Cacopsylla (== Psylla) pyricola Först. (Şekil 62 H, 65)
Sinonim : — sîmulans Först.
Türkçe ismi: Armut psyllid'i, armut yaprak piresi
Bu zararlı, mevsimsel olan farklı iki forma sahiptir. Bunlar yazlık formu (C. pyricola f. pyricola) ve kış formu (C. pyricola f. simulans)'dur.
Tanımı : Erginler yeni çıktığında açık renklidir. Fakat rengi kısa bir süre sonra koyulaşır. Böylece genel rengi kırmızımsıdan koyu kahverengiye kadar değişir. Kanatlar saydam olup istirahat halinde vücut üzerine çatı yapacak şekilde durur. Bu haliyle küçük bir cicadellid'i andırır. Kışlık formları daha koyu renkte olup boyları da yazlık formlara oranla daha büyüktür. Vücut uzunluğu 2.2-3.5 mm'dir. Yumurtadan yeni çıkan
nimfler küçük, sarımsı renkte, yassı vücutlu olup gözleri kırmızımsı renktedir. 2 ve 3'cü dönem nimfleriboy hariç l'ci dönemdeki nimflere çok benzer. 4'cü dönemdeki nimfler de renk, açık mavimsiden koyu yeşile kadar değişir. Bu dönemde belirli şekilde kanat çıkıntılarına sahip olmakla önceki dönemlerde bulunan nimflerden kolaylıkla ayrılır. Bu dönemde vücut üzerinde ayrıca sarı ve kırmızımsı lekeler de bulunur. 5'ci dönemdeki nimfler ise açıktan koyu kahverengine kadar değişen renkte olup abdomen üzerinde de yeşilimsi lekeler bulunur. Bu dönemde kanat çıkıntıları 4'cü dönemdekilerden daha büyük ve belirgin bir haldedir.
Yumurtalar hafif oval şekilde olup serbest kalan ucunda ipliksi uzunca bir uzantı bulunur. Bunun aksi olan uçta ve alta doğru bitki dokusuna saplanan küçük bir sapa sahiptir. Yumurtalar ilk bırakıldıklarında hemen hemen renksiz, fakat sonradan, özellikle inficara yakın zamanda koyu limon sarısı renge dönüşür.
Yayılışı : Palearktik bölgenin hemen hemen her tarafında bulunur. Ayrıca Nearktik bölgede de yayılmıştır. Bu bölgeye Avrupa'dan girmiş olup ilk defa 1832 yılında Connecticut ile Doğu Kanada'da görülmüşütür. Halen Kaliforniya dahil Kuzey Amerika'nın büyük bir kısmına yayılmış haldedir ve Güney Amerika'ya da girmiştir.
Yurdumuzun hemen hemen her tarafında görülürse de daha çok Ort». Anadolu'da yaygın olarak bulunur. Nizamlıoğlu (1957) bu türün Marmara bölgesinde, özellikle Tekirdağ'da bazı yıllar önemli zararlar yaptığını bildirmektedir.
Zarari ve konukçuları: Özellikle armutlarda zararlıdır. Başka ülkelerde ayvada da zararlı olduğu bildirilmekte ise de bizde ayvada rastlanmamıştır.
