Bitki besin maddelerinin, bitki bünyesinde farklı fonksiyonları olup, bunların eksikliği durumunda bir takım arazlar meydana gelmektedir.
Bitkiler tarafından ihtiyaç duyulan gerekli besinler, öteki birçok organizmadan farklı olarak, tamamen inorganik niteliklidir. Bu açıdan ele alınınca bitkiler besin maddesi olarak ek organik bileşiklere gerek duyan birçok organizma, hayvan ve insanlardan temel ayrıcalıklar gösterir. Gerekli bir besin elementi, bir organizmanın normal yaşam döngüsü için kesinlikle bulunması zorunlu olan ve o besin elementinin görevleri öteki kimyasal bileşiklerce yerine getirilemeyen element olarak tanımlanır.
ARAZ
a- Sağır dilsiz
b- Araz, devamlılığı ve kalıcılığı olmayan, kendi başına bir varlığı bulunmayan ve var olmak için dayanacak bir cevhere muhtaç olan şey demektir. Metafizikle, öz (essence) karşıtı olarak kullanılan araz, bir şeyin kendi doğasını değiştirmeden veya ortadan kaldırmadan üstünde meydana gelen değişiklikler demektir.
Sözgelimi bir hayvanın boyu arazî (ilineksel) bir özelliktir. Hayvan aynı hayvan olmakla birlikte büyük veya küçük olabilir. Buna karşılık öz, görülen dış değişikliğin altındaki değişmeden kalan kendilik anlamını taşır. Bir hayvan küçükken büyüyebilir, ama öz olarak aynı hayvan olarak kalır.
AZOT NOKSANLIĞINDA BİTKİLERDE ORTAYA ÇIKAN ARAZLAR
Azot, bitki bünyesindeki söz konusu önemli fizyolojik fonksiyonlarıyla ilgili olarak, gerek ürün miktarını gerekse ürünün kalitesini etkiler. Azot noksanlığı bitkilerde özellikle vegetatif gelişme üzerine olumsuz bir etki yapar ve vegetatif gelişmesinin çok zayıflamasına sebep olur. Azot noksanlığında yapraklar normal büyüklüklerini alamazlar ve renkleri de, noksanlığın derecesine bağlı olarak, açık yeşil ya da sarıya döner. Azot noksanlığında yapraklarda ortaya çıkan kloroz arazı diğer birçok besin maddeleri noksanlıklarının sebep oldukları arazdan farklı olarak yeknesaktır. Yani renk değişikliği yaprağın her tarafında aynı olmakta ve bu değişiklik yaprağın uç kısmından başlayarak ‘’ V ‘’ şeklinde yaprağın iç kısmına doğru ilerlemektedir.
Öte yandan azot noksanlığı ilk olarak yaşlı yapraklarda ortaya çıkar, noksanlığın devamı halinde ise bu araz genç yapraklarda da görülür. Azot noksanlığından ilk olarak yaşlı yaprakların zarar görmelerinin sebebi ise bu besin maddesinin bünyede hareket edebilmesi ve böylece yaşlı kısımlardan genç, gelişmekte olan kısımlara taşınabilmesidir.
Azot noksanlığından yapraklarda ortaya çıkan bu renk değişiklikleri bitki bünyesinde yeterli ölçüde klorofilin bulunmadığına bir işarettir ki klorofil noksanlığı ise bitkide fotosentez olayının normal bir şekilde sürmesini engeller. Bu gibi hallerde bitki vaktinden önce çiçek açar ve böylece bitkinin gelişme süresi de normale nispetle kısalmış olur. Azot noksanlığı tohum, çiçek, meyve oluşumunun azalmasına ve bitkinin kök sisteminin de zayıflamasına yol açar.
Azot noksanlığı gibi azot fazlalığı da bitkiler üzerine olumsuz bir etki yapar. Fazla azot bitkide vegatatif gelişmeyi çok fazla kuvvetlendirerek çiçek ve meyve teşekkülünün hem azalmasına hem de gecikmesine sebep olur ve böylece kaliteyi düşürür. Fazla azot ayrıca bitkilerin hastalık etkenlerine karşı dirençlerinin azalmasına ve aynı şekilde bunların düşük sıcaklık derecelerinde zararlanmalarına da sebep olur. Pratikte sonbaharda fazla miktarda azotlu gübre verilen meyve ağaçlarının dondan çok fazla zarar gördükleri sık sık gözlenmiştir.
