Calliptamus italicus L. (Şekil 54)
Sinonim : Gryllus germanicus F., G. affinis Thunb., Acridium fasciatus Hahn, Calliptamus cerasinus Serv.,C. afghanus Rme.
Türkçe ismi : İtalyan Çekirgesi
Tanımı : Genel rengi esmer veya gri, fakat az veya çok siyahımsı veya kırmızımsı kahverenkli lekelidir. Kurak ve sıcak bölegelerde bulunan bireylerde renk daha açık olabilir. Pronotum düz renkte veya karinalar boyunca iki açık bant uzanır. Bu bantlar bazan tegmina üzerinde de devam edebilir. Pronotum genellikle Şekil 55 A ve B'de gösterildiği şekildedir. Tegmina genellikle iyi gelişmiş olup arka femur'lann ucunu rahatlıkla geçer. Bazı hallerde tegmina kısalmış olabilir. Bu takdirde uçları sivrilerek son bulur. Arka femur'lann iç kısımlannda birbirlerinden ayrı 3 esmer, ya da siyahımsı leke bulunur. Orta ve arka lekeler büyüklük bakımından birbirlerine hemen hemen eşittir (Şekil 55C). Femur'lann iç kısımları alt-iç karina boyunca hafif pembemsi renktedir. Arka tibia'lar donuk kırmızı renkte olup siyah pigmentle birlikte karşıdan bakıldığında leylak rengindeymiş gibi görünür. Arka kanatların kaide kısmı her zaman pembemsi renktedir. Vücut uzunluğu 14-41 mm arasında de-ğişir.

Yumurtalar takriben 6 mm uzunlukta, silindirimsi şekilde ve hafif kıvnkçadır. Yüksükler ortalama 35 mm uzunlukta olup ortaya yakın yerde boğum yapar. Bir yüksük içinde 25-45 arasında yumurta bulunur.
Yumurtadan yeni çıkan nimfler 6-7 mm boyda, esmer veya siyahımsı, abdomen'in alt tarafı sarımsı renktedir. Pronotum üzerinde 3 karina belirli olarak görülür. 5. dönemdeki nimflerin boyları 13-30 mm arasında değişir. Bunlar kanatlar hariç şekil ve renk itibariyle erginlere çok benzer.
Yayılışı : Avrupa'nın büyük bir kısmı ile G-Rusya, Iran, Kafkasya, İsrail, Ürdün, Lübnan, Irak, Suriye, Kıbrıs, K-Afrika, Türkiye, Afganistan, O-Asya, Pakistan.
Yurdumuzda az veya çok olmak üzere hemen hemen her yerde rastlanır. Ancak ülkemizde çoğalıp zarar yaptığı yerler, yani rezervasyon alanları sınırlıdır. Bu alanlar Trakya, Batı , Doğu, Orta ve Güney Anador lu Bölgelerinin bazı kesimlerinde bulunur. Buralarda zaman zaman çoğalarak epidemi haline geçer ve böylece bazı yıllar ürünlerde önemli zararlara sebep olur.
Beslendiği bitkiler ve zararı : . Polifagdır. Ancak çekirgeler genel olarak tercih ettikleri bitki veya besinlere göre sınıflandırıldığmda C. ita-licus'un herbivor kategorisine girdiği görülür. Yani geniş yapraklı bitkilerde beslenir ve Buğdaygillerden sakınır. Bu sebeple başlıca Pamuk, Tütün, Şeker Pancarı, Yonca, Tirfil gibi bazı Baklagil yem bitkileri, Artemisia spp. ve ba?:ı sebzeler olmak üzere Compositae, Cruciferae, Labi-atae familyalarına bağlı birçok bitki türlerinde beslenir ve zarar yapar. Buna göre yurdumuzda bu türün genel olarak hububat (Lodos, 1975); Batı Anadolu'da da yazlık ekinler ve Mısır (Iyriboz, 1941; Alkan, 1948) olarak verilen bitkiler esas konukçusu değildir. Bu gibi bitkilerde ancak epidemi yaptığı yıllarda ve yerlerde, o da bazan zarar yapar.
