Familya: Diaspididae
Kelimenin kökü Yunanca'dan gelir ve «ortası yuvarlak kalkanlı» manasınadır. Yani, kalkana benzer kabuklu bitler anlamında olmak üzere kullanılmıştır.- Türkçe kalkanla koşniller vaya kabuklu koşniller, ya da kabuklu bitler, şeklinde isimlendirilir. Bunlardan sonuncusu daha yaygın olarak kullanılmaktadır.
Alttakım içinde tür itibariyle en zengin familyadır. Dişilerde karma ait stigmalar yoktur, Vücudun şekli çok değişiktir. Dairesel, yarı küresel, uzunca, çizgi veya iplik, virgül veya midye şeklinde olabilir. Üzerleri yassı, konveks, ya da koni şeklindedir. Renkleri çok değişiktir. Vücutları genellikle 0,9—1,5 mm uzunluktadır. Vücut segmentleri az çok belirlidir. IV— VIII veya V-VIII'ci-abdomen segmentleri birbirleri ile kaynaşmış ve sert-Ieşerek bir tek segment halinde, yani pygidium'a dönüşmüştür. Antenler küçülmüş, yok veya segmentsiz tüberküller haline dönüşmüştür. Bacaklar yoktur. Hortum kısa ve basittir. Thorax' da iki çift stigma bulunur. Dişilerin üzeri bir kabukla örtülüdür. Bu kabuk bir veya iki nimf gömleği (yani l'ci ve 2'ci dönem nimflere ait) ile salgı tabakasından oluşur. Bu kabuk dişinin vücudundan kola.yli.kla ayrılır. Kabuğun şekli ve rengi çok değişir.
Erkekleri çok küçük ve genellikle uzunca vücutlu, çoğunlukla renkleri daha açık olup bir gömleğe sahiptir. Kanatlı ve kanatsızdırlar. Antenleri iyi gelişmiştir.Yeni çıkan nimfler çıplak gözle güçlükle görülür. Vücutları oval ve segmentleri belirlidir. 9'cu abdomen segmentinde iki uzun anal iplikçik bulunur. Antenleri genellikle 6 segmentlidir,Çoğalma eşeyli veya eşeysizdir. Çoğunlukla ovipar veya ovovipar'dır-lar. Yumurtaları çok küçüktür. Bunlar kabuk altına bırakılır. Dişi öldükten sonra kabuğu bu yumurtaları kışın şiddetli soğuklarına karşı korur.
Bu familya türlerine ait bireyler ağaç ve ağaççıklar üzerinde, nadiren de ot ve benzeri bitkilerde, fakat genellikle bitkilerin toprak üstü aksamında bulunur. Ender olarak bazıları toprak altında veya bitkilerin toprağa yakın yerlerinde de bulunur. Per çok zararlı türleri vardır. 1300'den fazla türe sahiptir. Bu familyanın yurdumuza ait türleri Bodenheimer tarafından iyi şekilde incelenmiştir Bu hususta daha fazla bilgi almak isteyenler Bodenheimer (1949)'e müracaat edebilirler Bu familyayla ilgili cins ve tür isimleri Borchsenius (1966) 'dan yararlanılarak verilmiştir.
Kalkanlı koşnillerle savaşta dikkat edilecek hususlar Diaspididae familyasına bağlı türlerin çoğu tarım için en önemli zararlılar arasında bulunur. Bunlardan bir çoğu gerekli önlemler alınmadığı taktirde, özellikle meyve, orman ve park ağaçları ile süs bitkilerinde çok zarar yaparlar. Hat^â bazan bu bitkileri tamamen kurutabiliıler. Bunlara karşı kimyasal savaş çoğu defa güçtür. Bunun başlıca nedeni, diğer koşnil familyalarından farklı olarak yaşlı nimf ve ergin dişi vücudunun alt taraflarında velum adı verilen ve türlere göre değişen kalınlıkta mum tabakası ile örtülü olması ve ilâçların çoğu defa nüfuz etmelerine engel olmasıdır. Bunun için yapılacak kimyasal savaşta, koşnilin biyolojisinin iyi takip edilmesi ve ilaçlama zamanının tam olarak tayin edilmesi geiekir. Aksi halde, bir çok hallerde istenilen sonucu almak mümkün olmaz.Diğer bir neden de koşnillerin insektisitlere karşı gittikçe direnç kazanmaları, yine insektisitlerin insan, hayvan ve diğer canlılara toksik etkilere sahip olması, dolayısı ile doğal dengeye kötü etkide bulunmaları, çevre kirlenmesinde ciddi problemler yaratması vb. gibi sakıncaların bulunması insektisitlerin kullanılmalarını kısıtlamaktadır.
