fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Ahır gübrelerin içerikleri kimyasal katkılar ve antibiyotiklerle özellikleri bozuldu

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Ahır gübrelerin içerikleri kimyasal katkılar ve antibiyotiklerle özellikleri bozuldu





    "
    Amerika'da broiler tavuklarının %90' nın yemlerine arsenik katıldığı biliniyor. Tavukların tüyleri ise işlenerek hayvan yem katkısı veya gübre olarak kullanılıyor. Arsenik ihtiva eden ilaçlar özelliklede raxarsone tavukların tüylerinde keratin maddesinde toplanıyor."


    Haber kaynaklarında yer alan bu bilgilerin ışığında, bundan böyle tarımsal faaliyetlerimiz içersinde güvenerek organik sebze meyve yetiştiriciliği yapmanın güvencesi olan ahır gübrelerinin bundan böyle çeşitli şahibelerle kullanımısekteye uğrayacaktır, üreticiler açısından endişler yaratarak bu gübrelerdeki şüphelerin nasıl giderileceği söz konusu olmaktadır.

    Et ürünleri endüstrileri insiyatifleri içinde üretim artıklarının (tüy kemik) gibi maddeleri üretim kayblarnın maliyetleri etkilememesi adına yapılan bu uygulamaların insan beslenmesinde sorunlar açarak sağlıksız besin üretimi ve kimyasal kirlilik yaratarak, hem hayvan biyolojisini bozmakta hemde bu hayvanların bu atıklarını tekrardan üretime katarak, kimyasal kirliliğe davetiye çıkarmala beraber, bu atıklar üzerinde biriken kirliliği gübre olarak kullanımını sağlıyarak kendi üretimlerini rantabl hale getirirken karlarınıda maksimum şekilde arttırmanın düşüncesi içindeler.

    Bundan böyle başta tavuk ve buna bağlı ürünler ile diğer hayvan yetiştiricilerin bu atık maddlerle üretilmiş hayvan yemleri ile besicilik yaptıkları et ürünlerini toplumlara sunmaları ile insanların kitleler halinde hastalanmalarını güvence altına alarak yaptırım yapacak mercileri uyarmak insanlığımızın bir gereği olduğuna inanıyorum.

    Bu üretimleri içinde yetiştirdikleri hayvanların dışkılarını tarım alınına ahır gübresi üretimleri ilede topraklarda yetiştirilecek bitkilerinde sağlıklı olacağını kim idda edebilir. Hatta üretimlerinin atıkları olan
    (tüy kemik) lerin gübre üretiminde kullanılması ile bu atıklarda birikmiş kimyasalların topraklarda kimyasal kirlilik yaratacağı nasıl göz ardı ediliyorda idari mercilerin bu hayvanların dışkılarını ve diğer artıklarını gübre ve yem konusunda tekrarda geri dönüşüm sağlanarak üretim yapmaları sağlanıyor.
    Last edited by ERAY-Kadir; 10.04.12, 11:16.
    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

  • #2
    Şimdii...Gerçek manada ahır gübreleri,eğer usulünce hazırlanmış ise;Bitkilere sayısız faydalar sağlayacağı bir gerçekdir.Diğer yandan gayr-i müslüm kökenli ülkelerde gerek kanatlı,gereksede toynaklı hayvan üretiminde,bu hayvanların atık maddeleri,hayvanlara yem katkı maddesi olarak yeniden verilmekte,buda çeşitli sorunlara sebep olmaktadır.Yakın zamanlarda;İngilterede büyükbaş hayvanlara kesimhanelerden toplanan hayvan kan ve atıklarının yem olarak yeniden kazandırılarak verildiği ve bunun deli dana hastalığına sebep olduğu pek çok basın organınca teyit edilmiştir.Diğer yandan Sn ERAY'ın yukardaki yazısında bahsetdiği,kanatlı hayvanların tüylerinin tekrar yem olarak bu hayvanlara verildiği konusu hiçde yadırganmayacak durum değildir.Günümüzde hayvan yemlerine ktkı maddesi olarak,hayvanların metabolizmasını bozacak ve bu besinleri tüketen insanlardada olumsuz etkiler yaratacak konular pek çok basın v e yayın organında ele alınmıştır.Ancak;bu konular ele alınırken,sağ duyulu olmalı,Konunun gerçek uzmanları bu konuları değerlendirilmelidir.Üreticiler,toplum sağlığı konusunda yeteri kadar duyarlı olmalı en başta kamu kuruşları bu işte hassas davranmalı ve gereğini yapmalıdır.Sağlıklı beslenmek her insanın hakkı olduğu gibi,üretimi korumak milli ve vicdanı görevimizdir.En derin saygılarımla...

