Javeseîla pellucida F. (Şekil 25)
Sinonim : — striata F.; — marginata ¥.;—■ dispar Fail.; — suturalis Gurtis; — herrichii Kirschb.; ■—flavipennis Shalb.; — ochroleuca Kirschb.; — frontalis Kirschb.
Bu tür bir çok cinsler değiştirdikten sonra, en son olarak Javeseîla cinsi içinde incelenmeye başlanmıştır. Bu nedenle söz konusu olan türün, bazı yazarlar tarafından halâ daha Delphacodes, Delphax, Çalligypona, Liburnia, IVeidmerianella vs. gibi cinsler içinde gösterildiğinden, bu cinslerden en çok kullanılanlarını burada vermekte fayda mütalâa edilmiştir. J. pellucida Buğdaygillere bazı önemli virüs hastalıklarını bulaştırdığı için aşağıda gereği şekilde bilgiler verilmeye çalışılmıştır.
Tanım : Yukandaki sinonim listesinden de anlaşılacağı üzere, bireyler arasında bariz morfolojik farklılıklar bulunur. Örneğin, erkek ve dişi bireyler arasında belirli seksüel dimorfizm görülür. Ayrıca bireyler arasında uzun ve kısa kanatlı formlara da sık olarak tesadüf edilir. Bu nedenle tanınması oldukça güçtür.

Erkek bireyler arasında uzun kanatlı formlar da.ha çok bulunur, ön kanatlar açık sarımsı kahverenktedir. Başta vertex siyah, carina'lar açık renktedir. Kısa kanatlı formlarda ön kanatlar abdomen'in nihayetini belirli şekilde geçer. Pronotum siyah, fakat önde dış carina'lar arası dar veya enli olarak beyazımsı renktedir. Scutellum siyah, bazan dış carina'lar ve nihayet kenar boyunca açık kahverenktedir. Abdomen siyahtır. Uzun kanatlı forffilardaki vücut uzunluğu 4.0-4.5 mm, kısa kanatlı fcrm-larda ise 2.5-3.0 mm'dir.
Dişilerde ön kanatlar saydam veya daha az kahverenkte, fakat iç kenar boyunca koyu çizgi yoktur. Vertex, pronotum, scutellum ve abdomen . açık sarımsı kahve ve siyah arasında olmak üzere değişik renktedir. Uzun kanatb formlarda vücut uzunluğu 4-5 mm, kısa kanatlı formlarda ise 2.5-3.0 mm'dir.
Bu türün aynı alanlarda uzun ve kısa kanatlı olmak üzere değişik formlarının bulunması bir çok araştırıcıların dikkatini çekmiş ve bunun nedenleri üzerinde pek çok araştırmalar yapılarak iyi şekilde incelenmiştir. Örneğin, iklim koşullarının, soya çekimin, parazitlerin, beslenme koşullarının ve nihayet populasyon yoğunluğunun bireylerde kanatların uzun ve kısa olmasındaki etkileri Lindberg (1939), Kontkanen (1947) ve Raa-tikainen (1967) tarafından çok iyi şekilde araştırılmıştır. Sonuncu araştırıcıya göre, söz konusu faktörlerden populasyon yoğunluğu dişi ve erkek bireylerde kanatların kısalmasına belirli bir şekilde etkili olmakta, fakat diğer faktörlerin etkileri kesinlikle anlaşılamamaktadır.
Yayılışı : Palearktik bölgenin hemen hemen her tarafı ile Nearktik bölgede yayılmıştır. Yurdumuzun hemen her tarafında az veya çok görülür.
olması gerekir. Halbuki genellikle populasyonları doğada gereği kadar
fazla olmadığı için direkt zararı da önemli olmamaktadır. J. pellucida'mn asıl zararı endirekt olarak meydana gelir. Çünkü bu tür, bazı virüs hasalıklarının, kesin taşıyıcısı olarak bilinmektedir. Bu nedenle populasyonları az da olsa bu yolla büyük zararlara sebep olabilmektedir. Halen in
giltere, Orta Avrupa ülkelerinin bazıları ile Kuzey Avrupa ülkelerinden
özellikle Finlandiya ve isveç'te bu türün yulaf, arpa, çavdar, buğday,
çeltik ve mısırlarda bazı virüs hastalıklarının taşıyıcısı olduğu bilinmek
tedir (Nuorteva, 1958, 1962; Slykhius, 1958 ve Raatikainen, 1967).
J. pellucida'mn bulaştırdığı başlıca virüs hastalıkları: European wheat
striate mosaic virüs (EWSMV) ve Oat sterile dwarf virüs (OSDV)
dür. Haftahk önce buğdayların yapraklarında uzunluğuna klorotik çizgiler halinde görülür. Araz daha çok yaprakların alt yüzlerinde belirir.
Zamanla bu çizgiler beyaz veya esmer renge dönüşür ve böylece yaprak
lar asimilasyon görevlerini yapamazlar. Hastalığın şiddetine göre bitkinin
tamamı kurur veya az etkili olan hallerde başaklar tane bağlamaz veya bağlasa bile bunlar iyi gelişemedikleri için düşük kaliteli olurlar. Aynı durum yulaf, arpa ve çeltikler ile yabani Buğdaygiller için de söz konusudur. Almanya, isviçre, Çekoslovakya ve Kuzey Avrupa ülkelerinin birçoklarında bu yüzden mahsul kayıpları meydana gelmektedir. Bu nedenle bu türün bulaştırdığı hastalıklar üzerinde yurdumuzda da önemle durulması gerekmektedir.Halen EWSMV hastalığının yurdumuzda, özellikle Batı Anadolu kesiminde bulunduğu tesbit edilmiş bulunmakta fakat bu hastalığın vektörü bilinmemektedir (Bremer, 1971, 1973, 1974). Ancak bu hastalığın taşıyıcısı olan J. pellucida yurdumuzda bulunduğuna göre büyük bir ola- , sıîıkla bu türün, adı geçen hastalığı yurdumuzda da bulaştırması mümkündür.
Biyolojisi s J. pellucida'nın biyolojisi yurdumuzda iyi bilinmemektedir. Ancak Avrupa'nın bir çok ülkelerinde biyolojisi, ekolojisi ve diğer hususları çok iyi olarak araştırılmıştır. ?ngiltere, 1>veç ve Finlandiya'da yılda bir nesil, Almanya'da iki nesil vermektedir. Bu ülkelerde kışı muhtelif nimf dönemlerinde, fakat daha çok yaşlı nimf dönemlerinde geçirmektedir. Kısa kanatlı formlar 10-15 metre, mesafe içinde, uzun kanatlı formlar ise rüzgârın da yardımı ile bir kaç kilometre uçabilmektedir. Doğadaki erkek dişi oranları takriben 1/1 oranındadır. Çiftleştikten sonra bir dişi hayatı boyunca 400 kadar yumurta bırakmaktadır. Yumurtalar çoğunlukla Buğdaygillerin sapları içine, baza.n da yaprakların içine bırakılmaktadır. Bu türün biyolojisi, ekolojisi, tabii düşmanları ile diğer hususlarda daha fazla bilgi almak istiyenler Dlabola 1958, 1960: Harpaz et al., 1965; Hassan, 1939: Heikinheimo, 1959; Heikinheimo and Raati-kainen, 1962; Ikaheimo, 1964; Ikaheimo and Raatikainen, 1961; Kanervo et al., 1957; Raatikainen and Tinnila, 1959; Sinha, ?960; Slykhius, 1958; Slykhius and Watson, 1958; Wacke and Prusa, 1961; Watson and Sinha, 1959 gibi eserlere başvurabilirler.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Sinonim : — striata F.; — marginata ¥.;—■ dispar Fail.; — suturalis Gurtis; — herrichii Kirschb.; ■—flavipennis Shalb.; — ochroleuca Kirschb.; — frontalis Kirschb.
Bu tür bir çok cinsler değiştirdikten sonra, en son olarak Javeseîla cinsi içinde incelenmeye başlanmıştır. Bu nedenle söz konusu olan türün, bazı yazarlar tarafından halâ daha Delphacodes, Delphax, Çalligypona, Liburnia, IVeidmerianella vs. gibi cinsler içinde gösterildiğinden, bu cinslerden en çok kullanılanlarını burada vermekte fayda mütalâa edilmiştir. J. pellucida Buğdaygillere bazı önemli virüs hastalıklarını bulaştırdığı için aşağıda gereği şekilde bilgiler verilmeye çalışılmıştır.
Tanım : Yukandaki sinonim listesinden de anlaşılacağı üzere, bireyler arasında bariz morfolojik farklılıklar bulunur. Örneğin, erkek ve dişi bireyler arasında belirli seksüel dimorfizm görülür. Ayrıca bireyler arasında uzun ve kısa kanatlı formlara da sık olarak tesadüf edilir. Bu nedenle tanınması oldukça güçtür.

Erkek bireyler arasında uzun kanatlı formlar da.ha çok bulunur, ön kanatlar açık sarımsı kahverenktedir. Başta vertex siyah, carina'lar açık renktedir. Kısa kanatlı formlarda ön kanatlar abdomen'in nihayetini belirli şekilde geçer. Pronotum siyah, fakat önde dış carina'lar arası dar veya enli olarak beyazımsı renktedir. Scutellum siyah, bazan dış carina'lar ve nihayet kenar boyunca açık kahverenktedir. Abdomen siyahtır. Uzun kanatlı forffilardaki vücut uzunluğu 4.0-4.5 mm, kısa kanatlı fcrm-larda ise 2.5-3.0 mm'dir.
Dişilerde ön kanatlar saydam veya daha az kahverenkte, fakat iç kenar boyunca koyu çizgi yoktur. Vertex, pronotum, scutellum ve abdomen . açık sarımsı kahve ve siyah arasında olmak üzere değişik renktedir. Uzun kanatb formlarda vücut uzunluğu 4-5 mm, kısa kanatlı formlarda ise 2.5-3.0 mm'dir.
Bu türün aynı alanlarda uzun ve kısa kanatlı olmak üzere değişik formlarının bulunması bir çok araştırıcıların dikkatini çekmiş ve bunun nedenleri üzerinde pek çok araştırmalar yapılarak iyi şekilde incelenmiştir. Örneğin, iklim koşullarının, soya çekimin, parazitlerin, beslenme koşullarının ve nihayet populasyon yoğunluğunun bireylerde kanatların uzun ve kısa olmasındaki etkileri Lindberg (1939), Kontkanen (1947) ve Raa-tikainen (1967) tarafından çok iyi şekilde araştırılmıştır. Sonuncu araştırıcıya göre, söz konusu faktörlerden populasyon yoğunluğu dişi ve erkek bireylerde kanatların kısalmasına belirli bir şekilde etkili olmakta, fakat diğer faktörlerin etkileri kesinlikle anlaşılamamaktadır.
Yayılışı : Palearktik bölgenin hemen hemen her tarafı ile Nearktik bölgede yayılmıştır. Yurdumuzun hemen her tarafında az veya çok görülür.
Konukça Bitkileri : J. pellucida, özellikle Buğdaygiîler'in yabani
ve kültür türlerinde yaşar. Raatikainen'e göre (op. cit.), ba?hca konukçulan Buğdaygiller familyası bitkileri olmakla beraber bazan Trifolium'un
bazı türleri, Galeopsis bifida, Sperdfl. arvensis ile Carex ve Eriophorum cinsine
bağlı bitki türlerinde de rastlanmakta, ap,cak bunlarda belirli şekilde bes-
Jenmemekttdir. Finlandiya'da bu zararlı türün Buğdaygiî'erden de genellikle yazlık ekinleri tercih ettiği, fakat kışlık ekinlerde de bulundukları
bildirilmektedir. Buğdaygillerin yabani formlarından başka buğday, arpa,
yulaf, çeltik ve mısır bu türün başlıca beslendikleri ve yaşadıklan bitkileri
teşkil etmektedir.
Zararı : Ergin ve nimfler beslendiği bitkilerde direkt ve endirekt
olmak üzere iki yönden zarara sebep olur. Direkt olan zararı, ergin ve
nimflerin sokup-emmesi sonucu bitkilerden fazla miktarda özsu çekme
leri, dolayısiyıe oniarı zayıf düşürerek verimlerini azaltması suretiyle olur.
Ayrıca bunlar bitkilerde beslenirken toksik maddeler de salgılayarak zararlarını daha da arttırırlar. Buna rağmen direkt olarak bu şekilde fkonomik düzeyde zarara sebep olabilmeleri için populasyoniarmın çok yüksek
olmak üzere iki yönden zarara sebep olur. Direkt olan zararı, ergin ve
nimflerin sokup-emmesi sonucu bitkilerden fazla miktarda özsu çekme
leri, dolayısiyıe oniarı zayıf düşürerek verimlerini azaltması suretiyle olur.
Ayrıca bunlar bitkilerde beslenirken toksik maddeler de salgılayarak zararlarını daha da arttırırlar. Buna rağmen direkt olarak bu şekilde fkonomik düzeyde zarara sebep olabilmeleri için populasyoniarmın çok yüksek
fazla olmadığı için direkt zararı da önemli olmamaktadır. J. pellucida'mn asıl zararı endirekt olarak meydana gelir. Çünkü bu tür, bazı virüs hasalıklarının, kesin taşıyıcısı olarak bilinmektedir. Bu nedenle populasyonları az da olsa bu yolla büyük zararlara sebep olabilmektedir. Halen in
giltere, Orta Avrupa ülkelerinin bazıları ile Kuzey Avrupa ülkelerinden
özellikle Finlandiya ve isveç'te bu türün yulaf, arpa, çavdar, buğday,
çeltik ve mısırlarda bazı virüs hastalıklarının taşıyıcısı olduğu bilinmek
tedir (Nuorteva, 1958, 1962; Slykhius, 1958 ve Raatikainen, 1967).
J. pellucida'mn bulaştırdığı başlıca virüs hastalıkları: European wheat
striate mosaic virüs (EWSMV) ve Oat sterile dwarf virüs (OSDV)
dür. Haftahk önce buğdayların yapraklarında uzunluğuna klorotik çizgiler halinde görülür. Araz daha çok yaprakların alt yüzlerinde belirir.
Zamanla bu çizgiler beyaz veya esmer renge dönüşür ve böylece yaprak
lar asimilasyon görevlerini yapamazlar. Hastalığın şiddetine göre bitkinin
tamamı kurur veya az etkili olan hallerde başaklar tane bağlamaz veya bağlasa bile bunlar iyi gelişemedikleri için düşük kaliteli olurlar. Aynı durum yulaf, arpa ve çeltikler ile yabani Buğdaygiller için de söz konusudur. Almanya, isviçre, Çekoslovakya ve Kuzey Avrupa ülkelerinin birçoklarında bu yüzden mahsul kayıpları meydana gelmektedir. Bu nedenle bu türün bulaştırdığı hastalıklar üzerinde yurdumuzda da önemle durulması gerekmektedir.Halen EWSMV hastalığının yurdumuzda, özellikle Batı Anadolu kesiminde bulunduğu tesbit edilmiş bulunmakta fakat bu hastalığın vektörü bilinmemektedir (Bremer, 1971, 1973, 1974). Ancak bu hastalığın taşıyıcısı olan J. pellucida yurdumuzda bulunduğuna göre büyük bir ola- , sıîıkla bu türün, adı geçen hastalığı yurdumuzda da bulaştırması mümkündür.
Biyolojisi s J. pellucida'nın biyolojisi yurdumuzda iyi bilinmemektedir. Ancak Avrupa'nın bir çok ülkelerinde biyolojisi, ekolojisi ve diğer hususları çok iyi olarak araştırılmıştır. ?ngiltere, 1>veç ve Finlandiya'da yılda bir nesil, Almanya'da iki nesil vermektedir. Bu ülkelerde kışı muhtelif nimf dönemlerinde, fakat daha çok yaşlı nimf dönemlerinde geçirmektedir. Kısa kanatlı formlar 10-15 metre, mesafe içinde, uzun kanatlı formlar ise rüzgârın da yardımı ile bir kaç kilometre uçabilmektedir. Doğadaki erkek dişi oranları takriben 1/1 oranındadır. Çiftleştikten sonra bir dişi hayatı boyunca 400 kadar yumurta bırakmaktadır. Yumurtalar çoğunlukla Buğdaygillerin sapları içine, baza.n da yaprakların içine bırakılmaktadır. Bu türün biyolojisi, ekolojisi, tabii düşmanları ile diğer hususlarda daha fazla bilgi almak istiyenler Dlabola 1958, 1960: Harpaz et al., 1965; Hassan, 1939: Heikinheimo, 1959; Heikinheimo and Raati-kainen, 1962; Ikaheimo, 1964; Ikaheimo and Raatikainen, 1961; Kanervo et al., 1957; Raatikainen and Tinnila, 1959; Sinha, ?960; Slykhius, 1958; Slykhius and Watson, 1958; Wacke and Prusa, 1961; Watson and Sinha, 1959 gibi eserlere başvurabilirler.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

