ALTINCI BÖLÜM
6. BİYOLOJİK MÜCADELE
Doğadaki canlıların popülâsyonları beslenme ilişkisinin gereği olarak belirli bir dengede devam etmektedir. Kültür bitkilerindeki zararlı türler ile beslenen birçok canlı türü vardır. İşte, bu canlılar zararlıları baskı altında tutarak popülâsyon artışını sınırlamaktadırlar. Bu canlılara doğal düşman adı verilir. Zararlıların popülâsyonlarını ekonomik zarar eşiğinin altında tutmak amacıyla, zararlıların predatörleri, parazitoitleri, parazitleri veya patojenleri kullanılarak yapılan mücadele çalışmalarına Biyolojik Mücadele adı verilir. Yani, biyolojik mücadele, herhangi bir organizmanın yoğunluğunu, bu etmenlerin (predatörler, parazitoitler, parazitler veya patojenler) olmadığı zamanki yoğunluğundan daha az düzeyde tutmalarını sağlayıcı faaliyetler olarak da tanımlanabilir.
Biyolojik mücadele tek başına uygulanabileceği gibi entegre zararlı yönetimi programları ile birlikte de uygulanabilir. Biyolojik mücadeleye karar vermeden önce zararlıların doğal düşmanlarının çok iyi tespit edilmiş olması ve bu doğal düşmanların etkinliklerinin bilinmesi gereklidir. II. Dünya savaşından sonra sentetik organik maddelerin sentezi ve tarımsal zararlılara karşı aşırı kullanımı sonucu, bu kimyasal maddelerin birçok olumsuz etkileri ortaya çıkmıştır. Bunun sonucu olarak tarımsal zararlılarla mücadelede kimyasal mücadele dışındaki mücadele yöntemlerine önem verilmeye başlanmış ve biyolojik mücadele önem kazanarak zararlıların doğal düşmanlarının tespiti ve biyolojik mücadelede kullanılma imkânlarının araştırılmasına ağırlık verilmiştir. Günümüzde, entegre zararlı yönetimi programlarında biyolojik mücadele oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Ancak, biyolojik mücadele ile ilgili yapılacak çalışmalarda zararlı türlerin doğal düşmanları dikkatli bir şeklide tespit edilerek, bunların biyolojik ve ekolojik özelliklerinin ortaya konması zorunludur.
Biyolojik mücadelenin tarihçesi oldukça eskilere kadar uzanmaktadır. Tarımsal zararlılara karşı biyolojik mücadele, tarım ve biyoloji alanındaki çalışmalara paralel olarak gelişme göstermiş ve 19. yüzyılda kendini göstermeye başlamıştır.
Ülkemizde ilk biyolojik mücadele çalışmalarına 1912 yılında Erisoma lanigerum (Hausmann) (Elma pamuklu biti)'a karşı Aphelinus mali Haldeman'nin; Icerya purchasi (Maskell) (Torbalı koşnil)'ye karşı Rodalia cardinalis (Mulsant)'in getirilmesi ile başlanmıştır. 1913, 1918 ve 1934 yıllarında İtalya'dan Pseudaulacaspis pentagona (Targioni Tozzetti) (Dut kabuklu biti)'ya karşı Encarsia berlesei (Howard), 1934 yılında Almanya'dan Cadra cautella (Walker) (İncir kurdu)'ya karşı Bracon hebetor Say getirilmiştir. Daha sonra, Diaspidiotus perniciosus (Comstock) (San jose kabuklu biti)'a karşı Encarsiaperniciosi (Tower);Planococcus citri (Risso) (Turunçgil unlu biti)'ye karşı Leptomastix dactylopii Howard ve Cryptolaemus montrouzieri Mulsant getirilerek üretilmiş ve doğaya salınmıştır. Ancak, ülkemizin iklim şartları sebebiyle C. montrouzieri kışı geçirememekte ve hemen her yıl doğaya salınması gerekmektedir. Dialeurodes citri (Asmead) (Turunçgil beyaz sineği)'ye karşı Encarsia lahorensis (Howard); Cydia pomonella (L.) (Elma iç kurdu) ve Arcips spp. (Yaprak bükenler)'ne karşı Trichogramma spp., Tetranychus spp.'ne karşı Phytoseiulus persimilis Athias-Henriot ülkemizde kitle halinde üretilip biyolojik mücadelede kullanılan türlerin arasında yer almaktadırlar.
Biyolojik mücadelenin çevre ve insan sağlığına olumsuz etkisi yoktur. Doğal dengeyi koruyucudur. Diğer mücadele yöntemlerine göre daha ekonomik ve süreklidir. Fakat doğal düşmanın zararlı tür üzerinde baskı kurabilmesi için belirli bir süreye ihtiyacı vardır.
Dünyada günümüzde kullanılan biyopestisitlerden, 104 bakteri (çoğunluğu Bacillus thuringiensis), 44 nematod, 12 fungus, 8 virüs ve 6 protozoa preparatının, diğer taraftan zararlılara karşı biyolojik mücadelede kullanılan 107 adet doğal düşmanın bulunduğu belirtilmektedir.
6.1. Biyolojik Mücadelede Kullanılan Organizmalar
6.1.1. Predatörler (Avcılar)
Yaşamları boyunca birden fazla ava ihtiyaç duyan, avlarını arayıp bulan ve ona saldırarak öldüren ve onunla beslenen organizmalara predatör adı verilir. Predatörler, monofag, oligofag veya polifag olabilirler. Biyolojik mücadelede daha çok monofag türler önem arzetmektedir. Predatör türler, Thysanoptera, Hemiptera, Coleoptera, Neuroptera, Diptera, Hymenoptera, Acari ve Araneae takımları içerisinde yer almaktadırlar (Tablo 6.1.1).
Ayrıca, Omurgalılar içerisinde de bazı önemli predatör türler bulunmaktadır. Omurgalılar içinde biyolojik mücadelede en çok kuşlar ve balıklardan yararlanılmaktadır.
Kuşlar içinde en önemli tür Sturnus vulgaris L. (Sığırcık)'dir. Birçok zararlı türün baskı altında tutulmasında kuşların önemi büyüktür. Örneğin, sığırcıklar, sürüler halinde çekirgeleri izler ve yerler. Toprağın işlenmesi ve çapalanması esnasında toprak yüzeyine çıkan birçok zararlı böcek türü de kuşlar tarafından toplanmaktadırlar. Bazı orman zararlılarının kontrolünde kuşlardan yararlanılmaktadır. Ormanlarda kuşlar için suni barınaklar yapılarak kuşların toplanmasını ve barınmasını sağlamak suretiyle onlardan yararlanılmaktadır. Balıklardan, Gambusia affinis Baird & Girard ve Poecilia reticulata Peters sivrisineklere karşı biyolojik mücadelede kullanılmaktadırlar.
6.1.1. Arthropoda Şubesine Ait Bazı Önemli Predatör Takım ve Familyalar
KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012
6. BİYOLOJİK MÜCADELE
Doğadaki canlıların popülâsyonları beslenme ilişkisinin gereği olarak belirli bir dengede devam etmektedir. Kültür bitkilerindeki zararlı türler ile beslenen birçok canlı türü vardır. İşte, bu canlılar zararlıları baskı altında tutarak popülâsyon artışını sınırlamaktadırlar. Bu canlılara doğal düşman adı verilir. Zararlıların popülâsyonlarını ekonomik zarar eşiğinin altında tutmak amacıyla, zararlıların predatörleri, parazitoitleri, parazitleri veya patojenleri kullanılarak yapılan mücadele çalışmalarına Biyolojik Mücadele adı verilir. Yani, biyolojik mücadele, herhangi bir organizmanın yoğunluğunu, bu etmenlerin (predatörler, parazitoitler, parazitler veya patojenler) olmadığı zamanki yoğunluğundan daha az düzeyde tutmalarını sağlayıcı faaliyetler olarak da tanımlanabilir.
Biyolojik mücadele tek başına uygulanabileceği gibi entegre zararlı yönetimi programları ile birlikte de uygulanabilir. Biyolojik mücadeleye karar vermeden önce zararlıların doğal düşmanlarının çok iyi tespit edilmiş olması ve bu doğal düşmanların etkinliklerinin bilinmesi gereklidir. II. Dünya savaşından sonra sentetik organik maddelerin sentezi ve tarımsal zararlılara karşı aşırı kullanımı sonucu, bu kimyasal maddelerin birçok olumsuz etkileri ortaya çıkmıştır. Bunun sonucu olarak tarımsal zararlılarla mücadelede kimyasal mücadele dışındaki mücadele yöntemlerine önem verilmeye başlanmış ve biyolojik mücadele önem kazanarak zararlıların doğal düşmanlarının tespiti ve biyolojik mücadelede kullanılma imkânlarının araştırılmasına ağırlık verilmiştir. Günümüzde, entegre zararlı yönetimi programlarında biyolojik mücadele oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Ancak, biyolojik mücadele ile ilgili yapılacak çalışmalarda zararlı türlerin doğal düşmanları dikkatli bir şeklide tespit edilerek, bunların biyolojik ve ekolojik özelliklerinin ortaya konması zorunludur.
Biyolojik mücadelenin tarihçesi oldukça eskilere kadar uzanmaktadır. Tarımsal zararlılara karşı biyolojik mücadele, tarım ve biyoloji alanındaki çalışmalara paralel olarak gelişme göstermiş ve 19. yüzyılda kendini göstermeye başlamıştır.
Ülkemizde ilk biyolojik mücadele çalışmalarına 1912 yılında Erisoma lanigerum (Hausmann) (Elma pamuklu biti)'a karşı Aphelinus mali Haldeman'nin; Icerya purchasi (Maskell) (Torbalı koşnil)'ye karşı Rodalia cardinalis (Mulsant)'in getirilmesi ile başlanmıştır. 1913, 1918 ve 1934 yıllarında İtalya'dan Pseudaulacaspis pentagona (Targioni Tozzetti) (Dut kabuklu biti)'ya karşı Encarsia berlesei (Howard), 1934 yılında Almanya'dan Cadra cautella (Walker) (İncir kurdu)'ya karşı Bracon hebetor Say getirilmiştir. Daha sonra, Diaspidiotus perniciosus (Comstock) (San jose kabuklu biti)'a karşı Encarsiaperniciosi (Tower);Planococcus citri (Risso) (Turunçgil unlu biti)'ye karşı Leptomastix dactylopii Howard ve Cryptolaemus montrouzieri Mulsant getirilerek üretilmiş ve doğaya salınmıştır. Ancak, ülkemizin iklim şartları sebebiyle C. montrouzieri kışı geçirememekte ve hemen her yıl doğaya salınması gerekmektedir. Dialeurodes citri (Asmead) (Turunçgil beyaz sineği)'ye karşı Encarsia lahorensis (Howard); Cydia pomonella (L.) (Elma iç kurdu) ve Arcips spp. (Yaprak bükenler)'ne karşı Trichogramma spp., Tetranychus spp.'ne karşı Phytoseiulus persimilis Athias-Henriot ülkemizde kitle halinde üretilip biyolojik mücadelede kullanılan türlerin arasında yer almaktadırlar.
Biyolojik mücadelenin çevre ve insan sağlığına olumsuz etkisi yoktur. Doğal dengeyi koruyucudur. Diğer mücadele yöntemlerine göre daha ekonomik ve süreklidir. Fakat doğal düşmanın zararlı tür üzerinde baskı kurabilmesi için belirli bir süreye ihtiyacı vardır.
Dünyada günümüzde kullanılan biyopestisitlerden, 104 bakteri (çoğunluğu Bacillus thuringiensis), 44 nematod, 12 fungus, 8 virüs ve 6 protozoa preparatının, diğer taraftan zararlılara karşı biyolojik mücadelede kullanılan 107 adet doğal düşmanın bulunduğu belirtilmektedir.
6.1. Biyolojik Mücadelede Kullanılan Organizmalar
6.1.1. Predatörler (Avcılar)
Yaşamları boyunca birden fazla ava ihtiyaç duyan, avlarını arayıp bulan ve ona saldırarak öldüren ve onunla beslenen organizmalara predatör adı verilir. Predatörler, monofag, oligofag veya polifag olabilirler. Biyolojik mücadelede daha çok monofag türler önem arzetmektedir. Predatör türler, Thysanoptera, Hemiptera, Coleoptera, Neuroptera, Diptera, Hymenoptera, Acari ve Araneae takımları içerisinde yer almaktadırlar (Tablo 6.1.1).
Ayrıca, Omurgalılar içerisinde de bazı önemli predatör türler bulunmaktadır. Omurgalılar içinde biyolojik mücadelede en çok kuşlar ve balıklardan yararlanılmaktadır.
Kuşlar içinde en önemli tür Sturnus vulgaris L. (Sığırcık)'dir. Birçok zararlı türün baskı altında tutulmasında kuşların önemi büyüktür. Örneğin, sığırcıklar, sürüler halinde çekirgeleri izler ve yerler. Toprağın işlenmesi ve çapalanması esnasında toprak yüzeyine çıkan birçok zararlı böcek türü de kuşlar tarafından toplanmaktadırlar. Bazı orman zararlılarının kontrolünde kuşlardan yararlanılmaktadır. Ormanlarda kuşlar için suni barınaklar yapılarak kuşların toplanmasını ve barınmasını sağlamak suretiyle onlardan yararlanılmaktadır. Balıklardan, Gambusia affinis Baird & Girard ve Poecilia reticulata Peters sivrisineklere karşı biyolojik mücadelede kullanılmaktadırlar.
6.1.1. Arthropoda Şubesine Ait Bazı Önemli Predatör Takım ve Familyalar
| THYSANOPTERA | NEUROPTERA |
| Aeolothripidae | Chrysopidae |
| Phloeothripidae | Hemerobiidae |
| Thripidae | DIPTERA |
| HEMIPTERA | Cecidomyiidae |
| Anthocoridae | Chamaemyiidae |
| Gerridae | Sciomyzidae |
| Miridae | Syrphidae |
| Nabidae | HYMENOPTERA |
| Pentatomidae | Formicidae |
| Reduviidae | Vespidae |
| Veliidae | Sphecidae |
| Phasmatidae | Crabronidae |
| COLEOPTERA | ACARI |
| Carabidae | Phytoseiidae |
| Cicindelidae | Hemisarcoptidae |
| Dytiscidae | Stigmaeidae |
| Cleridae | ARANEAE |
| Coccinellidae | |
| Cybocephalidae |
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012


Comment