Son yıllarda italyan Çekirgesi'nin ülkemizde zarar yapacak populasyonlarına pek rastlanmamaktadır. Bunun başlıca sebebi, modern zirai tekniklerin gittikçe yaygınlaşması ile insektisidlerin gittikçe daha fazla ve bilinçli olarak kullanılması gösterilebilir. Bununla beraber Iran, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde önemini elan daha koruduğu görülmektedir.
Biyolojisi, ekolojisi ve davranışları : Davranış bakımından yer-bitki kategorisine girer. Yani Çekirgeler bitki ve yerde bulunurlar. Esas itibariyle mera çekirgesidir. Sık çayır otlarının ve arada uzun bitkilerin bulunduğu yerleri geçici saklanma yerleri olarak seçer. Yumurta bırakmak için hendekler, sulama kanalları kenarları, yol kenarları Çyno-don dactylon gibi kısa otların sık bulunduğu fakat arada Artemisia, Kochia gibi bitkilerin de öbek öbek bulunduğu sürülmemiş ve kuru topraklar, dağ etekleri gibi yerler başlıca habitatları teşkil etmektedir. Dişiler yumurta yüksüklerini C. dactylon ve benzeri bitkilerin kökleri arasına bırakır. Bu gibi biyotopta açılan yumurtalardan çıkan nimfler öbek öbek bulunan uzun bitkiler dolayısıyla bol besin bulma olanağına kavuşur. Ekilmemiş bu gibi yerlerde çoğu zaman fazla çoğalarak epidemi haline geçebilir. Uvarov (1977), bu gibi arazinin daha sonra ekilecek bitkiye göre toprağın yapısını etkileyecek biçimde yöresel metotların kullanılması C. italicus'un çoğalmasına etki eden başlıca faktör olarak kabul etmektedir. Bu hususta Kazakistan'da yapılan bir araştırmanın sonuçlarını cetvel halinde vermiştir. Bu cetvel aynen alınarak aşağıda verilmiştir. Cetvel IV-de de görüleceği gibi C. italicus'un nadasa bırakılmış çayır otlarının bulunduğu ve içinde öbek öbek ArUmisia ihtiva eden arazide bol alarak bulunduğu, buna karşılık yalnızca yüksek boylu çayır bitkilerinin bulunduğu yerler ile ekili arazide hiç bulunmadığı dikkati çekmektedir. Böylece bu gibi daha yoğun populasyonlarm bulunduğu yerlerde populasyonun geçici olarak dalgalanması, zamanla populasyon yoğunluğunun artmasına yol açar ve bu da gregar durumun meydana gelmesine sebep olur.
Gregar dişilerin toplu yumurta bırakma eğilimine sahip olduğunu pek çok araştırıcı ifade etmiştir. Vasil'ev (1962), bahar ve yaz sıcaklığının normalin üzerinde seyreden bir yıldan sonra populasyonda tedrici bir artışın olduğunu, buna karşılık serin ve. yağmurlu geçen yıldan sonra populasyonda azalmanın vukua geldiğini, çünkü sıcak geçen yılda bir dişinin 4 yüksük (veya 148 yumurta) bırakmasına karşılık serin geçen yılda ortalama ancak 0.2 yüksük (6 yumurta) bıraktığını bildirmektedir. Buna karşılık Stolyarov (1967), Orta Volga havalisinde kurak geçen yılda populasyonun arttığını, serin ve yağışlı yıldan sonra büyük sayıda azalma olduğunu, zira bu dönemde ergin ve nimflerin yoğun şekilde türü tespit edilemeyen bir hastalıktan öldüğünü bildirmiştir. Kazakistan'ın kuru step bölgesinde araştırma yapan ilk araştırıcı, böyle bir ölümden söz etmemiş, fakat iklim koşullarının o bölgedeki çekirgelerin hastalık etmenleri için elverişli olmadığına değinmiştir. Buna göre çekirge populasyonuna hastalık etmenlerinin etkisinin büyük oranda hava koşullarına bağlı olduğu fikri ortaya çıkmaktadır,

Ancak çeşitli biyotoplardaki durumu incelendiğinde C. italicus'un farklı biyoloji ve ekolojiye sahip olduğu görülür. Buna göre bu türün çoğaldığı her yerdeki özel koşullan ayrı ayn ve iyi şekilde araştırarak karar vermek en doğrusudur. Çekirgelerin populasyon dalgalanmasına hastalık etmenlerinden başka diğer doğal düşmanların etkisi de büyüktür. Bu sebeple İtalyan Çekirgesi'nin ekolojisi araştırılırken tüm olarak doğal düşmanlarının incelenmesi de büyük önem taşır.
