fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse

KİTAP HAKKINDA

YAZARI: Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş)
Erzurum - 2012

Kitabın Tamamı Sitemizde Yazardan izin alınarak yayınlanmaktadır.

Sayın çok değerli Prof. Dr. Erol YILDIRIM hocamıza katkılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

© Copyright
Bu kitabın her türlü yayın hakkı yazarına, basım ve satış haklan Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne aittir. Bu kitabın bütün hakları saklıdır. Yazarından ve ilgili kuruluştan izin alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
See more
See less

Kültürel önlemler

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Kültürel önlemler

    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    3. KÜLTÜREL ÖNLEMLER
    Kültürel önlemler ile çevre şartlarını mücadelesi yapılacak olan zararlı türün isteklerine uygun olmayacak şekilde değiştirerek zararlının popülâsyon artışını ve zararını azaltmak, yani, zararlının yaşamını güçleştirerek çoğalmasını engellemek amaçlanmaktadır. Ancak, bunu yapabilmek için zararlı türün biyolojisi, ekolojisi ve beslenme davranışlarının çok iyi bilinmesi gereklidir. Zararlının hassas olduğu dönem veya dönemler tespit edilerek, bitki yetiştirilmesinde kullanılan kültürel yöntemler, zararlı popülâsyonunu azaltacak şekilde bir takım değişiklikler ile zararlıya karşı önlemler alınır. Yani, diğer mücadele yöntemlerine göre daha basit ve ucuz olan tarımsal faaliyetlere, zararlıyla mücadele edilecek şekilde yön verilmesidir. Kültürel önlemler, konukçu bitkinin fizyolojik durumunu oldukça etkileyebilmekte ve bu önlemler sayesinde konukçu bitki, zararlının gelişmesi için elverişsiz hale gelmektedir.
    Kültürel önlemler, zararlı ortaya çıkmadan önce ve uzun yıllar üst üste uygulanmalıdır. Bu önlemler, zararlı türe, yere ve zamana bağlı olduğundan zararlıyı kontrol etmek için çok çalışılması gerekir. Ayrıca, bu yöntemler ile çoğu zaman da tek başına yeterli sonuç alınamaz. Fakat zararlıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerden yararlanılmalıdır. Çünkü kültürel önlemler ucuz ve zaten uygulanan tarımsal işlemlerdir. Kültürel önlemler çoğu kez bitki yetiştirilmesinde yapılması gerekli olan işlemlerin biraz değişiği olduğundan mücadele yöntemleri arasında en ucuz olanıdır. Bazı böcekleri zararlı oldukları dönem yerine zararsız oldukları dönemde öldürmek daha kolaydır. Kültürel önlemler, arazinin tümünde uygulandığında ise daha fazla etkili olmaktadırlar. Bu yöntemlerin, uygulanması için genellikle özel ekipman ve diğer yatırımlar gerekmez ve normal tarımsal faaliyetleri kapsar.
    Kültürel önlemler ile zararlı popülâsyonunu istendiği zamanda düşürmek ve her zaman kontrol altına almak güçtür. Bu sebeple, çiftçiler tarafından ilk etapta fazla benimsenmezler.
    Zararlılarla mücadelede şu kültürel yöntemler kullanılabilir.
    3.1. Sağlıklı Bitki Yetiştirme
    İyi gelişmiş ve sağlam bitkiler, zararlıların zararına karşı daha dayanıklı olduklarından, zararlılar, bu bitkilerde daha az beslenip çoğalmaktadırlar. Bu sebeple, bilinçli bitki yetiştirilmek suretiyle, bitkiler, zararlıların zararından korunabilir. Bitkileri zararlının zararından korumak için şu hususları gereği gibi yapmak gerekir.
    3.1.1. Toprak İşleme
    Toprağın sürülmesi veya diğer şekillerde işlenmesinin yöntem, zaman ve derinliği zararlılara karşı kullanılacak önemli kültürel işlemler arasındadır. Zararlının hassas olduğu dönemlerde toprak işlemesi yapıldığında popülâsyonu önemli derecede düşürülür. Mücadelesi yapılacak zararlının yaşantısı ile ilgili bilgilerin tespit edilmiş olması gerekir. Birçok zararlı toprakta kışlamakta ve belirli dönemlerini toprakta geçirmektedirler. Toprak işlemeyle zararlı için uygun barınak olan yabancı otlar ve anız imha edilmekte ve bazı böcekler ise çıkamayacak kadar derine gömülmektedirler. Toprak altında yaşayan bazı zararlılar ise yüzeye çıkmakta ve hava şartlarının etkisiyle ölmekte veya kuşlar tarafından yenmektedirler. Örneğin, Lepidoptera, Coleoptera, Hymenoptera ve Diptera takımlarına ait birçok türün larvaları toprakta yaşamakta ve pupa olmaktadırlar. Bu türler, çoğunlukla toprağın 10-20 cm derinliğinde bulunduğu için derin bir toprak işleme ile yüzeye çıkmakta ve istemedikleri iklim şartları ile karşı karşıya gelmekte, kuşlar ve kemirgenler tarafından yenmektedirler.
