Icerya (— Pericerya) purchasi Mask. (Şekil 101) Türkçe ismi : Torbalı koşnil
Tanımı : Ergin dişi genişçe oval vücutlu, alt tarafı yassı, üst kısmı olgunlaştıkça şişkinleşir. Vücudun üst kısmı koyu kırmızıdan esmere kadar değişir. Alt kısmı ise açık portakal sarısı renktedir. Vücudun üzeri bazan beyaz, toz şeklinde bir mum tabakası ile örtülüdür. Antenleri 10-11 segment-li, üzerleri kısa, seyrek kıllarla kaplı olup son segment diğerlerinden daha uzundur. Anten ve bacaklar siyah renktedir. Vücut uzunluğu 4-5 mm'dir. Bu türün en önemli karakteristiği yumurta torbasıdır. Dişinin vücudu altında bulunan torba zaman geçtikçe büyür ve en sonunda 10 mm'ye kadar ulaşır ki bu, dişinin vücut uzunluğunun 2-2 1/2 katı kadardır. Torba beyaz renkte ve üzerinde 14-16 adet uzunluğuna derin çizgilere sahiptir. Torbanın görevi yumurtaları bir arada tutmak ve onları dış etkenler- den korumaktır. Yumurta torbası içinde oval şekilde pembemsi renkte ve her birisi takriben 0,7 mm boyda olan 6G0-1000 arasında yumurta bulunur. Yumur'a torbası, dişi yumurta bırakmaya başlarken oluşmaya başlar ve yumurta bırakmaya devam ettikçe gelişir ve büyür.
l'ci dönemde bulunan ve henüz daha yeni çıkan nimfler 0,7-0,8 mm uzunlukta, kırmızımsı renktedir. Antenleri 6 segmentli olup siyah renkte- dir. 2'ci dönemde bulunan nimfler takriben 2 mm uzunlukta, vücudu kırmızımsı esmer, anten ve bacakları siyah renktedir. 3'cü dönemde bulu- nanlar 2'cilere çok benzer, fakat onlardan daha büyük boydadır. Bu dö- nemde vücut uzunlukları 3,0-3,5 mm'dir ve antenleri de 9 segmentli olur.
Narin vücutlu ve sineğe benzer görünüşteki erkek bireyler doğada ender olarak görülür.
Yayılışı : Esas orijini Avustralya olan bu zararlı California (A.B.D.)' da ilk def?, 1868 yılında görülmüş, 1890'a kadar bu eyaletin hemen her tarafına yayılarak yüzbinlerce turunçgil ağacını tahrip etmiştir. Avrupa'da varlığı ilk defa 1868 yılında saptanmış, İtalya'da (Napoli) 19C0 yılında görülmüş, Fransa'da 1910-1912, israil'de 1911 ve Kuzey Afrika'da (Cezayir) 192G'de varlığı anlaşılmıştır. Bu gün ise dünyanın Tropik ve Subtropik bölgelerine tamamen yayılmış haldedir.
Yurdumuza bu zararlının ne zaman ve nereden girdiği kesinlikle bilinmemektedir. Birinci Dünya Savaşı esnasında girmiş olması ihtimal dahilindedir. Ancak girdikten kısa zaman sonra yurdumuzun bütün turunçgil yetişen alanlarına yayılmıştır. Halen Önemsiz de olsa ara sıra düşük populasyonlarma yurdumuzda rastlanmaktadır.
Konakçıdan : Polifagdır. Başta turunçgillerle, çilek, elma, gül, katırtırnağı, defne, mimoza, akasya, manolya, Ligustrum, sardunya, bazı sebzeler ile diğer bir çok bitkilerde bulunur.
Zararı : Torbalı koşnille bulaşık olan yaprak ve sürgünler sarımsı renge dönüşür. Yapraklar çok defe vaktinden önce dökülür. Sürgünler ise kurur. Savaş yapılmadığı takdirde yoğun populasyonlarm bulunduğu
bitki ve ağaçlar tamamiyle kuruyabilirler. Ayrıca bu koşnil fazla miktarda
balımsı madde salgılayarak fumajine sebep olur ve zararı da bu şekilde bir kat daha artar.
