Familya: Chrysopidae
Familya, isminin kökü. Yunanca'dır,ve altın-gözlü anlamına gelir.. Çünkü ,bu.familyaya bağll;türlerin ço~ ğundarözellikle canlı olan bireylerde gözler parlak altın sarısı renktedir. Türkçe olarak da bu nedenle Altın Gözlüler şeklinde alınmıştır. Erginleri küçükten orta boya kadar değişen büyüklüktedir. Narin yapılı, çoğunlukla sarımsı, yeşil veya gri renkte güzel görünüşlü böceklerdir. Bazı türlerinde siyah, esmer, kırmızı, pembe, sarı veya portakal renginde lekeler bulunabilir. Arka kanatlar ön kanatlardan daha küçüktür. Genellikle kanatlar tamamen saydamdır. Fakat bazı türlerde dumanımsı renkte alanlar da bulunabilir.
Baş küçük, antenler kıl veya iplik şeklinde olup vücuttan veya ön kanatlardan daha uzundur. Petek gözler parlak, parıltılı ve genellikle anten renginde, büyük ve birbirinden uzak şekilde başa yerleşmiştir. Ocelli yoktur. Ön kanatlarda Rs bir kökten çıkmış gibidir. R + MA damarının kaidesinde yuvarlak, şişkince bir çıkıntı bulunur. Miller and Macleod*(1969)'a göre bu organ yarasaların çıkardığı şekildeki ultrasonik ses dalgalarını alabilmektedir. Erginler genellikle zayıf ve kararsız bir biçimde uçarlar. Bazı türlerin erginlerinde pis koku bezleri bulunur ve ellendiklerinde pis koku salgılarlar. Bu sebeple bu familya türlerine bazan İngilizce Stink fiİes (pis kokulu sinekler) ismi de verilir.
Larvaların vücudunda uzun veya çengel şeklinde kıllar bulunur. Bunlara çok defa avladıkları böceklerin içi boşalmış olan vücutlarıtakılır. Yumurtalar kıl şeklinde ve türlere göre değişen uzunlukta bir sapa sahiptir.
Chrysopidae familyası, ekonomik entomoloji bakımından çok önemli bir gruptur. Çünkü .ergin ve larvalar yumuşak vücutlu, çoğunlukla zararlı böcek türlerini avlarlar. Aphid'ler, psyllid'ler, thrips'ler, cüce ağustos böcekleri, koşniller ve akarlar başlıca avlarını teşkil eder. Bazı türleri biyolojik savaşta ö-nemli rol oynar.
Dünya üzerinde 1350 kadar türü bilinmektedir (Richards and Davies, 1977) . Yurdumuzda bilinen tür sayısı ise halen 32'dir (Şengonca, 1980).
Anisochrysa, (=Chrysopa) carnea Steph
.(Şekil 29). Sinonim, Chrysopa microcephala Bra., Ch. vul~ garis Schn,
Tamımı: . Renk, şekil ve, boy bakımından Ch. per-la 'ya çok benzer, Ondan ve diğer türlerden ayırıcı en önemli özelliği başta .antenler arasında leke bulunmaması ve. ön kanatlarda Rs ile M arasındaki ilk enine damarın oval hücrenin nihayetinden çıkmasıdır. Pleu-rostigma belirgin değildir. Bütün damarlar yeşil renktedir. Vücut canlı bireylerde yeşil, kurumuş olanlarda ise açık renktedir- Kışı geçiren erginler sarımsı renkte fakat esmer-kırmızımsı gölgelidir. Kanat açıklığı 23-30 tnm'dir

Yayılışı: Avrupa, Asya'nın büyük bir kısmı ile Kuzey Amerika'da bulunur. Yurdumuzun hemen hemen her tarafında az veya çok rastlanır.
Konukçuları: Uzun yıllar Chrysopa vulgaris Schneider ismiyle bilinen, daha sonra uluslararası Zoological Nomenclature Yasası 'nın öncelik prensibine uyularak Ch. carnea Steph. ismini alan, daha sonra da Anisochrysa cinsi içine yerleştirilen bu tür, biyolojik savaşta etkili bir şekilde rol oynayan en önemli türlerden birisidir. Polifağdır, Aphid'ler, bazı koşnil, bazı lepidopter ve chrysomelid larvaları, thrips'ler ve hatta bazı akar türleri başlıca avlarını oluşturur. Ancak bunlar içinde en çok aphid'lerle beslenir.
