ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3. KÜLTÜREL ÖNLEMLER
Kültürel önlemler ile çevre şartlarını mücadelesi yapılacak olan zararlı türün isteklerine uygun olmayacak şekilde değiştirerek zararlının popülâsyon artışını ve zararını azaltmak, yani, zararlının yaşamını güçleştirerek çoğalmasını engellemek amaçlanmaktadır. Ancak, bunu yapabilmek için zararlı türün biyolojisi, ekolojisi ve beslenme davranışlarının çok iyi bilinmesi gereklidir. Zararlının hassas olduğu dönem veya dönemler tespit edilerek, bitki yetiştirilmesinde kullanılan kültürel yöntemler, zararlı popülâsyonunu azaltacak şekilde bir takım değişiklikler ile zararlıya karşı önlemler alınır. Yani, diğer mücadele yöntemlerine göre daha basit ve ucuz olan tarımsal faaliyetlere, zararlıyla mücadele edilecek şekilde yön verilmesidir. Kültürel önlemler, konukçu bitkinin fizyolojik durumunu oldukça etkileyebilmekte ve bu önlemler sayesinde konukçu bitki, zararlının gelişmesi için elverişsiz hale gelmektedir.
Kültürel önlemler, zararlı ortaya çıkmadan önce ve uzun yıllar üst üste uygulanmalıdır. Bu önlemler, zararlı türe, yere ve zamana bağlı olduğundan zararlıyı kontrol etmek için çok çalışılması gerekir. Ayrıca, bu yöntemler ile çoğu zaman da tek başına yeterli sonuç alınamaz. Fakat zararlıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerden yararlanılmalıdır. Çünkü kültürel önlemler ucuz ve zaten uygulanan tarımsal işlemlerdir. Kültürel önlemler çoğu kez bitki yetiştirilmesinde yapılması gerekli olan işlemlerin biraz değişiği olduğundan mücadele yöntemleri arasında en ucuz olanıdır. Bazı böcekleri zararlı oldukları dönem yerine zararsız oldukları dönemde öldürmek daha kolaydır. Kültürel önlemler, arazinin tümünde uygulandığında ise daha fazla etkili olmaktadırlar. Bu yöntemlerin, uygulanması için genellikle özel ekipman ve diğer yatırımlar gerekmez ve normal tarımsal faaliyetleri kapsar.
Kültürel önlemler ile zararlı popülâsyonunu istendiği zamanda düşürmek ve her zaman kontrol altına almak güçtür. Bu sebeple, çiftçiler tarafından ilk etapta fazla benimsenmezler.
Zararlılarla mücadelede şu kültürel yöntemler kullanılabilir.
3.1. Sağlıklı Bitki Yetiştirme
İyi gelişmiş ve sağlam bitkiler, zararlıların zararına karşı daha dayanıklı olduklarından, zararlılar, bu bitkilerde daha az beslenip çoğalmaktadırlar. Bu sebeple, bilinçli bitki yetiştirilmek suretiyle, bitkiler, zararlıların zararından korunabilir. Bitkileri zararlının zararından korumak için şu hususları gereği gibi yapmak gerekir.
3.1.1. Toprak İşleme
Toprağın sürülmesi veya diğer şekillerde işlenmesinin yöntem, zaman ve derinliği zararlılara karşı kullanılacak önemli kültürel işlemler arasındadır. Zararlının hassas olduğu dönemlerde toprak işlemesi yapıldığında popülâsyonu önemli derecede düşürülür. Mücadelesi yapılacak zararlının yaşantısı ile ilgili bilgilerin tespit edilmiş olması gerekir. Birçok zararlı toprakta kışlamakta ve belirli dönemlerini toprakta geçirmektedirler. Toprak işlemeyle zararlı için uygun barınak olan yabancı otlar ve anız imha edilmekte ve bazı böcekler ise çıkamayacak kadar derine gömülmektedirler. Toprak altında yaşayan bazı zararlılar ise yüzeye çıkmakta ve hava şartlarının etkisiyle ölmekte veya kuşlar tarafından yenmektedirler. Örneğin, Lepidoptera, Coleoptera, Hymenoptera ve Diptera takımlarına ait birçok türün larvaları toprakta yaşamakta ve pupa olmaktadırlar. Bu türler, çoğunlukla toprağın 10-20 cm derinliğinde bulunduğu için derin bir toprak işleme ile yüzeye çıkmakta ve istemedikleri iklim şartları ile karşı karşıya gelmekte, kuşlar ve kemirgenler tarafından yenmektedirler.
