fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Dociostaurus maroccanus

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Dociostaurus maroccanus

    Dociostaurus maroccanus Thunb. (Şekil 58)
    Sinonim : Gryllus crudatus Charp., Oedipoda vastator F.W., Epacromia oceanica Walk., Stauronotus tartarus Shz.
    Türkçe ismi : Fas Çekirgesi
    Tanımı : Genel olarak sarımsı gri renkte, üzeri koyu ve açık san
    lekelerle kaplıdır. Tegmina ve arka kanatlar arka femur'larm ucunu
    rahatlıkla geçer. Arka femur'lai üzerinde 3 adet enine, kalın ve siyahımsı lekeler bulunur. Ön femur, yüksekliğinin 3,5-4 katı uzunluğunda; erkek­lerde cerci uçta yuvarlaktır. Pronotum üzerinde ortada haç şeklinde silik bir işaret ve bunun orta kısmında da enine 3 adet çizgi bulunur. Gregar ve solitar formları vardır. E/F oranı verilmek suretiyle bunlar ayrılmaya çalışılmakta ise de bu oranın ve benzeri diğer oranların yapılan çalışmalarda sabit olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple arka femur'lardaki lekelere bakmak daha pratik ve iyidir. Gregar çekirgelerde arka femur'lar üzerin­ de zayıf, bazan belirsiz siyah lekeler bulunmasına karşılık, bu lekeler soli­tar çekirgelerde çok belirgin olarak görülür. Erginlerde vücut uzunluğu 17-33 mm'dir.

    Yumurtalar 5 mm boyda, pirinç tanesini andırır şekilde ve sarımsı renktedir. Yumurta yüksükleri silindirik şekilde olup takriben ortaya doğru hafif köşe yapar. Süngerimsi kısım yüksüğün büyük bir bölümünü oluşturur. Yumurtalar yüksüğün dip kısmında birkaç sıra halinde olmak üzere düzgün şekilde dizili olarak yerleşmiştir. Bir yüksüğün uzunluğu 2-3 cm, eni ise 1,5 cm kadar olup bir yüksük içinde genel olarak 20-50 arasında yumurta bulunur.
    Yeni çıkan nimfler 5-6 mm boyda koyu kahverenkte olup üzerinde siyah lekeler bulunur. 5. nimf döneminde renk sarımsı kırmızı bir renge dönüşür, boylan da 18-20 min'ye ulaşır.


