fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Alttakım : COCCINEA

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Alttakım : COCCINEA

    Alttakım : COCCINEA
    Erginlerde bazı türlerinin boylan 30 mm'yi aşarsa da çoğunun boy­lan, ya da çapları 0,5-2,0 mm arasında değişir. Gerek şekilleri, gerekse
    küçük olmaları, çok defa gözden kaçmalarına sebep olur. Şekillerinin çok
    değişik olmasına, diğer bir deyişle böceklerde çoğunlukla alışılagelmiş bir
    görünümden çok farklı şekillerde olmalarına rağmen, bunlar yine de
    ilk tabiat bilginlerinin gözlerinden kaçmamıştır. Ancak ilk araştırıcılar
    bunları böcekten çok bitki tohumuna benzetmişler, hattâ bu yüzden de
    onlara halen alttakım ismini (ki kökü Yunanca'dan gelir), tohum veya
    çekirdek manâsına gelmek üzere vermişlerdir. Türkçe olarak bunlara
    genellikle koşnil denilmektedir ve bu kelime Fransızca «cocheniUe» kelime­
    sinden alınmıştır. En önemli özellikleri, çok farklı seksüel dimorfizme sahip olmalarıdır. Dişilerde vücut dejenere olmuştur. Bunlar larva, kabuk, gal vs. görünü-mündedirler. Çok defa sabit yaşamlı ve kanatsızdırlar. Çoğu defa bitki­ler üzerinde küçük galler şeklinde görünürler. Erkekler daha normal gö­rünümde olup genellikle bir çift kanada sahiptir. Bacak ve antenleri nor­mal biçimde gelişmiş, ağız parçaları küçülmüş ve normal fonksiyonlarını kaybetmiştir.
    GENEL VÜCUT GÖRÜNÜMLERİ VE YAPISI
    Ergin dişi koşnillerin çoğunda vücut belirgin olarak baş, thorax ve abdomen olmak üzere ayrılmamıştır. Genel biçimleri oval, yuvarlak, böb­rek veya armuda benzer; yassı, şişkince, küresel, yarı küresel veya larva biçiminde olabilirler. Genel olarak dişilerde vücut, ya belirli şekilde seg-mentli ya da bütün segmentler birbirleri ile kaynaşmış haldedir. Anten­leri iplik şeklinde ve çoğunlukla 5-11 segmentten oluşmuştur. Ancak bazı türlerde küçülmüş veya yoktur. Gözler ve ağız parçaları alt tarafa yer­leşmiş; gözler basit fakat bazan hiç bulunmaz. Ağız parçaları ve hortum ön bacaklar arasına yerleşmiş; clypeus mevcut, Iabium (veya hortum) 1-3 segmentli; stylet'ler genellikle çok uzun ve halka şeklinde kıvrılmış-tır. Ağız parçaları bazan küçülmüş veya bazı hallerde de yoktur. Thorax'-m bazı kısımları ve abdomen bazan belirli şekilde birbirlerinden ayrı olabilirler. Bacaklar normal, küçülmüş veya bazan hiç yoktur. Bacaklar mev­cut olduğunda genellikle tarsus'lar bir seğmendi, bazan da iki segmentli-dir. Tırnaklar basit veya alt kısmında dişli; bazan kaidede 2 (en çok 12) adet digitule ismi verilen uçları genişçe, çomak şeklinde setae bulunur. Abdomen'de stigma bulunmaz, ya da bulunduğunda 2-8 çift olarak bu­lunur. Margarodidae ve Ortheziidae familyaları türlerinde abdomen'in üst yan kenarlarında 1-8 çift stigma bulunur. Abdomen genellikle belirli olan 8 segmente sahiptir. Diaspididae familyası türlerinde V-VIII veya IV-VM'ci segmentler kaynaşmış, az veya çok sertleşmiş ve tek bir karma­şık segment haline dönüşmüş haldedir ki buna pygidium adı verilir. Coc-cidae ve Aclerdidae familyalarına bağlı türlerde bütün abdomen segment-leri cephalothorax ile kaynaşmıştır. Yine bu familya türlerinde, abdo­men'in nihayet ucu anal yarığa sahiptir. Bu yarığın kaidesinde ve anüsün üzerinde bir veya iki adet üçgen şeklinde anal levhacık bulunur. Genital delik vücudun alt tarafına yerleşmiştir. Diaspididae familyasına bağlı türlerde pygidium'un kenarında büyük, sertleşmiş'çıkıntılar, yani Iobu-le'ler bulunur. 1-4'cü çift lobule'ler genellikle pygidium'un arka kısmında simetrik olarak sıralanmıştır. Orta çift lobule'lere l'ci çift (Ll), bunun yanındaki diğer yan lobule'lere 2'ci çift (L2) isimleri verilir. Bunun gibi diğerleri de L3, L4 olarak isim alır. L2 ve L3 lobule'ler çatallıdır. Ll'in kaidesindeki pygidium'un kenarı bazan içeriye çökmüş olup pygidium'un dişini oluşturur. Pygidium'un kenarındaki lobule'lerle onun arkaları ara­sında çok defa uzun seta'ya benzer, dik, sert çıkıntılar (yani taraklar) bu­lunur. Bazı Diaspididae türlerinde, pygidium'un alt kenarında, lobule'-lerin kaidesinde veya pygidium'un kenarına yakm yerlerde kuvvetle yer­leşmiş, pamuk şeklinde, kutikuîaya ait kalın oluşumlar (paraphyses) bu­lunur. Diğer bazı Diaspididae türleri ise çift olan daha kısa oluşumlara (densariae) sahiptir.
    Dişilerde mum bezleri çok sayıda ve değişik tipte olmak üzere bulunur. Bunlar disk veya silindir şeklinde olabilirler. Disk şeklindeki bezler (gö­zenekler) : 1) Çok ince kabarcıklı yüzeye sahip disk şeklindeki hücreler; 2) ortada bir veya bir çok hücrelerle peripheral hücrelerden oluşan çok hücreli bezler; 3) bir tanesi ortada beş tanesi kenarda olan beş hücreli bezler ; 4) iki hücreli bezler; 5) çift hücreli bezler; 6) Diaspididae'de olduğu gibi genitalia'yı çeviren bezler olmak üzere muhtelif tiptedir. Bu sonuncular genital deliğin çevresinde 4 veya 5 grup halinde sıralanır. Ge­nitalia'yı çeviren hücreler ön grup, ön-kenar grup ve arka-kenar gruplar olmak üzere ayrılırlar. Her bir gruptaki bezlerin sayısı aynı cinste sabit değildir.
    Silindir şeklindeki bezler (ki bunlar Diaspididae familyası türlerinde görülür) aşağıdaki tiplere ayrılır.


