Philaenus spumarius L. (Şekil 37)
Sinonim s ------- leucopthalmus L.
Türkçe olarak adi köpüklü ağustosböceği ismi altında bilinmektedir.
Şekil 37. Philaenus spumarıus : A. ergin, B. bir bitki sapında nimfin salgıladığı ve altına gizlendiği köpükümsü sıvı

İann çeşitli kombinasyonu olan renk ve desenlere de sahip bireyler görülebilir. Ön kanatların costa'ya ait kenarı dışbükeydir. Vücut uzunluğu 5.8-6.7 mm'dir. Erkeklerde boy genellikle dişilerden daha kısadır.
Yayılışı : Palearktik ve Nearktik bölgelerde yayılan bu tür, yurdumuzun hemen hemen her tarafında görülürse de daha çok rutubetli ve gölgelik olan yerlerde tesadüf edilir. Kuzey Anadolu ile Doğu Karadeniz bölgelerinde genellikle daha bol olarak bulunur.
Zararı i Diğer cereopid türlerinde olduğu gibi zarar, nimfler tarafından meydana getirilir. Bunlar bulundukları bitkilerin sap, ince dal ve sürgünlerini sokup emmek suretiyle onların zayıflamalarına, dolayısiyle verimden düşmelerine sebep olur. Yoncalarda yoğun şekilde beslendiklerinde orta sürgünün nihayet kısmı rozet şekline dönüşür. Gramineae familyası bitkilerinin saplarında beslendiklerinde saplar kısa kalır, başaklar normal teşekkül etmez veya etse bile taneler zayıf kalır. Şiddetli saldırılarda, özellikle kurak olan yer veya' iklim koşullarında, zararı daha da artar. Bu gibi durumlarda bitkiler solar ve kurur. Amerika'da yapılan zarar tespitlerinde, bazı yerlerde bu türün mera bitkilerinde kuru ot verimini % 20-50 arasında azalttığı tespit edilmiştir (Anon., 1962).
Özellikle nisan ve mayıs aylarında yağış az ve böcek populasyonu da yüksek olduğu taktirde büyük zararlara sebep olması her zaman beklenebilir. Ayrıca nimfler beslenirken salgıladığı toksik maddeler dolayısıyla bitkilerde şekil bozuklukları da meydana gelerek zararları bir kat daha artar. Bundan başka, bu türün bazı ülkelerde belirli olan bazı virüs hastalıklarının taşıyıcısı olduğu da bildirilmektedir. Örneğin, Pierce virüs hastalığının vektörüdür. Bağlardaki pierce virüs hastalığının çeşitli formlarının yayılmasında muhtelif şekilde taşıyıcılık yaptığı bildirilmektedir (De Lang and Severin, 1950). Carter (1962)'e göre bu tür Lucerae ehvarf ve Peacîı ye!!ow virüs hastalıklarının da taşıyıcısıdır.
Konukçuları : Son derece polifag bir türdür. Taze olan herhangi bir bitki ile beslenir dense hata yapılmış olmaz denebilir. Weaver and King (1954), bu türün Kuzey Amerika'da yüzlerce konukçusu olduğunu bildirmektedir. Orta ve Kuzey Avrupa'da ise 236 muhtelif bitki türünde zararlı olduğu kaydedilmiştir. Yine Doering (1930 a, 1930 b), 400'den fazla bitki türünü bu böceğin konukçusu olarak göstermiştir. Bununla beraber Halkka et al. (1976), konukçu listesinin bu kadar fazla olmaması gerektiğine, bunun cereopid türlerine ait, özellikle Neophilaenus cinsine bağlı türlerin nimfleriyle karıştırılmasından ötürü olabileceğine değinmektedir. Aynı yazarlara göre bu zararlının Finlandiya'da 150'den fazla konukçusu bulunmaktadır.
Genel olarak zararlı olduğu bitkiler; yonca, tirfil, krizantem, Gramineae, bazı Baklagiller, kavak, söğüt, çınar ile Ribes, Rumex, Rubus, Alnus, Be-tula, Prunus, Rosa gibi bitki cinslerine bağlı türler, bağ ve bir çok sebzeler bu arada sayılabilir. Batı Anadolu'da az olmakla beraber yonca, havuç, anason ve kerevizlerde görülmektedir. Doğu Karadeniz bölgesinde özellikle fmdk ağaçlarında rastlanmaktadır. Bodenheimer (1958)'e göre yurdumuzda Melilotus ile yapraklı ağaçlarda rastlanmaktadır. Schimitscheck (1953)'e göre istanbul ve Karadeniz bölgesi orman ağaçlarında, özellikle çam, Alnus, Abies ve Picea ile. karanfillerde daha çok görülmektedir.
Transkafkasya'da bu türün pamuklarda zararlı olduğu kaydedilmiştir.
Biyolojisi : Bulurduğu bütün ülkelerde yılda bir nesil verir. Biyolojisi bir çok yazarlar tarafından iyi şekilde araştırılmıştır. Bunlar arasında başlıca Kontkanen (1954); Weaver and King (1954); Zakopal and Dla-bola (1958); Jurisoo (1964) ve Halkka et al. (1976) sayılabilir.
Kışı yumurta halinde geçirir. Yurdumuzda kışı geçirecek olan yumurtalar yaşadıkları bitkilerde olmak üzere yerine göre temmuz, ağuscos veya eylül aylarında bırakılır. Yumurtalar bitkilerin ölü kısımlarına, çiçeklerine, yapraklar veya saplarına, bitkilerin açık veya kapalı yerlerine fakat daha çok alt kısımlarına yakm olan yerlerine bırakılır. Dişiler yumurtalarını 2-20 taneîik sıralar halinde dırakır. Bir dişinin bıraktığı yumurta sayısı 15-30 arasında değişir. Her dişinin hayatı boyunca ortalama 20 yumurta bıraktığı kabul edilebilir. Bu miktar, Weaver and King (1954)'e göre ortalama 17 veya Wiegert (1964)'e göre ise 22'dir. Finlandiya'da bir dişinin ortalama 20 yumurta bıraktığı bildirilmektedir (Halkka et al.., 1976).
Kışı geçiren yumurtalar yurdumuzda yerine göre genellikle nisan daşmdan mayıs sonuna kadar olan bir devrede açılır. Yeni çıkan nimfler önceleri çok küçük ve pembemsi renktedir. Daha sonra renk sarımsı yeşile döner. Nimfier yumurtadan çıkar çıkmaz köpükümsü maddeyi meydana getirme/e başlar. Bu salgı altında gizlenen nimfler bulunduğu yerdeki bitki dokusunu sokup emerek beslenir. Nimfler büyüdükçe üzerlerindeki köpükümsü salgı da büyür. Ancak nimfîer zamanla bulundukları yeri terkeder ve genellikle bitkinin daha yukarılanndaki körpe kısımlarına geçerek beslenmelerine devam eder. Nimfler gelişmelerini yerine göre nisan sonundan haziran başlarına kadar tamamlayarak ergin hale geçer. Son nimf dönemini tamamlayan bireyler deri değiştirip ergin hale geçtikten sonra köpükümsü sıvıyı terkederler.
Erginler diğer Cicadinea türlerinde olduğu gibi rahatsız edildiklerinde kolaylıkla ve çevik şekilde sıçrarlar. Erginlerde erkek-dişi oranı genellikle 1 : l'dir. Ergin hale geçen bireyler tarlalarda belirli yerlerde devamlı
olarak kalmazlar. Bunlar sıçrarlar ve kısa mesafeler dahilinde uçarak yer değiştirirler. Erginler bitkilerin başta yapraklar olmak üzere sap ve diğer organlarında beslenirler. Erginlerin beslenmek suretiyle yaptıkları zarar, hattâ bunlar çok yoğun olarak bulunsalar dahi yine de yok denecek kadar az olur. Esas zararı nimfler yapar. .
Yurdumuzda bu türün halen zarar yapacak populasyonlarma tesadüf edilmemektedir. Ancak bazı virüs hastalıklarının taşıyıcısı olduğu ve bazı ülkelerde önemli zararlara sebep olduğu göz önünde tutulursa üzerinde önemle durulması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
. Bu türden başka yurdumuzda Philaenus cinsine ait Philaenus signatus Mel. olmak üzere diğer bir türü daha vardır. Bu türün ise ekonomik önemi yoktur.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Sinonim s ------- leucopthalmus L.
