Retîculitertnes lucifugus Rossi (Şekil 5 C; 7) Türkçe ismi % Akdeniz toprak termiti
Tanımı: Askeri ;r açık beyaz veya sarımsı renkte olup. baş uzun ve iki kenarı birbirine oldukça paralel olarak uzanır. Mandibula'lar büyük, nihayet uçları sivri, iç kenarlarında belirli dijler yoktur (Şekil 5 G). Antenleri 17 segmentten oluşmuştur. Pronotum baştan biraz daha dardır. Vücut uzunluğu 4-5 mm'dir. Kanatlı formlarda vücut esmer, ağız ve bacakların üst kısımları sarımsı renkte, baş pronotum'dan daha geniş, antenler ise 17-18 segmentl'dir. Vücut uzunluğu ise 10-12 mm'dir. işçiler yuvarlak başlı, mandibula'ları kısa ve kuvvetlidir.
Yayılışı t R. lucifugus Avrupa'da 46 derece kuzey enlemine kadar uzanır. Burası Fransa'nın Atlantik sahilleri ile Rusya'da Ukrayna kesimlerine kadar olan alandır. Batıda Atlas Okyanus'undaki Madeira Adalarından doğuda Irak ve iran'a kadar olan alanda ve Akdeniz çevresi ülke-lerinds bulunur. Bu arada Kuzey Afrika'nın doğu kesimlerinde buluna mamakla beraber Cezayir'den itibaren batı sahil kesimlerinde yayılmıştır. Ayrıca Kıbrıs'ta ve Akdeniz'deki diğer bir çok adalarda da bulunur. Son yıllarda Kuzey Amerika'ya da girmiştir.
Bu tür, yurdumuzun hemen hemen her tarafında bulunmakla beraber özellikle Baü Anadolu'da daha fazla görülmektedir.
Zararı : Akdeniz toprak termiti yuvalan çok defa yaşlı ağaçların top-? rak altında bulunan gövde ve köklerinde bulunur. Kıbrıs ve Fransa'da daha çok çamlarda, bazan bağlarda zarar yapmaktadır. İsrail'de özellikle bağ ve turunçgillerde, bazan da elma ve erik ağaçları ile bunların

fidanlarına saldırır^ R. lucifugus'vm. yayıldığı ülkelerde bu bitkilerden başka demiryolu traversleri, telefon ve telgraf direkleri ile çit kazıklarına da saldırıp zarar verdikleri bildirilmektedir. Son yıllarda Kıbrıs'ta yeni açılan alanlarda inşa edilen ..evlerin tahta aksamına da zarar verdikleri tespit edilmiştir.
Yurdumuzda Güney Anadolu turunçgil alanlarında, özellikle Dörtyol'da yaşlı ağaçların gövde ve kökleri içinde galeriler açarak zarar yapr tıklarını Bodenheimer (1958) bildirmiştir. Batı Anadolu'da ise seyrek olmakla beraber iyi tutmamış, zayıf zeytin fidanları ile dut ağaç ve fidanlarının köklerinde zararları görülür. Bazan yaşlı ve bakımsız bağlarda da zarar yapmaktadır. Bu bölgede daha çok orman ve çalılık alanlarda bulunarak, özellikle zayıf ve kurumakta olan ağaç ve ağaççıkların köklerinde galeriler açtıkları ve onları vaktinden önce kuruttukları görülür. Yine bu bölgenin bazı kesimlerinde yerfıstığının kök ve tohumlarında da zarar yapar (Şekil 8).
niler meydana getirilebilir. Örneğin, koloni içindeki asker ve işçilerin bir kısmı yumurta ve nimfleri beraberlerine alarak civardaki başka bir yere taşıyarak götürürler. Bu yerde yeni koloni, başlangıçta ana koloni ile bir yol vasıtasıyla birbirine bağlı olup devamlı irtibat halindedir. Fakat sonradan aradaki yol kapatılır veya iptal edilerek koloniler birbirlerinden tamamen ayrılırlar. Yeni koloni içindeki nimf ve yumurtalardan meydana gelen tamamlayıcı sexual bireyler koloninin büyümesini temin ederek yeni koloni bağımsız bir şekilde tam anlamı ile oluşmuş olur. Bu şekilde yeni koloninin meydana gelerek çoğalmasının temin edilmesi şekli, bitkilerde klonla çoğalmaya benzetilebilir.