Ancak, meyilli arazide derin toprak işlemesi erozyona sebep olmaktadır. Bu sebeple, toprak işlenirken arazinin durumu dikkate alınmalıdır. Mısır alanlarında yapılan derin sürüm sonucu Ostrinia nubilalis (Hübner) (Mısır kurdu)'in larvaları toprak yüzeyine çıkarak iklim şartları ve doğal düşmanların etkisiyle imha edilmiş olurlar. Yine, sonbaharda yapılacak olan derin toprak işlemesi sonucu toprakta kışlayan bazı zararlıların pupaları imha edilerek ertesi ilkbaharda çıkacak ergin sayısı azaltılabilmektedir. Syringopais temperatella (Lederer) (Ekin güvesi)'nın yumurta ve larvalarıyla mücadelede tarlanın biçiminden sonra iki kez 10 cm derinlikte toprağın işlenmesi, bu zararlıyla mücadelede oldukça etkilidir. Çekirge yumurtaları, toprağın bellenmesi veya pullukla sürülmesi sonucu tahrip edilmektedir. Yine, seralarda zarar yapan kök-ur nematodlarıyla mücadelede seralarda bitkilerin bulunmadığı aylarda ikişer hafta arayla iki kez toprak işlemesi yapıldığında %69'luk olumlu bir sonuç alındığı belirtilmektedir.
Ayrıca, Pachytychius hordei (Brulle) (Hububat hortumlu böceği), Cephus pygmeus (L.) (Ekin sap arısı), Earias insulana (Boisduval) (Dikenli kurt), Agrotis spp. (Boz kurtlar), ve Agriotes spp.(Tel kurtları) gibi zararlılarla mücadelede toprak işlemesi önerilmektedir.
3.1.2. Uygun Yerde Yetiştirme
Bitkilerin sağlam gelişmeleri için uygun iklim, toprak ve yöney seçilmelidir. Bir bitkinin iyi gelişebilmesi için bitkinin tercih ettiği uygun içerikteki toprak, yöney ve yer isteği bulunur ve bu faktörler zararlının meydana getireceği zarar üzerinde de etkilidirler. Örneğin, bağlar güney yamaçlarda iyi gelişir, kıraç ve kumsal toprakları severler ve bu topraklarda iyi yetişen bağlardaki bitkiler kuvvetli ve sağlam bünyeli olduklarından, önemli bir bağ zararlısı olan Viteus vitifoliae (Fitch) (Bağ filokserası) bu topraklarda fazla çoğalıp zarar meydana getiremez. Scarabaeoidea larvaları hafif kumsal toprakları, Meloidogyne spp. (Kök-ur nematodları) ise alüvyonlu toprakları sever. Şekerpancarının asidik topraklarda yetiştirilmesi durumunda ise Pegomya hyoscyami (Panzer) (Pancar sineği) önemli zararlara sebep olmaktadır. Bu sebeple, zararlılarla mücadelede, bu hususlar, dikkate alınarak zararlıların yaşamlarını güçleştiren, fakat kültür bitkisinin kolaylıkla yetişebileceği topraklarda tarımının yapılması önceden planlanmalıdır.
3.1.3. Gübreleme
Toprağa verilen gübrenin çeşidi, miktarı ve verilme zamanları, bu toprakta yetişen bitkilerdeki zararlının ömür uzunluğu, üreme kapasitesi ve zarar düzeyi üzerinde etkilidir. Ülkemizde en çok kullanılan suni gübreler, azot, fosfor, potasyum ve kalsiyum içeriktedir. Dengeli bir gübreleme, bitkilerin iyi gelişmesini sağlamakta ve bu bitkiler, zararlıların zararından daha az etkilenmektedirler. Sodyum nitrat ve amonyum sülfat gibi çabuk etkiye sahip gübreler zararlı saldırısının fazla olduğu dönemde atılırsa bitkinin gelişmesini hızlandıracağı için bazı Coleoptera türleri ile yaprak galeri böceklerinin saldırısına karşı bitkiyi koruyabilirler. Potasyum ve fosforlu gübreler bitkiyi güçlendirmektedirler. İkisi birlikte kullanıldığında ise özellikle sokucu-emici ağız yapısına sahip zararlılara karşı bitkide dayanıklılık artmaktadır. Potasyumlu gübreler, bitkilerde hücre çeperinin daha kalın olmasını sağlamakta ve bitkiyi sağlam bünyeli olarak geliştirmektedir. Bu sebeple, sokucu-emici ağız yapısına sahip zararlılar, bu bitkilerde fazla zararlı olamamaktadırlar. Fosforlu gübreler, buğdayda köklerin erken gelişmesini teşvik etmekte ve tel kurtlarının zararını azaltmaktadırlar.
