fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse

KİTAP HAKKINDA

YAZARI: Prof. Dr. Erol YILDIRIM
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü
(Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş)
Erzurum - 2012

Kitabın Tamamı Sitemizde Yazardan izin alınarak yayınlanmaktadır.

Sayın çok değerli Prof. Dr. Erol YILDIRIM hocamıza katkılarından dolayı sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.

© Copyright
Bu kitabın her türlü yayın hakkı yazarına, basım ve satış haklan Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ne aittir. Bu kitabın bütün hakları saklıdır. Yazarından ve ilgili kuruluştan izin alınmadan kitabın tümü ya da bölümleri mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
See more
See less

Pestisitlerin Arılara Etkileri

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Pestisitlerin Arılara Etkileri

    8.26. Pestisitlerin Arılara Etkileri
    Balarılarının pestisitlerden etkilenmelerine ait bilgiler çok eskilere kadar uzanmaktadır. ABD'de elma iç kurduna karşı kullanılan paris yeşilinin 1870 yılında önemli miktarda arı ölümüne sebep olduğu belirtilmektedir. Gerek ülkemizde gerekse Dünya da arılar, pestisitlerden etkilenen en önemli böcek grubunu oluşturmaktadırlar. Pestisitlerin yoğun ve bilinçsiz kullanılmaları sonucunda her yıl binlerce kovan zarara uğramaktadır. Nitekim 1967 yılında pamuk tarlalarında toz Carbaryl uygulamasıyla Kaliforniya'daki toplam koloni varlığının %15'i, yani yaklaşık 70.000 arı kolonisinin söndüğü belirtilmektedir.
    Arı zehirlenmelerinin genel belirtisi arı kovanları önünde çok sayıda ölü arının görülmesidir. Pestisitler, arılara kontak, solunum ve mide zehiri olarak etki yaparlar. Arılar değişik insektisit zehirlenmelerine karşı farklı simptomlar gösterirler. Zehirlenmenin ilk belirtisi, tüm arılıktaki kolonilerin uçuş delikleri önünde çok sayıda ölmüş veya can çekişmekte olan arıların görülmesidir. Tarımsal mücadele ilaçlarının birçoğu arıların erginleri kadar larvaları için de öldürücüdür. İnsektisitler, genellikle koloni üzerinde diğer tehlikeli etkileri göstermeden önce tarlacı arıları öldürürler. Birçok arı tarlada ve ilaçlanan saha ile koloni arasında kaybolur. Koloni zayıflar fakat genellikle sönmez. Aşırı durumlarda zehirli maddeler gıda toplayıcı arılar tarafından kovana taşınırlar. Bu durumda kovandaki larva ve genç arılar ölürler. Böyle bir durumda koloni sönebilir. Pestisit zehirlenmesinde başlangıçta kovan içerisindeki arıların hareketleri azalır ve görevlerini ihmal ederler, abdomenleri şişer, kanatlar ve bacaklar felç olur ve sonuçta ölürler.
    Arılara, klorlandırılmış hidrokarbonlu, organik fosforlu, karbamatlı ve sentetik piretroitli bileşikler ile diğer gruplarda yer alan insektisitler çok zehirli ve zehirli sınıfında yer almaktadırlar. Bunun yanı sıra biyopestisitler, akarisitler, fungusitler ve herbisitler ise az zehirli veya zehirsiz sınıfında yer almaktadırlar. Özellikle sentetik piretroitler arılara karşı laboratuar çalışmalarında çok zehirli sınıfında yer almalarına rağmen arazi denemelerinde toksiteleri çok düşük bulunmuştur. Bunun sebebi ise uygulama dozunun düşük olmasına ve bu grup ilaçların birkaç saatlik sürede arılarda uzaklaştırıcı etkiye sahip olmaları sonucuna bağlanmıştır. Bu sebeple bazı sentetik piretroitlerin düşük dozları bazı Avrupa ülkelerinde bitkilerin çiçeklenme dönemlerinde bazı zararlılara karşı kullanılmaktadırlar. Ayrıca, biyopreparatların risk oranları son derece düşüktür. Gömlek değiştirme ve gençlik hormonu etkili ilaçlar ile yapılan çalışmalarda arılarda ölüm görülmemesine rağmen bu aktif maddelerin kovana taşınmasıyla kovanda yavru ölümlerine ve ana arının yumurta koymasına olumsuz etki yaptıkları belirtilmektedir. İnsektisitlerden, klorlandırılmış hidrokarbonlu bileşiklerden ülkemizde ruhsatlı ilaç şu anda bulunmamaktadır. Fakat DDT ile zehirlenen arıların davranışları düşük sıcaklıkta hareket eden arılarınkine benzemektedir. Ayrıca, arılar yaprak ve toprak üzerindeki sıcak noktalara konar ve taciz edilmedikçe hareketsiz kalırlar. Tamamen takatsız hale gelince yan veya sırtüstü yatar, bacak ve antenlerini zayıfça hareket ettirirler. Yine bu gruptan, BHC'li ilaçlara maruz kalan arılarda iğnelerini batırma eğilimi çok fazla olmaktadır. Organik fosforlu bileşikler arıları için çok zehirli olduklarından ani ölümler meydana getirmektedirler. Bu sebeple tarlacı arılar daha kovana dönmeden birkaç saat içerisinde zehirlenerek ölmektedirler. Bu gruptaki ilaçların düşük dozunu alan arılarda önce aşırı bir saldırganlık başlamakta, daha sonrada yaygın bir kusma görülmekte, kanatlar yana açılmakta, abdomen şişmekte ve bacaklarda düzensiz kasılmalar meydana gelmekte, genel bir titreme, istem dışı hareketlerden sonra paraliz (felç) olma süresi tamamlanmakta ve ölümler başlamaktadır. Yoğun şekilde zehirlenmeden sonra kovanda kusma meydana gelirse, kovan içinde ağır bir ilaç kokusu hissedilmekte, kolonideki arı sayısı azalmakta, hatta koloni kısa sürede sönmektedir. Karbamatlı bileşikler arılara kontakt ve mide zehri olarak etki ederler. Zehirlenmiş arılarda vücut hareketi zayıflamakta, uçmayı başaramayan davranışlar görülmekte, bunu paraliz ve ölüm takip etmektedir. Arıların çoğu kovanda ölmektedir. Ana arı ölmediği takdirde, uzun bir süre yumurta bırakmamaktadır. Sentetik piretroitler zararlı böceklere karşı çok yaygın olarak kullanılmakta, kontak ve mide zehiri olarak etkilidirler ve bal arılarında toplu halde ölümlere neden olmaktadırlar. Sentetik piretroitler, arılarda önce düzensiz hareketler, kusma ve halsizlik meydana getirmekte, bunu çırpınma şeklinde bir paraliz ve ölüm takip etmektedir.
    2006'lı yıllarda başlayan %30-90 toplu arı ölümlerine ilişkin yeterince doyurucu bir bilimsel açıklamanın bulunamaması bu konu ile uğraşan insanları endişelendirmiş ve şüpheler insektisitler üzerinde yoğunlaşmış ve özellikle insektisitlerin, neonikotioidler grubundan olan "Imidacloprid (C9 H10 Cl N5 O2)" adı verilen aktif madde üzerinde tereddütler giderek artmıştır. Bu aktif madde beyaz kristaller halinde, kontak ve mide zehiri etkili sistemik bir insektisittir. Akut ağızdan LD50 değeri sıçanlarda 450 mg/kg'dır. Bu aktif maddeye ait şu anda ülkemizde 75 adet ticari preparat bulunmakta, gerek dünyada ve gerekse ülkemizde çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu aktif maddenin arılara olumsuz etkisinin bulunup bulunmadığı üzerinde epeyce bir tartışma yapılmış ve son zamanlarda da bir bilimsel çalışma yapılmıştır. Bu çalışmada kullanılan bu aktif maddenin 23. haftada %94'lere varan oranlarda arı ölümlerine sebep olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmadan sonra bu aktif madde üzerine dikkatler iyice çekilerek, bilimsel çalışmalarda bir yoğunlaşma başlamıştır. Arı ölümleri ile ilgili olarak pek de olumlu anılmayan bu aktif maddenin geleceği bu çalışmalar sonucunda belirlenecektir.
    Arıların pestisitlerin etkisiyle zehirlenmelerinin bir diğer belirtisi de kovan içindeki temizliğin çok azalması şeklinde kendini göstermektedir. Kovandaki işçi arılar, arı ölülerini dışarıya atamazlar. Bu yüzden, kovanın giriş deliği civarında çok sayıda ölü arı birikmektedir. Kovanın içerisinin pestisitlerle bulaşması genel olarak araziden işçi arıların getirdiği ilaçlı polenlerle olmaktadır. Bu yüzden, toz formülasyonlar, sıvı olanlara oranla daha tehlikeli olmaktadırlar. Kovandan yeni çıkmış olan işçi arılarda ölüm görülmesi ise polenlerin ilaçlı oluşunun en önemli kanıtıdır. Kovanın ilaçla bulaşık olması, larva ölümlerine de sebep olmaktadır.
    Yine yapılan çalışmalarda yaban arılarının, balarılarına nazaran pestisitlere karşı daha hassas oldukları tespit edilmiştir. Arıların pestisitlerden etkilenmesini azaltmak için, bitkilerin çiçekli dönemlerinde imkânlar ölçüsünde ilaçlama yapılmaması gerekir. Bu uygulama arıların ilaçlardan zarar görmesinin önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Eğer ilaç atılma zorunluluğu varsa çok kısa sürede parçalanan ilaçları akşam, gece veya sabahın erken saatlerinde uygulamak gerekir. Meyve bahçelerinde ağaçların altında ve civarında bulunan çiçekli yabancı otların ilaçlamadan önce imha edilmesi arı zayiatını önlemede büyük önem taşımaktadır. Arılara daha az zarar veren pestisitlerin kullanılmasına özen gösterilmelidir. Yer aletleri ile yapılan ilaçlamalar, uçakla yapılanlara oranla arılar için daha az zararlı olmaktadır. Emülsiyon konsantre ve solüsyonlar; mikrokapsül, toz ve ıslanabilir toz formülasyonlara oranla arılara daha az zararlı olmaktadır. Granüler formülasyon şeklindeki ilaçlar ise daha güvenlidir.
    Arılık yerinin seçimi de önemlidir. İmkânlar ölçüsünde arılıkların yoğun ilaçlamanın yapıldığı alanlardan uzak yerlerde olmasına özen göstermek gerekir. İlaç atımı esnasında arılar kovanlarda kapalı tutulmalıdır. Arıların pestisitlerden korunması amacıyla kovanların üzerine telis veya benzeri örtülerin kapatılması son yıllarda üzerinde durulan diğer bir konudur. Ayrıca, sağlıklı ve kuvvetli arı kovanları zayıf kovanlara oranla ilaç zararından daha az etkilenmektedirler.
    KAYNAK: TARIMSAL ZARARLILARLA MÜCADELE YÖNTEMLERİ VE İLAÇLAR KİTABI
    (Üçüncü Baskı) (Gözden geçirilmiş ve genisletilmiş)
    Prof. Dr. Erol YILDIRIM
    Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Bitki Koruma Bölümü - 2012
Working...
X