Viteus vitifolii Fitch. (Şekil 79, 80, 81)
Sinonim : Pemphigus vitifolii Fitch.; Dactylosphaera vitifolii Shimer; Phylloxem vastatrix Pl. et Licht.; Peritymbia vitisana Westw.; Phylloxera pemphigoides Donn.; Phylloxera pervastatix Börn.; Viteus vitisfolii Grassi
Türkçe ismi : Bağ fillokserası ;
Nomesacîature. Yukarıdaki sinonim listesinden de anlaşılacağı üzere bu zararlı böceğin gerek cins ve gerekse tür itibariyle oldukça kabarık ismi bulunduğu görülmektedir. Türkçe olarak bağ fîllokserası ismi verilen bu böceğe, bugün dahi araştırıcılar çeşitli isimler vermektedir. Örneğin Dactylosphaera vilifolii Shimer, Phylloxera vitifoliae Fitch., Daktulosphaira ■vitifoliae Fitch. . . gibi. Dünyanın bu belki de. en önemli zararlısının Gom-mission of International Zoological Nomenclature'ce herkes tarafından geçerli gerçek isiminin ortaya konması çok faydalı olacaktır.
Tansını : Bağ fillokserasının hayat devresi oldukça karışıktır. Amerikan' asmaları ile yerli asmalarda biyolojileri farklıdır. Buna göre de bir çok farklı formlara sahiptir. Buna rağmen erginlerin yıllık hayat döneminde beş farklı formu ayırt edilir. Aşağıda, çoğunlukla tesadüf edilen bu formların tanımları verilmiştir.
a) Radicicoîa (Şekil 79 A). Genel rengi yeşilimsi sarı veya esmerimsi sarı olup vücudun üzerinde altı sıralı koyu renkli lekeler bulunur. Vücut yassı, oval, thorax ve baş toplu bir durum gösterir. Ayrıca vücut üzerinde mikroskopik küçük kıllar bulunur. Antenleri üç seğmendi, uç çıkıntı nispeten uzuncadır. Vücut uzunluğu 0.8—1.2 mm'dir.
b) Gallicola. Radicicolâ'ya oranla vücudu daha yuvarlakça olup
yeşilimsi sarı renktedir. Vücut uzunluğu 1.0-1.25 mm'dir.
c) Kanatlılar (Şekil 80). Vücut dar ve uzun olup koyu sarı veya
portakal sarısı renktedir. Mesothorax siyahımsıdır. Vücut uzunluğu 1.0-1.5 mm'dir.



d) Eşeyli erkek (Şekil 81 A). Vücut oval olup bacaklar dişilere oran
la kuvvetlidir. Hortum dumura uğramıştır. Abdomen nihayete doğru
sivrileşerek uzantı yapar ve böylece dişilerden kolaylıkla ayrılır. Vücut
uzunluğu 0.4-0.5 mm'dir.
e) Eşeyli dişi (Şekil 81 C) Genel görünüşü erkeğe çok benzer. Ab-
domen'in nihayet ucu yuvarlakımsı şekilde son bulur. Vücut uzunluğu 0.27-0.35 mm'dir.
Kışlık yumurta (Şekil 81 B) 0.27-0.3 mm uzunlukta ve 0.11 mm genişlikte, uzun-oval şekildedir. Yeni bırakıldığında rengi sarımsı yeşil olup bir kaç gün sonra renk koyu yeşile dönüşür. Chorion üzerinde küçük ve gayri muntazam şekilde çukurcuklar bulunur. Yumurtanın arka ucu ise sopaya benzer bir çıkıntıya sahiptir.
