fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse

KİTAP HAKKINDA

YAZARI: Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş)
Erzurum - 2012

Kitabın Tamamı Sitemizde Yazardan izin alınarak yayınlanmaktadır.

Sayın çok değerli Prof. Dr. Erol YILDIRIM hocamıza katkılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

© Copyright
Bu kitabın her türlü yayın hakkı yazarına, basım ve satış haklan Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne aittir. Bu kitabın bütün hakları saklıdır. Yazarından ve ilgili kuruluştan izin alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
See more
See less

Seks Feromonları ve Zararlılarla Mücadelede Kullanım İmkânları

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Seks Feromonları ve Zararlılarla Mücadelede Kullanım İmkânları

    DEVAMI:

    7.1.5.4. Seks Feromonları ve Zararlılarla Mücadelede Kullanım İmkânları

    Feromonların böcek mücadelesinde kullanılmasına 1970’li yıllarda başlanmış ve bazı önemli türler üzerinde önemli sonuçlar elde edilmiştir. 1960’lı yıllara kadar uzaktan çekici maddeler izole edilip tespitler yapıldığı zaman bazı çevrelerde uçup giden bir dönemin endişeleri başlamıştır. 1975-1980 yılları arasında ise feromon araştırmalarının giderek yoğunlaşması sebebiyle bu döneme haber periyodu denilmektedir. Bu dönemde, bazı böcek takımlarına mensup türlerin feromon bileşiklerinin tanımı, tespiti ve ispatı yapılmıştır. Bu çalışmalara bağlı olarak endüstri alanında ise uygulamaya dönük formüle edilmiş feromonların imali yapılmış ve uygun tuzak tipleri geliştirilerek pazarlara çıkarılmıştır. Şu ana kadar böceklerden 9 takıma ait 90 familyadan 1600’den fazla türün feromonu tanımlanmıştır. Bu türlerin çoğunluğu Lepidoptera takımı içerisinde yer almaktadır. 230 türün feromonu ticari olarak kullanılmaktadır. Bunlardan, Dictyoptera’dan 3, Coleoptera’dan 27, Diptera’dan 7, Hemiptera’dan 4 ve Lepidoptera’dan 189 türün feromonu ticari olarak satılmakta ve bu türlerle mücadelede bu feromonlardan yararlanılmaktadır. Bu feromonlardan, 18 tanesi çiftleşmeyi engelleyen feromonlardır. Örneğin;
    Pectinophora gossypiella (Saunders), Earias insulana (Boisduval), E. vitella Sherborn ve Cydia pomonella (L.) da çiftleşmeyi engelleyen maddeler kullanılarak ilaçlama sayısı oldukça düşürülmüş ve popülâsyon yoğunluğu azalmıştır.
    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012
  • Fidanligi.com

  • #2
    Seks feromonlarının mücadelede kullanımlarım şekilleri şunlardır.
    1. Seks Feromonlarının Zararlıların Popülâsyonlarını İzleyip Mücadeleye Karar Verme ve Zararını Belirlemek Amacıyla Kullanımı
    Bunun için geliştirilmiş tuzaklardan yararlanılır. Seks tuzakları veya eşeysel çekici tuzaklar adı verilen bu tuzaklar değişik yapılıştadırlar. Tuzaklara eşeylerin feromonları ya fitillerine sürülerek ya da kapsül içinde özel yerine yerleştirilmek suretiyle kullanılır. Böylece, karşı eşey tuzağa cezbedilmiş olur. Sürekli kontrol ve sayımlarla zararlının popülâsyon yoğunluğu, ergin çıkışları gibi zararlılarla mücadeleye yönelik bilgiler elde edilir. Günümüzde birçok zararlı böcek türünün popülâsyonunu bu şekilde izlemek mümkündür. Feromonlu cezbedici tuzaklardan özellikle önceden tahmin ve erken uyarı çalışmalarında yararlanılmaktadır. Örneğin, Cydia pomonella (L.), Grapholita funebrana Treitschke, G. molesta (Busck), Lobesia botrana (Denis & Schiffermüller), Ostrinia nubilalis (Hübner) ve Archips spp. gibi zararlılarla ilgili çalışmalar, ülkemizde dahil olmak üzere birçok ülkede kullanılmaktadır. Bu zararlılarla ilgili feromonların hemen tümünün sentetik olanları elde edilmiştir. Ülkemizde özellikle, Cydia pomonella (L.), Bactrocera oleae (Gmelin), Prays citri (Milliere) ve Synanthedon myopaeformis (Borkhausen)’e karşı feromon tuzakları kullanılmaktadır.
    Feromon tuzağının bulunduğu yerin pozisyonu da verim üzerine farklı etkide bulunmaktadır. Tuzaklar birbirine yakın olarak asılmışsa, karşılıklı olarak biri diğerini etkiler. Uzak olmaları ise uçmada farklılıklar gösterir. Bu sebeple, uygun aralıklı olmalıdırlar. Böcekler, ancak, ortalama hava ile iklim şartlarında feromon kaynağı bulabilirler. Rüzgâr yardımıyla lepidopterlerin çekici maddelerinin etkisinin 1000 m2 ye kadar uzanabildiği, fakat değişen hava akımlarıyla yönlerin etkili uzaklığını da değiştirdiği de tespit edilmiştir.

    Ayrıca feromonlar direkt olarak tarımsal zararlılarla bir mücadele yöntemi olarak kullanımı dışında, müçadeleye yardımcı olarak da kullanılmaktadır. Bunlar; kışlayan bir türün popülasyonu yoğunluğunun saptanması, zararlı böcek türlirenin uçuş pireyodu ve dağılımının tespiti, entegre zararlı yönetiminde yararlanma, ilaçlama zamanlarının belirlenmesi ve etkinliğinin kontrol edilmesi amacıyla kullanılmasının yanı sıra, öldürecek, kısırlaştıracak veya patojenlerle enfekte edilecek tuzaklara zararlıları cezbetmek amacıyla da feromonlardan yararlanılır.

    2. Seks Feromonlarının Zararlıları Kitle Halinde Yakalamak Amacıyla Kullanımı


    Belirli aralıklarla ve belirli yoğunluklarda feromonlu cezbedici tuzaklar yerleştirilerek zararlıların kitle halinde yakalanıp popülâsyonlarının azaltılmasıdır. Özellikle ada gibi izole bölgeler ve mikroklima alanlarında bu yöntemin başarı oranı daha yüksektir. Kitle halinde yakalama yönteminde en önemli hususlar, tuzakların birbirine olan uzaklıkları, belirli alanlarda bulunması gereken tuzak sayısı ve tuzaklarda feromon kapsüllerinin yenilenme aralığıdır. Bunlar zararlı türüne, feromon özelliğine, zararlının popülâsyon yoğunluğuna göre değişir. Genellikle, lepidopterlere karşı uygulanan bir yöntemdir. İnsektisit kullanımını engellemek veya entegre zararlı yönetimi programı çerçevesinde diğer mücadele yöntemleriyle kombine edilerek ilaçlama sayısını en aza indirmek kitle halinde tuzakla yakalama yönteminin amacını oluşturmaktadır.


    Feromon veya çeşitli cezbedicilerle yapılan kitle halinde tuzakla yakalama yönteminin uygulanmasında feromon tuzakları, besi tuzakları ve renk tuzakları kullanılır. En yaygın olarak feromon tuzaklarından yararlanılır. Ülkemizde, Cydia pomonella (L.) (Elma iç kurdu)'ya karşı pherocon tip eşeysel çekici tuzaklar, her biri 1 mg codlemone içeren kapsüller ile kitle halinde yakalama çalışmaları yapılmış oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.


    Kullanılan tuzak maddeleri ve tuzak tipleri, türlere göre değişse bile prensip aynı kalmaktadır. Plantasyona asılan izleme tuzaklarıyla ilk ergin çıkışı saptanır saptanmaz belirli aralıklarda yoğun olarak aynı tip tuzaklar yerleştirilir ve zararlı popülâsyonundan hedeflenen eşeye ait bireyler cezbedilerek eşeysel oran bozulur. Türün çiftleşme şansı azalacağı için doğada yumurta bırakamaz ve zararlı popülâsyonu giderek azalır. Bazı durumlarda kimyasal mücadeleye gerek kalmaz ya da mümkün olan en az sayıda ilaçlamayla mücadele gerçekleştirilir. Kullanımına en sık rastlanan materyal, türe özgü olan bireylerin çiftleşme çağrısı olarak karşı eşeyi cezbetmek için salgıladığı feromon maddesi ve bu feromonlar ile hazırlanan tuzaklardır. Ya doğal olarak böceğin abdomeninden ekstrakte edilerek veya sentezi yapılıp üretilerek bu maddelerden, tuzak sistemlerinde yararlanılır. Türe özgü feromon kapsül veya dispenser denilen yayıcılara belirli miktarda emdirilir, türü en çok cezbeden renk ve biçimde hazırlanan tuzağa kurumayan yapışkan sürülmüş bir tabla yerleştirilir ve bunun üzerine de feromon kapsülü tutturulur. Bitkinin dalına veya bir sırığa bir tel veya ip vasıtasıyla bu tuzaklar uygun aralıklarla ve uygun yükseklikte, tür için önemli ise hakim rüzgâr yönünde yerleştirilir. Böylece tuzaktaki feromonu algılayan karşı eşeyin bireyleri tuzağı bulur ve yapışkan tabla üzerine düşerek çok sayıda yakalanırlar. Bir feromon tuzağından beklenen en önemli özellik, ömrü süresince feromonu en etkili miktarda, yakın oranda ve sürekli olarak dışarı yaymasıdır.

    3. Seks Feromonlarının Zararlıyı Şaşırtmak Amacıyla Kullanımı


    Bu teknikte, bir bölge feromonla doyurulup erkek bireyleri şaşırtmak suretiyle çiftleşme davranışları bozulur ve bunun sonucunda normal yaşayışlarını engellemek suretiyle popülâsyonları azaltılır. Burada da seks feromonlarından yararlanılır. Bu teknikte her tür için ayrı ayrı geliştirilmiş sentetik feromonlar genellikle kapsüller içerisinde bölgeye uçaklarla veya özel araçlarla atılır. Böylece, bu bölge feromonla doyurulmuş olur. Bunun sonucunda zararlı böceğin karşı eşeyi yönünü belirleyemez ve dişiye ulaşamaz. Böylece, çiftleşme olmayacağından üremede engellenmiş olur. Bu tekniğin başarılı olması için zararlı böcek türünün mutlaka eşeyli üremesi gerekir. ABD'nde elma iç kurduna karşı bu şaşırtma tekniği uygulamalarında başarılı sonuçlar alınmıştır. Ancak, bu yöntemin pahalı bir uygulama oluşu, uygulanması için uzmanlık gerektirmesi ve feromonların gıda maddeleri üzerinde toplanma sorunu ise dezavantajlı yönlerindendir.


