Takım : 17. MALLOPHAGA
Mallophaga kelimesinin kökü Yunanca olan «tüy veya yün yiyen» anlamına gelen bir kelimeden gelir. Türkçe olarak yapağı yiyenler (Mi-mioğlu, 1959; Oytun, 1961), ki! ve deri bitleri (Kansu, 1959) gibi isimler verilirse de burada ingilizce kargılığı olan ısıran bitler şeklinde alınmıştır. Çünkü yukarıda verilen Türkçe isimler aşağıda da kısaca biyoloji ve davranışları bölümünde açıklanacağı üzere, bu takıma ait türleri tam olarak kapsamamaktadır. Bugünkü anlamda Mallophaga terimini takım ismi olarak ilk defa Nitzsch, 1818 yılında kullanmıştır.
Genel olarak yassı, oval veya uzunca vücutlu ve boyları 0.5—10 mm arasında değişen türleri kapsayan oldukça büyük bir takımdır. Bireylerinde deri elastiki, çjplak, tüylü veya sert kıllarla kaplıdır. Genel olarak sarının çeşitli nüansları olan renklere sahiptir. Fakat bazan gri, siyah, kah-verenkte veya benekli olan türlere de tesadüf edilir.
Erginlerde baş yatay biçimde, yassı, serbest, büyük ve şekli az çok üçgeni andırır. Çok defa kuvvetli kitinsel yapıdadır. Ağız parçaları altta ve ısırıcı tiptedir. Mandibula'lar kuvvetli, asimetrik ve ekseriya üç dişlidir. Labial palp'ler dumura uğramıştır. Labrum'un kaidesi baştan daha geniştir. Petek gözler büyük oranda küçülmüş, ocelli ise yoktur. Antenler kısa, iplik şeklinde veya ucu topuzludur. Serbest halde veya başın alt ta-rafındaJd bir yiv içine gizlenmiş olarak durur ve üç, ya da beş segment-ten oluşmuştur.
Prothorax genellikle baştan daha dar, serbest veya mesothorax ile kaynaşmış haldedir. Meso- ve metathorax birbiriyle kaynaşmış veya bir dikişle birbirlerinden ayrılmıştır. Metathorax şekil ve büyüklük itibariyle çok defa ters çevrilmiş durumdaki prothorax'a benzer. Bacaklar kısa, kalın veya bazan oldukça uzun ve silindir şeklindedir. Tarsus'lar bir veya iki segmentli olup genellikle bir çift, bazan bir tek tırnakla son bulur. Bazı türlerde ise tırnak bulunmaz. Tırnaklar arasında pulvilli yoktur. Coxa'-lar birbirlerinden oldukça ayrıdır. Bacaklar, genellikle takım içinde genel bir benzeyiş gösterir.
Abdomen, görülebilen 8 veya 10 segmente sahiptir. Dişilerde ovipo* zitor yoktur veya bazan 8'ci segmente bağlı bir çift küçük çıkıntı halindedir.
Yumurtalar küçük, uzunca oval veya silindir şeklinde olup hayvanların tüy ve kıllarına yapıştırılmış olarak bırakılır. Genellikle bir dişi hayatı boyunca 100'den daha, az miktarda yumurta biralar. Nimfler, boylarının daha küçük, renklerinin daha açık ve da,ha değişik kıl durumlarına sahip olmaları ile erginlerden ayrılırlar. Genelilde üç nimf dönemi geçirdikten sonra ergin hale geçerler. Bir çok türlere ait bireylerde, yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre üç veya dört hafta kadardır.
Mallophaga takımına ba.ğlı bireylerin çoğu kuş ve kümes hayvanlarında, az bir kısmı da memeli hayvanlarda ektoparazit olarak ya.şar. Ha.tta bu nedenle ingilizce kuş bitleri, ya da ısıran kuş bitleri isimleri de verilmektedir. Çoğu, hayvanların tüy, kıl, epidermis salgıları veya diğer derisel çıkıntılar (pul ve benzeri) ile beslenirler. Fakat ba,zı türlere ait bireyler, kıl veya tüy köklerindeki hücreleri yaralayarak buradan çıkan sıvı ile beslenir. Diğer ba,zıları ise özellikle yaralı olan yerlere yerleşerek oradaki kanla beslenir.
Her ne kadar bunlar doğrudan doğruya hayvanların, etine saldırma-salar da onların vücutları üzerinde devs.mli şekilde dolaşmaları, hayvanı rahatsız eder, kaşınma ve huzursuzluğa neden olur. Eğer hayvanlar bunlardan temizlenmeyecek olursa devamlı kaşınmalar deriyi tahriş eder ve tahriş edildikçe de yaralar meydana gelir. Böylece hayvan işte.htan kesilir, zayıflar, hattâ bazı hallerde ölüme dahi sebep olabilir. Koyun, keçi ve develerde bulunan ısıran bitler, kıl, tüy ve yünleri keserek kaliteyi bozar. Devamlı olarak rahatsız edilmek, hayvanların zayıflamalarına sebep olduğundan bu gibi hayvanlarda yumurta, süt ve et gibi verimler de büyük ölçüde azalacağı gibi kaliteleri de bozula,ra.k yetiştiricilere önemli şekilde, zararlara yol açarlar. Ayrıca, zayıflayan hayvanlarda vücut direnci azalacağı için, bu gibi hayvanlar kolaylıkla hastalıklara da yabalanırlar. Bu bakımdan ısıran bitler hayvan yetiştiricileri için büyük bir öneme sahiptir.
Mallcphaga takımına bağlı türlere ait bireylerin çoğu kolaylıkla hareket eder. Bunların vücutlarındaki kıllar ve tırnaklar, üzerinde yaşadığı hayvanın tüy ve kılları arasında kolaylıkla hareket etmelerine elverişlidir. Bazıları yavaş hareket ederler. Bunlar mandibula'lan ile kıllara iyice tutunurlar. Çoğu sıcak kanlı ha.yva.nlar üzerinde ektopa.ra.zit olarak yaşadıklarından onlarla birlikte her tarafa kolaylıkla taşınırlar. Bunların bazan Hippodoscidae familyasına bağlı sineklerle taşındıkları söylenmekte ise de yaşadıkları hayvanlardan az bir müddet dahi olsa ayrılmaları ölmelerine sebep olduğundan bu şekildeki taşınmaları uzak bir ihtimal-» dir. Ayrıca bunlar, bir hayvandan diğerine temas anlarında kolaylıkla geçerler. Bu nedenle çoğu türler kozmopolit yayılış alanlarına sahiptir.
Isıran bitîer5 bulunduğu hayvanlar üzerinde devamlı şekilde yaşarlar. Onlardan kısa süre olarak da olsa ayrılmaları ölmelerine sebep olur. Bunun nedeni bulunduğa veya yaşadığı hayvan üzerinde belirli bir sıcaklık ve rutubet koşuluna çok sıkı şekilde bağlı olmalarıdır. Bunlar devamlı olarak bütün yıl boyunca çoğalırlar ve yılda bir çok nesil verirler. Böylece çok defa nesillerin birbirlerine karıştıkları görülür. Genel olarak eşeyli çoğalırlar. Çok defa da bir hayvan türünde veya tür gruplarında belirli olan ısıran bir bit türü bulunur. Bu durum daha çok memeli hayvanlarda yaşayanlar için söz konusudur.
Bazı Mallophaga türlerinin nimf ve erginlerinin yağ dokutan içinde onlarla ortak yaşayan bakteriler bulunur. Bu bakteriler onlara adapte olmuşlardır. Bakteriler, ısıran bitlerin dişi bireylerinin yumurtalıklarına yerleşir. Böylece bakteriler yumurta bırakılmadan önce onlara geçtiklerinden yavrulara da intikal etmiş olurlar. Yapılan denemeler, bakterilerden arınmış olan bireylerin hemen hepsinin kısa sürede öldüklerini göstermiştir. Ancak bu türlü ortak yaşam daha çok devamlı, ya da, arasıra kanla beslenen türlerde görülmektedir (Richards and Davies, 1977).
Isıran bitlerin yüksek düzeydeki sınıflandırılmaları bazı yazarlara göre değişiklikler göstermektedir. Örneğin, Weber (1933) ve Calaby (1970) Mallophaga'yi Phthiroptera takımı içinde bir alttakım halinde göstermelerine karşılık, bunlar halen birçok araştırıcılarca ayrı bir takım halinde olmak üzere genellikle Amblycera ve Ischnocera diye iki altta-kıma ayrılarak incelenmektedir. Richards and Davies (l.c.) ise bu iki alttakıma bir üçüncüsünü (Rhynchophthirina.) ilâve ederek in,celemek-tedir. Söz konusu olan bu alttaki mlar da ayrıca, yine muhtelif araştırıcılara göre değişmek üzere üstfamilya, familya ve altfamilyalara ayrılmaktadır.
