fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takım 10. PHASMIDA

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Takım 10. PHASMIDA

    Takım 10. PHASMIDA
    Takım isminin kökü Yunanca bir kelime olup hayal veya hayalet an­lamına gelir. Çünkü bu böcekler çevrelerine çok iyi uyum sağladıkları için kendilerini iyi gizlerler ve bu arada da çok yavaş hareket ederek hayalet görünümü verirler, ingilizce Walkingsticks veya Leaf Insects; Almanca Gespenst veya Stabheuschrecken; Fransızca ise Phasmes, yada Phyllies gibi isimlerle tanınır. Türkçe olarak bunlara Değnek Çekirgeleri
    ismi verilmektedir.
    ■ . » '
    GENEL VÜCUT YAPILARI
    Vücutları çoğunlukla bulundukları bitkilerin ince dal veya yaprak­lan şeklinde oldukları için diğer böcek gruplarından kolaylıkla ayrılır­lar. Vücutları çok değişik şekillerdedir. Çok ince, uzun bacaklı bazı örüm­cek türlerine benzer biçimde; kalınca ve dikenli vücutlu; yassı ve ince yaprak şeklinde olmak üzere vücutları değişik biçimlerde olabilir. Dünya­da mevcut böceklerin en uzun boyluları bu takım içinde bulunur. Boyları 5-35 cm arasında değişir.
    Baş prognath, ağız parçalan ısırıcı-çiğneyici tiptedir. Ağız parçaları­nın yapılışı genel olarak Hamamböcekleri veya çekirgelerinkine çok ben­zer. Bunlar başlıca bir çift mandibula, zayıf maxilla ve 5 segmentli palpus'-lan ile labium ve 3 segmentli bir çift labial palpus'lardan oluşur. Anten­leri uzun, iplik veya tespih dizisi şeklinde olup 8 ile 100'den fazla segment-ten meydana gelmiştir. Avrupa'ya özgü türlerde antenler kısadır. Bileşik gözler büyük, iyi gelişmiş halde ve her zaman mevcuttur. Başın ön kıs­mında, ortada 2 veya 3 ocelli bulunur. Bazı türlerde bu basit gözler bu­lunmayabilir. Prothorax her zaman kısa, meso- ve metathorax, hele so­nuncusu çok uzundur. Metathorax abdomen'in ilk segmentine çok yakın olarak bağlanmış durumda ve aradaki dikiş de çoğunlukla siliktir. Abdomen 10 segmentten oluşur. Metathorax'la birleşen birinci segmente orta segment adı verilir. Gerçi kısa ve segmentsizdir. Kanatlar mevcut olduğunda tegmina her zaman daha kısa ve kaim yapıdadır. Yaprak şek­lini alan formlarda tegmina'da damarlanma bitki yaprakların daki damar-lanmaya çok benzer. Arka kanatlar kaidede kuvvetle sertleşmiş bir kısım ile geride zanmsı bölümden oluşur. Ancak Değnek Çekirgeleri ço­ğunlukla kanatsız böceklerdir. Bacaklar uzun, ince olup yapılış itibariyle

    birbirlerine çok benler. Ön femur'lar kaidede kenarlıdır. Coxa'lar küçük, ve birbirlerinden belirgin olarak ayrıdır. Tarsus'lar genellikle 5 segmentlidir. Ancak bazı gruplarda örneğin Timema'da. olduğu gibi 3 segmentli de olabilir. Değnek Çekirgeleri'nde özel işitme ve ses çıkarma organları yoktur. Bunlara ait genel vücut parçalan Şekil 74'de gösteril­miştir.
    GENEL BİYOLOJİLERİ VE DAVRANIŞLARI
    Ergin ve nimfleri çoğunlukla donuk veya parlak, fakat çevreye uyan renklere sahiptir. Bu böceklerin en göze batan özelliklerinden birisi de, şekil bakımından çok güç farkedilebilecek şekilde çevrelerine uyum göster­meleridir. Örneğin bulundukları bitkilerin sürgün, yaprak, kuru dal, dikenli dal şekline benzeyen türleri olduğu gibi yosun veya likenlere ben­zeyen türleri de vardır. Bu mimikri daha çok dişi bireylerde görülür. Çoğu türler ağaçlarda yaşar ve çok yavaş hareket ederler. Türlerinin he­men hepsi bitkilerde beslenir, bazı türleri orman ağaçlarında önemli