    1) îki kitinsel kenara sahip kısa ve geniş hücreler, bunlar da)
    a) Pygidium'un kenarında bulunan kenar bezler
    b) Pygididum'un üst kenarında bulunan üst bezler olarak ayrılır.
    Bu sonuncular nadir ok.rak abdomen ve thorax segmentlerinde de bulu­ nabilirler.
    2) Bir kitinsel kenara sahip uzun ve silindirik bezler. Bunlar pygi­
    dium'un üst kısmında, nadiren de alt tarafında bulunur. Ayrıca bunlar vücudun kenarına yakın olan thorax ve abdomen segmentlerinde de bu­ lunur.
    Diğer familyalara ait türlerde görülen silindir şeklindeki mum bezleri aşağıda bildirilen tiplere ayrılır :
    Tüp biçimli bezler. Bunlar silindirik bir boru ve ağzı olan kitinsel
    kenara sahiptir.
    Mantar biçimli bezler. Bunlar da tüp şeklindedir, fakat borunun üst ucunda küresel bir kenar bulunur.
    Şişe şeklindeki bezler. Bunlarda borunun nihayet kısmı fazlaca ge­
    niştir.
    —- Radyal tüpümsü bezler. Bu tip bezler konikimsi olup kaidesinde 1-5 adet dikenimsi çıkıntı bulunur. Dikenler ve dikencikler küt, sivri-ko-nik, ya da parmak şeklindeki uzantılara sahiptir ki bunlardan mumumsu maddeler salgılanır.
    Pseudococcidae familyasına bağlı bir çok türlerde görülen disk şek­lindeki bez grupları ve dikencikler, mum salgılayan sistem (ceraria) ismi ile tanınır. Bunlar genellikle iki veya daha fazla konik dikenlerin, disk şeklindeki bezler çevresinde sıralanmasından oluşur. Dikenler çok defa da tüylerle kaplıdır.
    Dişi bireyler mumumsu maddeler salgılarlar. Koşnillerin bir çoğunun vücutları, örneğin Pseudococcidae, Eriococcidae ve Coccidae familya­larına bağlı türlerde olduğu gibi, tozumsu haldeki bir mum tabakası ile örtülüdür. Yumurtlama zamanında dişiler bazan pamukumsu, ya da keçeye benzer görünüşte yumurta torbası (ovisac) salgılarlar. Bu oluşum, vücudu da bazan tamamen veya kısmen örtebilir. Bundan başka dişilerin vücudu bazan sık (örneğin Ortheziidae) veya bazan da seyrek mum lev­hacıkları (örneğin Pseudococcidae) ile örtülü olabilir. Bazan vücut do­nuk, sert bir mum tabakası ile de örtülmüş olabilir (örneğin, mum sal­gılayan Coccidae familyası türlerinde olduğu gibi). Yine bazı türlerin dişilerinde vücut yarı saydam fakat sert bir deri (örneğin Asterolecaniidae,


