Bahçe Bitkilerinin Ekolojik İstekleri
Tüm canlılar gibi, bitkilerin yaşamını oluşturan büyüme ve gelişme ile ilgili olaylar genetik yapı ve çevre koşulları tarafından yönlendirilmektedir. Herhangi bir yörede, genetik yapıları farklı olan bitkilerden, o yörenin çevre, yani ekolojik koşullarına uyum sağlayabilenler yaşama şansına kavuşmaktadırlar. Bir diğer değişle, bitkisel üretimin çeşitliliği büyük ölçüde çevreyi (ekoloji) oluşturan iklim ve toprak koşulları tarafından belirlenmektedir.
İklim
Yeryüzünün değişik yörelerindeki atmosferik olayların değişimini inceleyen ve ortalama değerler olarak ifade eden iklim üzerindeki bilimsel çalışmalar, Klimatoloji bilim dalının konusudur. İklim, türlerin dağılım sınırlarını belirlemektedir. İklim; su yüzeyleri, rüzgar yönü, atmosferdeki CO2 düzeyinden etkilenmektedir. Örneğin, su buharı ve CO2 molekülleri, güneş tarafından yayılan sıcaklık dalgalarını tutarlar. Yapılan çalışmalar fosillerin parçalanması sonucu atmosferdeki CO2 miktarının 1 ppm/yıl oranında artmakta olduğunu göstermiştir.
İklim sadece bahçe bitkilerinin yetişmesini sınırlamaz, aynı zamanda verim ve kaliteyi de belirler. Bu bölümde iklimi oluşturan etmenlerden sıcaklık, su, ışık ve rüzgarın bahçe bitkileri yetiştiriciliği açısından önemi üzerinde durulacaktır.
Sıcaklık
1. Optimum sıcaklık
Bitkilerin temel fizyolojik yaşam olayları üzerine en etkili iklim faktörü sıcaklıktır. Daha düşük ve daha yüksek sıcaklıklarda gelişmelerini sürdürebilen bitkiler bulunmasına rağmen, genellikle bu sınır 5-36°C arasında değişmektedir. Ancak, tüm bitkisel üretim dallarında olduğu gibi, bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde de amaç, en yüksek verim ve kaliteyi sağlayacak bir optimum sıcaklık rejiminin sağlanmasıdır. Doğal olarak, sözkonusu edilen bu optimum sıcaklık sınırı ya da eşiği, bitki tür ve çeşitlerine göre büyük ölçüde farklı olabileceği gibi, bitkilerin içinde bulundukları gelişme devrelerine de (çimlenme, sürme, çiçeklenme, döllenme ve olgunlaşma gibi) büyük ölçüde bağlıdır. Bu yüzden, bahçe bitkilerinin değişik gelişme devrelerinde, mümkün olduğu kadar en yüksek fotosentez oram (özümleme) sağlayacak, buna karşılık respirasyon (solunum) yoluyla enerji kaybım en aza indirecek sıcaklık rejimlerinin belirlenmesi, her ekolojide en iyi sonuç veren bitkilerin yetiştirilmesini mümkün kılacaktır.
Bilindiği gibi bitkilerin çoğunluğu, gelişme dönemi içinde, gündüz sıcaklığından daha düşük bir gece sıcaklığına ihtiyaç duyarlar. Sözkonusu sıcaklık farkının yeterli olmadığı durumlarda, meyvelerin kendilerine özgü renklerini kazanamadıkları, sebze fidelerinin pişkinleşemedikleri ve şaraplık üzümlerde kaliteli şarap üretimi için büyük önem taşıyan asit oranının düştüğü görülmektedir.
.2. Sıcaklık toplamı
Herhangi bir bitkinin belirli bir gelişme evresini tamamlaması için belli bir sıcaklık enerjisi toplamına ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı hesaplamak için, belirli bir temel sıcaklığın (minimum gelişme-eşik-sıcaklığı) üzerindeki günlük sıcaklık derecelerinin toplamı alınmaktadır ve birimi "gün-derece"dir. Örnek olarak asma + 10°C'nin üzerindeki sıcaklıklarda gelişme gösterdiğinden, herhangi bir ekolojide bir üzüm çeşidinin sürme ve olgunlaşma dönemleri arasındaki "Etkili Sıcaklık Toplamı İsteği", bu periyod içinde 10°C ve üzerindeki günlük ortalama sıcaklıkların toplanması ile hesaplanmaktadır. Meyve türleri için "Etkili Sıcaklık Toplamı"nm hesaplanmasında sert çekirdekli meyveler için + 5°C, yumuşak çekirdekli, meyveler için + 7°C, Antep fıstığı için + 12°C esas alınır. Yine her ekolojinin, değişik bitki tür ve çeşitlerinin minimum gelişme sıcaklıklarına göre hesaplanmış etkili sıcaklık toplamlarından hareket ederek, o ekolojide hangi tür ya da çeşitlerin daha başarılı olarak yetiştirilebileceği konusunda karar verilebilir. Örneğin, merkez ilçe olarak 1650 gün-derece etkili sıcaklık toplamına sahip olan Ankara'da, ürünlerini olgunlaştırabilmeleri için bu değerden daha yüksek etkili sıcaklık toplamı isteyen İnkara, Papaz karası ve Oküzgözü gibi üzüm çeşitleri ile Antep fıstığı gibi meyve türlerinin ekonomik olarak yetiştirilmeleri mümkün olamamaktadır.
3. Düşük sıcaklığın etkileri
3.1. Düşük sıcaklığın yararlı etkileri
Ilıman iklim kuşağında yetiştirilen çok yıllık bahçe bitkilerinin, ilkbaharda normal gelişmelerine başlayabilmeleri için belirli bir derecenin altında belirli bir süre soğuklatılmaları gerekir. Yumuşak ve sert çekirdekli, sert kabuklu meyveler ile üzümsü meyveleri kapsamına alan sözkonusu çok yıllık bahçe bitkilerinin +7°C'nin altında geçen süre olarak ifade edilen soğuklama istekleri, ileriki bölümlerde ayrıntılı olarak değinileceği gibi, 100-2700 saat arasında değişmektedir.
Düşük sıcaklıkların diğer bir olumlu etkisi de, bazı kışlık sebze türlerinde vegetatif devreden generatif devreye geçişi hızlandırmasıdır. Lahana, karnabahar, turp, havuç, kereviz, soğan, pırasa gibi türler, tohum veya fide döneminde donma sıcaklıklarının üzerindeki (4-10°C) sıcaklıklarda tutulmadıkça (4-8 hafta) çiçeklenemez; dolayısı ile, meyve ve tohum oluşturamazlar. Bitkilerin generatif faza geçmek için düşük sıcaklık isteme olayına "Vernalizasyon = Soğuklama" adı verilir. Düşük sıcaklıklar yazlık bazı sebze türlerinde de (domates, fasulye, bezelye) erken çiçeklenmeyi ve meyve tutumunu uyarıcı etkide bulunmaktadır.
.3.2. Düşük sıcaklığın zararlı etkileri
Bitkilerde hücreleri ve hücreler arası boşlukları dolduran suyun sıcaklığı donma noktasına, hatta buna yakın derecelere düştüğünde, ölümle sonuçlanan zararlanmalar meydana gelmektedir. Aslında bitkilerde soğuk zararı, sıcaklığın minimum gelişme derecesinin altına düşmesi ile başlamaktadır. Bu devrede fotosentetik aktivitenin sona ermesi ile bitki zorunlu dinlenmeye girmektedir.
Yukarıda belirtildiği gibi, dokularda sıcaklığın donma derecesine düştüğü durumlarda, özellikle hücreler arası boşluklardaki suyun donması sonucu oluşan buz kristalleri, hücre duvarlarını parçalayarak hücrelerin mekanik olarak zararlanmalarma yol açmaktadır. Bunun sonucu olarak, hücre öz suyunun ortamdan çekilmesi, aynı zamanda yapısında bulunan proteinlerin koagüle olmasından dolayı protoplazmanm pıhtılaşmasına, enzimlerin etkisiz kalmasına neden olmaktadır. Yine kışın, soğuk nedeni ile kökler tarafından suyun emiliminin azalması, herdemyeşil bitkilerde transpirasyonla kaybedilen suyun karşılanamamasma neden olarak doku kurumalarına yol açmaktadır.