Diğer taraftan bu familyaya bağlı böcek türleri, hayatlarının büyük bir kısmını sabit şekilde aynı yerde geçirmeleri, toplu halde bulunmaları ve orantılı olarak sabit populasyonlara sahip olmaları, bunları bir çok doğal düşmana hedef teşkil etmelerine sebep olur. Bu da bunları biyolojik savaş uygulamalarına çok elverişli bir duruma getirir. Bu nedenle bu familyaya bağlı bir çok zararlı tür üzerinde, bu konuda çeşitli ülkelerde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Nitekim De Bach et al. (1971)'a göre biyolojik ■- savaşta başarı kazanan zararlı böcek türlerinden % 20'sini yalnızca Dias-pididae türleri teşkil etmektedir. Bunlara karşı Aphelinidae (Hymenop-tera) familyasına bağlı olan ve özellikle Aphylis cinsine bağlı parazit türleıi, biyolojik savaş için en önemlilerini teşkil eder. Bu nedenle Dias-pididae familyasına ait zararlı böceklerle yapılacak herhangi bir kimyasal savaşa başvurmadan önce, o bölgedeki yerli parazit türleri ve bunların etkinlik durumları araştırılmalı, etkinliklerine tesir eden faktörler incelenmeli, bu faktörlerin giderilmesi mümkün olmayan hallerde başka ülkelerden o zararlı türle ilgili, etkili parazit türlerinin ithaline ve dolayısıyla bunların yetiştirilmelerine çalışılmalıdır. Faydalı böcek türlerinin ithali ve bunlar üzerindeki çalışmalar çok önemlidir. Bu hususu hiçbir zaman gözden uzak tutmamalıdır. İthal edilen parazitlerin doğaya bırakılma denemelerine geçmeden önce bunların çoğalma ve muhafaza edilme denemelerine girişilerek bu koşulların iyice saptanmasına çalışılmalıdır.
Tamamlayıcı savaşa önem vermeli ve bunun etkili olabilmesi için insektisitlerin selektif olanlarım, ya da bunların en az oranda kullanılanlarını seçmeli ve bunları gerektiğinde bir biyolojik savaş programı içinde kombinasyon halinde uygulamaya çalışmalıdır.
Abgrallaspis (= Aspidiotus) cyanophylli Sign.
Türkçe ismi : Kaktüs koşnili
Tanımı : Ergin dişinin kabuğu, simetrik olmayan elips veya takriben yuvarlak olup saydam ve sarı esmer, nimf gömlekleri ise soluk sarı renktedir. Nimf gömlekleri merkezî veya merkeze yakındır. Uzunluğu 1,5-2,5 mm, genişliği 2,0 mm'dir. Canlı dişi takriben armut biçiminde, sarımsı renkte ve- segmentleri belirgindir.
Yayılışı : Kozmopolittir. Tropik bölgelerde açıkta, diğer yerlerde seralarda bulunur.
seralarda yetişen süs bitkileıinde de bulunması mümkündür.
Konukçuları : Seralarda yetişen süs bitkileri, özellikle kaktüs, orkide, palmiye, ve Euphorbia'l&r başlıca konukçularını teşkil eder.
Zararı ve biyolojisi : Yoğun populasyonlarm bulunduğu bitkilei zayıflar ve hele süs bitkisinde olduğu için görülmesi arzu edilmez.
Biyolojisi, bulunduğu seradaki koşullara göre değişir. Yurdumuzda ve diğer Akdeniz çevresi ülkeleri ile Avrupa'da yalnızca seralarda yaşar. Açık havada bulunmaz.
Savaşı : Önder (1976)'in yaptığı ilâç denemelerine göre, beyaz yağ emülsiyonları (özellikle Triona 2) kaktüs koşnillerine karşı çok iyi etkide bulunmaktadır.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS
Kelimenin kökü Yunanca'dan gelir ve «ortası yuvarlak kalkanlı» manasınadır. Yani, kalkana benzer kabuklu bitler anlamında olmak üzere kullanılmıştır.- Türkçe kalkanla koşniller vaya kabuklu koşniller, ya da kabuklu bitler, şeklinde isimlendirilir. Bunlardan sonuncusu daha yaygın olarak kullanılmaktadır.