    Comment


    • #3
      Her duyduğunuza,her okuduğunuza inanmayın.Ben iki sene yem fabrikasında yetkili olarak çalıştım.Ve tüm rasyonları ben hazırladım. Bugünlerde basında konuşulanın hemen hemen hepside dedi kodu.Hayvan atıkları ve kemiklerinin yem fabrikalarında kullanımları ortadan kalkalı nerede ise on yıl oldu. Nedendir bilinmez birileri pişirip pişirip piyasaya sürüyor. İşin garip tarafı da yem sanayiciler çıkıp da bu dedikoducu gazeteciler ile yargı önünde hesaplaşmıyorlar.

      Comment


      • #4
        Sn Hemşerim:Bizim memleketde bir vatandaş var ve bu adam yıılardır kemik toplar.Kendisine defalarca sordum"Bunları ne yapıyon?".Aynen cevap verdi"Satıyorum.Biriktiğinde haber veriyorum,kamyonla gelip götürüyorlar." Adamın işi:Kağıt ve kemik toplamak.Pekela; Eğer bu kemikler işe yaramıyorsa,bu adamlar bu kadar hayvan kemiğini müzeyemi koyuyor?,yada bu kemikler nerelerde kullanılıyor?.Diğer yandan;Bu deli dana hastalığı çıktığında,bir Avrupa yayın kanalında seyretdim.Hayvanların kan ve atık maddelerini tekrar hayvanlara verdiklerini.Öte yandan ismini yazmayacağım bir TV kanalı bu ABD'deki tavuk üreticilerini gösterdi ve içim burkuldu.Kimsenin kazancıyla işimiz yok! Lakin;takdirde edersinizki;İnsanlarımızın Güvenli gıda tüketmesi hepimizin arzusu.Ayrıca;bu işin birilerince sulandırılması doğru.Bundada kamunun önlem alması,üretici birliklerininde bu konuyu suistimal edenlere karşı Hukuki yol başta olmak üzere haklarını aramaları gerektiği düşüncesindeyim.Son günlerde Önce Bal,daha sonra Zeytin yağı,daha sonrada Beyaz et konusundaki üreticiyi yıpratıcı konuların sık,sık gündeme gelmesi benimde hoşuma gitmiyor.Lakin;kamunun bu işte çok geç kaldığı izlenilmekte.Sağlıcakla kalınız.

        Comment


        • #5
          Ahır gübrelerinin içerikleri hayvanlara verilen yemlere bağlıdır.

          ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          İşin garip tarafı da yem sanayiciler çıkıp da bu dedikoducu gazeteciler ile yargı önünde hesaplaşmıyorlar.
          Ubeyd arkadaşım, öncelikle konuya katkı sağlıyan mesajın için teşekkür ederken, mesajınızın katkı sağlıyan alıntılı paragrafta endişlerin kamu vicadanınıda rahatlalık sağlıyan sanayicilerin bir demecinin olmayışı konuya olan şüpheleri doğrular netilik taşımaktadır, sanayicilerin adeta sinekten yağ çıkarma düşünceleri onların karlarını arttırma adına toplum sağlığını hiçe saymaları normal kabul edilebilir, çünkü bizim insanımız taklitçi bir mizaç ile batı anlayışını körü körüne taklit etmenin şuuruna bile varamamıştır.

          Batının insanı deli dana olayının bilincinde olduğunun kaanati içindeyim, sizlerinde bildiğine emin olduğum bir bilgiyi sizlerle paylaşarak bir örnekle bu konuya açıklık getirerek sizleride bu konuda daha ileri yönde aydınlatmış olarak konun bu bölümünü yorumlamış olacağım, tıoplumumuz bilindiği üzere hayvanların sakatlarını beslenmede kullanmada bir mahzur görmezken, batının insanı sakatatların tüketimini insan beslenmesinde kullanılmasına izin vermemişlerdir.

          Lakin bu sakatatların ekonomik boyutu üzerindeki uygulamalar içinde bu sakatatların yetiştirdikleri hayvanların yemlerine katmak için her hangi bir deretdüt göstermemişler, sonuçta da bu sakatatların hayvan yemleri ile hayvanlara yedirilmesi ile deli dana olayı vuku buluncada bu yanlışlarından dönmek zorunda kaldılar.

