Takıım :. TRICHOPTERA
Erginleri güvelere benzeyen bu böceklerin takım isminin kökü Yunanca olup tüylü kanatlı anlamına gelir. Türkçe olarak Güve benzerleri denmişse de (Kan-su, 1973), kanat özelliğini iyi şekilde yansıttığı, diğer takım isimlerine de uyum sağladığı için Tüylü Kanatlılar şeklinde isimlendirilmesi uygun düşmektedir, Bu nedenle de burada böyle alınmıştır.
Erginlerde boy 1,5-40,0 mm arasında değişir. Genel olarak narin yapılış İl, tüylü olup karşıdan bakıldığında güveleri andırır. Baş küçük ve serbesttir. Bileşik gözler büyük ve birbirlerinden oldukça uzak olarak yerleşmişlerdir. Çoğunlukla tüyler arasına gizlenen ocelli 3 tane olarak bulunurs-a da bazan hiç yoktur. Antenler uzun, iplik şeklinde, pek çok segmentli, bazan kaide segmenti çok büyümüştür. Uzunluğu kanatlar kadar, bazan onlardan da uzundur. Ağız parçaları çiğneyici tipte, fakat zayıftır, Labrum kısa ve kalın, veya ender olarak bazan uzuncadır. Mandibula1lar iyi gelişmiş, küçük kalmış, veya bazan hiç yoktur. Maxilla palpus'ları 4-5 segmentlidir. Galea küçülmüş, veya bazan hiç yoktur. La-cinia kaybolmuş, labium'a ait palpus'lar 3 segmentli, hypopharynx iyi gelişmiştir. Prothorax küçük ve halka şeklinde, metathorax küçük, mesothorax ise en büyük . parça halindedir. Bacaklar uzun, silindir ve koşucu tiptedir. Coxa'lar çok uzamış, tibia'lar ortada ve uçta hareket edebilen mahmuzlara sahiptir. Tarsus'lar 5 segmentli, empodium veya bir çift pulvilli'ye sahip, tırnaklar bir çift olarak bulunur. Normal olarak iki. çift kanada sahiptir. Bazı türlerin dişilerinde hemen hemen kanat yoktur. Yine bazı türlerin hem erkek ve hem de dişilerinde arka kanatlar bulunmayabilir. Kanatlar normal halde bulunduğunda,.böcekler istirahat halinde iken vücut üzerine çatı yapacak şekilde durur. Ön kanatlar genellikle dardır. Kanat damarları birçok uzunluğuna damarla az sayıda enine damarlardan oluşur. Takıma ait bireylerin en önemli özelliği kanatların tüylü olmasıdır ki takıma ismini verdirmiştir. Bu tüyler memb-ran ve damar üzerinde bol olarak bulunur. Bununla beraber bunlar, bazı türlerde azalmış veya bazan hiç bulunmayabilir. Bazı türlerin kanatlarında pek seyrek olarak pullar bulunabilir. Ancak bunlar dar. ve uçları sivri olun Lepioptera türlerinde karakteristik, olan genişe yuvarlak pallara benzemez. Abdomen 10 seğmentlidir. Dişilerde 8. segmentte bir sugenital levhacık buluna" bilir. Erkeklerde 10, segment çok,küçülmüş,olup üstte bir çıkıntı ile bir çift pifeanal uzantı bulunur. 10 çift olan stigma'lardan 2 çifti thorax'tâ 8 çifti de"abdomen'de bulunur.
Bir Trichoptera ergininin genel vücut parçaları Şekil 34'te gösterilmiştir.
