fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Tarımda Biyoteknolojik Uygulamalar, BioGlobal İle Hız Kazanıyor

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Tarımda Biyoteknolojik Uygulamalar, BioGlobal İle Hız Kazanıyor

    Tarımda Biyoteknolojik Uygulamalar, BioGlobal İle Hız Kazanıyor


    Toprak… Yaşamsal kaynaklarımız arasında benzersiz bir yere sahip olan bu eşsiz kaynağın da tükenebileceği, giderek daha iyi anlaşılıyor. Toprağın kendisini değil ama verimliliğini kaybediyoruz. Toprak verimliliğini korumak ve zenginleştirmek amacıyla yürütülen çalışmaların başında biyoteknolojik uygulamalar geliyor.Bioglobal Ltd. Şti.; biyolojik mücadele tekniklerini çiftçiye ulaştıran lider firma olarak bütün Türkiye’de hizmet veriyor. Tarımda biyolojik mücadeleyi ve Bioglobal’i, şirketin Genel Müdürü Özgür Ateş’e sorduk.

    Sayın Ateş küresel ısınma,su sorunu, toprak kalitesi ve pazarlama gibi sıkıntılar giderek kendini hissettiriyor. Yine giderek daha çok üretici, biyolojik ürünlere yöneliyor. Bu bir süreç. Peki, insanlar biyolojik ilaçlarla ilgili yeterince bilgi sahibi olabiliyor mu? Biyolojik mücadele, en kısa tanımıyla faydalı mikroorganizmaların tarımsal üretim sürecinde kullanılması demektir. Bizim bu alanda çalışmaya başlamamız, ta Bombus arılarının ülkemizdeki ilk denemelerine dayanır. Örtüaltı alanlarda polinasyon için kullanılan Bombus arılarıyla ilgili ilk denemeleri yapan kişiyim. Sene 1994’tü. En temel problemimiz, üretim alanlarında arılarazarar vermeyecek ilaçların kullanılmasıydı. Çünkü kimyasal ilaçların çoğu, seraya soktuğumuz arıları öldürüyordu. Bir arayış içine girdik. Araştırmalar yaptık, sorduk, soruşturduk. İşte o zaman biyolojik ilaçlarla tanıştık. Kişisel olarak biyolojik ilaçların, geleceğin tarımında büyük rol oynayacağını sezdim. Ön çalışmalarımız birkaç yıl sürdü. Nihayet 2000 yılında Bioglobal’i kurdum. Geldiğimiz noktada bu girişimin ne kadar isabetli olduğunu görüyoruz. Ama kolay değil tabi. Biyolojik preparatları hiç tanımayan bir üretici camiasında, alışkanlıklarını terk etmelerini ve yeniliklere yönelmelerini sağlamak kolay olmadı. Nasıl başardınız peki? Bir tür tanıtım faaliyeti mi yürüttünüz? Bioglobal firması olarak, temel pazar stratejimiz, tek tek ürünlerin tanıtılmasından ziyade, biyolojik ürünlerin genel olarak tanıtılmasına yönelik oldu. Neden derseniz, yakın zamana kadar biyolojik ürünler, üretici nezdinde henüz istenen düzeyde güven kazanmış değildi. Üreticinin yıllarca kullanageldiği kimyasal preparatlar, belli bir takım alışkanlıklar oluşturmuş; bazı olumsuz etkilerine rağmen, üreticinin tanıdığı, bildiği ilaçlar olarak pazarda bir yer edinmişti. Bizim yola çıktığımız ilk günden beri anlatmaya çalıştığımız şey de bu noktaya işaret ediyor; biyolojik preparatlar, çok yönlü preparatlardır. Sağladığı yararlar çok yönlüdür. Bir yandan hastalıklara karşı önlem almanızı sağlar; bir yandan bitkiyi beslemeye yönelik benzersiz etkiler yapar. Bunları yaparken de, toprağınızı korur, topraktaki verim ömrünü uzatır. Çevreye zarar vermez. Bunları anlatmaya çalıştık. Tabi bunları söylerken bir noktaya dikkat çekmek isterim; kimyasal ilaçları topyekün kenara koymaktan söz etmiyoruz. Buna bilhassa dikkat çekmeyi isterim; kimyasal ilaçların alternatifi olarak geliştirilen biyolojik ürünler varsa; bunları tercih etmek lazım diyorum. Ama öyle durumlar var ki, öyle kimyasal ürünler var ki herhangi biyolojik bir ürünle ikame edilemiyor. Bu nedenle bazı olumsuz etkilerine rağmen, o kimyasalı reçetesine uygun şekilde kullanmaya devam etmek gerekiyor. Ama siz söyleyin; çevreyi kirleten; toprağa, hasata, yer altı sularına hatta üreticinin kendisine bile zarar veren bir kimyasal ilacın alternatifi varsa, onu tercih etmek daha rasyonel olmaz mı? İşte temel yaklaşımımız bu doğrultuda. Özellikle son bir yılki çalışmalarımız, bu yaklaşımın ne kadar doğru olduğunu da gösterdi. Peki, yaklaşımınızın doğru olduğunu gördüğünüzü söylüyorsunuz. Bu tespiti hangi verilere dayandırıyorsunuz? Yani ne oldu da doğru bir strateji izlediğinizi anladınız?