Alttakım içinde tür itibariyle en zengin familyadır. Dişilerde karma ait stigmalar yoktur, Vücudun şekli çok değişiktir. Dairesel, yarı küresel, uzunca, çizgi veya iplik, virgül veya midye şeklinde olabilir. Üzerleri yassı, konveks, ya da koni şeklindedir. Renkleri çok değişiktir. Vücutları genellikle 0,9—1,5 mm uzunluktadır. Vücut segmentleri az çok belirlidir. IV— VIII veya V-VIII'ci-abdomen segmentleri birbirleri ile kaynaşmış ve sert-Ieşerek bir tek segment halinde, yani pygidium'a dönüşmüştür. Antenler küçülmüş, yok veya segmentsiz tüberküller haline dönüşmüştür. Bacaklar yoktur. Hortum kısa ve basittir. Thorax' da iki çift stigma bulunur. Dişilerin üzeri bir kabukla örtülüdür. Bu kabuk bir veya iki nimf gömleği (yani l'ci ve 2'ci dönem nimflere ait) ile salgı tabakasından oluşur. Bu kabuk dişinin vücudundan kola.yli.kla ayrılır. Kabuğun şekli ve rengi çok değişir.
Erkekleri çok küçük ve genellikle uzunca vücutlu, çoğunlukla renkleri daha açık olup bir gömleğe sahiptir. Kanatlı ve kanatsızdırlar. Antenleri iyi gelişmiştir.Yeni çıkan nimfler çıplak gözle güçlükle görülür. Vücutları oval ve segmentleri belirlidir. 9'cu abdomen segmentinde iki uzun anal iplikçik bulunur. Antenleri genellikle 6 segmentlidir,Çoğalma eşeyli veya eşeysizdir. Çoğunlukla ovipar veya ovovipar'dır-lar. Yumurtaları çok küçüktür. Bunlar kabuk altına bırakılır. Dişi öldükten sonra kabuğu bu yumurtaları kışın şiddetli soğuklarına karşı korur.
Bu familya türlerine ait bireyler ağaç ve ağaççıklar üzerinde, nadiren de ot ve benzeri bitkilerde, fakat genellikle bitkilerin toprak üstü aksamında bulunur. Ender olarak bazıları toprak altında veya bitkilerin toprağa yakın yerlerinde de bulunur. Per çok zararlı türleri vardır. 1300'den fazla türe sahiptir. Bu familyanın yurdumuza ait türleri Bodenheimer tarafından iyi şekilde incelenmiştir Bu hususta daha fazla bilgi almak isteyenler Bodenheimer (1949)'e müracaat edebilirler Bu familyayla ilgili cins ve tür isimleri Borchsenius (1966) 'dan yararlanılarak verilmiştir.
Kalkanlı koşnillerle savaşta dikkat edilecek hususlar Diaspididae familyasına bağlı türlerin çoğu tarım için en önemli zararlılar arasında bulunur. Bunlardan bir çoğu gerekli önlemler alınmadığı taktirde, özellikle meyve, orman ve park ağaçları ile süs bitkilerinde çok zarar yaparlar. Hat^â bazan bu bitkileri tamamen kurutabiliıler. Bunlara karşı kimyasal savaş çoğu defa güçtür. Bunun başlıca nedeni, diğer koşnil familyalarından farklı olarak yaşlı nimf ve ergin dişi vücudunun alt taraflarında velum adı verilen ve türlere göre değişen kalınlıkta mum tabakası ile örtülü olması ve ilâçların çoğu defa nüfuz etmelerine engel olmasıdır. Bunun için yapılacak kimyasal savaşta, koşnilin biyolojisinin iyi takip edilmesi ve ilaçlama zamanının tam olarak tayin edilmesi geiekir. Aksi halde, bir çok hallerde istenilen sonucu almak mümkün olmaz.Diğer bir neden de koşnillerin insektisitlere karşı gittikçe direnç kazanmaları, yine insektisitlerin insan, hayvan ve diğer canlılara toksik etkilere sahip olması, dolayısı ile doğal dengeye kötü etkide bulunmaları, çevre kirlenmesinde ciddi problemler yaratması vb. gibi sakıncaların bulunması insektisitlerin kullanılmalarını kısıtlamaktadır.
