Eriosoma lanigerum Haus. (Şekil 82j
Sinonim : Aphis lanata Salisb.; Coccus mali Bingley
Türkçe ismi : Elma pamuklu biti
Tarihçesi : Bu türün ana vatanı Kuzey Amerika'dır. Oradan takriben iki asır önce Avrupa'ya girmiş olup bugün bu kıt'amn hemen hemen her tarafına yayılmıştır. Avrupa'da ilk kez 1787 tarihinde İngiltere'de Londra civarında bir meyve bahçesinde görülmüş ve daha sonra kısa bir süre içinde bu ülkenin diğer taraflarına da yayılmıştır. 1810 tarihinde artık bu ülkenin en önemli meyve zararlıları listesinin başında yer almıştır. Bu tarihe kadar İngiltere'de sayısız elma ağacının kurumasına neden olmuştur. Fransa'da bu böceğin ilk görüldüğü tarih 1812, Almanya'da 1801, İtalya'da 1841 ve İsviçre'de ise 1870 olarak gösterilmektedir. Türkiye'ye hangi tarihte girdiği kesinlikle bilinmemektedir.
Tanımı : Kanatsız vivipar dişiler (Şekil 82 C) şişkince oval vücutlu, genellikle koyu morumsu renktedir. Vücut una benzer veya uzun pamukumsu iplikçikler altında gizlenmiştir. Antenleri kısa ve altı segment-lidir. Antenlerin nihayet çıkıntısı barizdir. Bileşik gözler 3 facet'ten oluşmuştur. Corniculus'Iar çok küçülmüş, adeta halka şeklinde olup etrafında ince kıllar bulunur. Vücut uzunluğu .2.0-2.5 mm'dir. Kanatlı vivipar dişilerde (Şekil 82 B) baş ve thorax siyahımsı esmer renkte olup abdomen esmer fakat üzeri kanatsız dişilerde olduğu gibi beyaz pamukumsu bir madde ile örtülüdür. Bileşik gözler bir çok facet'ten oluşmuştur. Gor-niculus'lar bir önceki formda olduğu gibidir. Vücut uzunluğu ortalama â mm'dir.
Yayılışı : Kozmopolit bir yayılışa sahiptir. Yurdumuzun hemen hemen her yerinde bulunmaktadır.
Zararı ve konukçıiları : Amerika'da heteroecious bir yaşama sahiptir. Orada esas tonukçusu bir karaağaç türü olan Ulmus americana'dır ve kışı bu ağaçlar üzerinde geçirir. Ara konukçuiarı olarak elma, dağ dişbudağı, yabani elma (Pirus americana) ve Crataegus cinsine bağlı bazı bitki türleridir (Marchal, 1928; Pears and Davidson, 1956). Ancak elma pamuklu bitinin Avrupa ve yurdumuzda yaşayışı, geldiği yer olan Amerika'dan farklıdır. Batı Palearktik bölgede bu zararlı, özellikle yaşamını yalnızca elma ağaçlarında sürdürür. Yurdumuzda endsr olarak armutlarda da görülmektedir.
E. lanigerum, elma ağaçlarının toprak üstü ve toprak altı kısımlarında bulunur. Toprak aksarmndaki gövde, dal ve sürgünlerinde beslenir. Yoğun saldırılarda ağaç ve gövdesi pamukumsu bir görünüm alır. Saldırıya uğrayan yerlerde sokulup-emilme sonucu, muntazam olmayan tümörler
veya deformasyonlar oluşur (Şekil 82 A). Ancak toprak üstündeki bu
gibi zararlar çok önemli değildir. Asıl zararı, ağaçların toprak altı aksamında yaşayan bireyler meydaha getirir. Bunlar kök boğazının hemen altında veya köklerde gal, tümör, düğüm şeklinde deformasyonlarm oluşumuna neden olur. Bu oluşumlar, ağaçların normal fizyolojik görevlerine, özellikle sirkülasyonuna engel olurlar. Böylece ağaçların gelişmeleri durur, zayıflar, verimleri büyük oranda düştüğü gibi kalitesi de bozulur. Ayrıca zayıf olan bu gibi ağaçlar, sekonder olarak diğer zararlıların saldırısına da yol açmış olur. Şiddetli saldırılarda ise tüm ağaçlar kuruyabilir.
