Klapperichicen viridissima Walk. (Şekil 43)
Sinonim s Cicadatra atra var. alhageos Kol.; C. atra var. glycyrrhizaeKol.; Cicada ochreata Mel.; C. olivacea Mel.; Cicadatra stenoptera Hpt.
Türkçe ismi : Asma ağustosböceği, Yeşil bağsikadı
Bu zararlının bilimsel adı, yukardaki sinonim listesinden de anlaşılacağı üzere gerek cins, gerekse tür itibariyle muhtelif değişikliklere uğramıştır. Bu nedenle karışıklıkları Önlemek maksadıyla sinonim listesinde , tür sinonimleri ile birlikte geçerli olduğu cins ismi de verilmiştir.
Bir zamanlar bu zararlı yurdumuzda ayrı iki isim altında yayın yapılmasına neden olmuş ve iki ayrı tür (hatta iki ayrı cinse ait olmak üzere)şeklinde tanıtılmıştı (Anbaroğlu, 1956 ve 1967). Teşhis için örnekler yabancı uzmanlara gönderildiklerinde, bunlar arasında tür ve cinslerin ayrımlarında genel bir görüşe sahip olmamaları ve yine bu konuda sonbilgilere dayanan elde yeterli bir katalog bulunmaması sebebiyle böyle bir çelişkiye düşüldüğü açıktır. Yukarıda Anbaroğlu'na ait yayınlarda söz konusu olan Cicadatra glycyrrhizae Kol. ve Chloropsalta viridissima Walk.Olarak isimleri geçen türler gerçekte bir tek cinse ait bir tek türdür. Bunun adı da halen Klapperichicen viridissima Waîk. olarak yetkili uzmanlarcakabul edilmiştir. .
Tanımı : Genel rengi üniform olarak sarımsı yeşildir. Açık yeşil renkte olan bireylerine rastlandığı gibi sarımsı olanları da görülür. Baş sarımsı yeşil renkte, ocelli' ise kırmızımsı renktedir. Kanatlar saydam, ön k natlarda uzunluğuna olan kalın damarlar yeşilimsi renktedir. Hortum kısa olup orta coxa'lara ancak ulaşır. Dişilerde ovipozitör kullanılmadığı zaman kendine has yuvası içinde bulunur ve takriben 7 mm uzunluktadır. Vücut uzunluğu kanatlar hariç 17-23 mm'dir. Nimfler sarımsı renkte olup erginlerden tamamiyle farklı bir görünüşe l
sahiptir. Ön bacakları kazmaya elverişli bir biçimdedir. Yumurtaları iğ şeklinde olup 1.7-1.9 mm uzunlukta, ilk bırakıldığı zaman beyazımsırenktedir. Ancak zamanla sarımsı bir renge dönüşür.
Yayılışı : Yunanistan, İtalya, Suriye, İsrail, Irak, "Ürdün, îran, Rusya (Ermenistan, Azerbeyc; n, Türkistan) ve Afganistan'da bulunur. Yurdumuzun batı kesimlerinde bulunduğu bildirilmekte ise de (Bodenheimer 1958) esas itibariyle yaygm olduğu ve zarar yaptığı yerler Güneydoğu Anadolu bölgesidir. Bu bölgede özellikle Gaziantep, Maraş, Adıyaman, Ur-fa, Mardin, Sürt, Diyarbakır ve Elazığ'da bulunur. Batı Anadolu bölge- ^ sinde bu türe tarafımdan hiç rastlanmamıştır.Zas-an ve
Konukçuları : Polifag olan bu tür, Güneydoğu Anadolu bölgesi bağlarında gerçek bir problem halindedir. Asmadan başka kavak, iğde gibi ağaçlarla devedikenlerinde de yaşar. Rusya'da pamuk, armut, dut, devedikeni ve Ccrihamus'lazda (Stackelberg, 1932); iran'da ise karaağaç, iğde, kavak ve meyan kökü (Davatchi et Vojdani, 1966) gibi bitkilerde de bulunduğu bildirilmektedir.
Bitkilerdeki zararı iki şekildedir. Birincisi dişiler yumurta bırakırken meydan ı gelir. Dişiler yumurta bırakmak üzere ovipozitör'leri ile özellikle genç dalları, asmalarda ise bir yıllık dalları yarar ve açtıkları yarıklar içine yumurtalarını dizer. Yumurta bırakılan yerler yara halini alır (Sekil 44. B1. Bu eibi dallar eelisemeverek zavıf kalır, bövlece de bitki ve-

rimden düşer. Fazla saldırıya maruz kalan dallar ise kurur. 2'ci şekildeki zararı erginler ve özellikle nimfler, bitkileri beslenmek için sokup emmek suretiyle meydana getirirler. Erginler yaprak ve sürgünleri sokup emerek beslenirler. Erginlerin bu türlü zararları önemli değildir. K. viridissima'nm asıl zararını nimfier yapar. Bunlar topiak altında yaşadıkları sürece bitkilerin köklerini sokup emerek beslenirler. Bu türün yurdumuzda en çok zarar yaptığı bitki asmadır. Nimfler tarafından beslenmek üzere saldırıya uğrayan asmalar gelişemezler. Bunlar asma köklerinde büyük bir kuvvetle ve oburca beslenerek bitkilerin özsuyunu devamlı şekilde emerler. Bunun sonucunda asmalarda gelişme yavaşlar veya durur, bitkide boğumlar arası kısalır, yaprakları küçülür ve asma adeta bir çalı halini alır (Şekil 44 A). Bu gibi asmalar karşıda» bakıldığı zaman çok defa dagger {Kiphinerna spp.) nematodlarm bağlarda sebep olduğu kısa boğum hastalığı
ile karıştırılabilir. Bu gibi asmaların verimleri büyük oranda düşer, üzümler cılız kalır ve kaliteleri de bozulur. Şiddetli saldırılarda asmalar tama-miyle sararır ve kurur. Anbaroğlu (1967)'na göre 90.000 hektarlık olan Gaziantep bağ alanının % 20'si bu zararlı ile bulaşıktır. Mardin, Diyarbakır, Siirt, Urfa gibi illerin bağ alanlarının bir çok yerleri gerçekten bu böctkten önemli şekilde zarar görmektedir. Bu bölgedeki bağlarda ortalama olarak % 25 zarar yaptığı söylenebilir. Bu durum dikkate alındığında asma ağustosböceğinin Güneydoğu Anadolu bağcılığı için ne büyük tehlike olduğu kolayca anlaşılır. Bu havalide yapılan bazı gözlemlerde (Mardin, Ömerli), bir asma dalında dahi bazan 6-7 yarık izine rastlanmış ve bir asma kökünde 50'den fazla muhtelif dönemde nimf sayılmıştır. İran'da da bu zararlının bağlarda % 50 kadar ürün kaybına sebep olduğu Davatchi et Vojdani (1966) tarafından bildirilmiştir. Rusya'nın Transkafkasya bölgesinde ise bu böceğin pamukların yaprak ve köklerinde zarar yaptığı kaydedilmiştir (Hargreaves, 1948).
Biyolojisi : Biyolojisi yurdumuzda oldukça iyi araştırılmıştır. Toprak altmda gelişmesini tamamlayan nimfler, Güneydoğu Anadolu bölgesinde takriben haziran başlarında toprağı terkeder. Bunlar asma ve diğer bitki ve ağaçlara tırmanarak kendilerini belirli yerlere sıkıca iliştirirler. Daha sonra hareketsiz kalan nimfin thorax derisi üstten yırtılarak ergin dışarıya çıkar. Bu müddet 3-4 gün sürer. Son nimf gömleğini terke-den ergin, bir kaç saat içinde normal görünümünü alır. Nimf gömleği ise uzun süre olduğu yerde kain. Anbaroğlu (1967)'na göre, erginlerin ömürleri 12-13 gün olup, bir dişi hayatı boyunca 600 kadar yumurta bırakır. Davatchi et Vojdani (1966)'ye göre, yeni ergin hale gelen bireyler 4-5 gün geçtikten sonra çiftleşmeye, bundan 2-3 gün sonra da dişiler yumurtalarını bırakmaya başlar ve bir dişi hayatı boyunca 300-500 arasında yumurta bırakır. Dişilerde yumurtlama 3-5 gün sürer. Aynı yazarlar dişilerin iran'da kiraz ve elma ağaçlarına da yumurta bıraktıklarını, nimf dönemlerinin 3-5 yıl sürdüğünü ve bu esnada da 7 dönem geçirdiklerini bildirmektedir.
Dişilerin dallarda yumurta bırakmak üzere açtığı yarıkların uzunlukları 4-6 cm arasında değişir. Her bir yarık içine ortalama 30 kadar yumurta bırakır. Yumurtaların gelişme süıesi iklim koşullarına göre değişmek üzere 3-5 hafta devam eder. Bu süre sonunda açılan yumurtalardan çıkan nimfler, bulundukları bitkilerin hemen altına isabet eden yere düşer ve kısa zamanda da toprak içine girer. Toprak içine giren nimfler, hemen beslenmek üzere bitki kökleri ararlar ve stylet'leri vasıtasıyla bunları sokup emmeye başlarlar. Nimfler toprak içine ilk girdiklerinde herhangi bir bitki kökü ile beslenmeye koyulurlar. Fakat bunlar er veya geç asma köklerine ulaşırlar. Erginler temmuz ayından itibaren tarlalardan
kaybolmaya başlar. Nimflerin toprak içinde bulundukları derinlikler iklim koşullarına, bitkilerin durumuna göre değişir. Fakat bu derinlik nadiren 60 cm'i geçer. Genellikle 30-50 cm toprak derinliğinde bulunurlar. Gaziantep'te yapılan deneme ve gözlemlerde 27.3° C ısı ve % 36 orantılı nemde yumurtaların açılma süresinin 34-36 gün olduğu, nimflerin toprak içinde gelişme süresinin 5 yıl olduğu ve bir omca kökünde bulaşık alanlarda 10-50 arasında nimf bulunduğu kaydedilmiştir.
Savaşı : Asma ağustosböceğinin. etkili bir savaş yöntemi henüz yoktur. Bağ alanlarında savaşı oldukça güçtür. Bunlara karşı uygulanacak savaşı aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.
1) Erginleri toplamak ve imha etmek suretiyle zararlı populasyonu-
nu düşürmek mümkündür. Bunun için bağ alanlarında sabah erken saat
lerde böcekler henüz daha uyuşuk olduğu bir zamanda, asmalar altına
bez yayarak veya daha kolayı, Japon şemsiyesi tutarak dallar silkilir ve
içine düşen erginler toplanarak imha edilir. Aynı şekilde topraktan çıkan
ve ergin hale geçmek üzere kendilerini dallar veya bitki gövdelerine iliş
tiren nimfler elle toplanarak imha edilir. İran'da asma köklerinin etra
fının 75 cm derinliğinde olmak üzere kazılması ve kökler etrafında görülen
jıimflerin toplanarak imha edilmesi önerilmektedir. Bu işlemin güç ve
masraflı olacağı tahmin edilebilir.
2) Dişilerin yumurta bıraktıkları dallar, daha bunlar açılmadan önce
budanarak belirli bir yere yığılır ve bu dallar kurumaya terkedilir. Bu dal
ları yakarak imha etmeye gerek yoktur. Çünkü kesilen dallar rutubetlerini
kaybedeceklerinden içlerinde bulunan yumurtalar da kururlar ve kendi liğinden telef olurlar.
3) Bu zararlıya karşı başarılı bir ilâçlı savaş yöntemi henüz daha yok
tur. İran'da bu zararlıya karşı aldrin, dieldrin, telodrin, diazinon gibi
insektisitlerin denendiği fakat başarılı bir sonuç alınamadığı bildirilmek
tedir (Davatchi et Vojdani, 1966). Ancak bu hususta hiç bir ayrıntılı bilgi
verilmemektedir, ilâçlı savaş yumurtalara, yumurtalardan çıkan yeni
nimflere, son dönem nimflerle yumurta bırakmadan önceki dönemdeki
erginlere karşı olmak üzere uygulanabilir. Ancak bu türlü savaşın en etkili
olabileceği zamanın, yumurtadan çıkan yeni nimflere karşı olması gerek
tiği kanaati vardır. Böceğin biyolojisi iyi takip edilmek suretiyle, bunlar
toprak derinliklerine girmeden önce dallar ve toprak üzeri kontakt etkili
bir insektisit ile iyi şekilde ilaçlanırsa, yeni çıkan nimflerin toprak içine
girmeden önce büyük bir kısmının öldürülmesi mümkündür.
4) Yapılacak savaşta dikkat edilecek bir husus da bu zararlıya karşı
uygulanacak savaşın kombine şekilde (toplama, budama, ilâç vs.) olmak
üzere devamlı bir biçimde en aşağı beş yıl sürdürülmesidir.
5) K. ıdridissima'ys. karşı uygulanacak bir savaşta, bu böceğin tabii düşmanlarını da dikkate almak gerekmektedir. Özellikle doğada, bunların yumurtalarına arız olan parazitlerin iyi şekilde araştırılması veya varsa diğer ülkelerden veya bölgelerden etkili bir parazitin ithal edilerek biyolojik savaşda kullanılabileceğini burada hatırlatmakta yarar vardır.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Sinonim s Cicadatra atra var. alhageos Kol.; C. atra var. glycyrrhizaeKol.; Cicada ochreata Mel.; C. olivacea Mel.; Cicadatra stenoptera Hpt.
Türkçe ismi : Asma ağustosböceği, Yeşil bağsikadı
Bu zararlının bilimsel adı, yukardaki sinonim listesinden de anlaşılacağı üzere gerek cins, gerekse tür itibariyle muhtelif değişikliklere uğramıştır. Bu nedenle karışıklıkları Önlemek maksadıyla sinonim listesinde , tür sinonimleri ile birlikte geçerli olduğu cins ismi de verilmiştir.
Bir zamanlar bu zararlı yurdumuzda ayrı iki isim altında yayın yapılmasına neden olmuş ve iki ayrı tür (hatta iki ayrı cinse ait olmak üzere)şeklinde tanıtılmıştı (Anbaroğlu, 1956 ve 1967). Teşhis için örnekler yabancı uzmanlara gönderildiklerinde, bunlar arasında tür ve cinslerin ayrımlarında genel bir görüşe sahip olmamaları ve yine bu konuda sonbilgilere dayanan elde yeterli bir katalog bulunmaması sebebiyle böyle bir çelişkiye düşüldüğü açıktır. Yukarıda Anbaroğlu'na ait yayınlarda söz konusu olan Cicadatra glycyrrhizae Kol. ve Chloropsalta viridissima Walk.Olarak isimleri geçen türler gerçekte bir tek cinse ait bir tek türdür. Bunun adı da halen Klapperichicen viridissima Waîk. olarak yetkili uzmanlarcakabul edilmiştir. .