Diğer bir çok homoptcr türlerinde olduğu gibi bitkilerde direkt ve endirekt olmak üzere iki türlü zarar yapar. Nimf ve erginler baharda gelişmekte olan sürgün, yaprak ve tomurcukları sokup-emer. Nimflerin yaptığı zarar daha önemlidir. Fazla saldırıya uğrayan ağaçlarda yapraklar sararır ye vaktinden önce dökülür. Tomurcuklar açılamaz ve dolayısıyla ağaçların verimi büyük oranda azalır. Saldırı az olduğunda, yapraklarda emilen yerlerde kahverengimsi yaralar meydana gelir. Bu türlü zarar böcek populasyonu ile yakından ilgilidir. Fakat esas zarar, endirekt olarak meydana gelir. Nimfler beslenirken büyük oranda tatlımsı maddeler de salgılar. Populasyon fazla olduğu takdirde çok miktarda salgılanan bu tatlımsı maddeler sıvı halinde meyve, sürgün, yaprak ve dalların üzerini örter ve hattâ buralardan da aşağıya, toprağa akar. Bu madde üzerinde siyahımsı renkte saprofit mantarlar çoğalır ve tüm ağaç siyahımsı bir renkalır. Bu gibi ağaçlarda yapraklar vaktinden önce dökülür, tomurcuklar açılmaz, bulaşık meyveler ise pazarlama değerlerini büyük ölçüde kaybederler. Amerika ve Kanada'da son yıllarda yapılan araştırmalarda bu zararlının bitkilere toksik maddeler salgıladığı, ya da virüs hastalığı taşıyarak armutlarda pear decline ismi verilen bir hastalığa sebep oldukları bil
dirilmektedir. Eskiden nimflerin salgıladığı tatlımsı maddelerin psylla
sîıock'un başlıca nedeni olduğu zannediliyordu. Bu türlü zarar, kuvvetli
saldırılarda meydana gelir. Bu hastalıkta ağaçların yapraklan sararır,tüm olarak ağaçların gelişmelerinde bir duraklama veya gerileme meydana gelir. Bunun sonucunda da büyük oranda, meyvelerin gerek miktar ve gerekse kalitesi düşer. Ancak zararlı, ile yapılan iyi bir savaş sonucunda ağaçlar kendilerini çabuk toplar ve eski sağlıklarına kavuşur. Bu türlü zarar da böcek populasyonu ile yakından ilgilidir. Halbuki pear decline'm armutlardaki gerçek durumu ve buna etkide bulunan faktörler henüz daha kesin şekilde bilinmemektedir. Halen bu hususta muhtelif ülkelerde geniş araştırmalar yapılmaktadır. Bunun nedeni, virüs veya mycoplasma ile ilgili herhangi bir hastalık olabileceğinin zannedilmesi ve bunun da henüz daha kesinlikle anlaşılamamış olmasıdır. Ancak son yıllarda aynı böceğin italya'da armutlarda morlo del pero ismi verilen bir hastalığa sebep olduğu ve bunun isviçre'de de görüldüğü bildirilmektedir (Bovey, 1972). Ayrıca bu türün bazı ülkelerde bakteriyel bir hastalık etmeni olan Erıvinia amyhvora\j\ da taşıdığı bilinmektedir.
Arrmut psyllid'inin son neslinin meydana getirdiği zarar da önemli olmaktadır. Zira bu son nesil, tomurcuklarda da beslenmek suretiyle onların zayıflamalarına ve dolayısıyla gelecek yılki ürünün azalmasına sebep olur.
Bu zararlı ne fazla sıcak ve ne de fazla soğuk havalardan hoşlanmaz. Bu gibi iklim koşullarında fazla çoğalamazlar. Özellikle 32 °G üzerindeki sıcaklıklarda fazla üreyemezler. Uygun koşullarda yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre 3-4 haftadır. Orta ve Kuzey Anadolu'da yılda 3-4, Güney ve Güneybatı Anadolu'da ise yılda 5-6 nesil verdiğini tahmin ediyorum.
Savaşı: 1) Ağaçları budamak suretiyle fazla gölge yapmalarına mani olmak, dolayısıyla bu zararlıyı yazın fazla sıcağın etkisine bırakacağından çoğalmasını önemli oranda azaltır.
2) Amerika'da uzun yıllar yapılan deneme ve gözlemlerden sonra
Pyrus communis x P. ussuriensis hibridinin bu zararlıya dayanıklı olduğu
tespit edilmiştir (Harris, 1973). Bu nedenle çok zarar gören yerlerde bu
gibi dayanıklı armut hibridleri, ya da çeşitlerini yetiştirmek suretiyle za
rarı önlenebilir.