Biyolojisi : Yurdumuzda yerine göre yılda 2-3 nesil verir. Kışı yumurta, nimf ve ergin halinde olmak üzere geçirebilir. Yumurtlama, serin ve kuzey bölgelerde şubat-mart aylarında olmasına karşılık, güney bölgeleri ile sıcak yerlerde genellikle aralık-ocak aylarındadır. Buna göre, bu yumurtalardan meydana gelen l'ci nesil erginlen mayısta, 2'ci nesil ağustos-eylül ve 3'cü nesil ise aralık ayından itibaren çıkar. Ortalama, 30°G sıcaklıkta bir neslin gelişmesi 68 gündür. Ortalama sıcaklık 15 °C ye düştüğünde gelişim süresi 138 gün olmaktadır (Avidov and Harpaz, 1969). Ancak kışın şiddetli soğuklarda çoğu bireyler ölür. Bu nedenle yurdumuzun iç kesimlerinde ve Marmara bölgesinde gelişmeleri mümkün olamamaktadır.
Yumurtalar yazın bir kaç gün içinde açılır. Buna karşılık kışın açılmaları iki ay veya daha fazla sürebilir. Yumurtadan yeni çıkan nimfler çok aktiftir. Bunlar bitkiler üzerinde kolaylıkla ve uzun mesafelere kadar yürürler. Özellikle l'ci ve 2'ci dönem nimfler bitkilerin sürgünlerine giderek onların alt yüzlerine yerleşirler. Buralarda yaprakların damarları boyunca muntazam şekilde sıralanırlar. Daha sonra ağacın daha kalın sürgün, dal veya gövde kısımlarına geçerek yerleşirler. Meyvelerde pek ender olarak rastlanır.
Dişiler hermafrodittir. Yani bunlar kendi yumurtalarını kendileri döl-lerler. Ancak döllenmeyen yumurtalar da riarthenogenetik olarak çoğalır.
Savaşı : /. purch-asi, yukarıda da belirtildiği gibi Avustralya'dan ilk defa etrafa yayılmaya başladığı zaman girdiği ülkelerde Turunçgillerin amansız zararlısı olmuş ve girdiği ülkelerde yüzbinlerce ağacın kurumasına yol açmıştır. Fakat daha sonra entomologlar, bu zararlının anavatanında yaptığı araştırmalarda /. purchasi'nin zararlı olmadığını ve bunun nedeninin de bu ülkede çok etkili bir predatörünün bulunması ile ilgili olduğunu saptadılar. Bu sebeple Rodoliü (= Noviııs) cardinalis Muls. (Gole-optera: Cocinellidae) isimli olan bu faydalı böcek ilk defa 1888 yılında Avustralya'dan Galifornia'ya getirilmiştir. Hattâ birey olarak ilk getirilen sayı 127 adetti. Ancak bu faydalı böcek bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede /. purchasi'nin zararını hiç denecek bir düzeye indirerek, çoğalmasını tamamıyla kontrol altına almıştır. Bundan sonra R. cardinalis, torbalı koşnille bulaşık olan diğer ülkelere de sokularak ayni başarılı sonuç elde edilmiştir. Öyle ki, bu gün artık bu faydalı böcek sayesinde torbalı koşnil tehlikeli bir zararlı olmaktan tamamıyla çıkmıştır. Biyolojik savaşta elde edilen bu başarı, klâsik bir örnek olarak kitaplara geçmiş bulunmaktadır.
R. cardinalis yurdumuza da İtalya ve Fransa'dan ithal edilerek biyolojik savaşta kullanılmıştır. Erginleri morumsu renkte olup baş, pronotum ve elytra'da siyahımsı lekeler bulunur. Vücut uzunluğu 3-4 mm'dir. Dişiler takriben 0,8 mm, oval ve pembemsi renkte olan yumurtalardan birer tane olmak üzere /. purchasi'nin yumurta torbası üzerine veya yakınına bırakır. Yumurtadan çıkan larva hemen yumurta torbası içine girer, orada yumurta ve genç nimflerle beslenir. Ergin gelin böcekleri ortalamâ 3 ay kadar yaşar ve bu sürede dişiler devamlı şekilde yumurtlar. Gelin böceğinin bulunduğu yerde iklim koşulları uygun ise /. purchasi''den daha hızlı şekilde üreyerek kısa zamanda onu doğada yok eder. An-cak kışın soğuk havalara sahip bölgelerde gelin, böceği, torbalı koşnilden daha fazla zarar görür. Larvalar 17°C'den aşağı, erginler de 12°C'den daha aşağı sıcaklıklarda faaliyetlerini durdururlar. Yine larvalar yazın 41 °G ve erginler de 43 °C sıcaklıklara dayanamazlar.
