Familya: Glcadeîdae (== Jassidae)
Kelimenin kökü Lâtince olan bir kelimeden gelir ve küçük ağaç cırt
lağı anlamında kullanılmıştır. Türkçe olarak cüce sğnstosböcekleri
ismi verilmektedir,Auchenorrhyncha içinde tür itibariyle en zengin olan bu familyayı bazı yazarlar bir çok al (familyalara ayırarak incelerler. Yine bazı yazarlar da bu aitfamilyaîardan bazılarını familya düzeyine çıkartarak incelerler. Taksonomistler arasında bunların ayrılma ve birleştirilmeleri hususunda genel bir anlaşma yoktur. Bu itibarla bir çok yazarların yaptığı gibi bu familya geniş kapsamlı olarak ele alınmış ve aşağıda görüleceği şekilde türler incelenmeye tabi tutulmuştur.
Cüce ağustosböcekleri muhtelif şekil, renk ve büyüklüklerde olan böceklerdir. Bazı türleri çok güzel renk ve desenlere sahiptir. Genellikle küçük boyda olan bu böceklerde vücut uzunluğu nadiren 10 mm'yi aşar. Örneğin Avustralya'ya ait bazı Led-rinae türlerinde boy 28 mm olabilmektedir. Vücutları silindir şeklinde olup ön kısım geniş, arkaya doğru tedricen incelir. Kıl şeklindi olan antenler gözlerin önünde ve arasından çıkar. Başta çok defa.iki ocelli bulunur. Arka tibia'larda genellikle çift sıralı olarak bulunan dikenler kaideden nihayete doğru dizilmiştir. Bu durum familyanın başlıca karakteristiğidir. Ön kanatlar kaim ve çok defa da parlak renktedir. Bazı türler kısa kanatlıdır. Arka coxa'lar çoğunlukla geniş, arka tibia'lar yassı, hemen hemen dört yüzlü ve dış kenarı kıllı veya dikenlidir.
Gicadollid'ler meyve, orman, süs ağaç ve ağaççıkları ile her türlü kültür ve yabani bitkilerde bulunur ve başlıca bitkilerin yapraklarını sokup emerek solmalarına, buruşmalarına, çok kez de kurutarak dökülmelerine sebep olurlar. Zararları iyi bilinmediği için bir çok kimseler bunların zararlarını kolaylıkla farkedemezler. Bu böceklerin bitkilerde yaptığı zararları başlıca direkt ve endirekt olmak üzere iki grupta toplayarak incelemek mümkündür. Endirekt zarar, bazı türler tarafından meydana getirilir ve bitkilerde hastalık yapan bazı mikro-organizmaları bir bitkiden diğerine taşımaları suretiyle olur. Bitkilerde bir çok virüs gibi hastalık etmenleri veya benzerleri bu böcekler tarafından bir bitkiden diğerine bulaştırılmak suretiyle yapılır. Bu türlü zararı belki de en önemlisidir.
Direkt zararını tip itibariyle beş grup altında toplamak mümkündür.
1. Bazı Cicadellid türleri sokup-emme sonucu bitkilerden fazla mik
tarda özsu çekerler. Bu şekilde yapraklarda klorofil azalmış veya tamamiyle
tahrip edilmiş olur. Neticede yaprakların üzeri küçücük beyaz veya sa
rımsı renkte emgi yerleri veya noktacıkları ile kaplanır. Devamlı beslen
me ile bu emgi yerleri birleşir ve yapraklar sararır ve kahverengimsi bir
renk alarak vaktinden önce dökülürler. Bu tip zararı Erythroneura, Idiocerus,
Empoasca, Typhlocyba vs. gibi cinslere bağlı bazı türler meydana getirir ve
zararın şiddeti, böcek populasyonu, bitkinin durumu ve nihayet kuraklık .
şartları ile orantılı olarak azalır veya çoğalır.
2. Pek az olan bazı türlerin dişileri bitkilerin sürgün veya genç büyü-
me organlarına yumurta bırakmak üzere ovipozitör'leri ile deler veyayararlar. Yumurta bırakmak üzere dokuların zedelenmesi sonucu yaralarmeydana gelir. Bu yaralar küçük te olsa bitkilerin gelişmesini menfi şekilde etkiler. Bazı türlerin bu şekildeki zararı çok önemlidir.
3. Diğer bazı türler de bitkilerin büyüme organlarını, ya da onlara
yakın körpe yaprakları sokup emme sonucu, bu gibi bitkilerin bodur
veya çalımsı bir hal almalarına sebep olabilir.