Bitkilerin azot gereksinimleri birbirlerinden farklı olduğundan çeşitli kültür bitkileriyle topraktan kaldırılan azot miktarı da bitkinin tür ve çeşidine bağlı olarak değişir. Bu bakımdan tahıllarla baklagil bitkileri arasındaki fark daha da önemlidir. Gerçektende tahıl bitkilerinin toprak azotunun hızla tüketmelerine karşılık baklagil bitkileri toprağa azot kazandırırlar. Bu yüzden pratikte tahıl bitkilerinde azot noksanlığına çok sık rastlanmaktadır. Yalnız söz konusu bitkilerde görülen ve azot noksanlığı ile ilgili bulunan araz bazı hallerde toprakta yeterli ölçüde azotun bulunmamasından çok, kuraklık, düşük sıcaklık dereceleri ve benzeri gibi uygun olmayan iklim faktörlerinin etkileriyle ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu faktörler ve örneğin, kuraklık toprakta nitrifikasyon olayının hızının azalmasına ve böylece bitkinin toprakta bulunan azottan gereği gibi faydalanmamasına sebep olur. Bu koşullar da ayrıca bitki köklerinin toprak içerisine gelişime de azalır. Kuraklığın şiddetli ve aynı zamanda sürekli olduğu hallerde ise, toprakta yeter ölçüde azotun bulunmasına karşılık , bitkinin azot alımı hemen tamamen durur ve bitki ölür.
Öte yandan pratikte bazı hallerde baklagil bitkilerinde de azot noksanlığı ortaya çıkmaktadır. Bunun sebebi ise yine doğrudan doğruya uygun bir durumda bulunmayan iklim faktörlerinin etkileriyle gerek bu bitkilerin atmosfer azotundan faydalanmalarını sağlayan nodozite bakterilerinin gerekse nitrifikasyonu yapan bakterilerin faaliyetlerinin engellenmiş olmasıdır.
Meyve ağaçlarında da azot noksanlığına çok rastlanır. Buna sebep meyve ağaçlarının bu besin maddesine olan ihtiyaçlarının fazla olmasıdır. Meyve ağaçları içerisinde özellikle şeftaliler azot noksanlığına karşı çok hassas olduklarından azot noksanlığının bu meyve türünde sebep olduğu zararlanmalar, diğer birçok meyve türüne göre daha şiddetli olmaktadır.
FOSFOR NOKSANLIĞINDA BİTKİLERDE ORTAYA ÇIKAN ARAZLAR
Fosfor noksanlığında bitkide ortaya çıkan belirtilen bazı bakımlardan azot noksanlığının sebep olduğu belirtilere benzerlik gösterir. Gerçektende fosfor noksanlığı da daha çok bitkinin gelişmesi ilk periyodunda ortaya çıkar ve bitkide gelişmenin çok zayıflamasına sebep olur. Yalnız fosfor noksanlığı azottan farklı olarak bitkinin toprak üstü kadar kök sistemi üzerine de önemli bir etki yapmakta ve gerek kök oluşumunu ve gerekse kök
GETA MUHASEBE
Sadece iş adamlarına yönelik muhasebe programı.
GETA YAZILIM
TARIM E KİTAP
Ziraat Mühendisleri, Ziraat Teknisyen Ve Teknikerleri, Ziraat Fakültesi Öğrencileri, Tarım İl Ve İlçe Müdürlükleri Teknik Elemanları, Çiftçiler Ve Hobi Bahçeciliği Yapan Yetiştiricilerin
Bahçe Ve Tarlalarında Karşılaştıkları Sorunların Çözümünde Yardımcı Olacak Bir Programdır.
gelişmesini çok zayıflatmaktadır. Bu yüzdende fosfor noksanlığından en çok kök bitkileri zarar görürler.
Fosfor bitkide tohum oluşumu için çok önemlidir ve tohumlar fosforun depolandığı yerlerden biridir. Ayrıca erken olgunluk ve bitkilerin hastalıklara karşı direnci açısından da oldukça önemlidir.
Fosfor noksanlığında yapraklar normal büyüklüklerini alamazlar ve bunların renklerinde de çeşitli değişiklikler kendini gösterir. Fosfor noksanlığında yapraklar başlangıçta normalden daha koyu yeşil bir renk alırlar sonraları ise renk kırmızımsı mor veya kahverengine döner.
