fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Anapulvinaria (= Pulvinaria) -pistaciae

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Anapulvinaria (= Pulvinaria) -pistaciae

    Anapulvinaria (= Pulvinaria) -pistaciae Bodenh. (Şekil 111)
    Tanımı : Dişilerin vücudu genişçe oval biçimde veya hemen hemen yuvarlaktır. Vücudun kenarlarındaki dikencikler ince ve nihayete doğru belirli şekilde incelir. Stigma'lara ait dikencikler çoğunlukla bulunmaz. Bulunduğu zaman da kısa ve kaim olurlar. Dişiler yumurtlama esnasında beyaz renkte bir yumurta torbası salgılar. Bu torba geniş olarak yuvar­lak, ya da hemen hemen yuvarlak bir biçimde ve yassıca olup vücudun sonunda oluşur.

    Yayılışı : Güney Rusya, İran, İsrail ve Türkiye.
    Yurdumuzda özellikle Gaziantep yöresindeki antepfıstığı ağaçların­da bulunur.
    Esas konukçusu bu ağaçlar olan A. pistaciae fazla oranda balinası mad­deler salgıladığı için, populasyonu fazla olduğu hallerde tehlikeli olabilir. Ancak çoğunlukla doğ?.da zarar yapacak populasyonlarına rastlanmamak­tadır.
    Biyolojisi ve davranışlarına ait bilgiler maalesef pek yoktur.
    Chloropulvinaria (= Pulvinaria) aurantii Ckll. (Şekil 112) Türkçe ismi : Portakal koşnili
    Rusya, Iran ve Kıbrıs ile Uzak Doğu'da Çin, Japonya ve Endonez­ya'da bulunan bir türdür. Yurdumuzda varlığı bilinmemektedir. İran'da bazı yıllar Turunçgillerde önemli zararlara sebep olduğu bildirilmektedir.

    Chloropulvinaria (= Pulvinaria) floccifera Wçstw. (Şekil 113) Sinonim : Pulvinaria camelicola Sign.; P. brassicae Ckll.; P. phaiae Lull.
    Türkçe ismi ; Çay koşnili, yünlü koşnil
    Tanımı : Vücut uzunca-oval, genellikle vücut kenarına yakın yerde stigma'lar dolayısıyla hafif boğumludur. Genç dişiler açık sarı renkte olup kırmızımsı esmer renkte olan anal loblara sahiptir. Erginlerde deri incedir. Vücut kenarlarındaki setae uzun, sivri, saçak şeklinde veya ça-