Trichopterâ türlerinin hemen hemen hepsinin ilk dönemleri tatlı "sular pek at türleri de acı veya tuzlu sular içinde geçer. Buna .karşılık birkaç türün larva dönemi karada geçer. Elginler çiftleştikten senra dişiler yumurtalarını su içine, dipte döküntüler arasına veya kayalar üzerine, su bitkilerinin köklerinin, gövde veya diğer organları üzerine, ya da su üzerine uzanan ağaçlar üzerine bırakırlar. Yumurtalar, saydam ve -elatinimsi bir örtü altında kümeler halinde veya boncuk dizisi şeklinde bırak? lir. Su ile temas eden jelatinimsi örtü çabucak şişer. Daha sonra açılan yumurtalardan küçük ve yumuşak vücutlu larvalar çıkar. Su haricinde bırakılan yumurtalardan çıkan larvalar ise hemen yakınında suyu bulur ve içine girer. Yeni , çıkan - larvalar yumuşak olan vücutlarını korumak için torbaya benzer koruyucu bir kılıf Örerler, Bu kılıf çoğu defa türe özgü bir biçimde olup larva büyüdükçe kılıf da büyür, Bu kılıf kelebek tırtıllarında olduğu gibi ağızdan salgılanan ipekimsi bir maddeden yapılır. Daha sonra larva bu kılıfa çeşitli maddeleri yapıştırır. Kılıf çoğunlukla tüp şeklinde olup ön ve arka uçlarında birer delik Öulunur. Bunlardan öndeki delik daha geniştir ve larva başını ve bacaklarını bu delikten dışarı çıkartarak su içinde yürür. Arka delik daha küçüktür ve çoğunlukla delikli bir ipek plaka ile kapatılmıştır. Larva hareket ettikçe bu tüp şeklindeki kılıf içinden su devamlı olarak önden- girer ve arkadan çıkar, Böylece larvanın ihtiyacı olan oksijen sudan bol olarak temin edilmiş olur. Larva vücudunun arka ucunda bir çift yakalamaya elverişli çengel bulunur. Bu çengeller vasıtasıyle kılıf sıkı şekilde tutularak larva yürüdükçe kılıf da beraberinde sürüklenerek çekilir. Su içinde bulunan hemen hemen her türlü materyal bu kılıfın yapımında kullanılarak ona yapıştırılır. Yaprak veya sap parçaları, saman veya çeşitli çöpler, tohum, kum veya çakıl''parçaları ve hatta küçük Mollusca kabukları (Şekil 34 B) yapıştırılan materyal arasında sayılabilir. Trichoptera larvaları iyi gelişmiş, sert ve kitinsei yapıda bir baş ile çok kısa antenlere sahiptir. Ağız parçaları ısırıcı tiptedir, Maxilla-'lar tek parçalı ve palpus' lar 4-5 segiaentlidir. 'L'abimn'un ucunda küçük bir lob il« çok küçülmüş palpus'r. i'r. Goği'sco'3 çift bacakm've iyi g<~'1 işmiştir. Tarsus'lar bir segmentli ve bunun ueyndâ-.dabir tek tırnak bulunu. Larvalar başlıca ,2, tipe ayrılır. Birincisi caapodeid tiptir. Bu tijıte olan larvalarda baş açı yapacak şekilde eğik olmadMpt. gibi abdomen'de çoğunlukla iplik şeklinde olan §olungaçlar da bulunmaz. Bu tipte olan larvalar pek ender olarak kendilerine koruyucu kılıf yaparlar
ve bazı türleri avcı olarak yaşar. îkincisi tırtıl şeklindeki tiptir. Bunda baş vücuda oranla belirli biçimde açı yapacak şekilde eğiktir. Bu gibi larvalarda vücut silindir şeklindedir ve abdomen'in kenarlarında iplikimsi solungaçlar bulunduğu gibi, kendi leri de koruyucu bir kılıf içinde bulunurlar. Pupa olmak üzere larva koruyucu kılıfı su içinde bir yere sıkı bir şekilde yapıştırır ve kılıf içinde de pupa.hal ine geçer. Serbest halde yaşayan campodeid tipte olan larvalar ise kumdan özel bir pupa odacığı hazırlar ve içinde ipekimsi bir kolay örerek bunun içinde pupa olur, Trichoptera pupalar oldukça hareketlidir. Bunlar solungaçlara sahiptir ve bunlar vasitasiyle oksijen temin ederler. paların bacak, anten ve kanatları serbesttir. Ergin çıkacağı zaman pupa oldukça aktif hale gelir ve bir çift büyük mandibula vasit asiyle oruyucu kılıfı keser ve aradan çıkarak su yüzüne çzkar, sık şekilde saçaklara sahip bacakları, ile su yüzünde kısa bir süre yüzdükten sonra pek çafa-uk ergin hale gelir. Bunlar da derhal uçarak suyu terkederler,. Erginler bazan su- kenarlarında sürüler halinde uçarlar ve bu esnada çoğu defa kuş ve yarasalara yem olurla*, Erginler çoğunlukla alaca karanlıkta uçar, gündüzleri
ise su kenarlarındaki bitkiler arasında gizlenirler.Bu nedenle çoğu defa gözden kaçarlar. Bazı türleri ışığa çok gelir, Bir neslin gelişmesi takriben bir yıldâ tamamlanır. Bunun büyük bir kısmı larva halinde geçerv Bazı türleri kışı pupa halinde de geçirebilir, Çöğunlukla baharda pupa olurlar ve yaz başlangıcında da erginler meydana gelir. Bazı türlerinin larvaları bitkisel besın alırlar. Bunlar algler, su- bitkileri veya diyatomelerle beslenir. Diğer bazı türler hayvasal besin alırlar. Bunlar su içinde yaşayan Diptera larvaları, küçük kabuklular veya diğer küçük canlılarla beslenir. Diğer bir kışını türler omnivordur.
