fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

THYSANOPTERA

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • THYSANOPTERA

    THYSANOPTERA NIN DÖNEMLERİ, ZARARLARI, EKONOMİK ÖNEMLERİ VE DAVRANIŞLARI -
    Yumurtaları genellikle böbrek (Terebrantîa), ya da^uzunca-oval (Tubulifera) şekildedir, Terebran-tia dişileri testere şeklinde olan ovipozitörleri ile bitki- dokularını yarar ve yumurtalarını bu yarıklar içine tek» tek olmak üzere gömerler. Fakat bu grupta bulunan pek az olan bazı türlerde, örneğin Chirothrîps türlerinde .olduğu gibi, yumurtalar bitki dokusu içine kısmen de olsa bırakılır, Buna karşılık Tubulifera di­şileri ise yumurtalarını bitki dokuları üzerine olmak üzere,tekr tek,ya da kümeler halinde bırakırlar, Yu­murtadan, .çıkan larvalar genel görünüşleri ve beslenme davranışları, bakımından erginlere çok benzerler. Ancak bunlarda deri henüz yumuşak olup kanat çıkıntıları yok ve anten segmentleri de azdır» Bu dönemden sonra ona çok. benzeyen 2.. bir larva dönemi daha gelir, .Te-rebrantia alttakımı türlerinde bunu bir prepupa, da­ha sonra, da-pupa dönemleri takip eder. Buna karşılık Tubulifera türlerinde, ek olarak bir 2. pupa dönemi da­ha bulunur, Prepupa ve pupa. dönemleri belirgin olarak kanat çıkıntılarına/sahiptir. Buna karşılık bu dönem­lerde bireyler beslenmedikleri gibi 1. ve 2, larva dönemleri ile erginlerde tarsus'larm ucunda görülen torba şeklindeki çıkıntı da bulunmaz. Pupa döneminde bireyler hareketsizdir, Fakat dokunulduklarında, ya da herhangi bir şekilde uyarıldıklarında yavaş olmak üzere hareket.edebilirler. Bazı türler konukçu bitki" ler üzerinde pupa olmasına karşılık, çoğu türler dö­küntüler arasında, ya da toprak altında ve topraktan yapılmış bir odacık içinde pupa olurlar, Müller (1927)'e göre thrips'lerde pupa döneminin bulunması, yüzeysel olarak bunların Endopterygota türlerine ben­zemesine neden gibi görünürse dş bu durum onlarla Thysanoptera türleri arasında yakın bir akrabalık ol" duğuna hiç bir zaman bir işaret teşkil etmez. Zira bunlarda Endopterygota grubu böcek türlerinde bulunan gerçek pupa döneminde görülen içsel bir başkalaşma gö~ rülmez. Yani Thysanoptera türlerinde başkalaşma bir dereceye kadar basittir ve.bu sebeple de Exopterygo-ta grubu içinde incelenirler,. Burada ve ileride de görüleceği gibi yumurtadan.sonra ilk.iki önemeondan sonraki dönemler prepupa ve pupa olarak isimlen­dirilmiştir. Bunun nedeni, bu son dönemlerin bazı özel­likler itibariyle önceki dönemlerden biraz farklılık gösterdiği içindir. Gerçekte bu son dönemlerin larva dönemlerinin ergin olmadan önceki ileri safhalaradır ve bunların holometabol böceklerde görülen ve Müller (l.c.) tarafından da açıklandığı üzere gerçek prepupa ve pupa dönemleri ile ilişkileri pek yoktur.
    Thrips'ler normal olarak eşeyli çoğalırlar. Fakat eşeysiz çoğalma da bunlarda oldukça fazla görü--lür. Ancak thrips'lerdeki eşeysiz çoğalma iki şekil^ de kendisini gösterir. Bu da ya arrhenotokys ya da thelotoky şeklindedir. Stannard (1968)'a göre bazı dişi thrips'ler her zaman diploid, erkekler de haplo-id olup böylece döllenmemiş yumurtalardan yalnızca er­kekler meydana gelir (arrhenotoky). Bu yolla çoğalma­da karakteristik olarak doğada erkek^dişi oranı eşit değildir ve genellikle doğada dişiler erkeklere oran--la takriben 4 kat daha fazla bulunurlar (örneğin Li~ mothrips denticornis, Liothrips oleae, Taeniothrips simplex v.b, olduğu gibi). Buna karşılık diğer bazı türlerde (örneğin Heliothrips haanorfhoiâalis 'te oldu^-ğu gibi) dişiler erkeğe gerek duymadan da çoğalırlar. Bu tip çoğalmada döllenmemiş yumurtalardan yalnızca dişiler meydana gelir (thelotoky). Bunda erkekler do­ğada ya pek ender olarak bulunur, ya da hiç yoktur. Buna rağmen bazı türler genellikle bu yolla çoğaldık'-' lan halde, bazı koşullarda doğada % 20 kadar erkek bireye rast lan ab ilmekte ve dolayısıyla bazan ayni za­manda arrhenotoky de meydana gelmektedir. Mesela Haplothrips tritici türünde erkekler doğada pek ender görüldüğü için uzun süre bu türün yalnızca thelotoky yolu ile çoğaldığı zannedilmişti. Halbuki Bournier (1956) Fransa'da 1953 yılında doğada yaptığı sayımlar­da % 20 erkek bireye tesadüf ettiğini, dolayısıyla nor-mal olarak thelotoky yolla çoğalan H. tritici 'nin bu­na göre bazan arrhenotoky ^rolla da çoğaldığını orta­ya koymuştur. Yine ayni yazar Amerika'da normal ola­rak mecburi eşeysiz şekilde çoğalan Taeniothrips in~ conseguens'in Fransa'da doğada % 20 kadar erkek birey ,