    tallı; üstte bir çok iki hücreli ve disk gözeneklerine sahip; kenara yakın yerlerde tüberküller bulunur. Gözler mevcut, kenarda ve anten sapı hi­zası üzerindedir. Antenler iyi gelişmiş olup 8 segmentlidir. Bacaklar kuv­vetli, antenlerin 1/3 uzunluğunda; tırnaklar basit, uzun ve dikensizdir.
    Yumurta torbası uzun, kenarları hemen hemen paralel veya kıvrık-çadır. Fazla yoğun populasyonlarda dişiler beyaz, yünümsü ve muntazam olmayan yumurta torbası da oluşturabilir. Vücut uzunluğu 2,0-3,5 mm, genişliği 1,5-2,5 mm'dir. Yumurta torbasının uzunluğu 5-11 mm arasın­da değişir.
    Yumurtaları oval, ilk bırakıldıkları zaman açık krem renginde olup daha sonra koyu krem rengine dönüşür.
    Yumurtadan yeni çıkan nimf sarımsı renkte ve oval-yassı vücutludur,
    Yayılışı : Dünyanın hemen hemen bütün Tropik ve Subtropik böl­gelerinde bulunur. Akdeniz çevresi ve Orta Doğu Ülkelerinde; başta İspanya olmak üzere Fransa, italya, Yunanistan, Mısır, İran, Türkiye ve Güney Rusya'da yayılmıştır.
    Yurdumuzda, özellikle Kuzeydoğu Karadeniz bölgesinde yaygın ola­rak görülür.
    Konukçuları : Polifagdır. Başta çay olmak üzere Turunçgiller, bağ, defne, taflan ve muhtelif süs bitkilerinde bulunur. Yurdumuzda en çok çayda bulunur ve zarar yapar.
    Zararı ve biyolojisi : Nimfleri bol miktarda balımsı maddeler sal­gılar. Daha sonra bu maddeler üzerinde saprofit mantarlar çoğalır. Böy­lece bu maddeyle bulaşık bitkiler siyahımsı bir renge dönüşür. Bu gibi bitkilerin gelişmesi zayıflar, yapraklar vaktinden önce dökülür ve ürünün değeri de gerek kalite, gerekse miktar olarak azalır. Diğer koşnil türlerinde olduğu gibi yoğun kolonilerin bulunduğu sürgün ve körpe yapraklarda beslenme dolayısıyla da direkt zarar meydana gelir. Bitkinin bu gibi or­ganları gereği şekilde gelişmelerini sürdüremezler. Yoğun saldırılarda ge­rekli savaş Önlemleri alınmadığı taktirde % 80'e kadar zarar meydana ge­lebilir. Yoğun populasyonlarına mayıs ve haziran aylarında rastlanır.
    Parthenogenetik olarak çoğalır. Erkeklerine doğada ender şekilde rast­lanır. Kuzey Karadeniz bölgesinde kışı çoğunlukla 2' ci nimf döneminde geçirir. Bunlar ilkbaharın erken zamanlarından itibaren ergin hale ge­çer. Doğada erginlere mart ayı sonlarından itibaren rastlanır. Dimiler mey­dana geldikten 1-2 hafta sonra yumurtalıkları olgunlaşarak yumurta bırakmaya başlar. Yumurtalar, beyazımsı renkte olan paket halinde bı­rakılır. Yumurta bırakma, nisan ortalarından haziran ortalarına kadar devam eder. Dişiler yumurtalarının hepsini bir günde bırakmaz. Bunları takriben 10 günlük bir süre içinde olmak üzere zaman zaman bırakır. Bu-nunla beraber yumurtaların büyük bir çoğunluğunu 3-4 gün içinde bı­rakır. Bir dişinin hayatı boyunca bıraktığı toplam yumurta sayısı muh­telif araştırıcılara göre değişiklikler gösterir. Bu hususta bulunduğu yerin koşulları ile kcnukçusunun rolü olması gerekir. Buna rağmen bu sayının 500-2.000 arasında olmasını kabul etmek hatalı sayılmaz.
    Yumurtaların açılma süresi, ile nimflerin gelişme süreleri çevrenin ru­tubet ve sıcaklık koşullarına göre değişir. Özellikle, sıcaklık arttıkça, geliş­me süreleri de ters orantılı- olarak azalır. Ancak, doğa koşullarında bahar­da (örneğin, nisan, ayında) erken bırakılan yumurtaların açılma süreleri ortalama 3 hafta sürerken, mayıs sonu haziran başlarında bu süre 10-15 gün olmaktadır.
    Nimfler üç dönem geçirdikten sonra ergin hale geçer. Genellikle nimf-lerde gelişme yavaştır. Doğada l'ci dönem nimflere yoğun olarak en çok temmuz ayında rastlanır. Bu dönemdeki nimfler çoğunlukla yapraklara ve özellikle de bunların alt yüzlerine ve damarlar boyunca yerleşirler. 1. dönem nimflere doğada hazirandan eylül ayma kadar rastlanır. Eylül ayı sonlarından itihaien 2'ci döneme geçen nimfler kışı geçirirler ve 3'cü dönem nimfler ise şubat ortalarından itibaren çıkarak mayıs ayı sonuna kadar doğada görülür. Böylece yılda bir nesil verir. Ancak daha sıcak olan Batı Anadolu'nun bazı yöreleri ile Güney Anadolu bölgesinde yılda 2 nesil vermesi mümkündür. 3'cü döneme geçen nimfler çayırda yaprak­ları terkederek sürgünlere geçmeye başlarlar. Bu nedenle dişi bireyler, genellikle çayların sürgün ve filizlerinde daha çok görülür. Buna karşılık yumurta paketlerine çoğunlukla yapraklarda tesadüf edilir.
    C. floccifem'nın. doğada çoğalmasını önleyen önemli faktörlerden birisi de doğal düşmanlarıdır. Bu doğal düşmanlarından Kuzey Karadeniz böl­gesinde bulunan en önemlileri Hyperaspis campestris Hbst. ile Exochomus quadripustulatus L. (Col., Coccinellidae)'tur. Bunlardan l'cisi diğerinden daha etkin faaliyette bulunur. Yine bu bölgede çok etkili olan diğer bir doğal düşmanı da Verticillium lecariii (Zimm.) (Moniliales: Moniliaceae)'-dır. Buna rağmen çay koşnili yine zaman zaman çoğalarak Kuzeydoğu Karadeniz bölgesinin bazı kesimlerinde çaylara önemli zararlar vermek­tedir. Bu zararlı üzerinde daha fazla bilgi almak isleyenler Ashtürk( 1976)* 'e müracaat edebilirler.
    * Ashtürk, H. 1976. Doğu Karadeniz bölgesi çaylarında (T/ıea sinen sis L.) zarar yapan çay koşnili (Pulvinaria floccifera Westw. (Homoptera: Goccidae)'nin tanınması, biyolojisi, yayılış alanı ve ekonomik önemi üzerinde araştırmalar (Basılmamış uzmanlık tezi, E.Ü. Ziraat Fakültesi, îzmir).


    Savaşı : 1) Sonbahar ve ilkbaharda çay bitkisinde populasyonun büyük bir kısmı dal ve yapraklarda bulunduğundan, bu mevsimlerde ya­pılacak gereği şekilde derin bir budama ile artıkların bilinçli bir biçimde yok edilmesi ilkbahar populasyonunu büyük ölçüde düşürür.
    2) Doğal düşmanların etkili olmadığı yerlerde ilâçlı savaşa başvu­rulabilir. Ancak buna karar verebilmek için de çay koşnilinin belirli bir populasyon yoğunluğunda bulunması gerekir. Bu populasyon yoğunluğu düzeyini saptayabilmek için; bir çay bahçesindeki bitkilerin en az %5'in-den ve her bitkiden de rastgele 10—20 yaprak almak suretiyle harman yapılır. Bu harmandan yine tesadüfen 100 yaprak seçilerek koşniller sa­yılır. Eğer bunun sonucunda yaprak başına ortalama 4 koşnil düştüğü saptanırsa, bu gibi bahçelerde ilaçlama yapılmaya karar verilir. Kışlık ilaçlama için ekim-mart aylan arasında beyaz yağlardan birisi, yazlık ilaçlama için ise mayıs sonu veya haziran başlannda inficar görüldüğünde carbamate'lı insektisitlerden birisi atılarak ilâçlı savaşı yapılır. Gerek­tiğinde bu ilaçlamadan 15 gün sonra 2'ci. bir ilaçlama daha yapılır. Ancak yazlık ilaçlamalarda- ilk inficardan 10 gün sonra olmak üzere ilaçlama uygulamasına geçmek gerektiğini göz önünde tutmalıdır.

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

Working...
X