    Ancak, meyilli arazide derin toprak işlemesi erozyona sebep olmaktadır. Bu sebeple, toprak işlenirken arazinin durumu dikkate alınmalıdır. Mısır alanlarında yapılan derin sürüm sonucu Ostrinia nubilalis (Hübner) (Mısır kurdu)'in larvaları toprak yüzeyine çıkarak iklim şartları ve doğal düşmanların etkisiyle imha edilmiş olurlar. Yine, sonbaharda yapılacak olan derin toprak işlemesi sonucu toprakta kışlayan bazı zararlıların pupaları imha edilerek ertesi ilkbaharda çıkacak ergin sayısı azaltılabilmektedir. Syringopais temperatella (Lederer) (Ekin güvesi)'nın yumurta ve larvalarıyla mücadelede tarlanın biçiminden sonra iki kez 10 cm derinlikte toprağın işlenmesi, bu zararlıyla mücadelede oldukça etkilidir. Çekirge yumurtaları, toprağın bellenmesi veya pullukla sürülmesi sonucu tahrip edilmektedir. Yine, seralarda zarar yapan kök-ur nematodlarıyla mücadelede seralarda bitkilerin bulunmadığı aylarda ikişer hafta arayla iki kez toprak işlemesi yapıldığında %69'luk olumlu bir sonuç alındığı belirtilmektedir.
    Ayrıca, Pachytychius hordei (Brulle) (Hububat hortumlu böceği), Cephus pygmeus (L.) (Ekin sap arısı), Earias insulana (Boisduval) (Dikenli kurt), Agrotis spp. (Boz kurtlar), ve Agriotes spp.(Tel kurtları) gibi zararlılarla mücadelede toprak işlemesi önerilmektedir.
    3.1.2. Uygun Yerde Yetiştirme
    Bitkilerin sağlam gelişmeleri için uygun iklim, toprak ve yöney seçilmelidir. Bir bitkinin iyi gelişebilmesi için bitkinin tercih ettiği uygun içerikteki toprak, yöney ve yer isteği bulunur ve bu faktörler zararlının meydana getireceği zarar üzerinde de etkilidirler. Örneğin, bağlar güney yamaçlarda iyi gelişir, kıraç ve kumsal toprakları severler ve bu topraklarda iyi yetişen bağlardaki bitkiler kuvvetli ve sağlam bünyeli olduklarından, önemli bir bağ zararlısı olan Viteus vitifoliae (Fitch) (Bağ filokserası) bu topraklarda fazla çoğalıp zarar meydana getiremez. Scarabaeoidea larvaları hafif kumsal toprakları, Meloidogyne spp. (Kök-ur nematodları) ise alüvyonlu toprakları sever. Şekerpancarının asidik topraklarda yetiştirilmesi durumunda ise Pegomya hyoscyami (Panzer) (Pancar sineği) önemli zararlara sebep olmaktadır. Bu sebeple, zararlılarla mücadelede, bu hususlar, dikkate alınarak zararlıların yaşamlarını güçleştiren, fakat kültür bitkisinin kolaylıkla yetişebileceği topraklarda tarımının yapılması önceden planlanmalıdır.
    3.1.3. Gübreleme
    Toprağa verilen gübrenin çeşidi, miktarı ve verilme zamanları, bu toprakta yetişen bitkilerdeki zararlının ömür uzunluğu, üreme kapasitesi ve zarar düzeyi üzerinde etkilidir. Ülkemizde en çok kullanılan suni gübreler, azot, fosfor, potasyum ve kalsiyum içeriktedir. Dengeli bir gübreleme, bitkilerin iyi gelişmesini sağlamakta ve bu bitkiler, zararlıların zararından daha az etkilenmektedirler. Sodyum nitrat ve amonyum sülfat gibi çabuk etkiye sahip gübreler zararlı saldırısının fazla olduğu dönemde atılırsa bitkinin gelişmesini hızlandıracağı için bazı Coleoptera türleri ile yaprak galeri böceklerinin saldırısına karşı bitkiyi koruyabilirler. Potasyum ve fosforlu gübreler bitkiyi güçlendirmektedirler. İkisi birlikte kullanıldığında ise özellikle sokucu-emici ağız yapısına sahip zararlılara karşı bitkide dayanıklılık artmaktadır. Potasyumlu gübreler, bitkilerde hücre çeperinin daha kalın olmasını sağlamakta ve bitkiyi sağlam bünyeli olarak geliştirmektedir. Bu sebeple, sokucu-emici ağız yapısına sahip zararlılar, bu bitkilerde fazla zararlı olamamaktadırlar. Fosforlu gübreler, buğdayda köklerin erken gelişmesini teşvik etmekte ve tel kurtlarının zararını azaltmaktadırlar.
    Azotlu gübrelerin toprağa fazla verilmesi sonucu bitkilerde vejatatif aksamın fazla gelişmesine ve hücrelerdeki su miktarının fazlalaşmasına ve bunun sonucu olarak da bitkinin zararlıya karşı daha cazip ve hassas olmasına sebep olmaktadırlar. Bu da, bitki öz suyu ile beslenen beyazsinek, tripsler, yaprak bitleri, kabuklu bitler ve diğer sokucu emici ağız yapısına sahip böcekler ve kırmızı örümceklerin tercih ettiği bir beslenme ortamıdır. Bunun sonucu olarak da zararlılar aşırı çoğalarak önemli kayıplara sebep olurlar. Yine, aşırı hayvan gübresi ve organik atıklar, Gryllotalpa gryllotalpa (L.) (Danaburnu) ve benzeri zararlıların çoğalmasına sebep olmaktadırlar.