Tanımı : Genel rengi üniform olarak sarımsı yeşildir. Açık yeşil renkte olan bireylerine rastlandığı gibi sarımsı olanları da görülür. Baş sarımsı yeşil renkte, ocelli' ise kırmızımsı renktedir. Kanatlar saydam, ön k natlarda uzunluğuna olan kalın damarlar yeşilimsi renktedir. Hortum kısa olup orta coxa'lara ancak ulaşır. Dişilerde ovipozitör kullanılmadığı zaman kendine has yuvası içinde bulunur ve takriben 7 mm uzunluktadır. Vücut uzunluğu kanatlar hariç 17-23 mm'dir. Nimfler sarımsı renkte olup erginlerden tamamiyle farklı bir görünüşe l
sahiptir. Ön bacakları kazmaya elverişli bir biçimdedir. Yumurtaları iğ şeklinde olup 1.7-1.9 mm uzunlukta, ilk bırakıldığı zaman beyazımsırenktedir. Ancak zamanla sarımsı bir renge dönüşür.
Yayılışı : Yunanistan, İtalya, Suriye, İsrail, Irak, "Ürdün, îran, Rusya (Ermenistan, Azerbeyc; n, Türkistan) ve Afganistan'da bulunur. Yurdumuzun batı kesimlerinde bulunduğu bildirilmekte ise de (Bodenheimer 1958) esas itibariyle yaygm olduğu ve zarar yaptığı yerler Güneydoğu Anadolu bölgesidir. Bu bölgede özellikle Gaziantep, Maraş, Adıyaman, Ur-fa, Mardin, Sürt, Diyarbakır ve Elazığ'da bulunur. Batı Anadolu bölge- ^ sinde bu türe tarafımdan hiç rastlanmamıştır.Zas-an ve
Konukçuları : Polifag olan bu tür, Güneydoğu Anadolu bölgesi bağlarında gerçek bir problem halindedir. Asmadan başka kavak, iğde gibi ağaçlarla devedikenlerinde de yaşar. Rusya'da pamuk, armut, dut, devedikeni ve Ccrihamus'lazda (Stackelberg, 1932); iran'da ise karaağaç, iğde, kavak ve meyan kökü (Davatchi et Vojdani, 1966) gibi bitkilerde de bulunduğu bildirilmektedir.
Bitkilerdeki zararı iki şekildedir. Birincisi dişiler yumurta bırakırken meydan ı gelir. Dişiler yumurta bırakmak üzere ovipozitör'leri ile özellikle genç dalları, asmalarda ise bir yıllık dalları yarar ve açtıkları yarıklar içine yumurtalarını dizer. Yumurta bırakılan yerler yara halini alır (Sekil 44. B1. Bu eibi dallar eelisemeverek zavıf kalır, bövlece de bitki ve-

rimden düşer. Fazla saldırıya maruz kalan dallar ise kurur. 2'ci şekildeki zararı erginler ve özellikle nimfler, bitkileri beslenmek için sokup emmek suretiyle meydana getirirler. Erginler yaprak ve sürgünleri sokup emerek beslenirler. Erginlerin bu türlü zararları önemli değildir. K. viridissima'nm asıl zararını nimfier yapar. Bunlar topiak altında yaşadıkları sürece bitkilerin köklerini sokup emerek beslenirler. Bu türün yurdumuzda en çok zarar yaptığı bitki asmadır. Nimfler tarafından beslenmek üzere saldırıya uğrayan asmalar gelişemezler. Bunlar asma köklerinde büyük bir kuvvetle ve oburca beslenerek bitkilerin özsuyunu devamlı şekilde emerler. Bunun sonucunda asmalarda gelişme yavaşlar veya durur, bitkide boğumlar arası kısalır, yaprakları küçülür ve asma adeta bir çalı halini alır (Şekil 44 A). Bu gibi asmalar karşıda» bakıldığı zaman çok defa dagger {Kiphinerna spp.) nematodlarm bağlarda sebep olduğu kısa boğum hastalığı
ile karıştırılabilir. Bu gibi asmaların verimleri büyük oranda düşer, üzümler cılız kalır ve kaliteleri de bozulur. Şiddetli saldırılarda asmalar tama-miyle sararır ve kurur. Anbaroğlu (1967)'na göre 90.000 hektarlık olan Gaziantep bağ alanının % 20'si bu zararlı ile bulaşıktır. Mardin, Diyarbakır, Siirt, Urfa gibi illerin bağ alanlarının bir çok yerleri gerçekten bu böctkten önemli şekilde zarar görmektedir. Bu bölgedeki bağlarda ortalama olarak % 25 zarar yaptığı söylenebilir. Bu durum dikkate alındığında asma ağustosböceğinin Güneydoğu Anadolu bağcılığı için ne büyük tehlike olduğu kolayca anlaşılır. Bu havalide yapılan bazı gözlemlerde (Mardin, Ömerli), bir asma dalında dahi bazan 6-7 yarık izine rastlanmış ve bir asma kökünde 50'den fazla muhtelif dönemde nimf sayılmıştır. İran'da da bu zararlının bağlarda % 50 kadar ürün kaybına sebep olduğu Davatchi et Vojdani (1966) tarafından bildirilmiştir. Rusya'nın Transkafkasya bölgesinde ise bu böceğin pamukların yaprak ve köklerinde zarar yaptığı kaydedilmiştir (Hargreaves, 1948).Biyolojisi : Biyolojisi yurdumuzda oldukça iyi araştırılmıştır. Toprak altmda gelişmesini tamamlayan nimfler, Güneydoğu Anadolu bölgesinde takriben haziran başlarında toprağı terkeder. Bunlar asma ve diğer bitki ve ağaçlara tırmanarak kendilerini belirli yerlere sıkıca iliştirirler. Daha sonra hareketsiz kalan nimfin thorax derisi üstten yırtılarak ergin dışarıya çıkar. Bu müddet 3-4 gün sürer. Son nimf gömleğini terke-den ergin, bir kaç saat içinde normal görünümünü alır. Nimf gömleği ise uzun süre olduğu yerde kain. Anbaroğlu (1967)'na göre, erginlerin ömürleri 12-13 gün olup, bir dişi hayatı boyunca 600 kadar yumurta bırakır. Davatchi et Vojdani (1966)'ye göre, yeni ergin hale gelen bireyler 4-5 gün geçtikten sonra çiftleşmeye, bundan 2-3 gün sonra da dişiler yumurtalarını bırakmaya başlar ve bir dişi hayatı boyunca 300-500 arasında yumurta bırakır. Dişilerde yumurtlama 3-5 gün sürer. Aynı yazarlar dişilerin iran'da kiraz ve elma ağaçlarına da yumurta bıraktıklarını, nimf dönemlerinin 3-5 yıl sürdüğünü ve bu esnada da 7 dönem geçirdiklerini bildirmektedir.
Dişilerin dallarda yumurta bırakmak üzere açtığı yarıkların uzunlukları 4-6 cm arasında değişir. Her bir yarık içine ortalama 30 kadar yumurta bırakır. Yumurtaların gelişme süıesi iklim koşullarına göre değişmek üzere 3-5 hafta devam eder. Bu süre sonunda açılan yumurtalardan çıkan nimfler, bulundukları bitkilerin hemen altına isabet eden yere düşer ve kısa zamanda da toprak içine girer. Toprak içine giren nimfler, hemen beslenmek üzere bitki kökleri ararlar ve stylet'leri vasıtasıyla bunları sokup emmeye başlarlar. Nimfler toprak içine ilk girdiklerinde herhangi bir bitki kökü ile beslenmeye koyulurlar. Fakat bunlar er veya geç asma köklerine ulaşırlar. Erginler temmuz ayından itibaren tarlalardan
kaybolmaya başlar. Nimflerin toprak içinde bulundukları derinlikler iklim koşullarına, bitkilerin durumuna göre değişir. Fakat bu derinlik nadiren 60 cm'i geçer. Genellikle 30-50 cm toprak derinliğinde bulunurlar. Gaziantep'te yapılan deneme ve gözlemlerde 27.3° C ısı ve % 36 orantılı nemde yumurtaların açılma süresinin 34-36 gün olduğu, nimflerin toprak içinde gelişme süresinin 5 yıl olduğu ve bir omca kökünde bulaşık alanlarda 10-50 arasında nimf bulunduğu kaydedilmiştir.