Yetiştiricilik sırasında özellikle çiçeklenme dönemindeki düşük sıcaklıklar (10°C'nin altında) meyve ve sebzelerde meyve tutumu sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur. Çünkü, bu sıcaklıklarda tozlanma ve döllenme için gerekli olan çiçek tozlarının gelişememesi veya gelişse bile çimlenme yeteneğinde olmaması, dişicik tepesinin çiçek tozlarım kabul etmemesi gibi nedenlerle döllenme sorunları ortaya çıkar. Bunun yarımda döllenme meydana gelse bile, meyve irileşemez, küçük kalır. Bu da verim ve kalitenin düşmesine neden olur. Bu tür sorunlara özellikle örtüaltı sebze tarımında rastlanır. Örneğin domates, patlıcan ve biberde partenokarp meyve oluşumu gibi.
Meyvenin olgunlaşması sırasındaki düşük sıcaklıklar, rengin yeterince oluşamamasma, kabuk veya yapraktaki kütiküla tabakasının kalınlaşmasına neden olarak kalitenin düşmesinde etkili olur.
gözlenmektedir. Kış düşük sıcaklıkları köklerde de mekanik zararlar meydana getirmektedir. Bu zararlanmaya, toprağın donma ve çözülmeler ile kabarması neden olmaktadır. Toprağın vaktinden önce çözülmesini önleyen malç uygulamaları oldukça yarar sağlamaktadır. Kış soğuklarından korunmak için, kritik yörelerde, soğuklara dayanımı yüksek tür ve çeşitlerin kullanılması, fosforlu ve potaslı gübrelemeye önem verilerek, aşırı ve geç dönemde azotlu gübrelemeden ve sulamadan kaçınılması, yeni tesis edilmiş veya alçak gövdeli ürün çağındaki bağlarda, omcalarm kışa girmeden toprakla örtülmesi, çilekte malçlama yapılması önerilebilir.
İlkbahar geç donları
Herhangi bir ekolojide, erken ilkbahar döneminde meyvelerde çiçeklenmenin, asmalarda sürmenin başlamasından sonra, hava sıcaklığı sık sık 0°C'ye ya da altına düşüyorsa, o ekolojide ekonomik anlamda meyvecilik ve bağcılık yapılması sözkonusu olmamaktadır. Meyve türleri arasında özellikle erken çiçek açan badem, kayısı, erik ve şeftali gibi türler, ülkemizin iç bölgeleri ile geçit yörelerinde sık sık ilkbahar geç donlarından zarar görmektedirler. Bu türlerde bütün çiçeklerin birden açması, zararlanma oranım daha da arttırmaktadır. Buna karşılık elma ve armut, hem yukarıda belirtilen türlere göre daha geç, hem de periyodik olarak daha uzun sürede çiçek açtıklarından ilkbahar geç donlarından daha az zarar görürler. Tüm meyve türlerinde, su kapsamı daha yüksek olan küçük meyveler, çiçeklere göre düşük sıcaklıklara karşı daha duyarlıdır. Geç don tehlikesi olan yörelerde, Ocak ve özellikle ?ubat aylarında havaların normalin üzerinde sıcak geçtiği yıllarda, tomurcuklar zamanından önce aktif hale geçtiklerinden, çiçeklenme döneminde zararlanma olasılığı artmaktadır.
İlkbahar geç donları, iç bölgeler ile geçit yörelerinin yanısıra, Ege bölgesi bağlarında da zaman zaman zarar oluşturmakadır. Özellikle İç Anadolu bölgesi ile bu bölgenin geçit yörelerinde omcalarda sürmenin başlamasından hemen sonra meydana gelen geç donlar ile Ege bölgesinde Manisa ve İzmir ovalarını çevreleyen yüksek dağlardan (Spil dağı, Boz dağı ve Nif dağı gibi) esen soğuk rüzgarlar bazı yıllarda önemli ürün kayıplarına neden olmaktadırlar.