Yayıhşı : Kökeni güneydoğu A.B.D. olan bu tür, takriben geçen asrın ortalarında Avrupa'da görülen külleme hastalığına mukavim asma çeşitlerini araştırmak üzere Amerika'dan ithal edilen asmalarla birlikte Avrupa'ya sokulmuştur. Bugün ise yine asma ile birlikte dünyanın hemen hemen her tarafına yayılmıştır. Avrupa'da ilk kez Londra'daki bir serada yetiştirilen asma köklerinde 1863'te rastlanmış ve takriben yine aynı tarihte Fransa'da Pujault'ta görülmüştür. Ancak Fransa'da bu tarihten takriben 15-16 sene sonra bütün Fransa bağ alanının yarısından fazlasını oluşturan 1.200.000 hektarın bu zararlı ile bulaşık olduğu görülmüştür *(Bala-chovvsky et Mensil, 1935). Almanya'da ilk görüldüğü tarih 1874, İtalya'da 1879, İsviçre'de ise 1874'tür. Ancak bu gün Avrupa'nın bağ yetiştirilen hemen her tarafına yayılmış durumdadır.
V. vitifolii'nin yurdumuzda 1881 yılında ilk kez olmak üzere İstanbul'da görüldüğü, daha sonra 1885'te İzmit'te ve 1888 tarihinde de İzmir'de bulunduğu belirtilmektedir (Bodenheimer, 1958). Halen yurdumuzda Batı, Kuzey, Orta ve Güney Anadolu'da Antalya'dan Diyarbakır'a kadar olan alanda yayılmıştır. Diğer bölgelerde de bulunması mümkündür.
Zararı ve konukçaları : Konukçuları özellikle Vitis türleridir. Dünyada bağların en önemli zararhsıdır. Fransa'da ilk girdiğinden itibaren 25 yıl içinde genel bağ alanının-1/3 ünü tamamiyle tahrip etmiştir. Bu böceğin bulunduğu yerde pratik olarak yerli asma, yani Vitis vinifera yetiştirmek mümkün değildir.
Toprak altında yaşayan formları asma köklerinde gal şeklinde urlar ve deformasyonlar meydana getirir. Asmaların ince köklerinde oluşturduğuna nodozite, kaim köklerindekilerine ise tuberozite adı verilir.
Ayrıca yaprakların üst yüzünde bir nohut tanesinin takriben yarısı kadar olan büyüklükte şişkinlikler veya galler meydana getirir. Bu gallerin yaprağın alt yüzüne gelen kısmı çukur olup içinde kanatsız ergin ve nimfler
bulunur. Yoğun saldırılarda yaprakların üzeri tamamiyle gallerle örtüle
bilir. Bu gibi yapraklar normal fonksiyonlarını gereği şekilde yapamazlar
ve vaktinden önce dökülürler. Ancak bağ fillokserası asıl zararını köklerde
yapar. Köklerinde filloksera bulunan bir omcadaki simptom, normal olarak
bulaşmanın 2. veya 3. yıllarında görülmeye başlar. Zaman geçtikçe,saldırıya uğrayan omcada boğum araları kısalır, yapraklar küçülür ve bitkide bir durgunlaşma görülür. Her ne kadar yapraklar yeşil kalırsa da körpelik ve canlılığını kaybeder. Salkımlar iyi gelişemez. Bu gibi omcalar karşıdan bakıldığı zaman baygın duruşu, çalımsı bir görünüşe sahip ol
ması ile sağlıklı olanlarından kolaylıkla ayrılır. Sonbaharda bu gibi om-
calarm yaprakları daha erken dökülür. Gelişmede böylece gerileme, her
yıl daha da fazla olmak üzere devam eder. Neticede önce ince köklerin,
daha sonra kalın köklerin ve nihayet gövdenin ölmesi sonucu tüm omca
kurur. , -
Biyolojisi : Amerikan ve yerli asmalarda yaşayan bağ fillokserasınm biyolojileri farklıdır. Amerikan asmalarında gaJlicoîa ve radicicola olmak üzere her iki formu da bulunur. Ancak Amerikan asmalarında köklerde zarar yapamaz. Yerli asmalarda ise genellikle radicicolâ formu gelişir. Bu asmalarda ender olarak gallicola formu bulunursa da bu arızidir ve daha çok yerli asmalarla birlikte bulunan bulaşık Amerikan asmalarından geçer. Fakat bu duruma pek ender olarak rastlanır.