Biyolojisi : Oldukça karışıktır. Hele yurdumuz gibi değişik iklim
koşullarına sahip bir ülkede biyolojisinin muhtelif bölgelere göre deği
şiklikler göstermesi doğaldır. Ancak buna rağmen genel olarak biyolojisi
aşağıdaki şekilde özetlenebilir: İlkbahar ve yaz aylarında yalnızca kanatsız, parthenogenetik vivipar dişiler elma ağaçlarının toprak altı ve toprak üstü aksamında çoğalmalarına devam eder. Yazın sonu veya sonbahar başlangıcında ise kanatlı virginopar dişiler meydana gelir. Ancak bunlardan bir kısmı virginopar olarak kanatsız olacak yavrular doğurur.
Bunlar elma ağaçları üzerinde yaşamalarını sürdürerek E. lanigeruni'u.n
neslinin ertesi ilkbahara intikal etmesini sağlar. Böylece kışı muhtelif dönemlerdeki nimfler halinde geçirir. Fakat bazı bölgelerde kışı kanatsız
getirir. Ancak bunlar Amerika'da olduğu gibi kışı geçirecek esas nukçusu olan Ulmus americana isimli karaağacı bulamadıkları için gelişme ola nağı bulamazlar ve dolayısıyla ortadan yok olup giderler. Böylece Avrupa'da ve yurdumuzda E. lanigerum bir kısım parthenogenetik kanatlı
virginopar dişilerin meydana getirdiği muhtelif dönemlerde nimf halinde
ki bireyler sayesinde elma ağaçlarında ertesi ilkbahara .çıkmış olmakıadır. Buna göre bütün yıl boyunca elma pamuklu biti eşeysiz bir yaşamak sürmekte ve bu yaşam süresince aktif olan gerçek erkek ve dişiler bulunmadiği için yıllık yaşam anholocyclic şekilde devam etmektedir. Halbuki bu türün Kuzey Amerika kıt'asmdaki yaşam şekli androcyclic şekildedir.
Böylece bütün yıl boyunca elma ağaçlarında parthenogenetik olaraküredikleri için büyük populasyonlar oluşturan E. lanigerum, uygun olan yerlerde yılda 10-12 nesil verebilmekte ve bir dişi ortalama 100 kadar yavru doğurmaktadır.
Bodenheimer (1958)'e göre, elma pamuklu bitinin gelişme eşiği
olup, termal konstantı 428 gün-derecedir. Bu araştırıcı, bu zarlının
teorik olarak Adana'da yslda yaklaşık olarak 12, Ankara'da 7, Edirne'de 8, Diyarbakır'da 10, istanbul'da 6, Malatya'da, 8, Kars'ta 4, Kastamonu' da 6, Konya'da 6 ve Rize'de 8 nesil verebileceğini hesaplamıştir.
