fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Tıp Fakültesi’nden Yeni Bir Dergi Daha: Lokman Hekim

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Tıp Fakültesi’nden Yeni Bir Dergi Daha: Lokman Hekim

    Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi



    Üniversitemiz Tıp Fakültesi bünyesinde yeni bir dergi daha yayın hayatına başlıyor. Hazırlık çalışmaları tamamlanan ‘Lokman Hekim’ adlı dergi, kendini tıp tarihi ve folklorik tıp alanında tanımlıyor ve bu alandaki özgün makaleleri bünyesinde topluyor. Editörlüğünü Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlter Uzel ve Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Tamer Akça’nın üstlendiği derginin ilgilileriyle ilk buluşması Eylül ayında gerçekleşecek.









    Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi hakkında Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Güliz İkizoğlu ile konuştuk. Derginin ortaya çıkış serüveni, kapsamı ve logosu ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. İkizoğlu, folklorik tıp ve alternatif tıp uygulamaları hakkında da bizleri aydınlattı.



    Üniversitemiz Tıp Fakültesi’nin 1998 yılından bu yana yayımlanan bir dergisi var. Ancak Lokman Hekim dergisi bu yayından daha farklı bir içeriğe sahip. Lokman Hekim dergisinin ayırt edici özellikleri nelerdir?

    “Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi”, Tıp Fakültesi bünyesinde yayın yapan ikinci dergi. Editörlüğünü Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlter Uzel ve Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Tamer Akça birlikte yapıyorlar. Derginin ilgi ve odak alanını; tıp tarihi ve folklorik tıp uygulamaları oluşturuyor. Bu dergi, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin tıp tarihi ve folklorik tıp konusunda bilimsel makalelerini yayınlayan hakemli ve süreli yayın olacak.







    İnternet üzerinden mi yayın yapması planlanıyor, dergi şu an ne aşamada?

    Lokman Hekim, yılda üç sayı yayımlanacak bir elektronik dergi. Dergimizin hazırlık çalışmaları, şu an itibariyle tamamlandı. Lokman Hekim Dergisi’nin yayın politikası yetkin yazarların özgün makalelerinin, saygın hakemler tarafından değerlendirildikten sonra açık internet erişimiyle geniş kitlelere ulaştırılması. Yayın göndermeden tutun da hakem değerlendirmelerine kadar tüm makale işlemleri internet üzerinden elektronik ortamda yapılacak ve makalelerin tam metni Ocak, Mayıs, Eylül ayları olmak üzere yılda üç kez yine internet üzerinden yayınlanacak.



    http://lokmanhekim.mersin.edu.tr/ adresinden makale göndermek ve yayınlanacak makaleleri tam metin olarak okumak mümkün olacak. Ayrıca her yılın sonunda, üç sayının tek bir cilt halinde basılı olarak yazarlara, hakemlere ve kütüphanelere ücretsiz olarak dağıtılması planlanıyor.











    Lokman Hekim, kendine hedef olarak neleri belirledi?

    Ağırlıklı olarak tıp tarihi ve folklorik tıp uygulamaları üzerine yoğunlaşan dergimizde, folklorik tıp adına halk tıbbı ve geleneksel tıbba geniş bir yer ayıracağız. Lokman Hekim Dergisi’nin temel hedefi özellikle Anadolu’da yaygın olarak kullanılan halk tıbbı uygulamalarını göz önüne koymak ve bu uygulamaların kültürel, sosyal ve bilimsel temellerini araştırmaktır. Derginin, ülkemizde bu konuda süreli bilimsel yayın olarak önemli bir yer edinmesini hedefliyoruz. Tabi, en kısa zamanda Türk Tıp Dizini’nde ve uluslararası atıf indekslerinde yer alması da vazgeçilmez amacımız.



    Folklorik tıp kavramı, uygulama açısından herkesin yakından bildiği ancak isim olarak aşina olmadığı bir kavram. Folklorik tıbbın ne olduğu biraz açabilir misiniz?

    Folklorik tıp yani halk tıbbı ya da geleneksel tıbbı; “toplumlardaki gelenekler, inançlar ve değerlerle yoğrulmuş tıbbi uygulamalar” olarak tanımlamak mümkün. Modern tıbbın doğmasında etkin rol oynayan folklorik tıp, toplumsal kültür içinde şekillenir ve böylece geleneksel düşünce ve inançlarla beslenir. Folklorik tıp uygulamaları olmayan toplum bulunmamakla birlikte, özellikle geleneksel dokusunu koruyan toplumlarda bu uygulamalara daha sıklıkla başvurulur. Kendisinde bir sağlık sorunu olduğunu düşünen insanların yarısından fazlasının bu tür uygulamalara başvurduğu da bilinen bir gerçektir.



    Folklorik tıp, alternatif tıp ile karıştırılıyor zaman zaman. Acaba bu iki kavram arasında ne gibi farklar var? Modern tıpla yakınlıkları nelerdir?

    Bu iki kavramı her zaman birbirinden ayırmak mümkün olamamakla birlikte yine de folklorik tıp ve alternatif tıbbı ayrı yerlere koymak gerekir. Folklorik tıp uygulamaları içinde ilk sağaltım modeli büyüdür. Su ve ateşin ilaç olarak kullanıldığı homeopati de toplumsal kültürel süreç içinde ortaya çıkmıştır. Anadolu kültüründe de hacamat, dağlama, bitkisel, hayvansal ve madensel kökenli karışımların kullanılması halen devam etmektedir.



    Altenatif tıp tanımı ise hastalıklardan korunma ve sağaltımda kullanılan bir kısım uygulamayı anlatmaktadır. Akupunktur, klimatoterapi, hidroterapi, meditasyon, hipnoz, diyet kombinasyonları gibi uygulama alanları bulunan alternatif tıp temel olarak folklorik tıp uygulamalarının içinde gelişmekle birlikte, çoğunlukla modifiye edilmişlerdir. Bir bakış açısıyla ‘tamamlayıcı tıp’ olarak da tarif edilebilen alternatif tıbbın, modern tıptan farkı; bilimsel içeriklerinin henüz tam olarak kanıtlanamamış olmasına rağmen modern tıbba karşı bir seçenek gibi gösterilmesidir. Buna karşın folklorik tıp modern tıbba bir alternatif olarak algılanmaz.



    Her iki uygulamanın da bilimsel kanıt temellerine oturtulmuş modern tıbba bir seçenek olmaları bugün itibarı ile söz konusu değildir. Modern tıbbın karşısında veya onun alternatifi olacak bir tıp sistemi kabul edilemez.







    Neden Lokman Hekim ismini tercih ettiniz ?

    Lokman Hekim, hem tıp tarihini hem de folklorik tıbbı bünyesinde barındıran önemli bir kişiliktir.



    Lokman Hekim tıp tarihinin önemli bir kişiliğidir, çünkü zaman zaman ünlü hekim İbni Sina ile özdeşleştirilir. Bu nedenle biz de dergimizin kapağında İbni Sina’nın bir yorumunu kullandık. Bazen de Anavarzalı hekim Dioskorides ile özdeşleştirilir. Bazı metinlerde ise Lokman Hekim’in sağlık tanrısı Asklepios olduğu ileri sürülür. Gerçekten yaşayıp yaşamadığı tam olarak bilinmemekle birlikte Lokman Hekim’in kişiliğinde ideal bir hekim portresi çizilmektedir. Hatta idealin de ötesindedir Lokman Hekim, çünkü insanlığın büyük düşü olan ölümün çaresini bilmektedir efsanelere göre.



    Diğer yandan Lokman Hekim folklorik tıbbın da önemli bir figürüdür. Bölgemizde yaşayan Şahmaran efsanesinde de Lokman Hekim ve ölümsüzlüğün sırrı bir aradadır. Bu efsanede ölümsüzlüğün sırrını Şahmaran’dan öğrenirken, bir diğer efsanede ise bitkilerin ağzından alır bu sırrı. Lokman Hekim Çukurova’da birbirleriyle konuşan çiçeklerden ölümsüzlük ilacını nasıl yapacağını öğrenir; fakat öğrendiklerini yazdığı kâğıt, Ceyhan Nehri üzerindeki Misis Köprüsü üzerinde elinden uçar. Böylece ölüm, insanoğlunun çare bulamadığı felaketlerden biri olarak kalır. Hem yılan hem de bitkiler halk tıbbında sıklıkla başvurulan tedavi yöntemlerindendir. Bu da Lokman Hekim’in folklorik yönünü ortaya koyar.



    İşte böylesine hem Anadolulu olan, hem tarihi hem de folklorik özellikleri olan bir ismi dergimizde kullanmamız kaçınılmazdı. Gerek logo ve gerekse de isim hakkını almak için girişimlerimizi yapmış durumdayız. Umarız en kısa sürede olumlu cevap alacağız.



    Derginin ismi kadar logosu da dikkat çekici. Kapakta gördüğümüz logo bize ne anlatıyor?

    Derginin logosu Prof. Dr. İlter Uzel’in suluboya olarak yaptığı ‘adamotu’ resminden yararlanılarak Uzman Ayşegül Tuğuz tarafından oluşturuldu. Logoda yer alan adamotu (Mandragore) antik çağdan beri bilinen ve Akdeniz ikliminin hâkim olduğu bölgelerde yetişen iri yapraklı, mor çiçekli ve sarı meyveli bir bitkidir. Kısa gövdesinin insana benzer bir siluet oluşturması nedeniyle adamotu adını alan bitkinin kökü eski Mısırlılar tarafından kaynatılmış ve “Hayat Suyu” adı verilerek, insana canlılık, sıhhat ve uzun ömür vereceği inancıyla ilaç olarak kullanılmıştır. Adı çeşitli efsanelere karışan adamotu Anibal, Sezar ve Büyük İskender ile birlikte de anılmaktadır. Bu komutanlar adamotundan yaptırdıkları şarabı düşman ordularının askerlerini uyuşturmakta kullanmışlar.



    Adamotu’nun çeşitli efsanelerde geçtiğini biliyoruz. Bunlardan bir örnek verebilir misiniz?

    Bu bitki, tarih boyunca anestezik, afrodizyak, halusinojen, hipnotik, narkotik, sedatif ve hatta fazla dozda kullanıldığında zehir olarak kullanılmıştır. Adamotu antik Mısır metinlerinden başka, Anavarzalı ünlü hekim Dioscorides’in De Materia Medica’sında, laik tıbbın babası Hippokrates’in eserlerinde, yazar ve filozof Plinus’un Naturalis Historia’sında, İbni Sina’nın Kanun’unda da yer almaktadır. Aşırı miktarda kullanıldığında halusinasyonlara sebep olması nedeniyle adamotu kökünün sökülmesinin çok tehlikeli olduğuna inanılırdı. Bu nedenle yüzyıllar boyu bu bitkiyi sökenler özel yöntemler geliştirmişlerdir. Bitkinin kökünün dolunay gecesi çıkarılması genel bir kuraldı.



    Adamotunun en bildik efsanesi; ortaya çıkarılan kökünün uzun bir iple bağlanması, ipin diğer ucunun ise siyah bir köpeğin boynuna geçirilmesi ile ilgilidir. Efsaneye göre bir hafta aç bırakılan köpek, kendisine koklatılarak uzağa fırlatılan et parçasını kapabilmek için bütün gücüyle etin arkasından koşar ve böylece kökün topraktan sökülmesini sağlardı. Bu esnada bitki korkunç bir çığlık atar, köpek ise inleyerek kıvranır ve ölürdü.



    Derginin İnternet Adresi : http://lokmanhekim.mersin.edu.tr/
    Derginin Elektronik Posta Adresi : [email protected]
Working...
X