Amerikan asma anaçlarını dikip üzerine de yerli asmaları aşılamak
suretiyle zararı tamamen ortadan kaldırıldığı için biyolojisini etraflı ola
rak anlatmaya gerek yoktur Bu nedenle biyolojisi özet olarak aşağıda
verilmiştir.
Diğer aphid türlerinde olduğusonbaharda asma çubuklarının kabuk altları veya yarıkları arasına bırakılan yumurtalardan ilkbaharda fundatrix'ler meydana gelir. Bunlar daha sonra asma yapraklarına giderek orada beslenir ve daha önce de açıklandığı şekilde yapraklarda gallerin oluşumuna sebep olur. Bunlar yaz süresince yapraklarda parthenogenetik olarak çoğalmalarına devam ederler. Amerikan asmalarında köklerde zarar yapamazlar. Yaz sonunda kanallı dişiler meydana gelerek diğer asmalara da geçerler. Bunların bıraktıkları yumurtalardan erkek ve dişiler meydana gelir. Çiftleşen dişiler kışı geçirecek olan yumurtalarını asma çubuklarına bırakırlar. Bu şekilde Amerikan asmalarındaki hayatı tamamlanmış olur.
s
Yerli asmalarda pek ender olarak gallicola formu görülür. Bu asmalarda bütün mevsim yalnızca köklerde parthenogenetik olarak çoğalırlar.Bir asmayı kurumaya yüz tutar bir duruma getirdikten sonra terkederektoprak içinde ilerler ve diğer bir asmaya geçer. Ağır topraklarda kuraklık nedeniyle olan çatlak ve yarıklar arasında hem yatay ve hem de derinlik itibariyle kolaylıkla ilerler. Bu gibi topraklarda yayılması çok çabuktur.
Bu zararlının biyolojisini son yıllarda Fransa'da Maillet (1957), Güney Afrika'da da De Klerk (1974) çok iyi incelemişlerdir. Bu hususta daha fazla bilgi almak isteyenler bu araştırıcıların eserlerine baş vurabilirler.
Savaşı : 1) Karantina tedbirleri çok önemlidir. Bulaşık anlanlardan temiz alanlara hiç bir şekilde asma çubuğu, yaprak vs. nakledilmemeliIidir. Bu yöntem, gereği şekilde uygulandığı taktirdeyayılma oldukçageciktirilmiş olur.
2) Toprağın durumuna göre uygun Amerikan asma anaçları dikmeli ve bunlar üzerine istenilen yerli asma çeşitleri aşılamalıdır. Bu, en garantili ve ekonomik yöntemdir. Ziraat İşleri Genel Müdürlüğüne bağlı Bağcılık İstasyonları bu işi başarı ile sürdürmektedir.
Kimyasal savaş için henüz daha geçerli, uygun bir insektisit bulu
namamıştır. Her ne kadar m2 ye 24 gr GS2 tavsiye edilmekte ise de bu iş güç ve tehlikelidir. Ayrıca bu ilâcm fümigant etkisi toprağın fiziksel
yapısına göre çok değişir. Ağır topraklarda, toprağın içine iyi nüfuz et
meyeceği için istenilen sonucu elde etmek güçtür. Bundan başka bağ filloksera'sımn bu gibi topraklarda 2 metreden fazla derinliğe kadar inebildiği düşünülürse, bu kadar derinlikte bulunan bireylere etkisinin degüç olacağı meydandadır. Bu nedenle S2'ü kullanırken bağın durumu iyice gözden geçirilerek fillokscra'nm da durumu dikkate alınarak hareket etmek uygun olur.