Buna göre R. cardinalis'in etkili olamayacağı yerlerde veya zamanda ilâçlı savaşa da başvurulabilir. Bunun için /. purchasi'nin gelişmesi iyi takip edilerek, yumurtadan yeni çıkan nimflerine karşı organik fosforlu in-sektisitlerden birisi atılmak suretiyle etkili şekilde zararı enlenir.
Gııeriniella serratulae F.
Sinonim : Coccus picridis Fonsc, Guerinia tinetoria Targ.
1
Türkçe ismi : Pamuklu koşnil
Tanımı : Dişilerde genel görünüm /. purekasi'ye çok benzer. Fakat vücudun alt kısmında 4 çift stigma bulunması, anal tüp kenarında poli-gonal veya oval biçimde gözenekler olması ile kolaylıkla ondan ayrılır. Vücut uzunca oval şekilde, hafif konveks olup bacaklar uzun ve antenleri 11 segmentlidir. Yumurta torbası pamukumsu görünüştedir. Vücut uzunluğu 3-8 mm'dir.
Yayılışı : Güney Rusya, İtalya, Fransa, Cezayir, Türkiye.
Yurdumuzda Marmara bölgesi (özellikle İstanbul'da) ile Güneybatı-Anadolu'da bulunur, lyriboz (1938, 1968) bu zararlıya Milas'ta zeytin ağaçlarında olmak üzere az miktarda rastlamıştır.
Konukçuiarı : Zeytin, antepfıstığı, kasımpatı ile bazı Baklagiller.
Yurdumuzda pek seyrek olarak rastlanan bu türün halen ekonomik
önemi yoktur.
Marchalina helenica Genn.
Türkçe ismi : Çam koşnili
Tanımı : Ergin dişiler limon veya açık portakal sarısı renkte, uzunca oval, hafif şişkince vücutludur. Anten ve bacakları siyahımsı renktedir. Antenleri 11 segmentlidir. Vücudun üzeri beyaz mumumsu bir toz tabakası ile örtülüdür. Vücut uzunluğu 6-9 mm'dir.
Komıkçuları ve zararı : Konukçuları özellikle çam. ağaçlarıdır. En çok ve yaygın olarak rastlandığı çam türü kızılcam {Pinus bnıtiaYd.ıv. Sarı çam ile Halep çamlarında daha az rastlanır. Literatürde fistıkçamında {Pinus pinea) da bulunduğu kayıtlı ise de bü çam-türünde pek ender olarak görülür. Öyle ki, bu kopillerle yoğun olarak bulaşık kızılçamlarm hemen bitişiğinde bulunan ve yaprakları birbirlerine değen fakat sağlıklı fıstık çamlarında hemen hemen hiç bulaşma görülmemesi, çam koşnillerinin fıstık çamlarını tercih etmediğini veya onları sevmediğini göstermektedir. Bununla beraber bazan yaşlı veya zayıf olan fıstık çamlarına da bulaştığı görülmektedir.
Özellikle muhtelif dönemdeki nimfler çamların sürgün, ince dal ve yapraklarında bulunarak onları sokup emerler. Şüphesiz yoğun popu-lasyonlarm oluştuğu ağaçlarda, bu beslenme sonucu yapraklarda erken dökülmeye sebep olursa da bu döküm genel olarak önemli olmamaktadır. Ayrıca yoğun olarak tatlımsı maddeler salgılayan nimfler bir miktar fu-majine de sebep olabilirler. Yoğun fumajin görülmemesinin bir nedeni, bu salgıları bal arılarının sevmeleri ve bunları toplayarak bal yapımında kullanmalarıdır. Bu maddelere yabani arılar [Vespa spp.) da bol olarak gelir. Halen M. helenica'mn çamlarda zararlı olduğu kesinlikle bilinmemektedir. Ancak arıcılık yönünden faydalı olduğu bir gerçektir.
Biyolojisi : Kışı çam ağaçlarının dal ve gövdelerin deki çatlaklar ile kabuk aralarında, beyaz bir pam.uk örtüsü altında 3'cü dönem nimf halinde geçirir. Baharda havaların ısmmasıyla birlikte nimfler faaliyete geçer ve nisanda erginler görülmeye başlar. Dişiler mumumsu pamuk görünüşünde bir madde salgılayarak yumurtalarını bunun içine bırakır. Bir yumurta kümesinde 200-300 arasında yumurta bulunur. Partheno-genetik olarak çoğalır. Erkekleri doğada pek ender olarak bulunur. Yılda bir nesil verir.

Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Tanımı : Ergin dişi genişçe oval vücutlu, alt tarafı yassı, üst kısmı olgunlaştıkça şişkinleşir. Vücudun üst kısmı koyu kırmızıdan esmere kadar değişir. Alt kısmı ise açık portakal sarısı renktedir. Vücudun üzeri bazan beyaz, toz şeklinde bir mum tabakası ile örtülüdür. Antenleri 10-11 segment-li, üzerleri kısa, seyrek kıllarla kaplı olup son segment diğerlerinden daha uzundur. Anten ve bacaklar siyah renktedir. Vücut uzunluğu 4-5 mm'dir. Bu türün en önemli karakteristiği yumurta torbasıdır. Dişinin vücudu altında bulunan torba zaman geçtikçe büyür ve en sonunda 10 mm'ye kadar ulaşır ki bu, dişinin vücut uzunluğunun 2-2 1/2 katı kadardır. Torba beyaz renkte ve üzerinde 14-16 adet uzunluğuna derin çizgilere sahiptir. Torbanın görevi yumurtaları bir arada tutmak ve onları dış etkenler- den korumaktır. Yumurta torbası içinde oval şekilde pembemsi renkte ve her birisi takriben 0,7 mm boyda olan 6G0-1000 arasında yumurta bulunur. Yumur'a torbası, dişi yumurta bırakmaya başlarken oluşmaya başlar ve yumurta bırakmaya devam ettikçe gelişir ve büyür.
l'ci dönemde bulunan ve henüz daha yeni çıkan nimfler 0,7-0,8 mm uzunlukta, kırmızımsı renktedir. Antenleri 6 segmentli olup siyah renkte- dir. 2'ci dönemde bulunan nimfler takriben 2 mm uzunlukta, vücudu kırmızımsı esmer, anten ve bacakları siyah renktedir. 3'cü dönemde bulu- nanlar 2'cilere çok benzer, fakat onlardan daha büyük boydadır. Bu dö- nemde vücut uzunlukları 3,0-3,5 mm'dir ve antenleri de 9 segmentli olur.
Narin vücutlu ve sineğe benzer görünüşteki erkek bireyler doğada ender olarak görülür.
Yayılışı : Esas orijini Avustralya olan bu zararlı California (A.B.D.)' da ilk def?, 1868 yılında görülmüş, 1890'a kadar bu eyaletin hemen her tarafına yayılarak yüzbinlerce turunçgil ağacını tahrip etmiştir. Avrupa'da varlığı ilk defa 1868 yılında saptanmış, İtalya'da (Napoli) 19C0 yılında görülmüş, Fransa'da 1910-1912, israil'de 1911 ve Kuzey Afrika'da (Cezayir) 192G'de varlığı anlaşılmıştır. Bu gün ise dünyanın Tropik ve Subtropik bölgelerine tamamen yayılmış haldedir.
Yurdumuza bu zararlının ne zaman ve nereden girdiği kesinlikle bilinmemektedir. Birinci Dünya Savaşı esnasında girmiş olması ihtimal dahilindedir. Ancak girdikten kısa zaman sonra yurdumuzun bütün turunçgil yetişen alanlarına yayılmıştır. Halen Önemsiz de olsa ara sıra düşük populasyonlarma yurdumuzda rastlanmaktadır.
Konakçıdan : Polifagdır. Başta turunçgillerle, çilek, elma, gül, katırtırnağı, defne, mimoza, akasya, manolya, Ligustrum, sardunya, bazı sebzeler ile diğer bir çok bitkilerde bulunur.
Zararı : Torbalı koşnille bulaşık olan yaprak ve sürgünler sarımsı renge dönüşür. Yapraklar çok defe vaktinden önce dökülür. Sürgünler ise kurur. Savaş yapılmadığı takdirde yoğun populasyonlarm bulunduğu
bitki ve ağaçlar tamamiyle kuruyabilirler. Ayrıca bu koşnil fazla miktarda
balımsı madde salgılayarak fumajine sebep olur ve zararı da bu şekilde bir kat daha artar.