    Yayılışı: G- Avrupa, Balkan Yarımadası, Rusya (GB- Kazakistan), Kanarya Adaları, K- Afrika, Kıbrıs, Arabistan Yarımadası, Suriye, Irak, Iran, Kafkasya, Azerbaycan, O-Asya, Afganistan, Türkiye.
    Yurdumuzda Kuzey ve Doğu Anadolu'nun bazı yerleri hariç hemen hemen her tarafında bulunur. Ancak çoğalarak zarar yaptığı yerler Batı Anadolu (Aydın, Denizli, İsparta, Burdur, Muğla, Uşak, Balıkesir), Güneydoğu Anadolu (Hatay , Gaziantep, Maraş, Mardin) ile Kuzey Anadolu'daki Bafra Ovası'dır.
    Zarar yaptığı bitkiler : Polifagdır. Başlıca Buğday, Arpa, Pamuk, bazı sebzeler (özellikle Lahana, Domates, Havuç vs.), Yonca, Patates, Soğan, Baklagiller, Poa vs.'dir. Bazan meyve ağaçları ile bağlarda da za­rar yapar. Ergin ve nimfler bu bitkilerin özellikle taze yaprak ve sürgün­lerini yerler.
    Zararı î Bu türün yurdumuzda,uzun yıllardan beri çeşitli ürünlere devamlı olarak zarar verdiği bildirilmektedir. Yerli çekirge türleri içinde en tehlikeli olanlarının başında yer alır. Bodenheimer (1958) 'e göre Fas Çekirgesi'nin ülkemizde kayıtlı olarak epidemi yapmak suretiyle zarar yaptığı yıllar 1833, 1861, 1865, 1875, 1881, 1904, 1927, 1930 ve 1932'dir. Bunlardan baştan 7.'ye kadar olan epidemiler Batı Anadolu'da, geriye kalan diğer ikisi ise Güneydoğu Anadolu (Hatay, Gaziantep, Maraş, Mardin)'da meydana gelmiştir. Ancak bu hususta elimizde detayları ile gerekli kayıtlar bulunmadığı için, bu istilaların gerçek periyotları ve sebep oldukları zararlar hakkında kesin bilgilerimiz maalesef yoktur. Yalnız şurası gerçektir ki bu tür ara sıra çoğalarak epidemi haline geçmek­te ve önemli zararlara sebep olmaktadır. Bugün dahi Tarım ve Orman­cılık Bakanlığı uzmanları Fas Çekirgesi'nin çoğalma alanlarını her yıl sürekli şekilde inceleyerek izlemekte ve ona göre gerekli önlemi almak­tadır. Prof. Dr. Feyzi Önder'den edindiğim şifahi bilgiye göre; bu tür 10/5/1966 tarihinde Aydın'da (Gözdağı) alçak boylu otlarla kaplı sürül­memiş , yamaç bir arazide ve çok geniş bir alanda m2'de ortalama 400 nimf sayılmış olup bölgede savaşı yapılmıştır. Ülkemizde Birinci Dünya harbinde çok zarar yapmıştır. İran'da 1960 yılında büyük bir epidemi yapmış, çok zarara sebep olmuş ve geniş alanlarda yoğun şekilde savaşı yapılmıştır. Afganistan'da da çok önemli bir zararlı olarak bilinmektedir. Irak'ta ise epidemi yaptığı yıllarda bazan hububat ürününün % 70'ini tahrip edebildiği söylenmektedir. Kıbrıs'ta en önemli çekirge türü olup zaman zaman kültür bitkilerinde ekonomik düzeyde ürün kayıplarına sebep olduğu kaydedilmektedir.
    Biyolojisi, davranışları ve ekolojisi : Fas Çekirgesi'nin coğrafi yayılış alanı içinde çoğalarak zarar yaptığı yerlere dikkat edilecek oltmursa, belirli bir vejetasyon tipine sahip olduğu görülür. Bu, kurak step veya çöl denilecek alanlarda kısa ömürlü ve kısa boylu otların bulunduğu yerlerdir. Özellikle Yabani Arpa (Hordeum murinum), Ayrık (Cynodon dacty-lon, Stipa spp., Poa spp. gibi kısa çayır bitkileriyle Küçük Yonca (Medi-cago minima), Sinir Otu [Plantago sp.), Düğün Çiçeği (Ranunculus) gibi diğer otumsu bitkilerin kapladığı alanla.rda kolaylıkla ve bol olarak çoğa­lır. Kısa ömürlü olan bu gibi bitkiler ilkbahardaki ilk yağmurlardan sonra fırça gibi çıkarlar. Aynı mevsimin sonunda da tamamen kuruyarak yok olur giderler. Bu. gibi alanlarda daha sonra öbek öbek yeşil kalan çok yıl­lık diğer bitkiler kalır. Böyle yerler, Fas Çekirgesi'nin yumurta bırak­mak için seçtiği veya sevdiği yerler olarak kabul edilir. İnsan eliyle doğa­nın değiştirilmesi; örneğin orman ve fundalıkların açılması, daha sonra sürülerek otlak haline getirilmesi, vejetasyon örtüsünde de değişkilik mey­dana getirir. Böylece bu gibi yerlerde D. maroccanus'a ait genç nimflerin sevip yiyebileceği kısa ömürlü otların yetişmesi, geniş alanların bu hale sokulması ve çekirgelere karşı savaş için gerekli önlemler de alınmazsa bu zararlının artmasına sebep olur. Bunlar da böylece çoğalmaya yardım eden başlıca faktörler olarak ortaya çıkar. Nitekim Merton (1959, 1961), Kıbrıs ve İran'da D. maroccanus'un tehlikeli hal almasını bu faktörlere bağlamaktadır. Hatta aynı durumun bir zamanlar yurdumuzda da mey­dana geldiğini, 1909-1910 yıllarında Uşak'a yakın bir yerde, yalnızca çok küçük bir alanda bulunan D. maroccamus'ım bu nedenlerle gittikçe çoğalarak alanım genişletmesi ve takriben 9-10 yıl içinde Batı Anadolu'da nasıl büyük bir alana yayılarak dehşetli zarara sebep oldu­ğunu Uvarov (1932) ortaya koymuş bulunmaktadır. Bu çekirgenin Batı Anadolu Bölgesinde o zamanlar yayılma alanları yıllara göre Şekil 59'-da gösterilmiştir.