Larvaları özellikle alabalık avlamada balıkçılar tarafından çok aranan bir yemdir. Bundan başka bu larvaların tatlı su ekolojisinde çok önemli bir yeri vardır. Zira balık ve su kuşlarının çok önemli besin kaynağını oluşturur. Buna karşılık bazı türierinin larvaları da bir dereceye kadar tat İmsu bitkilerinin alabildiğine çoğalmalarına engel olur. Bu nedenle hu takıma bağlı bireyler faydalı böcekler" grubuna girer.
îrichoptera takımı genellikle Annuipalpia ve Integripalpia olmak üzere 2 alttakıma, bunlar da bir takım üstfamilya ve familyalara ayrılarak incelenirler. Yurdumuz Trichoptera faunası iyi incelenmemiştir. Dünya üzerinde bu takkıma âit 5 .000 kadar türü bilinmektedir. ";En önemli türleri Qdentocerum, Psychcmyia,
Tinodes, Lype, Cyrnus, plectrocnema. Polycentropus, Molanna, Chimarra, Hydzops'yche,oxythira, Hydraptila, Glossosoma, Mystacides, Limnephilüs (Şekil 35 )
besin alırlar. Bunlar su içinde yaşayan Diptera larvaları, küçük kabuklular veya diğer küçük canlılarla beslenir. Diğer bir kışını türler omnivordur.

Larvaları özellikle alabalık avlamada balıkçılar tarafından çok aranan bir yemdir. Bundan başka bu larvaların tatlı su ekolojisinde çok önemli bir yeri vardır. Zira balık ve su kuşlarının çok önemli besin kaynağını oluşturur. Buna karşılık bazı türierinin larvaları da bir dereceye kadar tat İmsu bitkilerinin alabildiğine çoğalmalarına engel olur. Bu nedenle hu takıma bağlı bireyler faydalı böcekler" grubuna girer.
îrichoptera takımı genellikle Annuipalpia ve Integripalpia olmak üzere 2 alttakıma, bunlar da bir takım üstfamilya ve familyalara ayrılarak incelenir- * ler. Yurdumuz Trichopte#a faunası iyi incelenmemiştir. «r ; Dünya üzerinde bu takAıa âit 5 .000 kadajr türü bilin- • * î'mektedir. ";En önemli fühüti Qde>pbocanın, Psychcmyia,
Tinodes, Lype, Cyrnus, ^lectrocnema.f PoJycentropus, |jjjj| Molanna, Chimarra, Hydzops'jch;*, O-.-jthira, Hydraptila, Glossosoma, Mystacid^s, Liıcr.gphilüb (Şekil 35),
Sericostoma, Silo, Lepldostoma, Beraea, Leptocerus■■, Drusus, Mlcropterna, Stenophylae, tyesophylaz, Ana.™ . bolia, Apatldea, Phryganea, Agry.pnia, Neurpnia vs. gibi cinslere aittir. Bu cinslerden bazılarına ait türler yurdumuzda da bulunmaktadır.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS
Erginleri güvelere benzeyen bu böceklerin takım isminin kökü Yunanca olup tüylü kanatlı anlamına gelir. Türkçe olarak Güve benzerleri denmişse de (Kan-su, 1973), kanat özelliğini iyi şekilde yansıttığı, diğer takım isimlerine de uyum sağladığı için Tüylü Kanatlılar şeklinde isimlendirilmesi uygun düşmektedir, Bu nedenle de burada böyle alınmıştır.
Erginlerde boy 1,5-40,0 mm arasında değişir. Genel olarak narin yapılış İl, tüylü olup karşıdan bakıldığında güveleri andırır. Baş küçük ve serbesttir. Bileşik gözler büyük ve birbirlerinden oldukça uzak olarak yerleşmişlerdir. Çoğunlukla tüyler arasına gizlenen ocelli 3 tane olarak bulunurs-a da bazan hiç yoktur. Antenler uzun, iplik şeklinde, pek çok segmentli, bazan kaide segmenti çok büyümüştür. Uzunluğu kanatlar kadar, bazan onlardan da uzundur. Ağız parçaları çiğneyici tipte, fakat zayıftır, Labrum kısa ve kalın, veya ender olarak bazan uzuncadır. Mandibula1lar iyi gelişmiş, küçük kalmış, veya bazan hiç yoktur. Maxilla palpus'ları 4-5 segmentlidir. Galea küçülmüş, veya bazan hiç yoktur. La-cinia kaybolmuş, labium'a ait palpus'lar 3 segmentli, hypopharynx iyi gelişmiştir. Prothorax küçük ve halka şeklinde, metathorax küçük, mesothorax ise en büyük . parça halindedir. Bacaklar uzun, silindir ve koşucu tiptedir. Coxa'lar çok uzamış, tibia'lar ortada ve uçta hareket edebilen mahmuzlara sahiptir. Tarsus'lar 5 segmentli, empodium veya bir çift pulvilli'ye sahip, tırnaklar bir çift olarak bulunur. Normal olarak iki. çift kanada sahiptir. Bazı türlerin dişilerinde hemen hemen kanat yoktur. Yine bazı türlerin hem erkek ve hem de dişilerinde arka kanatlar bulunmayabilir. Kanatlar normal halde bulunduğunda,.böcekler istirahat halinde iken vücut üzerine çatı yapacak şekilde durur. Ön kanatlar genellikle dardır. Kanat damarları birçok uzunluğuna damarla az sayıda enine damarlardan oluşur. Takıma ait bireylerin en önemli özelliği kanatların tüylü olmasıdır ki takıma ismini verdirmiştir. Bu tüyler memb-ran ve damar üzerinde bol olarak bulunur. Bununla beraber bunlar, bazı türlerde azalmış veya bazan hiç bulunmayabilir. Bazı türlerin kanatlarında pek seyrek olarak pullar bulunabilir. Ancak bunlar dar. ve uçları sivri olun Lepioptera türlerinde karakteristik, olan genişe yuvarlak pallara benzemez. Abdomen 10 seğmentlidir. Dişilerde 8. segmentte bir sugenital levhacık buluna" bilir. Erkeklerde 10, segment çok,küçülmüş,olup üstte bir çıkıntı ile bir çift pifeanal uzantı bulunur. 10 çift olan stigma'lardan 2 çifti thorax'tâ 8 çifti de"abdomen'de bulunur.
Bir Trichoptera ergininin genel vücut parçaları Şekil 34'te gösterilmiştir.
