Ceresa (= Stictocephala) bubalus F. (Şekil 39) ,
Türkçe ismi :üçgen Böceği-Kuzey Amerika'ya mahsus olan bu tür, Avrupa'da ilk kez 1912 yılında Macaristan, 1920 yılında Fransa ve 1938 yılında İsviçre'de görülmüş (Bovey, 1972), daha sonra 1946 yılında da İtalya'da bulunmuş (Servadei, 1968), fakat bundan sonra kısa zamanda Avrupa'nın diğer ülkelerine yayılarak oradan da nihayet yurdumuza girmiştir. Yurdumuzda varlığı 1963 yılında tespit edilmiştir. Memleketimizde ilk defa Edirne'de tespit edilen bu zararlı, Trakya bölgesinin hemen her tarafına kısa zamanda yayılmış, daha sonra İstanbul, îzmit, Bilecik, Sakarya, Bursa, Çanakkale ve Balıkesir havalisine de bulaşmıştır. Bu sonuncu illerde varlığı, buralardan toplanan örneklerden anlaşılmıştır. Entomoloji ve Zirai Zooloji Kürsüsü koleksiyonlarında bulunan bir kaç örnekteki etiketler 25.8.1967 tarihini taşımakta, örneğin toplandığı yerin Maradit (Artvin) ve toplandığı bitkinin de kızılağaç olduğu kayıtlıdır. .Etiketlerdeki tarih ve yer ismi dikkate alındığında, C. bubalus'vua. Doğu Karadeniz bölgesine Rusya'dan girdiği ve bu bölgeyi Trakya'da ilk bulunduğu tarihlerde ve belki de biraz daha önce olmak üzere bulaştırmış olabileceği ihtimali kuvvetlidir. Zira bu zararlının Karadeniz bölgesinde halen Samsun ve Sinop'a kadar olan bir alanda bulunduğu dikkate alınırsa bu hükmün yanlış olmayacağı anlaşılır. Hiç şüphesiz bu zararlının çok kısa bir zamanda yurdumuzun diğer bölgelerini de bulaştırması beklenmelidir. Böylece Türkiye meyveciliği yeni bir problemle karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.
Tanımı ı Erginler narin vücutlu, açık yeşil veya sarımsı yeşil renktedir. Pronotum fazla gelişmiş olup ön kısmın her iki yanında kütleli iki sivri köşe halinde dışarı çıkıntı yapmıştır. Yandan bakıldığında prono-tum'un gerisi tümsek yapar. Üstten bakıldığı zaman ise pronotum üzerinde «Y» şeklinde bir carina görülür. Bu «Y» şeklindeki carina'nm alt uzantısı kesin şekilde arkada abdomen'in sonuna kadar uzanır. Vücut uzunluğu 8-11 mm'dir.
Nimfler de erginler kadar acayip görünüşlüdür. Bunlarda, erginlerde görülen pronotum bulunmaz. Buna karşılık tergit'ler basit -tüy şeklinde uzantılarla donanmıştır.
Yumurtaları uzunca oval şekilde ve ortalama 0.35 mm uzunlukta ve 0.11 mm genişlikte, yeşilimsi veya kirli beyaz renktedir.
Konukçulan : Polifagdır. Dişiler yumurtalarını elma, armut, kiraz, vişne, şeftali, kayısı, fmdık, kestane, asma ile orman ve süs ağaçlarından kızılağaç., ıhlamur, kavak vs.'nin bir veya iki yıllık dalları içine bırakır. Nimfler çoğunlukla Leguminoseae familyasına ait bitkilerle (özellikle yonca, taş yoncası, mercimek, bakla, tirfil vs.) olmak üzere, fakat mısır, kasım-patı ile bazı sebze ve yabani bitkilerde de beslenir. Erginler de çoğunlukla bu gibi bitkilerde beslenirler.