Savaşı : E. lanigerum'a karşı savaş dört grup altında toplanabilir:
1) Biyolojik savaş. Bu zararlının doğada çoğalmasını önleyen bir çok predatör ve parazit vardır. Bunlardan en önemlisi Aphelinus mali Hal.(Hym.: Aphelinidae) isimli bir parazit arıcıktır. Bu parazitin kökeni Kuzey Amerika olup Avrupa'ya 1910 tarihinde elma pamuklu bitine karşı kullanılmak üzere getirilmiştir. O tarihten beri Avrupa'nın muhtelif ülkelerine yayılmıştır. Bu parazit yurdumuza ilk defa Süreyya Özek tarafından 1914 yılında Fransa'dan ithal edilmiş, daha sonraları bir kaç defa bu ithal işi tekrarlanmıştır. Halen yurdumuzun hemen hemen her tarafında bulunmaktadır. Her ne kadar bu parazit E. lanigerum'a. özgü bir parazit ise de Schizoneura patchiae Börner and Bkınck ve Toxoptera aurantii B.F.'de de yaşamını sürdürmektedir (Bonnemaison, 1973; Âvidov and Harpaz, 1969). Parazitin gelişmesi çabuk olmasına rağmen gelişme eşiği 8.6°C dir ve buna göre E. lanigerum ile arasında takriben 4°G'lik bir fark bulunmaktadır. Bu nedenle ilkbaharda A. mali'nin gelişmesi geciktiğinden ko-nukçusunun durumu daha ileri bir dönemde olmakta ve dolayısıyla bu dönemde parazitin etkisi yeterli olamamaktadır. Bununla beraber konukçu bitkinin durumu, diğer doğal düşmanların etkisi gibi faktörler karşısında E. lanigerum populasyonu ile A. mali populasyonu arasındaki denge yaz ortalarına doğru sağlanmakta ve bundan sonra parazitin etkisi artarak gerçek şekilde zararlı populasyonunu baskı altında tutmaktadır. Ancak A. rnali'nin etkisi her ülkede ve bir ülkenin her tarafında aynı olmamaktadır. Meselâ İngiltere, İsveç, Hollanda, Almanya, Fransa, Bulgaristan ve İsrail'de yeteri derecede etkili olmadığı halde Güney İtalya, Güney Kırım ve İngiliz Kolombiya'sında çok etkili olduğu bildirilmektedir (Bonnemaison, 1,973). Yurdumuzda bu parazit üzerinde esaslı bir çalışma yoktur. Türkiye'nin değişik iklim koşullarına sahip muhtelif bölgelerinde bu parazitin faaliyeti dikkatle araştırılmak suretiyle etkili bulunduğu yerlerin saptanması gerekmektedir. Böylece A. mali'nin etkili olduğu veya olabileceği yerler tespit edilerek buralarda parazitin daha da etkili olabileceği önlemlerin alınması çok yararlı olacaktır. Niiekim Bodenheimer (1958) bu hususa dikkati çektiği halde maalesef bugüne kadar üzerinde durulmamıştır.
2) Kültürel tedbirler. E. lanigerum güneşli yerleri sevmez. Onun için
elma bahçelerinde ağaçları sık dikmemeli, budamalara dikkat ederek her
zaman iyi şekilde hava ve güneş almalarını sağlayacak duruma getirme
lidir. Genellikte yüksek populasyonlara serbest yetişen ağaçlardan çok,
askıya alınanlarda rastlanmaktadır. Aphid'ler daha çok ağaçların yaralan,
ya da yeni budanmış veya kesilmiş yerlerine yerleştiklerinden, bu gibi
yerlerin bir akılmam alarma dikkat edilmeli, tümörlü dallar, saldırıya uğ
rayan sürgünler sık sık budanarak temizlenmelidir.
3) Dayanıklı çeşitlerin dikilmesi. İngiltere'de East-Malling Araş
tırma İstasyonunda yapılan araştırmalar, bazı elma çeşitlerinin elma
pamuklu bitine dayanıklı, bazılarının ise duyarlı olduğunu ortaya koy
muştur. Meselâ bu istasyonda yapılan çalışmalarda elma pamuklu biti
nin'Northern gpy ve Winter majetin gibi varyetelere hemen hemen
hiç bir şekilde saldırmadığı tespit edilmiştir. Bu varyetelerle, özellikle bi
rincisi ile muhtelif elma çeşitlerinin yapılan melezlemelerinde muhtelif
derecede dayanıklı hibridler elde edilmiştir. Örneğin bunlardan MI, 778,
779, 789, 793 ile Mailing-Merton (MM) gibi serilere ve golden deli-
cious, Jonathan, Ontario gibi dayanıklı varyeteler saptanmıştır (Bon-
nemaison, 1973).