    Yumurtadan çıkan nimfler, etrafta rastladıkları başta Tavşan Bıyığı {Poa spp.) olmak üzere benzeri diğer bazı bitkileri iştahla yemeye başlarlar. Ancak nimfler geliştikçe bu defa diğer bitileri de yemeye başlarlar. Er­gin hale gelen bireyler ise çoktan inficar ettikleri alanları terketmiş olduk­larından, bunlar tekrar eski yerlerine, yoğun vejetasyon alanlarına döner­ler. Merton (1959)'un Kıbrıs'ta yaptığı araştırmalarda, muntazam ve ted­rici yokuş veya inişi olan bir tepeyi vejetasyon bakımından 3 bölgeye ayı­rarak tepede vejetasyonun % 0-30, yamaçta % 34-67 ve etekte de % 68-100 olduğunu düşünmek suretiyle yaptığı örneklemede, tepenin üze­rinde bırakılan yumurtalardan çıkan nimflerin hareket ederek tedricen yamaçlara ve daha sonra sık vejetasyona sahip olan eteklere gittiğini, eteklere varan nimflerin 5. dönemde bulundukları ve burada ergin hale geçtikleri, bunların da nimflerin geldiği istikametin aksine hareket ederek tepeye, yumurta bırakılan alana gittiklerini ifade etmiştir. Bu durumu diğer bazı araştırıcılar başka yerlerde de müşhade etmişler ve neticede bu gibi hareketlerin, mikrometeorolojik faktörlerle iligili olacağı görüşü-
    nü ortaya sürmüşlerdir. Çekirgelerde yumurta bırakma yeri genel olarak toprağın yapısı ile iligili olup dişi çekirge bunu bazı sondalamalar yaparak seçer. Fas Çekirgesinin yumurta bırakmak için seçtiği alanlar daha çok Tavşan Bıyığı ile köksüz, mevsimlik, kısa ömürlü diğer bitkilerin bol bu­lunduğu, hemen hemen kuru, orta derecede sıkı ve işlenmemiş arazi par­çalarıdır. Uvarov (1977)'a göre Kıbrıs'ta D. maroccanus üzerinde ya­pılan çalışmalarda, bu zararlının çoğalma sebepleri üzerinde bazı kesin sonuçlar elde edildiğini, bunların da doğal düşmanların populasyon dal­galanmasına çok az etkide bulunduğu, buna karşılık sebebi kesin olarak bilinmemekle birlikte nimflerde yüksek ölüm ile fazla yumurta veriminin populasyonun dalgalanmasına etkili faktörler olarak belirlendiğini bil­dirmiştir. Bu sonuncu faktörün hava koşularının vejetasyona ve bu yolla da beslenmeye etkisi olduğu belirtilmişir. Bu hususta önemli bir faktör de yumurtalardaki doğal ölümdür. Çekirge yumurtalarında özellikle top­rağa bırakılan yumurtalardaki embriyonun gelişmesinde rutubetin etkisi çok büyük olmaktadır. Bu hususta Özellikle toprakta bulunan suyun önemi büyüktür. Bodenheimer and Shulov (1951)'a göre D. maroccanus yumurtasında embriyo gelişmesi, yumurta kuru toprak içinde dahi bulun­sa, yumurta bırakılır bırakılmaz başlar. Fakat bu gelişme ya ilk dönemlerde durur veya anatrepsis'in sonuna kadar sürer. îşte bu sonuncu durum­daki aktif embriyo fazla su veya rutubette ölür. Halbuki kurak koşullar­da embriyo dormant döneme geçer ve suya karşı direnç kazanmış olur. Böylece bunlar gelecek ilk baharda tekrar gelişmelerine başlar. Ancak bu dönemde fazla su yüzünden yine ölebilirler. Bu demek oluyor ki yumur­ta dönemi esnasında toplam yağmur miktarından çok, topraktaki suyun yumurtanın belirli olan hassas dönemlerine etkisi önemli olmaktadır.
    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -1 - Prof Dr. Niyazi LODOS