    Ayrıca, aşırı suni gübrelerin toprakta bulunan predatörlere olumsuz etkisi de göz önünde bulundurulmalıdır.
    3.1.4. Bitki Sıklığı
    Bitki sıklığı, bitkilerin büyümesini engellediği gibi, bitkiler arasında ve toprakta yaşayan organizmaların çevresindeki sıcaklık, nem ve ışık gibi faktörleri de etkilemektedir. Ayrıca, bitkiler üzerinde yaşayan zararlıların gıda arama, yumurta koyma ve diğer bazı davranışlarını da etkilemektedir. Eğer, bitkiler seyrek yetiştirilirse daha kuvvetli ve sağlam gelişerek, zararlıların zararından daha az etkilenirler. Sık yetiştirildiğinde ise güneş ışığından hoşlanmayan bazı zararlılar aşırı derecede çoğalırlar. Örneğin, sık olan bahçelerde kabuklu bitlerin ve yaprak bitlerinin daha fazla zarar yaptıkları saptanmıştır. Ancak, bazı durumlarda bitki sıklığı zararlının zararının azalmasında önem arz etmektedir. Örneğin, seyrek ve zayıf yetişen yonca tarlalarında bitkiler iyi gölgelenme yapamadığı için güneş ışığı direkt olarak toprak yüzeyine ulaşarak burada sıcaklığın artmasına sebep olmakta veHypera postica (Gyllenhal) (Yonca hortumlu böceği)'nın larvalarının gelişmesi hızlanmakta ve zarar artmaktadır. Ama sık ve kuvvetli yetişen yonca tarlalarında ise güneş toprağa ulaşamayacağı için larva gelişimi de gecikmektedir. Yine, Piesma maculatum (Laporte) (Lekeli Pancar Tahtakurusu = Oltu Böceği)'da ekimin sık yapılması ve poligerm tohum kullanılması durumunda, zararlının zararından dolayı bazı fideler ölse dahi geriye kalanların tarladaki normal sıklığını devam ettirdiği belirtilmektedir.
    3.1.5. Sulama ve Drenaj
    Sulama, böceklerin gelişmesini önleyebildiği gibi, teşvik de edebilir. Su kullanımı, bazı böceklerin biyolojilerindeki hassas bir dönemde ayarlandığı zaman mücadelede oldukça etkili olmaktadır. Ancak, zararlının suya tepkisi iyi bilinmelidir. Birçok zararlı, sulamadan sonra bu tarlalara akın ettiğinden mücadele zorlaşmaktadır. Örneğin, Spodoptera littoralis (Boisduval) (Pamuk yaprak kurdu) ve S. exigua (Hübner) (Pamuk çizgili yaprak kurdu) erginleri yumurtlama döneminde iseler hemen sulanmış tarlalara giderek yumurtalarını bırakmaktadırlar. Böyle tarlalarda, mücadele zorlaşmaktadır. Bu sebeple, bu zararlıların, biyolojileri dikkate alınarak sulama zamanları ayarlanmalıdır. Zamanında ve yeterli ölçüde yapılacak sulama ile Phthorimaea operculella (Zeller) (Patates güvesi)'nın zararı azaltılabilir.
    Uygun bir sulamayla topraktaki çatlaklar kapanır ve toprak zerreleri tarla yüzeyinin nemli kalmasını sağlar, sonuçta gerek zararlının ergini ve gerekse larvalarının toprağa girmesi engellenir. Bunun yanı sıra hatalı sulamayla toprak sıkışık duruma gelir ve meydana gelen yarıklardan zararlılar toprak içerisine girerek yumruları bulaştırırlar.
    Hypera postica (Gyllenhal) (Yonca hortumlu böceği) ile mücadelede yoncalığın ilk biçiminden 7 gün önce sulanması ve biçimden 7-10 gün sonrasına kadar yoncalığa su verilmemesi larvaların büyük ölçüde ölümüne sebep olmaktadır. Biçimden sonra toprak yüzeyine dökülen larvaların direk güneş ışığının etkisinde kalması sonucunda büyük oranda ölüm sağlanmış olur.
    Aşırı sulamalar tarlada nemi artırmakta, bitkinin vejetasyon gelişmesini hızlandırarak kısa sürede sıra aralarını kapatıp nemin yükselmesine ve vejetasyon süresinin uzamasına sebep olmaktadır. Bunun sonucu olarak, Bemisia tabaci (Gennadius) (Beyazsinek) için uzun süre ve ortam sağlanmış olur ve popülâsyonu aşırı derecede artar. Thrips tabaci Lindeman (Tütün tripsi)'de ise fidelikler yeterince sulanmadığında, bu türün gelişmesi için ortam daha elverişli olmaktadır. Bu sebeple, bu türle mücadelede fidelikler kuru bırakılmamalıdır.
    Drenaj, fazla olan taban suyunu ve toprağın tuzluluğunu gidermek amacıyla yapılır. Taban suyu yüksek olan yerlerde yetişen bitkiler zayıf gelişmekte ve bazı zararlılar, rutubetli topraklarda önemli zararlara sebep olmaktadırlar. Bu zararlılarla mücadelede, toprağın fazla rutubetini almak için drenaj kanalları açılmaktadır.
    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012
  • Fidanligi.com