Zararı: Ergin ve nimflerin beslenmek suretiyle yaptıkları zarar önemsizdir. Her ne kadar bunlar, beslendiği bitkilerin yapraklarında emgi izleri bırakırlarsa da çok büyük populasyon yoğunlukları olmadıkça bu şekildeki zararları ekonomik düzeye çok defa ulaşamamaktadır. Asıl zararı, dişiler yumurta bırakırken meydana gelir. Bunlar ağaçların bir veya iki yıllık dalları, ya da taze sürgünlerini yumurta koymak üzere ovipozitör'leri ile yararlar. Yarılan bxı yerler yara haline gelir. Yumurta konan dalların yumurta bırakılan yerlerden itibaren nihayet uçları gelişemez ve zayıf kalır, çok defa da kurur. Genç ağaçlarla, fidanlarda, ya da y^aşlı ağaçların genç sürgünlerindeki zararı daha önemlidir. Özellikle meyve ağaçlarının altlarında sebze, yem bitkileri vs. dikiIBiğinde, ya da yabancı otlarla iyi savaş yapılmadığında ağaçlardaki zararı daha fazla olur.
Biyolojisi i Kışı yumurta halinde geçirir. Nimfleri, bulundukları yerin iklim koşullarına göre nisan sonu, mayıs ve haziran aylarında çıkarlar, îlk inficar yurdumuzun kuzey kesimlerinde, özellikle mayısın 2'nci yarısından itibaren başlar. Bu tarih, bazı yer ve yıllarda haziran başları da olabilir. Daha güney veya ılık iklimi olan yerlerde nisan sonuna kadar bu tarih geriye gidebilir. Nimfler çıktıktan sonra, bulundukları ağaçlardan kendilerini yere atarlar. Orada buldukları bitkilerle hemen beslenmeye başlarlar. Bunlar yukarıda da belirtildiği gibi buldukları her türlü yabani ve kültür bitkilerinde beslenirler. Nimfler beş dönem geçirdikten sonra ergin hale geçerler. Nimf dönemi iklim ve besin koşullarına göre değişmek üzere 40-60 gün sürer, ilk erginler Kuzey Anadolu, Trakya ve Marmara bölgelerinde az bir farkla olmak üzere takriben temmuzun ilk haftası ile en çok üçüncü haftası içinde bahçelerde görülür. Daha ılık veya güney kesimlerinde bu müddet haziranın ilk haftasına tesadüf eder. Fakat genellikle temmuz ve ağustos, ergin populasyonunun en fazla olduğu zamandır. Ergin hale geçenler, nimflerin beslendiği bitkilerde bir müddet daha beslenmelerine devam ederler. Daha sonra çiftleşen dişiler hemen etrafta bulunan ağaçlara geçerler. Ağaçlara gelen bu dişiler yumurta koymak üzere uygun dal ve sürgünleri seçerek yumurta bırakmaya başlarlar. Çiftleşme ile yumurta bırakma arasında genellikle 1-3 günlük bir devre vardır. Dişiler çok keskin, çakı ucu kadar sivri ve sert olan ovipozitör'leri yardımı ile dallan keserek yarıklar açarlar. Bu yarıklar içine ve kabuk altına olmak üzere sağ ve sola doğru yumurtalarını dizerler. Yumurta bırakılan yer önceleri dar bir yarık halinde ve 5-7 mm uzunluğunda olup bu yarık zamanla genişler ve iğ şeklini alır. Daha sonra da çok defa hilâl şekline dönüşür. Her yarık içinde bulunan yumurta sayısı çok değişir. Bu miktar bir kaç taneyle iki düzine arasında olabilir. Fakat genellikle her bir yarıkta bulunan yumurta sayısı 8-15 arasındadır. Bir dişi hayatı boyunca 100— 150 kadar yumurta bırakır ve bunun için de 8-10 kadar yarık yapar. Yumurta bırakma faaliyeti ağustos ayı başından (bazı bölgelerde temmuz ortasından) başlayarak eylül sonu ve hatta ekim ortasına kadar devam eder. Bu şekilde yılda bir nesil verir.