          Onlar bilim yolunda hatalar yapsalarda hatalarından anladıklarında dönmek için deretdütleri olmadıklarına inanmaktayım, fakat bizler gibi taklitçi toplumlar, menfaat ve çıkar konusu olduğunda döndürmek yasalarlada olmadığı gün gibi aşikar meydanda, sizde bilirsiniz madem yem rasyonları işiyle uğraşmışsınız bu anlatıklarım sizinde bilgilerinizde mevcuttur, bilmeyen arkadaşlarım için açıklamakta yarar görmekteyim.

          Herkesin malumudur tavuk etleri bir zamanlar hep balığa koktuğu söylenirdi, bunun sebebi denizlerimizdeki balıklarımızı kontrolsuz avlanınca, tüketilemiyenleri balık ununu fabrikalarında değerlendriliyor du bu kontrolsuz avlanan balıkların balık ununu üretimide yem üretimi yapan firmaların ekmeğine yağ sürüyordu, sonuçta hazırlanan yem rasyonlarında balık unu ağırlıklı yemle beslenen hayvanların etleri balığa kokma nedenide buradan gelmekteydi.

          Bu açıklamalarım başlıktaki konuyu saptırmaya yönelik algılanmaması bakımıyla opjektiflik sağlıyarak konuyu takip edenlere daha ileri yönde paylaşım sağlamaktı, mesajım uzamısyla konuyu başlığa uygun açıklamaları diğer mesajımda yer verereceğimi bildirirken, başlığa katılan arkadaşlarımın mesajlarına yorumlarımı sunarak şükranlarımıda belirtmiş olacağım.
          Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

          Comment


          • #6
            Aziz Hemşerim. Hassasiyetinizi anlıyorum. Ancak yukarıda da söylediğim gibi özel Yem Fabrikasında iki yıl boyu tüm rasyonları ben hazırladım. Yani yem içersine ne katılıyor, hangi oranda katılıyor hepsini de ben hazırladım. Alınacak hammaddelerin listesini ben yapıp Fabrika sahibine veriyor o da temin ediyordu. Ben hiç bir zaman hayvansal atıkları veya kemik unu kullanmadım. Sadece Tavuk yemi için sınırlı oranda Balık unu kullandım.

            Sizin çöpten veya başka yerlerden kemik toplayanlarla konuşmanız doğrudur. Ancak bu kemik ununun nerede kullanıldığını iyi araştırın. Bakın bugün kullandığınız Beşeri ilaçlardan, Şeker sanayisine, Sucuk -Sosislerden bebek mamasına, Bazı Bisküvi ve hazır dondurulmuş hamurlu gıdalar gibi onlarca gıda içersine katıyorlar. Ama hiç kimse çıkıp da bunu anlatmaz iken iş dönüp dolaşıp Yem katkı maddesi diye anlatılıyor.
            Ayrıca İlçe Tarım Müdürlüğünde üç yıl boyunca Gıda denetimi görevlisi olarak çalıştım. Bu sistem ile Tarım elemanlarının Gıda denetlemesi yapması mümkün değil. Ziraat Mühendisleri İllerde Valinin, İlçelerde Kaymakamın emrinde. Ben neler ile karşılaştım ama burada yazmak mümkün olmuyor. Halkından köylüsünden nefret eden odasına almayan Bir Vali veya Kaymakam Tarımcıya köylüye destek olması mümkün mü. Her ne ise bu Hamur çok su götürür. Selametle …

            Comment


            • #7
              Ahır gübrelerini kullanacakların dikkatlerini çekmek adına.

              ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              Aziz Hemşerim. Hassasiyetinizi anlıyorum. Ancak yukarıda da söylediğim gibi özel Yem Fabrikasında iki yıl boyu tüm rasyonları ben hazırladım. Yani yem içersine ne katılıyor, hangi oranda katılıyor hepsini de ben hazırladım. Alınacak hammaddelerin listesini ben yapıp Fabrika sahibine veriyor o da temin ediyordu. Ben hiç bir zaman hayvansal atıkları veya kemik unu kullanmadım. Sadece Tavuk yemi için sınırlı oranda Balık unu kullandım.
              Arkadaşım ilgili açıklamalarınız konu başlığı için yararlı bilgiler içermektedir, katılma lütfunu göstererek, yorumlarınıza teşekkürü borç bilirim. Açıklamalarınız başlığın bir bölümüne yanıt kabul edilebilirsede, esas endişe verici olan hayvanlara verilen yemlerle beraber uygulanan antibiyotikler ve kimyasal katkıların, hayvanların dışkılarında ve de atıkların üzerinde birikim yapması ile bu atık ve dışkıların gübre üretiminde kullanılmasının sonuçları ile ahır gübrelerinin içeriklerinin bozulmasına yönelik endişelerin, bu kimyasal ve antibiyotiklerin topraklar uygulanarak, toprakların kirletilmesi ile çevreye ve doğaya yapılan bu müdehalelerin sonuçlarının tartışılarak kamu oyunun bilgilendirilmesi olacaktı.