3) Zararlının nimf ve yumurtalarıyla beslenen Anthocoris türleri ile,
özellikle nimflerine saldıran Anisochrysa camea ve yine nimflerine saldıran
bazı parazit arılar bulunmasına rağmen, bu doğal düşmanlar C. pyricola'mn
doğada çoğalmasını etkili bir şekilds önleyememektedir. Buna sebep, bel
ki de bu zararlının fazla miktarda salgıladığı tatlımsı maddelerin doğal düşmanların gelişmelerini olumsuz şekilde etkilemesidir.
4) Fazla zararlı olduğu yer ve zamanda ilâçlı savaşa başvurulabilir. Halen organik fosforlu insektisitler bu zararlıya karşı başarılı şekilde kullanılmaktadır. Ancak her zaman, bu gibi ilâçların devamlı ve bilgisiz biçimde kullanıldıkları taktirde zararlılara etkililiklerini yitireceklerini, yahut zararlının bu gibi ilâçlara direnç kazanacaklarını göz önünde tutmak gerekir. Bunun için de ilâçların atma zamanını ve miktarını iyi şekilde ayarlamak ve bu hususta titiz hareket etmek gereklidir. Yaprak bitleri ile kabuklu bitlere karşı yapılan kışlık ilaçlamalar etkili bir şekilde psyllid'leri de öldürür

Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Sinonim : — sîmulans Först.
Türkçe ismi: Armut psyllid'i, armut yaprak piresi
Bu zararlı, mevsimsel olan farklı iki forma sahiptir. Bunlar yazlık formu (C. pyricola f. pyricola) ve kış formu (C. pyricola f. simulans)'dur.
Tanımı : Erginler yeni çıktığında açık renklidir. Fakat rengi kısa bir süre sonra koyulaşır. Böylece genel rengi kırmızımsıdan koyu kahverengiye kadar değişir. Kanatlar saydam olup istirahat halinde vücut üzerine çatı yapacak şekilde durur. Bu haliyle küçük bir cicadellid'i andırır. Kışlık formları daha koyu renkte olup boyları da yazlık formlara oranla daha büyüktür. Vücut uzunluğu 2.2-3.5 mm'dir. Yumurtadan yeni çıkan
nimfler küçük, sarımsı renkte, yassı vücutlu olup gözleri kırmızımsı renktedir. 2 ve 3'cü dönem nimfleriboy hariç l'ci dönemdeki nimflere çok benzer. 4'cü dönemdeki nimfler de renk, açık mavimsiden koyu yeşile kadar değişir. Bu dönemde belirli şekilde kanat çıkıntılarına sahip olmakla önceki dönemlerde bulunan nimflerden kolaylıkla ayrılır. Bu dönemde vücut üzerinde ayrıca sarı ve kırmızımsı lekeler de bulunur. 5'ci dönemdeki nimfler ise açıktan koyu kahverengine kadar değişen renkte olup abdomen üzerinde de yeşilimsi lekeler bulunur. Bu dönemde kanat çıkıntıları 4'cü dönemdekilerden daha büyük ve belirgin bir haldedir.
Yumurtalar hafif oval şekilde olup serbest kalan ucunda ipliksi uzunca bir uzantı bulunur. Bunun aksi olan uçta ve alta doğru bitki dokusuna saplanan küçük bir sapa sahiptir. Yumurtalar ilk bırakıldıklarında hemen hemen renksiz, fakat sonradan, özellikle inficara yakın zamanda koyu limon sarısı renge dönüşür.
Yayılışı : Palearktik bölgenin hemen hemen her tarafında bulunur. Ayrıca Nearktik bölgede de yayılmıştır. Bu bölgeye Avrupa'dan girmiş olup ilk defa 1832 yılında Connecticut ile Doğu Kanada'da görülmüşütür. Halen Kaliforniya dahil Kuzey Amerika'nın büyük bir kısmına yayılmış haldedir ve Güney Amerika'ya da girmiştir.
Yurdumuzun hemen hemen her tarafında görülürse de daha çok Ort». Anadolu'da yaygın olarak bulunur. Nizamlıoğlu (1957) bu türün Marmara bölgesinde, özellikle Tekirdağ'da bazı yıllar önemli zararlar yaptığını bildirmektedir.