Azotlu gübrelerin toprağa fazla verilmesi sonucu bitkilerde vejatatif aksamın fazla gelişmesine ve hücrelerdeki su miktarının fazlalaşmasına ve bunun sonucu olarak da bitkinin zararlıya karşı daha cazip ve hassas olmasına sebep olmaktadırlar. Bu da, bitki öz suyu ile beslenen beyazsinek, tripsler, yaprak bitleri, kabuklu bitler ve diğer sokucu emici ağız yapısına sahip böcekler ve kırmızı örümceklerin tercih ettiği bir beslenme ortamıdır. Bunun sonucu olarak da zararlılar aşırı çoğalarak önemli kayıplara sebep olurlar. Yine, aşırı hayvan gübresi ve organik atıklar, Gryllotalpa gryllotalpa (L.) (Danaburnu) ve benzeri zararlıların çoğalmasına sebep olmaktadırlar.
Ayrıca, aşırı suni gübrelerin toprakta bulunan predatörlere olumsuz etkisi de göz önünde bulundurulmalıdır.
3.1.4. Bitki Sıklığı
Bitki sıklığı, bitkilerin büyümesini engellediği gibi, bitkiler arasında ve toprakta yaşayan organizmaların çevresindeki sıcaklık, nem ve ışık gibi faktörleri de etkilemektedir. Ayrıca, bitkiler üzerinde yaşayan zararlıların gıda arama, yumurta koyma ve diğer bazı davranışlarını da etkilemektedir. Eğer, bitkiler seyrek yetiştirilirse daha kuvvetli ve sağlam gelişerek, zararlıların zararından daha az etkilenirler. Sık yetiştirildiğinde ise güneş ışığından hoşlanmayan bazı zararlılar aşırı derecede çoğalırlar. Örneğin, sık olan bahçelerde kabuklu bitlerin ve yaprak bitlerinin daha fazla zarar yaptıkları saptanmıştır. Ancak, bazı durumlarda bitki sıklığı zararlının zararının azalmasında önem arz etmektedir. Örneğin, seyrek ve zayıf yetişen yonca tarlalarında bitkiler iyi gölgelenme yapamadığı için güneş ışığı direkt olarak toprak yüzeyine ulaşarak burada sıcaklığın artmasına sebep olmakta veHypera postica (Gyllenhal) (Yonca hortumlu böceği)'nın larvalarının gelişmesi hızlanmakta ve zarar artmaktadır. Ama sık ve kuvvetli yetişen yonca tarlalarında ise güneş toprağa ulaşamayacağı için larva gelişimi de gecikmektedir. Yine, Piesma maculatum (Laporte) (Lekeli Pancar Tahtakurusu = Oltu Böceği)'da ekimin sık yapılması ve poligerm tohum kullanılması durumunda, zararlının zararından dolayı bazı fideler ölse dahi geriye kalanların tarladaki normal sıklığını devam ettirdiği belirtilmektedir.
3.1.5. Sulama ve Drenaj
Sulama, böceklerin gelişmesini önleyebildiği gibi, teşvik de edebilir. Su kullanımı, bazı böceklerin biyolojilerindeki hassas bir dönemde ayarlandığı zaman mücadelede oldukça etkili olmaktadır. Ancak, zararlının suya tepkisi iyi bilinmelidir. Birçok zararlı, sulamadan sonra bu tarlalara akın ettiğinden mücadele zorlaşmaktadır. Örneğin, Spodoptera littoralis (Boisduval) (Pamuk yaprak kurdu) ve S. exigua (Hübner) (Pamuk çizgili yaprak kurdu) erginleri yumurtlama döneminde iseler hemen sulanmış tarlalara giderek yumurtalarını bırakmaktadırlar. Böyle tarlalarda, mücadele zorlaşmaktadır. Bu sebeple, bu zararlıların, biyolojileri dikkate alınarak sulama zamanları ayarlanmalıdır. Zamanında ve yeterli ölçüde yapılacak sulama ile Phthorimaea operculella (Zeller) (Patates güvesi)'nın zararı azaltılabilir.
Uygun bir sulamayla topraktaki çatlaklar kapanır ve toprak zerreleri tarla yüzeyinin nemli kalmasını sağlar, sonuçta gerek zararlının ergini ve gerekse larvalarının toprağa girmesi engellenir. Bunun yanı sıra hatalı sulamayla toprak sıkışık duruma gelir ve meydana gelen yarıklardan zararlılar toprak içerisine girerek yumruları bulaştırırlar.
Hypera postica (Gyllenhal) (Yonca hortumlu böceği) ile mücadelede yoncalığın ilk biçiminden 7 gün önce sulanması ve biçimden 7-10 gün sonrasına kadar yoncalığa su verilmemesi larvaların büyük ölçüde ölümüne sebep olmaktadır. Biçimden sonra toprak yüzeyine dökülen larvaların direk güneş ışığının etkisinde kalması sonucunda büyük oranda ölüm sağlanmış olur.
Aşırı sulamalar tarlada nemi artırmakta, bitkinin vejetasyon gelişmesini hızlandırarak kısa sürede sıra aralarını kapatıp nemin yükselmesine ve vejetasyon süresinin uzamasına sebep olmaktadır. Bunun sonucu olarak, Bemisia tabaci (Gennadius) (Beyazsinek) için uzun süre ve ortam sağlanmış olur ve popülâsyonu aşırı derecede artar. Thrips tabaci Lindeman (Tütün tripsi)'de ise fidelikler yeterince sulanmadığında, bu türün gelişmesi için ortam daha elverişli olmaktadır. Bu sebeple, bu türle mücadelede fidelikler kuru bırakılmamalıdır.
Drenaj, fazla olan taban suyunu ve toprağın tuzluluğunu gidermek amacıyla yapılır. Taban suyu yüksek olan yerlerde yetişen bitkiler zayıf gelişmekte ve bazı zararlılar, rutubetli topraklarda önemli zararlara sebep olmaktadırlar. Bu zararlılarla mücadelede, toprağın fazla rutubetini almak için drenaj kanalları açılmaktadır.
KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012
3. KÜLTÜREL ÖNLEMLER
Kültürel önlemler ile çevre şartlarını mücadelesi yapılacak olan zararlı türün isteklerine uygun olmayacak şekilde değiştirerek zararlının popülâsyon artışını ve zararını azaltmak, yani, zararlının yaşamını güçleştirerek çoğalmasını engellemek amaçlanmaktadır. Ancak, bunu yapabilmek için zararlı türün biyolojisi, ekolojisi ve beslenme davranışlarının çok iyi bilinmesi gereklidir. Zararlının hassas olduğu dönem veya dönemler tespit edilerek, bitki yetiştirilmesinde kullanılan kültürel yöntemler, zararlı popülâsyonunu azaltacak şekilde bir takım değişiklikler ile zararlıya karşı önlemler alınır. Yani, diğer mücadele yöntemlerine göre daha basit ve ucuz olan tarımsal faaliyetlere, zararlıyla mücadele edilecek şekilde yön verilmesidir. Kültürel önlemler, konukçu bitkinin fizyolojik durumunu oldukça etkileyebilmekte ve bu önlemler sayesinde konukçu bitki, zararlının gelişmesi için elverişsiz hale gelmektedir.
Kültürel önlemler, zararlı ortaya çıkmadan önce ve uzun yıllar üst üste uygulanmalıdır. Bu önlemler, zararlı türe, yere ve zamana bağlı olduğundan zararlıyı kontrol etmek için çok çalışılması gerekir. Ayrıca, bu yöntemler ile çoğu zaman da tek başına yeterli sonuç alınamaz. Fakat zararlıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerden yararlanılmalıdır. Çünkü kültürel önlemler ucuz ve zaten uygulanan tarımsal işlemlerdir. Kültürel önlemler çoğu kez bitki yetiştirilmesinde yapılması gerekli olan işlemlerin biraz değişiği olduğundan mücadele yöntemleri arasında en ucuz olanıdır. Bazı böcekleri zararlı oldukları dönem yerine zararsız oldukları dönemde öldürmek daha kolaydır. Kültürel önlemler, arazinin tümünde uygulandığında ise daha fazla etkili olmaktadırlar. Bu yöntemlerin, uygulanması için genellikle özel ekipman ve diğer yatırımlar gerekmez ve normal tarımsal faaliyetleri kapsar.
