yürümeleri, genellikle uygun yumurta bırakma yerlerini seçmeye yöneliktir. Dişiler günün sıcak saatlarında açık alanları terkederler, fakat akşam üstü tekrar aynı yerlere dönerler. Göç eden çekirgelerde genel olarak dişilerin yumurta bırakmak üzere uygun yer seçmek için toprak üzerinde yürümeleri veya uçmaları sonucu iş tamamıyla şansa kalır. Belirli bir yere ulaşan dişi yumurta bırakmak için arazide uygun bir noktayı seçmeye koyulur. Seçilen yerdeki toprağın fiziksel yapısı bu işte rol oynarsa da dişi bunu ovipozitörü ile toprağı yoklayarak uygun olan noktayı seçer. D. maroccanus''ta dişiler yumurta bırakmak için daha çok kuru ve sert topraklan seçer. S. gregaria ve L. rnigratoria dişileri de yine yumurtalarını daha çok kuru topraklar içine bırakır. Diğer cinslerde, örneğin Chorthippus'ta, bu türlere göre değişebilir. Mesela C. fiaralellus'ta. dişiler rutubetli kumlu topraklara yumurtalarını bıraktığı halde, C. brunneus kuru ve kumsal toprakları tercih eder. Oedipoda cinsine bağlı türler de daha çok kuru topraklan tercih etmektedir. S. gregaria''da uçan bir sürü herhangi bir araziye "oturduğunda, eğer içlerinde cinsel olgunluğa erişmiş dişiler bulunursa, bunlar etrafta gezinerek toprağı yoklama veya kazma hareketlerine giri-rişir. Bu zamanda hava koşulları da uygun olursa bunlar oturur, fakat sürü içinde cinsel olgunluğa erişmemiş olan diğer dişi ve erkekler orayı. terkeder, böylece de aynlırlar. Buna karşılık bulunulan arazide toprağın durumu yumurta bırakmaya uygun değilse, bunlar da uçarak başka bir yumurta bırakma alanı aramaya koyulurlar. Tamamıyla cinsel olgunluğa erişmiş olan dişiler, çevre koşulları yumurta bırakmaya uygun olmadığı taktirde dişiler yumurta bırakmalarını 3-5 gün erteleyebilirler. Buna rağmen koşullar yine de uygun olmazsa yumurtalarını bu defa toprak üzerine de bırakabilir. Ağaçlar üzerinde tüneyen dişiler de yumurtalarını bu durumda rastgele boşluğa bırakabilir. Bunlar ya bitkilere yapışarak kalır, ya da toprak üzerine düşerek orada kalır. Bu durum L. migratoria''da da bazan görülür. Bu gibi durumlara çok kurak koşullarda rastlanır. Ancak bu şekilde bırakılan ve açıkta kalan yumurtalar açılmazlar. Ayrıca Balamir (1973), S. gregaria'da. uçmakta olan dişilerin havadan yumurta bıraktıklarını da gördüğünü bildirmektedir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS
tuktan sonra, çekirge sürülerinin araziye dinlenme veya başka ihtiyaçları için inerek toplu halde bulunmalarına oturma ismi verilir. Yuvarlanma uçuşu yapan, sıcak ve kuru havalarda uçan sürülerde, esas sürünün gövdesi gittikçe alçalmaya başlar. Bunlar daha çok arazinin engebelerini takip ederekten, ağaçlar bulunan, kuru dere yatakları boyunca uçarlar. Bazan bu uçuş güneş battıktan sonra da devam edebilir. Bu arada sürü içinde büyük oranda düzensiz konmalar ve tekrar kalkışlar görülür. Bu şekildeki hareketler sürünün katettiği mesafe ile hava koşullarına bağlı olarak bir süre devam eder. Fakat bunların kısa sürede ağaçlar ve çalılıklar üzerine kondukları veya oturduklan görülür. Çekirgeler bu dönemde o kadar yorgun ve bitap halde olurlarki elle bunlar kolayca yakalanırlar. Akşam sürünün oturması, sıcaklığın 23°C'nin altına düşmesiyle ilgili olduğu , ve yine hava sıcaklığının bu sınırın üstünde olduğu hallerde, S. gregaria'ıan gece de uçabildiği bildirilmektedir (Waloff and Rainey, 1. c). Ancak bu işte ışık yoğunluğunun da rol oynadığı söylenebilir.