  • #2
    Cevap: THYSANOPTERA

    lerine rastladığını, buna göre bu türün de arrhenotoky yolla çoğalması durumunun meydana geldiğini bildirmek­tedir.
    Thrlps'lerin yıllık hayat dönemlerinde sıcaklı­ğın etkisi çok büyük olup sıcaklık çoğunlukla bunların yıllık nesil sayısının tayininde önemli rol oynar. Se­rin mevsimlerde hayat dönemleri genellikle daha uzun süre devam eder. Buna karşılık uygun koşullarda (bol besin, elverişli hava koşulları v.s.) bütün yıl bo­yunca gelişme ve çoğalmalarını sürdürerek bir yılda pek çok nesil verirler. Örneğin H, haemorrholdal/s, İsrail'de dış koşullarda yılda 7 nesil verirken (Rivnay, 1935), daha sıcak yerlerde ya da sera koşul­larında yılda 12 nesil verebilmektedir. Yine Thrips angusticeps Hollanda'da yılda genellikle 2 nesil ver­diği halde, ayni tür daha soğuk ve kısa yaza sahip Finlandiya'da yılda ancak bir nesil verir.
    Bazı thrips türleri monofagdır. Hatta polifag
    olarak bilinen bir çok türlerin dahi larvalarının
    beslenip gelişebileceği konukçu bitki sayısı olduk^
    ça sınırlıdır. Öyle ki Thrips tabaci.hariç 10, ya da
    daha fazla konukçu bitki türüne sahip thrips türleri­
    nin sayısıçok azdır. Genellikle Terebrantia altta^
    kımına bağlı olanlar, Tubulifera alttakımına bağlı
    olanlara oranla daha fazla konukçu bitkiye sahiptir.
    Bununla beraber güneşli havalarda thrips'ler çok aktif
    olup uçarlar ve bu arada bunlar muhtelif bitkilere
    de konarlar. Böylece thrips'lerin normal koşullarda
    beslenip çoğalmadıkları bitkilerde de bulundukları
    görülür. Bunun için thrips'lerin çoğu defa toplandığı her bitki onların esas konukçusu olmayabilir.Mamafih bu durum diğer takımlara bağlı bir çok böcek türleri için de geçerlidir,
    Thrips türlerinin çoğu bitki, fungus, liken, ya da yosunlarda bulunur ve beslenirler. Bazı türle­ri, küçük, yumuşak vücutlu diğer böcekleri, ya da akarları avlar ve predatör olarak yaşar. Pek az ba­zı türleri ölü bitki artıklarında beslenir. Bazı türleri ise hem bitkisel ve hem de hayvansal besin alırlar.yani omnivor'durlar. Tubulifera türlerinin