İlkbaharda daha geç çiçek açan tür ve çeşitlerin yetiştirilmesi,
meyve bahçeleri ve bağların don tabanı oluşturan vadiler ve çukur
alanlar yerine meyilli arazilerde ve kuzeye bakan yöneylerde
kurulması, soğuk havanın akıp gitmesi için sıraların düzgün
oluşturulması, ağaçların yüksekten taçlandırılması ile ilkbahar geç
donlarından bir ölçüde korunmak mümkündür. Bunların yamsıra,
bağcılıkta yüksek terbiye sistemlerinin uygulanması ve mümkün
olduğu kadar geç budama yapılması, ilkbahar geç don zararımn
önlenmesi veya hafifletilmesi açısından oldukça etkili kültürel
önlemlerdir. ,
Yukarıda sözü edilen dolaylı önlemlerin yamsıra, geç don tehlikesinin söz konusu olduğu günlerde meyve bahçeleri ve bağlarda, ateş yakarak ya da ısıtıcılar kullanarak sıcaklığı yükseltme, dumanlama, şişleme, vantilatörlerle havayı karıştırma, yağmurlama ve örtü altına alma gibi doğrudan etkili uygulamalarla ilkbahar geç donlarından korunmak mümkün olabilmektedir.
Sonbahar erken donları
Ülkemizin özellikle İç ve Doğu Anadolu bölgelerinin 1500 m'ye kadar yüksekliğe sahip olan kesimlerinde, sonbahar erken donları zaman zaman meyve ve sebze bahçeleri ile bağlarda henüz tam olarak olgunlaşmamış ürüne ve sürgünlere zarar vermektedir. Bu yönlerde ilkbaharda geç çiçek açan, ürünlerini olgunlaştırmak için daha düşük sıcaklık toplamına ihtiyaç duyan meyve tür ve çeşitleri ile üzüm çeşitlerini yetiştirmek ve erkencilik sağlayan Amerikan asma anaçlarını kullanmak, meyve bahçelerini ve bağları meyilli alanlarda kurmak, bağlarda yüksek terbiye sistemlerim uygulamak, dengeli bir sulama ve azotlu gübreleme rejimi uygulamak suretiyle sonbahar geç donlarından korunmak, dolayısıyla ekonomik anlamda meyvecilik ve bağcılık yapmak mümkün olmaktadır. Yine sebzecilik açısından da bu yörelerde domates, patlıcan vb. yüksek sıcaklık toplamı isteyen sebzelerden sakınmak gerekir.
Bu önlemlerin yanısıra, ilkbahar geç donlarından korunmak için yukarıda uygulanması önerilen doğrudan etkili önlemler, sonbahar geç donlarından korunmada da aynı ölçüde etkilidir.
Yüksek sıcaklığın etkileri
Bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde düşük sıcaklıklar kadar optimumun üzerindeki yüksek sıcaklıklar da, sıcaklığın derecesine, süresine, bitkinin gelişme dönemine bağlı olarak zararlı etkide bulunur. Yüksek sıcaklıklar bitkide fotosentez ve solunum arasındaki dengenin bozulmasına yol açar. Bunun sonucu olarak, bitkilerde büyümenin yavaşladığı, toprakta hızla artan su kaybını karşılayacak düzeyde su bulunmadığı durumda ise bitkilerin sararma, solma, kıvrılma ve sonuçta kuruyarak öldüğü gözlenmektedir.
Yüksek sıcaklıkların etkisi daha önce de belirtildiği gibi bitkinin gelişme dönemine göre farklılık gösterir. Genç bitki döneminde (fide ve fidan) zararlanmalar daha şiddetli olur. Çiçeklenme ve döllenme zamanında meyve tutumu, meyve tutumundan sonraki dönemde meyvenin irileşerek olgunlaşmasını olumsuz yönde etkiler. Olgunlaşma dönemindeki yüksek sıcaklıklar ise düşük sıcaklıklarda olduğu gibi meyvenin renginin açılmasına, tadının azalmasına, yaprağı tüketilen türlerde yaprakların sararmasına ve pörsümesine neden olur. Bu nedenle verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkiler. Bununla birlikte, özellikle bazı sebze ve meyvelerde olgunlaşma sırasındaki optimumun biraz üzerindeki sıcaklıklar (25-30°C) rengin, tadın ve kokunun oluşmasını olumlu yönde etkiler (Örneğin kavun, karpuz, şeftali, kayısılarda).