  • #2
    Cevap: Dociostaurus maroccanus

    Bu bakımdan yağmurların, yumurtaların belirli hassas dönemlerine tesadüf etmesi, yumurtaların büyük bir kısmının ölümüne sebep olur. Bu yalnız Fas Çekirgesi için değil fakat diğer birçok çekirge türleri için de çok önemlidir. Ancak bu hassas dönemlerin laboratuvarlarda dene­melerle kesin şekilde saptanmaları gerekir. Baharda normal şekilde ve iyi yağışların olması, yumurtadan çıkacak olan nimfleriçin iyi bir besin ortamı yaratması kadar aynı yağmurların büyük oranda yumurta ölümüne de yol açacağını göz önünde tutmak gerektirir.- Bu sebepten dolayı yumurta­ların gelişmesindeki kritik dönem saptanmadan ve yumurtaların bıra­kıldığı belli bir alandaki her türlü durumlar göz önüne alınmadan hava koşullarının D. maroccanus'un populasyon dalgalanması üzerindeki etkileri üzerinde belirli bir kanaata varmak mümkün değildir. Nitekim bu zarar­lının çeşitli ülkelerde epidemi yaptığı yıllarla yapmadığı yıllar arasın­daki meteorolojik kayıtların karşılaştırılmasında çok defa çelişkili sonuçlar alınmaktadır. Uvarov (1977) bunları örneklerle göstermiştir.
    Populasyon dalgalanmasında rolü bulunan biyotik faktörlerin, çekirge epidemilerinin değerlendirilmesinde kullanılması da çok güç, hatta bir­çok hallerde mümkün olamamaktadır. Çünkü bu gibi faktörlerle ilgili köklü araştırmalar yapılmamış, yalnızca bireysel olan birkaç göze batan olaylardan bahsetmekle yetinilmiştir. Nitekim Greathead (1963), bu hu­susta D. maroccanus dahil diğer Acridoid türlerinin doğal düşmanlarıyla ilgili derlemesinde buna değinmiştir. Burada çekirgelerin ergin ve nimf-lerine saldıran böcek ve diğer Vertebrata türleriyle ilgili predatörler veril­miş, fakat bunların populasyona olan etkileri hakkında pek bilgi verilme­miştir. Kuşlar arasında çekirgelerin en önemli düşmanı olarak Alaca Sı­ğırcık (Pastor roseus) gösterilmektedir. Belki de bu kuş geçmişte, sente­tik insektisitlerin çıkmasından önce büyük sürüler halinde uçarak bir de­receye kadar çekirge populasyonlarını azaltmada etkili olabilmekteydi. Fakat bu kuşun Güneydoğu Anadolu Bölgesinde halen sayılan belirli ola-' cak kadar küçük sürüler halinde ve bunların da pek seyrek olarak görül­mesi gözonünde tutulursa hiç bir zaman etkili olamayacağı anlaşılır. Şahsi müşahedelerime dayanarak, bu kuşun Güney Doğu Anadolu Bölgesinde 1950-1955 yılları arasında oldukça büyük sayılacak sürülerine her yıl rastladığımı söyleyecek olursam belki de ondan önceki yıllarda daha da büyük sürülerinin mevcudiyetine inanılabilir.

    Çekirgelerde küçük bir populasyondan zamanla uygun koşulların bir kaç yıl üst üste devam etmesiyle büyük ve korkunç populasyonlar haline, yani epidemiler meydana gelmesiyle oluşan sürülerdeki bireylerin yalnız sayılarında değil fakat kendilerinde de bir takım değişiklikler olur. D. maroccanus'ta da özellikle meydana gelen dış morfolojik değişiklikler üzerinde çeşitli ülkelerde birçok araştırıcı çalışmıştır. îki ekstrem safha veya faz (solitar ve gregar)'da bulunan çekirgelerin yapılan morfo-metrik ölçümlerin, Özellikle E/F oranı (E= ortalama tegmina uzunluğu, F=ortalama arka femur uzunluğu) ile (F/G oranlarının F=^ ortalama arka femur uzunluğu, C=başm maksimum genişlik ortalaması) çok önemli olduğu ve bu fazdaki çekirgeler için sabit olduğu belirtilmektedir (Uva-rov, 1966). Halbuki çeşitli ülkelerde bu hususta yapılan çalışmalarda D. maroccanus'un morfometrik ölçümleri incelendiğinde bu oranların çe­şitli ülkelerde farklı oldukları görülmektedir (Cetvel V).