  • #2
    3.2. Yabancı Otların ve Bitki Artıklarının Temizlenmesi
    Zararlılarla mücadelede zararlıların, kışlama ve üreme kaynaklarını yok ederek bulaşmasını önlemek veya azaltmak için başvurulan tedbirlerden geniş ölçüde yararlanılmaktadır. Zararlılarla bulaşık olan ürün veya bitki artıklarının imhası genellikle gelecek ürünü zarardan korumada önemlidir. Ancak, bu metodun etkili olabilmesi için zararlı türün biyolojisinin çok iyi bilinmesi gereklidir. Pectinophora gossypiella (Saunders) (Pembe kurt)'nın kışlayan larvalarının hasattan hemen sonra biçim veya yakmayla, ayrıca, sonbaharda sürümle imhası sağlanmaktadır. Pamuk saplarının parçalanması ve daha sonra sürümle toprak altına gömülmesi geç sonbahar popülâsyonunu %95 veya daha fazla azalttığından, bu türün mücadelesinde en önemli yöntemin bu olduğu kabul edilmektedir. Ostrinia nubilalis (Hübner) (Mısır kurdu) kışı mısır saplarında geçirmektedir. Hasattan sonra kalan sapları toplayarak imha etmek, bu türe karşı oldukça etkili bir mücadele yöntemidir. Lahana, şalgam ve havuç artıklarının çürüyen kısımları bazı sebze sinekleri için yumurta koyma yeri olarak tercih edilmektedir. Bu sebeple, tarlada kalan bu artıkların toplanarak imha edilmesi bir sonraki yılın zararını önlemek için oldukça etkilidir.
    Birçok zararlıyla mücadelede yere düşen kurtlu meyvelerin toplanarak imha edilmesi zararlı yoğunluğunu azaltmak için oldukça etkili bir yöntemdir.
    Yabancı otlar zararlılar için alternatif konukçu olmaları sebebiyle önemlidirler. Bazı zararlılar yumurtalarını yabancı otların üzerine veya yakınına bırakırlar. Bu yabancı otların uygun zamanlarda yok edilmesi ile birçok potansiyel zararlılar da yok edilmiş olur. Ancak, tarla kenarlarındaki yabancı otların faydalı böcekleri barındırdıklarını da unutmamak gerekir.
    Tohum temizliği ile yabancı ot tohumlarının tarlaya taşınması önleneceğinden, tarlada kuvvetli bitkilerin yetiştirilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca, tohumla taşınan zararlıların tarlaya taşınması önlenmiş olur. Örneğin, Anguina tritici (Steinbuch) (Buğday gal nematodu) ile mücadelede temiz tohum kullanılması, bu türün, mücadelesinde oldukça önem arz etmektedir. Çünkü nematod, gal formunu almış dane içerisinde toprağa atılmadan önce 20-30 yıl canlılığını sürdürmektedir. Bu daneler, eğer tohumla birlikte tarlaya atılırlarsa yeterince nem ve sıcaklık bulduğunda dane açılmakta ve içerisindeki larvalar toprağa geçip, daha sonra bitkinin köklerine girerek büyüme noktasına doğru ilerlemekte oradan da daneye geçmekte ve önemli zararlar yapmaktadır.
    Budama ve ayıklama gibi hususlara da önem verilmelidir. İyi budanmış ve her tarafı güneş gören ağaçlar her bakımdan sağlam olurlar. Diaspidiotus perniciosus (Comstock) (Sanjose kabuklu biti)'un mücadelesinde budama ve budama artıklarının yakılması tavsiye edilmektedir. Zararlılar için barınak oluşturabilecek dalların budanması ve kavlanmış kabukların ayıklanması ve bunların toplanıp yakılması özellikle Scolytinae türlerinin zararını önleme bakımından çok önemlidir. Budamada aşırıya kaçınca yaralanan kısımlar, birçok zararlı ve hastalık için giriş kapısı olmaktadır. Bu sebeple, aşırı ve gereksiz budamalardan kaçınılmalıdır.
    Ülkemizde son yıllarda hasattan sonra anız yakma olayı çok yaygınlaşmıştır. Bununla birlikte çoğu zaman anız yakma işlemi anızın yakılması ile kalmamakta tarlalar arasında ve çevresindeki ekilmemiş alanlarda yanmakta, hatta buralarda bulunan çalı ve ağaçlarda yanmaktadır. Anız yakma esnasında faydalı birçok böcek türünün toprakta, bitkiler üzerinde veya içerisindeki yuvaları, yuvalardaki yumurta, larva, pupa ve erginleri yanarak yok olmaktadırlar. Bundan dolayı, bu alanlarda, faydalı bazı türlerin popülâsyonları iyice azalmış ve soyları tükenme noktasına gelmiştir. Anız yakmanın yoğun olduğu Orta Anadolu Bölgesi'nde yörenin adeta ölü toprak parçasını andırdığı gözlenmektedir.