Kültürel önlemler ile zararlı popülâsyonunu istendiği zamanda düşürmek ve her zaman kontrol altına almak güçtür. Bu sebeple, çiftçiler tarafından ilk etapta fazla benimsenmezler.
Zararlılarla mücadelede şu kültürel yöntemler kullanılabilir.
3.1. Sağlıklı Bitki Yetiştirme
İyi gelişmiş ve sağlam bitkiler, zararlıların zararına karşı daha dayanıklı olduklarından, zararlılar, bu bitkilerde daha az beslenip çoğalmaktadırlar. Bu sebeple, bilinçli bitki yetiştirilmek suretiyle, bitkiler, zararlıların zararından korunabilir. Bitkileri zararlının zararından korumak için şu hususları gereği gibi yapmak gerekir.
3.1.1. Toprak İşleme
Toprağın sürülmesi veya diğer şekillerde işlenmesinin yöntem, zaman ve derinliği zararlılara karşı kullanılacak önemli kültürel işlemler arasındadır. Zararlının hassas olduğu dönemlerde toprak işlemesi yapıldığında popülâsyonu önemli derecede düşürülür. Mücadelesi yapılacak zararlının yaşantısı ile ilgili bilgilerin tespit edilmiş olması gerekir. Birçok zararlı toprakta kışlamakta ve belirli dönemlerini toprakta geçirmektedirler. Toprak işlemeyle zararlı için uygun barınak olan yabancı otlar ve anız imha edilmekte ve bazı böcekler ise çıkamayacak kadar derine gömülmektedirler. Toprak altında yaşayan bazı zararlılar ise yüzeye çıkmakta ve hava şartlarının etkisiyle ölmekte veya kuşlar tarafından yenmektedirler. Örneğin, Lepidoptera, Coleoptera, Hymenoptera ve Diptera takımlarına ait birçok türün larvaları toprakta yaşamakta ve pupa olmaktadırlar. Bu türler, çoğunlukla toprağın 10-20 cm derinliğinde bulunduğu için derin bir toprak işleme ile yüzeye çıkmakta ve istemedikleri iklim şartları ile karşı karşıya gelmekte, kuşlar ve kemirgenler tarafından yenmektedirler.
Ancak, meyilli arazide derin toprak işlemesi erozyona sebep olmaktadır. Bu sebeple, toprak işlenirken arazinin durumu dikkate alınmalıdır. Mısır alanlarında yapılan derin sürüm sonucu Ostrinia nubilalis (Hübner) (Mısır kurdu)'in larvaları toprak yüzeyine çıkarak iklim şartları ve doğal düşmanların etkisiyle imha edilmiş olurlar. Yine, sonbaharda yapılacak olan derin toprak işlemesi sonucu toprakta kışlayan bazı zararlıların pupaları imha edilerek ertesi ilkbaharda çıkacak ergin sayısı azaltılabilmektedir. Syringopais temperatella (Lederer) (Ekin güvesi)'nın yumurta ve larvalarıyla mücadelede tarlanın biçiminden sonra iki kez 10 cm derinlikte toprağın işlenmesi, bu zararlıyla mücadelede oldukça etkilidir. Çekirge yumurtaları, toprağın bellenmesi veya pullukla sürülmesi sonucu tahrip edilmektedir. Yine, seralarda zarar yapan kök-ur nematodlarıyla mücadelede seralarda bitkilerin bulunmadığı aylarda ikişer hafta arayla iki kez toprak işlemesi yapıldığında %69'luk olumlu bir sonuç alındığı belirtilmektedir.
Ayrıca, Pachytychius hordei (Brulle) (Hububat hortumlu böceği), Cephus pygmeus (L.) (Ekin sap arısı), Earias insulana (Boisduval) (Dikenli kurt), Agrotis spp. (Boz kurtlar), ve Agriotes spp.(Tel kurtları) gibi zararlılarla mücadelede toprak işlemesi önerilmektedir.
3.1.2. Uygun Yerde Yetiştirme
Bitkilerin sağlam gelişmeleri için uygun iklim, toprak ve yöney seçilmelidir. Bir bitkinin iyi gelişebilmesi için bitkinin tercih ettiği uygun içerikteki toprak, yöney ve yer isteği bulunur ve bu faktörler zararlının meydana getireceği zarar üzerinde de etkilidirler. Örneğin, bağlar güney yamaçlarda iyi gelişir, kıraç ve kumsal toprakları severler ve bu topraklarda iyi yetişen bağlardaki bitkiler kuvvetli ve sağlam bünyeli olduklarından, önemli bir bağ zararlısı olan Viteus vitifoliae (Fitch) (Bağ filokserası) bu topraklarda fazla çoğalıp zarar meydana getiremez. Scarabaeoidea larvaları hafif kumsal toprakları, Meloidogyne spp. (Kök-ur nematodları) ise alüvyonlu toprakları sever. Şekerpancarının asidik topraklarda yetiştirilmesi durumunda ise Pegomya hyoscyami (Panzer) (Pancar sineği) önemli zararlara sebep olmaktadır. Bu sebeple, zararlılarla mücadelede, bu hususlar, dikkate alınarak zararlıların yaşamlarını güçleştiren, fakat kültür bitkisinin kolaylıkla yetişebileceği topraklarda tarımının yapılması önceden planlanmalıdır.
3.1.3. Gübreleme
Toprağa verilen gübrenin çeşidi, miktarı ve verilme zamanları, bu toprakta yetişen bitkilerdeki zararlının ömür uzunluğu, üreme kapasitesi ve zarar düzeyi üzerinde etkilidir. Ülkemizde en çok kullanılan suni gübreler, azot, fosfor, potasyum ve kalsiyum içeriktedir. Dengeli bir gübreleme, bitkilerin iyi gelişmesini sağlamakta ve bu bitkiler, zararlıların zararından daha az etkilenmektedirler. Sodyum nitrat ve amonyum sülfat gibi çabuk etkiye sahip gübreler zararlı saldırısının fazla olduğu dönemde atılırsa bitkinin gelişmesini hızlandıracağı için bazı Coleoptera türleri ile yaprak galeri böceklerinin saldırısına karşı bitkiyi koruyabilirler. Potasyum ve fosforlu gübreler bitkiyi güçlendirmektedirler. İkisi birlikte kullanıldığında ise özellikle sokucu-emici ağız yapısına sahip zararlılara karşı bitkide dayanıklılık artmaktadır. Potasyumlu gübreler, bitkilerde hücre çeperinin daha kalın olmasını sağlamakta ve bitkiyi sağlam bünyeli olarak geliştirmektedir. Bu sebeple, sokucu-emici ağız yapısına sahip zararlılar, bu bitkilerde fazla zararlı olamamaktadırlar. Fosforlu gübreler, buğdayda köklerin erken gelişmesini teşvik etmekte ve tel kurtlarının zararını azaltmaktadırlar.
Azotlu gübrelerin toprağa fazla verilmesi sonucu bitkilerde vejatatif aksamın fazla gelişmesine ve hücrelerdeki su miktarının fazlalaşmasına ve bunun sonucu olarak da bitkinin zararlıya karşı daha cazip ve hassas olmasına sebep olmaktadırlar. Bu da, bitki öz suyu ile beslenen beyazsinek, tripsler, yaprak bitleri, kabuklu bitler ve diğer sokucu emici ağız yapısına sahip böcekler ve kırmızı örümceklerin tercih ettiği bir beslenme ortamıdır. Bunun sonucu olarak da zararlılar aşırı çoğalarak önemli kayıplara sebep olurlar. Yine, aşırı hayvan gübresi ve organik atıklar, Gryllotalpa gryllotalpa (L.) (Danaburnu) ve benzeri zararlıların çoğalmasına sebep olmaktadırlar.
Ayrıca, aşırı suni gübrelerin toprakta bulunan predatörlere olumsuz etkisi de göz önünde bulundurulmalıdır.