4. Gicadellid'lere bağlı diğer bazı türler de bitkileri beslenmek üzere
sokup emmeleri sonucu onların normal fizyolojik faaliyetlerini engeller.Meselâ, bazı Empoasca türleri bitkileri sokup emerken salgıladıkları bazıtoksik maddelerle onların floem ve xylem damar veya borularını tıkayarak besin maddelerinin normal sirkülasyonuna engel olur. Bunun sonucunda önce.yaprağın dış kenarları kıvrılır, kızarır ve sonra kahverengimsi bir renk alır. Devamlı beslenme sonucu daha sonra bütün yaprak tümü ile aynı renge dönüşerek fizyolojik faaliyet tamamen durur ve kuruyarak vaktinden önce dökülür. Bu türlü zarara ingilizce hoppefburn adı verilmektedir.
5. Diğer pek az türler de bitkilerde beslenirken bir taraftan da tatlımsı maddeler salgılar, ayrıca bitki de böceğin stylet'Ierinin girdiği yerlerden reaksiyon sonucu zamkımsı maddeler salgılar. Bu maddeler bitkilerin, sürgün, yaprak, meyve ve dal gibi organlarının üzerlerini kaplar.
Bu da bitkilerin normal fonksiyonlarını yapamamalarına, dolayısıyla zayıf kalmalarına sebep olur. Örneğin bazı Idiocerus türlerinde olduğu gibi.
Cicadellidae türlerinin ergin ve nimfleri aktif olup kolaylıkla sıçrar veya uçarlar. Ergin ve nimfl'erinin yan olarak yürümeleri çok karakteristiktir. Yine bunlar arasında yaşayış davranışları bakımından da büyük benzerlikler vardır. Türlerinin çoğu yılda bir nesil verir. Fakat bazı türleri yılda iki veya daha fazla nesil verebilir. Kışı genellikle yumurta halinde geçirirler. Bazı türler ergin halde, diğer bazı türleri ise beşinci nimf döneminde kışı geçirebilir. Yumurtaları çoğunlukla uzunca, hafif kıvrık ve küçük olup bunlar bitkiLrin körpe, bazan da sert dokuları içine bırakılır.
Palearktik bölgede bu familyaya ait 338 cinse bağlı 2.300'den fazla tür bilinmektedir. Yurdumuzda halen bilinen türlerin sayısı ise 250'den fazladır. Ancak bu miktar, bulunması gereken gerçek sayıdan çok daha azdır. Zira bu hususta toplu bir çalışma henüz yapılmamıştır. Cicadellid'lerin genel sınıflandırılması, tür ve cinslerinin geçerli isimleri ile sinonimleri Nast (1972) dikkate alınarak aşağıda verilmiştir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Kelimenin kökü Lâtince olan bir kelimeden gelir ve küçük ağaç cırt
lağı anlamında kullanılmıştır. Türkçe olarak cüce sğnstosböcekleri
ismi verilmektedir,Auchenorrhyncha içinde tür itibariyle en zengin olan bu familyayı bazı yazarlar bir çok al (familyalara ayırarak incelerler. Yine bazı yazarlar da bu aitfamilyaîardan bazılarını familya düzeyine çıkartarak incelerler. Taksonomistler arasında bunların ayrılma ve birleştirilmeleri hususunda genel bir anlaşma yoktur. Bu itibarla bir çok yazarların yaptığı gibi bu familya geniş kapsamlı olarak ele alınmış ve aşağıda görüleceği şekilde türler incelenmeye tabi tutulmuştur.
Cüce ağustosböcekleri muhtelif şekil, renk ve büyüklüklerde olan böceklerdir. Bazı türleri çok güzel renk ve desenlere sahiptir. Genellikle küçük boyda olan bu böceklerde vücut uzunluğu nadiren 10 mm'yi aşar. Örneğin Avustralya'ya ait bazı Led-rinae türlerinde boy 28 mm olabilmektedir. Vücutları silindir şeklinde olup ön kısım geniş, arkaya doğru tedricen incelir. Kıl şeklindi olan antenler gözlerin önünde ve arasından çıkar. Başta çok defa.iki ocelli bulunur. Arka tibia'larda genellikle çift sıralı olarak bulunan dikenler kaideden nihayete doğru dizilmiştir. Bu durum familyanın başlıca karakteristiğidir. Ön kanatlar kaim ve çok defa da parlak renktedir. Bazı türler kısa kanatlıdır. Arka coxa'lar çoğunlukla geniş, arka tibia'lar yassı, hemen hemen dört yüzlü ve dış kenarı kıllı veya dikenlidir.
Gicadollid'ler meyve, orman, süs ağaç ve ağaççıkları ile her türlü kültür ve yabani bitkilerde bulunur ve başlıca bitkilerin yapraklarını sokup emerek solmalarına, buruşmalarına, çok kez de kurutarak dökülmelerine sebep olurlar. Zararları iyi bilinmediği için bir çok kimseler bunların zararlarını kolaylıkla farkedemezler. Bu böceklerin bitkilerde yaptığı zararları başlıca direkt ve endirekt olmak üzere iki grupta toplayarak incelemek mümkündür. Endirekt zarar, bazı türler tarafından meydana getirilir ve bitkilerde hastalık yapan bazı mikro-organizmaları bir bitkiden diğerine taşımaları suretiyle olur. Bitkilerde bir çok virüs gibi hastalık etmenleri veya benzerleri bu böcekler tarafından bir bitkiden diğerine bulaştırılmak suretiyle yapılır. Bu türlü zararı belki de en önemlisidir.
Direkt zararını tip itibariyle beş grup altında toplamak mümkündür.
1. Bazı Cicadellid türleri sokup-emme sonucu bitkilerden fazla mik
tarda özsu çekerler. Bu şekilde yapraklarda klorofil azalmış veya tamamiyle
tahrip edilmiş olur. Neticede yaprakların üzeri küçücük beyaz veya sa
rımsı renkte emgi yerleri veya noktacıkları ile kaplanır. Devamlı beslen
me ile bu emgi yerleri birleşir ve yapraklar sararır ve kahverengimsi bir
renk alarak vaktinden önce dökülürler. Bu tip zararı Erythroneura, Idiocerus,
Empoasca, Typhlocyba vs. gibi cinslere bağlı bazı türler meydana getirir ve
zararın şiddeti, böcek populasyonu, bitkinin durumu ve nihayet kuraklık .
şartları ile orantılı olarak azalır veya çoğalır.
2. Pek az olan bazı türlerin dişileri bitkilerin sürgün veya genç büyü-
me organlarına yumurta bırakmak üzere ovipozitör'leri ile deler veyayararlar. Yumurta bırakmak üzere dokuların zedelenmesi sonucu yaralarmeydana gelir. Bu yaralar küçük te olsa bitkilerin gelişmesini menfi şekilde etkiler. Bazı türlerin bu şekildeki zararı çok önemlidir.
3. Diğer bazı türler de bitkilerin büyüme organlarını, ya da onlara
yakın körpe yaprakları sokup emme sonucu, bu gibi bitkilerin bodur
veya çalımsı bir hal almalarına sebep olabilir.
4. Gicadellid'lere bağlı diğer bazı türler de bitkileri beslenmek üzere
sokup emmeleri sonucu onların normal fizyolojik faaliyetlerini engeller.Meselâ, bazı Empoasca türleri bitkileri sokup emerken salgıladıkları bazıtoksik maddelerle onların floem ve xylem damar veya borularını tıkayarak besin maddelerinin normal sirkülasyonuna engel olur. Bunun sonucunda önce.yaprağın dış kenarları kıvrılır, kızarır ve sonra kahverengimsi bir renk alır. Devamlı beslenme sonucu daha sonra bütün yaprak tümü ile aynı renge dönüşerek fizyolojik faaliyet tamamen durur ve kuruyarak vaktinden önce dökülür. Bu türlü zarara ingilizce hoppefburn adı verilmektedir.
5. Diğer pek az türler de bitkilerde beslenirken bir taraftan da tatlımsı maddeler salgılar, ayrıca bitki de böceğin stylet'Ierinin girdiği yerlerden reaksiyon sonucu zamkımsı maddeler salgılar. Bu maddeler bitkilerin, sürgün, yaprak, meyve ve dal gibi organlarının üzerlerini kaplar.
Bu da bitkilerin normal fonksiyonlarını yapamamalarına, dolayısıyla zayıf kalmalarına sebep olur. Örneğin bazı Idiocerus türlerinde olduğu gibi.
Cicadellidae türlerinin ergin ve nimfleri aktif olup kolaylıkla sıçrar veya uçarlar. Ergin ve nimfl'erinin yan olarak yürümeleri çok karakteristiktir. Yine bunlar arasında yaşayış davranışları bakımından da büyük benzerlikler vardır. Türlerinin çoğu yılda bir nesil verir. Fakat bazı türleri yılda iki veya daha fazla nesil verebilir. Kışı genellikle yumurta halinde geçirirler. Bazı türler ergin halde, diğer bazı türleri ise beşinci nimf döneminde kışı geçirebilir. Yumurtaları çoğunlukla uzunca, hafif kıvrık ve küçük olup bunlar bitkiLrin körpe, bazan da sert dokuları içine bırakılır.
Palearktik bölgede bu familyaya ait 338 cinse bağlı 2.300'den fazla tür bilinmektedir. Yurdumuzda halen bilinen türlerin sayısı ise 250'den fazladır. Ancak bu miktar, bulunması gereken gerçek sayıdan çok daha azdır. Zira bu hususta toplu bir çalışma henüz yapılmamıştır. Cicadellid'lerin genel sınıflandırılması, tür ve cinslerinin geçerli isimleri ile sinonimleri Nast (1972) dikkate alınarak aşağıda verilmiştir.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