    Depolanmış ürün zararlılarıyla mücadelede, ürün depoya alınmadan önce depo kontrol edilmeli ve temizlenmelidir. Eğer, bir önceki yıldan kalan zararlı varsa bu zararlı ürüne bulaşmadan önce yok edilmelidir. Ayrıca, depo içerisinde zararlıların barınabilecekleri çatlaklar veya dökülmüş kısımlar tamir edilmelidir.
    3.3. Ekim, Dikim ve Hasat Zamanının Ayarlanması
    Bitkiyi erken veya geç ekerek zararlının yumurta koyma dönemlerinden kurtarmak veya zararlıya hassas olan büyüme dönemini böceğin zararlı olacağı düzeye ulaşmadan geçiştirmek mümkün olabilir. Sonbaharda erken ekilen baklalar, geç ekilenlere kıyasla önemli bir zararlı olan Aphis fabae Scopoli (Siyah bakla afidi)'nin salgınından çok daha kolay kurtarırlar. Çünkü bu zararlı ortaya çıktığında erken ekilen baklalarda bitki dokuları sertleşmiş ve gelişme tamamlanmış durumdadır. Ayrıca,
    Karadeniz Bölgesi'nde yapılan bir çalışmada erken ekilen bütün mısır çeşitlerinde Ostrinia nubilalis (Hübner) (Mısır kurdu)'in birinci nesil bulaşmasının %90, normal ekimde %35 olduğu ve geç ekimde ise bulaşmaya rastlanmadığı tespit edilmiştir. Yine, Piesma maculatum (Laporte) (Oltu böceği) asıl zararını fide döneminde yaptığı için ilkbahar donları dikkate alınarak yapılacak erken ekimde, hassas dönemin zararlı kışlakta iken atlatılması sonucu zararlının daha sonraki dönemlerde fazla etkili olmadığı kaydedilmektedir. Erken ekim ve dikimde, bitkinin ilkbahar donlarından etkilenmemesi için ekimin uygun zamanda yapılması gereklidir.
    Bir bitkide zararlının zararı başlamadan önce hasadın yapılması ile zararın önüne geçilebilinir. Hasat zamanının bir tarladaki böcek popülâsyonu üzerine etkisi önemlidir. Bruchus pisorum (L.) (Bezelye tohum böceği)'un zararını azaltmak için ürün olgunlaşır olgunlaşmaz hasat edilmelidir. Lahanada, Pieris spp. ve Trichoplusia ni (Hübner)'nin zararını azaltmak için lahanalar olgunlaştıkları zaman hemen kesilmelidirler. Mısır ve fasulyenin erken hasat edilmesi bu ürünleri Sitophilus zeamais Motschulsky (Mısır biti) ve Acanthoscelides obtectus Say (Fasulye tohum böceği)'un zararından kurtarır. Yine, Phthorimaea operculella (Zeller) (Patates güvesi)'nın mücadelesinde hasadın zamanında yapılması, yani, yumruların topraktan çıkarılıp kaynağı olan tarladan uzaklaştırılması en önemli kültürel tedbirdir. Hypera postica (Gyllenhal) (Yonca hortumlu böceği) birinci biçimde zarar verir. Bu sebeple, biçimi 10-15 gün erken yapmak bu zararlı ile mücadelede oldukça etkilidir. Hatta biçilen yoncaların tarla dışında kurumaları sağlanırsa yere dökülen larvalar konukçu bulma güçlüğü çekerler ve ölürler.
    3.4. Ekim Nöbeti
    Bir arazide, bir kültür bitkisinin devamlı olarak yetiştirilmesi hem topraktaki mineral maddelerin tüketimi ve hem de o bitkideki zararlıların popülâsyonlarının artması sebebiyle sakıncalıdır. Ekim nöbetinde bilinmesi gereken en önemli husus aynı familyadan olan bir bitkiyi mücadelesi yapılan böceğin konukçusu olmayan farklı familyalardan bir bitkinin takip etmesidir. Ekim nöbetinde bir tarlada yetiştirilen bitkinin ertesi yıl o tarladan yeteri kadar uzak bir yerde yetiştirilmesi gerekir. Aksi halde, bu ürünün hemen bitişik tarlada yetiştirilmesi gerçek münavebe değildir. Bu durum, özellikle hareket yeteneği fazla olan böcekler yönünden önemlidir. Nematodlar söz konusu ise yakın tarlalar arasındaki bitki nöbetleşmesi yapılabilir. Ekim nöbeti polifag olmayan nematodlarla mücadelede oldukça önem arz etmektedir. Örneğin, Heterodera schachtii Schmidt (Şekerpancarı kist nematodu) ile mücadelede 2-3 yıllık bir münavebe gerekmektedir
    Hareket kabiliyeti yavaş ve uçucu olmayan bazı zararlıların problem oluşturdukları alanlarda münavebenin tarla tarla olmak yerine bölge bölge yapılması zararlının bulaşmasını frenlemektedir. Örneğin, Piesma maculatum(Laporte) (Oltu böceği) da bu durum önem arz etmektedir. Bu zararlının uçma özelliği bulunmadığı için birbirinden uzak alanlarda yapılacak ekimde bulaşma belki de tamamen ortadan kalkacaktır.
    Ekim nöbeti, monofag ve oligofag zararlılara karşı ve ayrıca, özellikle yılda bir nesil veren veya daha fazla sürede neslini tamamlayan böcekler için etkilidir. Ekim nöbeti, polifag zararlılar ile göç eden veya yayılma gücü yüksek olan zararlılara karşı etkili değildir.
    Patates bitkisi, tel kurtları için hassas olduğundan telkurtlarının popülâsyonun fazla olduğu yerlerde patatesi takiben yoncanın yetiştirilmesi bu zararlılar ile mücadelede oldukça etkilidir. Buğday, yulaf ve arpada zararlıPenthaleus major (Duges) (Kırmızı bacaklı hububat akarı)'ün zararı aynı tarlada iki yıldan fazla hububat ekilmemesi ile önlenebilir.
    3.5. Kendiliğinden Gelen Bitkilerin İmhası
    Bu bitkiler zararlılar için gelecekteki enfeksiyonların kaynağını oluşturmaktadırlar. Tarlaya dökülen tohumlardan yetişen bu bitkiler birçok zararlı için ertesi yıl besin kaynağı olurlar. Bu sebeple, böyle bitkilerin imhası bazı zararlı türlerle mücadelede önem arz etmektedir. Örneğin, Piesma maculatum (Laporte) (Oltu böceği) ile mücadelede bir önceki yıl ekim yapılan alanlarda kalan şekerpancarı bitkileri ile Beta trigna Waldst & Kit. imha edildiği takdirde böcek beslenmek için konukçu bulmada zorluk çekeceği için yoğunluk artışının fazla olmayacağı belirtilmektedir.
    3.6. Tuzak Bitki Yetiştirme
    Bu yöntemde, zararlıyı cezbeden bir bitkinin küçük sahalar halinde yetiştirilmesi ve buraya toplanan zararlının çoğalmasına imkân vermeden bu tuzak bitkilerin zararlıyla birlikte yok edilmesi prensibi uygulanmaktadır. Bu yöntemle bazı türlerin popülâsyonları düşürülmektedir. Tuzak bitki uygulaması bazı kabuk böceklerine karşı kullanılmaktadır. Yeni kesilmiş olan ağaçlar diğerlerine oranla kabuk böceklerini daha çok cezbederler. Böyle kesilmiş ağaçlara toplanan böcekler imha edilir. Bu yöntem, bazı ülkelerde, Dendroctonus spp.'ne karşı başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.
    3.7. Dayanıklı Bitki Tür ve Çeşitleri Yetiştirme
    Değişik bitki çeşitlerinin aynı zararlıya karşı gösterdikleri reaksiyonlar farklılık göstermektedir. Bu farklılık, bitki çeşidinin zararlıya karşı dayanıklılığındaki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Bundan yararlanılarak bazı zararlılara karşı dayanıklı bitki çeşitleri elde edilmiştir. Dayanıklılık, bir bitki varyetesinin aynı yoğunluktaki zararlı popülâsyonunda diğer varyetelerden daha fazla ve kaliteli ürün verme yeteneği olarak tanımlanabilir.
    Bitkilerde dayanıklılığa, bitkinin morfolojisi, anatomisi, kimyasal yapısı, biyolojisi ve çevre faktörleri etki etmektedir.
    Dayanıklı bitkilerden yararlanmaya en iyi örnek, Viteus vitifoliae (Fitch) (Bağ filokserası)'ye karşı amerikan asma anaçlarının kullanılmasıdır. Gönen elması, Cydia pomonella (L.) (Elma iç kurdu)'ya ve Amasya elması iseEriosoma lanigerum (Hausmann) (Elma pamuklu biti)'a karşı dayanıklıdır. Erkenci kiraz çeşitlerinin Rhagoletis cerasi (L.) (Kiraz sineği)'ye ve erkenci buğday çeşitlerinin ise Eurygaster integriceps Puton (Süne)'e dayanıklı olduğu bilinmektedir. Ancak, buradaki dayanıklılık daha çok bitkilerin çok erken gelişmelerinden kaynaklanmaktadır.