Bitkide yaprakların başlangıçta koyu yeşil bir renk olmalarının sebebi fosfor noksanlığında bitkinin bünyesine normale oranla daha fazla miktarda azot alması ve bu fazla azotun bünyede toplanmasıdır. Daha sonra yapraklarda kırmızımsı mor rengin meydana gelmesi ise, bünyedeki şeker birikimi ile ilgilidir. Çünkü fosfor noksanlığında bitki bünyesindeki şekerler nişasta ve seliloza dönüşmeyip bünyede yığılırlar ve böylece bitkideki şeker konsantrasyonu anormal derecede yükselir. Şeker konsantrasyonunun anormal yükselmesi ise yapraklarda aynı şekilde antosiyan renk maddesi miktarının da yükselmesine ve böylece yapraklarda kırmızımsı mor bir rengin oluşumuna neden olur.
Fosfor noksanlığı meyve üzerine de azot noksanlığından farklı bir etki yapar ve fosfor noksanlığına maruz kalan meyvelerin zemin renkleri yeşil, meyveler fazla etli, meyve eti de yumuşaktır. Ayrıca böyle meyvelerin asit kapsamı yüksek ve saklanma özellikleri de iyi değildir. Bu yüzden fosfor noksanlığı ürün miktarı kadar ürün kalitesini de çok düşürmektedir.
Bitkilerde fosfor noksanlığı uygun olmayan iklim faktörlerinin etkisiyle de ortaya çıkabilir. Gerçektende havaların yağışlı ve serin gittiği zamanlarda, toprakta oldukça fazla miktarda alınabilir fosforun bulunmasına karşılık, bitkilerde fosfor noksanlığı arazi görülebilir. Bunun sebebi ise bu şartlarda bitkide kök oluşumunun normale oranla çok yavaş olması ve köklerin topraktaki fosforla gerekli teması sağlayamamasıdır.
Bu yüzdende hava şartlarının uygunlaşmasıyla köklerde yeniden hızlı bir gelişme olur ve fosfor noksanlığı da ortadan kalkar. Yalnız bu zamanda her ne kadar fosfor noksanlığına ait karakteristik araz kaybolursa da yine de bunun etkisiyle bitkinin gelişmesi normale göre daha zayıf ve elde edilen ürün miktarı da kısmen daha düşüktür.
Öte yandan bitkinin fosfor alımı ile topraktaki magnezyum noksanlığı bitkinin fosfor alımının azalmasına ve böylece bitkinin topraktaki fosfordan gereği gibi faydalanmamasına neden olur.
Bitkiler tarafından ihtiyaç duyulan gerekli besinler, öteki birçok organizmadan farklı olarak, tamamen inorganik niteliklidir. Bu açıdan ele alınınca bitkiler besin maddesi olarak ek organik bileşiklere gerek duyan birçok organizma, hayvan ve insanlardan temel ayrıcalıklar gösterir. Gerekli bir besin elementi, bir organizmanın normal yaşam döngüsü için kesinlikle bulunması zorunlu olan ve o besin elementinin görevleri öteki kimyasal bileşiklerce yerine getirilemeyen element olarak tanımlanır.
ARAZ
a- Sağır dilsiz
b- Araz, devamlılığı ve kalıcılığı olmayan, kendi başına bir varlığı bulunmayan ve var olmak için dayanacak bir cevhere muhtaç olan şey demektir. Metafizikle, öz (essence) karşıtı olarak kullanılan araz, bir şeyin kendi doğasını değiştirmeden veya ortadan kaldırmadan üstünde meydana gelen değişiklikler demektir.
Sözgelimi bir hayvanın boyu arazî (ilineksel) bir özelliktir. Hayvan aynı hayvan olmakla birlikte büyük veya küçük olabilir. Buna karşılık öz, görülen dış değişikliğin altındaki değişmeden kalan kendilik anlamını taşır. Bir hayvan küçükken büyüyebilir, ama öz olarak aynı hayvan olarak kalır.
AZOT NOKSANLIĞINDA BİTKİLERDE ORTAYA ÇIKAN ARAZLAR
Azot, bitki bünyesindeki söz konusu önemli fizyolojik fonksiyonlarıyla ilgili olarak, gerek ürün miktarını gerekse ürünün kalitesini etkiler. Azot noksanlığı bitkilerde özellikle vegetatif gelişme üzerine olumsuz bir etki yapar ve vegetatif gelişmesinin çok zayıflamasına sebep olur. Azot noksanlığında yapraklar normal büyüklüklerini alamazlar ve renkleri de, noksanlığın derecesine bağlı olarak, açık yeşil ya da sarıya döner. Azot noksanlığında yapraklarda ortaya çıkan kloroz arazı diğer birçok besin maddeleri noksanlıklarının sebep oldukları arazdan farklı olarak yeknesaktır. Yani renk değişikliği yaprağın her tarafında aynı olmakta ve bu değişiklik yaprağın uç kısmından başlayarak ‘’ V ‘’ şeklinde yaprağın iç kısmına doğru ilerlemektedir.
