fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Kahtermes flavicollis

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Kahtermes flavicollis

    Kahtermes flavicollis F. (Şekil 5 A; 6) -Türkçe ismi s Esmer odun termiti
    Tamım: Kanatlı formlar 6, askerler ise 6.5 mm boydadır. Kanatlı olanların boyları Î0 mm'ye kadar ulaşır. Genel rengi esmerimsi siyah olup yalnızca prothorax sarımsı renktedir Askerlerin mandibula'lannda kuvvetli dişler bulunur (Şekil 5 A). Prothorax silindir şeklindedir. Krali­çelerde abdomen diğer termit türlerinde olduğu gibi anormal bir biçimde büyümez. işçi sınıfı yoktur. Onların görevlerini nimfler yapar.
    Yayılışı : Akdeniz çevresinin Özellikle rutubetli olan yerlerinde yayıl­mıştır. Bulunduğu ülkeler Portekiz, ispanya, Güney Fransa, İtalya, Balı kanlar, Karadeniz kıyıları, Türkiye ve Lübnan'dır. Kuzey Afrika'da bu-* lunduğu ülkeler sınırlıdır. Burada sahil kesiminde olmak üzere iskenderi­ye'den Libya, Tunus, Cezayir ve Fas'a kadar olan alanda yer yer görülür.

    Yurdumuzda şimdiye kadar İstanbul, Muğia ve Köyceğiz'de bulun­duğu bildirilmiştir (Weidner5 1972). Ancak İstanbul'dan Fethiye'ye ka­dar olan Ege bölgesinin kıyı kesimlerinde, hattâ Akdeniz kıyı kesimlerin­de hemen her yerde bulunması mümkündür.
    Zararı : Bu tür, genellikle muhtelif ağaç ve ağaççıklarda yaşar ve zarar yapar. Başlıca kavak, zeytin, turunçgiller, bağ ve incir ağaçlarının ölü, zayıf ve hastalıklı kısımlarında özellikle bunların sağlıklı organlarına yakın olan yerlerinde yaşar. Eğer rutubet şartları uygun ise, ağaçların

    bu türlü ölü aksamında veya binaların ahşap kısımlarında devamlı olarak yaşarlar. Fransa'nın bazı yerlerinde bunların saldırısına uğrayan bağlar o kadar zarar görmüşlerdir ki yetiştiricilerin bazıları bağlannı dahi sök­mek mecburiyetinde kalmışlardır. Venedik'te ise bu türün eski kilise, saray, kütüphane, müze gibi binaların, hattâ köprülerin tahta olan kısım­larında çok önemli zararlara sebep olduğu bildirilmiştir (Satori and Gottardo, 1957). Ayni şekilde bu türün Güney Fransa, Güney Yugoslav­ya, İtalya, Sicilya ve Cezayir'de de özellikle bağlarda çok önemli zararla-^ ra sebep olduğu kaydedilmiştir. Ferrero (1959), Pirene'lerde bu türün bağların % 80'ini istilâ ettiğini bildirmiştir. Burada özellikle on yaşın­daki asmalarını daha çok saldırıya uğradığı kaydedilmektedir.
    Yurdumuzda bu türe çok az tesadüf edildiği için, halen ekonomik zarar yapacak güçteki populasyonları bulunmamaktadır, Köyceğiz dolay­larında günlük ağaçlarında (Liguidambar orientalis) bulunduğu bildiril-mişse de zararı hakkında kesin bilgimiz yoktur (Weidner, 1972).


    Biyolojisi : Koloni içindeki faaliyet yaz ve kış aylarına göre ayarlan­maktadır. Örneğin, kışın soğuk havaların gelmesi ile birlikte koloni için­deki bireylerde beslenme, yumurta bırakma, yol yapma, gömlek değiş­tirme gibi bütün faaliyetler durur. Bu gibi faaliyetler mayıs sonu ile ha-? ziran başlarında havaların. ısınmasına bağlı olarak tekrar başlar. Nimfler haziran ortasına doğru çıkmaya başlar. Kışı geçiren nimflerden temmuzda kanatlı formlar meydana gelir. Bunlar ekim ayma kadar zaman zaman