Zarari ve konukçuları: Özellikle armutlarda zararlıdır. Başka ülkelerde ayvada da zararlı olduğu bildirilmekte ise de bizde ayvada rastlanmamıştır.
Diğer bir çok homoptcr türlerinde olduğu gibi bitkilerde direkt ve endirekt olmak üzere iki türlü zarar yapar. Nimf ve erginler baharda gelişmekte olan sürgün, yaprak ve tomurcukları sokup-emer. Nimflerin yaptığı zarar daha önemlidir. Fazla saldırıya uğrayan ağaçlarda yapraklar sararır ye vaktinden önce dökülür. Tomurcuklar açılamaz ve dolayısıyla ağaçların verimi büyük oranda azalır. Saldırı az olduğunda, yapraklarda emilen yerlerde kahverengimsi yaralar meydana gelir. Bu türlü zarar böcek populasyonu ile yakından ilgilidir. Fakat esas zarar, endirekt olarak meydana gelir. Nimfler beslenirken büyük oranda tatlımsı maddeler de salgılar. Populasyon fazla olduğu takdirde çok miktarda salgılanan bu tatlımsı maddeler sıvı halinde meyve, sürgün, yaprak ve dalların üzerini örter ve hattâ buralardan da aşağıya, toprağa akar. Bu madde üzerinde siyahımsı renkte saprofit mantarlar çoğalır ve tüm ağaç siyahımsı bir renkalır. Bu gibi ağaçlarda yapraklar vaktinden önce dökülür, tomurcuklar açılmaz, bulaşık meyveler ise pazarlama değerlerini büyük ölçüde kaybederler. Amerika ve Kanada'da son yıllarda yapılan araştırmalarda bu zararlının bitkilere toksik maddeler salgıladığı, ya da virüs hastalığı taşıyarak armutlarda pear decline ismi verilen bir hastalığa sebep oldukları bil
dirilmektedir. Eskiden nimflerin salgıladığı tatlımsı maddelerin psylla
sîıock'un başlıca nedeni olduğu zannediliyordu. Bu türlü zarar, kuvvetli
saldırılarda meydana gelir. Bu hastalıkta ağaçların yapraklan sararır,tüm olarak ağaçların gelişmelerinde bir duraklama veya gerileme meydana gelir. Bunun sonucunda da büyük oranda, meyvelerin gerek miktar ve gerekse kalitesi düşer. Ancak zararlı, ile yapılan iyi bir savaş sonucunda ağaçlar kendilerini çabuk toplar ve eski sağlıklarına kavuşur. Bu türlü zarar da böcek populasyonu ile yakından ilgilidir. Halbuki pear decline'm armutlardaki gerçek durumu ve buna etkide bulunan faktörler henüz daha kesin şekilde bilinmemektedir. Halen bu hususta muhtelif ülkelerde geniş araştırmalar yapılmaktadır. Bunun nedeni, virüs veya mycoplasma ile ilgili herhangi bir hastalık olabileceğinin zannedilmesi ve bunun da henüz daha kesinlikle anlaşılamamış olmasıdır. Ancak son yıllarda aynı böceğin italya'da armutlarda morlo del pero ismi verilen bir hastalığa sebep olduğu ve bunun isviçre'de de görüldüğü bildirilmektedir (Bovey, 1972). Ayrıca bu türün bazı ülkelerde bakteriyel bir hastalık etmeni olan Erıvinia amyhvora\j\ da taşıdığı bilinmektedir.
Arrmut psyllid'inin son neslinin meydana getirdiği zarar da önemli olmaktadır. Zira bu son nesil, tomurcuklarda da beslenmek suretiyle onların zayıflamalarına ve dolayısıyla gelecek yılki ürünün azalmasına sebep olur.