Rüzgârlar vasıtasıyla sürüklenen çekirge sürüleri eğer vücut sıcaklıkları yeterli ısıya sahipse dağların karla kaplı tepeleri üzerinden rahatlıkla uçuşlarına devam ederler. Aksi halde elverişsiz hava koşullarında, özellikle bulutlu havalarda bunlar karla kaplı alanlara da inmek mecburiyetinde kalırlar. Uvarov (1. c.)'a göre, kar üzerine inen çekirgelerin vücut sıcaklığı karı eriterek çekirgenin vücudu kısa zamanda kar içine gömülür. Eğer güneş çıkarsa, koyu renkli olan çekirge çabucak ısınacağı için tekrar uçabilir. Fas'ta bulunan Atlas Dağlarını aşarken karla kaplı alanlar ile, Kenya dağlarında 5.000 m yükseklikteki buzullar üzerinde pek çok S. gregaria erginlerine rastlandığını yine ayni yazar bazı kaynaklara dayanarak bildirmektedir. Ancak burada kar içine gömülen çekirgelerin bu gömülüşü vücut sıcaklığının kan eritmesi ile mı olduğu hususunda kesin deliller verilmemiştir. Dağlarda böceklerin kara gömülme durumu diğer birçok böcek gruplannda da görülmektedir. Kanımca uçma takati olmayan bir çekirgenin, belirli bir yükseklikten kar üzerine düştüğünde kendi vücut ağırlığının vermiş olduğu kinetik enerji sonucu kara saplanması uzak bir ihtimal değildir. Nitekim Süne {Eurygaster integriceps Put.), dağlardan ovaya göç için, kışlak mahallerinden çıkıp da uçuşa başladıktan bir süre sonra dağlarda esen soğuk rüzgarlar sebebiyle kar üzerine adeta çarparcasına düştükleri anda 1-2 cm derinliğe gömülmektedir. Yaptığım gözlemlerde Süne erginlerinin bu durumda konma diye bir uçuş, veya inişe sahip olmadıkları için bunların oraya, buraya rast-gele taş parçacıkları şeklinde düştükleri görülmüştür. Bu şekilde kar üzerine düşen bir Süne derhal kar içine bir miktar gömülmektedir. Halbuki Süne'nin kar üzerine konduğu bir an düşünülse dahi böceğin vücudunun kar içinde delik açabilmesi için en azından belirli bir sürenin geçmesi gerekir. Ayni durumun S. gregaria için de söz konusu olması doğaldır.
Çekirge sürülerinin uçarken göl, deniz, akarsulara da inmesi veya düşmesi mümkündür. Nitekim S. gregaria, L. migmtoria ve C. italicus'un bu şekilde göl ve hatta denizlere düştüğü pek çok kimseler tarafından gözlenmiş ve bu gibi yerlere düşen çekirgelerin büyük bir kısmının öldüklerine değinilmiştir.
Sürünün büyüklüğü, yoğunluğu ve sayısı. Çekirge sürülerinin büyüklüğü ve yoğunluğu hakkında eski literatürde oldukça fazla abartılmış ifadeler bulunmaktadır. Ancak bu ifade ve rakkamların gerçekle ilgili olmadığı söylenebilir. Çünkü uçan bir çekirge sürüsünün büyüklüğünü, yoğunluğunu, ve özellikle sayısını ölçmek hemen hemen olanak dışıdır. Bunları tahmini olarak da vermek doğru değildir. Ancak öte yandan bu hususlar hakkında bilgi sahibi olmanın da pratik savaş yönünden faydası büyüktür.