Tüm canlılar gibi, bitkilerin yaşamını oluşturan büyüme ve gelişme ile ilgili olaylar genetik yapı ve çevre koşulları tarafından yönlendirilmektedir. Herhangi bir yörede, genetik yapıları farklı olan bitkilerden, o yörenin çevre, yani ekolojik koşullarına uyum sağlayabilenler yaşama şansına kavuşmaktadırlar. Bir diğer değişle, bitkisel üretimin çeşitliliği büyük ölçüde çevreyi (ekoloji) oluşturan iklim ve toprak koşulları tarafından belirlenmektedir.
İklim
Yeryüzünün değişik yörelerindeki atmosferik olayların değişimini inceleyen ve ortalama değerler olarak ifade eden iklim üzerindeki bilimsel çalışmalar, Klimatoloji bilim dalının konusudur. İklim, türlerin dağılım sınırlarını belirlemektedir. İklim; su yüzeyleri, rüzgar yönü, atmosferdeki CO2 düzeyinden etkilenmektedir. Örneğin, su buharı ve CO2 molekülleri, güneş tarafından yayılan sıcaklık dalgalarını tutarlar. Yapılan çalışmalar fosillerin parçalanması sonucu atmosferdeki CO2 miktarının 1 ppm/yıl oranında artmakta olduğunu göstermiştir.
İklim sadece bahçe bitkilerinin yetişmesini sınırlamaz, aynı zamanda verim ve kaliteyi de belirler. Bu bölümde iklimi oluşturan etmenlerden sıcaklık, su, ışık ve rüzgarın bahçe bitkileri yetiştiriciliği açısından önemi üzerinde durulacaktır.
Sıcaklık
1. Optimum sıcaklık
Bitkilerin temel fizyolojik yaşam olayları üzerine en etkili iklim faktörü sıcaklıktır. Daha düşük ve daha yüksek sıcaklıklarda gelişmelerini sürdürebilen bitkiler bulunmasına rağmen, genellikle bu sınır 5-36°C arasında değişmektedir. Ancak, tüm bitkisel üretim dallarında olduğu gibi, bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde de amaç, en yüksek verim ve kaliteyi sağlayacak bir optimum sıcaklık rejiminin sağlanmasıdır. Doğal olarak, sözkonusu edilen bu optimum sıcaklık sınırı ya da eşiği, bitki tür ve çeşitlerine göre büyük ölçüde farklı olabileceği gibi, bitkilerin içinde bulundukları gelişme devrelerine de (çimlenme, sürme, çiçeklenme, döllenme ve olgunlaşma gibi) büyük ölçüde bağlıdır. Bu yüzden, bahçe bitkilerinin değişik gelişme devrelerinde, mümkün olduğu kadar en yüksek fotosentez oram (özümleme) sağlayacak, buna karşılık respirasyon (solunum) yoluyla enerji kaybım en aza indirecek sıcaklık rejimlerinin belirlenmesi, her ekolojide en iyi sonuç veren bitkilerin yetiştirilmesini mümkün kılacaktır.
Bilindiği gibi bitkilerin çoğunluğu, gelişme dönemi içinde, gündüz sıcaklığından daha düşük bir gece sıcaklığına ihtiyaç duyarlar. Sözkonusu sıcaklık farkının yeterli olmadığı durumlarda, meyvelerin kendilerine özgü renklerini kazanamadıkları, sebze fidelerinin pişkinleşemedikleri ve şaraplık üzümlerde kaliteli şarap üretimi için büyük önem taşıyan asit oranının düştüğü görülmektedir.