    4. Seks Feromonlarının Kısırlaştırıcı Kemosterilantlar ile Birlikte Kullanımı


    Feromonla cezbedilmiş eşeylerin kemosterilant maddeyle kısırlaştırılmak suretiyle popülâsyonlarının azaltılması yöntemidir. Bu yöntem son yıllarda sınırlı olarak uygulanmaktadır. Bu yöntemin başarılı olabilmesi için feromon ile kısırlaştırıcının aynı eşeyler üzerinde etkili olması gerekir. Örneğin, kullanılan feromon dişi tarafından salgılanan ve erkekleri cezbeden bir feromon ise kemosterilantın da erkekleri kısırlaştıran veya hem erkek hem de dişileri kısırlaştıran kemosterilant olması gerekir. Kültür alanlarında feromonun etki mesafesi göz önünde tutularak belirli aralıklarda nokta halinde ilaçlamalar yapılabilir. Ayrıca, feromon tuzağına zararlıya özelleşmiş patojen mikroorganizmaların ilavesi ile zararlı hastalandırılarak popülâsyonu baskı altında tutulabilir.
    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

    Comment


    • #3
      Bazı Böcek Türlerinde Tespit Edilen Feromonlar

      7.1.5.5. Bazı Böcek Türlerinde Tespit Edilen Feromonlar
      Takım Familya Tür Feromonun Kimyasal Yapısı
      Dictyoptera Blattidae Blatella germanica 3-11-dimethyl-2-nonacosanone 29-hydroxy-3,11 -dimethyl-2-nonacosanone
      Coleoptera Bruchinae Acanthoscelides obtectus Methyl (-) (E) -2,4,5-tetradecatrienoate
      Coleoptera Dermestidae Anthrenus flavipennis (Z)-3-decanoic asit
      Coleoptera Dermestidae Attagenus megatoma (E,Z)-3,5-tetradecadienoic asit
      Coleoptera Dermestidae Attagenus elongatulus (Z,Z)-3,5-tetradecadienoic asit
      Coleoptera Dermestidae Trogoderma inclusum (Z)-14-methyl-8-hexadecenal
      Coleoptera Dermestidae Trogoderma variabile (Z)-14-methyl-8-hexadecenal (Z)-14-methyl-8-hexadecenal (trogoderma)
      Coleoptera Dermestidae Trogoderma glabrum (E)- 14-methyl-8 -hexadecenal (E)- 14-methyl-8 -hexadecenal-1 -ol
      Coleoptera Dermestidae Trogoderma granarium (E)- 14-methyl-8 -hexadecanol
      Coleoptera Apionidae Cylas formicarius (Z)-dodecenly (E)-2 butenoate
      Coleoptera Elateridae Melanotus okinawensis 12:Ac
      Coleoptera Scolytinae Dendroctonus micans Exo-brevicomin
      Coleoptera Scolytinae lps sexdentatus metyl butenol+cisverbenol-ipsdienol(Ipslure)
      Coleoptera Scolytinae Orthotomicus erosus Methyl butenol+ ipsdienol
      Coleoptera Scolytinae Trypodendron lineatum Linoprax (ethanol-pinene+ (2,6,6- trimethyl bicyclo (3.1.1.) hep +-2-ene)
      Coleoptera Tenebrionidae Tribolium confusum 1-pentadecene n-hexadecene 1-heptadecene 4, 8-dimethyldecanol
      Coleoptera Tenebrionidae Tribolium castaneum 4,8-dimethyldecanol
      Coleoptera Cucujidae Cryptolestes ferrugineus (E,E)-4-8-dimethyl-4,8-decadien-10-olide (ferrulactone 1) (3Z,11S)-dodecen-11 -olide (ferrulactone 2)
      Coleoptera Curculionidae Sitophilus oryzae (R,S)-4 -methyl-5 -hydroxy-3-heptanone (sitophilure)
      Coleoptera Curculionidae Sitophilus zeamais (R,S)-4 -methyl-5 -hydroxy-3-heptanone (sitophilure)
      Coleoptera Bostrichidae Rhizoperta dominica 1-methylbutyl (E)-2-methyl-
      2-pentenoate(dominicalure 1)
      1-methylbutyl (E)-2,4-dimethyl-
      2-pentenoate (dominicalure, 2)
      Coleoptera Anobiidae Stegobium paniceum 2,3-dihydro-2,3,5- trimethyl-6( 1 -methyl-2-oxobutyl)-4 H-pyran-4-one
      Coleoptera Anobiidae Lasioderma serricorne 4, 6-dimethyl-7-hydroxynonan-3-one
      Diptera Tephritidae Dacus oleae (1.7-dioxaspiro (5.5) undecane
      Lepidoptera Gelechiidae Pectinophora gossypiella (7,11 -hexadecadien-1 -ol-acetata) (Gossyplure)
      Lepidoptera Yponomeutidae Prays citri (Z)-7-tetradecena
      Lepidoptera Yponomeutidae Prays oleae (Z)-7-tetradecena
      Lepidoptera Lyonetidae Leucoptera scitella min. 5,9-dimethyloctadecane maj.5,9-dimethylotadecane
      Lepidoptera Noctuidae Earias insulana (Z)-9-tetradecenly formate
      Lepidoptera Noctuidae Limantria dispar (cis-2-decyl-3-(5-mothyl-hexyl) oxirane) (Disparlure)
      Lepidoptera Noctuidae Spodoptera littoralis Cis-9,trans-11-tetradecadienly acetata Z-9 E-11-14:Ac,Z9,E12-14:Ac
      Lepidoptera Sesiidae Synanthedon myopaeformis 3-13-hexadecadienly acetate
      Lepidoptera Sesiidae Synanthedon pictipes (3E,13Z)-3,13 -octadecadienly acetate
      Lepidoptera Tortricidae Adoxophyes orana cis-9 ve cis-11 tetradeanly acetate
      Lepidoptera Tortricidae Argyrotaenia velutinana cis-11tetradecenly acetate(Riblure)
      Lepidoptera Tortricidae Cydia pomonella E,E- 8,10-dodecadion-1-ol (Codlemone)
      Lepidoptera Tortricidae Grapholita funebrana Denacyl (Z)-18-dodecenly acetate %1-3 (E) izomerleri Acenol (Z)-8-dodecenly acetate %5-7(E) izomerleri
      Lepidoptera Tortricidae Lobesia botrana (E7,Z9)-dodecadienly acetate
      Lepidoptera Gelechiidae Sitotraga cerealella (Z,E)-7,11 -hexadecadien-1 -ol acetate
      Lepidoptera Pyralidae Plodia interpunctella (Z,E)-9,12-tetradecadien-1-ol acetate
      Lepidoptera Pyralidae Cadra cautella (Z,E)-9,12-tetradecadien-1-ol Acetate
      Lepidoptera Pyralidae Cadra figulilella (Z,E)-9,12-tetradecadien-1-ol acetate
      Lepidoptera Pyralidae Ephestia elutella (Z,E)-9,12-tetradecadien-1-ol acetate
      Lepidoptera Pyralidae Ephestia kuehniella (Z,E)-9,12-tetradecadien-1-ol acetate

      KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
      (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
      Prof. Dr. Erol YILDIRIM
      Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

      Comment


      • #4
        DEVAMI:

        7.1.5.6. Alarm Feromonları ve Mücadelede Kullanım İmkânları

        Alarm feromonlarının kaçırtıcı etkisi göz önüne alınarak bu bileşiklerin yaprak bitlerinin virüs naklinin önlenebilmesinde kullanımı yoluna gidilmiştir. P-farnesene patates Y virüsünü nakleden kanatlı yaprak bitlerine karşı repellent ve beslenmeyi engelleyici etki yaratmak amacıyla kullanılmıştır. Ancak, sonuçlar beklendiği kadar başarılı olmamıştır. Alarm feromonları çok çabuk buharlaştığından ve okside olduğundan yaprak bitlerinin koloni oluşturmasını ve virüs naklini engelleyemediği
        tespit edilmiştir. Bu sebeple, son yıllarda doğal feromonların yerini alabilecek sentetik analoglarının üretimi yoluna gidilmiştir. (E)- P-farnesene ve diundecyl acetylenedicarboxylate'den oluşan 1,4 cycloaddition maddesi ilkbaharda ekilen arpalardaki arpa sarı cücelik virüs hastalığının yaprak bitleri tarafından taşınmasını azalttığı saptanmıştır.
        Bitki yüzeyinde bulunan hava katmanı (E)- P-farnesene içeriyorsa bu durum kanatlı bireylerin bu bitkiye yerleşmesini engellemektedir. Yabani patates (Solanum berthaultii)'in yaprakları üzerinde bulunan 1-3 cm yüksekliğindeki hava tabakası Myzus persicae (Sulzer) (Şeftali yaprak biti)'nin uzaklaşmasına yol açmaktadır. Ayrıca, bitki üzerindeki yerleşik yaprakbiti kolonilerinin hızla dağılmasına sebep olmaktadır. Bu durum, (E)-P-farnesene'nın yaprak bitlerinin meydana getirdiği davranışa benzerlik göstermektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda yabani patates bitkisinin yapraklarındaki salgı kıllarının (E)- P-farnesene salgıladığı anlaşılmıştır. Bu özelliğin kültür patates çeşitlerine geçirilebilmesi durumunda yaprakbiti zararı ve naklettiği virüslere karşı korunmasının sağlanabileceği düşünülmektedir.
        (E)- P-farnesene ani etkili kontak pestisitlerin etkinliğini artırabilir. Bu durum yaprakbitlerinin hareketlerinin fazlalaşmasından kaynaklanmaktadır. Alarm feromonu ve kontak insektisit birlikte kullanıldığında alarm feromonu etkisiyle dağılma hızlanmakta böylece, insektisit ile temas oranı artmaktadır. Afitlerdeki türler arası alarm feromonu olan trans-P-farnesene'nin kullanımı ile non-persistent olan bitki virüs hastalıklarının yayılması önlenebilmektedir. Bu konu üzerindeki araştırmaların, pratiğe intikali ile ilgili çalışmalar yoğunlaşarak devam etmektedir.
        7.1.5.7. Antimikrobial Alarm Feromonları ve Mücadelede Kullanım İmkânları
        Bazı Arthropoda türlerinin salgıladığı semiokimyasal salgıların, bazı mikroorganizmaların bulundukları ortamlarda çoğalmalarına yardımcı olduğu saptanmıştır. Toprak altındaki yuvalarında yaşayan karıncalar, buralardaki bakteri ve fungusların yardımıyla bazı besinleri sağlamak suretiyle daha güçlü bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedirler.
        Yine, arthropodlar mikroorganizmaların patojenik gelişmelerini sınırlamak için de bazı semiokimyasal maddeler salgılamaktadırlar. Örneğin, Acarina takımının bazı familyalarının salgıladıkları alarm feromonlarının bazı fungus türlerine karşı fungusit etki gösterdiği saptanmıştır. Carpoglyphus lactis (L.)'in alarm feromonu salgılaması sonucu fungus gelişiminin önlendiği belirtilmektedir. Bu akarın yokluğunda ise Aspergillus cinsine ait fungusların hızlı bir şekilde geliştiği kaydedilmektedir. Yine, 214 tane alarm feromonunun antifungal özelliğinin saptanması sonucu, bu konu üzerindeki çalışmaların gittikçe yoğunlaştığı görülmektedir. Yapılan bir çalışmada, Citral, 2-heptanone ve 4-metil-3 heptanone'nin bitki, insan ve böcek patojenlerini içeren 10 cinse ait funguslara etkileri değerlendirilmiştir. Citral'in diğer iki alarm feromonundan daha çok fungusit etki gösterdiği,Dermatophytes'in bazı ticari fungusitler karşısında daha başarılı, fakat bitki ve insan patojenleri karşısında etkilerinin daha az olduğu saptanmıştır. Nezara viridula (L.)'nın (E)-2-hexanal ve (E)-decenal alarm feromonları önemli bir böcek patojeni olan Metarhirzium anisopliae fungusunun entomopatojen sporlarının çimlenmesini engellediği saptanmıştır. Alarm feromonlarının fungustatik etkisinin de oldukça yüksek olduğu belirtilmektedir. Bu husustaki uygulamaya dönük çalışmalar hızla devam etmekte ve ümit var olarak görülmektedir.
        7.1.5.8. Toplanma Feromonları ve Mücadelede Kullanım İmkânları
        Bazı böcek türlerinin sık toplanmaları alarm feromonlarının salgılanması sonucu olmaktadır. Özellikle sosyal yaşayan bazı türler, son derece çekici alarm feromonlarıyla bir saldırının etrafında toplanabilirler. İşçilerin tehlikeyi haber verme davranışları sonucu salgılanan alarm feromonu yardımıyla, bir grup davranışı göstererek alarma geçerler. Alarm feromonlarının görev gücündeki taraftar toplama dürtüsü genellikle karıncalarda yaygındır ve diğer bazı hymenopterlerde de görülür. Alarm feromonları rakip ve yem olarak nitelendirilen anahtar tanıtma işaretinde görevlidirler. Yine de yaradan ileri gelen dürtünün yokluğunda, alarm feromonunun düşük konsantrasyonunun serbest bırakılması toplanmaya olumsuz etki yapabilir.
        n-undecane hidrokarbonu, birçok karınca türü tarafından alarm feromonu ve savunma allomonu olarak kullanılır. Ayrıca, Iridomyrmex pruinosus (Roger)'da 2-heptanone, beslenmek için toplanmalarında alarm feromonu olarak kullanılmaktadır. n-undecane ve 2-heptanone gibi bileşikler sosyal yaşayan böcek türlerinde alarm feromonu ve savunma allomonu olarak görev yapmaktadırlar.
        Karıncalar mantar yetiştirmek için yaprakları keserek parçalara ayırırlar ve bunları sürükleyerek yuvalarına taşırlar. Bu esnada, Atta texana (Buckley) 4-methyl 3 heptanone alarm feromonu ile uyarıldığında, işçilerin yiyecekleri bırakıp yuvalarına geri döndükleri, daha sonra bu tehlike ortadan kalkıncaya kadar çalışmalarına başlamadıkları tespit edilmiştir.
        Birçok böcek türü korunma ve diğer bazı olaylar için bir araya toplanırlar. Örneğin, Trogoderma granarium Everts (Khapra böceği)'un toplanma feromonu yağ esterlerinin etil eleate, etil palmitate, etil stearate ve etil linoleate karışımı olduğu bilinmekte ve bu feromon sayesinde bir araya toplanmaktadır. Bu feromonlar üzerinde de yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Özellikle, bu feromonlar sayesinde zararlıların bir araya toplanmaları sağlanarak imhası hususundaki çalışmalar devam etmektedir.


        KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
        (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
        Prof. Dr. Erol YILDIRIM
        Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

        Comment


        • #5
          DEVAMI:

          7.1.5.9. Kabuk Böceklerinde Toplanma Feromonları ve Mücadelede Kullanım İmkânları

          Kabuk böceklerindeki toplanma feromonları hakkında ilk çalışmalar 1948'de yapılmış, fakat 1960 yılından sonra istenilen sonuçlar alınmaya başlanmıştır. Seks feromonlarının aksine kabuk böceklerinde feromonlar dışarıya bir salgı bezinden verilmez. Bunlar, genellikle, maddelerin değişimi olarak dışkıyla verilir. Aynı konukçuyu işgal eden akraba türlerde de, benzer koku maddeleri bulunmaktadır. Kimyasal haberleşmenin sağlanmasında, günlük ve mevsimlik hareketler, feromon bileşiklerinin kombinasyonu, konukçu bitkinin koku maddesi, tür ve popülâsyonlarının özel durumları etkilidir.
          Kabuk böceklerindeki toplanma feromonları, uygun kuluçka materyalini belirlemek amacıyla çıkarılır. Toplanmada amaç, bir konukçu ağacın birlikte işgal edilmesi ve eşlerin birbirini bulabilmesidir. Eğer, böcek herhangi bir sebeple karşı konulmaya maruz kalmaz veya karşı bir mukavemetle topluluk dağıtılmazsa, konukçu ağaç başarıyla işgal edilir. Konukçu ağacın bireylerle aşırı derecede işgal edilmesi, kuluçkalanmayı önleyici ve uzaklaştırıcı feromon yardımıyla veya çekici madde üretiminin kesilerek durdurulmasıyla önlenmiş olur. Çekici ve uzaklaştırıcı maddelerle oluşturulan toplanmalar bir ağaçtan diğer ağaca doğru yönlendirilerek, ormanlarda zararlar öbek öbek başlayarak ilerler.
          Scolytus türlerinde son bağırsakta bulunan salgı bezine benzeyen bir yapı, feromon salımına katılır. Kabuk böceklerinde feromon salımı dışkı ile olur. Bu türlerde toplanma feromonunun üretim ve verimine konukçu ağacın etkisi de bulunur. Birçok Ips türü konukçu ağacın monoterpen'ini terpen alkole dönüştürür ve bunu feromon olarak kullanır. Örneğin, Ips paraconfusus Lanier'un erkeklerinin, konukçu bitkideki mircene maddesini kullanarak Ipsdienol ve Ipsenol ürettikleri saptanmıştır. Bu maddeler, konukçuda galeri oluşturduktan sonra erkekler tarafından salgılanmaktadır. I. paraconfusus ve I. avulsus'un erkekleri feromon üretimi için yeterli mircene ihtiyaç duymaktadırlar. I. calligraphus ve I. grandicollis'in erkekleri mircene'yi ipsidenol'a dönüştürmeden önce mutlaka beslenmelidirler. Dendroctonus ponderosae (Dencpo)'nın erkeklerinin trans-verbenol feromonunu üretmek için bir uyarıcı olarak konukçu ağaçlardaki a-pinene'yi kullandıkları tespit edilmiştir.
          Yapılan çalışmalarda, Lepidoptera türlerinde dişinin günlük feromon üretim düzeni, erkeklerin günlük arama uçuş düzeniyle paralel olduğu tespit edilmiştir. Dışkıya bağlı olarak verilen feromonun toplanma sinyali de ancak, günlük bir düzen içerisinde olabilmektedir. Kabuk böceklerinin uçuşu ve günlük feromon verimi, iklim şartlarına ve erginin çıkışına bağlıdır. Genellikle türlerde konukçunun işgali öğleden sonra en yüksek noktaya ulaşır, fakat serin günlerde uçma sıcak öğle saatlerinde, sıcak günlerde ise akşam serinliğinde olmaktadır. Kabuk böceklerinin aksine odunda üreyen scolytidler cezbedici devreleri sırasında hiçbir gıda alımında bulunmazlar. Dolayısıyla, bir dışkı verimi yoktur. Çünkü toplanma feromonu son bağırsak ile dışarı verilir.
          Kabuk böceklerinde popülâsyonu cezbedici maddeler ise, daha karmaşık bir yapı gösterir. Dendroctonus türlerinde dişi, Ips türlerinde erkek tarafından üretilen bu maddelerin verimi, ağaçlardaki işgalin sıklığına, eşeysel duruma ve konukçu ağacın kalitesine bağlı olarak değişmektedir. İğne yapraklı ağaçlardaki kabuk böceklerinde reçine, direkt veya indirekt olarak feromon verimini etkilemektedir. Böceğin delme faaliyetine bağlı olarak, popülâsyon cezbedici maddesi, ancak, terpen bileşikleri içerisinde açığa çıkabilmektedir. Bu sebeple, işgalin olabilmesi, kaynaktaki çekici madde yoğunluğuna bağlıdır.
          Ips typographus (L.) için geliştirilen ve seri üretimi yapılarak pazarlarda satılan pheroprax feromon preparatının arazi uygulamalarında etki aralığı 5-30 m'dir. Tuzaklar arası 30 m ve dikili ağaçlardan en az uzaklığın ise 5 m olması istenmektedir. Yapılan bir çalışma sonucunda ise tuzakların en az 30 m aralıklı olması, fakat uçuş yapan böcekler için 100 m veya daha fazla uzaklığın yeterli olabileceği tespit edilmiştir. Dendroctonus brevicomis LeConte'in feromonlarla haberleşme sistemi ve biyolojisi şu şekilde gerçekleşmektedir. Bu tür ilkbaharda yaşlı ağaçlardaki kışlama yerini terk ederek, önce dişiler konukçu ağaca gelirler. Delme sırasında dış kabuktan soymuğa geldiği zaman, giriş deliği civarında reçine hunisi oluşur ve bu giriş deliğinden dışarıya dışkıyla beraber exo-brevicomin salgılanır. Bu madde erkekleri çeker. Çekilen erkekler frontalin üretiminde bulunarak daha çok dişiyi çekerler. Bu arada verbenon da üreterek aşırı işgal önlenir, gelen dişilerin bir kısmı ağacın işgal edilmemiş kısımlarına ve komşu ağaçlara doğru yönelirler. Reçine akışı ve feromon verimi durur.
          Dentroctonus micans (Kugelann), ülkemizde ilk kez 1966 yılında Kars'ın Posof ormanlarında görülmüş, daha sonra popülâsyonu artmış ve bugün Artvin doğu ladini ormanlarında yaygın durumdadır. Bu türün, kabuğu delip soymuk tabakasında ana yollarını açmaları sırasında büyük oranda okside olmuş terpineol üretmektedir. Yapılan araştırmalarda, henüz yiyimde bulunmamış genç erginleri ise a-pinen'in oksidasyonuyla oluşan mirtenol ürettikleri tespit edilmiştir. Ips sexdentatus (Börner), Doğu Karadeniz Bölgesi'nde doğu ladini ormanlarında periyodik olarak popülâsyon artışıyla ekonomik zararlara sebep olan bir türdür. Bu türe karşı"Ipslure" feromon denemesi yapılmış ve bu uygulamalardan başarılı sonuçlar alınmıştır. Orthotomicus erosus (Wollaston)'un konukçu ağaca yönelmesi ilk defa erkek erginler tarafından olmakta ve bunlar ağacı yeni işgal ettikleri zaman, toplanma feromonu olan methyl-butenol ve ipsdienol üretimine başlarlar. Bu maddeler ile yapılan arazi çalışmalarında ipsdienolun uzaktan çekici ve methyl-butenolun ise konma etkilerinin bulunduğu tespit edilmiştir.


          KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
          (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
          Prof. Dr. Erol YILDIRIM
          Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

          Comment


          • #6
            DEVAMI:

