Macropsis, fusculn Zeitt.
Sinonim : — nasatıts Germ.; — ruhi Boh,
Yurdumuzda az olarak tesadüf edilir. Buna rağmen üzerinde önemle durulması gereken türlerden birisidir. Çünkü bu türün İngiltere, Hollanda ve isviçre'de kültür ve yabani böğürtlen (Rubus spp.) türlerinde çok önemli olan bir virüs hastalığının (Rubus stunt virüs = RSV) vektörü olduğu bildirilmektedir (Fluiter, 1958; Fiuîter and Van Dar Meer, 1953; Bovey, 1972).
Yukarıda söz konusu türlerden başka Macropsis cinsine ait yurdumuzda bir kaç tür daha bulunmaktadır. Ancak bunların ekonomik önemleri henüz tespit edilmiş değildir.
Agallia ribauti Oss.
2.5-3.5 mm boyda, ön kanatlar mat renkte, damarları az, vücudu yassı olan bir türdür. Daha çok kuru yerlerdeki otlar üzerinde yaşar, önemli değildir.
Agallia cinsine bağlı Palearktik bölgede 40'dan fazla tür bulunmaktadır. Kuzey Amerika'ya mahsus olan bir kaç türünün bitkilerde virüs hastalıklarının taşıyıcısı olduğu bilinmektedir (Nielson, 1968). ,
Bu cinse ait yukarıda bildirilen türden başka yurdumuzda Agallia cinsine ait bir kaç tür daha bulunmaktadır. Fakat bunların önemi yoktur.
Rhjtîdodus (= Idiocenıs) decimusquartus Schrk.
Sinonim : — crenatus Germ.; — scurra Germ.; —• germari Fieb.
Tanımı : Dişilerde vücudun ön kısmı pas kahverengimsi, erkeklerde ise kirli beyaz veya san, ancak üzeri az çok kahverengimsi lekelidir. Pro-notum'un genişliği, uzunluğunun hemen hemen 2 1/2 katıdır. Erkeklerde scutellum'un kaidesine yakın 2 adet üçgen şeklinde siyah leke, bazen de ortada bir leke bulunabilir. Dişilerde yalnızca kaidede olmak üzere iki adet üçgen şeklinde hafifçe koyu leke bulunur. Abdomen üstte tama-miyle siyahımsı renktedir. Dişiler genellikle erkeklerden daha büyük boydadır. Vücut uzunluğu 5.5-7.5 mm'dir.
Yayılışı: Avrupa'nın büyük bir kısmı ile Kuzey Afrika, Rusya, Man-çurya ve Çin'de yayılmıştır. Ayrıca Nearktik bölge ile Yeni Zelanda'da bulunur. Yurdumuzda Bursa, İzmit ve Adapazarmda yaygın olduğu görülmekte ise de diğer yerlerde de bulunması mümkündür,
Zararı ve konukçulan : Esas itibariyle bir kavak zararlısıdır. Ergin ve nimfleri kavakların yaprak ve sürgünlerini sokarak emerler. Fakat asıl zararı, dişiler yumurtalarını bırakmak için ince dallar içine ovipozitör'leri ile yarıklar açarken yapar. Bu yarıklar daha sonra yaralara dönüşür. Bu gibi dallar gelişemez, zayıf kalır. Bu durum ağacın tüm olarak gelişmesini de etkiler. Bu bakımdan kavakların önemli bir zararlısı olarak bilinmektedir. İngiltere'de Popuîus nigra ve P. italica'da. (Le Quesne, 1965), yurdumuzda ise P. euphmtica'da. (Sekendiz, 1974) zararlı olduğu bildirilmektedir.
Yurdumuzda biyolojisi iyi bilinmeyen bu tür, halen ekonomik düzeyde zarar yapacak populasyon yoğunluklarında görülmemektedir

Idiocerinus (= Idiocerus) stali Fieb. (Şekil ; 48) Sinonim : , — bicolor Mel.; — toktogulensis Dub.