    oğul vererek yuvalannı terkederler. Bu bireylerin çiftleşerek yumurta bırakmaları eylül ve ekim aylarına kadar devam eder. Yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre askerlerde takriben üç ay kadardır. Kanatlı formlarda ise bu süre biraz daha uzundur. Bu türde koloniyi teşkil eden bireylerin çok küçük bir kısmı askerlerden oluşur. Bu miktar, oran olarak ergin bireylerin % 1.5'u kadardır.
    Yeni koloniler, ergin olan kanatlı erkek ve dişilerin oğul verme zama-t mnda uçuşup yuvadan ayrılması ve bunların başka yerlerde çift çift bir araya gelmesi ile oluşur. Bu çiftler çürümekte olan veya ölmüş haldeki odunları oyarak içinde yuva yaparlar. Genellikle tercih ettikleri bu yer, budama esnasında yapılan yara veya herhangi bir nedenle kırılan bir da­lın kırık olan kısımlarıdır. Buraya yerleşen dişi, çiftleştikten takriben 3-4 hafta sonra yumurtlamaya başlar. İlk yumurtlama esnasında ortalama 12 kadarhk bir yumurta kümesi bırakır. 10 günlük bir dinlenme döneminden sonra ikinci bir yumurta kümesi daha bırakır. Böylece koloninin bü­yümesi yavaş bir şekilde olur. 1000 veya 1500 bireyden oluşan bir kolo-! ninin meydana gelmesi için birçok yılların geçmesi gerekir. Genellikle ilk kümeden meydana gelen nimfler içinde bir adet asker bulunur. Koloniyi meydana getiren ilk ana ve baba, ilk üç yıl bağırsaklarında simbiyotik Protozoanlan muhafaza ederek bulunduğu yer etrafındaki odunları yiye­rek kendilerini beslerler.
    Termitlerle Savaş s Termitlere karşı şimdiye kadar başarılı biyo­lojik bir savaş dünyanın hiç bir ülkesinde uygulanamamıştır. Klorlu hidrokarbon (Ghlorinated hydrocarbon) insektisitlerden özellikle aldrin, chlordane, heptachlor gibi ilâçlarm piyasaya çıkması ile termit savaşında da büyük aşamalar olmuştur. Ancak bu gibi ilâçları termitlere karşı kul­lanırken dikkat edilmesi gereken birçok hususlar vardır. Örneğin, savaşa başlamadan önce her şeyden evvel termitlerin zarar yaptığı alan ve termit türünün bilinmesi lâzımdır. Bunun için özel bir survey yapılır. Eğer ter­mitler binalarda zararlı ise binanın, oda oda her tarafı aranmalı, özellikle bütün tahta aksam dikkatli olarak gözden geçirilmelidir. Bunun için ta­banlar, tavanlar, meidivenîer, kapı ve pencere çerçeveleri, jaluziler, hattâ mobilyalar dahi dikkatle incelenmelidir. Aynı şekilde meyva ağaçlan, bağ ve diğer ağaçlarda zararlı olan türlerde, zarara uğrayan bitkiler ve alan dikkatle gözden geçirilir. Bütün bu gözlem sonuçlan değerlendirile^ rek savaşa ve bunun çeşidine karar verilir. Eğer termitlere karşı ilâçlı bir savag uygulamaya karar verilecek olunursa, o taktirde her şeyden önce ilâçların insan sağlığını ve diğer sıcak kanlı hayvanları etkilemeyecek tipte olanlarından seçmeli veya uygulamayı bu hususları dikkate alarak yapmalıdır. Çevrenin kirlenmemesine son derece itina etmelidir. Termite lerin özellikle binalarda zarar yaptığı sıcak ülkelerde., bütün yapılar ter­mit saldırılarına karşı korunacak biçimde olmak üzere özel şekilde inşa edilirler. Burada şunu da belirtmek gerekir ki termitlere karşı savaş, diğer zararlı böceklere karşı uygulananlardan daha farklıdır. Örneğin, diğer zararlılara karşı uygulamada esas amaç, zararlı populasyonunu ekonomik zarar eşiğinin altında tutmak olduğu halde, termitlerde, özel­likle binalara saldıran türlerde amaç, binanm korunmasıdır. Böylece korunmak istenen bina, yanındakiler dikkate alınmaksızın gerekli tedbir­lere baş vurularak populasyonun tamamı hedef alınır.
    Yukarıda termitlere karşı savaştan genel bir şekilde söz edilmiş ve ay­rıntılara girilmemiştir. Çünkü yurdumuzda termitler halen savaş yapı­lacak düzeyde zararlı populasyonlar göstermemektedir. Bazan fidan ve ağaçlarda termit zararı gözlenmekte ise de bu çok defa lokal kalmakta ve­ya zarar görüldüğü anda ise zaten önemi geçmiş olmakta, böylece de sa-x vaşa gerek kalmamaktadır. Ancak termit zararının devam ettiği saptanır­sa o taktirde ağaç ve fidanların köklerini açarak onları güneşe maruz bırakmak, termitlerin çabucak oradan uzaklaşmalarım sağlar. Ayrıca ağaç ve fidanların etrafı gereği şekilde çapalamrsa zararlarına mani olunur. Eğer bu bitkilerin tekrar termit saldırısından korunması isteniyorsa, o tak­tirde yukarıda sözü edilen ilâçların toz olanlarından birisi saldırıya rayan yer ve etrafına atılmalıdır.

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS


Working...
X