    Coccidae) veya bir kabukla (örneğin Diaspididae) örtülü olabilir. Ancak bu kabuk veya örtü, böceğin vücudundan kolaylıkla ayrılabilir. Bu kabuk bir veya iki nimf gömleği ile salgı tabakasından oluşur. Coccidae ve Ker-mococcidae familyalarına bağlı bazı türlerde olduğu gibi sırt tarafı kuv­vetli şekilde sertleşmiş olanlarda, mumumsu madde bulunmaz.
    Erkek bireylere gelince, bunlar iyi şekilde belirgin olan vücut parça­larına sahiptir. Kanatlı veya kanatsız olabilirler. Kanatlı olduklarında, bir çift ön kanada sahiptirler. Bu halleri ile karşıdan bakıldıklarında Aley-rodidae erginlerine benzerler. Arka kanatları küçülmüş ve halter'e ben­zer bir yapıya dönüşmüştür. Ön kanatlarda damarlar çok azalmıştır. Ör­neğin Pseudococcuslarm erkeklerinde R dal yapmamış, Sc küçülmüş ve bir dikene dönüşmüş ve M ise kısmen mevcuttur. Antenler uzun, iplik şeklinde olup b^zan vücuttan daha da uzun olabilir. Genelikle 10-30 segmentten oluşur. Ağız parçaları küçülmüş ve fonksiyonlarını kaybet­miştir. Gözler basit veya bileşiktir. Bacaklar iyi gelişmiş, tarsus'lar bir veya iki segmentten oluşmuştur. Abdomen'de 7-9 seîgment bulunur. Son seg-mentte çok defa iki adet iplikimsi uzantı bulunur. Çiftleşme organları tüp veya kılıç şeklinde, sertleşmiş uzantılar halindedir.
    Birinci dönemdeki hareketli nimfler (ki İngilizce bunlara cmıolers adı verilir) gelişmiş bacaklara sahip olup bunların hareketleri, türlerin etrafa yayılmasında rol oynar. Bu yayılmada rüzgârların da etkisi büyüktür. Yumurtalar uzunca, oval şekilde ve genellikle 0,25-0,5 mm boyundadır.