4) Eğer bulaşık olan bir bağ, su durumu da uygun ise sonbaharda yaprakların sararıp dökülmeye başladığı bir dönemde 50-60 gün kadar su altında bırakılırsa etkili şekilde savaşı yapılabilir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Sinonim : Pemphigus vitifolii Fitch.; Dactylosphaera vitifolii Shimer; Phylloxem vastatrix Pl. et Licht.; Peritymbia vitisana Westw.; Phylloxera pemphigoides Donn.; Phylloxera pervastatix Börn.; Viteus vitisfolii Grassi
Türkçe ismi : Bağ fillokserası ;
Nomesacîature. Yukarıdaki sinonim listesinden de anlaşılacağı üzere bu zararlı böceğin gerek cins ve gerekse tür itibariyle oldukça kabarık ismi bulunduğu görülmektedir. Türkçe olarak bağ fîllokserası ismi verilen bu böceğe, bugün dahi araştırıcılar çeşitli isimler vermektedir. Örneğin Dactylosphaera vilifolii Shimer, Phylloxera vitifoliae Fitch., Daktulosphaira ■vitifoliae Fitch. . . gibi. Dünyanın bu belki de. en önemli zararlısının Gom-mission of International Zoological Nomenclature'ce herkes tarafından geçerli gerçek isiminin ortaya konması çok faydalı olacaktır.
Tansını : Bağ fillokserasının hayat devresi oldukça karışıktır. Amerikan' asmaları ile yerli asmalarda biyolojileri farklıdır. Buna göre de bir çok farklı formlara sahiptir. Buna rağmen erginlerin yıllık hayat döneminde beş farklı formu ayırt edilir. Aşağıda, çoğunlukla tesadüf edilen bu formların tanımları verilmiştir.
a) Radicicoîa (Şekil 79 A). Genel rengi yeşilimsi sarı veya esmerimsi sarı olup vücudun üzerinde altı sıralı koyu renkli lekeler bulunur. Vücut yassı, oval, thorax ve baş toplu bir durum gösterir. Ayrıca vücut üzerinde mikroskopik küçük kıllar bulunur. Antenleri üç seğmendi, uç çıkıntı nispeten uzuncadır. Vücut uzunluğu 0.8—1.2 mm'dir.
b) Gallicola. Radicicolâ'ya oranla vücudu daha yuvarlakça olup
yeşilimsi sarı renktedir. Vücut uzunluğu 1.0-1.25 mm'dir.
c) Kanatlılar (Şekil 80). Vücut dar ve uzun olup koyu sarı veya
portakal sarısı renktedir. Mesothorax siyahımsıdır. Vücut uzunluğu 1.0-1.5 mm'dir.



d) Eşeyli erkek (Şekil 81 A). Vücut oval olup bacaklar dişilere oran
la kuvvetlidir. Hortum dumura uğramıştır. Abdomen nihayete doğru
sivrileşerek uzantı yapar ve böylece dişilerden kolaylıkla ayrılır. Vücut
uzunluğu 0.4-0.5 mm'dir.
e) Eşeyli dişi (Şekil 81 C) Genel görünüşü erkeğe çok benzer. Ab-
domen'in nihayet ucu yuvarlakımsı şekilde son bulur. Vücut uzunluğu 0.27-0.35 mm'dir.
Kışlık yumurta (Şekil 81 B) 0.27-0.3 mm uzunlukta ve 0.11 mm genişlikte, uzun-oval şekildedir. Yeni bırakıldığında rengi sarımsı yeşil olup bir kaç gün sonra renk koyu yeşile dönüşür. Chorion üzerinde küçük ve gayri muntazam şekilde çukurcuklar bulunur. Yumurtanın arka ucu ise sopaya benzer bir çıkıntıya sahiptir.
Yayıhşı : Kökeni güneydoğu A.B.D. olan bu tür, takriben geçen asrın ortalarında Avrupa'da görülen külleme hastalığına mukavim asma çeşitlerini araştırmak üzere Amerika'dan ithal edilen asmalarla birlikte Avrupa'ya sokulmuştur. Bugün ise yine asma ile birlikte dünyanın hemen hemen her tarafına yayılmıştır. Avrupa'da ilk kez Londra'daki bir serada yetiştirilen asma köklerinde 1863'te rastlanmış ve takriben yine aynı tarihte Fransa'da Pujault'ta görülmüştür. Ancak Fransa'da bu tarihten takriben 15-16 sene sonra bütün Fransa bağ alanının yarısından fazlasını oluşturan 1.200.000 hektarın bu zararlı ile bulaşık olduğu görülmüştür *(Bala-chovvsky et Mensil, 1935). Almanya'da ilk görüldüğü tarih 1874, İtalya'da 1879, İsviçre'de ise 1874'tür. Ancak bu gün Avrupa'nın bağ yetiştirilen hemen her tarafına yayılmış durumdadır.
V. vitifolii'nin yurdumuzda 1881 yılında ilk kez olmak üzere İstanbul'da görüldüğü, daha sonra 1885'te İzmit'te ve 1888 tarihinde de İzmir'de bulunduğu belirtilmektedir (Bodenheimer, 1958). Halen yurdumuzda Batı, Kuzey, Orta ve Güney Anadolu'da Antalya'dan Diyarbakır'a kadar olan alanda yayılmıştır. Diğer bölgelerde de bulunması mümkündür.
Zararı ve konukçaları : Konukçuları özellikle Vitis türleridir. Dünyada bağların en önemli zararhsıdır. Fransa'da ilk girdiğinden itibaren 25 yıl içinde genel bağ alanının-1/3 ünü tamamiyle tahrip etmiştir. Bu böceğin bulunduğu yerde pratik olarak yerli asma, yani Vitis vinifera yetiştirmek mümkün değildir.
Toprak altında yaşayan formları asma köklerinde gal şeklinde urlar ve deformasyonlar meydana getirir. Asmaların ince köklerinde oluşturduğuna nodozite, kaim köklerindekilerine ise tuberozite adı verilir.
Ayrıca yaprakların üst yüzünde bir nohut tanesinin takriben yarısı kadar olan büyüklükte şişkinlikler veya galler meydana getirir. Bu gallerin yaprağın alt yüzüne gelen kısmı çukur olup içinde kanatsız ergin ve nimfler
bulunur. Yoğun saldırılarda yaprakların üzeri tamamiyle gallerle örtüle
bilir. Bu gibi yapraklar normal fonksiyonlarını gereği şekilde yapamazlar
ve vaktinden önce dökülürler. Ancak bağ fillokserası asıl zararını köklerde
yapar. Köklerinde filloksera bulunan bir omcadaki simptom, normal olarak
bulaşmanın 2. veya 3. yıllarında görülmeye başlar. Zaman geçtikçe,saldırıya uğrayan omcada boğum araları kısalır, yapraklar küçülür ve bitkide bir durgunlaşma görülür. Her ne kadar yapraklar yeşil kalırsa da körpelik ve canlılığını kaybeder. Salkımlar iyi gelişemez. Bu gibi omcalar karşıdan bakıldığı zaman baygın duruşu, çalımsı bir görünüşe sahip ol
ması ile sağlıklı olanlarından kolaylıkla ayrılır. Sonbaharda bu gibi om-
calarm yaprakları daha erken dökülür. Gelişmede böylece gerileme, her
yıl daha da fazla olmak üzere devam eder. Neticede önce ince köklerin,
daha sonra kalın köklerin ve nihayet gövdenin ölmesi sonucu tüm omca
kurur. , -
Biyolojisi : Amerikan ve yerli asmalarda yaşayan bağ fillokserasınm biyolojileri farklıdır. Amerikan asmalarında gaJlicoîa ve radicicola olmak üzere her iki formu da bulunur. Ancak Amerikan asmalarında köklerde zarar yapamaz. Yerli asmalarda ise genellikle radicicolâ formu gelişir. Bu asmalarda ender olarak gallicola formu bulunursa da bu arızidir ve daha çok yerli asmalarla birlikte bulunan bulaşık Amerikan asmalarından geçer. Fakat bu duruma pek ender olarak rastlanır.