Savaşı : Asma ağustosböceğinin. etkili bir savaş yöntemi henüz yoktur. Bağ alanlarında savaşı oldukça güçtür. Bunlara karşı uygulanacak savaşı aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.
1) Erginleri toplamak ve imha etmek suretiyle zararlı populasyonu-
nu düşürmek mümkündür. Bunun için bağ alanlarında sabah erken saat
lerde böcekler henüz daha uyuşuk olduğu bir zamanda, asmalar altına
bez yayarak veya daha kolayı, Japon şemsiyesi tutarak dallar silkilir ve
içine düşen erginler toplanarak imha edilir. Aynı şekilde topraktan çıkan
ve ergin hale geçmek üzere kendilerini dallar veya bitki gövdelerine iliş
tiren nimfler elle toplanarak imha edilir. İran'da asma köklerinin etra
fının 75 cm derinliğinde olmak üzere kazılması ve kökler etrafında görülen
jıimflerin toplanarak imha edilmesi önerilmektedir. Bu işlemin güç ve
masraflı olacağı tahmin edilebilir.
2) Dişilerin yumurta bıraktıkları dallar, daha bunlar açılmadan önce
budanarak belirli bir yere yığılır ve bu dallar kurumaya terkedilir. Bu dal
ları yakarak imha etmeye gerek yoktur. Çünkü kesilen dallar rutubetlerini
kaybedeceklerinden içlerinde bulunan yumurtalar da kururlar ve kendi liğinden telef olurlar.
3) Bu zararlıya karşı başarılı bir ilâçlı savaş yöntemi henüz daha yok
tur. İran'da bu zararlıya karşı aldrin, dieldrin, telodrin, diazinon gibi
insektisitlerin denendiği fakat başarılı bir sonuç alınamadığı bildirilmek
tedir (Davatchi et Vojdani, 1966). Ancak bu hususta hiç bir ayrıntılı bilgi
verilmemektedir, ilâçlı savaş yumurtalara, yumurtalardan çıkan yeni
nimflere, son dönem nimflerle yumurta bırakmadan önceki dönemdeki
erginlere karşı olmak üzere uygulanabilir. Ancak bu türlü savaşın en etkili
olabileceği zamanın, yumurtadan çıkan yeni nimflere karşı olması gerek
tiği kanaati vardır. Böceğin biyolojisi iyi takip edilmek suretiyle, bunlar
toprak derinliklerine girmeden önce dallar ve toprak üzeri kontakt etkili
bir insektisit ile iyi şekilde ilaçlanırsa, yeni çıkan nimflerin toprak içine
girmeden önce büyük bir kısmının öldürülmesi mümkündür.
4) Yapılacak savaşta dikkat edilecek bir husus da bu zararlıya karşı
uygulanacak savaşın kombine şekilde (toplama, budama, ilâç vs.) olmak
üzere devamlı bir biçimde en aşağı beş yıl sürdürülmesidir.
5) K. ıdridissima'ys. karşı uygulanacak bir savaşta, bu böceğin tabii düşmanlarını da dikkate almak gerekmektedir. Özellikle doğada, bunların yumurtalarına arız olan parazitlerin iyi şekilde araştırılması veya varsa diğer ülkelerden veya bölgelerden etkili bir parazitin ithal edilerek biyolojik savaşda kullanılabileceğini burada hatırlatmakta yarar vardır.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