    Comment


    • #3
      Cevap: THYSANOPTERA





      çoğu bitkilerde beslenir. Fakat bazı türleri fungus ya da yosunlarda da beslenir. Buna karşılık Tereb-rantia türlerinin çoğu fitofag olup bunlar bitkile­rin yaprak, sürgün, çiçek ve meyvelerinde 'v'îenir. Çiçeklerde yaşayan türler çoğunlukla polen tozların­da fakat bu arada petal, stamen ve pistil'lerde de Sekledirler. Yoğun saldırılarda çiçek dökümüne neden olurlar. Bitkilerin toprak altı aksamında yaşayan her­hangi bir tbrips türü henüz bilinmemektedir.
      Fitofag olan türlerde bitki dokularının yüzey kısmında beslenen thrips'ler, beslendikleri yerlerde tahrip ettikleri mesofil hücreler dolayısıyla b-esle-nilen yerler önceleri yeşilimsi esmer, ya da sarı renk alır. Bu yerler daha sonra beyaz gümüşi bir renge dö­nüşür. Bu gümüşi renk alma, boşalmış' hücre boşlukları­nın hava ile dolmasından ileri gelmektedir. Eğer thrips'­ler yapraklarda besleniyor ve populasyonu da fazla is > ayni yerde bir çok thrips'in beslenmesi sonucu emgili alanlar birleşerek bütün yaprak kurur ve vaktinden oiv-c olmak üzere dökülür. Bu açıklama büyük yapraklara sahip bitkiler için söz konusudur. Aksi halde küçük yaprak1! bitkilerde yaprağın küçüklüğüne göre ayni işi bir İki thrips bireyi de yapabilir. Böylece yaprakları zarara uğ­rayan ağaç ya da bitkiler zayıf kalır, verimleri düşer ve ürünün kalitesi de bozulur. Thrips Tleriri yaptığı bu tip zarar direk olarak, yani bireylerin beslenmesinden ötürü doğrudan doğruya meydana gelir. Bu türlü zararın şiddeti populasyon yoğunluğu ile ilgilidir. Zararın şekli ise bitkinin türüne, bitki organına, thrips populasyonuna ve nihayet thrips türüne göre değişir. Thrips'ler çoğun­lukla bitkilerin genç yaprak, çiçek, sürgün ve meyve gi­bi organlarında yoğun olarak toplandıkları görülür. Thysanoptera takımı içinde bitki zararlısı olarak bi­linen türlerin sayısı bütün dünya'da bir kaç yüz ka -darsa da bunlardan bitkilerde gerçek şekilde ekonomik düzeyde zararlı olanların sayısı daha da azdır. Yur­dumuzda ise zararlı türlerin miktarı pek sınırlı olup bunların da gerçek anlamda zararları pek bilinmemek­tedir. Bunun nedeni bazı bitkilerde yoğun popularyon-larma az rastlanması, ya da zarar lokal yerlere inhisar ettiğinden üzerlerinde gerekli şekilde araş­
      tırma yapılamamış olmasıdır. Thrips'ler genellik­
      le fide halindeki bitkilerde bulundukları zaman ü-
      rünü tamamıyla tahrib edebilirler..Gelişmiş bitki­
      lerde yoğun saldırılardan sonra yapraklar vaktin­
      den önce dökülür. Bunun sonucu olarak bitkiler za­
      yıflar, verimleri azalır ve verecekleri ürünün ka­
      litesi de bozulur. Bu gibi zararın bitkinin gele­
      cek yıla olan etkisini de hesaba katmak gerekir.
      Ancak bunu hesaplamak oldukça güç olup bir çok hal­
      lerde de mümkün değildir, Thrips'lerin yapraklar­
      da sebep olduğu zararın şiddeti, iklim koşullarına
      ve toprağın çeşidine göre değişiklikler de gösterir.
      Örneğin hafif ve kuru topraklar ile yağışsız mevsim,
      ya da yerlerdeki zararı,.yağışlı mevsim ya da ağır
      ve nemli topraklara sahip yerlere oranla daha faz­
      la ve. şiddetli olur. Ancak thrips zararını, yalnız­
      ca popülasyon yoğunluğunu dikkate alarak da hesap
      etmek bazan bizi yanılgıya götürebilir. Örneğin ba­
      zı bitkiler vardır ki bunların yaprakları yoğun
      thrips zararına uğradığı halde bitki gelişmesini
      sürdürür ve bitki gelişmesini sürdürür ve bitki bu
      zarardan pek etkilenmemiş gibi görülür. Halbuki
      bazı bitkilerin yaprakları thrips zararından etki­
      lenmeyecek şekilde pek az zarar görse dahi bu gibi
      emgili yapraklar alıcılar tarafından makbul sayıl­
      mayacakları için piyasa değeri büyük oranda düşer.
      Mesela Doğu Afrika'da thrips saldırısına uğrayan
      çay yaprakları kalitenin düşmesine neden olduğu
      için emgili yapraklar hiç bir zaman arzu edilmemek­
      tedir. Japonya'da yeşil soğan yaprakları makbul bir
      sebze sayıldığı için bu ülkede T, tabaci sal-

      Comment


      • #4
        Cevap: THYSANOPTERA

        dırısına uğramış az emgili soğan yaprakları dahi piyasada tutulmamaktadır. Yine Iowa (Amerika)'m bazı yerlerinde T. tabaci tarafından zarara uğra­tılmış emgili lahana yaprakları dolayısıyla bu ürün piyasa değerini büyük ölçüde yitirmektedir. Hatta bu yüzden bazan ürünün 1/3'i dahi heba olabilmekte­dir (Wolfenbarger and Hibbs, 1958)." 17" Thrips 'leri^bltkilerde bulundukları yerin örzeiliğine uygun olarak gizi 1 yerlerde yaşayanlar ve açıkta yaşayanlar olmak üzere iki gruba ayıran rak da incelemek mümkündür» Örneğin yaprak, sürgün ve meyveler üzerinde yaşayanlar açiktas. çiçek ya da galler içinde yaşayanlar ise gİZİİ yaşamlı türe­ler olarak ayrılır. Yapraklarda beslenenler çoğuna lukla yaprakların alt yüzlerinde bulunur. Bu gibi türlerden bazıları, (örneğin kakao ağaçlarında zarar­lı olan Selenothrips rubroclnctus 'te olduğu gibi) beslenmek üzere, gelişmesini tamamlamış yaprakları tercih ederler. Diğer bazıları İse bitkilerin gelişe inekte olan ya da körpe organlarında, ya. da normal yapraklarında bulunur ve zarar yapar JIdmothzdpa cereali um 'da olduğu gibi,). Yaprak ya "da meyveler üzerinde, ya da daha genel bir deyimle açıkta yaşa­yan bazı thrips türleri, larvalarının abdomen'leri*--nin ucunda damla şeklinde anüslarmdan çıkardıklar-rı pislik birikintisi bulunur. Bu pislik anus çev--resinde bulunan setae, ya da tüyler arasında birike tirilerek damla haline getirilir ve larva bu damla­yı bir süre sonra beslendiği yere, ya da yakııama bırakır, Daha sonra bu damlacık kururken esmer renk*--li saprofit bir fungus da üzerinde.gelişir. Böyle­ce thrips'lerin yoğun bulunduğu yaprak ve meyvelerin üzeri ayrıca bu pislikler nedeni ile kirli bir renk alır, Bu gibi lekeler H, haemorrhoidalis, S. rubro~ cinctus, T. tabacî ve diğer bazı türlerin beslendi­ği bitkilerde kolaylıkla görülür» Bitkilerde esas zararlı olan türler, işte bu açıkta yaşayan grupta olanlardır.

        Gizli yerlerde yaşayan türlerin çoğu, özel­likle bunların nimfleri Compositae, Umbelliferae, Leguminosae, Graminae ve benzeri diğer gruplara ait bitki türlerinin çiçekleri arasında bulunur ve bes­lenir. Bu gibi yerler, larvaların yaşamları için ge­rekli rutubeti sağlayan uygun bir ortam oluşturduğu gibi bol besin kaynağı da teşkil eder, Haplothrips (Phloeothripidae) cinsine bağlı türlerin çoğu çi­çeklerde beslenir. Bununla beraber bu gibi yerlerde yaşayan türlerin erginleri güneşli havalarda çiçek-lerin arasından çıkarak bir süre kendilerini güne-şe verir, veya bitkiyi terkederek uçarlar. Çiçekler­de beslenen türlerden bazıları bitkilerde ekonomik önemde çiçek dökülmesine, ya da tane veriminin azal­masına neden olabilir. Buna rağmen çiçeklerde yaşa­yan türlerin hepsi zararlı değildir. Hatta çiçekler­de davranışları itibariyle faydalı olanları bile var­dır. Bu faydalı türlerden bazıları çiçeklerin tozlan­masında önemli rol oynar. Her ne kadar arı ve büyük vücutlu sinek türleri, vücût itibariyle büyük olduk­ları için fazla miktarda polen tozu taşıyacakları ve dolayısıyla tozlamada daha önemj-i rol oynayacak­ları düşünülürse de,.thrips'ler de'bu hususta iki önemli avantaja sahiptir. Bunlardan birisi büyük vü­cutlu tozlayıcı böcek türlerine oranla daha yoğun populasyonlara sahip olmasıdır. Örneğin bir çiçekte bazan 100'den fazla thrips ergini bulunabilmektedir. Böylece küçüklük dezavantajı yoğun olarak bulunmak­la kapatılabilinmektedir. Diğer 2, avantajları da, büyük vücuda sahip tozlayıcı böceklerin ulaşamaya­cakları çiçeklere, sahip, bitki türlerini bunlar küçük oldukları için rahatlıkla tozlayabilmektedir.Thrips!-lerin vücut ve ilavelerinde bazan yüzlerce polen to-* zu olduğu halde bir çiçekten diğerine gittiği görü­lür, Frankllnlellaf Haplothrlps, Taendothrdps gibi cinslere bağlı bazı türler tropik bölgelerde bazı bitkilerin tozlanmasında da önemli rol oynamaktadır. Carlson (1964)f California'da kafes içinde yetişti" rilmiş soğan çiçeklerine verdiği Fzankldndella oc cddentalds ergini ile yaptığı denemelerde oldukça fazla tohum aldığını, hatta bir çiçekte 3.600 ergin ve larva saydığı halde, yine de çiçeklerde göze çar™ pıcı bir zarar görülmediğini ifade etmektedir. Bunun gibi diğer.bazı. thrips, türleri de Özellikle kendi kendine, ya da çapraz döllemede bitkilere bazan bü^ yük oranda yardımcı olmaktadır,

        Thrips'lerin bitkilerde yaptığı diğer bir za­rar şekli de endirekt yolla meydana gelir. Bu gibi zarar, thrips beslenirken bitkilere ya toksik etkiye sahip salya salgılamasından, ya mekanik yolla sty-let'lerinin zedelediği, deldiği yerlerden bakteri veya inantari hastalık etmenlerinin girmesi, ya da bitkilerde beslenme esnasında onlara virüs hastalıklarını bulaştır­mak suretiyle meydana gelir.

        Thrips'lerin bitkilerde beslenirken onlara toksik maddeler salgılaması olayına doğada pek ender olarak rast 1anmaktadır. Gal oluşumunu bu olay dışında tutmak gere­kir. Çünkü gal oluşumu farklı bir biçimde meydana gelir, Buna karşılık toksik maddeler salgılandığında, özellikle sürgünlerde şekil bozuklukları

        Comment


        • #5
          Cevap: THYSANOPTERA


          (örneğin rozet şeklinde oluşumlar) hasıl olur. Bazı Taendothrips türleri bitki­lere toksik etkide bulunan maddeler salgılar ve bu gibi oluşumlara neden olabilir.
          Bitkilerde hastalık yapan bazı bakteri ve funguş etmenleri thrips'ler tarafından bitkilere bulaştırılab-i-lir. Bu bulaşma ise iki yolla olur. Birincisinde, hasta­lık etmeni thrips vücudu üzerinde bulunur ve bu gibi bir bireyin sağlıklı bir bitkiye gelip,de beslenmek üzere faaliyete geçtiğinde bitki dokusunda yaptığı delik veya zedelenmiş yerlere herhangi%bir şekilde vücudunda taşı­dığı hastalık etmenini bulaştırması sonucunda hastalık meydana gelir. 2, bulaşma yolu ise bitkiye gelen thrips'-in vücudunda hastalık etmeni yoktur, buna karşılık sağ­lıklı bitki epidermis'i üzerinde hastalık etmeni vardır, Bitki üzerinde hastalık etmeninin girip bitkiyi bulaştı­racak herhangi bir yara5 delik vs. bulunmadığı için bit­ki sağlıklıdır, tşte bu durumda hastalıksız bir halde o~ lan sağlıklı bir bitkiye gelen thrips, beslenirken bit­ki dokusunda stylet'leri ile delik veya yara meydana ge­tireceğinden orada bulunan hastalık etmeni de buradan içeriye girerek bitkiyi hastalandırır. Bununla beraber bu her iki yolla da thrips'lerin bitkileri hastalandır­maları çoğu zaman ekonomik düzeye ulaşamamaktadır. Bunun başlıca nedeni, bu gibi hastalık etmenlerinin bitkile­re rüzgar, yağmur gibi taşıyıcılarla çok daha büyük oran­da bulaştırılmalarıdır. Bu nedenle thrips'lerin bu husus­taki rolleri pek küçük kalmaktadır, Thrips'ler^hastalık etmenlerini az da olsa bulaştırmaları yanında, bazı tür­leri de patojen funguslar, özellikle bunların sporlarında beşlenerek yarar sağlarlar, Ancak doğadaki, spor pd™ pulasyonu göz önüne getirildiğinde, thrips'lerin bu gi~ t»i yararının da bir hiç olacağı kendiliğinden anlaşılır,

          Her ne kadar ağız parçaları virüs hastalıklarının taşınmağına elverişli bir yapıya sahip gibi görünürse de bu hastalıkların taşınması, ya.da yayılmasında rol oynayan thrips türlerinin sayısı pek sınırlıdır. Bu hu­susta şimdiye kadar yalnızca Franklîniella cinsine bağ­lı 4-5 türle, T. tabaci'nin virüs hastalığı taşıdıkla­rı kayıtlı bulunmaktadır. Bunlar hakkında gerekli bil­giler ileride sırası geldiğinde verilecektir.
          Thrips'lerin önemli sayılabilecek davranışların­dan birisi de avcılıklarıdır. Avtı olan türler, yumuşak vücutlu diğer böcek ve arthropod türlerini avlayarak bes­lenirler. Bunlar? başlıca aphid nimfleri, diğer thrips türleri, koşnil, kitap bitleri ile akar ve kelebek yu­murtaları üzerinde beslenirler. Bireyler arasında kan-nibalizm de sık olarak rastlanır. Predatör türlerin ço­ğu polifağdır. Buna rağmen bazı türleri hayvansal besin yanında geçici olarak bitki özsuyu veya polen gibi bit­kisel besin de alırlar. Böylece hayvansal besinin az bu­lunduğu dönemlerde bitkisel besin almak suretiyle yaşam­larını sürdürme olanağına kavuşurlar, Predatör türlerin çoğu avlarını yakalamak üzere çok çabuk hareket ederler. Bu nedenle bacakları genellikle silindir şeklinde olup vücutlarını bitki yüzeyinden yukarıda tutarak hareket ederler. Çoğunlukla ön bacaklarını kullanarak avlarını yakalarlar. Predatör thrips türlerinin doğada zararlı populasyonunu etkili bir şekilde azaltmadaki rolleri oldukça kısıtlıdır. Bunun başlıca nedeni, populasyonla-rını yüksek düzeyde tutmak üzere çoğalmalarının genel­likle zararlı türe oranla daha yavaş ve çoğalma güçle­rinin de daha az olmasıdır. Bu nedenle doğada preda­tör türlere, konukçularına oranla daha az rastlanmak­tadır. Buna rağmen bazı ülkelerde bazı predatör türlerin zararlı populasyonunu etkili bir şekilde baskı altında tutmada önemli rol oynadıkları görülmektedir. Örneğin Haplothrips faurei, Kanada'nm bazı yerlerinde Panonyc~ hus ulmi'nin kışlık yumurtalarını büyük ölçüde tahrib etmektedir.Thrips'ler küçük ve nazik böcekler oldukları için
          kanatsız formları veya larvaları bile bazan rüzgar­
          lar vasıtasıyla uzak mesafelere kolaylıkla taşınabilir­
          ler. Buna rağmen dağılışları, esas olarak kanatlı form­
          larının uçuşları esnasında rüzgarlar yardımıyla olmaktadır. Bunlar kışlama yerlerinden, ya da yazın çoğaldık lan yerlerden etrafa uçarak dağılırlar. Bu dağılış ve yayılma davranışları çekirge, aphid, kelebek ve benzeri gruplarda bulunan bazı türlerde olduğu gibi toplu şekil de olabilmektedir.


          Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS

          Comment

          Working...
          X