İtalyan Çekirgesi sonbahar ve kışı toprak içinde yumurta halinde geçirir. Batı ve Güney Anadolu'da ilk nimfler iklim koşullarına ve yerine göre Mart sonundan Nisan ve Mayısa kadar tarlalarda görülür. Bazı yüksek olan yerlerde bu çıkış Haziran başına kadar da uzayabilir. Yumurtadan yeni çıkan nimfler toplu olarak bulunurlar ve etrafta bulunan bitki-. lerle, özellikle Artemisia türleriyle beslenirlei. Nimfler gelişmelerini 35-45 günde tamamlar. Bu süre içinde 5 gömlek değiştirerek ergin hale geçer. Yeni erginler Haziran ayından itibaren tarlalarda görülmeğe başlar. Ancak en bol olarak görüldüğü ay Temmuz'dur. Bunlar ergin olduktan 10-15 gün sonra cinsel olgunluğa erişerek çiftleşirler ve dişiler yumurtalarını toprak içine bırakırlar. Dişilerin yumurta bırakma süresi iki ay kadar devam eder ki bu süre esnasında her bir dişi, içinde 25-45 yumurta bulunan yüksüklerden 4-6 tane bırakır. Erginler Batı Anadolu Bölgesinde ilk soğuk havaların başlamasına kadar, yani Kasım ayına kadar tarlalarda görülebilir. Bu şekilde yılda bir nesil verir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -1 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Sinonim : Gryllus germanicus F., G. affinis Thunb., Acridium fasciatus Hahn, Calliptamus cerasinus Serv.,C. afghanus Rme.
Türkçe ismi : İtalyan Çekirgesi
Tanımı : Genel rengi esmer veya gri, fakat az veya çok siyahımsı veya kırmızımsı kahverenkli lekelidir. Kurak ve sıcak bölegelerde bulunan bireylerde renk daha açık olabilir. Pronotum düz renkte veya karinalar boyunca iki açık bant uzanır. Bu bantlar bazan tegmina üzerinde de devam edebilir. Pronotum genellikle Şekil 55 A ve B'de gösterildiği şekildedir. Tegmina genellikle iyi gelişmiş olup arka femur'lann ucunu rahatlıkla geçer. Bazı hallerde tegmina kısalmış olabilir. Bu takdirde uçları sivrilerek son bulur. Arka femur'lann iç kısımlannda birbirlerinden ayrı 3 esmer, ya da siyahımsı leke bulunur. Orta ve arka lekeler büyüklük bakımından birbirlerine hemen hemen eşittir (Şekil 55C). Femur'lann iç kısımları alt-iç karina boyunca hafif pembemsi renktedir. Arka tibia'lar donuk kırmızı renkte olup siyah pigmentle birlikte karşıdan bakıldığında leylak rengindeymiş gibi görünür. Arka kanatların kaide kısmı her zaman pembemsi renktedir. Vücut uzunluğu 14-41 mm arasında de-ğişir.

Yumurtalar takriben 6 mm uzunlukta, silindirimsi şekilde ve hafif kıvnkçadır. Yüksükler ortalama 35 mm uzunlukta olup ortaya yakın yerde boğum yapar. Bir yüksük içinde 25-45 arasında yumurta bulunur.
Yumurtadan yeni çıkan nimfler 6-7 mm boyda, esmer veya siyahımsı, abdomen'in alt tarafı sarımsı renktedir. Pronotum üzerinde 3 karina belirli olarak görülür. 5. dönemdeki nimflerin boyları 13-30 mm arasında değişir. Bunlar kanatlar hariç şekil ve renk itibariyle erginlere çok benzer.