Biyolojisi: Kışı ergin halde muhtelif yerlerde geçirir. Baharda nisan ayından itibaren doğada görül" meye başlayan erginler, çiftleştikten sonra dişiler yumurtalarını çoğunlukla yaprakların alt yüzlerine ol" mak üzere bırakır. Yumurtalar 3-3,5 mm uzunlukta bir sapa sahiptir. Erginlerin ömrü uzundur. Bunlar uygun koşullarda 2 ay kadar yaşar ve çpğunlukla alaca karanlıkta uçarlar. Bir dişi günde ortalama 20-30 arasında ve bir ay içinde de 800'den fazla yumurta bırakır. Yumurtalar sıcaklık koşullarına göre 4-10 gün içinde açılır a Çıkan larvalar etraflarında buldukları yumuşak vücutlu böcekler, akarlar ve onların yumurtalarında hemen beslenmeye başlar. Bir larva gelişme dönemi içinde 200?-500 arasında yaprak biti ve bir saat içinde de 30-50 arasında kırmızı örümcek tahrib ettiği kayıtlıdır. Lar^ va dönemi 1-3 arasında değişir. Son döneme gelen larvalar bitkilerin gizli yerlerine giderek kokon örerler ve içinde de pupa haline geçerler. Yumurtadan ergin
oluncaya kadar geçen süre asgari 3 hafta, azami. 2 aydır.
Yılda 2 nesil verir.Bu tür laboratuvarda Rnagasta kühniella Zell. ve
diğer bazı kelebek türlerinin yumurta ve tırtılları ile
kolaylıkla yetiştirilir. Bu şekilde laboratuvarlarda
kitle halinde üretilen bireylerle seralarda zarar yapan yaprak bitlerine karşı biyolojik savaşta başarı ile kullanılabilmektedir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS
Familya, isminin kökü. Yunanca'dır,ve altın-gözlü anlamına gelir.. Çünkü ,bu.familyaya bağll;türlerin ço~ ğundarözellikle canlı olan bireylerde gözler parlak altın sarısı renktedir. Türkçe olarak da bu nedenle Altın Gözlüler şeklinde alınmıştır. Erginleri küçükten orta boya kadar değişen büyüklüktedir. Narin yapılı, çoğunlukla sarımsı, yeşil veya gri renkte güzel görünüşlü böceklerdir. Bazı türlerinde siyah, esmer, kırmızı, pembe, sarı veya portakal renginde lekeler bulunabilir. Arka kanatlar ön kanatlardan daha küçüktür. Genellikle kanatlar tamamen saydamdır. Fakat bazı türlerde dumanımsı renkte alanlar da bulunabilir.
Baş küçük, antenler kıl veya iplik şeklinde olup vücuttan veya ön kanatlardan daha uzundur. Petek gözler parlak, parıltılı ve genellikle anten renginde, büyük ve birbirinden uzak şekilde başa yerleşmiştir. Ocelli yoktur. Ön kanatlarda Rs bir kökten çıkmış gibidir. R + MA damarının kaidesinde yuvarlak, şişkince bir çıkıntı bulunur. Miller and Macleod*(1969)'a göre bu organ yarasaların çıkardığı şekildeki ultrasonik ses dalgalarını alabilmektedir. Erginler genellikle zayıf ve kararsız bir biçimde uçarlar. Bazı türlerin erginlerinde pis koku bezleri bulunur ve ellendiklerinde pis koku salgılarlar. Bu sebeple bu familya türlerine bazan İngilizce Stink fiİes (pis kokulu sinekler) ismi de verilir.
Larvaların vücudunda uzun veya çengel şeklinde kıllar bulunur. Bunlara çok defa avladıkları böceklerin içi boşalmış olan vücutlarıtakılır. Yumurtalar kıl şeklinde ve türlere göre değişen uzunlukta bir sapa sahiptir.