Türkçe ismi : Şıralı zenk
Tanımı : Baş thorax'tan daha geniş, hortum dört parçalı olup arka coxa'lara kadar ancak ulaşır. Antenlerin ilk iki segmenti diğerlerinden daha büyük, sonra gelen beş segment ise daha küçük ve bundan sonra pek küçük segmentlerden oluşan kıl şeklinde bir parça bulunur. Bunun nihayeti erkeklerde siyah veya lâcivert renkte ve topuz şeklinde bir parça ile son bulur. Dişilerde., antenlerin nihayetinde böyle bir parça yoktur.
Mesonotum önde üç siyah lekeye sahiptir. Scutellum belirli, bacaklar sarı ve arka tibia'lar belirli şekilde diğerlerinden daha uzun ve aynı zamanda uzun dikenlere sahiptir. Abdomen sarı renkte, fakat her segment koyu esmer bir bantla çevrilidir. Bu bantlar dişilerde daha belirgin haldedir.
Ön kanatlar yarı saydam olup üzerinde yeşil lekeler bulunur ve abdomen'in nihayetini belirli şekilde geçer. Arka kanatlar saydam, damarlar belirgindir.
Yeni çıkan erginler sarımsı yeşil renkte olup kışı geçirenler ise esmer renktedir. Vücut uzunluğu 3.0-3.5 mm'dir.
- Yumurtalar beyazımsı, parlak renkte ve takriben iğ şeklindedir. Nimf-ler açık sarı veya sarımsı yeşil renktedir.
i
Zararı ve komıkçuları s Başlıca antepfıstığı ağaçlarında bulunur ve
zarar yapar. Bundan başka çitlenbik ve yabani fıstık ağaçlarında da gö
rülür. Nimf ve erginleri antepfıstığı ağaçlarının taze sürgün, yaprak, mey
ve ve saplarını sokup-emerek beslenir. Böylece fazla böcek populasyonuna
sahip olan ağaçlar özsu kaybı dolayısiyle zayıf kalır. Bu da verimin azal
masına ve ürünün kalitesinin bozulmasına sebep olur. Ancak asıl zararı,
bu böceklerin bitkileri sokup-emmeleri dolayısiyle stylet'lerinin girdiği
yerlerden bitkilerin reaksiyonu sonucu zamkımsı madde salgılaması, di
ğer taraftan da böceklerin devamlı şekilde salgıladıkları tatlımsı madde
lerin birleşerek bitkileri örtmesi sonucu meydana gelir. Bu salgılar bitki
lerin bütün organlarını örter. Özellikle yapraklar ve meyveler bundan
etkilenir. Yapraklar normal faaliyetlerini sürdüremedikleri için ağaçlar zayıf kalır ve verimden düşer. Zamkımsı olan bu maddeler meyveleri de bulaştırdıklarından kalitelerini düşürür. Böceklerin fıstık ağaçlarında beslenmeleri, gerçekten her yönü ile bu ağaçlara olumsuz etkide bulunur.
Karşıdan bakıldığı zaman bu madde ile bulaşık ağaçların parlak ve zam
kımsı bir görünüme büründükleri görülür. Ellendikleri zaman yapışkandır.
Bu nedenle stali'nin yaptığı zarar şekli dolayısiyle ağaçlarda görülen bu oluşuma halk arasında şıralı zenk ismi verilmektedir.
Biyolojisi : Kışı ergin halde aynı ağaçların, ya da civardaki başka ağaçların kabukları altı, çatlakları arası, yere dökülmüş bitki yapraklan altı, duvar yarıkları arası, çitlerin altları ve benzeri diğer yerlerde geçirir.