Yayılışı : Avrupa'nın büyük bir kısmı ile G-Rusya, Iran, Kafkasya, İsrail, Ürdün, Lübnan, Irak, Suriye, Kıbrıs, K-Afrika, Türkiye, Afganistan, O-Asya, Pakistan.
Yurdumuzda az veya çok olmak üzere hemen hemen her yerde rastlanır. Ancak ülkemizde çoğalıp zarar yaptığı yerler, yani rezervasyon alanları sınırlıdır. Bu alanlar Trakya, Batı , Doğu, Orta ve Güney Anador lu Bölgelerinin bazı kesimlerinde bulunur. Buralarda zaman zaman çoğalarak epidemi haline geçer ve böylece bazı yıllar ürünlerde önemli zararlara sebep olur.
Beslendiği bitkiler ve zararı : . Polifagdır. Ancak çekirgeler genel olarak tercih ettikleri bitki veya besinlere göre sınıflandırıldığmda C. ita-licus'un herbivor kategorisine girdiği görülür. Yani geniş yapraklı bitkilerde beslenir ve Buğdaygillerden sakınır. Bu sebeple başlıca Pamuk, Tütün, Şeker Pancarı, Yonca, Tirfil gibi bazı Baklagil yem bitkileri, Artemisia spp. ve ba?:ı sebzeler olmak üzere Compositae, Cruciferae, Labi-atae familyalarına bağlı birçok bitki türlerinde beslenir ve zarar yapar. Buna göre yurdumuzda bu türün genel olarak hububat (Lodos, 1975); Batı Anadolu'da da yazlık ekinler ve Mısır (Iyriboz, 1941; Alkan, 1948) olarak verilen bitkiler esas konukçusu değildir. Bu gibi bitkilerde ancak epidemi yaptığı yıllarda ve yerlerde, o da bazan zarar yapar.
Son yıllarda italyan Çekirgesi'nin ülkemizde zarar yapacak populasyonlarına pek rastlanmamaktadır. Bunun başlıca sebebi, modern zirai tekniklerin gittikçe yaygınlaşması ile insektisidlerin gittikçe daha fazla ve bilinçli olarak kullanılması gösterilebilir. Bununla beraber Iran, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerde önemini elan daha koruduğu görülmektedir.
Biyolojisi, ekolojisi ve davranışları : Davranış bakımından yer-bitki kategorisine girer. Yani Çekirgeler bitki ve yerde bulunurlar. Esas itibariyle mera çekirgesidir. Sık çayır otlarının ve arada uzun bitkilerin bulunduğu yerleri geçici saklanma yerleri olarak seçer. Yumurta bırakmak için hendekler, sulama kanalları kenarları, yol kenarları Çyno-don dactylon gibi kısa otların sık bulunduğu fakat arada Artemisia, Kochia gibi bitkilerin de öbek öbek bulunduğu sürülmemiş ve kuru topraklar, dağ etekleri gibi yerler başlıca habitatları teşkil etmektedir. Dişiler yumurta yüksüklerini C. dactylon ve benzeri bitkilerin kökleri arasına bırakır. Bu gibi biyotopta açılan yumurtalardan çıkan nimfler öbek öbek bulunan uzun bitkiler dolayısıyla bol besin bulma olanağına kavuşur. Ekilmemiş bu gibi yerlerde çoğu zaman fazla çoğalarak epidemi haline geçebilir. Uvarov (1977), bu gibi arazinin daha sonra ekilecek bitkiye göre toprağın yapısını etkileyecek biçimde yöresel metotların kullanılması C. italicus'un çoğalmasına etki eden başlıca faktör olarak kabul etmektedir. Bu hususta Kazakistan'da yapılan bir araştırmanın sonuçlarını cetvel halinde vermiştir. Bu cetvel aynen alınarak aşağıda verilmiştir. Cetvel IV-de de görüleceği gibi C. italicus'un nadasa bırakılmış çayır otlarının bulunduğu ve içinde öbek öbek ArUmisia ihtiva eden arazide bol alarak bulunduğu, buna karşılık yalnızca yüksek boylu çayır bitkilerinin bulunduğu yerler ile ekili arazide hiç bulunmadığı dikkati çekmektedir. Böylece bu gibi daha yoğun populasyonlarm bulunduğu yerlerde populasyonun geçici olarak dalgalanması, zamanla populasyon yoğunluğunun artmasına yol açar ve bu da gregar durumun meydana gelmesine sebep olur.
Gregar dişilerin toplu yumurta bırakma eğilimine sahip olduğunu pek çok araştırıcı ifade etmiştir. Vasil'ev (1962), bahar ve yaz sıcaklığının normalin üzerinde seyreden bir yıldan sonra populasyonda tedrici bir artışın olduğunu, buna karşılık serin ve. yağmurlu geçen yıldan sonra populasyonda azalmanın vukua geldiğini, çünkü sıcak geçen yılda bir dişinin 4 yüksük (veya 148 yumurta) bırakmasına karşılık serin geçen yılda ortalama ancak 0.2 yüksük (6 yumurta) bıraktığını bildirmektedir. Buna karşılık Stolyarov (1967), Orta Volga havalisinde kurak geçen yılda populasyonun arttığını, serin ve yağışlı yıldan sonra büyük sayıda azalma olduğunu, zira bu dönemde ergin ve nimflerin yoğun şekilde türü tespit edilemeyen bir hastalıktan öldüğünü bildirmiştir. Kazakistan'ın kuru step bölgesinde araştırma yapan ilk araştırıcı, böyle bir ölümden söz etmemiş, fakat iklim koşullarının o bölgedeki çekirgelerin hastalık etmenleri için elverişli olmadığına değinmiştir. Buna göre çekirge populasyonuna hastalık etmenlerinin etkisinin büyük oranda hava koşullarına bağlı olduğu fikri ortaya çıkmaktadır,

Ancak çeşitli biyotoplardaki durumu incelendiğinde C. italicus'un farklı biyoloji ve ekolojiye sahip olduğu görülür. Buna göre bu türün çoğaldığı her yerdeki özel koşullan ayrı ayn ve iyi şekilde araştırarak karar vermek en doğrusudur. Çekirgelerin populasyon dalgalanmasına hastalık etmenlerinden başka diğer doğal düşmanların etkisi de büyüktür. Bu sebeple İtalyan Çekirgesi'nin ekolojisi araştırılırken tüm olarak doğal düşmanlarının incelenmesi de büyük önem taşır.
İtalyan Çekirgesi sonbahar ve kışı toprak içinde yumurta halinde geçirir. Batı ve Güney Anadolu'da ilk nimfler iklim koşullarına ve yerine göre Mart sonundan Nisan ve Mayısa kadar tarlalarda görülür. Bazı yüksek olan yerlerde bu çıkış Haziran başına kadar da uzayabilir. Yumurtadan yeni çıkan nimfler toplu olarak bulunurlar ve etrafta bulunan bitki-. lerle, özellikle Artemisia türleriyle beslenirlei. Nimfler gelişmelerini 35-45 günde tamamlar. Bu süre içinde 5 gömlek değiştirerek ergin hale geçer. Yeni erginler Haziran ayından itibaren tarlalarda görülmeğe başlar. Ancak en bol olarak görüldüğü ay Temmuz'dur. Bunlar ergin olduktan 10-15 gün sonra cinsel olgunluğa erişerek çiftleşirler ve dişiler yumurtalarını toprak içine bırakırlar. Dişilerin yumurta bırakma süresi iki ay kadar devam eder ki bu süre esnasında her bir dişi, içinde 25-45 yumurta bulunan yüksüklerden 4-6 tane bırakır. Erginler Batı Anadolu Bölgesinde ilk soğuk havaların başlamasına kadar, yani Kasım ayına kadar tarlalarda görülebilir. Bu şekilde yılda bir nesil verir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -1 - Prof Dr. Niyazi LODOS