    zararlara sebep olabilir. Beslenmek üzere özellikle geniş yapraklı ağaç­ları tercih eder. Ergin ve nimfleri kuvvetli mandibula'lan ile yaprakların kenarlarından itibaren orak şeklinde oyarak yerler. Bu arada ağaçların genç sürgün, sap ve çiçeklerini de yiyerek zarar yaparlar. Yoğun populas-yonların bulunduğu yerlerde kannibalizm de görülür ve bu durumda daha çok birbirlerinin bacaklarını yerler.
    Phasmid yumurtaları çok ilgi çekici şekillere sahiptir. Genel görünüm­leri genellikle bitki tohumlarını andırır. Ghorion'ları çok sert olup her birisi belirgin bir operculum'a sahiptir. Dişiler yumurtalarını bitkiler üzerine tek tek bırakırlar. Daha sonra bunlar toprağa düşer. Ancak ba-zan da dişiler özellikle ve rastgele yumurtalarını toprağa fırlatır. Bazı türler yumurtalarını bitkiler üzerine yapıştırır, ya da bitkilerde bulduk­ları yarık, çatlak veya delikler içine yerleştirirler.
    Yumurtadan sonra ergin oluncaya «kadar geçen dönemdeki bireyleri­ne nimf adı veıilir. Kanatsız türlerde nimf dönemleri erginlere çok ben­zer. Çok az türlerinin biyolojilerine ait bilgiler mevcut olup çoğunun-ki bilinmemektedir. Dişiler erkeklerden bir, bazan iki nimf dönemi daha fazla geçirdikten sonra ergin hale gelir. Genellikle 5-6 nimf dönemine sa­hiptir. Parthenogenetik çoğalma sık sık görülür. Bazı türlerin erkeklerine doğada çok ender rastlanır veya hiç görülmez. Erkek bireyleri doğada ender olarak görülen türlerde eşeysiz çoğalma normal bir seyir takip eder ki bu mecburi thelytoky şeklindedir. Ancak diğer türlerde yani doğadaki erkek sayısı normal miktarda bulunan türlerde, yine de eşey­siz çoğalma görülür. Bu durumda döllenmiş yumurtalar normal gelişim­lerini sürdürürken aynı dişinin bıraktığı döllenmemiş yumurtalar da nor­mal açılım yapar ve bunlardan çıkan nimfler de normal şekilde gelişirler ki bu da ihtiyari thelytoky'dir. Döllenmemiş yumurtalardan böylece yal­nızca dişi bireyler meydana gelir.
    Gerek yumurtaların, gerekse yumurtadan sonraki dönemlerde gelişme çok yavaş olur. Hele yumurtaların açılma sürelerinin uzunluğu böcekler aleminde isim yapmış haldedir. Ancak bu durumları fazlaca abartılmış* tır. Zira uygun koşullarda yumurtaların açılımı bazı türlerde ancak birkaç ay sürer. Aksi halde daha az uygun olan koşullarda bu süre 6-9 ay arasın­da değişir. Buna karşılık uygun olmayan koşullarda yumurtaların açılma­dan 1-2 yıl canlılıklarını muhafaza ettikleri çok görülür. Nimflerin geliş­me süreleri türlere, besin ve çevre koşullarına göre çok değişir. Bazı tür­ler, 1,5-2 yılda bir nesil verirken diğer bazıları yılda 1, veya 2-3 nesil ve­rebilmektedir. Dişilerin hayatı boyunca verdikleri yumurta sayısı 100-800 arasında değişir.
    Ergin ve nimfler bitkilerde genellikle baş yukarıda olmak üzere durur­lar. Bunlarda görülen en önemli davranışlardan birisi de kendilerini sa-
    vuruna yöntemleridir. Savunma yöntemlerinin en belirgini ise çevrelerine benzer şekillere bürünmüş olmalarıdır (mimicry). Bu, ergin ve nimflerde görülür. Bunlar ince dal, çomak, yaprak ve diken gibi şekiller alır. Ayrıca renkleri de çevrelerine uydukları için bunları bulundukları çevrelerden ayırt etmek çok güçleşir (Şekil 75). Bu çevreye uyma durumu yumurta­larda da görülür ve çoğunlukla yumurtalar bitki tohumlarına çok ben­zer. Örneğin Aploptıs mayeri türünde olduğu gibi bazan yumurtalar beslen­diği bitki olan Sunana maritima'nm. tohumlarından ayırt edilemiyecek kadar büyük benzerlik gösterir. Bu benzeme durumu, diğer böceklerin biçimin­de olma şeklinde de olabilir. Örneğin bazı türlerin birinci nimf dönemleri, şekil ve renk itibariyle bazı karınca türlerine çok benzemektedir.
    Savunma yönteminde görülen diğer bir şekil de bazı türlerde ergin ve ve nimfler ön bacaklaıını öne doğru dimdik uzatarak, veya abdomen'in ucunu akrep gibi yukarıya ve öne doğru bükmek suretiyle korkutucu bir durum almalarıdır. Bazı türlerde bu arada tıslayarak korkutmayı bir kat daha artırmaya çalışırlar. Diğer bir korunma yöntemi de kanatlarım ani­den açarak çok canlı renk göstermesi ve bu esnada da kaıakteıistik koku çıkarmasıdır. Bu gibi türler dokunulduğu zaman canlı ve parlak birkaç renkten oluşan kanatlarını aniden açar, bazı türler bu esnada ses de çıkartırlar. Birçok tüllerde prothorax'm üzerinde ve başın arka tarafına yakın olan bir yerde savunma salgısı salgılayan bir çift beze sahiptir. Bunlara dokunulduğunda, buradan böcek vücudunun gerisine doğru 45°'lik bir açıda olmak üzere salgı fışkırtır. Bu salgı kendisine arkadan yanaşan düşmanın yüzüne gelir ve çok etkilidir. Öyle ki bu sıvı insan gözüne değ­diğinde geçici olarak körlüğe bile sebep olabilir.
    Değnek Çekirgelerinde görülen ilgi çekici bir davranış da vücutların­daki organlarını yenileme (autotomy) yeteneğine sahip olmalarıdır. Bu yenileme özellikle bacaklarda olmak üzere hemen hemen bütün tür­lerin nimf dönemlerinde sık sık görülür. Eğer bacak herhangi bir sebeple yaralanır veya koparsa (ki özellikle bu trochanter ve femur arasında vu­kua gelir), bu takdirde nimf sonraki döneminde bu organı kopan yerden sonraki kısmını tamamlayarak yeniden meydana getirir. Ancak meydana gelen yeni bacakta tarsus'lar 5 segment yerine 4 segmentten oluşur. Mey­dana gelen bu bacak normal görevini rahatlıkla yapar. Bazan anten kop­tuğunda da onun yerine bacağa benzer küçük bir oluşum meydana gele­bilir.
    Seksual dimorfizm çok defa normal boyutlarda olur. Örneğin erkek­ler dişilerden daha kısa boyda ve ince yapıda olup orantılı olarak daha uzun uzantılara sahiptir.
    Phasmid'lerde çok sık rastlanan olaylardan bir tanesi de bireylerin vücutlarında teratoid oluşumlaım görülmesidir. Bu gibi bireyler asimet­rik bir görünüşe bürünür. Bu durum daha çok bacaklarda görülmektedir, örneğin vücudun bir tarafında bulunan bacaklara ait femur veya tibia'-nın diğer karşıt tarafınkine oranla daha küçük veya anormal şekilde bü­yük olabilmektedir.
    SİSTEMATİK
    Bu takımın sınıflandırılması üzerinde taksonomistler arasında kabul edilen genel bir görüş birliği yoktur. Eskiden bu takım Orthoptera takı­mı içinde Phasmidae ismiyle bir familya halinde incelenmekteydi. Bugün araştırıcıların büyük bir çoğunluğu bu böcekleri artık bağımsız bir takım halinde incelemektedir. Buna karşılık takım isminin kullanılmasında bazı farklılıklar olduğu gibi familyaların ayrımında da bazı farklılıklar görül-rülmektedir.
    Bugün çoğu kimselerin kullandığı takım ismi olan Phasmida'yı ilk defa Leach 1815 yılında öne sürmüştür. Bu takıma, geçmişte Phasmodea Burm., Ambulatoria Westw., Phasmatodea Jac and Biancki, Phasmoidea Handl., Gressoria Börner, Gheleutoptera Crampton gibi isimler verilmisti. Bugün dahi bu takım Phasmoptera (Bei-Bienko, 1964; Harz, 1976) veya Phasmida (Eidmann und Kühlhom, 1970; Rîchards and Davies, 1977) gibi isimler altında incelendiği görülmektedir.