Türkçe olarak adi köpüklü ağustosböceği ismi altında bilinmektedir.
Şekil 37. Philaenus spumarıus : A. ergin, B. bir bitki sapında nimfin salgıladığı ve altına gizlendiği köpükümsü sıvı

İann çeşitli kombinasyonu olan renk ve desenlere de sahip bireyler görülebilir. Ön kanatların costa'ya ait kenarı dışbükeydir. Vücut uzunluğu 5.8-6.7 mm'dir. Erkeklerde boy genellikle dişilerden daha kısadır.
Yayılışı : Palearktik ve Nearktik bölgelerde yayılan bu tür, yurdumuzun hemen hemen her tarafında görülürse de daha çok rutubetli ve gölgelik olan yerlerde tesadüf edilir. Kuzey Anadolu ile Doğu Karadeniz bölgelerinde genellikle daha bol olarak bulunur.
Zararı i Diğer cereopid türlerinde olduğu gibi zarar, nimfler tarafından meydana getirilir. Bunlar bulundukları bitkilerin sap, ince dal ve sürgünlerini sokup emmek suretiyle onların zayıflamalarına, dolayısiyle verimden düşmelerine sebep olur. Yoncalarda yoğun şekilde beslendiklerinde orta sürgünün nihayet kısmı rozet şekline dönüşür. Gramineae familyası bitkilerinin saplarında beslendiklerinde saplar kısa kalır, başaklar normal teşekkül etmez veya etse bile taneler zayıf kalır. Şiddetli saldırılarda, özellikle kurak olan yer veya' iklim koşullarında, zararı daha da artar. Bu gibi durumlarda bitkiler solar ve kurur. Amerika'da yapılan zarar tespitlerinde, bazı yerlerde bu türün mera bitkilerinde kuru ot verimini % 20-50 arasında azalttığı tespit edilmiştir (Anon., 1962).
Özellikle nisan ve mayıs aylarında yağış az ve böcek populasyonu da yüksek olduğu taktirde büyük zararlara sebep olması her zaman beklenebilir. Ayrıca nimfler beslenirken salgıladığı toksik maddeler dolayısıyla bitkilerde şekil bozuklukları da meydana gelerek zararları bir kat daha artar. Bundan başka, bu türün bazı ülkelerde belirli olan bazı virüs hastalıklarının taşıyıcısı olduğu da bildirilmektedir. Örneğin, Pierce virüs hastalığının vektörüdür. Bağlardaki pierce virüs hastalığının çeşitli formlarının yayılmasında muhtelif şekilde taşıyıcılık yaptığı bildirilmektedir (De Lang and Severin, 1950). Carter (1962)'e göre bu tür Lucerae ehvarf ve Peacîı ye!!ow virüs hastalıklarının da taşıyıcısıdır.
Konukçuları : Son derece polifag bir türdür. Taze olan herhangi bir bitki ile beslenir dense hata yapılmış olmaz denebilir. Weaver and King (1954), bu türün Kuzey Amerika'da yüzlerce konukçusu olduğunu bildirmektedir. Orta ve Kuzey Avrupa'da ise 236 muhtelif bitki türünde zararlı olduğu kaydedilmiştir. Yine Doering (1930 a, 1930 b), 400'den fazla bitki türünü bu böceğin konukçusu olarak göstermiştir. Bununla beraber Halkka et al. (1976), konukçu listesinin bu kadar fazla olmaması gerektiğine, bunun cereopid türlerine ait, özellikle Neophilaenus cinsine bağlı türlerin nimfleriyle karıştırılmasından ötürü olabileceğine değinmektedir. Aynı yazarlara göre bu zararlının Finlandiya'da 150'den fazla konukçusu bulunmaktadır.
Genel olarak zararlı olduğu bitkiler; yonca, tirfil, krizantem, Gramineae, bazı Baklagiller, kavak, söğüt, çınar ile Ribes, Rumex, Rubus, Alnus, Be-tula, Prunus, Rosa gibi bitki cinslerine bağlı türler, bağ ve bir çok sebzeler bu arada sayılabilir. Batı Anadolu'da az olmakla beraber yonca, havuç, anason ve kerevizlerde görülmektedir. Doğu Karadeniz bölgesinde özellikle fmdk ağaçlarında rastlanmaktadır. Bodenheimer (1958)'e göre yurdumuzda Melilotus ile yapraklı ağaçlarda rastlanmaktadır. Schimitscheck (1953)'e göre istanbul ve Karadeniz bölgesi orman ağaçlarında, özellikle çam, Alnus, Abies ve Picea ile. karanfillerde daha çok görülmektedir.
Transkafkasya'da bu türün pamuklarda zararlı olduğu kaydedilmiştir.
Biyolojisi : Bulurduğu bütün ülkelerde yılda bir nesil verir. Biyolojisi bir çok yazarlar tarafından iyi şekilde araştırılmıştır. Bunlar arasında başlıca Kontkanen (1954); Weaver and King (1954); Zakopal and Dla-bola (1958); Jurisoo (1964) ve Halkka et al. (1976) sayılabilir.
Kışı yumurta halinde geçirir. Yurdumuzda kışı geçirecek olan yumurtalar yaşadıkları bitkilerde olmak üzere yerine göre temmuz, ağuscos veya eylül aylarında bırakılır. Yumurtalar bitkilerin ölü kısımlarına, çiçeklerine, yapraklar veya saplarına, bitkilerin açık veya kapalı yerlerine fakat daha çok alt kısımlarına yakm olan yerlerine bırakılır. Dişiler yumurtalarını 2-20 taneîik sıralar halinde dırakır. Bir dişinin bıraktığı yumurta sayısı 15-30 arasında değişir. Her dişinin hayatı boyunca ortalama 20 yumurta bıraktığı kabul edilebilir. Bu miktar, Weaver and King (1954)'e göre ortalama 17 veya Wiegert (1964)'e göre ise 22'dir. Finlandiya'da bir dişinin ortalama 20 yumurta bıraktığı bildirilmektedir (Halkka et al.., 1976).
Kışı geçiren yumurtalar yurdumuzda yerine göre genellikle nisan daşmdan mayıs sonuna kadar olan bir devrede açılır. Yeni çıkan nimfler önceleri çok küçük ve pembemsi renktedir. Daha sonra renk sarımsı yeşile döner. Nimfier yumurtadan çıkar çıkmaz köpükümsü maddeyi meydana getirme/e başlar. Bu salgı altında gizlenen nimfler bulunduğu yerdeki bitki dokusunu sokup emerek beslenir. Nimfler büyüdükçe üzerlerindeki köpükümsü salgı da büyür. Ancak nimfîer zamanla bulundukları yeri terkeder ve genellikle bitkinin daha yukarılanndaki körpe kısımlarına geçerek beslenmelerine devam eder. Nimfler gelişmelerini yerine göre nisan sonundan haziran başlarına kadar tamamlayarak ergin hale geçer. Son nimf dönemini tamamlayan bireyler deri değiştirip ergin hale geçtikten sonra köpükümsü sıvıyı terkederler.
Erginler diğer Cicadinea türlerinde olduğu gibi rahatsız edildiklerinde kolaylıkla ve çevik şekilde sıçrarlar. Erginlerde erkek-dişi oranı genellikle 1 : l'dir. Ergin hale geçen bireyler tarlalarda belirli yerlerde devamlı
olarak kalmazlar. Bunlar sıçrarlar ve kısa mesafeler dahilinde uçarak yer değiştirirler. Erginler bitkilerin başta yapraklar olmak üzere sap ve diğer organlarında beslenirler. Erginlerin beslenmek suretiyle yaptıkları zarar, hattâ bunlar çok yoğun olarak bulunsalar dahi yine de yok denecek kadar az olur. Esas zararı nimfler yapar. .
Yurdumuzda bu türün halen zarar yapacak populasyonlarma tesadüf edilmemektedir. Ancak bazı virüs hastalıklarının taşıyıcısı olduğu ve bazı ülkelerde önemli zararlara sebep olduğu göz önünde tutulursa üzerinde önemle durulması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
. Bu türden başka yurdumuzda Philaenus cinsine ait Philaenus signatus Mel. olmak üzere diğer bir türü daha vardır. Bu türün ise ekonomik önemi yoktur.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