Trichopterâ türlerinin hemen hemen hepsinin ilk dönemleri tatlı "sular pek at türleri de acı veya tuzlu sular içinde geçer. Buna .karşılık birkaç türün larva dönemi karada geçer. Elginler çiftleştikten senra dişiler yumurtalarını su içine, dipte döküntüler arasına veya kayalar üzerine, su bitkilerinin köklerinin, gövde veya diğer organları üzerine, ya da su üzerine uzanan ağaçlar üzerine bırakırlar. Yumurtalar, saydam ve -elatinimsi bir örtü altında kümeler halinde veya boncuk dizisi şeklinde bırak? lir. Su ile temas eden jelatinimsi örtü çabucak şişer. Daha sonra açılan yumurtalardan küçük ve yumuşak vücutlu larvalar çıkar. Su haricinde bırakılan yumurtalardan çıkan larvalar ise hemen yakınında suyu bulur ve içine girer. Yeni , çıkan - larvalar yumuşak olan vücutlarını korumak için torbaya benzer koruyucu bir kılıf Örerler, Bu kılıf çoğu defa türe özgü bir biçimde olup larva büyüdükçe kılıf da büyür, Bu kılıf kelebek tırtıllarında olduğu gibi ağızdan salgılanan ipekimsi bir maddeden yapılır. Daha sonra larva bu kılıfa çeşitli maddeleri yapıştırır. Kılıf çoğunlukla tüp şeklinde olup ön ve arka uçlarında birer delik Öulunur. Bunlardan öndeki delik daha geniştir ve larva başını ve bacaklarını bu delikten dışarı çıkartarak su içinde yürür. Arka delik daha küçüktür ve çoğunlukla delikli bir ipek plaka ile kapatılmıştır. Larva hareket ettikçe bu tüp şeklindeki kılıf içinden su devamlı olarak önden- girer ve arkadan çıkar, Böylece larvanın ihtiyacı olan oksijen sudan bol olarak temin edilmiş olur. Larva vücudunun arka ucunda bir çift yakalamaya elverişli çengel bulunur. Bu çengeller vasıtasıyle kılıf sıkı şekilde tutularak larva yürüdükçe kılıf da beraberinde sürüklenerek çekilir. Su içinde bulunan hemen hemen her türlü materyal bu kılıfın yapımında kullanılarak ona yapıştırılır. Yaprak veya sap parçaları, saman veya çeşitli çöpler, tohum, kum veya çakıl''parçaları ve hatta küçük Mollusca kabukları (Şekil 34 B) yapıştırılan materyal arasında sayılabilir. Trichoptera larvaları iyi gelişmiş, sert ve kitinsei yapıda bir baş ile çok kısa antenlere sahiptir. Ağız parçaları ısırıcı tiptedir, Maxilla-'lar tek parçalı ve palpus' lar 4-5 segiaentlidir. 'L'abimn'un ucunda küçük bir lob il« çok küçülmüş palpus'r. i'r. Goği'sco'3 çift bacakm've iyi g<~'1 işmiştir. Tarsus'lar bir segmentli ve bunun ueyndâ-.dabir tek tırnak bulunu. Larvalar başlıca ,2, tipe ayrılır. Birincisi caapodeid tiptir. Bu tijıte olan larvalarda baş açı yapacak şekilde eğik olmadMpt. gibi abdomen'de çoğunlukla iplik şeklinde olan §olungaçlar da bulunmaz. Bu tipte olan larvalar pek ender olarak kendilerine koruyucu kılıf yaparlar
ve bazı türleri avcı olarak yaşar. îkincisi tırtıl şeklindeki tiptir. Bunda baş vücuda oranla belirli biçimde açı yapacak şekilde eğiktir. Bu gibi larvalarda vücut silindir şeklindedir ve abdomen'in kenarlarında iplikimsi solungaçlar bulunduğu gibi, kendi leri de koruyucu bir kılıf içinde bulunurlar. Pupa olmak üzere larva koruyucu kılıfı su içinde bir yere sıkı bir şekilde yapıştırır ve kılıf içinde de pupa.hal ine geçer. Serbest halde yaşayan campodeid tipte olan larvalar ise kumdan özel bir pupa odacığı hazırlar ve içinde ipekimsi bir kolay örerek bunun içinde pupa olur, Trichoptera pupalar oldukça hareketlidir. Bunlar solungaçlara sahiptir ve bunlar vasitasiyle oksijen temin ederler. paların bacak, anten ve kanatları serbesttir. Ergin çıkacağı zaman pupa oldukça aktif hale gelir ve bir çift büyük mandibula vasit asiyle oruyucu kılıfı keser ve aradan çıkarak su yüzüne çzkar, sık şekilde saçaklara sahip bacakları, ile su yüzünde kısa bir süre yüzdükten sonra pek çafa-uk ergin hale gelir. Bunlar da derhal uçarak suyu terkederler,. Erginler bazan su- kenarlarında sürüler halinde uçarlar ve bu esnada çoğu defa kuş ve yarasalara yem olurla*, Erginler çoğunlukla alaca karanlıkta uçar, gündüzleri
ise su kenarlarındaki bitkiler arasında gizlenirler.Bu nedenle çoğu defa gözden kaçarlar. Bazı türleri ışığa çok gelir, Bir neslin gelişmesi takriben bir yıldâ tamamlanır. Bunun büyük bir kısmı larva halinde geçerv Bazı türleri kışı pupa halinde de geçirebilir, Çöğunlukla baharda pupa olurlar ve yaz başlangıcında da erginler meydana gelir. Bazı türlerinin larvaları bitkisel besın alırlar. Bunlar algler, su- bitkileri veya diyatomelerle beslenir. Diğer bazı türler hayvasal besin alırlar. Bunlar su içinde yaşayan Diptera larvaları, küçük kabuklular veya diğer küçük canlılarla beslenir. Diğer bir kışını türler omnivordur.