Baharda nisan ayından itibaren ağaçların tomurcukları patlarken, erginler bulundukları kışlak yerlerini terkederek antepfıstığı ağaçlarına gelirler. Dişiler çiftleştikten sonra yumurtalarını ovipozitörleri yardımı ile ağaçların yeni açmakta olan sürgün, yaprak, sap veya meyve salkımlarının saplarında açtıkları delikler içine gömerler. Bu sonuncusunu daha çok tercih edsr. Yumurta bırakılan yerler zamanla küçük ve koyu lekeler haline dönüşür. Bırakılan yumurtalar uygun iklim koşullarında 10-15 günde açılır. Ancak serin havalarda ve yerlerde bu müddet bir iki misli uzayabilir. Çıkan nimf ler hemen, bitkilerin önüne gelen her türlü körpe aksamına geçerek beslenmeye başlar. Yumurtaların açılması, genellikle ağaçların çiçeklenme sonu ve meyvelerin yeni yeni görünmeye başladığı bir zamana rastlar. Dişilerin yumurta bırakma süresi 4-5 hafta kadardır. Bu süre içinde her bir dişi ortalama 70-80 kadar yumurta bırakır. Nimf donemi 30-43 gün, bazan daha uzun sürebilir. Güneydoğu Anadolu ve Gaziantep'te genellikle nimflerin çoğu temmuzda ergin hale geçerler. Eylül ve ekim aylarında ise erginler kışlajc yerlerine çekilirler. Böylece yılda bir nesil verir.
Savaşı s Savaşa başlamadan önce zararlının ağaçlardaki populasyon durumu ile biyolojik döneminin iyi şekilde saptanması gerekir. Bunun için ağaçların yaprak, sürgün, meyve, salkım ve sapları iyice gözden geçirilmelidir. Örneğin bir bahçede tesadüfen seçilecek 10 ağaçtan her birinden yine tesadüfen alman birer dal iyi şekilde incelenmeli ve bir dalda ortalama 25 veya daha fazla nimf sayıldığında o bahçede zarar yapacak düzeyde populasyon olduğuna hükmedilir. Alman ağaç sayısı bahçenin büyüklüğüne göre değişebilir. Savaşa başlama zamanı hakkında karar verebilmek için ise, yumurtaların en az % 75'nin açılmış olması gerekmektedir. Organik fosforlu insektisitlerden herhangi birisi bu zararlıya karşı etkilidir. En iyisi ilâç ve doz için yetkili bir uzmana baş vurarak önereceği öğütü yerine getirmelidir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Sinonim : — nasatıts Germ.; — ruhi Boh,
Yurdumuzda az olarak tesadüf edilir. Buna rağmen üzerinde önemle durulması gereken türlerden birisidir. Çünkü bu türün İngiltere, Hollanda ve isviçre'de kültür ve yabani böğürtlen (Rubus spp.) türlerinde çok önemli olan bir virüs hastalığının (Rubus stunt virüs = RSV) vektörü olduğu bildirilmektedir (Fluiter, 1958; Fiuîter and Van Dar Meer, 1953; Bovey, 1972).
Yukarıda söz konusu türlerden başka Macropsis cinsine ait yurdumuzda bir kaç tür daha bulunmaktadır. Ancak bunların ekonomik önemleri henüz tespit edilmiş değildir.
Agallia ribauti Oss.
4
Agallia cinsine bağlı Palearktik bölgede 40'dan fazla tür bulunmaktadır. Kuzey Amerika'ya mahsus olan bir kaç türünün bitkilerde virüs hastalıklarının taşıyıcısı olduğu bilinmektedir (Nielson, 1968). ,
Bu cinse ait yukarıda bildirilen türden başka yurdumuzda Agallia cinsine ait bir kaç tür daha bulunmaktadır. Fakat bunların önemi yoktur.
Rhjtîdodus (= Idiocenıs) decimusquartus Schrk.
Sinonim : — crenatus Germ.; — scurra Germ.; —• germari Fieb.
Tanımı : Dişilerde vücudun ön kısmı pas kahverengimsi, erkeklerde ise kirli beyaz veya san, ancak üzeri az çok kahverengimsi lekelidir. Pro-notum'un genişliği, uzunluğunun hemen hemen 2 1/2 katıdır. Erkeklerde scutellum'un kaidesine yakın 2 adet üçgen şeklinde siyah leke, bazen de ortada bir leke bulunabilir. Dişilerde yalnızca kaidede olmak üzere iki adet üçgen şeklinde hafifçe koyu leke bulunur. Abdomen üstte tama-miyle siyahımsı renktedir. Dişiler genellikle erkeklerden daha büyük boydadır. Vücut uzunluğu 5.5-7.5 mm'dir.
Yayılışı: Avrupa'nın büyük bir kısmı ile Kuzey Afrika, Rusya, Man-çurya ve Çin'de yayılmıştır. Ayrıca Nearktik bölge ile Yeni Zelanda'da bulunur. Yurdumuzda Bursa, İzmit ve Adapazarmda yaygın olduğu görülmekte ise de diğer yerlerde de bulunması mümkündür,
Zararı ve konukçulan : Esas itibariyle bir kavak zararlısıdır. Ergin ve nimfleri kavakların yaprak ve sürgünlerini sokarak emerler. Fakat asıl zararı, dişiler yumurtalarını bırakmak için ince dallar içine ovipozitör'leri ile yarıklar açarken yapar. Bu yarıklar daha sonra yaralara dönüşür. Bu gibi dallar gelişemez, zayıf kalır. Bu durum ağacın tüm olarak gelişmesini de etkiler. Bu bakımdan kavakların önemli bir zararlısı olarak bilinmektedir. İngiltere'de Popuîus nigra ve P. italica'da. (Le Quesne, 1965), yurdumuzda ise P. euphmtica'da. (Sekendiz, 1974) zararlı olduğu bildirilmektedir.
Yurdumuzda biyolojisi iyi bilinmeyen bu tür, halen ekonomik düzeyde zarar yapacak populasyon yoğunluklarında görülmemektedir

Idiocerinus (= Idiocerus) stali Fieb. (Şekil ; 48) Sinonim : , — bicolor Mel.; — toktogulensis Dub.
Türkçe ismi : Şıralı zenk
Tanımı : Baş thorax'tan daha geniş, hortum dört parçalı olup arka coxa'lara kadar ancak ulaşır. Antenlerin ilk iki segmenti diğerlerinden daha büyük, sonra gelen beş segment ise daha küçük ve bundan sonra pek küçük segmentlerden oluşan kıl şeklinde bir parça bulunur. Bunun nihayeti erkeklerde siyah veya lâcivert renkte ve topuz şeklinde bir parça ile son bulur. Dişilerde., antenlerin nihayetinde böyle bir parça yoktur.
Mesonotum önde üç siyah lekeye sahiptir. Scutellum belirli, bacaklar sarı ve arka tibia'lar belirli şekilde diğerlerinden daha uzun ve aynı zamanda uzun dikenlere sahiptir. Abdomen sarı renkte, fakat her segment koyu esmer bir bantla çevrilidir. Bu bantlar dişilerde daha belirgin haldedir.
Ön kanatlar yarı saydam olup üzerinde yeşil lekeler bulunur ve abdomen'in nihayetini belirli şekilde geçer. Arka kanatlar saydam, damarlar belirgindir.
Yeni çıkan erginler sarımsı yeşil renkte olup kışı geçirenler ise esmer renktedir. Vücut uzunluğu 3.0-3.5 mm'dir.
- Yumurtalar beyazımsı, parlak renkte ve takriben iğ şeklindedir. Nimf-ler açık sarı veya sarımsı yeşil renktedir.
i
Yayılışı : Yurdumuzdan başka Kıbrıs, Rodos ve Rusya'da bulunur.Yurdumuzun özellikle antepfıstığı yetiştirilen her tarafında bulunursa da esas olarak Güneydoğu Anadolu'nun antepfıstığı yetiştirilen alanlarında daha yoğun olarak görülür.
zarar yapar. Bundan başka çitlenbik ve yabani fıstık ağaçlarında da gö
rülür. Nimf ve erginleri antepfıstığı ağaçlarının taze sürgün, yaprak, mey
ve ve saplarını sokup-emerek beslenir. Böylece fazla böcek populasyonuna
sahip olan ağaçlar özsu kaybı dolayısiyle zayıf kalır. Bu da verimin azal
masına ve ürünün kalitesinin bozulmasına sebep olur. Ancak asıl zararı,
bu böceklerin bitkileri sokup-emmeleri dolayısiyle stylet'lerinin girdiği
yerlerden bitkilerin reaksiyonu sonucu zamkımsı madde salgılaması, di
ğer taraftan da böceklerin devamlı şekilde salgıladıkları tatlımsı madde
lerin birleşerek bitkileri örtmesi sonucu meydana gelir. Bu salgılar bitki
lerin bütün organlarını örter. Özellikle yapraklar ve meyveler bundan
etkilenir. Yapraklar normal faaliyetlerini sürdüremedikleri için ağaçlar zayıf kalır ve verimden düşer. Zamkımsı olan bu maddeler meyveleri de bulaştırdıklarından kalitelerini düşürür. Böceklerin fıstık ağaçlarında beslenmeleri, gerçekten her yönü ile bu ağaçlara olumsuz etkide bulunur.
Karşıdan bakıldığı zaman bu madde ile bulaşık ağaçların parlak ve zam
kımsı bir görünüme büründükleri görülür. Ellendikleri zaman yapışkandır.
Bu nedenle stali'nin yaptığı zarar şekli dolayısiyle ağaçlarda görülen bu oluşuma halk arasında şıralı zenk ismi verilmektedir.
Biyolojisi : Kışı ergin halde aynı ağaçların, ya da civardaki başka ağaçların kabukları altı, çatlakları arası, yere dökülmüş bitki yapraklan altı, duvar yarıkları arası, çitlerin altları ve benzeri diğer yerlerde geçirir.
Baharda nisan ayından itibaren ağaçların tomurcukları patlarken, erginler bulundukları kışlak yerlerini terkederek antepfıstığı ağaçlarına gelirler. Dişiler çiftleştikten sonra yumurtalarını ovipozitörleri yardımı ile ağaçların yeni açmakta olan sürgün, yaprak, sap veya meyve salkımlarının saplarında açtıkları delikler içine gömerler. Bu sonuncusunu daha çok tercih edsr. Yumurta bırakılan yerler zamanla küçük ve koyu lekeler haline dönüşür. Bırakılan yumurtalar uygun iklim koşullarında 10-15 günde açılır. Ancak serin havalarda ve yerlerde bu müddet bir iki misli uzayabilir. Çıkan nimf ler hemen, bitkilerin önüne gelen her türlü körpe aksamına geçerek beslenmeye başlar. Yumurtaların açılması, genellikle ağaçların çiçeklenme sonu ve meyvelerin yeni yeni görünmeye başladığı bir zamana rastlar. Dişilerin yumurta bırakma süresi 4-5 hafta kadardır. Bu süre içinde her bir dişi ortalama 70-80 kadar yumurta bırakır. Nimf donemi 30-43 gün, bazan daha uzun sürebilir. Güneydoğu Anadolu ve Gaziantep'te genellikle nimflerin çoğu temmuzda ergin hale geçerler. Eylül ve ekim aylarında ise erginler kışlajc yerlerine çekilirler. Böylece yılda bir nesil verir.
Savaşı s Savaşa başlamadan önce zararlının ağaçlardaki populasyon durumu ile biyolojik döneminin iyi şekilde saptanması gerekir. Bunun için ağaçların yaprak, sürgün, meyve, salkım ve sapları iyice gözden geçirilmelidir. Örneğin bir bahçede tesadüfen seçilecek 10 ağaçtan her birinden yine tesadüfen alman birer dal iyi şekilde incelenmeli ve bir dalda ortalama 25 veya daha fazla nimf sayıldığında o bahçede zarar yapacak düzeyde populasyon olduğuna hükmedilir. Alman ağaç sayısı bahçenin büyüklüğüne göre değişebilir. Savaşa başlama zamanı hakkında karar verebilmek için ise, yumurtaların en az % 75'nin açılmış olması gerekmektedir. Organik fosforlu insektisitlerden herhangi birisi bu zararlıya karşı etkilidir. En iyisi ilâç ve doz için yetkili bir uzmana baş vurarak önereceği öğütü yerine getirmelidir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

