fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Taeniothrlps atratus

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Taeniothrlps atratus

    Taeniothrlps atratus Hal.
    Sinonim: Ceratothrips brltteni Bagn.; Physothrips annulatus Karny; T, atratus V, longicor­nis Pries,
    Türkçe İsmi: Karanfil Thrips!i
    :: Erginlerde vücut koyu esmer; antenlerin III. segmenti sarımsı esmer, II. 'si ile IV.'nün kaide kısımları soluk esmer, diğer kısımları ve diğer segment-ler ise koyu esmer renktedir. Ön kanatların kaideleri açık, diğer kısımları koyu kahverenkte olup yarıdan son­rasında genellikle 8(6-13) kıl bulunur. Vücut uzunluğu 1,3-1,8 mm'dir. Erkekler dişilerden daha küçük boydadır.
    Yayılışı: Avrupa'nın büyük bir kısmı, Kıbrıs, Rus­ya (Ukrayna, Gürcistan), A.B.D. ve Kanada'da bulunur, Yurdumuzda özellikle Batı Anadolu'da seyrek olarak rast­lanır.
    B-u türle ilgili Türkçe literatürde karışık bilgi­ler yer almaktadır, Bu hususta ilk bilgiye îyriboz (1942)'-un yazdığı Bağ Hastalıkları kitabında rastlanır. Ancak burada Thrips longdcornis isminde bir türden söz edilmek­te ^fakat. yazar ada, verilmemektedir, îyriboz, daha sonra yaptığı yayınlarda bu türden aynı şekilde söz etmiş ve bunlardan yararlanan diğer yazarlardan'bazıları da (ör­neğin; Nizamoğlu 1957, îren and Ahmed 19 73) bu türden aynı anlamda bilgi vermişlerdir. Buna karşılık diğer ba­zı literatürde S* longîcomis Pries. ile bu türün karış­tırıldığı görülmektedir. Türkçe literatürde T, longicor­nis olarak ismi geçen bu türün yazar ismi verilmediği için bu karışıklığa sebep olduğu anlaşılmaktadır.
    Jacot-Guillarmod (1970,1971, 1974,1975) incelen­diğinde Thrips cinsi içinde longicornis isminde bir tür olmadığı, fakat Taeniothrips atratus'a ait bir varyete­nin ismi olduğu görülmektedir. T. atratus da yurdumuzda bulunan bir tür olduğuna göre Türkçe literatürde söz ko­nusu olan T., longicornis'in T. atratus'a ait bir varye­tenin ismi olduğu anlaşılmaktadır.
    Zararı ve Konukçulan: Bu tür pek çok bitkinin çiçeklerinde bulunur. Morison (1957) bu türü İngiltere'de 478 bitki türünde bulduğunu bildirmektedir. Avrupa'nın bazı ülkelerinde seralarda yetişen karanfillerde zararlı olduğu bildirilmektedir.
    Yurdumuzda gerçek konukçuları ve biyolojisi üze­rinde kesin bilgimiz maalesef yoktur.

    Taeniothrips discolor Karny

    Sinonim: Physothrips navasl Bağrı,
    Yurdumuzda, Kıbrıs ve Batı Palearktik bölgenin büyük bir kısmında bulunan bu tür polifag olup bitkiler rin çoğunlukla çiçeklerinde rastlanır, İsrail'de bazan turunçgillerde zarar yaptığı kayıtlıdır. Yurdumuz için önemli değildir,
    Taeniothrips meridionalis Pries. (Şekil 2 G) Türkçe İsmi: Meyve Çiçek Thrips'i
    Tanıtın': Erginler siyahımsı kahverenkte olup an­tenleri 8 segmentlidir. Son iki segment çok küçük^ III. s eğmen t. açık, diğer segment ler koyu renktedir. Thorax'ın arka yan kenarında, uzun bir çift kıl bulunur. Vücut uzun" luğu 1,4-1,6 mm'dir. Erkekler dişilerden biraz daha kü5-çük boyda ve daha açık renktedir.
    Yayılışı: Akdeniz çevresi ülkeleri, Romanya, Rus­ya (Kırım, Gürcistan)^İran ve Orta Asya'da bulunur.Yurdumuzda daha çok Batx Anadolu Bölgesinde jay~-gın olarak rastlanır.
    Zararı ve konukçulan: Polifagdır, Her ne kadar Gramineae, Cruciferae, Turunçgiller ile diğer birçok bitkilerde rastlanırsa da çoğunlukla Gülgillerde bulu­nur» Başlıca taş çekirdekli meyve ağaçları ile elma ve armutlarda zarar yapars Erginler ve özellikle larvalar, çiçeklerin içinde bulunur ve burada yumurtalıks yumurta­lık borusu vs. üzerinde beslenir. Bunun sonucunda çiçek" ler kurur ve meyve bağlamadan dökülür. Daha sonra thrips'-ler yeni çıkmakta olan meyvelerde de beslenir, Pek kü­çük olan meyveler dökülür. . Atıcak gelişmesine devam eden­lerde deformasyonlara sebep olur. Böylece, meyvelerde ü-rün kaybına sebep olduğu gibi ürünün kalitesini de bozar.Bu. .türün..yaptığı, zarar, yetiştiricilerin gözünden kaçtığı gibi.çoğu. zaman entomoioglar da pek farkedememektedir. Bu nedenle T, merldîonalls 'İn yurdumuzda sebep olduğu gerçek zarar hakkında bilgimiz yoktur. Fransa'da bu tü­rün,, biyolojisi, zararı ve savaş yöntemleri Bournier (1970) tarafından iyi şekilde incelenmiştir.
    BîyOİOJ İSİ.:., Kjl.Ş4Uergin, hal de. kurumuş : çiçekler i-çinde, yere dökülmüş bitki.artıkları altı ve benzeri yer­lerde geçirir. Baharda çok erkenden olmak üzere erginler kışlak yerlerinden çıkarlar. Bunlar önce bademlerin çi­çeklerine, daha sonra diğer meyve ağaçlarına veya bit" kilere geçer. Dişiler.çiftleştikten sonra yumurtalarını çiçeklerin, içinde körpe organların hemen her yerine, do­kular içine gömerler. Bir dişilin günde bıraktığı yumur­ta sayısı.2^3 olup oldukça uzun bir yumurtlama periyo­duna sahip olduğu görülür, Bournier'e (l.c.)'e göre; dişiler hayatı boyunca 80 kadar yumurta bırakır, yumur­tadan ergin oluncaya kadar geçen süre 23-29 gün olup Güney Eransa'da yılda 3 nesil vermektedir.

    Ceratoihrlps (j=Taendothr.ips ) fricl Uzel (Şekil 2 H)

    Sînonîm: Euthrlps dalmatica Karny; Physothrips brevicornis Bagn.
    Türkçe İsmi: Sarı Çiçek Thrips'i
    Tanimi: Vücut kahverengimsi siyah renkte, femur'-lar vücut renginde, ön tibia'lar sarımsı, ön kanatlar kahverenktedir. Antenler 8 segmentli; III-V. segmentler sarı, VI,'nm kaideden itibaren yarısı sarı renktedir. Dişilerde pronotum, genişliğine dikdörtgen şeklinde ve üzeri ince girinti çıkıntılarla kaplıdır. Erkekler mac-ropter'dir. Vücut uzunluğu 0,9-1,2 mm'dir.
    yayılışı: Dünya üzerinde hemen hemen kozmopolit bir yayılışa sahip olan bu tür yurdumuzda daha çok Batı Anadolu bölgesinde rastlanır,
    Zaran ve konukçulan: Özellikle sarı çiçeklere sahip Compositae familyası bitkilerinde görülür. Çiçek­lerde zararlıdır. Bu türün şimdiye kadar yalnızca İran'­da olmak üzere Turunçgiller'de zararlı olduğu kayıtlıdır, Yurdumuz için önemli bir tür değildir.

    Heliothrîps haemorrhoidalia Bouche (Şekil 10, 4 B)

    Sinonim: Thrlps adonidum Hal. 'f Heliothrîps
    semiaureus Gir.j Ednurothripg ruf-iyent-ris Gir.
    Türkçe İsmi: SeraThrips'i
    Tammi : Vücudun üst yüzeyi sık, ağ şeklinde bir
    yapıya sahiptir. Baş geniş, kaidede tarak bulunmaz, An^
    tenler 8, maxilla palp'leri 2 segmentlidir. Prothorax'ta
    uzun seta'lar bulunmaz. Kanatlar kaidede belirli şekil­
    de genişlemiş olup Costa'da kalın setae bulunmadığı gi­
    bi koyu bantlardan da yoksundur*. Vücut koyu esmer, ab~
    domen'in ucu genellikle, portakal satrısı, .antenler, bacak­
    lar ve kanat açık sarı renktedir, Vücut uzunluğu 1,2-1,7
    mm'dir. Yumurtalar böbrek şeklinde, tıknaz olup takriben 0,3 mm uzunluktadır (Şekil 8 H),
    Yayılışı: Avrupa'ya Güney Amerika'dan girmiştir. Daha sonra çoğu seralarda'olmak üzere bu kıt'anın hemen hemen her ülkesine bulaşmış ve yurdumuza da girmiştir. Halen kozmopolit bir yayılışa sahip olup soğuk ve serin iklime sahip ülkelerde seralarda, ılıman ve sıcak ikli­me sahip ülkelerde ise açıkta da yaşar. Ülkemize Ege Bölgesinin özellikle ortadan güneye doğru olan sahil kesimleri ile Güney Anadolu'da.doğada da sık olarak rast­lanırsa da çoğu zaman zarar yapacak düzeydeki populasyon-larma pek rastlanmaz, Ancak seralarda zaman zaman ço­ğalarak zarara sebep olabilmektedir. Alkan (1961)'a göre bu tür özellikle Türkiye'nin güney ve batı kesimle­rinde bulunmaktadır.
    Zararı ye konukçulan: Oldukça zengin bir konuk-çu bitki türü listesine sahiptir, Doğada başta turunç­giller, tütün, mersin, defne, nar, armut, Evonymus gibi bitkilerde bulunur, Ayrıca İyriboz (1938,1940) bu zarar­lının Batı Anadolu Bölgesinde pamuk, asma, fasulye ve hıyarlarda da bulunduğunu bildirmektedir. Seralarda baş­ta glayöl, siklamen, orkide dahil birçok süs bitkisi i-le çeşitli sebzelere arız olur. Güney Anadolu Bölgesin-

    Turunçgillerde özellikle gelişmiş yapraklarda bu­lunur. Ayrıca meyve ve körpe dallarda da beslenir. Mey­velerde daha çok iki meyvenin, ya da meyve ile yaprağın birbirine değdiği yerleri tercih eder. Ergin ve larvala­rın beslendiği yerlerde daha sonra gümüşi lekeler meyda­na gelir. Meyvelerde bu lekeler zamanla sarıya, daha son­ra da kahverengine dönüşür. Meyveler geliştikçe kabuk ü-zerindeki bu lekeler de gittikçe büyür. Böylece saldırı­ya uğrayan meyvelerin görünümleri bozulur ve piyasa de­ğerleri de büyük oranda düşer. Avakado armut'u Sera Thrips'inin saldırısına daha hassastır. Bu bitkide meyveler genç ise dökülür, yaprakları gerekli assimilasyonu yapamazlar, yoğun saldırıya uğrayan yapraklar vaktin­den önce dökülür.
    Erginler ve özellikle larvaların abdomenlerinin uç kısmında yeşilimsi bir damla birikir (Şekil 10 B). Bu damla larvalarda daha küçük ve belirgin halde bulur-nur. Damla zaman geçtikçe büyür, sonunda böcek bunu gezindiği ve beslendiği yerlere rastgele bırakır. Da" ha sonra saprofit funguslar da bunun üzeninde gelişerek küçük esmer lekeler haline dönüşür. B,e^îece beslenilen yerler çirkin bir görünüme bürünür» Yurdumuzda bu türün bitkilerde ekonomik düzeyde yaptığı gerçek zararı hak"* kında maalesef kesin bilgimiz yoktur.
    Biyolojisi: Parthenogenetik yolla çoğalır. Dişi­ler yumurtalarını tek, tek olmak üzere yaprak dplca'su içine ovipozitörleri yardımıyla gömer. Daha sonra dişi salgıladığı bir madde ile yumurtanın bulunduğu kısmın üstünü örter. Bu madde nedeni ile yumurtanın bulunduğu yer şişkin bir hal alır, Dişilerin ömrü uzundur. Yazın uygun olan yerlerde 3-6 hafta yaşar. Serince olan yer­lerde bu süre daha da uzun olabilir. Bir dişi hayatı boyunca 30-50 arasında yumurta bırakır, Yumurta ve lar- : valarm gelişme süresi sıcaklık ve rutubet koşullarına göre çok değişir. Örneğin 20 C'de yumurtadan ergin olun­caya kadar geçen süre takriben 2,ay, ortalama 27 C'de ise takriben bir ay kadardır, Bodenheimer (1958), 29 C-den daha fazla sıcaklıklarda gelişmesinin uzadığını, yur­dumuzda yılda Adana'da 4, İzmir'de 3, istanbul ve Rize'de 2 nesil verdiğini bildirmektedir. Seralarda uygun ko­şullarda yılda 10 veya daha fazla nesil verebilir, 1 ve 2. larva dönemleri bitkiler üzerinde, prepupa ve pu­pa dönemleri ise toprak içinde veya çeşitli döküntü ve artıklar altında geçirir.
    Savaşı: Çok fazla zararı görüldüğünde organik fosforlu insektisitlerden birisi atılırsa zararı önle­nir. Gerektiğinde 1-2 hafta sonra 2. bir ilaçlama daha yapılabilir.

    Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS

Working...
X