  • #2
    Cevap: Alttakım : COCCINEA

    HAYAT DÖNEMLERİ, DAVRANIŞLARI VE ZARARLARİ
    Doğada daha çok, dişi bireylere rastlanır. Bu nedenle unlu bitler,kabuklu bitler vs. gibi isimler dişilerin görünüm özelliklerine bakılarak
    verilmiştir. Konukçu bitkileri pek çoktur. Belki de Phanerogam'a ait bütün bitki türlerinde yaşarlar. Biyolojileri pek az türlerinde tam olarak
    bilinmektedir. Çoğalmaları eşeyli, bazan da eşeysiz yolla olur. Pek az
    türlerde, örneğin Icerya purchasi'de olduğu gibi hermafrodit şekilde çoğalma görülür. Dişiler oviparous, viviparous »veya ovoviviparous olabilir. Yumurtalar bir çok yollarla korunur. Bunlar bazan keçeye benzer, ya da pamukumsu iplikçiklerden oluşan yumurta torbası içinde, örneğin Pseudococcus türlerinde olduğu gibi; veya Diaspididae türlerinde olduğu gibi di­şileri kabuk şeklinde saran örtünün altında; veya abdomen'in nihaye­tinde salgılanan mum levhacıkları arasında, örneğin Orthezm türlerinde olduğu gibi; ya da Eulecanium türlerinde olduğu gibi dişi vücudunun al­tında saklanır ve korunurlar. Bazı türlerde de yumurta bırakıldığı esnada abdomen torba şekline dönüşürken, üst kısmı da sertleşir ve yüzeysel bir levha oluşturarak yumurtaların üzerini örter. Dişilerin çoğalma güç­ leri çok yüksektir. Bazı türleri hayatları boyunca bir kaç bin yumurta bırakabilir. Yumurta dönemi bir kaç saat ile bir kaç ay arasında değişir.
    Birinci dönem nimfler her zaman iyi gelişmiş bacaklara, antenlere ve
    ağız parçalarına sahiptir. Birinci gün esnasında, çok nadir olarak da üçgün zarfında nimfler, bitkiler üzerinde devamlı yürür ve beslenmeleri için
    uygun bir yer ararlar. Bu süre esnasında gerek yürümeleri nedeni ile, gerekse rüzgârların da yardımıyla etrafa yayılırlar. Uygun bir yer bulan bir nimf, stylet'lerini bitki dokusuna daldırarak beslenmeye başlar. Bu ilk beslenme döneminin başlangıcından itibaren türlerin çoğu, özellikle di­şileri oluşturacak olan nimfler artık hayatlarının sonuna kadar yürüme kabiliyetlerini kaybederek sabit bir yaşam dönemine geçerler. Bazı türlerin dişileri (örneğin Pseudococcidae), buna karşılık bitkiler üzerinde yürüyebilirler. Dişileri oluşturacak olan nimfler iki veya üç gömlek değiştirdikten sonra ergin hale geçer. Nimfler, koşnillerin çoğu gruplarında birbirlerine çok benzer. Cinsel farklılık ilk veya 2'ci gömlek değiştirmeden sonra ortaya çıkar. Daha sonra erkek bireyleri oluşturacak olan nimfler dişileri oluşturacak olanlardan, ek olarak iki nimf dönemi daha fazla geçirir. Erkekler kanatlı olacaklarsa kanat tomurcuklan bu son iki nimf döneminde görülür ki bu dönemlere prepupa ve pupa dönemleri ismi ve-rilir. Zira bu görünüşlerini bazı araştırıcılar (bu dönemlerde beslenme­dikleri için.) Endopterygota'daki bazı dönemlere benzettikleri için bu şekilde isim verirler. Gerçekte bu dönemler Exopterygota'daki nimf dö­nemlerinden hiç te farklı değildir. Erkeklerde bu başkalaşma kabuk altında (Diaspididae türlerinde olduğu gibi) veya özel kokonları içinde olur. Bun­lar ergin olmadan önce halâ daha son nimf gömleği içinde bulunurlar. Margarodidae familyasına bağlı türlerin bir çoklarında dişiler son dönem­de faaliyetten ve beslenmeden yoksun bir hale geçer. Bu esnada bazı or­ganları yeni oluşurken diğer bazıları da kaybolur.