Biyolojisi : Kışı ergin halde ağaç tomurcuk veya sürgünleri arasında,
kabuk yarıkları arası veya altlarında, yere dökülmüş yapraklar altı, çitler arası veya benzeri gizlenecek yerlerde geçirir. Kışın güneşli havalarda çıkarak hareket eder veya kısa mesafeler dahilinde uçabilirler. Bu nedenle erginler baharda erkenden çıkarak (yerine göre şubat başlarından mart ortalarına kadar), hattâ ağaçlar henüz daha uyku devresinde iken armut ağaçlarına gelerek tomurcuklara geçerler ve yumurtalarını bırakmaya başlarlar. Erginler genellikle, sıcaklık 10 G°'nin üzerine çıktığında kışlaklarını terkeder. Bu devrede çiftleştikten sonra yumurtalarını tomurcuklara bırakırsa da daha sonra yapraklar çıkarken onlara geçer, çünkü yumurtlamak için onları tercih eder. Ancak bu ilk nesilden sonraki nesillerin dişileri genellikle yumurtalarını yapraklara bırakır. Erginler çok aktiftir. Bunlar dallar veya ağaçlar arasında çabuk uçarak yer değiştirirler. Dişiler aynı alana bir çok yumurta bıraktıktan sonra diğer bir dala veya aynı daim başka taraflarına, ya da diğer bir ağaca yumurta bırakmaya devam ederler. Bırakılan yumurta, sapı vasıtasiyle bitki dokusuna iliştirilir. Böylece yumurta, sap vasıtasiyle bitki dokusundan rutubet temin eder. Bitki dokusu herhangi bir nedenle kuruduğunda, yumurta da rutubet kaybederek pörsür ve kurur. Bir dişi hayatı boyunca bırakacağı toplam 500 kadar yumurtayı geniş bir alana yayarak bırakır. Yumurtalar sıcaklık şartlarına göre 1/2-4 hafta içinde açılır. Örneğin 13 °G sıcaklıkta yumurtalar 20 günde açılır. Sıcaklık yükseldikçe yumurtaların açılma süresi de kısalır, ilk nesle ait nimfler yumurtadan çıkar çıkmaz açılmakta olan tomurcukların, yaprak veya çiçeklerin kaide kısımlarını sokup-emerler. Yapraklar açıldıkça onlara geçer ve beslenmelerine devam ederler. Bu ilk neslin süresi,, yani yeni bırakılan yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre, iklim koşullarına göre değişmek üzere 45-60 gündür. Sonraki nesillerde dişiler, yumurtalarının çoğunu yaprağın üstüne veya altına olmak üzere fakat çoğunlukla orta damar boyunca bırakır. Bir yaprakta bulunan yumurta sayısı böcek populasyonuna göre değişir. Her ne kadar yumurtalar bazan yaprağın üst yüzüne bırakılırsa da nimfler çoğunlukla yaprakların alt yüzlerinde bulunur.
kabuk yarıkları arası veya altlarında, yere dökülmüş yapraklar altı, çitler arası veya benzeri gizlenecek yerlerde geçirir. Kışın güneşli havalarda çıkarak hareket eder veya kısa mesafeler dahilinde uçabilirler. Bu nedenle erginler baharda erkenden çıkarak (yerine göre şubat başlarından mart ortalarına kadar), hattâ ağaçlar henüz daha uyku devresinde iken armut ağaçlarına gelerek tomurcuklara geçerler ve yumurtalarını bırakmaya başlarlar. Erginler genellikle, sıcaklık 10 G°'nin üzerine çıktığında kışlaklarını terkeder. Bu devrede çiftleştikten sonra yumurtalarını tomurcuklara bırakırsa da daha sonra yapraklar çıkarken onlara geçer, çünkü yumurtlamak için onları tercih eder. Ancak bu ilk nesilden sonraki nesillerin dişileri genellikle yumurtalarını yapraklara bırakır. Erginler çok aktiftir. Bunlar dallar veya ağaçlar arasında çabuk uçarak yer değiştirirler. Dişiler aynı alana bir çok yumurta bıraktıktan sonra diğer bir dala