fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Alternatif Tıp Nedir?

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Alternatif Tıp Nedir?

    YAZAN: Salih ÇAĞATAY
    (Radyestezi ve Fitoterapi Uzmanı)


    ALTERNATİF TIP NEDİR?
    (1.bölüm)
    1961 yılında bir doktora(adını vermeyi kopyacı bilim adamının çok olduğu bu ülkede vermeyi doğru bulmuyorum),neredeyse babası yaşında olan bir doktorun,50 yıldır uyguladığı alternatif terapileri araştırılması hususunda bir görev verildi.Ortodoks tıp uygulamalarının sadık bir uygulayıcısı olan küçük doktor,büyük doktoru önyargısız bir şekilde dinlemek ve araştırmaları konusunda bilgi edinmek için ziyaret eder.Uzun bir müddet büyük doktorun çalışmalarını objektif bir gözle araştıran küçük doktor,büyük doktorun kullandığı çiçek ilaçlarının etkisine şahit olur.Kendisi daha sonra Şifa Araştırma Kurumu’ndan davet alır ve uzun yıllar sonra bu kurumun başkanı olacaktır…
    Anlattığım bu küçük hikaye,Alternatif terapilere objektif ve önyargısız bir gözle bakıldığında,bilimsel taassuplardan ve tekelcilikten uzaklaşıldığında,bir insanın bakış açısının ve Rabbimin kendisine nasip ettiği bilimin nasıl da insanlara faydalı olmak adına kullanılabildiğinin çok güzel bir örneğidir.
    Alternatif terapiler konusunda ahkam kesmek,hele hele kitap yazmak kolay bir iş değildir.1973 senesinde Roma Üniversitesi Tıp Fakültesinin düzenlediği ilk Dünya Alternatif Tıp Kongresi 153 farklı terapiyi içeriyordu.Çok net bilinmelidir ki;Bir bilim adamının ömrü bunların sadece bir tanesini araştırmaya ve ihtisas yapmaya ömrü kifayet eder.
    Çok değil,sadece birkaç yüzyıl öncesine kadar tıp,sanat,bilim,mit,sihir ve batıl inanç harmanıydı.Günümüzde çok büyük oranda 21.yüzyıl teknolojisinin bilimsel bir uzantısı haline gelmiş,diğer görünümler ya kabul edilemez olmış yada öylesine gülünç düşürülmüştür ki,değerleri kalmamıştır.Şimdilerde Batı’da ufukların engellerin yıkıldığını görüyoruz.Meditasyon,zihin kontrol yolları,doğu dinleri sağlıklı beslenme konusunda büyüyen ilgi,kirlenmenin getirdiği problemler hakkında artan bilinçlenme ve insanın daha büyük bir dünyanın parçası olarak algılanışıyla artan duyarlılık artık halk kitlesini ilgilendiriyor.
    Alternatif kavramı görecelidir;halkın ve tıbbın düşünceleri her an değişmektedir.Düşünce değişimi,doğru ve faydalı olmaya temayül içerdiğinde doğrudur.Batı’nın endüstride en gelişmiş olmasına bakarak kendisini dünyanın gelişmekte olan ülkelerindeki milyonlarca insandan “üstün” görmesinin altında yatan sebeplere dikkat etmenizi öneririm.Sade bir Budist keşiş bile batıdaki bir çok insandan,bütün tıbbi gelişimlerden uzak durmasına rağmen mutlu ve sağlıklı yaşayabilir.Bu beni,alternatif tıbba girişte hayati önem taşıyan bir noktaya getiriyor:”EĞER BİR TEDAVİ ETKİLİ İSE ETKİLDİR.ÜZERİNDE TAŞIDIĞI ETİKET ÖNEM TAŞIMAZ”
    Doktorların çoğu bunları duyunca öfkeleniyorlar,ama öfkeleri daha çok kendilerini korumak içindir.Çünkü basit mekanik ve biyokimyasal düzlemden ayrı bir düzlemde düşünme yetisi kendilerine kazandırılmamıştır.

    RADYESTEZİ VE FİTOTERAPİ UZMANI
    KOBİK

    Salih ÇAĞATAY


    (Radyestezi ve Fitoterapi Uzmanı)


  • Fidanligi.com

  • #2
    Alternatif Tıp Nedir? 2. bölüm

    DEVAMI:
    İnsanı,motorlu bir araçta olduğu gibi,çalışan parçaların toplamı olarak düşünmeye devam ettikçe alternatif tıbbın birçok biçimini anlamakta ya da kabul etmekte sıkıntıya düşeriz.Çoğu alternatif terapi insanın karmaşık bir makine olmayıp çok önemli bir başka boyuta sahip olduğu prensibinden hareket eder.

    Bir çoğumuzun telepatik deneyleri olmuştur:Eşlerden biri diğerini aramak üzere telefonu eline alır ve tam bu sırada telefon çalar ve eşinin kendisini aradığını gören taraf;”TAM BEN DE SENİ ARAYACAKTIM” der…
    Rusya başta olmak üzere psişik konularda araştırmalar öylesine yaygınlaşmıştır ki,klasik bilimin bir kolu haline gelmiş ve hakkı olan yeri kazanmıştır.Ülkemizde ise psişik güçleri olduğuna inanılan insanlar,televizyonlardaki yarışma programlarında,tv kanallarının rating kapmak uğruna kullandıkları,bir palyaço gösterisi haline getirilmekte.Bu işin ilmi tarafını konuşmayı,halkın ve bilim adamlarının dikkatlerini başka yöne çekmek gayesini taşıyan,bilim adamlarımızın(şayet varsa)at gözlüklerini ve taassuplarını bırakıp,geniş perspektifte meselelere bakmasını sağlamaya çalışan bir çalışma mevcut değil.Böylesi normal ötesi vakalarla ilgili olarak birçoğumuzun karşılaştığı problem,bazı kişilerin bizim sahip olmadığımız bir şeye sahip olabileceklerini ve normal insanın farkına bile varmadığı başka bir boyutla bağlantı kurabileceklerini kabul edemeyişimizdir.Bu bakış 7’den 70’e,cahilinden alimine,memurundan işçisine kadar hepimizin iliklerine kadar işlemiş durumda.Hep söylerim,”BANA ÖĞRETİLMEYEN BİLİM,BİLİM DEĞİLDİR”mantığını taşıyan şüpheci yaklaşımları iliklerine kadar hisseden ülkeler sömürülmeye de cahilleştirilmeye de mangurtlaştırılmaya da mahkumdurlar.

    Bir anımı anlatarak sözlerime devam etmek istiyorum.Geçenlerde Ankara İl Tarım Müdürlüğü’ne bir başvuruda bulundum.İzin dosyam incelenmek üzere,küçük dağları kendisinin yarattığını zanneden ve yukarıda verdiğim;”BANA ÖĞRETİLMEYEN BİLİM BİLİM DEĞİLDİR”tablosunun en güzel örneklerinden biri olan bir GIDA MÜHENDİSİNİN(!!) (ki kendisi ile çeşitli münakaşalarımız olmuştur)eline ulaşmış.20 gündür evrak kendisinde beklediği için ,evrağın akıbetini sormak üzere yanına gidildiğinde,yaptığı yorum;”BEN OLSAM BU ÜRÜNLERE MÜSAADE ETMEM”…Sustum,sustum,sustum.Burada da susacağım.Diyorum ya mangurtlaşmayı iliklerimize kadar hissediyoruz.Bu tabloyu daha da renklendirebilir,yüzlerce örnek verebilir,resmi daha renkli bir hale getirebilirim ancak kullanacağım yegane renk siyah olacaktır.
    Bu tarz tablolar ortaya çıktıkça,girişimci kendini özgür değil mayın tarlasında yürüyormuş gibi hissettikçe,batıdan gelenler rüşvetle ülkeye sorgusuzca sokulup,doğudan gelen;”TÜ-KAKA”oldukça,insanımız çeşitli yöntemlerle oyalanılarak,bilimden,düşünmekten yoksun kitleler haline getirildikçe,düşünenin bu kadar az olduğu bir toplumda bir de bürokrasi ile uğraşıldığı sürece semer vuran da çok olur kanaatindeyim.

    Olayın bürokratik yönleriyle ilgili söylemlere biraz ara vererek tekrar konumuza dönelim.Maalesef bugün birçok insanın modern Batı tıbbıyla olan deneyimleri bir motor ticareti olmaktan öteye gitmiyor.Arabalarının aksayan yerleri şöyle bir elden geçirildikten sonra,bir iki haftada yeniden bozulunca geri getiriyorlar ve tamir masrafı olarak karşılarına çıkan fatura;”Yahu bunu tamir ettireceğime keşke yeni bir araba alsaydım”nidalarının yükselmesine neden olabilmektedir.
    Mükemmel tamirciyi bulma ümidi,hiç kimsenin bırakın iyileştirmeyi,açıklama bile getiremediği kronik dertlerden muzdarip hastaları,bir uzmandan öbürüne sürükleyip duruyor.İşte dananın kuyruğu da burada kopuyor.Ülkemizde insanların sağlıklarını korumak gibi bir kaygıları yok.Dolayısıyla hepimiz hastayız ve zamanında önlem almıyoruz.Hasta olduğumuzda ilk müracaat ettiğimiz yer neresi?Doktor.Hangi hastalığın kesin tedavisi var?Hemen hemen yok.Hasta ne yapacak?Alternatif bazı yöntemler arayacak.Haksız mı?Haklı,doktorların keyfi yerine gelecek diye ölümü bekleyecek değil.İnsanlar bu aşamalardan geçtiği sürece doktora olan güveni azalacak,azalacak ve bitecek.

    Peki bu aşamadan sonra neler oluyor buna da bir göz atalım.Her sabah,bilimsellikten ve konuşma adabından uzak bir ortamda 3 tane doktor,bir tane bitkiciye karşı savaş açıyor ve kamuoyuna şu mesaj verilmeye çalışılıyor;BİTKİ ÖLDÜRÜR,BUNLAR DA KİM OLUYOR,BİZ BİLMEM KAÇ SENE OKUDUK,OLUR MU BÖYLE ŞEY CANIM”.Bu programların kimler tarafından ücret mukabili yapıldığını da çok net biliyorum ve şimdilik sadece verilmek istenen mesajın içeriği ile yetinmek istiyorum.İşin enteresan tarafı bu savuncada olan insanların kendilerinde bir sağlık sorunu ortaya çıktığında,en bilindik nane limondan tutun da,daha modern sarımsak tabletlerine kadar bir çok bitkisel dropu gizli gizli kullandıklarına şahit oluyoruz.Bu acımasız eleştirileri yaparken kendimi kötü hissediyorum.Alternatif tedavilerin merkezi olan Çin,Rusya ve Ukrayna’da belirli zamanlar içerisinde bulunmuş ve buradaki tıbbi tedavilere ve insanların bu meselelere yaklaşımlarını bire bir gözlemlemiş biri olarak neden benim ülkem dünyanın en çok ilaç tüketen ülkesi haline geldi diye soruyorum kendime.2006 senesinde Çin’in Shenzhen bölgesinde bulundum.Eczanelerde satılan ilaçların tamamına yakını bitkisel tabletler.Hong-Kong’da da durum aynı.Shanghai’de de.Ukrayna’da da.Rusya’da da.Peki insanların sağlık kalitelerini kıyaslayalım.Ülkemizde hastane kuyrukları sabah 5 lerde başlıyor,delihanelere torpille hasta sokabiliyorsunuz,sağlık karnelerimiz dolup taşmış,hepimizin evinde bir sepetin içinde,her birinden sadece birkaç kapsülü kullanılıp bırakılmış bir balya ilaç..,Çin’de ise taksi şöförünün bile hemen yanı başında bir şaşal şişesi yeşil çay,su yerine bunu içiyorlar.Benim çok bilmiş memurum da “BEN OLSAM BU ÜRÜNLERE İZİN VERMEM” diyor.Ben de ;”EYVAH SENİN TIYNETİNLE İHTİSASINI(!) BİR ARAYA GETİRENE”diyorum.

    Bu ülkeyi bu hale getirenlerin ne denli güçlü,kuzu postuna bürünmüş global teroristler olduklarını biliyoruz,bunlarla mücadele etmeye gücümüz yetmese de karınca misali ağzımızda bir damla su ile ölmeye de hazırız.Beni asıl üzen konu ise bunlara çanak tutan insanımızın,uzmanımızın memurumuzun kime hizmet ettiğininin bilincinde olmamasıdır.


    Bütün bu olumsuzluklara rağmen,Türkiye’de alternatif tedavi yöntemlerine ve bilhassa alternatif tedavilerde “olmazsa olmaz”olan bitkisel tedaviye yönelimin önüne geçilememesi ve halkın bu anlamda bilinçlenmesi ve bitkisel tedavilere olan temayülün her geçen gün artması beni ülkem adına sevindiriyor.Kuzu postuna bürünmüş global teroristlerin ekmeğine yağ çalanlar da bir gün gelecek seslerini kesecekler.

    Tüm bunlara rağmen Batı tıbbını ortadan kaldıralım demiyorum.Tersine en iyi alternatif tıp terapilerini ele alıp bunları güzel bir şekilde teknolojik tıpla bütünleştirebilirsek,inanıyorum ki insanlar şimdiye kadar hiç rastlamadıkları bir sağlık bakımı standardına çok daha düşük bedeller ödeyerek sahip olabileceklerdir.İlk olarak,doktorlar bu terapilerin tüm olarak ne olduğunu analiz edebilmeleri için daha iyi eğitilmelidir.Ancak birkaç tıp okulunda bitkisel tıp gibi eski ve fayda bakımından değerli bir terapiden bahsedilirken,bitkisel terapiler Batı haricinde bütün dünyada çok yaygın bir şekilde uygulanıyor.En iyi varsayımla ihmal,en kötü varsayımla açık bir gülünçlük sonucu tıp mesleğindekiler,nesilden nesile hep tesisatçılığın birinci derecede önemli olduğunu ve bütün diğerlerinin de ikinci planda kalması gerektiğini öğreniyorlar.Bu tür tavırlar eğer toplumumuz içinde alternatif tıp önemli bir rol oynayacaksa,değişmek zorundadır.



    DEVAM EDECEK…


    Salih ÇAĞATAY


    (Radyestezi ve Fitoterapi Uzmanı)


    [email protected]


    (Bu yazının, bahcesel.com haricinde Yazarı Salih Çağatay bilgilendirilmeden ,web sitesi,dergi,kitap,gazete ve burada bahsi geçmeyen herhangi bir yayın organında yayınlanması halinde hukuki işlem başlatılacaktır.)

    Comment

    Working...
    X