    Son yıllarda, Bacillus thuringiensis'de endotoksini (zararlıların midesini parçalayan toksin) kodlayan gen ile bazı bitkilerde yaralanma sonucu salgılanan proteaz inhibitörlerini (zararlıların sindirim sistemini bozarak, saldırıya karşı bitkilerin korunmasını sağlar) kodlayan genlerin bitkilere nakledilmesi yoluyla böceklere karşı dayanıklı bitkiler elde edilmiştir. Bu dayanıklılık karakterlerini bitkilerin nesillerine aktardığı tespit edilmiştir. Ancak, Bacillus thuringiensis'in endotoksinini kodlayan genin aktarıldığı bitkilere karşı zararlılarda çok kısa sürede dayanıklılık görüldüğü belirtilmektedir.
    Bitkilerde, zararlılara karşı dayanıklılık dört şekilde olmaktadır. Bunlar;
    3.7.1. Tercih Olunmama
    Bazı bitkilerin, zararlı tür tarafından, beslenme, yumurta koyma ve sığınma bakımından tercih edilmemesidir. Bitkinin taşımış olduğu bazı karakterler ve bu karakterlere zararlının göstereceği davranış sonucu zararlı bitkiye yaklaşamamakta veya yaklaşmakta beslenme, yumurta koyma ve sığınma veya üç hususu bir arada gerçekleştirememektedir. Bu durum, zararlının bitkinin morfolojik ve anatomik yapısını tercih etmediği için ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Lobesia botrana (Denis & Schiffermuller) (Salkım güvesi)'nın 3. nesili sık daneli salkımlarda daha çok zarar yapmaktadır. Yine, Karadeniz Bölgesi'nde yuvarlak ve iri görünüşlü kara fındık ile kara sivri fındık, Curculio nucum L. (Fındık kurdu)'a dayanıklılık göstermektedirler. Bunun sebebi ise kara fındıkta kabuğun çok kalın ve sert, kara sivri de ise zulufun daneyi iyice sarmış olmasıdır.
    3.7.2. Antibiyosis
    Bir zararlının bir bitki üzerinde beslenmesi ve buna teşebbüs etmesi halinde zararlının biyolojisinde olumsuz etki yapması sonucu, ilk dönemlerde ölmesi, ufak yapılı olması veya yaşamının bozulmasıdır. Bu durum, bitkide, zararlı için zehir etkisi olan bazı maddelerin bulunması veya zararlı için gerekli olan besin maddelerinin yeterince bulunmaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Nitekim Solanum demissum L. patates böceği (Leptinotarsa decemlineata (Say)) için patates kadar çekicidir. Fakat özsuyunda bulunan demisin gibi bazı zehirli maddeler, bu böceğin ölümüne sebep olmaktadır.
    3.7.3. Tolerans
    Bitki, zararlının beslenmesine rağmen kendisini onarması, düzeltmesi ve zararlının enfeksiyonuna karşı tahammül edebilmesidir. Bu gibi bitkilerin yetiştirilmesi veya bu yönden güçlerinin artırılması çoğu kez uzun zamana ve pahalı araştırmalara gereksinim gösterir.
    3.7.4. Yalancı Dayanıklılık
    Yalancı dayanıklılık üç farklı şekilde görülmektedir.
    3.7.4.1. Konukçunun Kaçınması
    Bazı şartlarda konukçu bitki en fazla duyarlı olduğu dönemini çok çabuk geçirebilir veya bu dönemde zararlının popülâsyonu çok düşük olabilir. Bu durum, bazı bitkilerin erken ekilip ve erken olgunlaşması sonucunda ortaya çıkmaktadır.
    3.7.4.2. Teşvik Edilmiş Dayanıklılık
    Bu durum, bitki yetiştirilirken bazı hususların değiştirilmesi sonucu bitkinin dayanıklılığını artırma esasına dayanmaktadır. Örneğin, topraktaki su ve gübre miktarının değiştirilmesi, bitki üzerinde beslenen zararlıya karşı bitkinin dayanıklı olmasını sağlayabilir. Ama bu kalıtsal dayanıklılık ile karıştırılmamalıdır.
    3.7.4.3. Kaçma
    Aslında bitki varyetesi, üzerinde beslenen zararlıya hassas olmasına rağmen enfeksiyon olmaması sebebiyle bitki zarar görmemektedir. Bu durum hiç bir zaman gerçek dayanıklılıkla karıştırılmamalıdır.
    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