Savaşı : 1) Bu zararlıya uygulanacak en uygun savaş yöntemi kültürel tedbirlere baş vurmaktır. Nimf ve erginler meyve bahçelerindeki ağaçlar altında bulunan kültür ve yabani bitkilerle beslendiğine ve hayatlarım ancak bu şekilde devam ettirebildiklerine göre, ağaçlar altında bitki yetiştirmemeye ve yabancı otları da devamlı şekilde yok ederek daima temiz tutmaya çalışmak en başta öğütlenecek bir husustur. Bu işlem iyi şekilde uygulandığı taktirde meyve bahçelerinde bu böceğin zararının söz konusu olmaması gerekir. Ayrıca meyve bahçeleri yakınlarında bu böceklerin beslendiği bitkileri dikmekten de kaçınmalıdır. Bundan başka kışm veya gerekli bir zamanda, henüz daha yumurtalar açılmadan önce ağaçlardaki yaralı ve yumurta ile bulaşık olan dallar budanıp, uygun yerlere istif edilmelidir. Bu dallarda bulunan yumurtaları yok etmek için dallan yakmaya gerek yoktur. Çünkü kurumaya terkedilen dalların içindeki yumurtalar da kısa bir zaman sonra rutubetsizlikten kurur ve ölürler.
2) Meyve bahçelerinde, eğer ağaçların altlarındaki bitkilerde nimf-
lerine tesadüf edilecek olunursa, bunları herhangi bir kontakt etkili insek-
tisit ile yok etmek mümkündür. Eğer bu ağaç altı bitkileri başka bir amaçla
kullanılmayacaksa, onları çapalamak veya sürmek suretiyle yok ederek
üzerindeki nimflerin de kolaylıkla ölmeleri sağlanır.
3) Kışm meyve ağaçlarına kışlık ilâçlar atmak suretiyle yumurtaların
büyük bir kısmını öldürmek mümkündür. Ancak bu hususta gerekli bilgiyi uzmanlardan alarak uygulamak gereklidir.

Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Türkçe ismi :üçgen Böceği-Kuzey Amerika'ya mahsus olan bu tür, Avrupa'da ilk kez 1912 yılında Macaristan, 1920 yılında Fransa ve 1938 yılında İsviçre'de görülmüş (Bovey, 1972), daha sonra 1946 yılında da İtalya'da bulunmuş (Servadei, 1968), fakat bundan sonra kısa zamanda Avrupa'nın diğer ülkelerine yayılarak oradan da nihayet yurdumuza girmiştir. Yurdumuzda varlığı 1963 yılında tespit edilmiştir. Memleketimizde ilk defa Edirne'de tespit edilen bu zararlı, Trakya bölgesinin hemen her tarafına kısa zamanda yayılmış, daha sonra İstanbul, îzmit, Bilecik, Sakarya, Bursa, Çanakkale ve Balıkesir havalisine de bulaşmıştır. Bu sonuncu illerde varlığı, buralardan toplanan örneklerden anlaşılmıştır. Entomoloji ve Zirai Zooloji Kürsüsü koleksiyonlarında bulunan bir kaç örnekteki etiketler 25.8.1967 tarihini taşımakta, örneğin toplandığı yerin Maradit (Artvin) ve toplandığı bitkinin de kızılağaç olduğu kayıtlıdır. .Etiketlerdeki tarih ve yer ismi dikkate alındığında, C. bubalus'vua. Doğu Karadeniz bölgesine Rusya'dan girdiği ve bu bölgeyi Trakya'da ilk bulunduğu tarihlerde ve belki de biraz daha önce olmak üzere bulaştırmış olabileceği ihtimali kuvvetlidir. Zira bu zararlının Karadeniz bölgesinde halen Samsun ve Sinop'a kadar olan bir alanda bulunduğu dikkate alınırsa bu hükmün yanlış olmayacağı anlaşılır. Hiç şüphesiz bu zararlının çok kısa bir zamanda yurdumuzun diğer bölgelerini de bulaştırması beklenmelidir. Böylece Türkiye meyveciliği yeni bir problemle karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.
Tanımı ı Erginler narin vücutlu, açık yeşil veya sarımsı yeşil renktedir. Pronotum fazla gelişmiş olup ön kısmın her iki yanında kütleli iki sivri köşe halinde dışarı çıkıntı yapmıştır. Yandan bakıldığında prono-tum'un gerisi tümsek yapar. Üstten bakıldığı zaman ise pronotum üzerinde «Y» şeklinde bir carina görülür. Bu «Y» şeklindeki carina'nm alt uzantısı kesin şekilde arkada abdomen'in sonuna kadar uzanır. Vücut uzunluğu 8-11 mm'dir.
Nimfler de erginler kadar acayip görünüşlüdür. Bunlarda, erginlerde görülen pronotum bulunmaz. Buna karşılık tergit'ler basit -tüy şeklinde uzantılarla donanmıştır.
Yumurtaları uzunca oval şekilde ve ortalama 0.35 mm uzunlukta ve 0.11 mm genişlikte, yeşilimsi veya kirli beyaz renktedir.
Konukçulan : Polifagdır. Dişiler yumurtalarını elma, armut, kiraz, vişne, şeftali, kayısı, fmdık, kestane, asma ile orman ve süs ağaçlarından kızılağaç., ıhlamur, kavak vs.'nin bir veya iki yıllık dalları içine bırakır. Nimfler çoğunlukla Leguminoseae familyasına ait bitkilerle (özellikle yonca, taş yoncası, mercimek, bakla, tirfil vs.) olmak üzere, fakat mısır, kasım-patı ile bazı sebze ve yabani bitkilerde de beslenir. Erginler de çoğunlukla bu gibi bitkilerde beslenirler.
Zararı: Ergin ve nimflerin beslenmek suretiyle yaptıkları zarar önemsizdir. Her ne kadar bunlar, beslendiği bitkilerin yapraklarında emgi izleri bırakırlarsa da çok büyük populasyon yoğunlukları olmadıkça bu şekildeki zararları ekonomik düzeye çok defa ulaşamamaktadır. Asıl zararı, dişiler yumurta bırakırken meydana gelir. Bunlar ağaçların bir veya iki yıllık dalları, ya da taze sürgünlerini yumurta koymak üzere ovipozitör'leri ile yararlar. Yarılan bxı yerler yara haline gelir. Yumurta konan dalların yumurta bırakılan yerlerden itibaren nihayet uçları gelişemez ve zayıf kalır, çok defa da kurur. Genç ağaçlarla, fidanlarda, ya da y^aşlı ağaçların genç sürgünlerindeki zararı daha önemlidir. Özellikle meyve ağaçlarının altlarında sebze, yem bitkileri vs. dikiIBiğinde, ya da yabancı otlarla iyi savaş yapılmadığında ağaçlardaki zararı daha fazla olur.
Biyolojisi i Kışı yumurta halinde geçirir. Nimfleri, bulundukları yerin iklim koşullarına göre nisan sonu, mayıs ve haziran aylarında çıkarlar, îlk inficar yurdumuzun kuzey kesimlerinde, özellikle mayısın 2'nci yarısından itibaren başlar. Bu tarih, bazı yer ve yıllarda haziran başları da olabilir. Daha güney veya ılık iklimi olan yerlerde nisan sonuna kadar bu tarih geriye gidebilir. Nimfler çıktıktan sonra, bulundukları ağaçlardan kendilerini yere atarlar. Orada buldukları bitkilerle hemen beslenmeye başlarlar. Bunlar yukarıda da belirtildiği gibi buldukları her türlü yabani ve kültür bitkilerinde beslenirler. Nimfler beş dönem geçirdikten sonra ergin hale geçerler. Nimf dönemi iklim ve besin koşullarına göre değişmek üzere 40-60 gün sürer, ilk erginler Kuzey Anadolu, Trakya ve Marmara bölgelerinde az bir farkla olmak üzere takriben temmuzun ilk haftası ile en çok üçüncü haftası içinde bahçelerde görülür. Daha ılık veya güney kesimlerinde bu müddet haziranın ilk haftasına tesadüf eder. Fakat genellikle temmuz ve ağustos, ergin populasyonunun en fazla olduğu zamandır. Ergin hale geçenler, nimflerin beslendiği bitkilerde bir müddet daha beslenmelerine devam ederler. Daha sonra çiftleşen dişiler hemen etrafta bulunan ağaçlara geçerler. Ağaçlara gelen bu dişiler yumurta koymak üzere uygun dal ve sürgünleri seçerek yumurta bırakmaya başlarlar. Çiftleşme ile yumurta bırakma arasında genellikle 1-3 günlük bir devre vardır. Dişiler çok keskin, çakı ucu kadar sivri ve sert olan ovipozitör'leri yardımı ile dallan keserek yarıklar açarlar. Bu yarıklar içine ve kabuk altına olmak üzere sağ ve sola doğru yumurtalarını dizerler. Yumurta bırakılan yer önceleri dar bir yarık halinde ve 5-7 mm uzunluğunda olup bu yarık zamanla genişler ve iğ şeklini alır. Daha sonra da çok defa hilâl şekline dönüşür. Her yarık içinde bulunan yumurta sayısı çok değişir. Bu miktar bir kaç taneyle iki düzine arasında olabilir. Fakat genellikle her bir yarıkta bulunan yumurta sayısı 8-15 arasındadır. Bir dişi hayatı boyunca 100— 150 kadar yumurta bırakır ve bunun için de 8-10 kadar yarık yapar. Yumurta bırakma faaliyeti ağustos ayı başından (bazı bölgelerde temmuz ortasından) başlayarak eylül sonu ve hatta ekim ortasına kadar devam eder. Bu şekilde yılda bir nesil verir.
Savaşı : 1) Bu zararlıya uygulanacak en uygun savaş yöntemi kültürel tedbirlere baş vurmaktır. Nimf ve erginler meyve bahçelerindeki ağaçlar altında bulunan kültür ve yabani bitkilerle beslendiğine ve hayatlarım ancak bu şekilde devam ettirebildiklerine göre, ağaçlar altında bitki yetiştirmemeye ve yabancı otları da devamlı şekilde yok ederek daima temiz tutmaya çalışmak en başta öğütlenecek bir husustur. Bu işlem iyi şekilde uygulandığı taktirde meyve bahçelerinde bu böceğin zararının söz konusu olmaması gerekir. Ayrıca meyve bahçeleri yakınlarında bu böceklerin beslendiği bitkileri dikmekten de kaçınmalıdır. Bundan başka kışm veya gerekli bir zamanda, henüz daha yumurtalar açılmadan önce ağaçlardaki yaralı ve yumurta ile bulaşık olan dallar budanıp, uygun yerlere istif edilmelidir. Bu dallarda bulunan yumurtaları yok etmek için dallan yakmaya gerek yoktur. Çünkü kurumaya terkedilen dalların içindeki yumurtalar da kısa bir zaman sonra rutubetsizlikten kurur ve ölürler.
2) Meyve bahçelerinde, eğer ağaçların altlarındaki bitkilerde nimf-
lerine tesadüf edilecek olunursa, bunları herhangi bir kontakt etkili insek-
tisit ile yok etmek mümkündür. Eğer bu ağaç altı bitkileri başka bir amaçla
kullanılmayacaksa, onları çapalamak veya sürmek suretiyle yok ederek
üzerindeki nimflerin de kolaylıkla ölmeleri sağlanır.
3) Kışm meyve ağaçlarına kışlık ilâçlar atmak suretiyle yumurtaların
büyük bir kısmını öldürmek mümkündür. Ancak bu hususta gerekli bilgiyi uzmanlardan alarak uygulamak gereklidir.

Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