veya aynı daim başka taraflarına, ya da diğer bir ağaca yumurta bırakmaya devam ederler. Bırakılan yumurta, sapı vasıtasiyle bitki dokusuna iliştirilir. Böylece yumurta, sap vasıtasiyle bitki dokusundan rutubet temin eder. Bitki dokusu herhangi bir nedenle kuruduğunda, yumurta da rutubet kaybederek pörsür ve kurur. Bir dişi hayatı boyunca bırakacağı toplam 500 kadar yumurtayı geniş bir alana yayarak bırakır. Yumurtalar sıcaklık şartlarına göre 1/2-4 hafta içinde açılır. Örneğin 13 °G sıcaklıkta yumurtalar 20 günde açılır. Sıcaklık yükseldikçe yumurtaların açılma süresi de kısalır, ilk nesle ait nimfler yumurtadan çıkar çıkmaz açılmakta olan tomurcukların, yaprak veya çiçeklerin kaide kısımlarını sokup-emerler. Yapraklar açıldıkça onlara geçer ve beslenmelerine devam ederler. Bu ilk neslin süresi,, yani yeni bırakılan yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre, iklim koşullarına göre değişmek üzere 45-60 gündür. Sonraki nesillerde dişiler, yumurtalarının çoğunu yaprağın üstüne veya altına olmak üzere fakat çoğunlukla orta damar boyunca bırakır. Bir yaprakta bulunan yumurta sayısı böcek populasyonuna göre değişir. Her ne kadar yumurtalar bazan yaprağın üst yüzüne bırakılırsa da nimfler çoğunlukla yaprakların alt yüzlerinde bulunur.
Bu zararlı ne fazla sıcak ve ne de fazla soğuk havalardan hoşlanmaz. Bu gibi iklim koşullarında fazla çoğalamazlar. Özellikle 32 °G üzerindeki sıcaklıklarda fazla üreyemezler. Uygun koşullarda yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre 3-4 haftadır. Orta ve Kuzey Anadolu'da yılda 3-4, Güney ve Güneybatı Anadolu'da ise yılda 5-6 nesil verdiğini tahmin ediyorum.
Savaşı: 1) Ağaçları budamak suretiyle fazla gölge yapmalarına mani olmak, dolayısıyla bu zararlıyı yazın fazla sıcağın etkisine bırakacağından çoğalmasını önemli oranda azaltır.
2) Amerika'da uzun yıllar yapılan deneme ve gözlemlerden sonra
Pyrus communis x P. ussuriensis hibridinin bu zararlıya dayanıklı olduğu
tespit edilmiştir (Harris, 1973). Bu nedenle çok zarar gören yerlerde bu
gibi dayanıklı armut hibridleri, ya da çeşitlerini yetiştirmek suretiyle za
rarı önlenebilir.
3) Zararlının nimf ve yumurtalarıyla beslenen Anthocoris türleri ile,
özellikle nimflerine saldıran Anisochrysa camea ve yine nimflerine saldıran
bazı parazit arılar bulunmasına rağmen, bu doğal düşmanlar C. pyricola'mn
doğada çoğalmasını etkili bir şekilds önleyememektedir. Buna sebep, bel
ki de bu zararlının fazla miktarda salgıladığı tatlımsı maddelerin doğal düşmanların gelişmelerini olumsuz şekilde etkilemesidir.
4) Fazla zararlı olduğu yer ve zamanda ilâçlı savaşa başvurulabilir. Halen organik fosforlu insektisitler bu zararlıya karşı başarılı şekilde kullanılmaktadır. Ancak her zaman, bu gibi ilâçların devamlı ve bilgisiz biçimde kullanıldıkları taktirde zararlılara etkililiklerini yitireceklerini, yahut zararlının bu gibi ilâçlara direnç kazanacaklarını göz önünde tutmak gerekir. Bunun için de ilâçların atma zamanını ve miktarını iyi şekilde ayarlamak ve bu hususta titiz hareket etmek gereklidir. Yaprak bitleri ile kabuklu bitlere karşı yapılan kışlık ilaçlamalar etkili bir şekilde psyllid'leri de öldürür

Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