Bir koloni içinde mevcut olan, nimf ve yumurtaların miktarı, mevsimlere göre değişiklikler gösterir. Kış ayları süresince koloni içindeki faaliyetlerin tamamı durur. Yumurta bırakma mayısta ba.şlar ve eylüle kadar devam eder. Genellikle yumurtadan sonra ergin oluncaya kadarki gelişme süresinde iki ayrı dönem kabul edilmektedir. Bu dönemler larva ve nimf dönemleridir. Gelişme süresindeki yavrularda eğer kanat çıkıntıları bulunuyorsa nimf, bulunmuyorsa larva olarak isimlendirilmek-! tedir. Aslında her ikisinin de nimf olması gerekmektedir. Ancak biyolor jisinde durumları ayrıntılı olarak anlatabilmek üzere onları bu şekilde ayırmak, işi daha çok kolaylaştırdığından bu dönemleri bir çok yazarlar kullanmaktadır. Bu durum dikkate alındığında işçiler iki larva döneminden sonra ergin hale geçerler. Askerler laboratuvar koşullarında yedi nimf dönemi geçirdikten sonra ergin olmaktadır. Kanatlı bireyler ise ilk ikisi larva, geri ks.lan yedisi nimf olmak üzere dokuz dönem geçirmekte-* dir. İşçiler ve askerler yumurtadan itibaren ortalama altı aylık bir gelişme döneminden sonra ergin hale gelirler. Bunlarda ömür 2-5 yıl arasında değişir. Yumurtalarda açılma süresi 2-3 haftadır.
Kanatlı formlar nis?.ndan hazirana kadar yuva içinde görülürler. Oğul verme ise sıcak ve güneşli havatarda olmak üzere bu süre içir.de zaman zaman olur. Kanatlı bireyler yuvayı genellikle sabah saat 8 ile öğleyin saat 14 arasındaki bir zaman içinde terkederler. İzmir'de oğul verme, nisan sonundan haziran başlarına kadar devam eder.
R. lucifugus işçileri besin toplamak veya gıdalanmak üzere yuvalarından oldukça uzak mesafelere giderler. Bunun için çiğnedikleri odun parçalan artıkları ile anüslerinden çıkardıktan pisliklerden oluşan özel tüneller yaparlar. Bu gibi tüneller, besin ortamlarının uzakta bulunduğu alanlarda meydana getirilir. Önceki türün aksine, bu tür kuru odun, tahta ve ölü ağaçlarda beslendiği gibi canlı bitki aksamlannda da beslenir ve - bunları toplayarak yuvalarına taşırlar.
Savaşı : Yurdumuzda savaşı gerektirecek önemde zararları halen görülmemektedir. Bununla beraber K. flavicollis'te öngörülen savaş yöntemleri bu tür için de geçerlidir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Tanımı: Askeri ;r açık beyaz veya sarımsı renkte olup. baş uzun ve iki kenarı birbirine oldukça paralel olarak uzanır. Mandibula'lar büyük, nihayet uçları sivri, iç kenarlarında belirli dijler yoktur (Şekil 5 G). Antenleri 17 segmentten oluşmuştur. Pronotum baştan biraz daha dardır. Vücut uzunluğu 4-5 mm'dir. Kanatlı formlarda vücut esmer, ağız ve bacakların üst kısımları sarımsı renkte, baş pronotum'dan daha geniş, antenler ise 17-18 segmentl'dir. Vücut uzunluğu ise 10-12 mm'dir. işçiler yuvarlak başlı, mandibula'ları kısa ve kuvvetlidir.
Yayılışı t R. lucifugus Avrupa'da 46 derece kuzey enlemine kadar uzanır. Burası Fransa'nın Atlantik sahilleri ile Rusya'da Ukrayna kesimlerine kadar olan alandır. Batıda Atlas Okyanus'undaki Madeira Adalarından doğuda Irak ve iran'a kadar olan alanda ve Akdeniz çevresi ülke-lerinds bulunur. Bu arada Kuzey Afrika'nın doğu kesimlerinde buluna mamakla beraber Cezayir'den itibaren batı sahil kesimlerinde yayılmıştır. Ayrıca Kıbrıs'ta ve Akdeniz'deki diğer bir çok adalarda da bulunur. Son yıllarda Kuzey Amerika'ya da girmiştir.
Bu tür, yurdumuzun hemen hemen her tarafında bulunmakla beraber özellikle Baü Anadolu'da daha fazla görülmektedir.
Zararı : Akdeniz toprak termiti yuvalan çok defa yaşlı ağaçların top-? rak altında bulunan gövde ve köklerinde bulunur. Kıbrıs ve Fransa'da daha çok çamlarda, bazan bağlarda zarar yapmaktadır. İsrail'de özellikle bağ ve turunçgillerde, bazan da elma ve erik ağaçları ile bunların

fidanlarına saldırır^ R. lucifugus'vm. yayıldığı ülkelerde bu bitkilerden başka demiryolu traversleri, telefon ve telgraf direkleri ile çit kazıklarına da saldırıp zarar verdikleri bildirilmektedir. Son yıllarda Kıbrıs'ta yeni açılan alanlarda inşa edilen ..evlerin tahta aksamına da zarar verdikleri tespit edilmiştir.
Yurdumuzda Güney Anadolu turunçgil alanlarında, özellikle Dörtyol'da yaşlı ağaçların gövde ve kökleri içinde galeriler açarak zarar yapr tıklarını Bodenheimer (1958) bildirmiştir. Batı Anadolu'da ise seyrek olmakla beraber iyi tutmamış, zayıf zeytin fidanları ile dut ağaç ve fidanlarının köklerinde zararları görülür. Bazan yaşlı ve bakımsız bağlarda da zarar yapmaktadır. Bu bölgede daha çok orman ve çalılık alanlarda bulunarak, özellikle zayıf ve kurumakta olan ağaç ve ağaççıkların köklerinde galeriler açtıkları ve onları vaktinden önce kuruttukları görülür. Yine bu bölgenin bazı kesimlerinde yerfıstığının kök ve tohumlarında da zarar yapar (Şekil 8).
niler meydana getirilebilir. Örneğin, koloni içindeki asker ve işçilerin bir kısmı yumurta ve nimfleri beraberlerine alarak civardaki başka bir yere taşıyarak götürürler. Bu yerde yeni koloni, başlangıçta ana koloni ile bir yol vasıtasıyla birbirine bağlı olup devamlı irtibat halindedir. Fakat sonradan aradaki yol kapatılır veya iptal edilerek koloniler birbirlerinden tamamen ayrılırlar. Yeni koloni içindeki nimf ve yumurtalardan meydana gelen tamamlayıcı sexual bireyler koloninin büyümesini temin ederek yeni koloni bağımsız bir şekilde tam anlamı ile oluşmuş olur. Bu şekilde yeni koloninin meydana gelerek çoğalmasının temin edilmesi şekli, bitkilerde klonla çoğalmaya benzetilebilir.
Bir koloni içinde mevcut olan, nimf ve yumurtaların miktarı, mevsimlere göre değişiklikler gösterir. Kış ayları süresince koloni içindeki faaliyetlerin tamamı durur. Yumurta bırakma mayısta ba.şlar ve eylüle kadar devam eder. Genellikle yumurtadan sonra ergin oluncaya kadarki gelişme süresinde iki ayrı dönem kabul edilmektedir. Bu dönemler larva ve nimf dönemleridir. Gelişme süresindeki yavrularda eğer kanat çıkıntıları bulunuyorsa nimf, bulunmuyorsa larva olarak isimlendirilmek-! tedir. Aslında her ikisinin de nimf olması gerekmektedir. Ancak biyolor jisinde durumları ayrıntılı olarak anlatabilmek üzere onları bu şekilde ayırmak, işi daha çok kolaylaştırdığından bu dönemleri bir çok yazarlar kullanmaktadır. Bu durum dikkate alındığında işçiler iki larva döneminden sonra ergin hale geçerler. Askerler laboratuvar koşullarında yedi nimf dönemi geçirdikten sonra ergin olmaktadır. Kanatlı bireyler ise ilk ikisi larva, geri ks.lan yedisi nimf olmak üzere dokuz dönem geçirmekte-* dir. İşçiler ve askerler yumurtadan itibaren ortalama altı aylık bir gelişme döneminden sonra ergin hale gelirler. Bunlarda ömür 2-5 yıl arasında değişir. Yumurtalarda açılma süresi 2-3 haftadır.
Kanatlı formlar nis?.ndan hazirana kadar yuva içinde görülürler. Oğul verme ise sıcak ve güneşli havatarda olmak üzere bu süre içir.de zaman zaman olur. Kanatlı bireyler yuvayı genellikle sabah saat 8 ile öğleyin saat 14 arasındaki bir zaman içinde terkederler. İzmir'de oğul verme, nisan sonundan haziran başlarına kadar devam eder.
R. lucifugus işçileri besin toplamak veya gıdalanmak üzere yuvalarından oldukça uzak mesafelere giderler. Bunun için çiğnedikleri odun parçalan artıkları ile anüslerinden çıkardıktan pisliklerden oluşan özel tüneller yaparlar. Bu gibi tüneller, besin ortamlarının uzakta bulunduğu alanlarda meydana getirilir. Önceki türün aksine, bu tür kuru odun, tahta ve ölü ağaçlarda beslendiği gibi canlı bitki aksamlannda da beslenir ve - bunları toplayarak yuvalarına taşırlar.
Savaşı : Yurdumuzda savaşı gerektirecek önemde zararları halen görülmemektedir. Bununla beraber K. flavicollis'te öngörülen savaş yöntemleri bu tür için de geçerlidir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