Öte yandan azot noksanlığı ilk olarak yaşlı yapraklarda ortaya çıkar, noksanlığın devamı halinde ise bu araz genç yapraklarda da görülür. Azot noksanlığından ilk olarak yaşlı yaprakların zarar görmelerinin sebebi ise bu besin maddesinin bünyede hareket edebilmesi ve böylece yaşlı kısımlardan genç, gelişmekte olan kısımlara taşınabilmesidir.
Azot noksanlığından yapraklarda ortaya çıkan bu renk değişiklikleri bitki bünyesinde yeterli ölçüde klorofilin bulunmadığına bir işarettir ki klorofil noksanlığı ise bitkide fotosentez olayının normal bir şekilde sürmesini engeller. Bu gibi hallerde bitki vaktinden önce çiçek açar ve böylece bitkinin gelişme süresi de normale nispetle kısalmış olur. Azot noksanlığı tohum, çiçek, meyve oluşumunun azalmasına ve bitkinin kök sisteminin de zayıflamasına yol açar.
Azot noksanlığı gibi azot fazlalığı da bitkiler üzerine olumsuz bir etki yapar. Fazla azot bitkide vegatatif gelişmeyi çok fazla kuvvetlendirerek çiçek ve meyve teşekkülünün hem azalmasına hem de gecikmesine sebep olur ve böylece kaliteyi düşürür. Fazla azot ayrıca bitkilerin hastalık etkenlerine karşı dirençlerinin azalmasına ve aynı şekilde bunların düşük sıcaklık derecelerinde zararlanmalarına da sebep olur. Pratikte sonbaharda fazla miktarda azotlu gübre verilen meyve ağaçlarının dondan çok fazla zarar gördükleri sık sık gözlenmiştir.
Bitkilerin azot gereksinimleri birbirlerinden farklı olduğundan çeşitli kültür bitkileriyle topraktan kaldırılan azot miktarı da bitkinin tür ve çeşidine bağlı olarak değişir. Bu bakımdan tahıllarla baklagil bitkileri arasındaki fark daha da önemlidir. Gerçektende tahıl bitkilerinin toprak azotunun hızla tüketmelerine karşılık baklagil bitkileri toprağa azot kazandırırlar. Bu yüzden pratikte tahıl bitkilerinde azot noksanlığına çok sık rastlanmaktadır. Yalnız söz konusu bitkilerde görülen ve azot noksanlığı ile ilgili bulunan araz bazı hallerde toprakta yeterli ölçüde azotun bulunmamasından çok, kuraklık, düşük sıcaklık dereceleri ve benzeri gibi uygun olmayan iklim faktörlerinin etkileriyle ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu faktörler ve örneğin, kuraklık toprakta nitrifikasyon olayının hızının azalmasına ve böylece bitkinin toprakta bulunan azottan gereği gibi faydalanmamasına sebep olur. Bu koşullar da ayrıca bitki köklerinin toprak içerisine gelişime de azalır. Kuraklığın şiddetli ve aynı zamanda sürekli olduğu hallerde ise, toprakta yeter ölçüde azotun bulunmasına karşılık , bitkinin azot alımı hemen tamamen durur ve bitki ölür.
Öte yandan pratikte bazı hallerde baklagil bitkilerinde de azot noksanlığı ortaya çıkmaktadır. Bunun sebebi ise yine doğrudan doğruya uygun bir durumda bulunmayan iklim faktörlerinin etkileriyle gerek bu bitkilerin atmosfer azotundan faydalanmalarını sağlayan nodozite bakterilerinin gerekse nitrifikasyonu yapan bakterilerin faaliyetlerinin engellenmiş olmasıdır.
Meyve ağaçlarında da azot noksanlığına çok rastlanır. Buna sebep meyve ağaçlarının bu besin maddesine olan ihtiyaçlarının fazla olmasıdır. Meyve ağaçları içerisinde özellikle şeftaliler azot noksanlığına karşı çok hassas olduklarından azot noksanlığının bu meyve türünde sebep olduğu zararlanmalar, diğer birçok meyve türüne göre daha şiddetli olmaktadır.
FOSFOR NOKSANLIĞINDA BİTKİLERDE ORTAYA ÇIKAN ARAZLAR
Fosfor noksanlığında bitkide ortaya çıkan belirtilen bazı bakımlardan azot noksanlığının sebep olduğu belirtilere benzerlik gösterir. Gerçektende fosfor noksanlığı da daha çok bitkinin gelişmesi ilk periyodunda ortaya çıkar ve bitkide gelişmenin çok zayıflamasına sebep olur. Yalnız fosfor noksanlığı azottan farklı olarak bitkinin toprak üstü kadar kök sistemi üzerine de önemli bir etki yapmakta ve gerek kök oluşumunu ve gerekse kök
GETA MUHASEBE
Sadece iş adamlarına yönelik muhasebe programı.
GETA YAZILIM
TARIM E KİTAP
Ziraat Mühendisleri, Ziraat Teknisyen Ve Teknikerleri, Ziraat Fakültesi Öğrencileri, Tarım İl Ve İlçe Müdürlükleri Teknik Elemanları, Çiftçiler Ve Hobi Bahçeciliği Yapan Yetiştiricilerin
Bahçe Ve Tarlalarında Karşılaştıkları Sorunların Çözümünde Yardımcı Olacak Bir Programdır.
gelişmesini çok zayıflatmaktadır. Bu yüzdende fosfor noksanlığından en çok kök bitkileri zarar görürler.
Fosfor bitkide tohum oluşumu için çok önemlidir ve tohumlar fosforun depolandığı yerlerden biridir. Ayrıca erken olgunluk ve bitkilerin hastalıklara karşı direnci açısından da oldukça önemlidir.
Fosfor noksanlığında yapraklar normal büyüklüklerini alamazlar ve bunların renklerinde de çeşitli değişiklikler kendini gösterir. Fosfor noksanlığında yapraklar başlangıçta normalden daha koyu yeşil bir renk alırlar sonraları ise renk kırmızımsı mor veya kahverengine döner.
Bitkide yaprakların başlangıçta koyu yeşil bir renk olmalarının sebebi fosfor noksanlığında bitkinin bünyesine normale oranla daha fazla miktarda azot alması ve bu fazla azotun bünyede toplanmasıdır. Daha sonra yapraklarda kırmızımsı mor rengin meydana gelmesi ise, bünyedeki şeker birikimi ile ilgilidir. Çünkü fosfor noksanlığında bitki bünyesindeki şekerler nişasta ve seliloza dönüşmeyip bünyede yığılırlar ve böylece bitkideki şeker konsantrasyonu anormal derecede yükselir. Şeker konsantrasyonunun anormal yükselmesi ise yapraklarda aynı şekilde antosiyan renk maddesi miktarının da yükselmesine ve böylece yapraklarda kırmızımsı mor bir rengin oluşumuna neden olur.
Fosfor noksanlığı meyve üzerine de azot noksanlığından farklı bir etki yapar ve fosfor noksanlığına maruz kalan meyvelerin zemin renkleri yeşil, meyveler fazla etli, meyve eti de yumuşaktır. Ayrıca böyle meyvelerin asit kapsamı yüksek ve saklanma özellikleri de iyi değildir. Bu yüzden fosfor noksanlığı ürün miktarı kadar ürün kalitesini de çok düşürmektedir.
Bitkilerde fosfor noksanlığı uygun olmayan iklim faktörlerinin etkisiyle de ortaya çıkabilir. Gerçektende havaların yağışlı ve serin gittiği zamanlarda, toprakta oldukça fazla miktarda alınabilir fosforun bulunmasına karşılık, bitkilerde fosfor noksanlığı arazi görülebilir. Bunun sebebi ise bu şartlarda bitkide kök oluşumunun normale oranla çok yavaş olması ve köklerin topraktaki fosforla gerekli teması sağlayamamasıdır.
Bu yüzdende hava şartlarının uygunlaşmasıyla köklerde yeniden hızlı bir gelişme olur ve fosfor noksanlığı da ortadan kalkar. Yalnız bu zamanda her ne kadar fosfor noksanlığına ait karakteristik araz kaybolursa da yine de bunun etkisiyle bitkinin gelişmesi normale göre daha zayıf ve elde edilen ürün miktarı da kısmen daha düşüktür.
Öte yandan bitkinin fosfor alımı ile topraktaki magnezyum noksanlığı bitkinin fosfor alımının azalmasına ve böylece bitkinin topraktaki fosfordan gereği gibi faydalanmamasına neden olur.


Comment