    Buna göre verilen bu oranlardan hangisini alıp göstermek gerçekten çok şaşırtıcı olacağı için Fas Çekirgesi için burada oranlar verilmemiştir. Zaten bu hususta çekirgeler hakkında genel bilgiler verilirken bu duruma da


    değinilmişti. Uvarov (1966) bu iki ekstrem fazda bulunan çekirgelerde en önemli göze çarpan farkın, her iki cinste de gregar fazdakilerde vücut büyüklüğünün solitar fazda olanlara oranla belirli olarak daha fazla olduklarını bildirmektedir. Ancak bu hususta da ortalama ölçüm sonuç­lan verilmemiştir.
    D. maroccanus'ta. yeni çıkan erginler 3-5 gün sonra çiftleşmeye, ondan 3-5 gün sonra da dişiler yumurtlamaya başlar. Cinsel olgunluğa erişen erginlerin vücutları üzerinde beyazımsı lekeler belirir. Dişiler yumurt­lama dönemi esnasında erkeklerle birçok defalar çiftleşir. Yumurtalar toprak içinde 8—10 ay kadar kalır. Böylece yazm bir kısmı ile sonbahar ve kışı yumurta halinde geçirmiş olur. Dişiler yumurtlamak için genellik­le killi olmayan kumsal ve çakıllı toprakları ve özellikle ekili olmayan alanları seçer. Bir dişi hayatı boyunca 20-50 adetlik yumurta yüksükle­rinden 2-6 adet bırakır. Böylece toplam olarak 40-300 arasında yumurta bırakmış olur. Epidemi yıllarında m2'deki' yüksük sayısı 200-300 arasın­da değişir. Batı Anadolu'da yumurtalardan nimflerin çıkışı Mart sonların­dan başlayarak Mayıs ortalarına kadar devam eder. Kuzeyde soğuk böl­gelerdeki nimflerin çıkışı Nisan sonunda başlar. Güneydoğu Anadolu bölgesinde ise nimflerin çıkışı, 10 Marttan Nisan ortalarına kadar devam eder.
    Nimflerin toplam gelişme süresi genel olarak iklim ve gıda koşullarına göre değişmek üzere 33-55 gün sürer. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bu sürenin 45-55 gün arasında olduğunu Bodenheimer (1958) bildirmek­tedir. Yine aynı araştıırcıya göie nimflerin göç etmeleri Batı Anadolu'da Nisan'dan Mayıs sonları arasındaki devrede, erginler ise Haziran ile Tem­muz başları arasındaki zaman esnasında göç eder. Yumurta bırakma Ha­ziran ortaları ile Temmuz ortası arasındaki zamanda olur. Buna karşılık Güneydoğu Anadolu'da erginler Mayıs ayının ilk haftasında sürüler mey­dana getirmekte, yumurtlama ise sıcak geçen yıllarda Mayıs'm ortaların­da, normal yıllarda ise Mayıs'ın sonlarında başlayarak Haziran'm başı veya 20'sine kadar devam eder.
    Bu çekirgeler bazan bir aiaya gelerek büyük sürüler teşkil ederler ve az çok Çel Çekirgesi'nde olduğu gibi kuşaklar oluşturarak göç ederler. Yine gerek kuşakların, gerekse sürülerin genel davranışları da bu çekirge türüne çok benzer. Bazan kuşakların uzunluğu 1 km olabilir. Sürülerin uçuşu 10 m'den fazla olmayan bir yükseklikten olur. Uçuş zamanlan en çok sabahları saat 9-11 arasındadır. Uçuş mesafesi ise ergin çekirgelerin bütün ömrü boyunca toplam olarak 50 km kadardır. Ancak Bodenhei­mer (1944), bunların Irak'ta 200 km'ye kadar uçtuğunu bildirmektedir.
    Savaşı : Çöl Çekirgesi'nde olduğu gibidir.

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -1 - Prof Dr. Niyazi LODOS

    Comment

    Working...
    X