    Halen araştırıcıların çoğunun bu takımı artık 2 familyaya, bunların her birisini de bir takım altfamilyalara ayırarak incelediği görülmektedir (Richards and Davies 1. c; Harz, 1. a). Sistematik bakımdan daha fazla bilgi almak isteyenler Beier (1968)'e başvurabilirler.
    Bugün dünya üzerinde 2500 kadar türü bilinen bu takıma ait türle­rin çoğu Oriental bölgede bulunmaktadır. Avrupa ve Akdeniz çevresi ülkelerinde bulunan türlerin sayısı çok azdır. Yurdumuzda şimdiye kadar Gratidia kurda Uv. ve G. turca Karabağ olmak üzere sadece 2 türü tespit edilmiştir. Bunlardan birincisi pek ender olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, diğeri de ayni şekilde Hatay'da tesadüf edilmektedir (Kara­bağ, 1958). Ancak Bacillus rossius Rossius ile Clonopsis gallica Charp. gibi türlerin de yurdumuzda bulunması kuvvetle muhtemeldir.
    Ülkemizde bulunan türlerin hiçbir ekonomik değerleri yoktur. Bu se­beple burada yalnızca familyalar teşhis anahtarı verilmekle yetinilecektir.
    Familyalar teşhis anahtarı
    1. Tibia'ların alt-uç kısmında küçük ve üçgen şeklinde
    bir alan mevcut. Genellikle kalın, bazan da yaprak
    biçiminde olan türler.................................................. .. Phylliidae
    — Tibia'ların alt-uç kısmında böyle bir alan yok. Ge­
    nellikle silindir vücutlu türler
    ............... Phasmatidae

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -1 - Prof Dr. Niyazi LODOS



Working...
X