Biyolojisi : Yurdumuzda yerine göre yılda 2-3 nesil verir. Kışı yumurta, nimf ve ergin halinde olmak üzere geçirebilir. Yumurtlama, serin ve kuzey bölgelerde şubat-mart aylarında olmasına karşılık, güney bölgeleri ile sıcak yerlerde genellikle aralık-ocak aylarındadır. Buna göre, bu yumurtalardan meydana gelen l'ci nesil erginlen mayısta, 2'ci nesil ağustos-eylül ve 3'cü nesil ise aralık ayından itibaren çıkar. Ortalama, 30°G sıcaklıkta bir neslin gelişmesi 68 gündür. Ortalama sıcaklık 15 °C ye düştüğünde gelişim süresi 138 gün olmaktadır (Avidov and Harpaz, 1969). Ancak kışın şiddetli soğuklarda çoğu bireyler ölür. Bu nedenle yurdumuzun iç kesimlerinde ve Marmara bölgesinde gelişmeleri mümkün olamamaktadır.
Yumurtalar yazın bir kaç gün içinde açılır. Buna karşılık kışın açılmaları iki ay veya daha fazla sürebilir. Yumurtadan yeni çıkan nimfler çok aktiftir. Bunlar bitkiler üzerinde kolaylıkla ve uzun mesafelere kadar yürürler. Özellikle l'ci ve 2'ci dönem nimfler bitkilerin sürgünlerine giderek onların alt yüzlerine yerleşirler. Buralarda yaprakların damarları boyunca muntazam şekilde sıralanırlar. Daha sonra ağacın daha kalın sürgün, dal veya gövde kısımlarına geçerek yerleşirler. Meyvelerde pek ender olarak rastlanır.
Dişiler hermafrodittir. Yani bunlar kendi yumurtalarını kendileri döl-lerler. Ancak döllenmeyen yumurtalar da riarthenogenetik olarak çoğalır.
Savaşı : /. purch-asi, yukarıda da belirtildiği gibi Avustralya'dan ilk defa etrafa yayılmaya başladığı zaman girdiği ülkelerde Turunçgillerin amansız zararlısı olmuş ve girdiği ülkelerde yüzbinlerce ağacın kurumasına yol açmıştır. Fakat daha sonra entomologlar, bu zararlının anavatanında yaptığı araştırmalarda /. purchasi'nin zararlı olmadığını ve bunun nedeninin de bu ülkede çok etkili bir predatörünün bulunması ile ilgili olduğunu saptadılar. Bu sebeple Rodoliü (= Noviııs) cardinalis Muls. (Gole-optera: Cocinellidae) isimli olan bu faydalı böcek ilk defa 1888 yılında Avustralya'dan Galifornia'ya getirilmiştir. Hattâ birey olarak ilk getirilen sayı 127 adetti. Ancak bu faydalı böcek bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede /. purchasi'nin zararını hiç denecek bir düzeye indirerek, çoğalmasını tamamıyla kontrol altına almıştır. Bundan sonra R. cardinalis, torbalı koşnille bulaşık olan diğer ülkelere de sokularak ayni başarılı sonuç elde edilmiştir. Öyle ki, bu gün artık bu faydalı böcek sayesinde torbalı koşnil tehlikeli bir zararlı olmaktan tamamıyla çıkmıştır. Biyolojik savaşta elde edilen bu başarı, klâsik bir örnek olarak kitaplara geçmiş bulunmaktadır.
R. cardinalis yurdumuza da İtalya ve Fransa'dan ithal edilerek biyolojik savaşta kullanılmıştır. Erginleri morumsu renkte olup baş, pronotum ve elytra'da siyahımsı lekeler bulunur. Vücut uzunluğu 3-4 mm'dir. Dişiler takriben 0,8 mm, oval ve pembemsi renkte olan yumurtalardan birer tane olmak üzere /. purchasi'nin yumurta torbası üzerine veya yakınına bırakır. Yumurtadan çıkan larva hemen yumurta torbası içine girer, orada yumurta ve genç nimflerle beslenir. Ergin gelin böcekleri ortalamâ 3 ay kadar yaşar ve bu sürede dişiler devamlı şekilde yumurtlar. Gelin böceğinin bulunduğu yerde iklim koşulları uygun ise /. purchasi''den daha hızlı şekilde üreyerek kısa zamanda onu doğada yok eder. An-cak kışın soğuk havalara sahip bölgelerde gelin, böceği, torbalı koşnilden daha fazla zarar görür. Larvalar 17°C'den aşağı, erginler de 12°C'den daha aşağı sıcaklıklarda faaliyetlerini durdururlar. Yine larvalar yazın 41 °G ve erginler de 43 °C sıcaklıklara dayanamazlar.
