fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Dialeurodes citri

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Dialeurodes citri

    Dialeurodes citri Ashmed (Şekil 72)
    Türkçe ismi : Turunçgil beyaz sineği
    Bu zararlının yazar adı, muhtelif araştırıcılara göre değişmektedir. Gerçekte Ashmed ilk defa 1885 yılında Florida (USA)'dan toplanan ör­neklere göre bu türün description'unu yapmış ve bunu mahalli bir ga­zetede (Dispatch, col. xı, Nov. 1885) yayınlamıştır. Bununla beraber daha


    sonra Riley and Howard, 1893 yılında aynı türün o zamanki nomencla-tural kurallara uyarak yayınlanmadığını göz önünde tutarak tür ismini muhafaza etmek suretiyle yalnızca erginlerin değil fakat yumurta dahil diğer gelişme dönemlerinin de deskripsiyonlarmı yapmışlar ve yayınla-mışlardır.
    Tanımı : Erginlerde boy, takriben 1.5 mm kadar, kanat açıklığı ise 2.8 rnm'dir. Vücudun genel rengi açsk turuncu, tarsus'lar ve tibia'lar turuncu olup hortumun nihayeti siyah renktedir. Kanatlar ve vücudun üzeri beyaz ve yapışkanımsı bir madde ile örtülüdür.
    Yumurtalar 0.2-0.23 mm uzunlukta, silindirimsi şekilde, açık sarı renktedir. Nimfler oval, yassı ve sarımsı yeşil renktedir.
    Yayılışı : D. citri'nin her ne kadar USÂ'da toplanan örneklere göre deseription'u yapılmışsa da gerçekte orijini Hindistan'dır. Amerika'ya 1858-1885 yılları aıasında girdiği tahmin edilmektedir (Morrill and Black, 1911). Halen dünyada turunçgil yetiştiı ilaiı bölgelerin çoğuna ya-yılmış bulunmaktadır. Başııca bulunduğu ülkeler Afganistan, Pakistan, Çin, Vietnam, Japonya, Meksika, Güney Amerika, Güney Avrupa (Fran­sa, İtalya, İspanya), Rusya ve Türkiye'dir. Avrupa'da ilk defa 1945 yılında Cannes'da (Fransa), daha sonra Napoli botanik bahçesinde 1963 yılında görülmüş ve Rusya'da varlığı 1957 yılında anlaşılmıştır.
    Yurdumuzda zararına ilk defa 1965 yılında Hopa'da tesadüf edilmiştir. Daha sonra kısa zamanda bütün Karadeniz turunçgil alanlarına yayıl­mış ve oradan da iç karantina önlemlerinin gereği şekilde uygulanamaması sonucu, Ege bölgesi turunçgil alanına 1973 yılırda bulaşmıştır, Hakn bu bölgede kuzeyde Havran (Edremit)'dan başlayıp güneyde Köyceğiz ve Fethiye'ye kadar olan sahil şeridinin bemen hemen her tarafına bulaş-mış haldedir. Yurdumuzda bu türün varlığının her ne kadar 1965'fen çok daha eski tarihlere dayandığı bildirilmekte ise de Bodenheimer (1958) bunun doğru olamayacağını ifade etmek istemiştir.
    Zararı, ekonomik önemi ve konukçuları : Başta turunçgiller olmak üzere incir, yasemin, Ligustrum, Fraxinus, Gardenia ve diğer bir çok süs bit­kisi ile meyve ağaç ve ağaççıkları konukçuları arasındadır. Ancak en çok turunçgillerde zararlıdır. Mour>d and Halsey (1978) bu türe ait dünyada 70'den fazla konukçu bitki ismi vermektedir.
    Bitkilerdeki zararı iki şekilde meydana gelir. Birincisinde nimf ve ergin­ler yaprakların alt yüzlerinde beslenerek özsu emerler. Yoğun saldırılarda yaprakların fazla sokulup emilmesi sonucu renk önce sarıya, sonra esmere dönüşür. Bu gibi yapraklar vaktinden önce dökülür, ağaçların verimi dü­şer ve gelişmelerinde de genel bir duraklama görülür. İkinci zarar şekli, özellikle nimflerin fazla miktarda salgıladıkları tatlımsı maddeler dolayı-siyle meydana gelir. Salgılanan bu maddeler bulundukları yapraklan tamamiyle kapladıktan sonra aşağı doğru akarak altlarında bulunan yap­rak, sürgün, dal ve meyvelerin üzerini kaplar, hattâ bir kısmı da toprağa ulaşır. Daha sonra bu madde üzerinde saprofit mantarlar gelişerek siyah bir renk alır. Bu gibi bitki'erde yapraklar gerekli asimilasyon görevlerini yapamazlar, dolayısıyla ağaçlarda genel bir duraklama görülür, sürgün­ler kurur. Meyveler küçük kalır, renk ve kaliteleri de bozulur. Gerekli savaş önlemleri alınmadığı taktirde, yalnız verimin düşmesi, meyvelerin kalitesinin bozulması ile kalınmaz, fakat tüm olarak ağaçların kuruması dahi söz konusu olacak kadar önemli zarara sebep olur. Bu nedenle turunç-gil beyaz sineği, turunçgiller için birinci derecede önemli zararlılar arasın­da sayılır.

    Biyolojisi s Kışı nimf veya bazan yumurta halinde yaprakların alt yüzlerinde ve ağaçlar üzerinde geçirir. Bunlardan ilkbaharda, nisanın 2'ci yarısından itibaren erginler meydana gelir. Kuzeydoğu Karadeniz bölgesinde ergin çıkışları nisan sonlarından itibaren başlar. Güney böl­gelerinde bu çıkış mart sonlarından itibaren de olabilir. Ancak ergin çıkışı 1-2 ay gibi uzun bir sürede tamamlanır. Buna paralel olarak da doğada bu erginlerin yumurta bırakmaları, bunlardan meydana gelecek nimf ve erginlerin uzun bir zaman içinde yayılmasının etkisi, 2'ci neslin muhtelif dönemlerinde de kendisini gösterir. Çoğalma eşeyli ve eşeysiz ola­bilir. Dişiler yumurtalarını, özellikle genç yaprakların alt yüzlerine olmak üzere kümeler halinde bırakır. Bir dişi hayatı boyunca ortalama 150 ka­dar yumurta bırakır. Yumurtaların açılma süresi, sıcaklıkla ilgili olarak 10 günle 3-4 hafta arasında değişir. Yumurtalardan çıkan nimfler aktif olup bunlar en çok bir gün içinde kendilerini yaprağın belirli bir yerine tespit ederek beslenmeye başlar ve ergin oluncaya kadar da aynı yerde sabit şekilde yaşarlar. Birinci gömlek değiştirmeden sonra nimflerin anten ve bacakları kaybolur. Toplam nimf dönemi 3-4 haftadır. Ancak kışlayan nimflerde bu süre 3-6 ay sürer. 2'ci nesil erginleri ağustosta görülür. Ku­zeydoğu Karadeniz bölgesinde iki nesil veren bu zarariının Fethiye, Köy­ceğiz ve daha güney kesimlerinde yılda üç nesil vermesi mümkündür. Bu türün İtalya'da (Portici) yılda 2-3 (Priore, 1969); Hindistan'da (Utter Pradesh) yılda 3 (Gupta, 1969); Fransa'da (Alpes-Maritime) ise yılda 1 nesil (Targe et alv 1954) verdiği bildirilmektedir.
    Turunçgil beyaz sineğinin yurdumuzda önemli olan doğal düşman­ları, Aschersonia aleurodes Web. hariç pek bulunmamıştır. A. aleurodes ise bir fungus olup Doğu Karadeniz bölgesinde!), citri nimflerini oldukça etkili bir şekilde enfekte ettiği, hattâ bu mantarı kitle halinde çoğaltarak zarar­lıya karşı savaşta kullanılabileceği belirtilmiştir (İren ve Soran, 1975).


    Turunçgİl beyaz sineğinin Rusya'da Clitostethus arcuatus Rossi (Gol., Coccinellidae) isimli çok etkili bir predatörü olduğu bildirilmektedir. Orada Agekyan (1977)'m yaptığı araştırmalarda bu predatörün bir lar­vasının hayatı süresince 200 adet D. citri nimfini yediği, en çok iYi dönem nimflerde beslendiği, bu arada yumurtaları da yediği kaydedilmektedir. C. arcuatus, Güney ve Batı Avrupa ülkeleri ile Kuzey Afrika ve yurdu­muzda bulunmaktadır. Bu böcek yurdumuzda da bulunduğuna göre, doğada D. cîtri'ye karşı yapılacak biyolojik savaşta etkili duruma geçire­bilmek üzere gerekli araştırmalara başlanması yerinde olur.
    Savaşı : 1) Sık dikilen bahçelerde fazla gölgelik ve rutubet meydana geldiğinden zararlının çoğalmasına uygun bir ortam hazırlanmaktadır. Bu nedenle turunçgil bahçelerini tesis ederken, ağaçlar arasında kolay hava akımı temin edecek şekilde fidanların makul aralıklarla seyrek dikilmesi, bu böceğin çoğalmasına engel olur. Aynı şekilde sık dikilmiş olan bahçelerde de buna göre bir seyreltmeye gidilebilir.
    2) Turunçgillerin yazın gelişi güzel ve fazla sulanmamalarına azami
    dikkat sarfetmelidir. Zira fazla rutubet, zararlı populasyonunu artırmada
    müspet rol oynar.
    3) Populasyonu fazla olan yerlerde ilâçlı savaşa başvurulabilir. Ka­
    buklu bitlere karşı kullanılan yazlık yağlar bunlara karşı da etkilidir. An­
    cak yazlık yağlara organik fosforlu insektisitlerden birisi karıştırıldığı tak­
    tirde daha iyi sonuç almak mümkündür. En iyisi bu hususta ilgili bir uz­
    mana başvurmaktır.


    Kaynak: Türkiye Entomolojisi – 2 – Porf.Dr. Niyazi LODOS
Working...
X