            7.1.5.10. Sosyal Böceklerde Feromonlar ve Mücadelede Kullanım İmkânları

            Yavru bakımı, besin sağlanması ve ortak korunma, yuva yapan ve sosyal yaşayan böceklerde en yüksek düzeye ulaşmıştır. Bunun yanı sıra aynı yuvada yaşayan bireyler arasında belirli bir iş bölümü meydana gelmiş ve morfolojik yapıda, bu iş bölümüne uygun bir şekilde farklılaşmalar ortaya çıkmıştır. Kural olarak üreme işi, eşeysel bireylerle, besin sağlama ise işçiler ve varsa askerlerle yapılmaya başlanmıştır. Sosyal yaşamın temelinde bir sosyal çekim ve sosyal taklit söz konusudur. Sosyal çekimle birlik oluşturma, sosyal taklitle kendine özgü yuva yapımı ve yavru bakım işleri yürütülür. Bununla beraber her iki özellik de belirli ölçülerde tüm böcek takımlarında mevcuttur. Sadece, Vespidae familyasına ait 800 tür sosyal ve yarı sosyal yaşama sahiptir.
            Gerçek sosyal yaşayan böceklerde, sadece ortak bir yaşamın ortasında, karşılıklı fizyolojik etkileşim söz konusudur. Metabolizma düzeyinde ve aktivitede bu karşılıklı etkileşim büyük rol oynar. Bu sebeple toplu bulunan zararlıların larvaları tek tek olduklarından daha fazla besin tüketirler ve bu daha fazla zarara sebep olurlar. Yine, bu etki ile eşeysel bireyler olgunlaşır, büyüme, yaşam uzunluğu ve davranışlarda değişikler meydana gelir. Bu uyarıcı etki büyük olasılıkla bireyler arasında feromon alışverişinden dolayı ortaya çıkar. Sosyal yaşamın temeli bu etkileşmeye bağlanabilir. Bu maddeler çoğunlukla bir birey tarafından ve genelliklede kraliçe tarafından çıkarılarak yuvanın tüm bireylerini etkisi altına alır ve sosyal yaşantıda belirli bir düzenin oluşmasını sağlar. Bu feromonlara verilen tepki yuvanın farklı kastlarında değişiktir. Bu şekilde yuvada polimorfizm gösteren bireyler oluşur. Sosyal böceklerde feromonlar, çoğunlukla çiftleşmek için eşlerin birbirini bulmasında, korunmada ve yuva yapımında kullanılır.
            Sosyal yaşayan böceklerde feromonların araştırılması, onlar hakkında birçok sorunun açığa çıkmasına sebep olmuştur. Özellikle termitlerde alarm feromonları çok çekicidir. Bu feromonu algılayarak harekete geçenNasutitermes türlerinin başlarındaki alın bezlerinden yapışkan bir sıvı 1-2 cm uzağa fışkırtılır. Böylece, düşmanları hareketsiz kalır. Alın bezleri küçülmüş türlerinde, çıkarılan salgı, korunmadan ziyade bir çeşit alarm feromonu olarak görev yapar ve topluluğun diğer bireylerini saldırganlığa iter. Portakal kokusunda olan bu koku, %83-99 limon asidi, %1-8 terpinol, %0-8 alfa phellandı'den oluşmuştur. Termitlerde yuva yapımında ve yol izlemede bu alın bezinin büyük önemi vardır. Keza, alarm feromonu çıkaran bir karınca, diğer tüm karıncalarda ısırma, koparma ve saldırma tepkilerinin meydana gelmesine sebep olur. Alarm feromonları karıncaların mandibula bezlerinden salgılanır.
            Balarısında, ana arı mandibula bezlerinden ana arı hormonu veya kraliçe maddesi denen bir sıvı salgılanır. İşçiler bu maddeyi yalayarak alırlar ve diğer işçi arılara da ağızdan verirler. Ana arı hormonu 9-ketodenoyin asittir. Kovandaki yaşamın düzenlenmesi büyük ölçüde feromonlarla olur.
            Balansının salgıladığı feromonların önemli bir kısmı ana arı tarafından mandibula bezlerinden salgılanmaktadır. İşçiler çoğunlukla alarm feromonu salgılarlar bunlar genellikle zehirle birlikte salgılanmaktadır. Etkili bir alarm feromonu olan 2-heptanone, mandibula bezleri salgısıdır. Arı zehrinde 20'den fazla uçucu bileşik tespit edilmiş ve bunların çoğunun tanısı yapılmıştır. Arı kolonisi bir tehlike ile karşı karşıya kaldığında kovanın giriş deliği civarında veya koloni kümesi etrafındaki arılar, abdomenlerini yukarı kaldırır, iğneleri dışarı çıkarır ve atmosfere alarm feromonu salgılarlar. Bu feromonların varlığını anlayan kolonideki diğer arılar derhal harekete geçer ve tehlikeyi ortadan kaldırmaya veya kendilerini savunmaya çalışırlar. Balarısı, insan veya memelileri soktuğunda iğne dokuda gömülü olarak kaldığı için alarm feromonu salgısı devam eder. Böylece, diğer balarılarının aynı hayvana saldırmaları sağlanmış olur.
            Balarılarında, ana arı feromonları, çiftleşme feromonları, alarm feromonları, nasonov feromonu, ayak izi feromonu gibi feromonlar başta olmak üzere, 31 farklı feromonun mevcut olduğu tespit edilmiş, fakat bunlardan sadece, 13 tanesinin özellikleri bilinmektedir.
            Yapılan çalışmalarda, ana arının mandibular bezlerinde (E)-9-oxo-2 decenoic asit ve (E)-9-hydroxy-2 decenoic asit olmak üzere iki farklı feromon tanımlanmıştır. Ana arının mandibular bezlerinden salgılanan bu feromonlar, işçi arıların yumurtalıklarının gelişmesini ve kolonideki yeni bir ana arı yetiştirmelerini önler. Ana arının salgıladığı feromonlar arıların vücut teması ve gıda bölüşümü yoluyla kolonideki bütün bireylere ulaştırılır. Koloni anasını yitirdiğinde işçi arılar, hemen yumurtadan yeni çıkmış birkaç larvayı sürekli arı sütüyle beslemek suretiyle, yeni ana arıları yetiştirmeye başlarlar. Eğer içinde larva bulunan bir ana arı gözü yoksa işçi arılar bir iki işçi arı gözünü ana memesine dönüştürürler ve gözlerdeki larvaları sürekli arı sütüyle beslerler. Ana arı koloniden uzaklaştırıldığında işçi arılar hemen etrafına koşarlar, vızıldaşır ve kanat çırparlar. Anasız bir koloni tanımlanan bu sesle fark edilebilir. Ana arı ve feromonların varlığı muhtemelen işçi arıların bu davranışını etkiler ana arı memelerin bozulması da, yine, bu feromonlarca uyarılır. Herhangi bir sebeple anasız kalan ve ana arı yetiştirme olanağı bulunmayan bir kolonide işçi arılardan bazılarının yumurtalıkları gelişerek yalancı ana meydana gelir. Ana arı feromonları, döllenmemiş ana arıların çiftleşme uçuşları sırasında, çiftleşme feromunu olurlar. Bu feromonlar kovan içerisinde erkek arıların ilgisini çekmezken, çiftleşme uçuşuna çıkmış döllenmemiş ana arılar açık havada uçarken erkek arılar feromon yoğunluğunu araştırarak ana arıyı izlerler.
            Ana arı feromonu işçi arıların düzen içerisinde çalışmalarını sağlar. İşçi arılar rahatsız edildiklerinde veya yuvası için bir tehlike sezdiğinde abdomenini kaldırarak iğne çemberini açarak iğnesini çıkarır ve bazen iğnesinin ucundan bir damla arı zehiri salgılar. Kanatlarını hızlı biçimde çırparak alarm feromonlarının çevreye yayılmasını sağlar. Böylece, diğer arılar, uyarılır ve tehlike kaynağı araştırılarak saldırılır.
            Ayrıca, 2-heptanon adlı alarm feromonu işçi arıların mandibula bezlerinden üretilir. Ana arılar, erkek arılar ve gözden yeni çıkmış genç işçi arılar, 2-heptanon üretemezler. Arıların 2-heptanon niçin ve ne zaman kullandıkları henüz tam olarak bilinmemektedir. Kovan içine giren yabancı ve yağmacı arılar 2-heptanon ile işaretlenir. Çiçekler üzerine sürülen 2-heptanon arıların bu çiçeklere yaklaşmasını önlemektedir. Arıların nektarı alınmış çiçekleri bu maddeyle işaretleyerek diğer arıların uğramasını engellediği de sanılmaktadır.
            Nasonov feromonu işçi arıların 7. tergit'inde bulunan salgı bezinden salgılanır, tarlacı işçi arıları çok zengin kaynak bulduklarında bu feromon ile kaynağın yerini işaretleyerek diğer arıların kaynağı kolayca bulmasını sağlarlar.
            Koloninin oğul vermesi sırasında ana arı feromonları ve nasonov feromonu oğulun hareketini yönlendirerek ve birliğini sağlar ve izci arıların bulunduğu yeni yuva yerleri nasonov feromonu ile işaretlenir ve böylece diğer arılar tarafından kolayca bulunur.
            Balarıları herhangi bir yüzey üzerinde yürüdüklerinde diğer arıları da cezbeden ayak izi feromonu denen bazı kimyasal maddelerle burayı işaretleyebilirler. Dışarıdan gelen arılar uçuş deliğini bu feromon yardımıyla kolayca bulurlar. Ayak izi feromonunun vücudun neresinden salgılandığı kesin olarak bilinmemektedir.
            Balarısı feromonlarının tarımda geniş bir şekilde kullanılma imkânları vardır. Feromonlar kullanılarak arıların belli bölgelerdeki bitkiler üzerine çekilmesi veya ilaçlama yapılan alanlardan uzak tutulması mümkündür. Arıları cezbetmek için nasonov feromonu, uzaklaştırmak için ise 2-heptanon kullanılabilir. Bu suretle arılar tarafından tozlaşmasını istediğimiz bitkilerde arıların etkinliği artırılabilir veya ilaçlamalar esnasında ilaçlardan arıların etkilenmeleri azaltılabilir.
            Feromonlar, yarı sosyal bir türün kraliçe karakterinin belirlenmesinde de rol oynamaktadırlar. Balansında, kraliçedeki semiokimyasal maddenin bileşimi, erkek arılarda seks çekici, işçilerde ise birey fonksiyonun belirlenmesinde rol oynamaktadır. Diğer hymenopterlerin dişileri, sokma organlarından (ovipozitör veya savunma organı) salgıladıkları bazı semiokimyasal maddelerden seks feromonu olarak istifade etmektedirler. Bazı türler ise vücutlarının değişik kısımlarında bulunan savunma salgılarını kullanmaktadırlar.


            KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
            (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
            Prof. Dr. Erol YILDIRIM
            Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

            Comment


            • #7
              DEVAMI:

              7.1.5.11. Depolanmış Ürün Zararlılarında Feromonlar ve Mücadelede Kullanım İmkânları
              Depolanmış ürün zararlısı böceklerle mücadelede feromonların kullanımı ümit var olarak görülmektedir. Depolanmış ürün zararlısı türlerin gıda maddelerindeki tolerans seviyeleri genellikle sıfırdır. Depolanmış ürün zararlısı böcekler için feromon tuzakları yöntemi bu zararlıları baskı altında tutma programlarının bir parçası olarak değerlendirildiği gibi yakalanması zor olan böcekleri ortaya çıkarıp bulma, sanitasyon (halk sağlığını koruma), kalite kontrol programları, böceklerin biyoloji ve davranışlarının izlenmesinde de kullanılmaktadır.
              Attagenus unicolor (Brahm) (Siyah halı böceği)'un 1967 yılında feromonun tanımlanmasından sonra depolanmış ürünlerdeki böceklerin mücadelesinde ve popülâsyonlarının izlenmesinde feromonların kullanımı önemli bir metot haline gelmiştir. Önemli depolanmış ürün zararlısı türlerin neredeyse tamamının feromonları belirlenmiş ve buna bağlı olarak da depolanmış ürün zararlısı türler için yeni tuzak tipleri geliştirilmiştir. Depolanmış ürün zararlısı böceklerden 9 familyaya ait birçok türün feromonları tanımlanmıştır. Bunlardan bazıları ise şunlardır. Trogoderma spp.'inde trogodermal izomerleri, Attagenus spp.'inde megatomoic asit izomerleri, Rhizopertha dominica (F.) (Ekin kambur böceği) ve Prostephanus truncatus (Horn) (Bostrychidae)'da dominiculure, Sitophilus spp.'inde sitophilure, Lasioderma serricorne (F.) (Tatlı kurt)'de ise serricornintanımlanmıştır. Bunlar, depolanmış ürün zararlısı böceklerin popülâsyonlarının izlenmesi ve kontrolü için mevcut en önemli feromonlardır.
              Depolanmış ürünlerde zararlı böcekler, üreme stratejileri ve haberleşme durumlarına göre iki farklı grup altında toplanırlar. Bunlar;
              Birinci gruptaki böceklerde erginler kısa ömürlüdür (bir aydan az) ve üremenin gerçekleşmesi için beslenme gereksizdir. Örneğin, güveler, dermestidler, bruchidler ve anobiidler bu gruba girer ve bunlar haberleşmede seks feromonlarını kullanırlar. Bu feromonlar da dişi bireyler tarafından salgılanır.
              İkinci gruptaki böceklerde erginler uzun ömürlüdür (bir aydan fazla) ve üremeleri için beslenme zorunludur. Örneğin, Sitophilus spp., un ve tohum coleopterleri bu gruba girer ve bunlar uzun mesafelerde haberleşme için erkeklerin salgıladığı toplanma feromonlarını kullanırlar.
              Böceklerin bir araya gelip çiftleşmelerinde erkek veya dişi bireyler tarafından salgılanan feromonların, bireyleri uyararak bir iletişim sağlandığı ve böylece çiftleşmenin vuku bulduğu bilinmektedir. Çoğu kez, bu feromonlar, dişi bireyler tarafından salgılanmakla birlikte, bazen erkekler veya her iki cinsiyetinde seks feromonu salgıladığı belirtilmektedir. Trogoderma spp.'nin hem erkek ve hem de dişilerinin her iki cinsiyet için birbirini çekici feromon salgıladığı, ancak, erkeğe oranla dişilerin on kat daha fazla aktif bileşik içerdiği saptanmıştır. Yine, Tenebrio molitor L. (Un kurdu)'de her iki cinsiyet de feromon salgılamaktadır. Ayrıca, feromonların, belirli konsantrasyonların üzerinde olmadıkça seks çekici olmadığı kaydedilmektedir.
              Erkek feromonları iki farklı tiptir. Birincisi dişileri cezbeder, ikincisi ise dişi feromonuna diğer erkeklerin tepkilerini engeller.
              Erkek güvelerde feromon salgılanması türlere göre thorax, abdomen, kanat veya bacaklarda bulunan yapılardan olmaktadır. Kanatlarda bazen dağınık, bazen gruplar halinde bulunan koku pulları, kanat zarındaki bez hücreleriyle ilişki halindedir. Bu bezlerin ürettiği koku maddesi, bezin içindeki boşluğu diffizyonla geçerek, saçaklardaki ufak deliklerle dışarı çıkar ve yayılır. Bacak ve abdomende de bu tip pullar bulunmaktadır. Ephestia kuehniella (Zeller) (Değirmen güvesi)'nın erkeklerinin 8. abdomen segmentinin dorso-lateralinde androconia pullar bulunmaktadır. Ephestia elutella (Hübner) (Tütün güvesi)'da genital deliğin etrafında bu tip pulların bulunduğu tespit edilmiştir. Dermestidae türlerinin dişileri, seks feromonlarını, elytra, anten, palpler, pronotum, metasternum ve abdomen gibi kısımlardan salgıladıkları kaydedilmektedir. Tenebrio molitor L.'da feromon salgılama metathorax'ın sternum'undan ve ilk iki anteriör terganın yüzeyinden olduğu ve feromon salgılanmasının direkt olarak hormon ile kontrol edildiği saptanmıştır. Feromon algılanması ise antenlerle olmaktadır. Örneğin, seks feromonları böceklerin antenlerinin uç segmentlerindeki duyu hücreleri tarafından, toplanma feromonları ise hemen sonraki segmentlerden algılanmaktadır. Bir türün salgıladığı feromon, bazen diğer türler ve hatta cinsler üzerinde de tepki oluşturabilmektedir.
              Aynı habitatta yaşayan Pyralidae familyasından Plodia interpunctella (Hübner) (Kuru meyve güvesi), Cadra cautella (Walker) (İncir kurdu), C. figulilella Greg (Kuru üzüm güvesi), Ephestia elutella (Hübner) (Tütün güvesi) ve E. kuehniella (Zeller) (Değirmen güvesi) türlerinde seks feromonlarının aynı yapıda olduğu saptanmıştır. Fakat dişiler tarafından salgılanan feromonun multiple yapıda olması sebebiyle, aynı habitatta görülen yakın türler arasındaki cinsi yaklaşmanın engellendiği ve böylece, seçici seks çekiciliğinin varlığı tespit edilmiştir. Trogoderma granarium Everts (Khapra böceği)'un erkeklerinin, T. inclusum Le Conte ve T. glabrum (Herbst) dişilerinin salgıladığı feromonla cezbedildiği, fakat Anthrenus vorax Waterhome, Attagenus megatoma (F.) ve Dermestes maculatus (De Geer) (Dermestidae)'un feromonlarıyla cezbedilmediği saptanmıştır. Burada görüldüğü gibi bazı böceklerin salgıladığı feromonlar bazı yakın türleri etkilemekle birlikte bu bir kural haline gelmemekte ve bu durum böceklere göre değişmektedir. Fakat bir feromonun, zararlılarla mücadelede kullanılmasında daha geniş bir böcek grubunu etkilemesi istenilen bir özelliktir.
              Ülkemizde, Ege Bölgesindeki incirlerde incir kurtlarının bulaşmalarının seks feromon tuzaklarıyla önlenmesi üzerine bir çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada, 5 yem tuzağı formülasyonu ve 2 sentetik seks feromon tuzağı hem tarla ve hem de laboratuar şartlarında denemeye alınmış, sonuçta, feromon tuzaklarının çekicilik yönünden yem tuzaklarından daha etkili olduğu, fakat bulaşmaları önleme açısından etkili olmadığı tespit edilmiştir.
              Plodia interpunctella (Hübner) (Kuru meyve güvesi) üzerinde yapılan bir çalışmada kapalı alanlarda, erginlerin çiftleşme sıklığının sentetik seks feromonuyla azaldığı ve popülâsyon yoğunluğunun bir metrekarede 0,1 çiftten az olduğunda zararlının kontrolünün sağlandığı saptanmıştır. Cadra cautella'da feromon sonucu çiftleşmiş dişi oranında 24 saatte %51, 48 saatte %71 oranında engellendiği saptanmıştır. Cadra cautella, Ephestia elutella, E. kuehniella ve Plodia interpunctella popülâsyonlarının Çekoslovakya'da bazı depolarda ve gıda fabrikalarında feromon tuzakları kullanılarak dağılımları, yoğunlukları ve mevsimsel hareketleri saptanmış ve kimyasal uygulama sayısının yarıya indirilebildiği belirtilmektedir.
              Bugün, pratikte önerilen feromon uygulamaları genellikle Lepidoptera türleri içindir. Ancak, Coleoptera takımında yer alan çok sayıda önemli depolanmış ürün zararlısı türün de feromonlarının saptanması ve uygulamaya konması için çalışmalar yapılmaktadır. Cryptolestes ferrugineus (Stephens) (Küçük kırma biti)'un kapalı yerlerde feromon tuzaklarıyla popülâsyonlarını izlemek amacıyla kullanımlarında çok iyi sonuçlar alınmıştır.Attagenus unicolor (Brahm)'un erkeklerini tuzakla yakalamak için, sentetik seks feromonu olan megatomic asitin 0.25 mg dozu kullanılmış ve 22.5 saatte erkeklerin %50'si yakalanmıştır. Yine, Trogodermaferomonundan 2.5 mg, Attagenus feromonundan 10 mg kullanılmasıyla erkeklerin %70'i yakalanmıştır. Aynı böcekleri yakalamak için feromonlarla kısırlaştırıcıların birlikte kullanılmasında ise daha iyi sonuçlar alınmıştır.Trogoderma granarium'un, üst üste çuvalların yığıldığı bir hububat deposunda feromonunun Z izomeri 10 mg dozunda kullanılmış ve başarılı bir şekilde yakalanmıştır. Rhizopertha dominica (F.) (Ekin kambur böceği)'nın feromonu olan dominiculure 2 ve dominiculure 1, 1:2 oranında yapışkan tuzaklarda kullanılmış ve doz artışıyla cezbedilme oranının arttığı görülmüştür. Yapılan çalışmalarda, Prostephanus truncatus veRhizopertha dominica'nın yakalanması için etkili feromonun dominiculure 2 olduğu kaydedilmektedir. Sitophilus oryzae (L.) (Pirinç biti), S. zeamais Motschulsky (Mısır biti) ve S. granarius (L.) (Buğday biti)'un erkekleri tarafından toplanma feromonu salgılandığı ve ilk iki tür için sitophilure adı verilen feromonun üretildiği ve bu feromonun, aynı zamanda, S. granarius'u da cezbettiği kaydedilmektedir. Ayrıca, bu feromon hem erkek, hem dişi bireyleri cezbetmektedir. Lasioderma serricorne (F.) (Tatlı kurt)'nin Japonya'da bir sigara fabrikasında yapışkan tuzakların yüzeyine serricornin, cezbedici bir besin ve methyl phenylacetate sürülerek, çıkış zamanlarını tespit etmede ve yakalanmalarında kullanılmış ve oldukça başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Tribolium castaneum (Herbst) (Un biti) ve T. confusum Jaqcquelin du Val (Kırma biti)'un erkeklerinin salgıladığı toplanma feromonları, kısırlaştırıcılarla birlikte kullanılarak başarılı yakalama sağlanmıştır.
              Günümüzde, Cadra cautella, Ephestia elutella, E. kuehniella, Plodia interpunctella, Phthorimaea operculella (Zeller) (Patates güvesi), Sitotraga cerealella Olivier (Arpa güvesi) ve Pyralis farinalis (L.) (İç fındık güvesi) gibi bazı depolanmış ürün zararlılarına karşı feromon tuzaklarının kullanımı önerilmektedir. Depolanmış ürünlerdeki güvelerin mücadelesinde seks feromonlarından faydalanılmıştır. Örneğin, Cadra cautella ve Plodia interpunctella için feromon kullanılmış ve erginlerin çıkış zamanları ile yoğunlukları belirlenmiş ayrıca, yapışkan tuzaklarla kitle halinde yakalanmışlardır.


              KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
              (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
              Prof. Dr. Erol YILDIRIM
              Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

              Comment


              • #8
                DEVAMI:

                7.1.5.12. Feromon Kullanılarak Depolanmış Ürün Zararlılarına Karşı Yapılan Gözlem ve Mücadelenin Başarısı Üzerinde Etkili Olan Faktörler
                1.Tuzakların Yerleştirilmesi
                Depolarda tuzakların yerleştirilmesi, deponun ölçülerine, mücadele yapılacak yere, hareketlilik durumuna bağlıdır. Depodaki bütün alan değerlendirmeye alındığında tuzaklar yaklaşık olarak 16 m arayla ızgara şeklinde yerleştirilmelidir. Yapılan bir çalışmada, mukavva tuzaklardaki feromonlarla, Trogoderma erginlerinin en fazla kapı ve pencere bulunan duvarların yanına yerleştirilen tuzaklarda belirlenmiştir. Başka bir çalışmada ise coleopterler için tuzağın zemin üzerinde veya zeminden 1.5 m yüksekte olmasının yakalama yönünden farklı olmadığı belirtilmektedir. Tuzaklar eğer kötü hava şartlarından korunabilirse, göç eden böceklerin depoya girmeden yakalanabilmeleri için depo dışına da kurulabilirler.
                Sıcak veya yarı tropik bölgeler dışındaki yerlerde sıcaklık 19 °C'ye ulaştığında tuzaklar kurulmalı ve Mayıs ayından Ekim'e kadar devam edilmelidir. Sıcak ve yarı tropik bölgelerde ise tuzaklama yıl boyu devam etmelidir. Ayrıca, güveler için konulacak tuzaklar ergin popülâsyonunun yoğunluğu azami sınıra ulaştığında daha etkili olmaktadır.
                2. Fotoperyodizm
                Depolanmış ürünlerdeki zararlı güveler ve coleopter erginlerinin yaşama süreleri kısadır. Anthrenus flavipes LeConte ve Trogoderma spp.'nın dişileri aktivite periyodu süresince gizlenmiş veya uyuşuk durumdadırlar. Bu türler yerlerinden rahatsız edildiklerinde, abdomenlerini yukarı doğru kaldırıp ovipozitörlerini kısmen dışarı çıkararak çağrı durumu alırlar. Ephestia kuehniella erkeklerinin, tamamen karanlıkta uçamadığı, fakat 1-10 lux'lük ışık yoğunluğuna maruz bırakıldığında, feromon salgılayan pulların aktif olduğu ve erginlerin uçtuğu, günlük uçuş aktivitesinin bu şartlarda 8 saat olduğu belirtilmektedir. Plodia interpunctella erginlerinin günün erken saatlerinden itibaren uçtukları kaydedilmektedir.
                3. Seksüel Durumları
                Rhizopertha dominica (F.), Tribolium spp. ve Sitophilus spp.'inde her iki cinsiyetin de uyarmaları algılaması çiftleşme şansını ve başarısını artırmaktadır. Genellikle kısa ömürlü coleopter ve güve erginlerinde, dişilerin feromon salgılama aktiviteleri azaldığı için çiftleşme şansı da azalır. Trogoderma glabrum (Herbst) tarafından feromon üretimi ve salgılanması çiftleşmeden hemen sonra durmaktadır. Çiftleşmiş dişiler, çok düşük oranda feromon aktivitesine sahiptirler. Çiftleşmiş dişilerin bazıları tekrar çiftleştiği için feromon aktivitesinin düşük seviyede bulunduğu, diğer erkekleri cezbetmede dişilerin bunu muhafaza ettiği belirlenmiştir. Trogoderma granarium'un erkeklerinin, dişi feromonuna hassaslığı çiftleşmeden sonra %50 dolayında azaltılmaktadır. Cadra cautella erkekleri, çiftleşmeden 24 saat sonra dişi ekstraktları ile artık cezbedilemediği, çiftleşmiş dişilerin çiftleşmemiş dişilerden daha az sıklıkla cezbedilebildiği, bu durumda, dişi cezbedici ekstraktları konsantrasyonun çiftleşmede etkisiz olduğu belirtilmektedir.
                4. Sıcaklık
                Trogoderma glabrum (Herbst) erkeklerinin (E) trogodermal seks feromonuna karşı hassaslığı, sıcaklık 15 °C'den 35 °C'ye yükseltildiğinde 2-3 kat arttığı, bunun yanında sıcaklık artışına bağlı olarak feromonun salgılanma oranın ise %50 dolayında arttığı belirtilmektedir. Benzer durum, Cadra cautella'da da görülmüştür. Erkeklerin dişi seks feromonlarına cezbedilmesi 15 °C'de 0.001 mg/ml, 30 °C'de ise 0.0001 mg/ml dozla gerçekleşmiştir. Bu durumda sıcaklık artışına bağlı olarak feromonun kullanım dozu azaltılabilir.
                5. Yoğunluk
                Böceklerde popülâsyon yoğunluğu, larva ve pupa ölümlerinde artış, ergin oranı ve nesil sayısında azalma, çiftleşme ve yumurta bırakma teşebbüsünün engellenmesi gibi birçok dezavantaja sahiptir. Yüksek popülâsyon yoğunluğunun etkisiyle Trogoderma, Attagenus ve Anthrenus gibi dermestidlerde cezbetme davranışının azaldığı saptanmıştır. Ephestia kuehniella'nın son larva döneminde mandibular bezlerde bir feromon salgılandığı ve bu feromonun, larva yoğunluğunu ayarladığı belirtilmektedir. Benzer feromonların Ephestia elutella ve Plodia interpunctella'da da bulunduğu kaydedilmektedir. Böyle feromonların bulunması faydalıdır, çünkü yoğunluğun oluşturduğu baskıya direkt cevap vererek daha erken dönemde optimum popülâsyon seviyesi ayarlanmaktadır.
                Feromon tuzakları, depolanmış ürün zararlısı böceklerin, yeni besin kaynaklarına göçlerini engelleyebilmektedir. Bu durum iyi inşa edilmiş depolarda, modern besin saklama ve depolama yöntemlerinin uygulandığı yerlerde geçerlidir. Feromon tuzakları, depolanmış ürün zararlılarının kitle halinde yakalaması, depoların böcekle bulaşık olup olmadığı ve salgın alanlarının belirlenmesi, zararlıların popülâsyon durumlarının izlenmesi ve çiftleşme davranışlarının bozulması amacıyla kullanılmaktadır. Feromon tuzaklarının, bu faydalarının yanı sıra ürünlerin feromonla bulaşma ihtimali ve riski de bulunmamaktadır. Trogoderma glabrum'un mücadelesinde, feromonla cezbedilen bireyler üzerine patojen spor uygulaması yapılmış ve oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.
                KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
                (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
                Prof. Dr. Erol YILDIRIM
                Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

                Comment


                • #9
                  DEVAMI:

                  7.1.5.13.Ülkemizde Tarımsal Zararlılar İçin Ruhsatlandırılmış Feromon ve Tuzaklar
                  Feromonun Adı Kullanılan Bitki Kullanılan Zararlı Firma Adı
                  Cm-Pherocon Kit Elma, Armut, Ayva ve Cevizde Elma İç Kurdu Agromed Tarım Ürün. Ltd. Şti.
                  Imm+4- Storgard Hububat ve Tütünde Kuru Meyve Güvesi ve Tütün Güvesi
                  Pbw-Pherocon Kit Pamukda Pembe Kurt
                  Abw-Pherocon Kit Pamukda Yeşil Kurt
                  Spod- I Pherocon Kit Pamukda Yaprak Kurdu
                  Baw- Pherocon Kit Pamukda Çizgili Yaprak Kurdu
                  Crs- Pherecon Kit Turunçgillerde Kabuklu Bit
                  Cfm- Pherecon Kit Turunçgillerde Limon Çiçek Güvesi
                  Om- Pherecon Kit Zeytinde Zeytin Güvesi
                  Egvm- Pherecon Kit Bağda Bağ Salkım Güvesi
                  Ptb Pherecon Kit Meyve Ağaçlarında Şeftali Güvesi
                  Ofm- Pherecon Kit Meyve Ağaçlarında Doğu Meyve Güvesi
                  Mff- Pherecon Kit Meyve Ağaçları ve Turunçgillerde Akdeniz Meyve Sineği
                  Pb Ropel Pamukda Pembe Kurt Sumitomo Corp. Dış Tic. A. Ş.
                  Isonet L Bağda Üzüm Salkım Güvesi
                  Isomate C Plus Elmada Elma İç Kurdu
                  Rebell Rosso Fındıkda Dalkıran Vit Verim İnş. ve Tur. Ltd. Şti.
                  Rebell Amarillo Kirazda Kiraz Sineği
                  Rebell Bianco Meyve Ağaçlarında Meyve Testereli Arısı
                  Rebell Giallo Serada Sebzelerde Sera Beyaz Sineği ve Sera Yaprak Galeri Sineği
                  Tmd Süsbin Turunçgil ve Narda Akdeniz Meyve Sineği
                  Rhyfer Palmiye ve Hurmada Palmiye Kırmızı Böceği
                  Qlure Tua Domateste (Sera) Domates Güvesi
                  Kapar Ks Kirazda Kiraz Sineği Kapar Organik Tar. San. Tic. Ltd. Şti.
                  Kapar Ei Elma, Armut, Ceviz ve Ayvada Elma İç Kurdu
                  Kapar Bz Elmada Bakla veya Çiçek Zınnı
                  Kapar Syt Serada Sebzelerde Sera Beyaz Sineği ve Sera Yaprak Galeri Sineği
                  Kapar Dmg Şeftalide Doğu Meyve Güvesi
                  Kapar Sg Bağda Salkım Güvesi
                  Kapar Yb Fındıkta Dalkıran ve Daldelen
                  Pherobank E/P Lure Depolarda Kuru Meyve Güvesi, Tütün Güvesi ve Değirmen Güvesi Ecosystem Levent Demirbaş
                  Eco-Trap Zeytinde Zeytin Sineği Vioryl Kim. ve Tar. San. Bil. Arş. A.Ş.
                  Plodes Trap Depolanmış Hububat, Kuru Meyve, Değirmen ve Un Fabrikalarında Değirmen Güvesi ve Kuru Meyve Güvesi Güragro Tarkim San. Ltd. Şti.
                  Lasiodel Trap Depolanmış Tütün ve Mamullerinde Tütün Güvesi ve Tatlı Kurt
                  Hockwin Trap Depolanmış Un, Hububat, Kuru Meyve, Un Değirmenleri ve Un Fabrikalarında Un Biti ve Kırma Biti
                  Lasiotrap Depolanmış Tütünlerde Tütün Güvesi ve Tatlı Kurt Nardel Zir. Fum. Teks. Konf. San. Tic. Ltd. Şti.
                  Econex Sanidad Agricola Turuçgillerde Akdeniz Meyve Sineği Mühürbiraderler Zir. Tic. San. Ltd. Şti.
                  Fuji Trap Gachon Depolanmış Tütünlerde Tütün Güvesi Kimagro Kim. Mad. Tar. İlaç. Ltd. Şti.
                  New Serrico Depolanmış Tütünlerde Tatlı Kurt
                  Smc Epku Un, Hububat, Tütünde ve Kuru Meyvelerde Akdeniz Un Güvesi, Tütün Güvesi, Kuru Meyve Güvesi ve Kuru İncir Kurdu Smc İlaç. Kim. Yap. San. Tic. A.Ş.
                  Smc Prol Zeytinde Zeytin Güvesi
                  Smc Lasido Depolanmış Tütünlerde Tatlı Kurt
                  Smc Sitoko Un ve Hububatta Buğday Biti, Testereli Böcek, Kırma Biti, Un Biti ve Un Kurdu
                  Smc Lobo Bağda Salkım Güvesi
                  Hyperlife Sarı Yapışkan Tuzak Domateste (Sera) Beyaz Sinekler Akdeniz Flora Zir. İlaç İml. Tar. Ür. Tur. İnş. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.
                  Hyperlife Mavi Yapışkan Tuzak Biberde (Sera) Tripsler
                  Mytrap Blue Biberde (Sera) Tripsler Maya Tar. Tic. Ltd. Şti.
                  Mytrap Syt Domateste (Sera) Beyaz Sinekler
                  K-Trap Mavi Yapışkan Tuzak Domateste (Sera) Tripsler Kare Tarım
                  K-Trap Sarı Yapışkan Tuzak Domateste (Sera) Beyaz Sinekler

                  KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
                  (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
                  Prof. Dr. Erol YILDIRIM
                  Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

                  Comment


                  • #10
                    DEVAMI:

                    7.2. Gömlek Değiştirme ve Gençlik Hormonu Etkili İnsektisitler

                    Böceklerde iç salgı bezleri salgılarını vücut içine salgılar, bu salgılara hormon adı verilmektedir. Böceklerdeki gelişme, olgunlaşma ve metamorfoza gibi olaylar hormonlar tarafından düzenlenmektedir. Corporo allata adı verilen salgı bezi ise gençlik (jüvenil) hormonu salgılar. Bu hormon, deri değiştirme hormonu ile birlikte böceklerin gelişme dönemlerindeki faaliyetlerini düzenler. Gençlik hormonu bir büyüme hormonudur. Ergin dönemde cinsel olgunluğu ve yumurta gelişimini kontrol ederken, ergin öncesi dönemlerde ise larva ve pupa dönemlerinin, belirli bir sırada oluşmasını sağlar. Gençlik hormonu ile deri değiştirme hormonlarından herhangi birinin zamansız veya yeterli düzeyin altında veya üzerindeki miktarlarda salgılanması böceklerde gelişmeyi durdurur veya anormal gelişmeye sebep olur. Deri değiştirme ve gençlik hormonu özellikle her gömlek değiştirme esnasında epidermis tarafından meydana getirilen yeni kutikulanın oluşmasında etkilidirler. Böceklerde, larva ve nimf dönemleri bitinceye kadar bu hormonların salgısı devam eder.
                    Deri değiştirme ve gençlik hormonun dışarıdan zamansız verilmesi suretiyle, böceklerde gelişme düzenini bozmak mümkündür. Bunun için sentetik olarak deri değiştirme ve gençlik hormonları elde edilmiştir. Bunlar, böceklerin embriyo gelişme düzenini, başkalaşım düzenini ve bir gelişme döneminden diğer gelişme dönemine geçiş düzenini bozarak etkili olan bileşiklerdir. Gelişme düzenlerini bozmak, dolayısıyla gömlek değiştirmemelerini sağlayıp, zararlarını engellemek amacıyla kullanılan bileşiklerde etkili dozlar oldukça düşüktür ve türlere göre de değişmektedir.
                    Gençlik hormonu etkili bazı insektisitlerin aktif maddelerinin isimleri ise şunlardır. Fenoxcarb, Hydroprene, Kinoprene, Methoprene, Pyriproxyfen ve Diofenolan'dır.
                    Gençlik hormonu analoglarının afitlere karşı kullanımı sonucu, kanatlı ve yavru verme yeteneğindeki bireylerin gelişmesinin önlendiği tespit edilmiştir. Bazı, Lepidoptera tırtıllarına karşı da uygulanmış ve başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Adoxophyes orana (Fischer v. Roslerstamm) isimli yaprak büken türüne karşı Fenoxycarb isimli gençlik hormonu analoğu elma bahçelerinde kullanılmış ve etkili sonuçlar alınmıştır.
                    Gençlik hormonu analogları çevreyi en iyi şekilde koruyan ilaçlar olarak kabul edilmektedir. Bu sebeple, sıcakkanlılara gerek direkt etki ve gerekse kalıntısı sebebiyle herhangi bir ciddi zararlarının olmadığı belirtilmektedir. Fenoxycarb, üzerinde yapılan çalışmalarda bu aktif maddenin balıklara, kuşlara, balansının erginlerine ve memelilere düşük toksik etkiye sahip olduğu belirtilmektedir. Ağızdan LD50 değerinin 10 g/kg, deriden ise 2 g/kg olduğu saptanmıştır. Fakat bunlarla ilgili bazı tereddütler tamamıyla açıklanamamıştır. Balarılarına, parazitoit ve predatör böceklere etkilerinin nasıl olduğu üzerinde fazla çalışma yapılmamıştır. Ancak, ülkemizde yapılan bir çalışmada, Chrysoperla carnea (Stephens) üzerinde olumsuz etkilerinin bulunduğu saptanmıştır.
                    Gençlik hormonu analogları, farklı böcek takımlarına bağlı birçok zararlıya karşı denenmiş ve olumlu sonuçlar alınmıştır. Özellikle, yaprak bitleri, lepidopter larvaları ile bazı coleopterlerden oldukça iyi sonuçlar alınmıştır. Son yıllarda ise bazı depolanmış ürün zararlılarına karşı preparatları ruhsatlandırılmıştır. Fenoxcarb, depolanmış buğday ve pirinç zararlısı birçok Coleoptera ve Lepidoptera türlerine karşı kullanılmış ve oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır. Yine, Fenoxycarb'ın Logic preparatı ateş karıncaları, Torus sinek ve hamam böcekleri, Pictyl ise sivrisinek larvalarının mücadesinde kullanılmaktadır.
                    Pyriproxyfen'in sivri sinek türleri, coccid, diaspid, Musca domestica L., Musca autumnalis De Geer, Bemisia tabaci (Gennadius), Trialeurodes vaporariorum (Westwood), Myzus persicae (Sulzer) veCacopysilla pyricola (Foerster)'ya etkili olduğu belirtilmektedir.
                    Methoprene, özellikle son dönem larvalarda anormalliklere sebep olmakta ve bunun sonucu olarak larva ve pupa dönemine geçememektedir. Yani, böceğin gelişme düzenini bozarak etkili olmaktadır. Erginlere ise öldürücü etkisi yoktur. Ancak, üremesini engellediği belirtilmektedir. Bu aktif madde depolarda kuru tütünlerdeki zararlı coleopter ve lepidopterlere karşı da önerilmektedir.
                    Diofenolan en son geliştirilen gençlik hormonu analogudur. Lepidoptera takımına ait birçok meyve ve turunçgil zararlısına karşı oldukça iyi etki gösterdiği bildirilmektedir.
                    Gençlik hormonu analoglarına karşı bazı türlerde dayanıklılık görüldüğü tespit edilmiştir. Örneğin, Bemicia tabaci (Gennadius) (Beyazsinek)'de pyriproxyfen'e, Drosophila melanogaster Meigen'de methoprene'ye karşı dayanıklılığın geliştiği saptanmıştır. Ayrıca, gençlik hormonu analoglarının geniş spektrumlu olmaları, bazı zararlılarda bunlara karşı dayanıklılık gelişmesi ve yavaş toksitite göstermeleri bunların kullanım alanlarını sınırlamaktadır.
                    Gömlek değiştirme hormonunun antogonistleri ilk defa 1983 yılında sentetik olarak Rohm and Haas şirketi tarafından sentezlenmiştir. Lepidoptera, Coleoptera ve Diptera takımlarına ait zararlıların larvalarına karşı etkilidirler. Memelilere, kuşlara, balıklara karşı düşük toksitite gösterdikleri ve çevre koruyucu oldukları kaydedilmektedir.
                    Gömlek değiştirme hormonu etkili bazı insektisitlerin aktif maddeleri isimleri ise şunlardır. RH-5849, Tebufenozide (RH-5992), Halofenozide (RH-0345) ve Methoxyfenozide (RH-2485).
                    Tebufenozide, 1992 yılında piyasaya sunulmuştur. Sadece, Lepidoptera larvalarına karşı etkili ve selektif bir insektisit olduğu, bu sebeple entegre zararlı yönetimi programlarında bu insektisite geniş yer verildiği bildirilmektedir. Halofenozide'nin bütün zararlıların mücadelesinde etkili olduğu belirtilmektedir. Methoxyfenozide ise 1996 yılında piyasaya sunulmuştur. Mısır ve pamuktaki lepidopter zararlılarına ve diğer önemli bazı zararlılara karşı etkili ve yararlı böcekler için oldukça güvenli bir insektisit olduğu kaydedilmektedir.
                    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
                    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
                    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
                    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

                    Comment


                    • #11
                      DEVAMI:

                      7.3. Uzaklaştırıcılar
                      Zararlıların konukçularına yaklaşmalarını önleyen veya bulundukları ortamdan uzaklaşmalarını sağlayan maddelere repellentler adı verilir. Bunlar, zararlıları fiziksel ve kimyasal yolla etkilerler. Bu sebeple iki grupta toplanırlar.
                      Kimyasal repellentler, doğadaki cezbedici kokuları maskeleyerek zararlıların besin üzerine gelmesini engellemek veya besinden uzaklaşmasını sağlamak suretiyle etki yapar. Bunlar, bitkisel orijinli veya sentetik olabilirler. Bazı kimyasal yolla etkili repellentler böceklerin koku alma duyularını köreltmek veya engellemek suretiyle etkili olurlar.
                      Fiziksel yolla etkili repellentler ise zararlıları fiziksel yapılarıyla uzaklaştırırlar. Bunlar, tozlar, bazı yapışkan maddeler ve bitkilerin tüylülük, dikenlilik, sertlik gibi bazı doğal yapıları ve dolayısıyla doğal dayanıklılığıdır.
                      Repellent uygulaması, yazıcı böcekler, patates böceği, bazı cicadellid türleri ve doğu meyve güvesi gibi zararlılara karşı olumlu sonuçlar vermiştir.
                      Deet, Dimethyl carbate, Dimethyl phthalate, Diethyl toluamidnon, Global, Indalon, Naftalin ve Tabatrex böcekler için repellent etkiye sahiptirler. İnsan ve hayvanlardaki zararlılar için kullanılan repellentlerin toksik olmaması, allerji meydana getirmemesi, istenmeyen kokuda olmaması gerekmektedir. Repellentlerin birçoğu uçucu olup gaz halinde etkilidir. Yeterli konsantrasyonlardaki kokuların çoğunun repellent etkide olduğu ve etkinin derecesinin konsantrasyonla sınırlı olduğu kaydedilmektedir. Gaz yoluyla etkili olan repellentler böceklerin koku alma hücrelerinde etkili olurken, kontak etkili repellentler ise tad alma organı yoluyla etkili olmaktadır.
                      Repellentlerin çoğunun insektisit etki gösterdiği de bilinmektedir. Bazı bitkilerin bizzat kendileri repellent etkilidir. Bilinen en etkili repellentler bitkisel kaynaklıdır. Bunlar, piyretrum, derris ve nikotin'dir. Bazı sentetik piretroidler böcek sinir sistemine akut etki yaparak dengesiz davranışlara ve uygulama yapılan sahadan zararlının uzaklaşmasına sebep olmaktadırlar. Naftalinin (CıoHg), toksik ve kaçırıcı etkisi vardır. Elbise güvesi ve Dermestidae türlerine karşı uzaklaştırıcı olarak kullanılır. Seralarda özel lambalarla 30 g'lık naftalinle 28 metreküplük hacmi gazlamak mümkündür.
                      Bazı repellentler kuşlara karşı denenmiş ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Repellentler, kuşlar tarafından gıda maddelerinden alındığında kuşlarda iğrenme duygusu yaratarak uzaklaşmalarına ve kaçmalarına sebep olmaktadırlar.
                      KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
                      (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
                      Prof. Dr. Erol YILDIRIM
                      Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

                      Comment


                      • #12
                        DEVAMI:

                        7.4. Beslenmeyi Engelleyiciler
                        Zararlıların beslenmesini engelleyen kimyasal maddelere antifeedantlar adı verilir. Zararlıların beslenmemeleri sonucu ölümüne sebep olurlar. Antifeedant olarak Triazen, Carbameta ve Organotin grupları bilinir. Orman ağaçlarının gövdelerinin geyik, tavşan, fare gibi zararlılar tarafından kemirilmemesi için kış aylarında Z.I.P. adı verilen bir bileşik, ağaçların gövdelerine sürülür. Bu bileşik yeşil aksam için fitotoksiktir ve bu sebeple yapraklı dönemde kullanılmaz.
                        Antifeedantlar daha çok ısırıcı-çiğneyici ağız yapısına sahip böcekler için kullanılırlar. Bunlar, yalnız olarak, cezbedicilerle veya insektisitlerle karıştırılarak kullanılırlar. Doğal düşmanlara ve sıcakkanlılara etkileri çok düşüktür. Bu sebeple, entegre zararlı yönetimi programlarında yer verilmektedir. Bitkilerin hızlı gelişme dönemlerinde sürgün ve yaprakların korunabilmesi için sık aralıklarla kullanılmamaları gerekir. Bitkilerde doğal olarak bulunan bazı maddelerin zararlının konukçu seçimi ve konukçuya özelleşmede rol oynadığı bilinmektedir. Bunlardan bir kısmı zararlının beslenmesini önleyen doğal maddelerdir.
                        Beslenmeyi engelleyici maddeler, böceklerde merkezi sinir sisteminde besin almayı engelleyici uyarı sağlarlar. Bu şekilde beslenemeyen böcekte gelişme ve çoğalma olmayacağı için popülâsyonu azalır.
                        Bu ilaçlar, konukçu bitkinin tümüne veya bir kısmına uygulanır. Bu maddeler yalnız başına kullanılabileceği gibi cezbedici yemler ve öldürücü kimyasal maddeler ve patojenik mikroorganizmalar ile karıştırılarak da kullanılabilirler.
                        Ayrıca, solanin, tomatin ve demisin maddeleri Leptinotarsa decemlineata (Say) (Patates böceği) için beslenmeyi engelleyici olduğu saptanmıştır. Tomatin maddesi domateste bulunduğu için patates böceği domateste beslenememektedir.
                        Azadirachta indica A. Juss adlı bitki salannol, salannol acetate meliantriol, ve azadirachtin gibi maddeler içermesi sebebiyle böcekler tarafından sevilmez ve istenmez. Son yıllarda bu maddeler içinde en çok azadirachtin üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Yine, bu bitkinin tohumlarından elde edilen yağ, küspe ile öğütülmüş yaprakları birçok zararlı böcek türüne karşı kullanılmıştır. A. indica'nın türevlerinin böceklerde, beslenme, büyüme, gelişme ve yumurtlamayı engellediği, doğurganlığı azalttığı, kısırlaştırıcı olduğu, ayrıca, toksik etkide bulunduğu saptanmıştır. Bu etkiler birçok böcek türünde saptanmıştır. Sıcakkanlılara etkisi düşüktür. Oldukça ümit var bir insektisit olarak görülmektedir.
                        KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
                        (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
                        Prof. Dr. Erol YILDIRIM
                        Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

                        Comment


                        • #13
                          DEVAMI:

                          7.5. Zararlılar Tarafından Meydana Getirilen Seslerin veya Bunların
                          Taklidinin Kullanılması
                          Bu uygulama ümit var görülmektedir. Akustik seslerin banda kaydı ile zararlıyı cezbetmek, özel alanlardan bunları kaçırtmak, doğal iletişim sistemlerini karıştırmak gibi biyoteknik işlemler yapılabilir. Örneğin, Orthoptera ve Diptera bireylerinde cinsel çekiciliğin ses ile meydana getirildiği bilinmektedir. Bu iletişimin bozulması mümkün olabilmektedir. Ayrıca, doğal birçok iletişimleri karıştırmak da söz konusu olabilmektedir. Yine, bazı lepidopterlerin yeterli yoğunluktaki sese hassasiyet gösterdikleri de bilinmektedir.
                          Bu metot, henüz pratiğe intikal etmemiştir. Ancak, selektif oluşu ile böceklerle mücadelede kullanılması ümit var görülmektedir.
                          7.6. Yumurtlamayı Engelleyiciler
                          Böceklerin yumurtlama davranışı üzerinde etkili olan ve caydırıcılık esasına dayalı maddelere oviposition deterrent adı verilir. Bunlar genelde bir işaret feromonu niteliğindedir. Rhagoletis cerasi (L.) (Kiraz sineği) veCeratitis capitata (Wiedemann) (Akdeniz meyve sineği)'nın dişileri konukçularının meyvelerine yumurtalarını bıraktıktan sonra salgıladığı bir feromonla meyveyi bulaştırır ve daha sonra aynı meyve üzerine gelen başka bir dişi ise bu feromonu algılayarak yumurta bırakmaktan vazgeçer. İşte bu feromonla meyvelerin ilaçlanması sonucu yumurtlamayı engellemek mümkündür. Yine, Bactrocera oleae (Gmelin) (Zeytin sineği) dişilerinin yumurta bıraktığı meyvede yüzeye sızan meyve suyunun caydırıcı etkiye sahip olduğu saptanmıştır. Bunun bileşimi sentezlenmiş ve deneme aşamasındadır.
                          Plutella xylostella (L.) (Lahana yaprak güvesi) yumurtalarını tercihen isothiocyanates ihtiva eden konukçu bitkilerin üzerindeki küçük boşluk ve yarıklara bırakır. Böcek, allyl isothiocyanates ile ilaçlanmış konukçusu olmayan bitkiler üzerine yönlendirilerek konukçusuna yumurta bırakması engellenebilir.
                          Bu yöntem, henüz deneme safhasındadır. Uygulamaya yönelik çalışmalara kısa sürede geçileceği umulmaktadır.
                          KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
                          (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
                          Prof. Dr. Erol YILDIRIM
                          Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

                          Comment


                          • #14
                            DEVAMI:

                            7.7. Kısırlaştırıcılar
                            7.7.1. Böcek Kışırlaştırma Teorisi
                            Böceklerin kısırlaştırılması fikri, modern insektisitlerin sentezlenip kullanılmaya başlanmasından daha eskilere kadar uzanmaktadır. Kısırlaştırma ilk defa 1916'da Lasioderma serricorne (F.) (Tatlı kurt) üzerinde denenmiş ve bu böceğin kısır yumurta meydana getirmesi gerçekleştirilmiştir. Ancak, Amerikalı bilim adamı Dr. E. F. Knipling, bu konuda 1937'lerden itibaren çalışmaya başlamış, böceklerin kısırlaştırılarak veya genetik yapılarında bazı değişiklikler meydana getirilerek, bunlarla mücadele etme imkânlarını araştırmıştır. Uzun çalışmalar sonucu Knipling Amerikan burgulu yara sineği (Cochliomyia hominivorax (Coquerel)) (Diptera, Calliphoridae)'nin biyolojisi ve çiftleşme davranışlarını incelemiş ve dişi böceğin sadece bir defa çiftleştiğini tespit ettikten sonra erkek kısırlaştırma yöntemi ile bu böceğin kontrol altına alınabileceği sonucuna varmıştır. Bu türle ilgili sürdürülen çalışmalarda genel olarak, değişmeyen çevre şartlarında Burgulu yara sineğinin popülâsyonu hızlı bir gelişme göstermekte, belirli yer ve zamanda maksimum yoğunluğa çıkmaktadır. Knipling, sürdürdüğü seri çalışmalarla, belli ekolojik şartlarda böcek popülâsyonunun her generasyonda her dişinin 5 dişi birey meydana getirebileceği varsayımından hareket ederek teorik modeller ortaya koymuştur. Birincisi böceğin laboratuar şartlarında yetiştirilmesi, kısırlaştırılması ve kısır böceklerin tabii popülâsyondaki bireylerle rekabet edecek şekilde doğaya salınmasıdır. Knipling, her dişinin çiftleşmek için bir erkeği şansa bağlı olarak seçtiği prensibinden hareketle kısırlaştırılmış erkeklerin, doğal popülâsyon erkeklerinin 9:1'i oranında salınması durumunda, Ebeveynin başarılı nesil vermesi süresince F4 generasyonu sonunda popülâsyonun sıfıra düşeceği hesaplanmıştır (Tablo 1). Yine, şu hipotez göz önünde bulundurulmaktadır. Oran 4:1 den az olduğunda normalin altında olmakla birlikte popülâsyondaki artış devam etmektedir.
                            Tablo 1. Ebeveyn Popülâsyonuna 9:1 Oranında Kısırlaştırılmış Erkek Salıverildiğinde Popülâsyondaki Düşüş Oranı
                            Birim Alandaki Böcek
                            Nesil Dişi sayısı Kısırlaştırılmış erkekler Kısır
                            erkeklerin fertil erkeklere oranı
                            Meydana gelen dişiler
                            Ebeveyn 1.000.000 9.000.000 9:1 100.000
                            F1 500.000 9.000.000 18:1 26.316
                            F2 131.950 9.000.000 68:1 1.907
                            F3 9.535 9.000.000 944:1 10
                            F4 50 9.000.000 180.000:1 0
                            İkincisi ise doğadaki tabii popülâsyonun kısırlaştırılmasıdır. Doğal popülâsyonun %90'ının kısırlaştırılması varsayımından hareketle 5 generasyon (F5) sonunda tüm popülâsyon ortadan kalkmış olacaktır (Tablo 2).
                            Tablo 2. Doğada Popülâsyonun %90'ı Kısırlaştırılmış Olan Teorik Bir Böcek Popülâsyonunun Durumu
                            Nesil Mücadele olmaksızın çoğalma Arazide kısırlaştırılmış Popülâsyon
                            Ebeveyn 1.000.000 1.000.000
                            5.000.000 50.000
                            F2 25.000.000 2.500
                            F3 125.000.000* 125
                            F4 125.000.000 6
                            F5 125.000.000 0
                            *Maksimum yoğunluk olduğu varsayılmakta
                            Kısır böcek salma tekniği ile konvensiyonel metot arasındaki farkı göstermek için birbirini izleyen nesillere ve popülâsyon yoğunluğuna bakılmaksızın devamlı aynı işlemin yapılması, aynı oranın elde edilmesini sağlayacaktır. Hâlbuki devamlı aynı sayıda kısır böcek salma daha yüksek oranda başarı sağlanmasına sebep olarak, doğal popülâsyonun yoğunluğu azalacak ve kısır böceklerin fertil böceklere oranı da artacaktır (Tablo 3).
                            Tablo 3. Teorik Bir Böcek Popülâsyonunun Fertil Yöntemlerle Kontrol Altına Almada Böcek Popülâsyonunun Durumu
                            Birim alandaki böcek sayısı
                            Nesil %90 düzeyinde ölüm meydana
                            getirebilecek bir yöntemle
                            %90 düzeyinde etkili olacak şekilde kısırlaştırma yöntemi Kısır böcek salma ile yapılan mücadele, salma 9:1 oranında
                            Ebeveyn 1.000.000 1.000.000 1.000.000
                            F1 500.000 50.000 500.000
                            F2 250.000 2.500 131.590
                            F3 125.000 125 9.535
                            F4 62.500 6 50
                            F5 31.250 0 0
                            7.7.2. Erkek Kısırlaştırma Tekniğinin Uygulanması
                            Erkek kısırlaştırma tekniği ancak, belirli böceklere, belirli şartlarda uygulanabilmektedir. Bu metodun arazide kullanılabilmesi için bazı temel hususların tam olarak ortaya konulması gerekmektedir. Bunlar;
                            1-Böceğin ayrıntılı bir şekilde taksonomi ve biyolojisinin belirlenmesi, özellikle de çiftleşme davranışlarının çok iyi bilinmesi gereklidir.
                            2-Böceğin popülâsyonunun tespiti için uygun bir yöntemin saptanması zorunludur.
                            3-Böceğin kitle halinde üretilebilmesi ve bu bireylerin doğadaki arkadaşları ile rekabet edebilecek kapasitede olması gereklidir.
                            4-Kısırlaştırılan böceğin çiftleşme gücü ve davranışı değişmemeli, normal bireylerle rekabette geri kalmamalı ve bu teknik standartlaştırılabilmelidir.
                            5-Dişi böcek yaşamı süresince sadece bir defa çiftleşmeye ihtiyaç duymalıdır. Ancak, arazi çalışmaları göstermiştir ki, poligom böceklere de bu metot uygulanabilir. Fakat sosyal yaşam sürdüren böcekler ile göç eden, uçma kapasiteleri çok yüksek olan ve eşeysiz çoğalabilen böceklere tatbiki mümkün değildir.
                            6-Bu yöntemin kullanılacağı saha yeni bulaşmalara imkân vermeyecek yapıda olmalıdır. Aksi halde yapay engellere gereksinim vardır.
                            7-Kısır böceklerin normal olanlara oranla daha yüksek yoğunluğa gelebilmesi için, belirli bir bekleme periyoduna ihtiyaç vardır.
                            8-Bu teknik uzun süre geniş alanlara uygulanabilir.
                            9-Nihayet, gelir-gider oranı bu tekniğin benimsenmesini tayin edeceğinden böyle bir hesaplamanın yapılması gerekmektedir.
                            7.7.3. Böcek Kısırlaştırma Yöntemleri ve Biyolojik Etkileri
                            Böcek kısırlaştırmada esas olarak iki kaynak mevcuttur. Birincisi radyasyon, ikincisi ise kemosterilant adı verilen bazı kimyasal maddelerdir. Radyasyonda x veya gamma ışınları gibi elektromanyetik radyasyon ile nötron veya beta partikülleri gibi partiküler radyasyon kullanılmaktadır. Kobalt-60 ve Sezyum-137, bu amaçla yararlanılan en yaygın kaynaklardır. Radyasyon böceklerin gametlerinde dominant öldürücü mutasyonlar meydana getirmektedir. Bu öldürücü mutasyonlar, aslında cinsiyet hücrelerinin olgunlaşmasına veya zigotun teşekkülüne olumlu etki yapmayıp, zigotun olgunlaşmasını engellemektedirler. Radyasyon erkeklerde, spermatogenesis olayını sekteye uğratarak spermaların meydana gelişini durdurmakta ve spermaların aktivitesini iyice azaltmakta veya çiftleşme gücünün kaybolmasına sebep olmaktadır. Bu durumda erkek çiftleşememekte veya çiftleşme pozisyonunda yeterince kalmadığı için döllenme olmamaktadır. Dişilerde ise orgonia'ya veya besleyici hücrelere ve yahut ta her ikisine de zarar verdiği için yumurta oluşumu çok azalmakta veya hiç olmamaktadır. Böcekler yumurtadan çıktıktan itibaren hayat devrelerinin değişik dönemlerinde ve ergin safhada, eşey hücrelerini meydana getiren gonadlarda buna paralel olarak değişik gelişme evreleri içerisindedir. Bu sebeple, arzu edilen kısırlaştırmayı gerçekleştirebilmek için böceğin en uygun döneminde, optimum radyasyon dozunun uygulanması gerekmektedir. Bununla ilgili olarak Tablo 4'de bazı önemli örnekler verilmiştir.



                            KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
                            (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
                            Prof. Dr. Erol YILDIRIM
                            Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

                            Comment


                            • #15
                              DEVAMI:

                              Böceğin bilimsel ismi Radyasyonun Kısırlaştırma

                              Tablo 4. Radyasyonla Kısırlaştırılarak Arazide Başarılı Sonuçlar Elde Edilen Bazı Böcek Türleri
                              Kemosterilant Böcek Türü
                              Apholata Ev sineği, Sivrisinek, Meyve sineği, Hamam Böceği
                              Aphomido Ev sineği, Sivrisinek, Meyve sineği, Hamam Böceği
                              5-Flurouracil Ev sineği
                              5-Fluroroorotic acid Ev sineği
                              Hemol Ev sineği
                              Hempa Ev sineği, Sivrisinek
                              Hexamethylphos phoramide Ev sineği
                              Hexamethylmelamine Ev sineği
                              Mepata Ev sineği, Sivrisinek
                              Methotrexate Ev sineği
                              Morzid Ev sineği, Burgulu Yara sineği, Ahır sineği
                              Myleran Ev sineği
                              Riboflavin Ev sineği
                              TEPA Ev sineği
                              Thio-TEPA Ev sineği, Burgulu yara sineği, Pamuk hortumlu böceği, Hamam böceği
                              Uracil Ev sineği

                              KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
                              (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmis ve genisletilmiş)
                              Prof. Dr. Erol YILDIRIM
                              Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012

                              Comment

                              Working...
                              X