    Comment


    • #3

      3.7.3. Tolerans

      Bitki, zararlının beslenmesine rağmen kendisini onarması, düzeltmesi ve zararlının enfeksiyonuna karşı tahammül edebilmesidir. Bu gibi bitkilerin yetiştirilmesi veya bu yönden güçlerinin artırılması çoğu kez uzun zamana ve pahalı araştırmalara gereksinim gösterir.
      3.7.4. Yalancı Dayanıklılık
      Yalancı dayanıklılık üç farklı şekilde görülmektedir.
      3.7.4.1. Konukçunun Kaçınması
      Bazı şartlarda konukçu bitki en fazla duyarlı olduğu dönemini çok çabuk geçirebilir veya bu dönemde zararlının popülâsyonu çok düşük olabilir. Bu durum, bazı bitkilerin erken ekilip ve erken olgunlaşması sonucunda ortaya çıkmaktadır.
      3.7.4.2. Teşvik Edilmiş Dayanıklılık
      Bu durum, bitki yetiştirilirken bazı hususların değiştirilmesi sonucu bitkinin dayanıklılığını artırma esasına dayanmaktadır. Örneğin, topraktaki su ve gübre miktarının değiştirilmesi, bitki üzerinde beslenen zararlıya karşı bitkinin dayanıklı olmasını sağlayabilir. Ama bu kalıtsal dayanıklılık ile karıştırılmamalıdır.
      3.7.4.3. Kaçma
      Aslında bitki varyetesi, üzerinde beslenen zararlıya hassas olmasına rağmen enfeksiyon olmaması sebebiyle bitki zarar görmemektedir. Bu durum hiç bir zaman gerçek dayanıklılıkla karıştırılmamalıdır.
      KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
      (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş)
      Prof. Dr. Erol YILDIRIM
      Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

      Comment

      Working...
      X