Otuımuş bir çekirge sürüsüne ait bu bilgileri elde etmek için onları çeşitli metotlar kullanarak ölçümler yapmak zor* bir iş değildir, örneğin sürünün oturduğu yerin çevresini adımlamak suretiyle ölçmek mümkündür. Ancak bu adımlamada oturulan çevrenin şekli daha önce bir kroki ile belirlenmelidir. Böylece uzun dik dörtgen, dörtgen, yamuk ve benzeri şekil ortaya çıkarıldıktan sonra sayılar adıma göre oturan çekirge sürüsünün alanı m2 veya km.2 üzerinden kolayca hesaplanır. Bu iş kuşaktaki nimf-ler için de aynen uygulanır. Bir alan içinde çeşitli yerlerde m2'deki yoğunluk dikkate alınarak oturan sürünün takribi yoğunluğu ve içerdiği sayı da da hesaplanır. Buna karşılık uçan bir sürünün büyüklüğünü yerden tahmin etmek, hele ölçmek mümkün değildir. Ancak bu, uçaklarla özel bir yöntem uygulanarak tahmin edilebilmektedir. Uvarov (1977')urı bildirdiğine göre Doğu Afrika'da bu yöntem uygulanarak yapılan tahminlerde en büyük uçan bir S. gregaria sürüsünün 600 km2, diğer bir sürünün ise 260 km2'lik bir alam kaplayacak biçimde uçtuğu saptanmıştır. Uçan çekirge sürüsünün yoğunluğu yine sürünün uçaktan çekilen fotoğraflarının analizi ile de hesap edilebilmektedir. Tüneyen çekirge sürülerin-deki yogunl.uk gözle tahmin veya çekilen fotoğrafların analizi ile yapılabilmektedir. Bu hususta yapılan tahmini yoğunluk hesaplamalarında S. gregaria'nm. diğer türlere oranla daha fazla yoğunluğa sahip olduğu görülmektedir. Yurdumuzda bu hususta hesaplamalar henüz yapılmamıştır. Balamir (1973)'in verdiği bilgilerde bu hususlara hiç değinilmemiş olup daha önceki diğer yerli literatürde geçen rakam veya verilerin ise bilimsel değerleri hemen hemen yoktur.
Çiftleşme ve çiftleşme öncesi davranışlar. Çekirgelerdeki çiftleşme öncesi ve çiftleşme davranışları üzerinde pek çok araştırma ve gözlemler yapılmış olup bunları Uvarov, (l.c.)'çok güzel bir şekilde özetlemiştir. Çiftleşme öncesinde ergin çekirgeler grup ve türlere göre değişen şekilde özel davranışlarda bulunurlar. Cinsel olgunluğa erişmiş olan erkek ve dişilerin birbirlerini bulmaları, çiftleşmeden önce erkeklerin dişilere yaptığı kurlar çok enteresandır. Gregar türlerde erkekle dişilerin doğada birbirlerini bulmaları problem değildir. Ancak solitar türlerde çiftlerin birbirlerini o kadar kolay bulamadıkları görülmektedir. Çekirgelerde erkeklerin çiftleşebilecek potansiyel dişileri bulması, gözle ve özel sesler çıkartmasıyla olur. Bu saptandıktan sonra çiftleşme kurları başlar. Bu çiftleşme kurları birlikte uçma, yaklaşma, özel ses çıkarma ve benzeri diğer davranışları içerir. Bunun sonucunda erkek dişi birbirlerini çıkardıkları sesler, koku ve gözle potansiyel eşler olarak seçtikten sonra çiftleşme girişiminde bulunurlar. Bu girişimde dahi gruplar ve türler arasında önemli farklar bulunur. Çiftleşme esnasında özellikle erkeklerin çıkardıkları değişik sesler bazı araştırıcılar tarafından iyi şekilde incelenmiş olup bunları Uvarov (1. c.) kısa şekilde ve açık olarak özetlemiştir.
Çekirgelerdeki çiftleşme süreleri de çok değişiktir. Hatta bu, aynı çekirge türünde dahi büyük değişiklikler gösterir. Bu hususta yapılan çalışmaları Uvarov yine bir cetvel halinde vermiştir. Buna göre örneğin A. aegyptium'da bu süre 18-24 sa.; S. gregaria'da. 8 da. — 26 sa., 52 da. ile 2 sa., 45 da.—14 sa.; C. italicus'ta 30 da. — 5 sa.; L. rnigratoria'da 6-18 sa.; Acrida pellucidd'da 50 da. — 1 sa. 10 da. ve Chorthippus paralellus" ta ise 13 da.—1 sa . 8 da. olarak gösterilmiştir.
