fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Aelia syriaca

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Aelia syriaca

    Aeliü syriaca Horv. (Şekil 166) Sinonim : A. emincalkanata Lod.
    Türkçe ismi : Suriye kuralı
    Tanımı : Eliptik, kirli veya açık sarımsı renkte bir türdür. Vücut uzunluğu 8,5-10,5 mm'dir. Genel görünüş itibariyle A. rostrata'ya, çok benzer. Ancak ondan biraz daha küçük boyda ve özellikle renginin da­ha açık olması ile ayrılır
    ayılışı : Suriye ve yurdumuzda bulunur. Irak'ta da bulunması mümkündür.
    Konukçuları : Kültür ve yabani Gramineae familyası bitki türleri.
    Zararı ve biyolojisi : Bu yönden önceki türlere çok benzer. Güney­doğu Anadolu bölgesinin bazı yerlerinde 2'ci nesil bireyleri A. acuminata ile birlikte çeltiklerde bir miktar zarara sebep olur. Ancak bazı yıllar fazla populasyon yoğunlukları gösteren bu türün biyolojisi iyi bilinme­mektedir.

    A. rostrata'ya. genci görünüm bakımından çok benzemesi ve dolayı­sıyla onunla her zaman karıştırılması olanağı bulunduğundan üzerinde önemle durulması gerekmektedir.

    Aelia melanota Fieb. (Şekil 168)
    Sinonim : A. obtusa Fieb.
    Tanımı : Desen, renk ve genel görünüm itibariyle A. cognata ve A.
    röstrata'ya çok benzer. Ancak buecula ve pygophore'u inceledikten sonra

    Vücut uzunluğu 11-12 mm'dir.
    Yayılışı : Türkiye, Kafkasya, İran ve Afganistan.
    Yurdumuzda Orta, Güneydoğu ve Doğu. Anadolu'nun bazı kesimle­rinde olmak üzere pek ender olarak rastlanır.
    Önceki türde olduğu gibi bu tür de yurdumuzda bulunmakla beraber şimdiye kadar zarar yaptığına ait kayıt bulunmamaktadır. Buna karşılık İran'ın kuzey kesimlerinde bazan ekinlerde önemli zararlara sebep ol­duğu bildirildiğinden bu tür üzerinde de durmak gerekmektedir.


    Aelia cognata Fieb. (Şekil 169)
    10,0-11,5 mm boyda olan bu tür Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, Tunus, Cezayir, Fas ile İsrail, Suriye ve yurdumuzda bulunur. Bunlar içinde yalnızca bazı kuzey Afrika ülkelerinde, özellikle Fas'da önemli zararlara sebep olmaktadır. 1972 yılında bu ülkede büyük ürün kayıp­larına neden olmuştur.
    Bu türün yurdumuzda bulunduğu şimdiye kadar yalnızca Puton (1892) ve Puton et Noualhier (1895) tarafından ve Ekbez'de olmak üzere bildirilmiştir.


    Aelia germari Küst. (Şekil 170)
    10,5-12,0 mm boyda olan bu tür de takriben önceki türün yayıldığı alanlarda bulunmaktadır. Bulunduğu ülkeler içinde de, özellikle Cezayir ve Fas'ta önemli zararlara sebep olduğu bilinmektedir. Bu türün de yur­dumuzda bulunduğu hususunda şüphe bulunmaktadır. Önceki türde olduğu gibi yurdumuz için önemli değildir.
    Yukarıda söz konusu edilen türlerden başka yurdumuzda A. klugi
    Hahn, A. albovittatü Fieb., A. şahinini Krt. A, turaniça Horv. ve A. virgata
    Klug gibi türler de bulunmaktadır. Ancak bu türlerden hiçbirisinin eko­
    nomik önemi yoktur.


    Dolycoris baccarum L. (Şekil 171)
    Türkçe ismi : Dut kımılı
    Tanımı s Erginlerde vücut yassıca ve geniş olup kirli sarımsı veya esmerimsi renkte, fakat genellikle corium ve bazan da bütün vücut mo­rumsu parıltılıdır. Vücudun üzeri siyah noktacıklarla kaplı, ayrıca ince ve uzun tüylerle örtülüdür. Scutellum'un nihayet kısmı ile kaidesinin kö­şelerinde birer adet küçük callus bulunur. Connexivum birbiri arkasına gelen siyah ve sarımsı bir kenarla çevrilidir. Hortum sarımsı renkte, so­nuncu segmentin son yarısı siyah olup coxa'lara kadar erişir.
    Vücut uzunluğu 10-12 mm'dir.
    Yayılışı : Kuzey Afrika hariç Palearktik bölgenin hemen hemen her
    tarafında bulunur. yurdumuzun her tarafında az veya çok olarak rastlanır.
    Zararı ve komıkçuları : Polifagdır. Başta ayçiçeği, tütün, susam, yonca, tirfil, mısır ve diğer Buğdaygiller, hardal, muhtelif meyveler (özel­likle çilek, ahududu, dut vs.) ile birçok kültür ve yabani bitkilerde beslenir. Zararı bitkilere göre çok değişir. Buğdaygillerde çoğunlukla geliş­mekte olan veya süt olumu dönemindeki tanelerde beslenir. Bunlarda yaptığı zarar süne ve kımılmkine çok benzer. Ayçiçeklerinde gelişmekte olan tanelerle beslenir ve tanelerin içini tamamen tahrip edebilir. Susam­larda nimf ve erginler bu bitkilerin gövde, sak ve tohum kapsüllerini sokup emer. Sak ve gövdede stylet'lerin girdiği yerlerden bitki salgı yapar. Sal­dırıya uğrayan bitkiler normal gelişmelerini sürdüremez ve adeta çalımsı bir görünüm alır. Tohum kapsüllerinde beslendiğinde, bunlar muhtelif beslenme dönemlerine göre boş kalır, ya da tohum miktarı azalır ve to­humların kaliteleri bozulur. Tütünde de yine sürgün, yaprak ve tohum­larda zarar yapar. Bu bitkilerden, özellikle susam ve ayçiçeklerindeki za­rar çok önemlidir.