    Bakın biz, çiftçiye ürünlerimizin neler yapabildiğini gösterdik. Bütün ülkede sürekli dolaşan; seminerler düzenleyen uzman ekiplerimiz var. Durmaksızın anlatıp, uygulamalı olarak gösteriyoruz. Bizim üreticimiz, işe yaradığını bizzat görmediği bir ürüne sıcak bakmaz. Haklıdır da. Çünkü risk almak durumunda değildir. Sektörün genel hali budur. Risk kaldırmaz kolay kolay. Ama uygulama yaptığımız bir seraya komşu olan üreticiler, uygulamayı kendi gözleriyle görür. Bu yöntemle sayısız üreticiye ulaştık. Her seferinde de biyolojik ürünler, mümkün olan her durum için, kimyasal ürünlere tercih edildi. Biyolojik ürünleri kullanan çiftçi sayısı her gün katlanarak artıyor. Stratejimizin doğruluğunu satışlardan da anlıyoruz. Biz anlattıkça ve uygulamaları gösterdikçe, ilgi de çığ gibi büyüyor. Biyolojik ilaç pazarı da öyle. Bioglobal olarak hassasiyetimiz, bu alanda lider pozisyonumuzu sürdürmektir. Bunu da sürekli tarlada, bahçede varlık göstermekle; köy odalarında, köy kahvelerinde düzenlediğimiz öğretici seminerlerimizle, çiftçiyle yan yana çalışmakla gerçekleştirdiğimize inanıyorum.

    “Bizi çağırın; ürünlerimizin neler yapabildiğini gösterelim!...”



    Bu arada size garip gelebilir ama, bir şeyi söylemem lazım; biz sektöre yeni girecek biyolojik ilaç firmalarını destekliyoruz. Yani onları birer rakip olarak görmüyoruz. Serbest piyasa koşullarına aykırı gibi görünüyor söylediklerim ama, sizi yanıltmasın! Firma sayısı ne kadar artarsa, biyolojik ürünlerin tanınması ve benimsenmesi süreci de o kadar hızlanır diye düşünüyoruz. 7 senedir canla başla çalışıyoruz ama ülkemizde yapacak daha çok iş var. Bu nedenle firma sayısı artsın; birlikte kendi pazarımızı zenginleştirelim diyoruz. Ondan sonrası, performans meselesidir. Yani kim daha iyiyse o başarılı olacaktır. Ama önce üreticiyi biyolojik ürünlerin avantajlarından, sağladığı kazançtan haberdar etmek gerekiyor.Bu nedenle, kanaatim odur ki; firma sayısının artması, bu sürece ivme kazandıracaktır. Avantajlardan, biyolojik ürünlerin sağladığı kazançtan söz ettiniz. Ne farkı var kimyasallardan? Temel farklılıklardan söz eder misiniz biraz? Tek tek ürünlerin sağladığı faydaları ayrıca anlatmakta yarar var. Ama genel olarak, biyolojik ürünler doğadaki denge incelenerek geliştirilmiş ürünlerdir. Temel prensibi, doğada varlığını sürdüren karşıtlıkların tarlada, serada kullanılmasıdır. Tarlanızda, bahçenizde hastalık mı var? Bunu kimyasal zehirlerle önlemeye çalışabilirsiniz. Ama toprağa attığınız zehir; yararlı, zararlı ne varsa silip süpürür! Topraktaki varlığını uzun süre korur. Bitki besin maddelerini istenmeyen doğrultuda dönüştürür ve toprağın verim ömrünü kısa sürede tüketir. Oysa o hastalığın doğada mutlaka bir düşmanı da vardır. Biyolojik mücadele buradan yola çıkar. Hastalığın doğal düşmanını bulur; laboratuar ortamında geliştirir ve hazırlanan preparat testlerden geçirilerek toprağa verilir. Böylece toprağın zenginliğine dokunulmadan; sadece hedeflenen hastalığa yönelik uygulama yapılır. Teşbihte hata olmaz derler, öfkenizi topraktaki bütün canlılara yöneltmek yerine; bir nevi nokta atışıyla sadece sorun yaratan hastalığa müdahale edersiniz. Biyolojik ürünlerin en temel farklılığı budur. Bunun yanında biyolojik ilaçların pek çoğu, canlı organizmalardan oluştuğu için -tabi siz uygun ortamı oluşturursanız- toprakta yaşamaya devam eder. Defalarca ilaçlama ihtiyacı duymazsınız. Bir örnek vermek gerekirse kök kanseri için geliştirilmiş bir preparat var: NOGALL. Fidanı dikmeden önce bir tek uygulama yaparsınız ve o ağaç artık bir daha kök kanserine yakalanmaz. Ayrıca toprakta varlığını sürdüren mikroorganizma, yaşayan bir yapı olduğu için; doğal dengenin bir gereği olarak toprakta sürekli bir hareketlilik sağlar. Bazıları mesela bitki besin maddelerinin kolay çözünmesini sağlar. PHOSFERT adlı ürünümüz bunlara örnektir. Kendi kendine çözünmeyen fosforu çözerek bitkinin alabileceği forma sokar. Bazıları havadaki bazı gazların toprağa sirayet etmesine yardımcı olur. Yani pek çok biyolojik preparat, belki siz başka amaçla kullanmışsınızdır ama, bitki besleme sürecinde de aktif rol oynar. Bir başka önemli fark ta, biyolojik ilaçların çevreyi kirletmeyen ürünler olmasıdır. Hala bir çok üretici bu konuyu çok önemsemiyor. Ama fazla sürmez; 15-20 yıl içinde tarımsal üretim sürecinde faaliyet gösteren bütün üreticiler, çevre temizliğine herkesten çok önem verecek. Çünkü tarım söz konusu olunca her şeyin temeli, sağlıklı ve yaşayan bir toprağın varlığıdır. Bakın basit bir örnek, ilaçlamayla ilgisi yok ama hepimiz yakınen biliyoruz; GAP projesinin kapsadığı alanlarda sadece tuzlanma sorunu nedeniyle binlerce dönüm arazi daha yıllarca ürün vermeyecek. Varlık içinde yokluk diye buna denir! Çevrenin önemi o kadar büyük ki, ekmek yediğimiz toprağı kendi elimizle yok edebiliriz! Yahut, gereken hassasiyeti gösteririz ve bereketli topraklarımıza sahip çıkarız.Ülkemizde tarlası veya serası artık verimini tamamen kaybetmiş çok sayıda çiftçi var, maalesef. Biyolojik mücadele bu açıdan da farkını ortaya koyar. Çünkü biyolojik ürünler, toprağı, suyu ve havayı kirletmez. İlaçlama konusunda önemli sıkıntılardan biri de zararlıların bağışıklık geliştirmesi durumu.Yani zararlı canlıların verilen ilaca giderek bağışıklık kazanması. Üretici bu nedenle, zaman içinde dozajı artırma ihtiyacı duyuyor. Ama tabi bu sefer de, dozajı nereye kadar artırılabiliriz diye sormak gerekiyor. Biyolojik ilaçların zararlıda bağışıklık yaratması söz konusu oluyor mu?Biyolojik preparatların genel olarak bağışıklık oluşturması söz konusu değil. Öte yandan bir çok kimyasal zehir, zararlı canlıların bağışıklık geliştirmesine neden oluyor. Topraktaki kirliliğin artmasındaki önemli etkenlerden biri de budur. Yani siz dozajı sürekli artırıyorsunuz! Bu ne demektir? Toprağa, yer altı sularına ve havaya bıraktığınız zehir miktarı sürekli artıyor demektir. Üstelik, zararlı üzerinde istenen etkiyi her seferinde azaltan bir süreç söz konusu. Zararlı her seferinde daha dirençli hale geliyor. Bunun sonu yok. Biyolojik ilaçlar, kaç kere uygularsanız uygulayın, aynı etkiyi yapma yeteneğine haiz. Bu konuda bir grup biyolojik preparatı ayrıca ele almak lazım. O da antibiyotik salgılar üreten biyolojik preparatlardır. Bu preparatların içerdiği canlı türleri antibiyotik maddeler salgılar. Bazı bakteri ve virüslere karşı veya bazı böceklere karşı kullanılırlar. Bu ilaçlar, tıpkı kimyasallarda olduğu gibi zaman içinde direnç gösteren bireyler oluşturabiliyor. Ama zaten, bu tür preparatları ancak alternatif kalmadığı zaman öneririz. Bu tür bir süreç tabi, BİOGLOBAL firmasının çalışma yöntemiyle de yakından ilgili. Bizim ürünlerimizi kullanan üretici; mücadele süreciyle ilgili her türlü bilgiyi bizden alabiliyor. Problem neyse, üreticinin koşullarını da gözeterek, en uygun alternatifi sunarız. Tarımsal mücadele sürecini bir bütün olarak ele alırız. Eğer sorunu çözebilecek biyolojik bir ürün yoksa üreticinin kazancını koruyacak en uygun tarımsal çözümü, bilgilendirmek anlamında önermekten çekinmeyiz. Peki firma olarak erişim alanınızın genişliği nedir? Eğitim seminerleri düzenliyorsunuz; Türkiye’nin her yerine gidiyor musunuz? Biyolojik ürünlerin üreticiye sağladığı kazanç, kulaktan kulağa yayılıyor. Kendi tarlasında, serasında ürünlerimizi kullanan üretici, çevresindeki çiftçileri bilgilendiriyor.Bu sayede Türkiye’nin değişik bölgelerinden bilgi talebi alıyoruz. Gelen talebe göre, yani kaç üreticinin katılacağına bakarak, bu talepleri karşılamaya çalışıyoruz. Gezici uzmanlarımız, o bölgeye giderek üreticiyi biyolojik ürünlerin avantajları ve sağladığı tasarruf imkânları hakkında bilgilendiriyor. Türkiye’nin her yerinden ilgi gördük. Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan çağıranlar oldu. Gidip anlatıyoruz. Yeter ki insanlar tanısın, görsün, denesin. Ondan sonra zaten üretici biyolojik ürünleri tercih etmeye başlıyor. Biyolojik ürünleri kullanan üreticiye bir tavsiyede bulunuyoruz; bu ürünleri kullanarak elde ettiği kazancın bir kısmını organik gübre uygulamasına ayırırlarsa, hem toprağı zenginleştirmiş olurlar, hem de kullanacakları biyolojik ilaçların etkisini ve ömrünü artırmış olurlar. Biyolojik ilaçlar doğru biçimde, doğru zamanlama ve yeterli hassasiyet gösterilerek kullanılırsa, toplamda daha ucuza mal olur. Organik gübre, biyolojik ilaçların ömrünü uzatır; onları güçlendirir ve etkilerini artırır. Çünkü biyolojik ilaçlar, adı üstünde, beslenmeye ve uygun ortamda yaşamaya ihtiyaç duyan, canlı mikroorganizmalardır.

    Zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

    Ahmet Özgür ATEŞ



    1968 yılında Antalya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra, 1989 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nü bitirdi. Üniversite öğrenimi sırasında, Almanya’da Justes Liebig Üniversitesi’nde ‘Doku Kültürleri’ üzerine iki ay staj yaptı. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nde ‘Doku Kültürleri’ üzerinde master çalışmalarını 1991’de tamamladı. Bambus arılarının Türkiye’deki ilk deneme çalışmalarını yürüten Ahmet Özgür Ateş, bazı özel sektör kuruluşlarında Satış müdürlüğü ve Genel Müdürlük yaptı. 2000 yılından beri, BİOGLOBAL LTD. ŞTİ.’nin sahibi ve genel müdürü olan Ahmet Özgür Ateş, evli ve iki çocuk babası.

    Kaynak : www .bioglobal.com.tr
Working...
X