Larvaları özellikle alabalık avlamada balıkçılar tarafından çok aranan bir yemdir. Bundan başka bu larvaların tatlı su ekolojisinde çok önemli bir yeri vardır. Zira balık ve su kuşlarının çok önemli besin kaynağını oluşturur. Buna karşılık bazı türierinin larvaları da bir dereceye kadar tat İmsu bitkilerinin alabildiğine çoğalmalarına engel olur. Bu nedenle hu takıma bağlı bireyler faydalı böcekler" grubuna girer.
îrichoptera takımı genellikle Annuipalpia ve Integripalpia olmak üzere 2 alttakıma, bunlar da bir takım üstfamilya ve familyalara ayrılarak incelenirler. Yurdumuz Trichoptera faunası iyi incelenmemiştir. Dünya üzerinde bu takkıma âit 5 .000 kadar türü bilinmektedir. ";En önemli türleri Qdentocerum, Psychcmyia,
Tinodes, Lype, Cyrnus, plectrocnema. Polycentropus, Molanna, Chimarra, Hydzops'yche,oxythira, Hydraptila, Glossosoma, Mystacides, Limnephilüs (Şekil 35 )
besin alırlar. Bunlar su içinde yaşayan Diptera larvaları, küçük kabuklular veya diğer küçük canlılarla beslenir. Diğer bir kışını türler omnivordur.

Larvaları özellikle alabalık avlamada balıkçılar tarafından çok aranan bir yemdir. Bundan başka bu larvaların tatlı su ekolojisinde çok önemli bir yeri vardır. Zira balık ve su kuşlarının çok önemli besin kaynağını oluşturur. Buna karşılık bazı türierinin larvaları da bir dereceye kadar tat İmsu bitkilerinin alabildiğine çoğalmalarına engel olur. Bu nedenle hu takıma bağlı bireyler faydalı böcekler" grubuna girer.
îrichoptera takımı genellikle Annuipalpia ve Integripalpia olmak üzere 2 alttakıma, bunlar da bir takım üstfamilya ve familyalara ayrılarak incelenir- * ler. Yurdumuz Trichopte#a faunası iyi incelenmemiştir. «r ; Dünya üzerinde bu takAıa âit 5 .000 kadajr türü bilin- • * î'mektedir. ";En önemli fühüti Qde>pbocanın, Psychcmyia,
Tinodes, Lype, Cyrnus, ^lectrocnema.f PoJycentropus, |jjjj| Molanna, Chimarra, Hydzops'jch;*, O-.-jthira, Hydraptila, Glossosoma, Mystacid^s, Liıcr.gphilüb (Şekil 35),
Sericostoma, Silo, Lepldostoma, Beraea, Leptocerus■■, Drusus, Mlcropterna, Stenophylae, tyesophylaz, Ana.™ . bolia, Apatldea, Phryganea, Agry.pnia, Neurpnia vs. gibi cinslere aittir. Bu cinslerden bazılarına ait türler yurdumuzda da bulunmaktadır.
Kaynak: Türkiye Entomolojisi -3 – Prof. Dr. Niyazi LODOS