Burada daha çok takım hakkında genel bilgiler verilmiştir. Aşağıda da yurdumuzda bulunan önemli türlerden kısaca söz edilecektir. Bu itibarla türlerin tanınmaları, biyolojileri, savaşları, taşıdıkları hastalıklar ile diğer hususlarda daha fazla bilgi almak isteyenler Neveu-Lemaire (1938), Mimioğlu (1959) ve Oytun (1966)'un eserlerine başvurabilirler.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Mallophaga kelimesinin kökü Yunanca olan «tüy veya yün yiyen» anlamına gelen bir kelimeden gelir. Türkçe olarak yapağı yiyenler (Mi-mioğlu, 1959; Oytun, 1961), ki! ve deri bitleri (Kansu, 1959) gibi isimler verilirse de burada ingilizce kargılığı olan ısıran bitler şeklinde alınmıştır. Çünkü yukarıda verilen Türkçe isimler aşağıda da kısaca biyoloji ve davranışları bölümünde açıklanacağı üzere, bu takıma ait türleri tam olarak kapsamamaktadır. Bugünkü anlamda Mallophaga terimini takım ismi olarak ilk defa Nitzsch, 1818 yılında kullanmıştır.
Genel olarak yassı, oval veya uzunca vücutlu ve boyları 0.5—10 mm arasında değişen türleri kapsayan oldukça büyük bir takımdır. Bireylerinde deri elastiki, çjplak, tüylü veya sert kıllarla kaplıdır. Genel olarak sarının çeşitli nüansları olan renklere sahiptir. Fakat bazan gri, siyah, kah-verenkte veya benekli olan türlere de tesadüf edilir.
Erginlerde baş yatay biçimde, yassı, serbest, büyük ve şekli az çok üçgeni andırır. Çok defa kuvvetli kitinsel yapıdadır. Ağız parçaları altta ve ısırıcı tiptedir. Mandibula'lar kuvvetli, asimetrik ve ekseriya üç dişlidir. Labial palp'ler dumura uğramıştır. Labrum'un kaidesi baştan daha geniştir. Petek gözler büyük oranda küçülmüş, ocelli ise yoktur. Antenler kısa, iplik şeklinde veya ucu topuzludur. Serbest halde veya başın alt ta-rafındaJd bir yiv içine gizlenmiş olarak durur ve üç, ya da beş segment-ten oluşmuştur.
Prothorax genellikle baştan daha dar, serbest veya mesothorax ile kaynaşmış haldedir. Meso- ve metathorax birbiriyle kaynaşmış veya bir dikişle birbirlerinden ayrılmıştır. Metathorax şekil ve büyüklük itibariyle çok defa ters çevrilmiş durumdaki prothorax'a benzer. Bacaklar kısa, kalın veya bazan oldukça uzun ve silindir şeklindedir. Tarsus'lar bir veya iki segmentli olup genellikle bir çift, bazan bir tek tırnakla son bulur. Bazı türlerde ise tırnak bulunmaz. Tırnaklar arasında pulvilli yoktur. Coxa'-lar birbirlerinden oldukça ayrıdır. Bacaklar, genellikle takım içinde genel bir benzeyiş gösterir.
Abdomen, görülebilen 8 veya 10 segmente sahiptir. Dişilerde ovipo* zitor yoktur veya bazan 8'ci segmente bağlı bir çift küçük çıkıntı halindedir.
Yumurtalar küçük, uzunca oval veya silindir şeklinde olup hayvanların tüy ve kıllarına yapıştırılmış olarak bırakılır. Genellikle bir dişi hayatı boyunca 100'den daha, az miktarda yumurta biralar. Nimfler, boylarının daha küçük, renklerinin daha açık ve da,ha değişik kıl durumlarına sahip olmaları ile erginlerden ayrılırlar. Genelilde üç nimf dönemi geçirdikten sonra ergin hale geçerler. Bir çok türlere ait bireylerde, yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre üç veya dört hafta kadardır.
Mallophaga takımına ba.ğlı bireylerin çoğu kuş ve kümes hayvanlarında, az bir kısmı da memeli hayvanlarda ektoparazit olarak ya.şar. Ha.tta bu nedenle ingilizce kuş bitleri, ya da ısıran kuş bitleri isimleri de verilmektedir. Çoğu, hayvanların tüy, kıl, epidermis salgıları veya diğer derisel çıkıntılar (pul ve benzeri) ile beslenirler. Fakat ba,zı türlere ait bireyler, kıl veya tüy köklerindeki hücreleri yaralayarak buradan çıkan sıvı ile beslenir. Diğer ba,zıları ise özellikle yaralı olan yerlere yerleşerek oradaki kanla beslenir.
Her ne kadar bunlar doğrudan doğruya hayvanların, etine saldırma-salar da onların vücutları üzerinde devs.mli şekilde dolaşmaları, hayvanı rahatsız eder, kaşınma ve huzursuzluğa neden olur. Eğer hayvanlar bunlardan temizlenmeyecek olursa devamlı kaşınmalar deriyi tahriş eder ve tahriş edildikçe de yaralar meydana gelir. Böylece hayvan işte.htan kesilir, zayıflar, hattâ bazı hallerde ölüme dahi sebep olabilir. Koyun, keçi ve develerde bulunan ısıran bitler, kıl, tüy ve yünleri keserek kaliteyi bozar. Devamlı olarak rahatsız edilmek, hayvanların zayıflamalarına sebep olduğundan bu gibi hayvanlarda yumurta, süt ve et gibi verimler de büyük ölçüde azalacağı gibi kaliteleri de bozula,ra.k yetiştiricilere önemli şekilde, zararlara yol açarlar. Ayrıca, zayıflayan hayvanlarda vücut direnci azalacağı için, bu gibi hayvanlar kolaylıkla hastalıklara da yabalanırlar. Bu bakımdan ısıran bitler hayvan yetiştiricileri için büyük bir öneme sahiptir.
Mallcphaga takımına bağlı türlere ait bireylerin çoğu kolaylıkla hareket eder. Bunların vücutlarındaki kıllar ve tırnaklar, üzerinde yaşadığı hayvanın tüy ve kılları arasında kolaylıkla hareket etmelerine elverişlidir. Bazıları yavaş hareket ederler. Bunlar mandibula'lan ile kıllara iyice tutunurlar. Çoğu sıcak kanlı ha.yva.nlar üzerinde ektopa.ra.zit olarak yaşadıklarından onlarla birlikte her tarafa kolaylıkla taşınırlar. Bunların bazan Hippodoscidae familyasına bağlı sineklerle taşındıkları söylenmekte ise de yaşadıkları hayvanlardan az bir müddet dahi olsa ayrılmaları ölmelerine sebep olduğundan bu şekildeki taşınmaları uzak bir ihtimal-» dir. Ayrıca bunlar, bir hayvandan diğerine temas anlarında kolaylıkla geçerler. Bu nedenle çoğu türler kozmopolit yayılış alanlarına sahiptir.
Isıran bitîer5 bulunduğu hayvanlar üzerinde devamlı şekilde yaşarlar. Onlardan kısa süre olarak da olsa ayrılmaları ölmelerine sebep olur. Bunun nedeni bulunduğa veya yaşadığı hayvan üzerinde belirli bir sıcaklık ve rutubet koşuluna çok sıkı şekilde bağlı olmalarıdır. Bunlar devamlı olarak bütün yıl boyunca çoğalırlar ve yılda bir çok nesil verirler. Böylece çok defa nesillerin birbirlerine karıştıkları görülür. Genel olarak eşeyli çoğalırlar. Çok defa da bir hayvan türünde veya tür gruplarında belirli olan ısıran bir bit türü bulunur. Bu durum daha çok memeli hayvanlarda yaşayanlar için söz konusudur.
Bazı Mallophaga türlerinin nimf ve erginlerinin yağ dokutan içinde onlarla ortak yaşayan bakteriler bulunur. Bu bakteriler onlara adapte olmuşlardır. Bakteriler, ısıran bitlerin dişi bireylerinin yumurtalıklarına yerleşir. Böylece bakteriler yumurta bırakılmadan önce onlara geçtiklerinden yavrulara da intikal etmiş olurlar. Yapılan denemeler, bakterilerden arınmış olan bireylerin hemen hepsinin kısa sürede öldüklerini göstermiştir. Ancak bu türlü ortak yaşam daha çok devamlı, ya da, arasıra kanla beslenen türlerde görülmektedir (Richards and Davies, 1977).
Isıran bitlerin yüksek düzeydeki sınıflandırılmaları bazı yazarlara göre değişiklikler göstermektedir. Örneğin, Weber (1933) ve Calaby (1970) Mallophaga'yi Phthiroptera takımı içinde bir alttakım halinde göstermelerine karşılık, bunlar halen birçok araştırıcılarca ayrı bir takım halinde olmak üzere genellikle Amblycera ve Ischnocera diye iki altta-kıma ayrılarak incelenmektedir. Richards and Davies (l.c.) ise bu iki alttakıma bir üçüncüsünü (Rhynchophthirina.) ilâve ederek in,celemek-tedir. Söz konusu olan bu alttaki mlar da ayrıca, yine muhtelif araştırıcılara göre değişmek üzere üstfamilya, familya ve altfamilyalara ayrılmaktadır.
Burada daha çok takım hakkında genel bilgiler verilmiştir. Aşağıda da yurdumuzda bulunan önemli türlerden kısaca söz edilecektir. Bu itibarla türlerin tanınmaları, biyolojileri, savaşları, taşıdıkları hastalıklar ile diğer hususlarda daha fazla bilgi almak isteyenler Neveu-Lemaire (1938), Mimioğlu (1959) ve Oytun (1966)'un eserlerine başvurabilirler.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