Yurdumuzda Amasya elma çeşidinin E. lanigerum''a. dayanıklı olduğu, buna karşılık hüryemez çeşidinin ise duyarlı olduğu öteden beri bildirilmektedir. Bu husustaki çalışmalara hız verilmeli, bu zararlının her zaman zarar yaptığı yerlere başka ülkelerde dayanıklı olarak belirlenen çeşitler getirilerek dikmeye gayret etmelidir. Bu yöntem en pratik ve ekonomik olarak görülmektedir.
4) İlâçlı savaş. Yukarıda belirtilen savaş yöntemlerinin yeterli olma
dığı yerlerde, ya da şiddetli saldırılarda ilâçlı savaşa başvurulur. Bunun
için kışın tomurcuklar henüz daha açılmadan, kışlık ilâçlardan birisi,
ya da kış sonunda tomurcukların patlamasına yakın bir zamanda organik
fosforlu insektisitlerden birisinin kuvvetli bir dozu, aphid'lerin buluna
bileceği ağaçların kök boğazı, gövde ve dalları yıkanacak şekilde püskür-
tülürse iyi sonuç alınır. Çiçekten sonra, ya da fidanlıklarda sistemik
etkili ilâçlardan birisi, örneğin metasystox atılırsa küçük dal ve sürgünlerdeki bireylere iyi gelir. A. mali ve diğer doğal düşmanların az aktif ol
duğu yerlerde ve büyük populasyonların bulunduğu ağaçlara kuvvetli
aphicide olarak bilinen ilâçlardan birisi (örneğin vamidathion, isolan
■vs. gibi) atılırsa iyi sonuç alınır.

Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Sinonim : Aphis lanata Salisb.; Coccus mali Bingley
Türkçe ismi : Elma pamuklu biti
Tarihçesi : Bu türün ana vatanı Kuzey Amerika'dır. Oradan takriben iki asır önce Avrupa'ya girmiş olup bugün bu kıt'amn hemen hemen her tarafına yayılmıştır. Avrupa'da ilk kez 1787 tarihinde İngiltere'de Londra civarında bir meyve bahçesinde görülmüş ve daha sonra kısa bir süre içinde bu ülkenin diğer taraflarına da yayılmıştır. 1810 tarihinde artık bu ülkenin en önemli meyve zararlıları listesinin başında yer almıştır. Bu tarihe kadar İngiltere'de sayısız elma ağacının kurumasına neden olmuştur. Fransa'da bu böceğin ilk görüldüğü tarih 1812, Almanya'da 1801, İtalya'da 1841 ve İsviçre'de ise 1870 olarak gösterilmektedir. Türkiye'ye hangi tarihte girdiği kesinlikle bilinmemektedir.
Tanımı : Kanatsız vivipar dişiler (Şekil 82 C) şişkince oval vücutlu, genellikle koyu morumsu renktedir. Vücut una benzer veya uzun pamukumsu iplikçikler altında gizlenmiştir. Antenleri kısa ve altı segment-lidir. Antenlerin nihayet çıkıntısı barizdir. Bileşik gözler 3 facet'ten oluşmuştur. Corniculus'Iar çok küçülmüş, adeta halka şeklinde olup etrafında ince kıllar bulunur. Vücut uzunluğu .2.0-2.5 mm'dir. Kanatlı vivipar dişilerde (Şekil 82 B) baş ve thorax siyahımsı esmer renkte olup abdomen esmer fakat üzeri kanatsız dişilerde olduğu gibi beyaz pamukumsu bir madde ile örtülüdür. Bileşik gözler bir çok facet'ten oluşmuştur. Gor-niculus'lar bir önceki formda olduğu gibidir. Vücut uzunluğu ortalama â mm'dir.
Yayılışı : Kozmopolit bir yayılışa sahiptir. Yurdumuzun hemen hemen her yerinde bulunmaktadır.
Zararı ve konukçıiları : Amerika'da heteroecious bir yaşama sahiptir. Orada esas tonukçusu bir karaağaç türü olan Ulmus americana'dır ve kışı bu ağaçlar üzerinde geçirir. Ara konukçuiarı olarak elma, dağ dişbudağı, yabani elma (Pirus americana) ve Crataegus cinsine bağlı bazı bitki türleridir (Marchal, 1928; Pears and Davidson, 1956). Ancak elma pamuklu bitinin Avrupa ve yurdumuzda yaşayışı, geldiği yer olan Amerika'dan farklıdır. Batı Palearktik bölgede bu zararlı, özellikle yaşamını yalnızca elma ağaçlarında sürdürür. Yurdumuzda endsr olarak armutlarda da görülmektedir.
E. lanigerum, elma ağaçlarının toprak üstü ve toprak altı kısımlarında bulunur. Toprak aksarmndaki gövde, dal ve sürgünlerinde beslenir. Yoğun saldırılarda ağaç ve gövdesi pamukumsu bir görünüm alır. Saldırıya uğrayan yerlerde sokulup-emilme sonucu, muntazam olmayan tümörler
veya deformasyonlar oluşur (Şekil 82 A). Ancak toprak üstündeki bu
gibi zararlar çok önemli değildir. Asıl zararı, ağaçların toprak altı aksamında yaşayan bireyler meydaha getirir. Bunlar kök boğazının hemen altında veya köklerde gal, tümör, düğüm şeklinde deformasyonlarm oluşumuna neden olur. Bu oluşumlar, ağaçların normal fizyolojik görevlerine, özellikle sirkülasyonuna engel olurlar. Böylece ağaçların gelişmeleri durur, zayıflar, verimleri büyük oranda düştüğü gibi kalitesi de bozulur. Ayrıca zayıf olan bu gibi ağaçlar, sekonder olarak diğer zararlıların saldırısına da yol açmış olur. Şiddetli saldırılarda ise tüm ağaçlar kuruyabilir.
Biyolojisi : Oldukça karışıktır. Hele yurdumuz gibi değişik iklim
koşullarına sahip bir ülkede biyolojisinin muhtelif bölgelere göre deği
şiklikler göstermesi doğaldır. Ancak buna rağmen genel olarak biyolojisi
aşağıdaki şekilde özetlenebilir: İlkbahar ve yaz aylarında yalnızca kanatsız, parthenogenetik vivipar dişiler elma ağaçlarının toprak altı ve toprak üstü aksamında çoğalmalarına devam eder. Yazın sonu veya sonbahar başlangıcında ise kanatlı virginopar dişiler meydana gelir. Ancak bunlardan bir kısmı virginopar olarak kanatsız olacak yavrular doğurur.
Bunlar elma ağaçları üzerinde yaşamalarını sürdürerek E. lanigeruni'u.n
neslinin ertesi ilkbahara intikal etmesini sağlar. Böylece kışı muhtelif dönemlerdeki nimfler halinde geçirir. Fakat bazı bölgelerde kışı kanatsız
parthenogenetik dişiler halinde de geçirmesi mümkündür. Buna karşılık
virginopar parthenogenetik dişilerin diğer kısmını teşkil eden bireyler ise
(ki bunlar gerçekte kanatlı sesupara'lardır) erkek ve dişileri meydana
virginopar parthenogenetik dişilerin diğer kısmını teşkil eden bireyler ise
(ki bunlar gerçekte kanatlı sesupara'lardır) erkek ve dişileri meydana
virginopar dişilerin meydana getirdiği muhtelif dönemlerde nimf halinde
ki bireyler sayesinde elma ağaçlarında ertesi ilkbahara .çıkmış olmakıadır. Buna göre bütün yıl boyunca elma pamuklu biti eşeysiz bir yaşamak sürmekte ve bu yaşam süresince aktif olan gerçek erkek ve dişiler bulunmadiği için yıllık yaşam anholocyclic şekilde devam etmektedir. Halbuki bu türün Kuzey Amerika kıt'asmdaki yaşam şekli androcyclic şekildedir.
Böylece bütün yıl boyunca elma ağaçlarında parthenogenetik olaraküredikleri için büyük populasyonlar oluşturan E. lanigerum, uygun olan yerlerde yılda 10-12 nesil verebilmekte ve bir dişi ortalama 100 kadar yavru doğurmaktadır.
Bodenheimer (1958)'e göre, elma pamuklu bitinin gelişme eşiği
olup, termal konstantı 428 gün-derecedir. Bu araştırıcı, bu zarlının
teorik olarak Adana'da yslda yaklaşık olarak 12, Ankara'da 7, Edirne'de 8, Diyarbakır'da 10, istanbul'da 6, Malatya'da, 8, Kars'ta 4, Kastamonu' da 6, Konya'da 6 ve Rize'de 8 nesil verebileceğini hesaplamıştir.
Savaşı : E. lanigerum'a karşı savaş dört grup altında toplanabilir:
1) Biyolojik savaş. Bu zararlının doğada çoğalmasını önleyen bir çok predatör ve parazit vardır. Bunlardan en önemlisi Aphelinus mali Hal.(Hym.: Aphelinidae) isimli bir parazit arıcıktır. Bu parazitin kökeni Kuzey Amerika olup Avrupa'ya 1910 tarihinde elma pamuklu bitine karşı kullanılmak üzere getirilmiştir. O tarihten beri Avrupa'nın muhtelif ülkelerine yayılmıştır. Bu parazit yurdumuza ilk defa Süreyya Özek tarafından 1914 yılında Fransa'dan ithal edilmiş, daha sonraları bir kaç defa bu ithal işi tekrarlanmıştır. Halen yurdumuzun hemen hemen her tarafında bulunmaktadır. Her ne kadar bu parazit E. lanigerum'a. özgü bir parazit ise de Schizoneura patchiae Börner and Bkınck ve Toxoptera aurantii B.F.'de de yaşamını sürdürmektedir (Bonnemaison, 1973; Âvidov and Harpaz, 1969). Parazitin gelişmesi çabuk olmasına rağmen gelişme eşiği 8.6°C dir ve buna göre E. lanigerum ile arasında takriben 4°G'lik bir fark bulunmaktadır. Bu nedenle ilkbaharda A. mali'nin gelişmesi geciktiğinden ko-nukçusunun durumu daha ileri bir dönemde olmakta ve dolayısıyla bu dönemde parazitin etkisi yeterli olamamaktadır. Bununla beraber konukçu bitkinin durumu, diğer doğal düşmanların etkisi gibi faktörler karşısında E. lanigerum populasyonu ile A. mali populasyonu arasındaki denge yaz ortalarına doğru sağlanmakta ve bundan sonra parazitin etkisi artarak gerçek şekilde zararlı populasyonunu baskı altında tutmaktadır. Ancak A. rnali'nin etkisi her ülkede ve bir ülkenin her tarafında aynı olmamaktadır. Meselâ İngiltere, İsveç, Hollanda, Almanya, Fransa, Bulgaristan ve İsrail'de yeteri derecede etkili olmadığı halde Güney İtalya, Güney Kırım ve İngiliz Kolombiya'sında çok etkili olduğu bildirilmektedir (Bonnemaison, 1,973). Yurdumuzda bu parazit üzerinde esaslı bir çalışma yoktur. Türkiye'nin değişik iklim koşullarına sahip muhtelif bölgelerinde bu parazitin faaliyeti dikkatle araştırılmak suretiyle etkili bulunduğu yerlerin saptanması gerekmektedir. Böylece A. mali'nin etkili olduğu veya olabileceği yerler tespit edilerek buralarda parazitin daha da etkili olabileceği önlemlerin alınması çok yararlı olacaktır. Niiekim Bodenheimer (1958) bu hususa dikkati çektiği halde maalesef bugüne kadar üzerinde durulmamıştır.
A. mali dişisi E. lanigerum nimflerinin vücudu içine, herbirine bir tek
olmak üzere, yumurtasını bırakır. Parazit larvası aphid vücudu içinde
. gelişir ve aynı yerde pupa haline geçerek ergin olur. Ergin olan parazit;aphid vücudu üzerinde bir delik açarak onu terkeder. Parazitli aphid'leı'in derisi sertleşir, şişer ve parlak siyahımsı bir renk alır. Bir dişi parazit, hayatı boyunca 60-140 arasında yumurta bırakır. Dişinin günde bıraktığı yumurta sayısı ise ortalama 9'dur. Parazitin İsveç'te yılda 5, Hollanda'da 5-6, New York'ta 6, Fransa'da 7-8, İsrail'de ise 18 hattâ 22 nesil verdiği bildirilmektedir.
2) Kültürel tedbirler. E. lanigerum güneşli yerleri sevmez. Onun için
elma bahçelerinde ağaçları sık dikmemeli, budamalara dikkat ederek her
zaman iyi şekilde hava ve güneş almalarını sağlayacak duruma getirme
lidir. Genellikte yüksek populasyonlara serbest yetişen ağaçlardan çok,
askıya alınanlarda rastlanmaktadır. Aphid'ler daha çok ağaçların yaralan,
ya da yeni budanmış veya kesilmiş yerlerine yerleştiklerinden, bu gibi
yerlerin bir akılmam alarma dikkat edilmeli, tümörlü dallar, saldırıya uğ
rayan sürgünler sık sık budanarak temizlenmelidir.
3) Dayanıklı çeşitlerin dikilmesi. İngiltere'de East-Malling Araş
tırma İstasyonunda yapılan araştırmalar, bazı elma çeşitlerinin elma
pamuklu bitine dayanıklı, bazılarının ise duyarlı olduğunu ortaya koy
muştur. Meselâ bu istasyonda yapılan çalışmalarda elma pamuklu biti
nin'Northern gpy ve Winter majetin gibi varyetelere hemen hemen
hiç bir şekilde saldırmadığı tespit edilmiştir. Bu varyetelerle, özellikle bi
rincisi ile muhtelif elma çeşitlerinin yapılan melezlemelerinde muhtelif
derecede dayanıklı hibridler elde edilmiştir. Örneğin bunlardan MI, 778,
779, 789, 793 ile Mailing-Merton (MM) gibi serilere ve golden deli-
cious, Jonathan, Ontario gibi dayanıklı varyeteler saptanmıştır (Bon-
nemaison, 1973).
Yurdumuzda Amasya elma çeşidinin E. lanigerum''a. dayanıklı olduğu, buna karşılık hüryemez çeşidinin ise duyarlı olduğu öteden beri bildirilmektedir. Bu husustaki çalışmalara hız verilmeli, bu zararlının her zaman zarar yaptığı yerlere başka ülkelerde dayanıklı olarak belirlenen çeşitler getirilerek dikmeye gayret etmelidir. Bu yöntem en pratik ve ekonomik olarak görülmektedir.
4) İlâçlı savaş. Yukarıda belirtilen savaş yöntemlerinin yeterli olma
dığı yerlerde, ya da şiddetli saldırılarda ilâçlı savaşa başvurulur. Bunun
için kışın tomurcuklar henüz daha açılmadan, kışlık ilâçlardan birisi,
ya da kış sonunda tomurcukların patlamasına yakın bir zamanda organik
fosforlu insektisitlerden birisinin kuvvetli bir dozu, aphid'lerin buluna
bileceği ağaçların kök boğazı, gövde ve dalları yıkanacak şekilde püskür-
tülürse iyi sonuç alınır. Çiçekten sonra, ya da fidanlıklarda sistemik
etkili ilâçlardan birisi, örneğin metasystox atılırsa küçük dal ve sürgünlerdeki bireylere iyi gelir. A. mali ve diğer doğal düşmanların az aktif ol
duğu yerlerde ve büyük populasyonların bulunduğu ağaçlara kuvvetli
aphicide olarak bilinen ilâçlardan birisi (örneğin vamidathion, isolan
■vs. gibi) atılırsa iyi sonuç alınır.

Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