    . baccarum beslenirken salgıladığı piskoku maddelerini meyvelere de bulaştırdıklarından bu gibi meyveler çok pis kokarlar. Alkan (1948), Güneydoğu Anadolu'nun bazı kesimlerinde dutlarda meyveleri pis koku maddesi bırakarak kokuttukları için halk arasında bu böceğe dut kırnıh admm verildiğini bildirmektedir.
    Biyolojisi : Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kışı ergin halde süne ve kımıllarla birlikte dağların yüksek yerlerinde geven, kirpiotu veya taş altlarıyla benzeri yerlerde geçirir. Batı ve Güney Anadolu ile diğer ılıman yerlerde erginlerin bazılarının kışı yüksek dağlarda geçirmesine karşılık, diğer bazıları ovada muhtelif yerlerde geçirir. Bahar­ da erginler tarlalarda yerine göre mart veya nisan ayından itibaren görül­ meye başlar. Dişiler çiftleştikten sonra yumurtalarını muntazam dizili olmak üzere kümeler halinde bitkiler üzerine bırakır. Bir kümede bulunan yumurta sayısı 7-48 arasında değişir ve genellikle de 22-28 arasındadır.
    Yumurtaların açılma süresi sıcaklık ve rutubet koşullarına göre çok değişir.
    Örneğin 28°C sıcaklıkta 4,5 günde açılan yumurtalar, 21°C sıcaklıkta 8 günde açılır. Yumurtadan sonra 5 nimf dönemi geçirir. Nimflerin geliş­
    mesi de yine sıcaklık ve rutubet koşullarına göre değişir. Hattâ bu hususta otoperiod süresinin de etkisi olduğu söylenmektedir. Yumurtadan ergin oluncaya kadar geçen süre 21 °C sıcaklıkta takriben 6 haftadan biraz fazla olmasına karşılık, 30 °C sıcaklıkta bu süre 4 haftadan biraz daha azdır. Yurdumuzun soğuk olan Kuzey, Orta ve Doğu Anadolu bölgeleri ile yüksek yerlerde yılda bir nesil verir. Buna karşılık,daha ılıman, ya da sı­cak yerlerinde yılda 2 veya daha fazla nesil verir.D. baccarum'un doğada çoğalmasını frenleyen pek çok parazit ve predatörleri vardır. Özellikle yumurta parazitleri bu hususta çok önemli roloynamaktadır. Süne bahsinde söz konusu olan doğal düşmanların çoğubu böceğe de saldırır. Bu nedenle bu zararlıya karşı uygulanacak olan herhangi bir ilâçlı savaşta, doğal düşmanların durumu daima gozönünde tutulmalıdır.
    Savaşı : Çoğu zaman dut kımılının doğada yoğun populasyonlarına pek rastlanmadığı için zararı gözden kaçmaktadır. Bunun bir nedeni poli-fag bir zararlı olduğundan aynı yerde, fakat muhtelif bitkilerde olmak üzere tek tük bireylere rastlanmasıdır. Buna karşılık bazı bitkilerde (ör­neğin, susam gibi) az da olsa rastlanması, bu bitkilerde ekonomik düzeyde zararlara neden olabilir. Buna göre savaşı gerektirecek düzeydeki popu* lasyonlarına rastlandığında ve de doğal düşmanlarının etkili olmadığı yerlerde ilâçlı savaşa başvurulabilir. Bunun için genç nimf dönemlerine karşı olmak üzere organik fosforlu, ya da carbamate'h insektisitlerden bi­risi atıldığı taktirde zararı önlenebilir. Ancak muhtelif yönlerden daha uygun olduğu için, bu insektisitlerin sıvı olanlarını tercih etmelidir. Sebze ve meyve gibi ürünlere atılacaksa bu insektisitlerin daha az kalıcı olanlarını seçmeli, ilaçlamadan sonra gerekli süre geçtikten sonra hasat yapılmasına izin vermelidir.


    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -2 - Prof Dr. Niyazi LODOS




Working...
X