3.1.4. Bitki Sıklığı
Bitki sıklığı, bitkilerin büyümesini engellediği gibi, bitkiler arasında ve toprakta yaşayan organizmaların çevresindeki sıcaklık, nem ve ışık gibi faktörleri de etkilemektedir. Ayrıca, bitkiler üzerinde yaşayan zararlıların gıda arama, yumurta koyma ve diğer bazı davranışlarını da etkilemektedir. Eğer, bitkiler seyrek yetiştirilirse daha kuvvetli ve sağlam gelişerek, zararlıların zararından daha az etkilenirler. Sık yetiştirildiğinde ise güneş ışığından hoşlanmayan bazı zararlılar aşırı derecede çoğalırlar. Örneğin, sık olan bahçelerde kabuklu bitlerin ve yaprak bitlerinin daha fazla zarar yaptıkları saptanmıştır. Ancak, bazı durumlarda bitki sıklığı zararlının zararının azalmasında önem arz etmektedir. Örneğin, seyrek ve zayıf yetişen yonca tarlalarında bitkiler iyi gölgelenme yapamadığı için güneş ışığı direkt olarak toprak yüzeyine ulaşarak burada sıcaklığın artmasına sebep olmakta veHypera postica (Gyllenhal) (Yonca hortumlu böceği)'nın larvalarının gelişmesi hızlanmakta ve zarar artmaktadır. Ama sık ve kuvvetli yetişen yonca tarlalarında ise güneş toprağa ulaşamayacağı için larva gelişimi de gecikmektedir. Yine, Piesma maculatum (Laporte) (Lekeli Pancar Tahtakurusu = Oltu Böceği)'da ekimin sık yapılması ve poligerm tohum kullanılması durumunda, zararlının zararından dolayı bazı fideler ölse dahi geriye kalanların tarladaki normal sıklığını devam ettirdiği belirtilmektedir.
3.1.5. Sulama ve Drenaj
Sulama, böceklerin gelişmesini önleyebildiği gibi, teşvik de edebilir. Su kullanımı, bazı böceklerin biyolojilerindeki hassas bir dönemde ayarlandığı zaman mücadelede oldukça etkili olmaktadır. Ancak, zararlının suya tepkisi iyi bilinmelidir. Birçok zararlı, sulamadan sonra bu tarlalara akın ettiğinden mücadele zorlaşmaktadır. Örneğin, Spodoptera littoralis (Boisduval) (Pamuk yaprak kurdu) ve S. exigua (Hübner) (Pamuk çizgili yaprak kurdu) erginleri yumurtlama döneminde iseler hemen sulanmış tarlalara giderek yumurtalarını bırakmaktadırlar. Böyle tarlalarda, mücadele zorlaşmaktadır. Bu sebeple, bu zararlıların, biyolojileri dikkate alınarak sulama zamanları ayarlanmalıdır. Zamanında ve yeterli ölçüde yapılacak sulama ile Phthorimaea operculella (Zeller) (Patates güvesi)'nın zararı azaltılabilir.
Uygun bir sulamayla topraktaki çatlaklar kapanır ve toprak zerreleri tarla yüzeyinin nemli kalmasını sağlar, sonuçta gerek zararlının ergini ve gerekse larvalarının toprağa girmesi engellenir. Bunun yanı sıra hatalı sulamayla toprak sıkışık duruma gelir ve meydana gelen yarıklardan zararlılar toprak içerisine girerek yumruları bulaştırırlar.
Hypera postica (Gyllenhal) (Yonca hortumlu böceği) ile mücadelede yoncalığın ilk biçiminden 7 gün önce sulanması ve biçimden 7-10 gün sonrasına kadar yoncalığa su verilmemesi larvaların büyük ölçüde ölümüne sebep olmaktadır. Biçimden sonra toprak yüzeyine dökülen larvaların direk güneş ışığının etkisinde kalması sonucunda büyük oranda ölüm sağlanmış olur.
Aşırı sulamalar tarlada nemi artırmakta, bitkinin vejetasyon gelişmesini hızlandırarak kısa sürede sıra aralarını kapatıp nemin yükselmesine ve vejetasyon süresinin uzamasına sebep olmaktadır. Bunun sonucu olarak, Bemisia tabaci (Gennadius) (Beyazsinek) için uzun süre ve ortam sağlanmış olur ve popülâsyonu aşırı derecede artar. Thrips tabaci Lindeman (Tütün tripsi)'de ise fidelikler yeterince sulanmadığında, bu türün gelişmesi için ortam daha elverişli olmaktadır. Bu sebeple, bu türle mücadelede fidelikler kuru bırakılmamalıdır.
Drenaj, fazla olan taban suyunu ve toprağın tuzluluğunu gidermek amacıyla yapılır. Taban suyu yüksek olan yerlerde yetişen bitkiler zayıf gelişmekte ve bazı zararlılar, rutubetli topraklarda önemli zararlara sebep olmaktadırlar. Bu zararlılarla mücadelede, toprağın fazla rutubetini almak için drenaj kanalları açılmaktadır.
KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012


Comment