Chrysopidae familyası, ekonomik entomoloji bakımından çok önemli bir gruptur. Çünkü .ergin ve larvalar yumuşak vücutlu, çoğunlukla zararlı böcek türlerini avlarlar. Aphid'ler, psyllid'ler, thrips'ler, cüce ağustos böcekleri, koşniller ve akarlar başlıca avlarını teşkil eder. Bazı türleri biyolojik savaşta ö-nemli rol oynar.
Dünya üzerinde 1350 kadar türü bilinmektedir (Richards and Davies, 1977) . Yurdumuzda bilinen tür sayısı ise halen 32'dir (Şengonca, 1980).
Anisochrysa, (=Chrysopa) carnea Steph
.(Şekil 29). Sinonim, Chrysopa microcephala Bra., Ch. vul~ garis Schn,
Tamımı: . Renk, şekil ve, boy bakımından Ch. per-la 'ya çok benzer, Ondan ve diğer türlerden ayırıcı en önemli özelliği başta .antenler arasında leke bulunmaması ve. ön kanatlarda Rs ile M arasındaki ilk enine damarın oval hücrenin nihayetinden çıkmasıdır. Pleu-rostigma belirgin değildir. Bütün damarlar yeşil renktedir. Vücut canlı bireylerde yeşil, kurumuş olanlarda ise açık renktedir- Kışı geçiren erginler sarımsı renkte fakat esmer-kırmızımsı gölgelidir. Kanat açıklığı 23-30 tnm'dir

Yayılışı: Avrupa, Asya'nın büyük bir kısmı ile Kuzey Amerika'da bulunur. Yurdumuzun hemen hemen her tarafında az veya çok rastlanır.
Konukçuları: Uzun yıllar Chrysopa vulgaris Schneider ismiyle bilinen, daha sonra uluslararası Zoological Nomenclature Yasası 'nın öncelik prensibine uyularak Ch. carnea Steph. ismini alan, daha sonra da Anisochrysa cinsi içine yerleştirilen bu tür, biyolojik savaşta etkili bir şekilde rol oynayan en önemli türlerden birisidir. Polifağdır, Aphid'ler, bazı koşnil, bazı lepidopter ve chrysomelid larvaları, thrips'ler ve hatta bazı akar türleri başlıca avlarını oluşturur. Ancak bunlar içinde en çok aphid'lerle beslenir.
Biyolojisi: Kışı ergin halde muhtelif yerlerde geçirir. Baharda nisan ayından itibaren doğada görül" meye başlayan erginler, çiftleştikten sonra dişiler yumurtalarını çoğunlukla yaprakların alt yüzlerine ol" mak üzere bırakır. Yumurtalar 3-3,5 mm uzunlukta bir sapa sahiptir. Erginlerin ömrü uzundur. Bunlar uygun koşullarda 2 ay kadar yaşar ve çpğunlukla alaca karanlıkta uçarlar. Bir dişi günde ortalama 20-30 arasında ve bir ay içinde de 800'den fazla yumurta bırakır. Yumurtalar sıcaklık koşullarına göre 4-10 gün içinde açılır a Çıkan larvalar etraflarında buldukları yumuşak vücutlu böcekler, akarlar ve onların yumurtalarında hemen beslenmeye başlar. Bir larva gelişme dönemi içinde 200?-500 arasında yaprak biti ve bir saat içinde de 30-50 arasında kırmızı örümcek tahrib ettiği kayıtlıdır. Lar^ va dönemi 1-3 arasında değişir. Son döneme gelen larvalar bitkilerin gizli yerlerine giderek kokon örerler ve içinde de pupa haline geçerler. Yumurtadan ergin
oluncaya kadar geçen süre asgari 3 hafta, azami. 2 aydır.
Yılda 2 nesil verir.Bu tür laboratuvarda Rnagasta kühniella Zell. ve
diğer bazı kelebek türlerinin yumurta ve tırtılları ile
kolaylıkla yetiştirilir. Bu şekilde laboratuvarlarda
kitle halinde üretilen bireylerle seralarda zarar yapan yaprak bitlerine karşı biyolojik savaşta başarı ile kullanılabilmektedir
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS

