HOMOPTERA TÜRLERİNDE BESLENME ÖZELLİKLERİ VE BİTKİLERDE SEBEP OLDUKLARI ZARARLAR
Bu takımda bulunan böceklerdeki ağız parçalan çok karakteristik oîup ileride görülecek olan Heteroptera türlerindeki ağız parçalan ile hemen hemen eş yapıdadır. Fonksiyonları itibariyle de aynı işleyiş tar-zma sahiptir. Sokucu emici ağız parçalarına sahip olan bu böcekler, özellikle bitkilerde yaşayan türleri, bitki dokularını sokup emmek suretiyle beslenirler. Beslenme esnasında direkt ve endirekt olmak üzere iki türlü zarara sebep olurlar. Birincisinde, böcekler bitkide beslenirken özsu emmek suretiyle bitkilerin besin maddelerine ortak olurlar. Eğer böcek populasyonu fazla olursa, fazla miktarda besin maddesi ve su, böcekler tarafından, alınıp sarfedileceğinden bitkiler zayıf düşer. Bu da onların verimlerini azaltacağı gibi ürünün değerim de düşürür. Direkt zararın d;ğer bir şekli de, bu böceklerin beslenirken bitkilere bir taraftan da, toksık maddeler salgılamaları ve bu maddelerin etkisinde kalan bitki dokularındaki hücrelerin anormal şekilde çoğalmaları, ya da hücreleri öldürerek etkide kalan dokularda gelişmeyi durdurmsları, böylece de anormal oluşumlar meydana getirmeleridir. Bu oluşumların şekilleri, büyüklükleri ve bitkiye olan etkileri, bir böcek türünden diğerine göre değiştiği gibi, bir bitkiden diğerine ve hattâ aynı böcek türünün muhtelif yaşam dönemlerine göre de değişiklikler gösterir. Bu oluşumlar eğer bitki köklerinde meydana gelirse, onların bazan tümden kurumalarına dahi sebep olabilir, örneğin, bazı Phylloxeridae türleri ile elma pamuklu bitinde olduğu gibi bu türlü zararlar çok önem kazanır.
Homoptera türlerinin bitkilerde yaptığı endirekt zarar da iki şekilde olabilir. Birincisinde, böcekler bitkilerde beslenirken bir taraftan da tatlımsı maddeler salgılayarak bunlarla bitkilerin üzerlerini örterler. Bu maddeler üzerinde daha sonra saprofit funguslar gelişir ve fumajin ismi verilen bir oluşuma sebep olurlar. Bu oluşum, özellikle bitkilerin yaprak gibi asimilasyon ve solunum yapan organlarının üzerlerini tamamiyle örterek onların bu gibi faaliyetlerini sekteye uğratır. Bu da bitkinin tüm olarak gelişmesini engeller, onları zayıf düşürür ve verimi azaltır. Ayrıca bu madde ile bulaşık ürünler de büyük oranda pazarlama değerlerini kaybederler. Zayıf düşen bitkilerde ise direnç azalacağından kolaylıkla, d'ğer hastalık ve zararlıların hücumuna maruz kalırlar. Endirekt zararın ikinci şekli, bazan bu birincisinden daha da önemlidir. Bu türlü zarar şekli, bunların bitkilerde bazı tehlikeli virüs hastalık veya benzerlerini bir bitkiden diğerine bulaştırmak veya yaymak suretiyle meydana getirilir. Bitkilerde bazı çok önemli olan öldürücü virüs hastalık etmenlerinin bir çoğu bazı homopter türleri tarafından taşınmaktadır. Bu gibi zararlar, her tür hi.kkmda gerekli bilgiler verilirken ileride anlatılacaktır. Burada daha çok, bu böceklerin beslenmeleri ve bunların sonucunda bitkilerde meydana gelen simptom ve zararlar hakkında genel bilgiler verilecektir.
Herhangi bir homopter türü, bitki dokularından herhangi birisinde beslenirken eğer salgıladığı madde hastalık belirtisine neden oluyorsa, bu gibi türe toxigenic adı verilir. Yine böcek beslenirken bazı şartlarda hastalığa sebep olmuyorsa buna da toxini£erous tür denir (Carter, 1936). Sokucu-emici ağız parçalarına sahip böceklerin bitki dokularında beslenirken- salgıladığı toksik maddeler dolayısıyle yaptıkları zarar veya simp-tomlar ile bunların bitkilere bulaştırdıkları virüs hastalık ve benzerlerinin sebep olduğu değişiklikler, bazı durumlarda birbirlerine o kadar benzer
ki çok kez bunların, böceğin salgıladığı toksik maddeden mi, yoksa onun taşıdığı hastalıktan dolayı mı meydana geldiğini anlamak çok güçleşir. Bunu anlamak için ise çoğu kez özel denemelere girişmek gerekir. Böceğin sokup-emme sonucu meydana getirdiği yersel yaralar çok defa kolaylıkla anlaşılır. Bu yaralar böceğin stylet'lerinin girdiği yerlere inhisar eder ve bu yaralar da çok kez böcek türüne özgü olan bir biçimde olur. Fakat çoğunlukla da stylet'lerin girdiği yerdeki etki altında kalan dokular da bu beslenme mekanizmasının etkisinde kalır. Bu etkide kalan kısmm büyüklüğü ve şekli, böcek türüne göre değiştiği gibi, bitki türüne, bitki varyetesine ve hatta aynı bitkinin çeşitli organlarına göre de çok değişir. Endirekt olan bu türlü böcek zararının hiç şüphesiz böcek populasyonu ile yakından ilgisi vardır. Ancak bu gibi zararlarda böcek populasyonu ortadan kaldı nldığmda, bitki kendisini çabucak toplar ve zararın etkisi de kısa zamanda ortadan kalkar.
Bazan bu şekilde beslenmeden poîayı meydana gelen yersel yaralar, sonradan sekonder olarak değişebilir veya bazı gelişmelere neden olabilir. Buna çeşitli faktörler etkide bulunur. Çok kez sokucu-emici böceklerin stylet'lerinin bitki dokularında meydana getirdiği yaralara sonradan hastalık yapan bakteri veya funguslar arız olarak yaranın etkisini çoğ .Itır ve şeklini de değiştirebilir. Bu gibi hallerde de yine böcek populasyonu-nun durumu, meydana gelecek zararla yakından ilgilidir.
Sokucu-emici ağiz parçalarına sahip olan böceklerin bitkilere salgıladığı toksik maddelerin sistemik etkilerini tespit etmek, bir çok hallerde pek güçtür. Bunlann tespiti ne kadar güç olursa, virüs hastalık ve benzerleri ile olan ilgisi de o kadar fazla. olur. Gerçekten bir çok hallerde bunlar birbirlerine çok karıştırılmaktadır, örneğin, Kuzey Amerika'ya mah-sus olan bazı Cicadellidae türlerinin {Empoasca fabae gibi) patateslerde meydana getirdiği hopperburn, uzun yıllar bir virüs hastalığı olarak tanınmıştı. Bu gün bu hastalığın, böceğin beslenirken salgıladığı toksik maddeler dolayısıyle meydana geldiği kabul edilmektedir. Yine Sudan, Mısır, îsrail ve diğer yakm-doğu ülkelerinin bir çoğunda yayılmış olan Austroasca lybica'â.d. aynı şekilde pamuklarda hopperburn'e sebep olmaktadır. Bu gibi zararları diğer bazı cicadellid türleri de yapmaktadır.
Yukarıda verilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi, sokucu-emici böceklerin bitkilerde beslenmeleri, onlarda meydana getirdikleri zararlar ve bu zararların şekilleri çok karışık bir durum gösterir. Bu itibarla bir entomolog, herhangi bir bahçeye veya tarlaya girdiği zaman, savaş hakkında bir karara varmadan önce, bitkilerde gördüğü, böceklerin meydana getirdiği zarar şekilleri veya simptomlar ile böcek türleri arasındaki yakın ilişkileri iyi şekilde incelemek ve varacağı sonuca göre hareket etmek mecburiyetindedir. Bu hususta uzman bir fitopatolog ile de işbirliği yapmayı unutmamalıdır. Bü konularda daha fazla bilgi almak isteyenler Carter, 1939, 1962; Esan et al. 1961; Herford, 1935; Komarck, 1946; Miles, 1959 ve Nuorteva, 1956'ya baş vurabilirler.
Homoptera takmıi uzun yıllardanberi yukarıda da belirtildiği gibi
Hemiptera takımı içinde bir alttakım halinde incelenmekte idi. Hattâ
bu gün dahi bazı araştırıcılar bu grubu yine de alttakım halinde inceleme
ye devam etmektedirler. Diğer bazı araştırıcılar ise (Eidmann und
Kühlhorn, 1970 gibi) sokucu-emici böcekleri Hemipteroidea üst takımı ola
rak ele almakta ve bunu Homoptera ve Heteroptera olmak üzere iki takıma ayırmaktadır. Her üç halde de, yani ister aîttakım olsun, ister bağımsız ve ayrı bir takım halinde kabul edilsin, Homoptera türleri bazı yazar
lara göre Serie'lere, diğer bazılarına göre de alttakımlara ayrılarak ince
lenirler. Burada takip edilecek sınıflandırma Dantsig (1964) dikkate alınarak yapılmıştır. Buna göre Palearktik bölgeye ait Homoptera türleri 5 alttaki m halinde ele alınarak incelenmektedir. Aşağıda alttakımlar ve bunlara bağlı önemli olan Palearktik bölgeye özgü familyalar sırasıyla verilmiştir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Bu takımda bulunan böceklerdeki ağız parçalan çok karakteristik oîup ileride görülecek olan Heteroptera türlerindeki ağız parçalan ile hemen hemen eş yapıdadır. Fonksiyonları itibariyle de aynı işleyiş tar-zma sahiptir. Sokucu emici ağız parçalarına sahip olan bu böcekler, özellikle bitkilerde yaşayan türleri, bitki dokularını sokup emmek suretiyle beslenirler. Beslenme esnasında direkt ve endirekt olmak üzere iki türlü zarara sebep olurlar. Birincisinde, böcekler bitkide beslenirken özsu emmek suretiyle bitkilerin besin maddelerine ortak olurlar. Eğer böcek populasyonu fazla olursa, fazla miktarda besin maddesi ve su, böcekler tarafından, alınıp sarfedileceğinden bitkiler zayıf düşer. Bu da onların verimlerini azaltacağı gibi ürünün değerim de düşürür. Direkt zararın d;ğer bir şekli de, bu böceklerin beslenirken bitkilere bir taraftan da, toksık maddeler salgılamaları ve bu maddelerin etkisinde kalan bitki dokularındaki hücrelerin anormal şekilde çoğalmaları, ya da hücreleri öldürerek etkide kalan dokularda gelişmeyi durdurmsları, böylece de anormal oluşumlar meydana getirmeleridir. Bu oluşumların şekilleri, büyüklükleri ve bitkiye olan etkileri, bir böcek türünden diğerine göre değiştiği gibi, bir bitkiden diğerine ve hattâ aynı böcek türünün muhtelif yaşam dönemlerine göre de değişiklikler gösterir. Bu oluşumlar eğer bitki köklerinde meydana gelirse, onların bazan tümden kurumalarına dahi sebep olabilir, örneğin, bazı Phylloxeridae türleri ile elma pamuklu bitinde olduğu gibi bu türlü zararlar çok önem kazanır.
Homoptera türlerinin bitkilerde yaptığı endirekt zarar da iki şekilde olabilir. Birincisinde, böcekler bitkilerde beslenirken bir taraftan da tatlımsı maddeler salgılayarak bunlarla bitkilerin üzerlerini örterler. Bu maddeler üzerinde daha sonra saprofit funguslar gelişir ve fumajin ismi verilen bir oluşuma sebep olurlar. Bu oluşum, özellikle bitkilerin yaprak gibi asimilasyon ve solunum yapan organlarının üzerlerini tamamiyle örterek onların bu gibi faaliyetlerini sekteye uğratır. Bu da bitkinin tüm olarak gelişmesini engeller, onları zayıf düşürür ve verimi azaltır. Ayrıca bu madde ile bulaşık ürünler de büyük oranda pazarlama değerlerini kaybederler. Zayıf düşen bitkilerde ise direnç azalacağından kolaylıkla, d'ğer hastalık ve zararlıların hücumuna maruz kalırlar. Endirekt zararın ikinci şekli, bazan bu birincisinden daha da önemlidir. Bu türlü zarar şekli, bunların bitkilerde bazı tehlikeli virüs hastalık veya benzerlerini bir bitkiden diğerine bulaştırmak veya yaymak suretiyle meydana getirilir. Bitkilerde bazı çok önemli olan öldürücü virüs hastalık etmenlerinin bir çoğu bazı homopter türleri tarafından taşınmaktadır. Bu gibi zararlar, her tür hi.kkmda gerekli bilgiler verilirken ileride anlatılacaktır. Burada daha çok, bu böceklerin beslenmeleri ve bunların sonucunda bitkilerde meydana gelen simptom ve zararlar hakkında genel bilgiler verilecektir.
Herhangi bir homopter türü, bitki dokularından herhangi birisinde beslenirken eğer salgıladığı madde hastalık belirtisine neden oluyorsa, bu gibi türe toxigenic adı verilir. Yine böcek beslenirken bazı şartlarda hastalığa sebep olmuyorsa buna da toxini£erous tür denir (Carter, 1936). Sokucu-emici ağız parçalarına sahip böceklerin bitki dokularında beslenirken- salgıladığı toksik maddeler dolayısıyle yaptıkları zarar veya simp-tomlar ile bunların bitkilere bulaştırdıkları virüs hastalık ve benzerlerinin sebep olduğu değişiklikler, bazı durumlarda birbirlerine o kadar benzer
ki çok kez bunların, böceğin salgıladığı toksik maddeden mi, yoksa onun taşıdığı hastalıktan dolayı mı meydana geldiğini anlamak çok güçleşir. Bunu anlamak için ise çoğu kez özel denemelere girişmek gerekir. Böceğin sokup-emme sonucu meydana getirdiği yersel yaralar çok defa kolaylıkla anlaşılır. Bu yaralar böceğin stylet'lerinin girdiği yerlere inhisar eder ve bu yaralar da çok kez böcek türüne özgü olan bir biçimde olur. Fakat çoğunlukla da stylet'lerin girdiği yerdeki etki altında kalan dokular da bu beslenme mekanizmasının etkisinde kalır. Bu etkide kalan kısmm büyüklüğü ve şekli, böcek türüne göre değiştiği gibi, bitki türüne, bitki varyetesine ve hatta aynı bitkinin çeşitli organlarına göre de çok değişir. Endirekt olan bu türlü böcek zararının hiç şüphesiz böcek populasyonu ile yakından ilgisi vardır. Ancak bu gibi zararlarda böcek populasyonu ortadan kaldı nldığmda, bitki kendisini çabucak toplar ve zararın etkisi de kısa zamanda ortadan kalkar.
Bazan bu şekilde beslenmeden poîayı meydana gelen yersel yaralar, sonradan sekonder olarak değişebilir veya bazı gelişmelere neden olabilir. Buna çeşitli faktörler etkide bulunur. Çok kez sokucu-emici böceklerin stylet'lerinin bitki dokularında meydana getirdiği yaralara sonradan hastalık yapan bakteri veya funguslar arız olarak yaranın etkisini çoğ .Itır ve şeklini de değiştirebilir. Bu gibi hallerde de yine böcek populasyonu-nun durumu, meydana gelecek zararla yakından ilgilidir.
Sokucu-emici ağiz parçalarına sahip olan böceklerin bitkilere salgıladığı toksik maddelerin sistemik etkilerini tespit etmek, bir çok hallerde pek güçtür. Bunlann tespiti ne kadar güç olursa, virüs hastalık ve benzerleri ile olan ilgisi de o kadar fazla. olur. Gerçekten bir çok hallerde bunlar birbirlerine çok karıştırılmaktadır, örneğin, Kuzey Amerika'ya mah-sus olan bazı Cicadellidae türlerinin {Empoasca fabae gibi) patateslerde meydana getirdiği hopperburn, uzun yıllar bir virüs hastalığı olarak tanınmıştı. Bu gün bu hastalığın, böceğin beslenirken salgıladığı toksik maddeler dolayısıyle meydana geldiği kabul edilmektedir. Yine Sudan, Mısır, îsrail ve diğer yakm-doğu ülkelerinin bir çoğunda yayılmış olan Austroasca lybica'â.d. aynı şekilde pamuklarda hopperburn'e sebep olmaktadır. Bu gibi zararları diğer bazı cicadellid türleri de yapmaktadır.
Yukarıda verilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi, sokucu-emici böceklerin bitkilerde beslenmeleri, onlarda meydana getirdikleri zararlar ve bu zararların şekilleri çok karışık bir durum gösterir. Bu itibarla bir entomolog, herhangi bir bahçeye veya tarlaya girdiği zaman, savaş hakkında bir karara varmadan önce, bitkilerde gördüğü, böceklerin meydana getirdiği zarar şekilleri veya simptomlar ile böcek türleri arasındaki yakın ilişkileri iyi şekilde incelemek ve varacağı sonuca göre hareket etmek mecburiyetindedir. Bu hususta uzman bir fitopatolog ile de işbirliği yapmayı unutmamalıdır. Bü konularda daha fazla bilgi almak isteyenler Carter, 1939, 1962; Esan et al. 1961; Herford, 1935; Komarck, 1946; Miles, 1959 ve Nuorteva, 1956'ya baş vurabilirler.
Homoptera takmıi uzun yıllardanberi yukarıda da belirtildiği gibi
Hemiptera takımı içinde bir alttakım halinde incelenmekte idi. Hattâ
bu gün dahi bazı araştırıcılar bu grubu yine de alttakım halinde inceleme
ye devam etmektedirler. Diğer bazı araştırıcılar ise (Eidmann und
Kühlhorn, 1970 gibi) sokucu-emici böcekleri Hemipteroidea üst takımı ola
rak ele almakta ve bunu Homoptera ve Heteroptera olmak üzere iki takıma ayırmaktadır. Her üç halde de, yani ister aîttakım olsun, ister bağımsız ve ayrı bir takım halinde kabul edilsin, Homoptera türleri bazı yazar
lara göre Serie'lere, diğer bazılarına göre de alttakımlara ayrılarak ince
lenirler. Burada takip edilecek sınıflandırma Dantsig (1964) dikkate alınarak yapılmıştır. Buna göre Palearktik bölgeye ait Homoptera türleri 5 alttaki m halinde ele alınarak incelenmektedir. Aşağıda alttakımlar ve bunlara bağlı önemli olan Palearktik bölgeye özgü familyalar sırasıyla verilmiştir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