S. gregaria''da laboratuvar koşullarında bu süreyi Balamir (1973), en az 35 da. ve en çok 6 sa. olarak vermektedir.
Preovipozisyon davranışlar-. Uçan çekirge sürüsü belirli bir yere indiğinde veya oturduğunda, yeniden uçmazsa nimflerin sahip oldukları davranışları gösterirler. Bunlar tüneme, ısınma, gölgeye sığınma, beslenme ve yürüme gibi hareketleri yaparlar. Geceyi geçirmek için ağaç ve ağaççıklar üzerinde tüneyen çekirgeler cinsel olgunlukları ne durumda olursa olsun ısınmak için sabahleyin toprağa inerler. A. aegyptium gibi normal olarak yaşantılarını ağaç ve çalılıklar üzerinde geçiren türlerde bile cinsel olgunluğa eriştiklerinde dişiler zamanlarının büyük bir kısmını toprak üzerinde geçirir. Bunun gibi S. gregaria'da da cinsel olgunluğa ulaşmış olan erginler, zamanlarının çoğunu toprak üzerinde geçirirek tıpkı nimflerde olduğu gibi erkek ve dişiler gruplar halinde birlikte yürürler.
Göç edenler ile etmeyen türler arasında davranış bakımından önemli olan bir fark da, çoğalma esnasında göç etmeyen türler çoğalabilecekleri yerlere yakın olmalarına karşılık göç edenler bu gibi yerleri şans eseri bulabilmeleridir. Her iki kategoride de bu dönemde dişilerin bireysel olarak yürüme ve uçma gibi davranışlarında artma görülür. Bunun sonucunda ziyaret edilen yerde geçici olarak durma ve oturma hareketleri de artar. Populasyon sabit veya göç edici olsun, dişilerin toprak üzerinde yürümeleri, genellikle uygun yumurta bırakma yerlerini seçmeye yöneliktir. Dişiler günün sıcak saatlarında açık alanları terkederler, fakat akşam üstü tekrar aynı yerlere dönerler. Göç eden çekirgelerde genel olarak dişilerin yumurta bırakmak üzere uygun yer seçmek için toprak üzerinde yürümeleri veya uçmaları sonucu iş tamamıyla şansa kalır. Belirli bir yere ulaşan dişi yumurta bırakmak için arazide uygun bir noktayı seçmeye koyulur. Seçilen yerdeki toprağın fiziksel yapısı bu işte rol oynarsa da dişi bunu ovipozitörü ile toprağı yoklayarak uygun olan noktayı seçer. D. maroccanus''ta dişiler yumurta bırakmak için daha çok kuru ve sert topraklan seçer. S. gregaria ve L. rnigratoria dişileri de yine yumurtalarını daha çok kuru topraklar içine bırakır. Diğer cinslerde, örneğin Chorthippus'ta, bu türlere göre değişebilir. Mesela C. fiaralellus'ta. dişiler rutubetli kumlu topraklara yumurtalarını bıraktığı halde, C. brunneus kuru ve kumsal toprakları tercih eder. Oedipoda cinsine bağlı türler de daha çok kuru topraklan tercih etmektedir. S. gregaria''da uçan bir sürü herhangi bir araziye "oturduğunda, eğer içlerinde cinsel olgunluğa erişmiş dişiler bulunursa, bunlar etrafta gezinerek toprağı yoklama veya kazma hareketlerine giri-rişir. Bu zamanda hava koşulları da uygun olursa bunlar oturur, fakat sürü içinde cinsel olgunluğa erişmemiş olan diğer dişi ve erkekler orayı. terkeder, böylece de aynlırlar. Buna karşılık bulunulan arazide toprağın durumu yumurta bırakmaya uygun değilse, bunlar da uçarak başka bir yumurta bırakma alanı aramaya koyulurlar. Tamamıyla cinsel olgunluğa erişmiş olan dişiler, çevre koşulları yumurta bırakmaya uygun olmadığı taktirde dişiler yumurta bırakmalarını 3-5 gün erteleyebilirler. Buna rağmen koşullar yine de uygun olmazsa yumurtalarını bu defa toprak üzerine de bırakabilir. Ağaçlar üzerinde tüneyen dişiler de yumurtalarını bu durumda rastgele boşluğa bırakabilir. Bunlar ya bitkilere yapışarak kalır, ya da toprak üzerine düşerek orada kalır. Bu durum L. migratoria''da da bazan görülür. Bu gibi durumlara çok kurak koşullarda rastlanır. Ancak bu şekilde bırakılan ve açıkta kalan yumurtalar açılmazlar. Ayrıca Balamir (1973), S. gregaria'da. uçmakta olan dişilerin havadan yumurta bıraktıklarını da gördüğünü bildirmektedir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi - Prof Dr. Niyazi LODOS