    Nimfler ve ergin dişiler muhtelif bitkilerin gövde, dal, yaprak, meyve, sürgün ve köklerinde beslenirler. Bazı türleri bitkilerde gerçek zararlara sebep olur. Bunlar yoğun halde d?,l, sürgün ve köklerde bulunduklarında bunların kurumalarına neden olurlar.
    Aphid'ler gibi bir çok koşnil türleri de balımsı maddeler salgılarlar. Bu maddeler yoğun olarak salgılandıklarında bitkilerin tüm toprak üstü organlarını kaplar ve oradan toprağa dahi dökülür. Daha sonra bu mad­deler üzerinde saprofit mantarlar gelişerek fumajine sebep olur. Böylece zararları bir kat daha artar. Ayrıca bu tatlımsı maddeler karınca, sinek, arı ve diğer böcekleri cezbeder. Özellikle karıncalar, koşnillerin çıkar­dıkları bu maddeleri çok sever ve bazı hallerde koşnil kolonilerinin büyük oranda arimasına neden olurlar. Bir çok hallerde koşnil—karınca ilişkileri, aynen karınca-aphid ilişkilerinde olduğu gibidir. Bu hususta aphid'ler bölümünde yeteri kadar bilgi verildiği için burada tekrar üzerinde du­rulmamıştır.
    Koşnillerin bazı grupları, gerek ergin gerekse nimf dönemlerinde ko-lay hareket etme ve yürüme yeteneğine sahiptir. İşte özellikle bu türler bazı virüs hastalıklarını bir bitkiden diğerine bulaştırmak suretiyle çok tehlikeli olabilirler. Virüs vektörü olarak bilinen türler Pseudococcidae familyası içinde bulunmaktadır. Pseudococcus, Planococcus, Ferrisiana gibi cinslere bağlı türlerden bazılai'i Tropik bölgelerde bazı virüs hastalıklarım bitkilere bulaştırmaktadır. Örneğin Pseudococcus njalensis Batı Afrika ülkele­rinin çoğunda kakao ağaçlarında çok önemli olan Swollen shoot virüs hastalığının taşıyıcısıdır. Bu hastalık yüzünden Batı Afrika ülkeleri her yıl milyonlarca sterling kayba uğramaktadır. Koşnillerin diğer familyalarına ait türlerin, bitki virüs hastalıklarını taşıdıkları henüz bilinmemektedir.
    Koşnillerde beslenme davranışları aphid'lerden oldukça farklıdır. En önemli fark koşnillerin parankima hücrelerinden beslenmesi ve alacağı bitki özsuyunu vücuda girmeden önce dışarıda gereği şekilde eritebilmesidir. Bunların çıkaracakları veya salgılayacakları salya bu hususta önemli rol oynar. Böylece, bu durumu ile koşniller aphid'lerden daha aktiftir­ler. Bu nedenle koşnillerin salya ile birlikte salgıladığı toksik maddeler bitkilere dana etkili olmakta ve dolayısı ile bu böceklerin sokup emdiği bitkiler daha fazla zarara uğramaktadır. Koşnillerdeki ağız parçaları da aphid'Ierinkine çok benzer. Ancak böceğin büyüklüğü dikkate alındığında, orantılı olarak hortum çok uzundur. Bazan bu uzunluk koşnilin kendi vücut uzunluğunun 3-4 katı veya daha fazla olmaktadır. Hortumun bu kadar uzun olmasının en önemli nedeni, bu böceklerin sabit yaşamlarına uygun olarak, yerlerini hiç değiştirmeden bitki dokularındın gerekli besin maddelerini sağlayabilmeleri içindir.

    Koşnillerin sistematiği muhtelif araştırıcılara göre değişiklikler gösterir. Hele yüksek kategorilerin ayırımında bu daha da belirgin bir hal alır. Bunların hepsini burada ele alarak tartışmasını yapmak konumuzun dışında kalmaktadır. Türkiye koşnilleri hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler Bodenheimer (1949, 1951, 1953 a, b)'e müracaat edebilirler.


    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

    Comment

    Working...
    X