              Arkadaşım ubeyd, Hobi maksatlı olarak ilgilendiğim toprak konuları üzerindeki bilgilerimi forumlarda tartışarak daha yararlı paylaşımlar içinde bilgi üretmeyi amaçlıyarak tarım insanlarımızı aydınlatarak faydalı olma kanaati içindeyim, ve bu konudada çok ciddi olduğumu belirterek topraklara hizmeti yaradana bir ibadet anlayışı içindeyim, bu bilgilerimi paylaşmaktan büyük zevk alarak yapmaktayım, bu aynı zamanda da bir insanlık görevi olduğuna inanıyorum, sevgiler ve saygılar sunarım.
              Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

              Comment


              • #8
                Kadir bey. İlginize ve sorum bir birey olarak gösterdiğiniz gayrete teşekkür ederim. Kullanılan antibiyotiklerin dışkı ile toprağa ve oradan da tarım ürünlerine geçme dereceleri ve etkisi konusunda yeterli bilgim yok. Kullanılan antibiyotiklerin toprak ve geçtiği canlılarca tolere edilme sınırını da bilmiyorum. Yani ilk kullanıldığı gibi daha sonra iki ve üç aşamadan sonra geçeceği canlı üzerinde etkisinin fazla olacağı kanaatinde değilim.Ancak bu sadece kanaat.Bilimsel bir değeri olan ifade değil. Detaylı bilimsel bulguların ortaya konulması lazım. Yoksa İnsanları her şeyden korkar ve hiç bir şeye el süremez hale getirmekte doğru değil. Selamlar.

                Comment


                • #9
                  Toprak anamızın sağlığını koruyamazsak, ölümcül hastalıklar artacaktır.

                  ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                  Kadir bey. İlginize ve sorum bir birey olarak gösterdiğiniz gayrete teşekkür ederim. Kullanılan antibiyotiklerin dışkı ile toprağa ve oradan da tarım ürünlerine geçme dereceleri ve etkisi konusunda yeterli bilgim yok.
                  Sayın ubeyd, Kullanılan antibiyotiklerin canlıların üzerindeki etkileri hepimizin bilgileri dahilinde, bu kullanımların devamlılığı söz konusu oldukça, canlının üzerinden atılan atıklarla topraklarda birikerek etkilerinin bu kimyasallarla artacağı söz konusudur, burada bahsi geçen antibiyotikler ve kimyasallar toprak faunası üzerinde ölümcül etkilerini sürdürerek toprağın mikrobiyal yapısının buzulmasını sağlıyacaktır.

                  Bizim topraklarımız organik yapısının bozuk olmasının nedenleri zaten kimyasal uygulamaların sonu gelmez bir biçimde kullanımından meydana gelmiş olmasından değilmidir.? topraklarımızdan verim alınmaz hale gelecektir. Bu durum doğrudan uygulama sayılmasada toprak yapısındaki bozulmaları katkı sağlıyacağı yönündedir.

                  ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                  Kullanılan antibiyotiklerin toprak ve geçtiği canlılarca tolere edilme sınırını da bilmiyorum. Yani ilk kullanıldığı gibi daha sonra iki ve üç aşamadan sonra geçeceği canlı üzerinde etkisinin fazla olacağı kanaatinde değilim.Ancak bu sadece kanaat.Bilimsel bir değeri olan ifade değil. Detaylı bilimsel bulguların ortaya konulması lazım. Yoksa İnsanları her şeyden korkar ve hiç bir şeye el süremez hale getirmekte doğru değil. Selamlar.
                  Kullanılan bu antibiyotik ve kimyasalların tolere edilibilir seviyelerinin düşüncesi içinde kendimizi avutmıyalım, toprakların tolere eder diyerek gelinmedimi bu günlere, Yeşil devrim yaratacağını sanan bu insanlarla gelindi. Bunları unutmak bence biraz fazla saflık olmaktadır

                  Gerçekleri göstermek gerekmezmi, korkulanlar zaten oluyor, Okullar dersaneler ne kadar çoğalsalarda kaliteli eğitim anlayışı hakim olmdaıkça, Açılmış olan hastahanelerin yetersiz kalmakta yenilerini hızla açılması sağlık sorunlarının önü alınamaz hale gelmesi ile bu hizmetlerin aksaması bence kortuğumudan daha korkunç bir durum değilmi.
                  Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                  Comment

                  Working...
                  X