Buna göre R. cardinalis'in etkili olamayacağı yerlerde veya zamanda ilâçlı savaşa da başvurulabilir. Bunun için /. purchasi'nin gelişmesi iyi takip edilerek, yumurtadan yeni çıkan nimflerine karşı organik fosforlu in-sektisitlerden birisi atılmak suretiyle etkili şekilde zararı enlenir.
Gııeriniella serratulae F.
Sinonim : Coccus picridis Fonsc, Guerinia tinetoria Targ.
1
Türkçe ismi : Pamuklu koşnil
Tanımı : Dişilerde genel görünüm /. purekasi'ye çok benzer. Fakat vücudun alt kısmında 4 çift stigma bulunması, anal tüp kenarında poli-gonal veya oval biçimde gözenekler olması ile kolaylıkla ondan ayrılır. Vücut uzunca oval şekilde, hafif konveks olup bacaklar uzun ve antenleri 11 segmentlidir. Yumurta torbası pamukumsu görünüştedir. Vücut uzunluğu 3-8 mm'dir.
Yayılışı : Güney Rusya, İtalya, Fransa, Cezayir, Türkiye.
Yurdumuzda Marmara bölgesi (özellikle İstanbul'da) ile Güneybatı-Anadolu'da bulunur, lyriboz (1938, 1968) bu zararlıya Milas'ta zeytin ağaçlarında olmak üzere az miktarda rastlamıştır.
Konukçuiarı : Zeytin, antepfıstığı, kasımpatı ile bazı Baklagiller.
Yurdumuzda pek seyrek olarak rastlanan bu türün halen ekonomik
önemi yoktur.
Marchalina helenica Genn.
Türkçe ismi : Çam koşnili
Tanımı : Ergin dişiler limon veya açık portakal sarısı renkte, uzunca oval, hafif şişkince vücutludur. Anten ve bacakları siyahımsı renktedir. Antenleri 11 segmentlidir. Vücudun üzeri beyaz mumumsu bir toz tabakası ile örtülüdür. Vücut uzunluğu 6-9 mm'dir.
Komıkçuları ve zararı : Konukçuları özellikle çam. ağaçlarıdır. En çok ve yaygın olarak rastlandığı çam türü kızılcam {Pinus bnıtiaYd.ıv. Sarı çam ile Halep çamlarında daha az rastlanır. Literatürde fistıkçamında {Pinus pinea) da bulunduğu kayıtlı ise de bü çam-türünde pek ender olarak görülür. Öyle ki, bu kopillerle yoğun olarak bulaşık kızılçamlarm hemen bitişiğinde bulunan ve yaprakları birbirlerine değen fakat sağlıklı fıstık çamlarında hemen hemen hiç bulaşma görülmemesi, çam koşnillerinin fıstık çamlarını tercih etmediğini veya onları sevmediğini göstermektedir. Bununla beraber bazan yaşlı veya zayıf olan fıstık çamlarına da bulaştığı görülmektedir.
Özellikle muhtelif dönemdeki nimfler çamların sürgün, ince dal ve yapraklarında bulunarak onları sokup emerler. Şüphesiz yoğun popu-lasyonlarm oluştuğu ağaçlarda, bu beslenme sonucu yapraklarda erken dökülmeye sebep olursa da bu döküm genel olarak önemli olmamaktadır. Ayrıca yoğun olarak tatlımsı maddeler salgılayan nimfler bir miktar fu-majine de sebep olabilirler. Yoğun fumajin görülmemesinin bir nedeni, bu salgıları bal arılarının sevmeleri ve bunları toplayarak bal yapımında kullanmalarıdır. Bu maddelere yabani arılar [Vespa spp.) da bol olarak gelir. Halen M. helenica'mn çamlarda zararlı olduğu kesinlikle bilinmemektedir. Ancak arıcılık yönünden faydalı olduğu bir gerçektir.
Biyolojisi : Kışı çam ağaçlarının dal ve gövdelerin deki çatlaklar ile kabuk aralarında, beyaz bir pam.uk örtüsü altında 3'cü dönem nimf halinde geçirir. Baharda havaların ısmmasıyla birlikte nimfler faaliyete geçer ve nisanda erginler görülmeye başlar. Dişiler mumumsu pamuk görünüşünde bir madde salgılayarak yumurtalarını bunun içine bırakır. Bir yumurta kümesinde 200-300 arasında yumurta bulunur. Partheno-genetik olarak çoğalır. Erkekleri doğada pek ender olarak bulunur. Yılda bir nesil verir.

Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