.2. Sıcaklık toplamı
Herhangi bir bitkinin belirli bir gelişme evresini tamamlaması için belli bir sıcaklık enerjisi toplamına ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı hesaplamak için, belirli bir temel sıcaklığın (minimum gelişme-eşik-sıcaklığı) üzerindeki günlük sıcaklık derecelerinin toplamı alınmaktadır ve birimi "gün-derece"dir. Örnek olarak asma + 10°C'nin üzerindeki sıcaklıklarda gelişme gösterdiğinden, herhangi bir ekolojide bir üzüm çeşidinin sürme ve olgunlaşma dönemleri arasındaki "Etkili Sıcaklık Toplamı İsteği", bu periyod içinde 10°C ve üzerindeki günlük ortalama sıcaklıkların toplanması ile hesaplanmaktadır. Meyve türleri için "Etkili Sıcaklık Toplamı"nm hesaplanmasında sert çekirdekli meyveler için + 5°C, yumuşak çekirdekli, meyveler için + 7°C, Antep fıstığı için + 12°C esas alınır. Yine her ekolojinin, değişik bitki tür ve çeşitlerinin minimum gelişme sıcaklıklarına göre hesaplanmış etkili sıcaklık toplamlarından hareket ederek, o ekolojide hangi tür ya da çeşitlerin daha başarılı olarak yetiştirilebileceği konusunda karar verilebilir. Örneğin, merkez ilçe olarak 1650 gün-derece etkili sıcaklık toplamına sahip olan Ankara'da, ürünlerini olgunlaştırabilmeleri için bu değerden daha yüksek etkili sıcaklık toplamı isteyen İnkara, Papaz karası ve Oküzgözü gibi üzüm çeşitleri ile Antep fıstığı gibi meyve türlerinin ekonomik olarak yetiştirilmeleri mümkün olamamaktadır.
3. Düşük sıcaklığın etkileri
3.1. Düşük sıcaklığın yararlı etkileri
Ilıman iklim kuşağında yetiştirilen çok yıllık bahçe bitkilerinin, ilkbaharda normal gelişmelerine başlayabilmeleri için belirli bir derecenin altında belirli bir süre soğuklatılmaları gerekir. Yumuşak ve sert çekirdekli, sert kabuklu meyveler ile üzümsü meyveleri kapsamına alan sözkonusu çok yıllık bahçe bitkilerinin +7°C'nin altında geçen süre olarak ifade edilen soğuklama istekleri, ileriki bölümlerde ayrıntılı olarak değinileceği gibi, 100-2700 saat arasında değişmektedir.
Düşük sıcaklıkların diğer bir olumlu etkisi de, bazı kışlık sebze türlerinde vegetatif devreden generatif devreye geçişi hızlandırmasıdır. Lahana, karnabahar, turp, havuç, kereviz, soğan, pırasa gibi türler, tohum veya fide döneminde donma sıcaklıklarının üzerindeki (4-10°C) sıcaklıklarda tutulmadıkça (4-8 hafta) çiçeklenemez; dolayısı ile, meyve ve tohum oluşturamazlar. Bitkilerin generatif faza geçmek için düşük sıcaklık isteme olayına "Vernalizasyon = Soğuklama" adı verilir. Düşük sıcaklıklar yazlık bazı sebze türlerinde de (domates, fasulye, bezelye) erken çiçeklenmeyi ve meyve tutumunu uyarıcı etkide bulunmaktadır.
.3.2. Düşük sıcaklığın zararlı etkileri
Bitkilerde hücreleri ve hücreler arası boşlukları dolduran suyun sıcaklığı donma noktasına, hatta buna yakın derecelere düştüğünde, ölümle sonuçlanan zararlanmalar meydana gelmektedir. Aslında bitkilerde soğuk zararı, sıcaklığın minimum gelişme derecesinin altına düşmesi ile başlamaktadır. Bu devrede fotosentetik aktivitenin sona ermesi ile bitki zorunlu dinlenmeye girmektedir.
Yukarıda belirtildiği gibi, dokularda sıcaklığın donma derecesine düştüğü durumlarda, özellikle hücreler arası boşluklardaki suyun donması sonucu oluşan buz kristalleri, hücre duvarlarını parçalayarak hücrelerin mekanik olarak zararlanmalarma yol açmaktadır. Bunun sonucu olarak, hücre öz suyunun ortamdan çekilmesi, aynı zamanda yapısında bulunan proteinlerin koagüle olmasından dolayı protoplazmanm pıhtılaşmasına, enzimlerin etkisiz kalmasına neden olmaktadır. Yine kışın, soğuk nedeni ile kökler tarafından suyun emiliminin azalması, herdemyeşil bitkilerde transpirasyonla kaybedilen suyun karşılanamamasma neden olarak doku kurumalarına yol açmaktadır.
Yetiştiricilik sırasında özellikle çiçeklenme dönemindeki düşük sıcaklıklar (10°C'nin altında) meyve ve sebzelerde meyve tutumu sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur. Çünkü, bu sıcaklıklarda tozlanma ve döllenme için gerekli olan çiçek tozlarının gelişememesi veya gelişse bile çimlenme yeteneğinde olmaması, dişicik tepesinin çiçek tozlarım kabul etmemesi gibi nedenlerle döllenme sorunları ortaya çıkar. Bunun yarımda döllenme meydana gelse bile, meyve irileşemez, küçük kalır. Bu da verim ve kalitenin düşmesine neden olur. Bu tür sorunlara özellikle örtüaltı sebze tarımında rastlanır. Örneğin domates, patlıcan ve biberde partenokarp meyve oluşumu gibi.
Meyvenin olgunlaşması sırasındaki düşük sıcaklıklar, rengin yeterince oluşamamasma, kabuk veya yapraktaki kütiküla tabakasının kalınlaşmasına neden olarak kalitenin düşmesinde etkili olur.
gözlenmektedir. Kış düşük sıcaklıkları köklerde de mekanik zararlar meydana getirmektedir. Bu zararlanmaya, toprağın donma ve çözülmeler ile kabarması neden olmaktadır. Toprağın vaktinden önce çözülmesini önleyen malç uygulamaları oldukça yarar sağlamaktadır. Kış soğuklarından korunmak için, kritik yörelerde, soğuklara dayanımı yüksek tür ve çeşitlerin kullanılması, fosforlu ve potaslı gübrelemeye önem verilerek, aşırı ve geç dönemde azotlu gübrelemeden ve sulamadan kaçınılması, yeni tesis edilmiş veya alçak gövdeli ürün çağındaki bağlarda, omcalarm kışa girmeden toprakla örtülmesi, çilekte malçlama yapılması önerilebilir.
İlkbahar geç donları
Herhangi bir ekolojide, erken ilkbahar döneminde meyvelerde çiçeklenmenin, asmalarda sürmenin başlamasından sonra, hava sıcaklığı sık sık 0°C'ye ya da altına düşüyorsa, o ekolojide ekonomik anlamda meyvecilik ve bağcılık yapılması sözkonusu olmamaktadır. Meyve türleri arasında özellikle erken çiçek açan badem, kayısı, erik ve şeftali gibi türler, ülkemizin iç bölgeleri ile geçit yörelerinde sık sık ilkbahar geç donlarından zarar görmektedirler. Bu türlerde bütün çiçeklerin birden açması, zararlanma oranım daha da arttırmaktadır. Buna karşılık elma ve armut, hem yukarıda belirtilen türlere göre daha geç, hem de periyodik olarak daha uzun sürede çiçek açtıklarından ilkbahar geç donlarından daha az zarar görürler. Tüm meyve türlerinde, su kapsamı daha yüksek olan küçük meyveler, çiçeklere göre düşük sıcaklıklara karşı daha duyarlıdır. Geç don tehlikesi olan yörelerde, Ocak ve özellikle ?ubat aylarında havaların normalin üzerinde sıcak geçtiği yıllarda, tomurcuklar zamanından önce aktif hale geçtiklerinden, çiçeklenme döneminde zararlanma olasılığı artmaktadır.
İlkbahar geç donları, iç bölgeler ile geçit yörelerinin yanısıra, Ege bölgesi bağlarında da zaman zaman zarar oluşturmakadır. Özellikle İç Anadolu bölgesi ile bu bölgenin geçit yörelerinde omcalarda sürmenin başlamasından hemen sonra meydana gelen geç donlar ile Ege bölgesinde Manisa ve İzmir ovalarını çevreleyen yüksek dağlardan (Spil dağı, Boz dağı ve Nif dağı gibi) esen soğuk rüzgarlar bazı yıllarda önemli ürün kayıplarına neden olmaktadırlar.