Amerikan asma anaçlarını dikip üzerine de yerli asmaları aşılamak
suretiyle zararı tamamen ortadan kaldırıldığı için biyolojisini etraflı ola
rak anlatmaya gerek yoktur Bu nedenle biyolojisi özet olarak aşağıda
verilmiştir.
Diğer aphid türlerinde olduğusonbaharda asma çubuklarının kabuk altları veya yarıkları arasına bırakılan yumurtalardan ilkbaharda fundatrix'ler meydana gelir. Bunlar daha sonra asma yapraklarına giderek orada beslenir ve daha önce de açıklandığı şekilde yapraklarda gallerin oluşumuna sebep olur. Bunlar yaz süresince yapraklarda parthenogenetik olarak çoğalmalarına devam ederler. Amerikan asmalarında köklerde zarar yapamazlar. Yaz sonunda kanallı dişiler meydana gelerek diğer asmalara da geçerler. Bunların bıraktıkları yumurtalardan erkek ve dişiler meydana gelir. Çiftleşen dişiler kışı geçirecek olan yumurtalarını asma çubuklarına bırakırlar. Bu şekilde Amerikan asmalarındaki hayatı tamamlanmış olur.
s
Yerli asmalarda pek ender olarak gallicola formu görülür. Bu asmalarda bütün mevsim yalnızca köklerde parthenogenetik olarak çoğalırlar.Bir asmayı kurumaya yüz tutar bir duruma getirdikten sonra terkederektoprak içinde ilerler ve diğer bir asmaya geçer. Ağır topraklarda kuraklık nedeniyle olan çatlak ve yarıklar arasında hem yatay ve hem de derinlik itibariyle kolaylıkla ilerler. Bu gibi topraklarda yayılması çok çabuktur.
Bu zararlının biyolojisini son yıllarda Fransa'da Maillet (1957), Güney Afrika'da da De Klerk (1974) çok iyi incelemişlerdir. Bu hususta daha fazla bilgi almak isteyenler bu araştırıcıların eserlerine baş vurabilirler.
Savaşı : 1) Karantina tedbirleri çok önemlidir. Bulaşık anlanlardan temiz alanlara hiç bir şekilde asma çubuğu, yaprak vs. nakledilmemeliIidir. Bu yöntem, gereği şekilde uygulandığı taktirdeyayılma oldukçageciktirilmiş olur.
2) Toprağın durumuna göre uygun Amerikan asma anaçları dikmeli ve bunlar üzerine istenilen yerli asma çeşitleri aşılamalıdır. Bu, en garantili ve ekonomik yöntemdir. Ziraat İşleri Genel Müdürlüğüne bağlı Bağcılık İstasyonları bu işi başarı ile sürdürmektedir.
Kimyasal savaş için henüz daha geçerli, uygun bir insektisit bulu
namamıştır. Her ne kadar m2 ye 24 gr GS2 tavsiye edilmekte ise de bu iş güç ve tehlikelidir. Ayrıca bu ilâcm fümigant etkisi toprağın fiziksel
yapısına göre çok değişir. Ağır topraklarda, toprağın içine iyi nüfuz et
meyeceği için istenilen sonucu elde etmek güçtür. Bundan başka bağ filloksera'sımn bu gibi topraklarda 2 metreden fazla derinliğe kadar inebildiği düşünülürse, bu kadar derinlikte bulunan bireylere etkisinin degüç olacağı meydandadır. Bu nedenle S2'ü kullanırken bağın durumu iyice gözden geçirilerek fillokscra'nm da durumu dikkate alınarak hareket etmek uygun olur.
4) Eğer bulaşık olan bir bağ, su durumu da uygun ise sonbaharda yaprakların sararıp dökülmeye başladığı bir dönemde 50-60 gün kadar su altında bırakılırsa etkili şekilde savaşı yapılabilir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