Diğer taraftan bu familyaya bağlı böcek türleri, hayatlarının büyük bir kısmını sabit şekilde aynı yerde geçirmeleri, toplu halde bulunmaları ve orantılı olarak sabit populasyonlara sahip olmaları, bunları bir çok doğal düşmana hedef teşkil etmelerine sebep olur. Bu da bunları biyolojik savaş uygulamalarına çok elverişli bir duruma getirir. Bu nedenle bu familyaya bağlı bir çok zararlı tür üzerinde, bu konuda çeşitli ülkelerde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Nitekim De Bach et al. (1971)'a göre biyolojik ■- savaşta başarı kazanan zararlı böcek türlerinden % 20'sini yalnızca Dias-pididae türleri teşkil etmektedir. Bunlara karşı Aphelinidae (Hymenop-tera) familyasına bağlı olan ve özellikle Aphylis cinsine bağlı parazit türleıi, biyolojik savaş için en önemlilerini teşkil eder. Bu nedenle Dias-pididae familyasına ait zararlı böceklerle yapılacak herhangi bir kimyasal savaşa başvurmadan önce, o bölgedeki yerli parazit türleri ve bunların etkinlik durumları araştırılmalı, etkinliklerine tesir eden faktörler incelenmeli, bu faktörlerin giderilmesi mümkün olmayan hallerde başka ülkelerden o zararlı türle ilgili, etkili parazit türlerinin ithaline ve dolayısıyla bunların yetiştirilmelerine çalışılmalıdır. Faydalı böcek türlerinin ithali ve bunlar üzerindeki çalışmalar çok önemlidir. Bu hususu hiçbir zaman gözden uzak tutmamalıdır. İthal edilen parazitlerin doğaya bırakılma denemelerine geçmeden önce bunların çoğalma ve muhafaza edilme denemelerine girişilerek bu koşulların iyice saptanmasına çalışılmalıdır.
Tamamlayıcı savaşa önem vermeli ve bunun etkili olabilmesi için insektisitlerin selektif olanlarım, ya da bunların en az oranda kullanılanlarını seçmeli ve bunları gerektiğinde bir biyolojik savaş programı içinde kombinasyon halinde uygulamaya çalışmalıdır.
Abgrallaspis (= Aspidiotus) cyanophylli Sign.
Türkçe ismi : Kaktüs koşnili
Tanımı : Ergin dişinin kabuğu, simetrik olmayan elips veya takriben yuvarlak olup saydam ve sarı esmer, nimf gömlekleri ise soluk sarı renktedir. Nimf gömlekleri merkezî veya merkeze yakındır. Uzunluğu 1,5-2,5 mm, genişliği 2,0 mm'dir. Canlı dişi takriben armut biçiminde, sarımsı renkte ve- segmentleri belirgindir.
Yayılışı : Kozmopolittir. Tropik bölgelerde açıkta, diğer yerlerde seralarda bulunur.
Yurdumuzda bu tür ilk defa Bodenheimer (1949) tarafından İstanbul
(Kasımpaşa)'da bir seradaki kaktüsler üzerinde bulunmuştur. Daha sonra
İzmir (Mersinli) Süsbitkileri İstasyonu seralarında şikâyet konusu olacak
kadar yoğun zarar yapması üzerine Önder (1976) tarafından tespit edilmiş ve savaş denemelerine girişilmiştir. Yurdumuzun diğer yerlerindeki
(Kasımpaşa)'da bir seradaki kaktüsler üzerinde bulunmuştur. Daha sonra
İzmir (Mersinli) Süsbitkileri İstasyonu seralarında şikâyet konusu olacak
kadar yoğun zarar yapması üzerine Önder (1976) tarafından tespit edilmiş ve savaş denemelerine girişilmiştir. Yurdumuzun diğer yerlerindeki
Konukçuları : Seralarda yetişen süs bitkileri, özellikle kaktüs, orkide, palmiye, ve Euphorbia'l&r başlıca konukçularını teşkil eder.
Zararı ve biyolojisi : Yoğun populasyonlarm bulunduğu bitkilei zayıflar ve hele süs bitkisinde olduğu için görülmesi arzu edilmez.
Biyolojisi, bulunduğu seradaki koşullara göre değişir. Yurdumuzda ve diğer Akdeniz çevresi ülkeleri ile Avrupa'da yalnızca seralarda yaşar. Açık havada bulunmaz.
Savaşı : Önder (1976)'in yaptığı ilâç denemelerine göre, beyaz yağ emülsiyonları (özellikle Triona 2) kaktüs koşnillerine karşı çok iyi etkide bulunmaktadır.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS

