fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

    Bitki Yetiştiriciliğinde Kimyasal madde ve Hormonlar Kullanılmalı mı?
    """"""""""""ONEMLI UYARI: ASAGIDA Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısını okuyacaksınız..botanık ve diyet beslenme bılımı acısından soyledıkelrı dogru olabılır ama zatının haddı olmadan, canlıların oluşumuyla ılgılı yazdıkları tamamne sacmalıktır..lutfen devem eden yazıyı okuyun..kendısının canlıların oluşumuyla ılgılı yorum yapması haddıne degıldır..zaten devam eden yazıda gereklı otoriteler yorumları yapmkatadır..hocama tavsıyemız, ya alanı olmayan konulara gırmesın veya gırecekse de arastırsın oyle gırsın..haddını bılsın...
    """""""Moleküler düzeyde, her canlı sınıfı, özgün, farklı ve diğerleriyle bağlantısızdır. Dolayısıyla moleküller, aynı fosiller gibi, evrimci biyoloji tarafından uzun zamandır aranan teorik ara geçişlerin olmadığını göstermiştir... Moleküler düzeyde hiçbir organizma bir diğerinin "atası" değildir, diğerinden daha "ilkel" ya da "gelişmiş" de değildir... Eğer bu moleküler kanıtlar bundan bir asır önce var olsaydı... organik evrim düşüncesi hiçbir zaman kabul görmeyebilirdi."17
    Moleküler Biyolog Michael Denton """""""""""""""""""""""""""""
    - Tırnak içindeki metni gizle -
    Prof. Dr. Atila GÜNAY
    Günümüz medyasında, en çok tartışılan konulardan birisi, hiç kuşkusuz "Aman üzerine hormon ve kimyasal maddeler atılmış yiyeceklerden uzak durun, aksi halde sağlığımız bozulabilir ve baş belası hastalıklara ve özellikle kansere yakalanabilirsiniz" haberidir. Devamını oku...

  • #2
    Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

    Nereye varmak istediğiniz anlaşılmıyor. Sanki bir yerden alıntı yapmışta yaptığınız bu alıntıyla iyice saçmalamışsınız gibi bir görüntü oluşturuyor. İnceliyorum, okuyorum ciddi eleştiriler ve ciddi ithamlar var bunlara cevap ta verilir ancak benim anlamadığım bu mesajın neden bu kadar saçmalık olduğunu zira haydi itirazınızı anladıkta Asma yaprağı mucizesi ne oluyor yada konu oraya neden geldi, hangi metni gizlemeliyim, denen devamını oku linkleri çalışmıyor. Mesaj silinmesine karşıyım ancak yetkim olsaydı bu mesajınızı silerdim ta ki mesaj gibi mesaj yazın diye!

    Comment


    • #3
      Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

      YAZIYI SIMDI IYI OKUYUN..SİZ SITEDEN YAZIYI BULUP BAKABILIRDINIZ..O SEBEPTEN DETAYLARI YAZMADIM...
      Bitki Yetiştiriciliğinde Kimyasal madde ve Hormonlar Kullanılmalı mı?
      """"""""""""ONEMLI UYARI: ASAGIDA Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısını okuyacaksınız..botanık ve diyet beslenme bılımı acısından soyledıkelrı dogru olabılır ama zatının haddı olmadan, canlıların oluşumuyla ılgılı yazdıkları tamamne sacmalıktır..lutfen devem eden yazıyı okuyun..kendısının canlıların oluşumuyla ılgılı yorum yapması haddıne degıldır..zaten devam eden yazıda gereklı otoriteler yorumları yapmkatadır..hocama tavsıyemız, ya alanı olmayan konulara gırmesın veya gırecekse de arastırsın oyle gırsın..haddını bılsın...
      """""""Moleküler düzeyde, her canlı sınıfı, özgün, farklı ve diğerleriyle bağlantısızdır. Dolayısıyla moleküller, aynı fosiller gibi, evrimci biyoloji tarafından uzun zamandır aranan teorik ara geçişlerin olmadığını göstermiştir... Moleküler düzeyde hiçbir organizma bir diğerinin "atası" değildir, diğerinden daha "ilkel" ya da "gelişmiş" de değildir... Eğer bu moleküler kanıtlar bundan bir asır önce var olsaydı... organik evrim düşüncesi hiçbir zaman kabul görmeyebilirdi."17
      Moleküler Biyolog Michael Denton """""""""""""""""""""""""""""

      SIMDI ASAGIDAKI YAZIYI OKUYUN LUTFEN............

      BİLGİ HAZİNESİ Köşe Yazıları Prof.Dr. Atila GÜNAY

      Bitki Yetiştiriciliğinde Kimyasal madde ve Hormonlar Kullanılmalı mı?
      Pazar, 18 Mayıs 2008
      Günümüz medyasında, en çok tartışılan konulardan birisi, hiç kuşkusuz “Aman üzerine hormon ve kimyasal maddeler atılmış yiyeceklerden uzak durun, aksi halde sağlığımız bozulabilir ve baş belası hastalıklara ve özellikle kansere yakalanabilirsiniz” haberidir.

      Bu tartışmalar birçok televizyon programlarında karşımıza çıkmakta ve sorunun yanıtı daha çok konu dışı insan ve uzmanlara sorulmakta ve bazen ürkütücü ve yanıltıcı cevaplar alınmaktadır.
      Canlı yaşamın, kimyasal maddelerden organik maddelerin oluşması, bu maddelerin etrafı zarla çevrili hücre içinde toplanması ve hayat bulmasıyla başladığı var sayılmaktadır.
      İlk canlı hücre oluştuktan sonra, bu hücrenin çoğalmasıyla hem tek hücreli ve hem de çok hücreli yaratıklar ortaya çıkmış ve birbirine benzer ve birbirinden çok farklı hayvan ve bitki toplulukları meydana gelmiştir.
      Ama bütün canlıların değişmeyen özel ve temel tek müşterek yanı, hepsinin benzer yapı gösteren “tek hücresi”dir.
      İnsanları, diğer canlılardan ayıran özelliklerinden birkaçı, hareket etmesi, düşünmesi, planlama yapması ve yönetmesidir. Bu yüzden hem kendisini ve hem de diğer canlıları etkisi altına almıştır.
      Canlı yaşamı, öncelikle sağlıklı bir beslenmeye dayanır. Çünkü beslenme bozukluğu yaşam dengesini bozar, vücut direncini azaltır ve hastalıklara yakalanma riskini artırır.
      Her canlı ( bitkilerin büyük kısmı hariç), yaşamı için diğer canlıları besin olarak kullanmak mecburiyetindedir. Böylece bir canlı kendi yaşamı için diğer bir canlının yaşamını tehdit eder.
      Sağlıklı olmak, hayatın kalitesini artırır ve uzamasına yol açar. Bu aynı zamanda yaşam sırasında meydana gelecek hastalıklar ve diğer canlıların hücumuna karşı, canlının kendisini korumasına bağlıdır.
      Gerek hastalıklara ve gerekse dışardan gelecek saldırılara karşı korunmak, çoğu kez bazı ilaçların, yani kimyasalların kullanılması ile mümkün olur.
      Bu yüzdendir ki insan nesli eskiden, az gelişmişlikten ötürü ortalama 40-50 yıl yaşarken, günümüz teknolojisi sayesinde ömür ortalamasını 60-70 yıla çıkmıştır.
      İnsan sağlığı ile uğraşan tıp dünyası, hastalığa yakalanan insanları iyileştirmek ve ömrünü uzatmak için onlara çeşitli beslenme programları, organik, sentetik ve kimyasal ilaçlar tavsiye eder.
      Demek ki sağlıklı kalmak için, iyi bir beslenme yanında, uzmanlarca uygun görüldüğünde, çeşitli kimyasal ve hormonları kullanmamızda hiçbir sakınca bulunmamaktadır.
      Çoğumuz, tıp dünyasının bu kimyasalları kullandırma önerisine sağlığımız için karşı çıkmayız.
      Çünkü vücut organları iyi beslense bile, özellikle yaşlanma ile beraber işlevini yapması zorlaşır. Damarlar esnekliğini kaybeder, kanın akışı azalır, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği v.s. ortaya çıkar.
      Vücudu besleyen damarlar eskisi gibi, hücrelerin beslenme görevini yerine getiremez, oksijen ihtiyacını karşılayamaz.
      İşte bu durumda ilaç kullanımı artık zorunlu hale gelir. Bunun tersi küçük ve genç yaşlarda bile, dışardan gelen çeşitli hastalıklara karşı ilaç kullanılması mecburiyeti karşımıza çıkar.
      İnsanlarda olan yukarıdaki durumlar, onların idare ettiği bitki yaşamı için de geçerlidir. Bir bitkinin iyi büyüyüp gelişmesi, öncelikle iyi beslenmesine ve sonra dışardan gelecek hastalık ve zararlılara karşı korunmasına bağlıdır.
      Bu yüzden bitkilerin beslenmesinde rol oynayan organik ve özellikle kimyasal gübreler onlara verilir. Hastalık ve zararlılardan korunması için üzerlerine ilaç atılır. İyi ve kaliteli ürün almak için de bitki büyümeyi düzenleyici kimyasal maddeler (eski ve halk arasında bilinen şekli ile HORMONLAR ) uygulanır.
      Ama tarımcılar, bu maddeleri bitkilerde kullandıklarında ve ürettikleri bu bitkileri insan beslenmesi için pazara sunduklarında ortaya sorun çıkmaktadır.
      Neden bu kimyasallar kullanılıyor ve insan sağlığı tehdit ediliyor. Sorusuna yeniden dönelim. Konuyu insan ve bitki sağlığında kullanılan kimyasal maddeler ve hormon örnekleriyle karşılaştıralım.
      Çocuğu olmayan bir aileyi doktor muayene eder ve sebebini araştırır.
      * Üremede erkek spermi ile kadın yumurtasının kalitesine, birleşme fonksiyona ve zamanlamasına,
      * Üremede erkek ve dişi uyuşmazlığının olup olmadığına ve diğer bazı hususlara bakılır.
      Sonra bunlara çözüm aranır. Örneğin, yumurta oluşturamayan bir bayan veya spermleri az veya yeterli güce sahip olmayan bir erkek kimyasal ilaç ve/veya hormon tedavisine alınır.
      Kullanılan kimyasal maddeler ve hormonlar belirli zamanlarda ve belirli dozlarda doktor kontrolünde uygulanır. Sonuçta çocuğu olmayan aile büyük bir ihtimalle çocuk sahibi yapılır.
      Aynı durumu, bitkileri ele alarak açıklamak istersek, bu konuya ait bazı bilgileri vermemiz gerekmektedir.
      İlk insanlar önce çevrelerinde doğal halde yetişen bitkileri toplayıp, yiyerek hayatlarını sürdürmüştür. Buna daha sonra hayvansal yiyecekler katılmıştır.
      O dönemlerde çevredeki yiyecekler azaldığında, yiyecek bakımından zengin diğer yerlere göç etmişlerdir. Ancak insan nesli çoğalıp, yerleşik düzene geçme mecburiyeti oluşunca, bulundukları alanlarda üretime başlamışlardır.
      Kendi beslenmesi için, toprakta yetiştirdikleri bitkileri toplayıp tüketmişler, bu yetiştirdikleri bitkilerin topraktan aldıkları besin maddelerini hiçbir şekilde toprağa geri vermemişlerdir.
      Bu durumda toprak yozlaşmış, bitkilerin verim ve kalitesi düşmüştür. İşte topraktan alınanları toprağa geri vermek için gübreleme yapılması zorunlu olmuştur. Tabiatıyla ortaya çıkan bitki hastalık ve zararlılarına karşı koruyucu tedbir olarak kimyasal ilaçlar da kullanılmıştır.
      Günümüze kadar gelen bu tarım şekline biz “klasik tarım (geleneksel tarım)” diyoruz.
      Klasik tarımda bitkilere dekar başına verilen su ve gübre miktarı belli bir oranda artırılacak olursa, bitkilerin verim ve kalitesi artar.
      Bunun için çoğu yetiştirici bilinçsizce fazla su ve gübre kullanır. Bununla daha kaliteli ve verimi yüksek ürün alacağını ve fazla para kazanacağını zanneder. Bu durum ilaç kullanımı için de geçerlidir.
      Önceleri dışarıda, sadece tarlada yetiştiricilik yapılırdı. Bu yüzden bitkiler iklim koşullarına bağlı kalarak üretilir, bu bitkiler ve onlardan alınana ürünler kışlık ve yazlık olarak anılırdı.
      Sağlıklı beslenme kuralları ortaya çıktıkça, yazlık ve kışlık sebzelerin yıl boyu tüketilmesi gündeme geldi. Ayrıca devamlı artan nüfusun gereksinmesini karşılamak da mevsim dışı yetiştiriciliği zorunlu hale getirdi.
      Mevsim dışı üretim, üretici için daha fazla kazanç demekti. Böylece yıl boyunca dış iklime bağlı kalmadan üretim şekli başladı. Bunun için kapalı alanlar yapıldı.
      Sonunda yıl boyu üretim süreklik kazandı. Kapalı alanlarda üretim, önce turfanda yetiştiricilik olarak plastik tüneller altında alçak sistemler şeklinde yürütüldü ve sonra ser yetiştiriciliği, yani yüksek sistemler olarak devam etti.
      Kapalı alanlarda üretim yapılması yani mevsim dışı yetiştiricilikte, bitkilerin istemiş olduğu iklim koşullarının sağlanması temel koşuldur.
      Yaz aylarında yüksek sıcaklığa karşı soğutma, fazla ışığa karşı gölgeleme, hatta karartma ve yine nem, havalandırma kontrolüne gidilir.
      Kış aylarında düşük sıcaklığa karşı kapalı alanlar ısıtılır, az ışığa karşı ışıklandırılır ve diğer iklim koşulları nem ve havalandırma ayarlanması yapılır.
      Ama bütün yapılan bu işlemler ve tesisler büyük maliyetler getirir. Bu maliyetleri karşılamak üzere çeşitli çalışmalar yürütülür. Biz bunlardan konumuzla ilgili ikisi üzerinde duracağız.
      1. Kapalı alandaki ısıtma ve soğutma masraflarını azaltmak için, düşük veya yüksek sıcaklıkta yetişen bitki tür ve çeşitlerini ıslah etmek. Örneğin domatesler tarlada 25-30oC’de gelişir. Kapalı alanı bu derecelerde ısıtmak oldukça pahalıdır.
      Bu yüzden yapılan ıslah çalışmalarıyla kapalı alanlarda yetiştirilmek üzere 15-20oC’de yetişebilen domates çeşitleri ortaya çıkarılmıştır. Tersi kışlık sebzelerin yaz aylarındaki üretimi için, yüksek sıcaklıklara dayanıklı olanlar tercih edilmektedir.
      2. Mevsim dışı yetiştiricilik sırasında ortaya çıkacak aksaklıkların giderilmesinde, bitki büyümesini ve verimini kontrol altına alan kimyasal madde, bazı hormonları kullanırız.
      Normal koşullarda domates üretimi için istenen en düşük sıcaklığın 25-30oC olduğunu belirtmiştik. Domateslerin büyümesinde en düşük sıcaklık isteği 4-8oC’dir. Bunun altındaki sıcaklıklarda artık büyüme yok denecek kadar azalır. Sıcaklığın 0oC altına düşmesiyle donma olayı başlar ve bitkiler ölür.
      Domateslerin gelişmesi yani meyve vermesinde sıcaklık alt sınırı 15oC’dir. 15-10oC arasında organ oluşumu kısmen meydana gelse bile erkek organlarda polen ve dişi organda yumurta oluşumu hemen hemen durma noktasına iner.
      Bu dereceler dikkate alındığında Nisan-Ekim ayları arasında bitki büyümesinde ve meyve veriminde bir sorun yoktur. Domateslerin meyve vermesi için her hangi bir hormon uygulaması yapılmaz.
      Ancak Kasım-Nisan ayları arasında sıcaklık dereceleri, gerek büyüme ve gerekse meyve verme bakımından istenenin altında kalabilir. Bu durumda üretim yapılan kapalı alanın ısıtılması ve sıcaklığın istenen düzeylere getirilmesi gerekir.
      Yapılacak ısıtma masrafları, zaten yüksek olan inşaat maliyetine eklenince, yetiştiricinin zarar etme riski ortaya çıkar. Kar için domates birim fiyatını yükseltmek gerekir. Yüksek satış fiyatı tüketicinin alım gücünü düşürür. İnsan beslenmesi bakımından istenen sonuç elde edilemez.
      İşte burada, aynen insanlarda çocuk yapmak için kullanılan hormonlar gibi, bitki hormonları devreye girer. Düşük sıcaklıkta yetiştirilen domateslerde hormon kullanılarak çiçek, çiçeklerde erkek ve dişi organ, organlarda yumurta, polen oluşumu sağlanır.
      Döllenmenin meydana gelmesi için bitkiler sallanır, vibratör kullanarak çiçekler sarsılır. Ayrıca kapalı alana konan çeşitli böceklerle polen taşıması ve dölleme yapılması sağlanır.
      Böylece domateslerde meyve meydana getirilir. Ancak meyvenin meydana gelmesi, kendi başına bir anlam taşımaz. Çünkü düşük sıcaklıkta oluşan meyvenin irileşmesi, renklenmesi, tat ve aroma maddelerinin istenen düzeye ulaşması gerekir.
      Bu sefer bu yönde çalışma yapılır. Bunun için hastalık ve zararlılara karşı ilaç ve beslenme için gübre kullanılır.
      Eskiden, tarla domateslerinde dekardan 3-5 ton ürün alınırken, şimdi 10-15 ton, kapalı alanlarda toprakta yetiştiricilikte 15-20 ton, topraksız yetiştiricilikte ve özellikle su kültüründe 20-30 ton ve hatta bazı ülkelerde 40-60 ton ürün alınmaktadır.
      ?imdi başta belirttiğimiz gibi, insanlarda gerekli hormon ve diğer kimyasallar kullanılınca bir sakınca ortaya çıkmazken, bitkilerde bu büyük verim potansiyelini ortaya çıkarmak için hormon ve kimyasallar kullanıldığında neden sorun ortaya çıkıyor ?...

      Haftaya Bu sorunun cevabını açıklayacağım ve Kimyasal ve hormon kullanılmalı mı konusuna devam edeceğiz...

      Prof. Dr. Atila GÜNAY

      Comment


      • #4
        Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

        Hayır arkadaşım ben Prof. Dr. Atilla Günay'ın yazısını zaten okudum. Ancak neden yeni ve farklı bir başlıkta açmak yerine eleştirinize "Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında" diye başlayıp Asma yaprağı ya da Neden ölmek istersiniz gibi bir başlık açıyorsunuz?

        İnanın işin ciddiyetini bozuyor bu nasıl mesaj ben anlamadım. Üstelik bu yazı ayrıca forumda yer alıyor. O yazının altına eleştirilerinizi yazabilirdiniz.

        Comment


        • #5
          Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

          Şimdi mail adresimi kontrol ettiğimde bahcesel.com Mayıs ayı bültenini okudum anladım ki size de o mail gelmiş ve o mailden editlemeden alıntı yapmışsınız. Mesajınızı alıntılayarak buraya koyduğunuz içinde anlaşılmaz durumunuz oluşmuş. Buda oldukça acemi ve yazıya çok tepkili olduğunuzu gösteriyor. Ancak açık söylemek gerekirse anlatmak istediğiniz şeyin yöntemi bu olmamalıydı. Umarım mesajınızı editleyerek düzeltir anlatmak istediğinizi daha iyi bir mesajla dile getirirsiniz.

          Comment


          • #6
            Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

            Hyeet Savulun Geldım Yıne Bırılerı Sacmalamıs Bırıncısı ınsanlara Dusuncelerınden Dolayı Olmasa Bıle ınsan Oldugu ıcın Saygı Duyulmak Zorundadır ıkıncısı Meslekı Farklıda Olsan ınsanlar Aratırmacı Ozellıge Sahıptır Ucuncusu Butun Canlı Varlıklar Bır Bırınden Tureyıp Evrım Gecırmıstır Eger Oyle Olmasaydı ınsanın Atası Bır Cesıt Maymun ıle Bır Cesıt Gorılın Cıftlesmesı Sonrası Ortaya Cıkmazdı Bır Seylerı Yazarken Sıyası Uslup Ve Taktık Olan Cımbızlamayı Kullanmayalım Hıc Hos Degıldır Hocanın Yazdıklarına Katılmasamda Saygı Duymak Gereksınımı Hıssetmekteyım Su Yazıları Yazanların Kacta Kacının Evınde Dınazorlarla ılgılı Kıtap Dergı Belgesel Vıdeo Var Acaba Ya ılk ınsan Ogluna Aıt Tabıkı Kımyasal Maddeler Kesınlıkle Kullanılmamalıdır Organık Tarımda Bu Bırlesmıs Mılletler Tarafından Yasaklanmıstır Bıo Olarak Tanımlanamaz Bırlesmıs Mılletler Gıda Konseyı Avrupa Bırlıgı Gıda Konseyının Almaya Calıstıgı En Buyuk Karar Yuzde Yuz Organık Tarım Ve Ekonomık Olarak Desteklenmesı Valla Ne Dıyım Yazıları Ve Elestırılerı Okuyunca Sok Oldum Sanırım Erbakan Hocanın Bır Lafı Vardı Keskın Sırke Kupune Zarar Kızdıgınızda Yazdıgınızın Bıle Farkına Varmıyorsunuz

            Comment


            • #7
              Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

              Sayın Yaratılış
              Tenkidinizin ne içeriğini ne de boyutunu anladım.Tenkidiniz Hocanın yazısına ise diğer konulara niye girdiniz.Üstelik hocanın yazısınıda anlamamışsınız bence.Hocanın yazısını tümden okudukdan sonra konunun vermek istediği mesaj hakkında tenkit yapsayıdınız,belki olur yada olmaz denilirdi ama ne eleştirdiğiniz bile belli değil.
              Diğer bir Husus tenkid dozajınızda çok seviyesiz.Sayın Atilla Hocamızı tanımış veya eserlerini okumuş olsanı idi belkide bu kadar saygısz, kusura bakmayın ama edepiz ifadeler kullanmazdınız.
              Yani bir şeyi yapayım derken kırıp dökmüşsunuz.Aslında sizin davranışınıza
              bizin Anadoluda "çük" yerine oturacak bir deyim var ama sayın bahcesel yönetiçilerine ve Hocama hürmeten yazmayacağım.
              Tenkit her zaman yapılır ve de yapılmalı.Ancak edep sınırlarını zorlamadan.

              Comment


              • #8
                Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

                Kendi beslenmesi için, toprakta yetiştirdikleri bitkileri toplayıp tüketmişler, bu yetiştirdikleri bitkilerin topraktan aldıkları besin maddelerini hiçbir şekilde toprağa geri vermemişlerdir-bu yazi cok ozur diliyorum ama kimyasal bir sirketle isbirliginde olan bir profesorun yazisi olacak hersey degisir ve donusur yani bu bir zincirdir kimyasal maddelerin tamami topragi oldurur insanlarida ve suda bir gercekliktirki profesor bu yaziyi islamulkesi olmasindan dolayi bus sekilde basit yazmistir nede olsa kitap okuma aliskanligi en az duzeyde bir kisim okuyanda herseyi tanridan geldigini kabul edersek cok az bir kesim gercegin farkina varacaktir peki hocanin kazanimi nedir daha dogrusu hocanin yazisina gore kimler kazanir bir ekini eken iki ekini toplayan uc ekini satin alan dort ekini pazara suren bes pazardan evine alisveris yapan fiyetlar duser ama en buyuk kazanim kimindir maddeyi ureten peki kaybeden kimdir gelecegimiz peki kimyasal maddeyi savunanlar ana rahmindeki yavrulara bunu gonul rahatligiylan aciklaya bileceklermi vicdanlari rahat olacakmi ne diyeyim allah masum turk milletinin yar ve yardimcisi olsun ustlerinde birbir dalavere donmekte

                Comment


                • #9
                  Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

                  İbrahim Bey yukardaki yazım sizin içinde şimdi gecerli oldu.Lutfen Korkmaz MERT 'in son yazısı " Nasıl Ölmek istesiniz" yazısın oku.kimyasallar ve Hormonlar yerinde,zamanında ve ölçüsünde kullanırsa bir şey olmaz.O zama neden sen hastalınca ilaç kullanıyorsun.Yataga girip ölmeyi beklemiyorsun.
                  Kimyasllar ve hormonlar sayesinde bu gun 6.5 milyar insanın karnı doyuyor.Yoksa aclıktan şimdiye kadar insanlar bir birini yerdi.Lütfen uzman oldugunuz konuda konuşun.Belki de hormona karşı olanlar hormonon da ne oldugunu bilmiyordur.

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

                    Ubeyd bey bence konuyu çok güzel özetlemiş.
                    İbrahim bey, Sayın hocamın yazısında bahsettiği konulara destek verirken galiba kendi fikrini de ortaya koyuyor. Herkes araştırır ve her konuda görüş yazabilir diyor ama sanki bu kendi fikrini ortaya koymak için bir siper oluyor. (hormon ve kimyasal konusunda)
                    Sayın Hocam bence çok güzel bir yazı hazırlamış. Hormonlara bu kadar karşı bilinçsiz bir toplum var malesef. Sayın Hocam da bu konuyu herkesin bilmesi için yazmış. Ancak yazının ana fikrini anlamadan hünüz yazının sonu gelmeden acele edip herkes yine bildiklerini okumasın.
                    Bu yazı çok şey değiştirecek...

                    hormon ve kimyasallara İtiraz edenlerin önce bilime saygı adına yazının sonunu beklemelerini önemle rica ediyorum.
                    Bu yazı ile eğer bazı fikirler değişmeyecekse, kapatalım bu siteyi gitsin. boşuna neyin yayınını yapıyoruz ki?...

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

                      sevgili ubeyde disarida komsuylan bio yasam uzerine sohbet etmekteydim yeni geldim hemen cevaplayayim birincisi bana hic sormadan antibiotikleri veren ve bu sayede vucudum bagasiklik sistemini cokerten doktorlara ve bana kimyasal maddelerlen beslenmemi saglayan degerli buyuklerime tesekkurlerimi sunuyorum kimyasal maddelerin baslanmasindan onceki yasamda kanser olusumu yuzde kacti cevap veriyorum sifir peki ya simdi dort bir yanda hadi herseyi bir kenarabirakalim 100 yil once aids varmiydi evet vardi biliniyormuydu hayir iste bu yuzden cok genis yayilim gosterdi kimyal maddelerde ayni sekilde icerigi asla bilinmemekte adi cok basitce bilinmekte hastaladigimda doktora gitmem biraz farkli olacak tabiki doktora gidecegim bagisiklik sistemimin cokmesi sonucu ihtiyacim var ancak bin yil sonra eger bugunden tam organik ve kimyasal olmayan bir tarim uygulanirsa kanser olayi tamamiylan dusus gosterecektir

                      tekrardan soyluyorum turkiye gibi bir ulkede satarsiniz kimyasal organik tarimi ama gelismis ulkelere satamazsiniz yemezler analizde cikar ve geriye postalanir uretiminiz sakina organik tarim yapacak olan arkadaslar hic birsey bilmiyorsaniz karadenizin daglik bolgelerine gideek o insanlarin nasil yaptiklarina bakin eger gelecegimizi dusunuyorsak kimyasal maddelerden kesinlikle kacinmaliyiz adi ustunde kimya yani dogal olmayan organik tarimda traktorun dahi calismasina izin verilmezsek dunya bu profesorun yazisina gulmekten baska bir sey yapmaz bu yazilardan dolayi tabiki ulke ucuncu dunya ulkesi kalir organik tarim diye hitap ettiginiz tarim yani bio agricole at ile okuz ile sapan surulen toprakta yapilir gubrelerde bio ahirlardan alinir bu yuzden pahalidir hocamizin hocaligina saygi duymaktayim ancak hocamiz belkide iki kadehten once yazmali yazilarini degerli bir hoca oldugu gerceklik sanirim ama artik emekliye ayrilma vakti gelmis ona tavsiyem golette balik tutarak emekliliginin tadini cakartmasi ve genc nesillere yer acmasi olacaktir ancak bu yasina kadar yuce turk milletine verdigi hizmetlerden dolayi tessekkurlerimi sunarim kendisine ama bir yerde birakmak lazim gelir
                      sevgi ve saygilarimla

                      Comment


                      • #12
                        Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

                        İbrahim bey yukarıda Sayın Hocama karşı yazdığın ithamlar için üzgünüm. Malesef bazı satırları kaldırdım. Atila Günay Beyin yeri doldurulabilirmi ki? bu işi bıraksın diyorsun.

                        Sayın hocam bu yazıyı toplum menfaati için yazmıştır. Yazı sadece Bahceselde yayınlanmıştır. Bizden de bir beklentisi yoktur. sadece, sizin gibi bu işi yanlış bilip değerlendirenler için kaleme alınmıştır.

                        Organik organik diye insanları açlıktan öldüreceksin... Organik tarımda sizin bildiğiniz kadar cazip bir sistem değil. Onda da kimyasal kullanılıyor. ama analizlerde çıkmıyor. neden? işte hoca bunu bahsedecek? lütfen sabırlı olun.

                        Yazının tamamını oku öyle itiraz et diyorum. Anlaşamıyoruz.

                        Comment


                        • #13
                          Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

                          İbrahim bey atalarımız "cahil dost düşmandan beter"derler.Sen ki aynen öyle.Senin bu durumun orta çağ Hiristiyan papazlarının yobazlıgına benziyor (Hani dünya dönüyor diyen adamı asmaları var ya ) .
                          Kardeşim çok sevdiğin ve methettiğin Avrupa Kimyasalları kullanmıyormu.O Zaman BAYER Almanyda ne üretiyor.Bizim demek istediğimizi anlayamıyorsun. Yerinde,Zamanında ve Ölçüsünde kullanılan kimyasallar mecburiyetden kullanılması kaçınılmaz. Oganik Tarım yapana saygımız var teşvik de ediyoruz ama bazı gerceklerden de kaçamassın herkes organik yaparsa 6.5 milyar insanı doyuramazsın.Ölçülü her kimyasal yapılabilir. Tıpkı senin yaptıgın gibi ölçüyü kaçırırsan mühabet bile zararlı olur.

                          Comment


                          • #14
                            Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

                            eger konu insanlarin tamamina gida uretmekse bu konuya karsi tavrim yoktur organik tarim yani bio ise iste benim tevrim bunadir sunu tabiki kabul etmekteyim insan oglunun alacagi gidayi bio olarak su an icin uretemeyiz kimyasal maddelerlen uretilebilir bunu kabul etmemek hatadir benim karsi durusum bio tarima kimyasal maddelerin karistirilmasidir ben bilmiyorum butam anlamiylan dogru bir teshis olmasada tabiki bio uretim yapmamaktayim ancak bunu avrupa devleri tarim bakanliklari acikliyorsa buna guvenmek sarttir tekrar hatirlatirim benim karsi durusum hocanin bio tarima katmak istedigi kimyasal maddelerdir insanlarinda siddetle karsi ciktigi budur

                            Comment


                            • #15
                              Cevap: Prof. Dr. Atila GÜNAY, ın yazısı hakkında

                              ubeyde abi bak bu son yazin acik ve net oldu sorun organik tarima karistirilmamasi

                              Comment

                              Working...
                              X