İlkbaharda daha geç çiçek açan tür ve çeşitlerin yetiştirilmesi,
meyve bahçeleri ve bağların don tabanı oluşturan vadiler ve çukur
alanlar yerine meyilli arazilerde ve kuzeye bakan yöneylerde
kurulması, soğuk havanın akıp gitmesi için sıraların düzgün
oluşturulması, ağaçların yüksekten taçlandırılması ile ilkbahar geç
donlarından bir ölçüde korunmak mümkündür. Bunların yamsıra,
bağcılıkta yüksek terbiye sistemlerinin uygulanması ve mümkün
olduğu kadar geç budama yapılması, ilkbahar geç don zararımn
önlenmesi veya hafifletilmesi açısından oldukça etkili kültürel
önlemlerdir. ,
Yukarıda sözü edilen dolaylı önlemlerin yamsıra, geç don tehlikesinin söz konusu olduğu günlerde meyve bahçeleri ve bağlarda, ateş yakarak ya da ısıtıcılar kullanarak sıcaklığı yükseltme, dumanlama, şişleme, vantilatörlerle havayı karıştırma, yağmurlama ve örtü altına alma gibi doğrudan etkili uygulamalarla ilkbahar geç donlarından korunmak mümkün olabilmektedir.
Sonbahar erken donları
Ülkemizin özellikle İç ve Doğu Anadolu bölgelerinin 1500 m'ye kadar yüksekliğe sahip olan kesimlerinde, sonbahar erken donları zaman zaman meyve ve sebze bahçeleri ile bağlarda henüz tam olarak olgunlaşmamış ürüne ve sürgünlere zarar vermektedir. Bu yönlerde ilkbaharda geç çiçek açan, ürünlerini olgunlaştırmak için daha düşük sıcaklık toplamına ihtiyaç duyan meyve tür ve çeşitleri ile üzüm çeşitlerini yetiştirmek ve erkencilik sağlayan Amerikan asma anaçlarını kullanmak, meyve bahçelerini ve bağları meyilli alanlarda kurmak, bağlarda yüksek terbiye sistemlerim uygulamak, dengeli bir sulama ve azotlu gübreleme rejimi uygulamak suretiyle sonbahar geç donlarından korunmak, dolayısıyla ekonomik anlamda meyvecilik ve bağcılık yapmak mümkün olmaktadır. Yine sebzecilik açısından da bu yörelerde domates, patlıcan vb. yüksek sıcaklık toplamı isteyen sebzelerden sakınmak gerekir.
Bu önlemlerin yanısıra, ilkbahar geç donlarından korunmak için yukarıda uygulanması önerilen doğrudan etkili önlemler, sonbahar geç donlarından korunmada da aynı ölçüde etkilidir.
Yüksek sıcaklığın etkileri
Bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde düşük sıcaklıklar kadar optimumun üzerindeki yüksek sıcaklıklar da, sıcaklığın derecesine, süresine, bitkinin gelişme dönemine bağlı olarak zararlı etkide bulunur. Yüksek sıcaklıklar bitkide fotosentez ve solunum arasındaki dengenin bozulmasına yol açar. Bunun sonucu olarak, bitkilerde büyümenin yavaşladığı, toprakta hızla artan su kaybını karşılayacak düzeyde su bulunmadığı durumda ise bitkilerin sararma, solma, kıvrılma ve sonuçta kuruyarak öldüğü gözlenmektedir.
Yüksek sıcaklıkların etkisi daha önce de belirtildiği gibi bitkinin gelişme dönemine göre farklılık gösterir. Genç bitki döneminde (fide ve fidan) zararlanmalar daha şiddetli olur. Çiçeklenme ve döllenme zamanında meyve tutumu, meyve tutumundan sonraki dönemde meyvenin irileşerek olgunlaşmasını olumsuz yönde etkiler. Olgunlaşma dönemindeki yüksek sıcaklıklar ise düşük sıcaklıklarda olduğu gibi meyvenin renginin açılmasına, tadının azalmasına, yaprağı tüketilen türlerde yaprakların sararmasına ve pörsümesine neden olur. Bu nedenle verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkiler. Bununla birlikte, özellikle bazı sebze ve meyvelerde olgunlaşma sırasındaki optimumun biraz üzerindeki sıcaklıklar (25-30°C) rengin, tadın ve kokunun oluşmasını olumlu yönde etkiler (Örneğin kavun, karpuz, şeftali, kayısılarda).


Comment